HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 27 KASIM 2021, CUMARTESİ

Aydınlanma zamanı…

16.04.2021 00:00:00
'Aydınlanma zamanı…' seslendirme dosyası:

Zamanın düşünürleri; Aydınlanma dönemini Fransız devrimine bağlasalar da, bu her ülke için geçerli değildir.  

Çünkü cehalet öyle bir şeydir ki, saraydan tutun dağ başında çobanın gezdiği topraklara kadar her türlü ortamda yeşerir ve yerleşir. Cehalet ve bağnazlık arsızdır.

Paris ayaklanmasına ön ayak olan ve Fransa'yı kapsayan hak arayışı; başlangıçta hiç de öyle medeniyet için gerçekleşmiş bir ayaklanma değildir. Aksine, açlıktan ve hastalıktan sokaklarda insanların öldüğü, saraydan, "ekmek bulamazsanız pasta yiyin" sloganlarının yükseldiği zamanlarda, bunu dile getirmeye çalışan bir halk hareketidir. Halkın ihtiyaçlarını duyurmaya çalışan aydınların da elbette başı çektiği doğrudur. O dönem Fransa'da haksız yere mahkum olanların, vergi borcunu ödeyemediği için hapishanelere atılanların, polis ve adli görevlilerin rüşvet alarak insanları katlettikleri, sarayın seyirci kaldığı bir dönemdir. Ve ne gariptir ki, yolsuzluk, fuhuş, ahlaksızlık gibi olaylar bu dönemde çok fazladır. 

Bu olaylara karşı sokağa çıkıp haykırmaktan başka çaresi kalmadığını gören halk kitleleri; derin bir öfke nöbeti ile kaybedecek bir şeyi kalmadığı için devrimin bir parçası haline gelivermiştir. 

Fransız devrimi gerçek hedefine bugün bile ulaşamamıştır. Cumhuriyetçilerin aralarına sızan ajan provokatörleri, saray yanlılarını, kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen ve yeni cumhuriyete zarar veren din adamlarını temizlemek tam on yıl almış, bu arada bazı devrimciler de kral yanlısı olmakla suçlanarak öldürülmüş veya mahkûm edilerek kaza kurşununa kurban gitmişlerdir. 

Türklerin aydınlanma dönemi ise, İstiklal Savaşı'ndan önceye dayanır. Bunda Anadolu erenlerinin büyük rolü vardır. Ahi teşkilatları, bugün yozlaşmış olan dergâhlar ve tekkeler, sadece dine göre yaşamayı değil; ahlaklı ve vatansever olmanın önemini anlatan kuruluşlar olmuşlardır. Yerleşik düzene geçmiş; dili, dini, ırkı, cinsi ne olursa olsun çevresindeki insanlara kapılarını açarak bir sevgi okulu olarak çalışmışlardır. 

Bir avuç insan; yaşadıkları dönemde çevrelerine ışık saçmış, geride çok kıymetli eserler bırakmışlardır. Ancak her dönemde gücü elinde bulunduranlar; bu insanları tehlikeli addetmişler, ezmeye ve yok etmeye veya sürgüne göndermeye çalışmışlardır.  Osmanlı imparatorluğu döneminde dahi bu tür insanlar saray entrikaları ile padişahın çevresinden uzak tutulmuş, başarılı olmuş vezirler, bilim adamları, komutanlar dedikodu ve iftiralar ile yok edilmişlerdir. 

Çok az padişah bilgisinden feyz almak istediklerini kollamış, lalalarını bile gönlüne yakın ancak saray ve devlet işlerine uzak tutmuştur. Avrupa saraylarında hüküm süren imparatorların sanatçıları, düşünürleri ve yazarları kolladıkları bilinmektedir. Bunun asıl nedeni, bunların kendisi aleyhine çalışabileceği ihtimaline karşı el altında bulundurduğu gerçeğidir. 

Türkiyede aydınlanma dönemi ise, Atatürk'ün Samsun'a çıkması ile başlamış;  insanlara düşünmedikleri şeylerin zincirlerini kırarak düşünmelerini; vatanın elden gitmekte olduğunu, istibdat yönetiminin, tek adam idaresinin yanlışlarını, Cumhuriyet ve demokrasinin faziletlerini birer birer anlatması ile gelişmiştir. Ancak onun da savaşlar sonrası başarılı dönemi ölümü ile sona ermiş, yobazlık, yolsuzluk, haksızlık ve adaletsizlik hortlamıştır. 

Günümüzde, esir devletlerin aydınlanması batılı güçlerce son derece tehlikeli bulunmaktadır. Kölelik rejiminin devam etmesi bütün dünyada çeteler ve yer altı örgütlerince desteklenmektedir. Bundan en büyük kazancı sağlayanlar ise mantar gibi çoğalan uluslararası terör örgütleridir. 

Görünmez bir el tarafından beslendiği ve desteklendiği ifade edilen bu tür örgütler aslında çok uluslu ve dev sermayeli şirketlerin devletler üstü oluşturduğu konsorsiyumların bir uzantısıdır. 

Aydınlanma; öncelikle kişinin özgürlüğü ve hür iradesi ile insanca yaşamın kapılarını açan; düşünce dünyasını zenginleştiren, taassup zincirlerini ve esaret halkalarını kıran bir kavramdır.  Dini organizasyonlar ise buna karşı olan örgütlerce bir yapılanma alanı olarak seçilmiştir. Dini organizasyonları kendilerine uluslararası köleler yetiştirmek için en kolay örgütlenme biçimi olarak görmektedirler. Oysa bu büyük organizasyonlar, kişi ile inandığı tanrı arasına taht kurmuş en büyük engellerdir. Bugün medeniyeti ellerinde tutan ve teknolojide ileri giden dünya devi doğu ülkelerine bu pencereden bakmanızı ve niçin başarılı olduklarını görmenizi tavsiye ederim. Çünkü onlar da bizim gibi kendi düşünür ve bilim adamlarının kıymetini bilmiş, beyin göçüne mani olmuşlardır. 

Türkiye'de gerçek Anadolu aydınları, süslü püslü üniversitelerde okumadıkları ve batı tandanslı olmadıkları için kabul görmemekte; dışlanmakta, ölüm yıldönümlerinde bile ülkenin ileri gelen basın organlarında haber dahi yapılmamaktadırlar.  Oysa onlar bizim geçmiş değerlerimizdir. 

Bu insanlardan biri olan sevgili Haydar Hoca'nın ölüm yıldönümünde yapılan anma törenlerinden bir tek kare fotoğrafın bile Türk basında yer almaması, televizyonlara ve radyolara haber olmaması büyük bir ayıptır ve gerçek nedeni işte budur. 

Ancak; bu ülkenin hamuruna işlemiş ve Türk insanının gönlüne taht kurmuş hiçbir Anadolu ereni unutulmamış; bir gün gelip su yüzüne çıkarak; onu yoketmeye çalışanlara inat bilgisini sadece bizlerle değil, dünya ile paylaşmaya devam etmiştir. 

Biz; kendi aydınlanmamızı yaşamaya devam edeceğiz.

Bu da sadece bize değil, tüm genele yansıyacaktır. 

Kalın sağlıcakla…

 
Taner Tümerdirim / diğer yazıları
- Okul her yerdedir / 27.11.2021
- Gençliğin gücü… / 25.11.2021
- Görmezden gelmek / 20.11.2021
- Sakallı Celal Efendi / 16.11.2021
- “Dostlar beni hatırlasın…” / 13.11.2021
- Atatürk denince… / 09.11.2021
- 'Vera'yı unutan toplum / 06.11.2021
- İndirin perdeleri, güneş battı! / 03.11.2021
- Cumhuriyeti korumak… / 29.10.2021
- Nedamet güneşi… / 26.10.2021
- 'Langa' hıyarı / 23.10.2021
- Köyler ve Levanten düşünceler / 19.10.2021
- Fütuhu’l gayb ‘Âlemlerin Kapısı’ / 18.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 17.10.2021
- Gençler için hangisi doğru? / 16.10.2021
- Türk izciliği örgütleniyor / 13.10.2021
- ...Ve tarihi eserden şehir mobilyaları… / 05.10.2021
- Belediyeler kimin tarafında? / 28.09.2021
- Edirne sokakları… / 25.09.2021
- Türkiye’nin milli duruşa ihtiyacı var… / 22.09.2021
- 1999 Spor Şûrası / 17.09.2021
- Baş ucumda iki bardak durur… / 14.09.2021
- Basketbol kampları ve Hayri Koyuncu / 12.09.2021
- 9 Eylül’ü kimse unutturamaz / 10.09.2021
- ‘Hüseyin Boğuldu’ ve ‘Süt Veren’ Şelalesi / 07.09.2021
- Felaket senaryoları / 05.09.2021
- Eskiler satıyorum… / 31.08.2021
- Cumhuriyet'e giden yol / 28.08.2021
- Atatürk'ü rahat bırakın, vatanı kurtarsın / 24.08.2021
- Bir şeyleri değiştiremeden yaşamak… / 21.08.2021
- Bir toplum gönüllüsü: İzmir Baba / 17.08.2021
- Türk gençlerini bekleyen yeni tehlike: Uyuşturucu / 15.08.2021
- Türkiye, Amerika ile savaşabilir mi? / 10.08.2021
- Çiçeklerin ölümü… / 07.08.2021
- Muhalefet, iktidarı denetlemektir / 03.08.2021
- Vicdan terazisi… / 31.07.2021
- Kaz Dağları’ndan esen rüzgâr: Erkut Onart / 27.07.2021
- Çoçuklar… / 20.07.2021
- Yaşadıklarımız… / 17.07.2021
- …Ve bir gün bitiverir hayat… / 13.07.2021
- Akıl tutulması… / 11.07.2021
- Düzen sokaktan başlar / 06.07.2021
- Sudan korkan nesil / 04.07.2021
- Çok büyüğüne gerek yok… / 29.06.2021
- Bir Babalar Günü daha geçti / 25.06.2021
- Siyasetin dengeleri değişiyor / 22.06.2021
- Devir, gençlerin devri… / 19.06.2021
- Kahvenin köpüğü… / 15.06.2021
- “Milli dil…” / 12.06.2021
- Denizin çığlığı / 08.06.2021
- Mora’nın tohumları / 04.06.2021
- Yine Atatürk düşmanlığı, yine vurdumduymazlık / 01.06.2021
- 29 Mayıs: Batının kara günü… / 28.05.2021
- Haydar Hoca’nın kitapları… / 25.05.2021
- İki insan - İki acı… / 23.05.2021
- İki insan - İki acı ... / 22.05.2021
- Hasan Tahsin ya da Osman Nevres neden önemlidir? / 18.05.2021
- Bayramları sakladık , güneşi sarmaladık … / 14.05.2021
- Nevi şahsına münhasır insanlar… / 11.05.2021
- Yönetim beceriksizliği bizim sonumuz olacak / 03.05.2021
- Yorgun fenerler… / 30.04.2021
- İzmir’de bir tarih: Kemeraltı / 27.04.2021
- Vatandaşın coşkusu öfkeye dönüyor / 23.04.2021
- Firavunların sonu / 20.04.2021
- Aydınlanma zamanı… / 16.04.2021
- 14 Nisan unutulur mu? / 13.04.2021
- Ramazan ayı ve hoşgörü / 09.04.2021
- İnandığın şey gerçeğindir / 06.04.2021
- Atıklar ve Avrupalı yaşlılar cenneti... / 02.04.2021
- Sadece karın doyurmak yetmez / 31.03.2021
- Bir ormanın içinde… / 22.03.2021
- Kendini inkâr eden 'milli' bakanlık / 19.03.2021
- Milli devlet yok mu oluyor? / 16.03.2021
- Yol kenarı çocukları... / 12.03.2021
- Kara elmasın karası... / 10.03.2021
- Kara elmasın karası... / 09.03.2021
- Zamanın ötesinde yaşamak... / 05.03.2021
- Sevgili Haydar Hocam... / 02.03.2021
- Her şey eskisi gibi olacak mı? / 26.02.2021
- Kışı eğlenceye çevirenler / 23.02.2021
- Derneklerin işi zor... / 19.02.2021
- 18 ve 20 yaş aymazlığı… / 16.02.2021
- Edirne sokakları... / 12.02.2021
- Geleceğin mimarları, geleceğin liderleri… / 09.02.2021
- Kestane kokusu… / 05.02.2021
- Uludağ ve milli parklar... / 02.02.2021
- 'Milli' olmayı kaybetmek... / 29.01.2021
- Milli paranın gücü / 26.01.2021
- Milli devlet olmadan, beyin göçü durdurulamaz / 22.01.2021
- Süt, ekmek ve gazete… / 19.01.2021
- Aklın arkasındaki krallık: Amerika / 15.01.2021
- Ülkü birliği ve bir ulusu yok etmek… / 08.01.2021
- Su özgürlük istiyor… / 05.01.2021
- Çin’e kolera aşısı gönderen Türkiye! / 31.12.2020
- Kanlı Noel… / 29.12.2020
- Cehennem çiçekleri açmadan / 22.12.2020
- ‘Şimdi sıra bende…’ / 13.12.2020
- Öğretmenler; ‘Uzay çağı başladı, biz sınıfta kaldık’ / 08.12.2020
- Atatürk size minnettardır / 01.12.2020

Yeni Mesaj arşivinde 'tarihte bugün'

Yeni Mesaj Gazetesi arşivi 2001 yılına kadar eksiksiz içerikle erişime açık olup ayrıca tüm arşivde anahtar kelimelerle arama yapmak da mümkündür.

16.04.2020, 16.04.2019, 16.04.2018, 16.04.2017, 16.04.2016, 16.04.2015, 16.04.2014, 16.04.2013, 16.04.2012, 16.04.2011, 16.04.2010, 16.04.2009, 16.04.2008, 16.04.2007, 16.04.2006, 16.04.2005, 16.04.2004, 16.04.2003, 16.04.2002


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.