logo
28 EYLÜL 2026

Bahçeli'ye Erdoğan'ın paylaşımı ile yanıt veren Özgür Özel: Bunlar iyi siyasetçiler ama kötü insanlar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında Erdoğan ve Bahçeli'nin eleştirilerine yanıt verdi. CHP'nin terör saldırısında PKK'nın adını anmadığı iddia eden Bahçeli'ye kendi paylaşımı ve Erdoğan'ın paylaşımı ile yanıt verdi. Özel, bütçe görüşmelerinde CHP'yi dinlemeden salonu terk ede Bahçeli'yi HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu'nun 'özerlik' çıkışına yanıt vermeye davet etti.

26.12.2023 16:32:00 / Güncelleme: 26.12.2023 16:42:01
Haber Merkezi
 
Bahçeli'ye Erdoğan'ın paylaşımı ile yanıt veren Özgür Özel: Bunlar iyi siyasetçiler ama kötü insanlar
Bahçeli'ye Erdoğan'ın paylaşımı ile yanıt veren Özgür Özel: Bunlar iyi siyasetçiler ama kötü insanlar

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Grup Toplantısında; kendisinin şehitlerle ilgili mesajını ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımı gösterdi ve "Tüm vatandaşlarımızın dikkatine: Askerlerimiz şehit olduğunda, CHP'nin Genel Başkanının tweeti: 'Pençe Kilit Operasyon bölgesinde, PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan altı askerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.' Sayın Bahçeli, bugün dedin ya; 'PKK'nın adını anmaz onlar, hain onlar.' PKK'nın adını anmayan bir hain arıyorsan, işte Recep Tayyip Erdoğan'ın tweeti. Öyle bedava siyaset yok artık. Hain arıyorsan burada" diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM'de, parti grup toplantısında konuştu.

Grup Toplantısında önce, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitler için bir dakika süreyle saygı duruşunda bulunuldu.

Özgür Özel de konuşmasında Pençe Kilit Harekatında şehit olan askerlerin isimlerini tek tek saydı ve "Bir kez daha hem Silahlı Kuvvetler'e, hem aileye, bütün ailelere, hem de milletimize CHP Grubu olarak baş sağlığı diliyoruz." dedi.

"Alışılmış ezberleri tekrar etmekle ve tekrar ettirmekle meşguldüler"

Partsinin ortak bildiriye imza koymaması nedeniyle yapılan eleştirilere cevap veren Özel,  "Biz şehitlerimizi, ailelerini, şu anda sınır ötesinde vazife başındaki askerlerimizi düşünürken, onlar için kafa yorarken; Ankara'da birileri alışılmış ezberleri tekrar etmekle ve tekrar ettirmekle meşguldüler. Biz 12 askerimizin nasıl şehit olduğunun, Pençe Kilit operasyon bölgesindeki askerlerimizin durumunun milletimize anlatılmasını, Meclis'in bilgilendirilmesini; Cumhurbaşkanı ya da Milli Savunma Bakanı eliyle hem halkın huzuruna çıkıp bir şeyler söylenmesini, hem de parti gruplarının bilgilendirilmesini, Meclis'in bilgilendirilmesini talep ettik. Çünkü bölgeden; çok çelişkili haberler geliyordu, gelmeye de devam ediyor. Rakamlarla ilgili haberler gelmeye devam ediyor, oradaki şartlarla ilgili haberler gelmeye devam ediyor." diye konuştu.

"Bu milletin 12 evladı hayatını kaybettiğinde Milli Yas edilecek bir şey görmüyorlar"

Şehitler için 3 günlük Milli Yas ilan edilmesi çağrısında bulunduklarını ancak cevap alamadıklarını hatırlatan CHP Lideri, "Kanunu var, yetkisi belli, ilan edecek kişi Cumhurbaşkanı, belli. Ama hiç oralı olmadılar, hiç bunu duymadılar, hiç bunu hissetmediler. Daha önce bu yetkiyi Suudi Arabistan Kralı öldüğünde üç gün süreyle kullanmışlardı. Onlar Suudi Arabistan Kralı ölünce bu ülkede milli yas ilan edilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Ama bu milletin 12 evladı hayatını kaybettiğinde, burada Milli Yas edilecek bir şey görmüyorlar. İşte böyle bir anlayışla karşı karşıyız, muhatabız; ve onlar iktidar, biz muhalefet tarafındayız." ifadelerini kullandı.

"Sizi meşrulaştıracak hiçbir imzayı atmayacağız"

Şehit haberleri geldiğinde Meclis'te bütçe görüşmelerinin devam ettiğini ve o esnada genel kurulda olan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e bilgilendirme yapıp yapmayacağı sorulduğunda 'Hayır' diyerek önündeki mikrofınu ittiğini söyleyen Özel, ortak bildiriye imza atmama gerekçelerini şu şekilde ifade etti:

"Her zaman olduğu gibi; bir A4 kağıt, iki paragraf yazı, 'altına hep birlikte imza atalım, terörü kınayalım, şehitlerimizi analım.' 'Milli Yas ilan etmeyelim, gerek yok; Suudi Kralı kadar değerli değiller', 'Ne yaşanıyor onu size anlatmayalım, çünkü milletin vekili olsanız da sarayın muhatabı değilsiniz. Ama bir göreviniz var, bu A4 kağıda imza atacaksınız, hep beraber kınama yapacağız.' Dedik ki: Milli Yas ilan edilmeden, bu Meclis bilgilendirilmeden, bu devletin geleneklerinde vardır; başta ana muhalefet partisi, muhalefet partilerine gerekli bilgilendirme yapılmadan, sizin sorumluluğunuza ortak olacak, sizi meşrulaştıracak, sizinle birlikte hiçbir imzayı atmayacağız. Biz artık hiçbir evladımız bir daha şehit olmasın diye, askerlerimiz daha iyi korunsun diye, kimse şehitlerimiz üzerinden siyaset yapmasın diye, anneler gözyaşı dökmesin diye; artık sizin istediğiniz A4'ler üzerine imzalar koyup, iktidarın peşinden koşturup; terör belasını bu topraklardan silmek yerine bir sonraki şehit cenazesine kadar unutan anlayış ile ortaklaşmadık, bundan sonra da ortaklaşmayacağız."

"CHP burada, grup burada"

İktidara yakın bazı köşe yazarlarının ve bazı AKP'lilerin 'CHP'de farklı düşünenler var', 'CHP'de, 'iktidar partisiyle birlikte olmalıydık, ona destek vermeliydik' diyenler var' diyenler olduğunu belirten Özel, CHP'nin yayımladığı bildirideki imzaları göstererek , "İşte baksınlar CHP burada, Grup burada." dedi. 

Özel, CHP'nin bildirisinin ortak bildiriden sonra gelen tepkiler üzerine hazırlandığı iddiasını da yalanlayarak "Ömer Çelik, bu yalanı atıyor; koca koca gazetelerin, koca koca yazarları, baş yazarları demiş ki; 'CHP sonradan kendi bildirisini imzaladı.' Meclis tutanaklarını açın, bu bildiri okunduğu dakikada, ardından Grup Başkanvekilimiz söz alıyor ve bu bildiriyi satır satır okuyor. Bu bildirinin hazırlanma talebi geldiğinde, üç Grup Başkanvekilimiz ile görüştük. 'Taleplerimiz yerine gelirse ne ala, gelmezse kendi bildirimizi hazırlayalım' dedik. Dört partinin bildirisinin okunduğu dakika ile CHP'nin bildirisinin okunduğu dakika aynı dakikadır; Meclis tutanaklarında vardır, canlı yayında izlenmiştir. Herkes oradan görebilir ki; bu ciddi bildiriyi, bu şeklen ve diğerine göre çok daha ciddi bildiriyi; bu içerik olarak, diğeri büyük bir hatadır, terörü kınarken, terörü lanetleyen bu bildiriyi; şehitlere sahip çıkan, ailelerine karşı sorumluluğu hatırlatan Gazi Meclis'in sorumluluklarına söyleyen, dört başı mamur bu bildiriyi, büyük bir onurla, büyük bir gururla; CHP Genel Başkanı ve Grup Başkanı olarak; Grup Başkanvekillerimle birlikte imzaladık ve o dakika yayınladık. Yaptıkları dezenformasyon, bizdeki bir eksiklikten değil, ezberleri bozulduğu içindir." dedi.

"Zorlu bir döneme giriyoruz"

İktidara böyle bir yanıtın verilmesi gerekriğini ifade eden Özgür Özel, "Zorlu bir döneme giriyoruz. Göğüs göğüse mücadeleye gireceğiz. Nelerle muhatabız biliyoruz. Bizin nelerle muhatap edecekler göze alıyoruz. Onlardan korkmuyoruz, ama bu partinin karşısındakinden değil, arkasında durduğunu düşündüğünden bir dost ateşi almak dışında bir endişesi yoktur, kendimize güveniyoruz, kimseden korkmuyoruz." şeklinde konuştu.

"Konvoyun peşine takılan bir CHP olmayacak"

"1984'ten beri kaç ortak bildiri imzaladık. Sonucunda ne elde ettik, neyi çözdük, neyi başardık, hala daha niye annelerin gözü yaşlı, babaların yüreğinde taş var. Ve halen daha sürekli, ne zaman ama ne zaman; Türkiye'de artık bir şeyler iyiye gidecek denildiğinde, şehit cenazeleri geliyor." diyen Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Artık insanlar su sorunun cevabını istiyorlar. Öyle ne ezbere iktidar var, ezbere muhalefet var. CHP'yi bundan önce hesaba katmayanlar, bundan sonra o kirli hesaplarını iki kere yapsınlar. Çünkü yanılacaklar. 2012'ydi, 16 şehit vardı, 'Meclis toplansın' denilince, AK Parti'nin sözcüsü 'Birkaç Mehmet şehit oldu diye Meclis'i toplamaya gerek yok' diyordu. O günlerden bu günlere değişen bir şey yok. O günlerden bu günlere şehidi uğurlarken bir konvoy, bir konvoyda hepimiz varız. O ay yıldızlı al bayrağın arkasındaki o konvoyda hepimiz varız. Ama şehidi uğurlayan o konvoyda olmak, şehidin arkasından sorumluluğu taşıyan iktidar partisinin, 'Birkaç Mehmet şehit oldu diye' Meclis toplamayanların; Suudi Kral'a yas ilan edip Mehmetçiğe yas ilan etmeyenlerin siyasi konvoyunun peşine takılacak bir CHP yok, olmayacak."

"Hain arıyorsan işte Erdoğan'ın tweeti"

MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin 'CHP'nin bildirisinde PKK yazmıyor, çünkü CHP 'PKK' diyemez.' şeklindeki sözerine yanıt veren CHP Lideri Özel, "Şimdi, tüm vatandaşlarımızın dikkatine: Bu askerlerimiz şehit olduğunda, CHP'nin genel başkanının tweeti, 'Pençe Kilit Operasyon bölgesinde, PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan altı askerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı diliyorum.' Aynı olay olduğunda, Sayın Bahçeli; bugün dedin ya, 'PKK'nın adını anmaz onlar, hain onlar.' PKK'nın adını anmayan bir hain arıyorsan, işte Recep Tayyip Erdoğan'ın tweeti. Öyle bedava siyaset yok artık. Hain arıyorsan burada." diyerek kendisinin ve Erdoğan'ın paylaşımlarının basılı olduğu kartonları gösterdi.





"Bunları sormak ve takip etmek mecburiyetindeyiz"
 
Pençe Kilit Operasyonunun 20 aydır sürdüğünü ve sadece şehit geldikçe hatırlandığını ifade eden Özel, "Oradaki askerler; bir de aç kaldıklarında, milletvekillerine whatsapp'tan attıkları videolarla… Bu operasyonun amacı ne, hedefi ne, hedefine ulaştı mı? Ulaştıysa niye oradayız, ulaşmadıysa neden ulaşmadı? Bunun tane tane anlatılması lazım. Saldırıya uğrayan üs bölgelerinde terörist taarruzları; mevsimsel şartlara karşı yeterli korumaya sahip olunmadığı için mi başarılı oluyor? Uygun şekilde tahkimat yok mu? Bu şartlarda koruyamıyorsak, Mehmetçiğin güvenliği için başka tedbirler alınması gerekmiyor mu? Bölgede meteorolojik şartlar çok çetin, insansız hava araçlarının meteorolojik nedenlerle uçamadığı durumlarda; gözetleme zafiyetini giderecek ilave tedbirler alınıyor mu? Alınmıyorsa niye alınmıyor, eldeki kabiliyetler nelerdir? Üs bölgelerinin termal kameralı ve benzeri elektro-optik sistemleri, nicelik ve nitelik olarak yeterli mi değil mi? Yetersizse, ne için hızla giderilmemektedir? Özellikle altın saat olarak tabir edilen süre içinde; sağlık desteği ve tıbbi müdahale için imkan ve kabiliyetler yeterli mi? Harp cerrahisi ve askeri hastane mantığı ile mücadele etmek gerekirken, 15 Temmuz sonrasında kapatılan askeri hastaneler ve ortaya çıkan zafiyet bu ölümlerde ne kadar pay sahibi? Son dönemde yoğunluğu artan terörist saldırılarda üçüncü ülke veya grupların, istihbarat ve benzeri destekleri var mı?" diye sordu.

Özel, "Bunları sorgulamak, bunlara cevap istemek; suç değil, hata değil, bir muhalefet partisi olarak hakkımızdır, ödevimizdir, terk edemeyeceğimiz sorumluluklardır. Bu soruyu kimse kendi menfaati için değil, bir daha oradan tek bir Mehmetçik, hayatını kaybederek gelmesin; bir daha 81 vilayetin herhangi birisine ateş düşmesin diye bunları sormak ve takip etmek mecburiyetindeyiz." dedi.

Şehit cenazesindeki protesto

Memleketi Manisa'da katıldığı şehit cenazesindeki protestoya dair de konuşan Özgür Özel, cenaze öncesi provokasyon olacağı yönündeki istihbarart nedeniyle cenazeye katılmaması uyarısının yapıdlığını belirterek, "Eğer ben bir provokasyon olacak diye üçü, beşi, onu, 100 kişiyi; benim memleketimde beni sözde itibarsızlaştıracaklar diye korkup da bir şehit cenazesine gitmemeye kalkarsam, oturduğum koltuğun hakkını vermemiş olurum, o koltuk buna müsait değil." dedi.

Provokasyonu yapan isimlerin tek tek ortaya çıktığını ifade eden Özel, "Nasıl ki Gaziantep'te çelengimize saldıran AK Parti'nin aday adayı çıktıysa; Manisa'da Kırkağaç'taki aday adayı bir kadının nasıl provokasyonu gün boyunca organize ettiği, nasıl orada saldırıları başlattığı ve teker teker isim isim her birisi ortaya çıkıyor. Benim üzüntüm; bir şehit cenazesini Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve hepimize yakışır bir şekilde uğurlayamamış olmaktır." diye konuştu.

Yaşanan olaylar sırasındaki tutumları için Manisa Valisi, Manisa Emniyet Müdürü ve polislere teşekkür eden Özel, ayırca 'protestolarla ailemizin ilgisi yok, Özgür Bey bizim ailemizin çocuğu, Manisa'nın evladı, onunla gurur duyuyoruz, yapılanları lanetliyoruz' diyen Budak ailesine bu acılarına rağmen, bu hakkaniyetsizliğe ses çıkaran koca yürekli insanlara yürekten teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu.

"Meral Hanım'ın da çelengini parçalıyorlar"

Elazığ'daki şehit cenazesinden Meral Akşener'in yolladığı çelengin de parçalandığına dikkat çeken Özgür Özel, "Büyük ayıptır, büyük yanlıştır; ama muhatap olduğumuz kötülüğü tanımak için çok önemli bir göstergedir. Meral Hanım, partisi ortak bildiri yapalım dedi, imzayı attı, ancak Meral Hanım'ın çelengini de parçalıyorlar. Biz son yıllarda saydım, 28 imza atmışız. Biz imza atmışız, onlar Genel Başkanımızın önüne kurşun koymuşlar. Biz imza atmışız, onlar Genel Başkanımıza Grup çıkışında yumruk attırmışlar. Biz imza atmışız, onlar gitmişler Çubuk'ta Genel Başkanımıza linç etmeye çalışmışlar. Linçten sonra da Çubuk'a gitti diye, 'Nereye gideceğine dikkat etsin' demişler, Anıtkabir'de bile Genel Başkanımızın elini havada bırakmışlar. Halen daha bu kötücül akılla, 'Önce imza atsaydık, sonra eleştirseydik' diyen varsa, aklını peynir ekmekle yemesin." ifadelerini kullandı.

"Bunlar kötü insanlar"

Özel sözlerini şöyle sürdürdü:

"ütün akıl veren, kötü niyetli ya da iyi niyetli; akıl veren yazan çizen herkese söylüyorum, karşımızda olanların durumu şudur: Recep Tayyip Erdoğan kötü bir siyasetçi değil, iyi bir siyasetçi. Devlet Bahçeli de öyle, çok iyi siyasetçi. Ama bunlar kötü insanlar, kötü insanlar."

"Yere batsın yerliliğin, yere batsın milliliğin"

"Kimseden aferin bekleyerek siyaset yapmayız. Ama bugüne kadar imza atınca, 'Aferin attı' diyen yok." diyen Özgür Özel, "İmza atınca 'CHP birlik ve beraberliğin teminatı' diyen yok. Seçim sath-ı mailine gidince montaj videolarla bizi Kandil ile birlikte göster, İstanbul seçimlerinden önce, 'Bunlar kazanırsa, İSPARK'ı PKK'ya verecekler' de; sıkışınca son gece Abdullah Öcalan'dan mektup okut; ondan sonra yerli ve milli siyaset: Yere batsın yerliliğin, yere batsın milliliğin." dedi.

Bahçeli'ye: Ağzını aç da konuş bakalım

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin bütçe görüşmeleri sırasında DEM Parti'yi ve CHP'yi takip etmeyeceğim' diyerek genel kurulu terk ettiğini hatırlatan Özgür Özel, Bahçeli'ye şöyle seslendi:

"Sayın Devlet Bahçeli, HDP'yi dinlemedi, CHP'yi dinlemedi. Ama Sayın Devlet Bahçeli, oturdu HÜDA PAR'ı dinledi, ittifak ortağı HÜDA PAR'ı. HÜDA PAR'ın genel başkanı, konuşması sırasında, önce bir kere, mikrofon kapandı diye açılınca ikinci kez elinde hilafet yeşili parti programı ile sanki inadına dönüp, MHP sıralarına bakarak, şunları okudu: 'Olumlu ve olumsuz tüm yönleri ile eyalet sistemi, özerklik ve federasyon gibi yönetim modelleri serbestçe tartışılabilmelidir. Özerklik, eyalet sistemi, federasyon… Bunların olumlu, olumsuz yanları varmış, eğer olumsuz yönlerini say deseniz bana düşse neler söyleyeceğimi benden iyi bilirsiniz… Ama niye bana düşsün? Bunlar ittifak ortağı değil mi? HÜDA PAR ile ittifak yapmadılar mı? Olumlu yönlerini biri saysın, olumsuz yönlerini biri saysın. Haydi, Recep Tayyip Erdoğan federasyonun, özerkliğin, eyaletlere bölünmenin olumsuz yönlerini saysın: Rabia yapsın, 'tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek vatan' diye saysın. Bunları sayınca der ki federasyon olursa, eyalet olursa; 'tek vatan, tek bayrak, tek devlet' olmaz, bunlar olumsuz yönleri. Olumlu yönlerini kim sayacak? Ağzına geleni söyleyen Devlet Bahçeli, ağzını aç da konuş bakalım, bu sistemin olumlu yönlerini de sen anlat ittifak ortağın yerine."

"Kimler kimlerle beraber"

Özel, Bahçeli'ye yönelik sözlerini şöyle sürdürdü::

"Sayın Bahçeli Rahmi Aşkın Türeli'nin ve Gökhan Günaydın'ın konuşmalarını dinlemediler. Bu iki konuşmacı, partimizin üyesi, partinin yazılı tüm dokümanları ile bağlılar, başta da parti programı. Konuşmayı dinlemediği CHP'nin parti programında, 'CHP, Atatürk milliyetçiliğini benimsemektedir, CHP Türkiye'nin bölünmesine, parçalanmasına yönelik tüm düşünceleri kesinlikle reddeder' yazıyor. HÜDA PAR'ın parti programında ise 'Olumlu ve olumsuz tüm yönleriyle eyalet sistemi, özerklik, federasyon gibi yönetim sistemleri tartışılmalı, Anayasanın ilk dört maddesi tartışılmalıdır' diyor. Alın size CHP, alın size HÜDA PAR. Sayın Bahçeli, ittifak ortağının sözleri ile söyleyeyim: 'Kimler kimlerle beraber.'"

"Artık yeter!"

86 milyon için, CHP olarak; yeni bir yol açtıklarını ve bu yolda cesaret ve kararlılıkla yürüyeceklerini belirten CHP Lideri, sözlerini şu şekilde tamamladı:

 "Ben neye imza atıp, neye imza atmadığımı söylediğimde; çıkmış birisi 'bana masal anlatma' diyor. Bir masal anlatayım: Bir varmış, bir yokmuş… Ülkenin birinde zalim ve zengin bir kral yaşarmış. Kendisi zenginmiş, halkı çok fakirmiş. Kendi çocukları nasıl olduğu bilinmeden, işler kurar, zengin olur, gemiler alır, filolar kurar, ticaret yapar; bir eli yağda, bir eli balda yaşarmış. Ama halkın çocukları hem fakirmiş hem de işsizmiş. Bu çocuklar fakir ve işsiz olunca, bu işsiz, fakir, gariban çocuklar; kralın ordusu için, gider o orduda asker olurlarmış. O fakir çocuklar, ülkeleri için savaşırken; kral sarayında oturur, ama bir gün o çocuklar ölüp de şehit düşünce, kral hemen o çocukların fakir evlerine kocaman bir bayrak astırırmış. Kral, cenazeye koştururmuş. Bir eliyle tabutu tutar, bir eline mikrofon alır; konuşmalar yapar, nutuklar atarmış. Şehidin annesi bayılınca, annesine bir iğne; başlarını sokacakları bir ev, varsa kardeşi ona bir iş verilir, sonra kral sarayına döner, fakir çocuklar tekrar orduya gidermiş. Zenginlerin çocukları, kralın çocukları para kazanmaya devam eder; fakirlerin çocukları da ölmeye devam edermiş. Bu hikaye, bu ülkede sürekli devam edermiş. Zenginler, kralın çocukları bedelli askerlik yapar; gariban çocukları bedel öder, şehit düşermiş. Günün birinde birileri çıkmış, o ülkenin evlatları çıkmış ve 'kral çıplak' dememişler ama 'halk fakir, kral zengin, artık yeter' demişler. Artık yeter. Bu ülke herkes için zenginleşene kadar, hep birlikte çalışacağız, fakir fukaranın şehit olduğu, bunların zengin olduğu düzene dur diyeceğiz. Artık yeter, artık yeter, artık yeter."

SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”

Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları “banka ve müşteri sırrı” gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda “sır” perdesi ne zaman kalkacak?

28.09.2026 19:40:00
Haber Merkezi
 
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?”
Türkiye'de yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren fon krizinde paraların akıbeti ve denetim tartışılırken, yıllardır kamuoyunun yanıt beklediği başka bir dosya yeniden gündemde: Ziraat Bankası'ndan Demirören Grubu'na kullandırılan yüz milyonlarca dolarlık kredi. Mehmet Şimşek, krediye ilişkin ayrıntıları "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklamamıştı. Şimdi soru daha da büyüyor: Devletin parası söz konusu olduğunda "sır" perdesi ne zaman kalkacak?

Fon skandalında yüz binlerce yatırımcı bekliyor

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül 2026'da 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. SPK'nın 23 Eylül'deki açıklamasına göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.

Fon krizinde toplam büyüklük konusunda farklı rakamlar gündeme gelirken, tasfiye kapsamındaki fonların büyüklüğü çeşitli hesaplamalarda 826 milyar lira ile yaklaşık 891 milyar lira arasında gösteriliyor.

Süreç yalnızca finansal kayıplar açısından değil, denetim mekanizmalarının nasıl işlediği açısından da tartışılıyor. Soruşturma kapsamında 24 Eylül itibarıyla tutuklu sayısının 26'ya yükseldiği bildirildi.

BİR TARAFTA YATIRIMCININ PARASI, DİĞER TARAFTA KAMU BANKASININ KREDİSİ

Fon krizinde yüz binlerce yatırımcı parasının ne zaman ve hangi yöntemle geri ödeneceğini beklerken, kamuoyunun yıllardır yanıt aradığı başka bir dosya da yeniden hatırlanıyor.

Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alma sürecinde Ziraat Bankası'ndan kullandığı 800 milyon dolarlık kredi, uzun süredir tartışma konusu.

Kredinin akıbetine ilişkin TBMM'ye yöneltilen sorulara Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in verdiği yanıtta ise ayrıntılar "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle açıklanmadı.

NE OLMUŞTU?

Kredi, 2018 yılında Demirören Holding'in Doğan Medya Grubu'nu satın alması sürecinde gündeme geldi. Sayıştay raporlarına yansıyan bilgilere göre başlangıçta 800 milyon dolar olarak ifade edilen kredi, yeniden yapılandırmalar sonrasında 895,6 milyon dolarlık bir borç tutarına ulaştı ve 2022'de yüzde 4 faizle 14 yıl vadeye yayıldı.

Daha sonra Sayıştay'ın 2023 yılı incelemelerinde de borcun yapılandırmalara rağmen ödeme planına uygun şekilde ödenmediği ve 31 Aralık 2023 itibarıyla Demirören'e ilişkin borç tutarının 30 milyar 208 milyon TL'yi aştığı belirtildi.

8 Ocak 2026: CHP Parti Sözcüsü ve İzmir Milletvekili Zeynel Emre, Demirören Grubu'nun Doğan Medya Grubu'nu satın alması için Ziraat Bankası tarafından kullandırıldığı belirtilen 800 milyon dolarlık kredi konusunda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yanıtlaması istemiyle TBMM'ye soru önergesi verdi.

18 Şubat 2026: Önergeye Şimşek imzalı yazılı yanıt verildi. Yanıtta, Ziraat Bankası'nın açıklaması aktarıldı ve krediye ilişkin ayrıntıların 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 73. maddesindeki "sırların saklanması" hükümleri kapsamında banka/müşteri sırrı olduğu belirtilerek paylaşılmadı.

21 Şubat 2026: Bu yanıt basına 'Demirören kredisine sır perdesi' şeklinde yansıdı.

"SIRA DEMİRÖREN BORCUNA NE ZAMAN GELECEK?"

Fon krizinde SPK'nın müdahalesiyle birlikte "Kim denetledi, riskler neden daha önce görülmedi, yatırımcıların parası nasıl korunacak?" soruları sorulurken, kamu bankası kaynaklarının kullanıldığı Demirören kredisi konusunda da benzer bir şeffaflık tartışması yaşanıyor.

Buradaki kritik fark ise şu: Fon krizinde söz konusu olan yatırımcıların özel tasarrufları, Demirören dosyasında ise kamu bankası Ziraat'ın kullandırdığı kredi.

Dolayısıyla tartışmanın merkezindeki soru yalnızca "borç ne kadar?" değil.

Kamu bankasından verilen yüz milyonlarca dolarlık kredinin bugünkü durumu nedir, ne kadarı tahsil edildi, hangi koşullarda yapılandırıldı ve kamu bu süreçte ne kadar risk üstlendi?

Mehmet Şimşek'in "banka ve müşteri sırrı" gerekçesiyle ayrıntıları açıklamaması, bu soruların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fon krizinin ardından gözler yeniden eski dosyalara çevrilirken, "Fonlardaki paranın hesabı sorulurken, Demirören'in kamu bankasına olan borcunun hesabı ne zaman açıklanacak?" sorusu da yeniden gündeme taşınıyor.

RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Osmaniye'de bir öğretmenin okul bahçesinde öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında yayın yasağı kararı alındığını açıkladı

28.09.2026 16:34:00
İhlas Haber Ajansı
 
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
RTÜK'ten Osmaniye'deki saldırıya yayın yasağı
Olaya ilişkin RTÜK'ten yapılan açıklamada, "Osmaniye 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 28/09/2026 tarihli ve 2026/5294 D. İş sayılı kararı ile Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2026/15733 sayılı soruşturma kapsamındaki olay hakkında yayın yasağı getirilmiştir.

Karar; toplum sağlığının ve ahlakın, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ve yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla verilmiştir. Kararda, soruşturma konusu olayla ilgili olarak her türlü haber, röportaj, eleştiri vb. yayınların, görsel ve sosyal medya ile internet ortamında yapılmasının 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca yasaklandığı belirtilmektedir.

Bu kapsamda, tüm medya hizmet sağlayıcılarının söz konusu kararın gereklerine titizlikle uyması önem arz etmektedir. Yayın yasağına aykırı yayın yapılması hâlinde, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca gerekli işlemler yapılacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur" ifadelerine yer verildi.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi

Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek

28.09.2026 14:00:00
Haber Merkezi
 
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
Savcılığın Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi
20 milyar dolarlık büyüklüğe ve 450 binin üzerinde hesap sahibine ulaşan fon soruşturmasında tasfiye koşulları netleşiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikle 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesinin gündeme geldiği belirtildi.

Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51'e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.

Kapsamda hangi fonlar var?
Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı'nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül'de Merkezi Kayıt Kuruluşu'ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK'ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK'nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.

Para hareketleri ortaya çıkarılacak
Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK'dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.

Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı

Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, saldırıyı gerçekleştirdiği belirtilen A.B.'nin yakalanarak gözaltına alındığını açıkladı

28.09.2026 13:44:00 / Güncelleme: 28.09.2026 13:50:04
Haber Merkezi
 
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
 Osmaniye’nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü’nde, Farabi Anadolu Lisesi’nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili silahlı saldırıda ağır yaralandı. Öğretmen tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı
Osmaniye'nin Merkez ilçesine bağlı Çardak Köyü'nde, Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde öğretmen Mehmet Bilgili ilahlı saldırı sonucu ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan öğretmen tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, şüpheli A.B.'nin kısa sürede yakalanarak belirtirken saldırganın öğretmenin yeğeni olduğunu açıkladı.

Yeğeni olduğu ortaya çıktı
Valiliğin açıklamasına göre olay, 28 Eylül 2026 tarihinde meydana geldi. Merkeze bağlı Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nin bahçesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni Mehmet Bilgili, aralarında husumet bulunan yeğeni A.E. Bilgili'nin silahlı saldırısına uğradı. İhbar üzerine okula 112 Acil Sağlık ve jandarma ekipleri yönlendirildi.
Tabancayla açılan ateş sonucu ağır yaralanan öğretmen, ambulansla kaldırıldığı hastanede müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Okula giden Vali Mehmet Fatih Serdengeçti, yetkililerden bilgi aldı.

Zanlının psikolojik sorunları olduğu açıklandı
Serdengeçti, gazetecilere, saldırının eğitim öğretimle alakası olmadığını söyledi.
Öğretmen ile yeğeni arasında husumet bulunduğunu dile getiren Serdengeçti, şöyle konuştu:
"Zanlı şizofren, psikiyatri bağlamında uzun yıllardır tedavisi devam ediyor. Daha önce öğretmenimizin kendisini yetiştirdiği, evlat olarak baktığına yönelik bilgiler var elimizde. Fakat son dönemlerde husumet oluşuyor, şizofreni kaynaklı çeşitli iddialardan kaynaklı bu menfur saldırıyı gerçekleştiriyor. Gerek kolluk kuvvetlerimizce gerek Cumhuriyet Başsavcılığınca aydınlatacaktır. Burada öğrenci ve eğitime dönük bir saldırı değil."
Vali Serdengeçti, saldırganın amcası olan öğretmeni hedef aldığını belirterek, "Okulumuzun bahçesinde hedef alıyor. Geçmiş olsun, başımız sağ olsun." dedi. Serdengeçti, şüphelinin yakalandığını ve olayda kullanılan ruhsatsız tabancanın ele geçirildiğini ifade ederek, "Kendisinin, öğretmene husumete dönük çeşitli iddiaları var fakat saldıran kişinin şizofreni belirtileri olduğunu biliyoruz." diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.