logo
28 EYLÜL 2026

Bakan Yerlikaya, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri anlattı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, yeni düzenlemede zorunluluk hali dışında kaza yerini terk edenlerle ilgili olarak, "O hal dışında kaza yerini terk etme 46 bin lira, 2 yıl sürücü belgesini alıyoruz, 1 yıldan 3 yıla kadar da hapis cezası var" dedi

29.05.2025 05:38:00
AA
 
Bakan Yerlikaya, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri anlattı
Bakan Yerlikaya, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri anlattı

Yerlikaya, katıldığı bir TV programında, TBMM Adalet Komisyonunda görüşülen Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine ilişkin soruları yanıtladı.

36 maddelik kanun teklifine ilişkin bilgiler veren Yerlikaya, göreve başladığı 2023'te günlük ortalama 17,9 kişinin trafik kazalarında hayatını kaybettiğini, 2024'te bu sayının 17,4'e düştüğünü söyledi.

"Güvenli Trafik Güvenli Türkiye" mottosuyla 2030'a kadar trafikteki can kayıplarını yarı yarıya, 2050'de ise sıfıra indirmeyi planladıklarını belirten Yerlikaya, İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda üçer yıllık eylem planı hazırlandığını anlattı.

Türkiye ile bazı ülkelerde trafikte 100 bin kişi başına düşen can kayıplarına değinen Yerlikaya, "AB ülkelerinde 2015'te 5,15, Türkiye'de 9,56. Rusya'da 17,50, ABD 12,10, Kanada 5,80, Japonya 4,20. 2020'de durumumuz ne' Kovid dönemi olmasına rağmen Türkiye 9,56'dan 5,82'ye inmiş. Rakam olarak en düşük dönemimiz bu. 2023'te 7,67'ye çıktı." dedi.

2002'de ülke nüfusunun 66 milyon, araç sayısının 9 milyon olduğunu, o yıl toplam can kaybının 9 bin 5, günlük can kaybının 24,7 olduğunu aktaran Yerlikaya, "2021'de nüfusumuz 84,6 milyon, araç sayısı 25,2. Nüfus 20 milyona yakın artmış, araç sayısı 25 milyona yükselmiş, can kaybı 9 binden 5 bin 362'ye düşmüş." ifadesini kullandı.

Yerlikaya, 2030'da ülke nüfusunun 88,1 milyon olarak planlandığını belirterek, "Araç sayımız 42,4 milyon olacak. Bu kadar artışa rağmen toplam can kaybımız, hedef 2 bin 791. Daha sonra bunu 20 yılda sıfır can kaybı noktasına getireceğiz." dedi.

Göreve başladığı ilk yılda denetimlerin yüzde 50 arttırıldığını aktaran Yerlikaya, 2023-2024 arasında yüz yüze 41,3 milyon denetim yapıldığını, 10 milyon kişiye cezai işlem uygulandığını kaydetti.

Yıl sonunda yaka kamerası taşıyan güvenlik görevlisi sayısı 111 bine ulaşacak

Yerlikaya, "Göreve gelir gelmez denetim gücümü arttırmak için trafikte polis ve jandarma araç sayımızı yüzde 48 arttırdım. Trafikte ekip sayısını yüzde 36 arttırdık. Radardaki artış şimdilik yüzde 17,5, bunu da arttıracağız. Yaka kamerası 2023'te 19 bin 604'dü, yüzde 117 ile 42 bine ulaştırdım. Bu yılın sonunda 111 bin, yani beylik tabancası gibi herkesin kamerası olacak." dedi.

Bakan Yerlikaya, kameralara yüz tanıma sisteminin de entegre edileceğini vurguladı.

"Düzenleme sonrası çakarlı araç sayısı yüzde 80 azalmış"

Yasa dışı çakarlarla ilgili toplumda büyük nefret oluştuğuna işaret eden Yerlikaya, şöyle konuştu:

"Cezası 6 bin 439 liraydı. Trafik Kanunu'nun 26'ncı maddesinde değişiklik yaptık. Para cezası 138 bin lira oldu, 30 gün ehliyetini alıyoruz, 30 gün de aracı trafikten men ediyoruz. İkincisinde 276 bin lira, bir yılda iki ve daha fazla oluyorsa bu ceza uygulanacak ve bu kişilerin ehliyetini 60 gün alıyoruz, 60 gün de aracı trafikten men ediyoruz. 2023-2024'te çakarla ilgili 100 bin 249 araç denetlenmiş, yüzde 266 daha fazla denetim yaparak 336 bini geçmişiz. Geçen sene 6 bin 79 kişiye 6 bin 439 lira ceza yazmışız, bir anda (yürürlüğe giren düzenleme sonrası) bakın 1203'e düşmüş. İkinci defa işlem yapılan bir kişi var. Düzenleme sonrası çakarlı araç sayısı yüzde 80 azalmış. İddia ediyorum yıl sonuna kadar bu oran yüzde 90'ı geçecek."

Yerlikaya, kamu-özel ayrımı olmadan yasa dışı çakar kullanan herkese cezai işlem uygulanacağını söyledi.

Hız ihlalinden günde 10 kişinin hayatını kaybettiğini anlatan Yerlikaya, şerit izleme ve değiştirme, geçiş önceliği ve dönüş kurallarına uymama, arkadan çarpma ve kırmızı ışık ihlallerinin en fazla can kaybına sebep olan hatalar olduğunu kaydetti.

Trafikteki can kayıplarının yüzde 84'ünün bu sebeplerle yaşandığına dikkati çeken Yerlikaya, "3 günde bir vatandaşımız maalesef kırmızı ışık ihlalinden hayatını kaybediyor." dedi.

2024'teki ölümlü kazalarda her iki kural hatasından birini hız ihlalinin oluşturduğunu söyleyen Yerlikaya, "Hız ihlalinin geçen yıl ölümlü kazalardaki toplam kural hataları içerisindeki oranı yüzde 47. Ölenlerin yarısı hız ihlalinden ölüyor." diye konuştu.

"1356 kişi okul ve hastane önünde ölmüş"

2023-2024'te hız ihlallerine ilişkin 3,5 milyon kişiye işlem yapıldığını anlatan Yerlikaya, buna rağmen hız kusuru verilen kaza sayısının yüzde 14 arttığına değindi.

TÜİK verilerine göre son 10 yılda ölümlü ve yaralamalı kazaların yüzde 79'unun yerleşim yeri içinde gerçekleştiğini hatırlatan Yerlikaya, şöyle konuştu:

"Yani ölümlü 5 kazanın 4'ü şehir içinde oluyor. Yerleşim yerinde hız sebepli kazalarda can kaybı, 2019-2024 yıllarında 12 bin 140. Saatte 30 kilometre hız limiti okul, hastane önleridir. 1356 kişi okul ve hastane önünde ölmüş. Okul ve hastane önlerinde 6 senede 723 yaya ölmüş. Yani 1356'nın 723'ü yaya. Orada 169 okul çocuğu var, 0-17 yaş aralığı. Yine aynı periyotta 50 kilometre limiti olan yerde maalesef 7 bin 689 can kaybı yaşamışız. Bunun da yarısı yayaya çarpma."

Yerlikaya, 2019-2024 yıllarında yerleşim yerinde 12 bin 140, aynı periyotta şehirler arasında ise 6 bin 590 kişinin kazalarda hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ters yönde araç kullanma cezası yeniden düzenlendi

Hız ihlaliyle ilgili yapılan düzenlemeye açıklık getiren Yerlikaya, konuşmasına şöyle devam etti:

"Dünya Sağlık Örgütünün verileri, hızdaki her bir kilometrelik artışın ölüm riskini yüzde 4 arttırdığını ortaya koyuyor. Biz de şöyle bir şey yaptık, 5 kilometrelik toleransla, mesela 30 kilometre hız limiti olan okul önünde 36 dahil yakalanırsanız 2 bin lira getiriyoruz. 36'dan 40'a çıkarsan 2 bin lira. Ve burada 4 barem var, 5'erli sistem yaptık. Daha sonra 10'arlı duruma çıkıyoruz. 30 kilometre limitli bir yerde 76 ile yakaladığımız zaman 20 bin lira ceza, 30 gün ehliyetini alıyoruz. (56-65 kilometre limit aşımda) 25 bin lira ceza, 60 gün alıyoruz, 66 kilometre ve üzeri olduğunda 30 bin lira ceza ve 90 gün ehliyetini alıyoruz. Geriye doğru bir yıl içerisinde bu durum 5 kez tekrarlanırsa psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatr muayenesine sevk ediyoruz. Yerleşim yerlerinde yeni nesil tripotlu radarlar ve araç içindeki seyyar radarlarla artık çok denetim yapacağız.''

Faaliyete geçecek mobil uygulama ile vatandaşların radar bölgelerini görebileceğini anlatan Yerlikaya, "Nokta atışı değil ama yani '5 kilometre içerisinde 8 radar var.' diyecek. Amacımız ceza yazmak değil, yerleşim yeri içerisinde, okul önünde can kaybı olmaması." ifadesini kullandı.

Yerlikaya, şerit izleme kurallarına uymamanın cezasının 5 bin lira, ağır taşıtlarda bu rakamın 10 bin lira olduğunu belirterek, "Ters yön ihlali önceki kanunda tek bir cezaydı. Biz bunu yolların riskine göre yeniden düzenledik. Tek yönlü yollarda tüm araçlar için 10 bin lira yaptık. Yerleşim yeri bölünmüş yol 20 bin lira. Şehir dışı bölünmüş ve otoyollar olursa 90 bin lira ceza, 60 gün de ehliyetini alıyoruz, aracı 60 gün trafikten men ediyoruz. Makas atma 90 bin lira, 60 gün ehliyetine el koyuyoruz, 60 gün de aracı men ediyoruz. Kesin bitecek bu göreceksiniz." dedi.

Geçiş önceliği ve kavşak kuralları ihlalinde mevcut para cezasının 993 lira olduğunu anımsatan Yerlikaya, ambulans ve itfaiyeye yol verilmediğinde 46 bin lira para cezası, 30 gün sürücü belgesi geri alma ve trafikten men uygulanacağını, diğer geçiş üstünlüğü olan araçlara yol verilmediği takdirde 15 bin lira para cezası, kavşaklarda geçiş hakkı kurallarına uyulmadığında ise 5 bin lira para cezası uygulanacağını aktardı.

Yerlikaya, kırmızı ışık ihlallerinde mevcut uygulamanın 2 bin 167 lira para cezası olduğuna dikkati çekerek, ilk ihlalde 5 bin lira, ikincide 10 bin lira, üçüncüde 15 bin lira ve 30 gün süreyle sürücü belgesini geri alma cezalarının uygulanmasının yanı sıra dördüncüde 20 bin lira ve 60 gün süreyle sürücü belgesini geri alma, beşincide 30 bin lira ve 90 süreyle sürücü belgesini geri alma, altıncıda ise 80 bin lira ve psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi istenerek sürücü belgesi iptali cezalarının uygulanacağını söyledi.

Taksi konusuna değinen Yerlikaya, bu kapsamda taksimetre kullanmamak/açmamak durumunda 46 bin lira para cezasının yanı sıra aracın eksikliği giderilinceye kadar trafikten men edileceğini kaydetti.

Yerlikaya, takograf cihazı kullanmamanın cezasının 75 bin lira olduğunu, eksikliği giderilinceye kadar aracın trafikten men edileceğini, usulsüz sürücü kartı kullanımında ise ilkinde sürücüye 75 bin lira tekrarında 150 bin lira, araç sahibine bu cezaların iki katı ve ilkinde 30 gün tekrarında ise 90 gün sürücü belgesi geri almanın uygulanacağını bildirdi.

Takograf cihazına müdahaleye değinen Yerlikaya, ilkinde 185 bin lira, tekrarında 370 bin lira, araç sahibine bu cezaların iki katı, ilkinde 30 gün, tekrarında ise 90 gün sürücü belgesi geri alma ve eksikliği giderilinceye kadar trafikten men cezası verileceğini aktardı.

Yerlikaya, trafik kazalarının 3'te 2'sinde motosiklet sürücülerinin kusurlu olduğu verisini paylaşarak, kask/koruma gözlüğü kullanmayan sürücü ve yolcuya ilkinde 2 bin 500, ikincisinde 5 bin, üçüncü kez ve fazlasında 10 bin lira para cezası ile kasksız seyrine izin verilmeme adımlarının uygulanacağını aktardı.

Yeni düzenlemede 15 yaşını doldurmamış çocukların koruyucu tertibat kullanmasını sağlamamanın cezasının 5 bin lira olacağını söyleyen Yerlikaya, akrobatik hareket yapmaya 46 bin lira para cezası, 60 gün süreyle sürücü belgesi geri alma ile 60 gün trafikten men, akan trafikte yarış yapmaya ise 46 bin lira ceza, 2 yıl süreyle sürücü belgesi geri alma ile 60 gün trafikten men adımlarının uygulanacağını söyledi.

Yerlikaya, alkol/uyuşturucu etkisinde araç kullanmada mevcut cezaları paylaşmasının ardından kanun teklifinde geriye doğru 5 yıl içerisinde alkol etkisinde araç kullanımına ilkinde 25 bin lira para cezası ve 6 ay süreyle sürücü belgesi geri alma, ikincisinde 50 bin lira para cezası ve 2 yıl süreyle sürücü belgesi geri alma, üçüncüsü ve fazlasında 150 bin lira para cezası ve 5 yıl süreyle sürücü belgesi geri alma uygulanacağını bildirdi.

Bakan Yerlikaya, uyuşturucu etkisinde araç kullanmada 150 bin lira para cezası ve sürücü belgesi iptali ile alkol ve uyuşturucu ölçümü yaptırmama durumlarında 150 bin lira para cezası ve 5 yıl süreyle sürücü belgesi iptali yapılacağını söyledi.

"Dur ihtarına uymama" ile ilgili olarak ise Yerlikaya, "En üzüldüğüm kural ihlali de bu. Son 6 yılda 29 can kaybımız var, 9 şehit polis mesai arkadaşım, 16 gazimiz var. Sadece duracak ve cezası neyse onu alacak. Durmuyor, üstüne sürüyor." dedi.

Yerlikaya, dur ihtarına uymamada mevcut cezanın 2 bin 167 lira olduğunu anımsatarak, ihtara uymayarak kaçmaya 200 bin lira para cezası ve 60 gün süreyle sürücü belgesi geri alma uygulanacağını bildirdi.

Yerlikaya, sürücü belgesiz araç kullanma durumlarında 40 bin lira para cezası, sürücü belgesi geçici geri alındığı veya iptal edildiği halde araç kullanmada ise 200 bin lira para cezası uygulanacağını aktardı.

Drift atılmasına değinen Yerlikaya, 46 bin liralık para cezasıyla ilgili olarak "Çok tehlikeli, riskli olduğu için bunu 140 bin lira yaptık. 60 gün ehliyetini ve arabasını alıyoruz. Geriye doğru 5 yıl içinde bunu ikinci defa yaparsa ehliyetine veda ediyor." dedi.

Yerlikaya, kaza yerini terk etmeyle ilgili olarak da "Adam başında bekliyor, telefon açmış 112'yi çağırmış, perperişan, psikolojik olarak yıkılmış ama orada diğer kaza sakinleri, onlar da üzüntülerinden eğer ona saldırıyor o da can havliyle kaçıyorsa o 'zorunluluk hali' diyor arkadaşlar. O hal dışında kaza yerini terk etme 46 bin lira, 2 yıl sürücü belgesini alıyoruz, 1 yıldan 3 yıla kadar da hapis cezası var." diye konuştu.

Yeni düzenlemelerden bir diğerine dikkati çeken Yerlikaya, "Basın, yayın, internet, sosyal, dijital medyada elektronik cihazlar yoluyla eğer siz bir trafik kuralı ihlalini paylaşım yaparak görüntüleri alenen yayar ve överseniz 25 bin lira idari para cezası var." dedi.

Göç yönetimi

Göç yönetimine değinen Yerlikaya, konuşmasına şöyle devam etti:

"9 Aralık'tan beri gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüş yapan Suriyeliler bugün itibarıyla 250 bini geçti. 2 milyon 711 bin 170 geçici korumalı Suriyeli var. Bakın burada 47 bin aile gitti, 250 bin kişi. Sayın Cumhurbaşkanımız, 'Gönüllü, güvenli, onurlu gitmek isteyen Suriyeli kardeşlerimize bunu kolaylaştırmamız lazım.' dedi. Biz de oradaki Suriyeli ve yerli STK'larımızı topladık, konuştuk. Okul ve kış zamanı, 9 Aralık düşünün. Dediler ki 'Biz önden gidelim. Evimize, barkımıza, tarlamıza bir bakalım ne halde' Aradan 13 sene geçmiş.' Şu ana kadar 27 bin öncü göçmene, 1 Ocak'la 1 Temmuz arasında 3 kere gidip gelip orayı hazırlamayla ilgili izin verdik. Şimdi orada hazırlıklarını yapıyor. Okullar kapanacak, yaz tatili. Bayramdan sonra görüştüklerimiz, Suriyeli STK'lar, onların paylaşımları, ifadeleri bunun daha da artacağı yönünde."

Yerlikaya Türkiye'de toplam 3 milyon 988 bin 257 yabancı bulunduğunu, bunlardan 2 milyon 711 bin 170'inin geçici koruma altındaki Suriyeliler, 1 milyon 104 bin 385'inin ikamet izni olanlar ve 172 bin 602'sinin ise uluslararası koruma altındakiler olduğunu söyledi.

Bakan Yerlikaya, "2016'dan beri gönüllü, güvenli giden Suriyeli muhacirlerin sayısı 1 milyonu aştı ve bunun 250 bini 9 Aralık'tan bugüne kadar oldu. 2016'dan beri gidenler 1 milyonu aştı ama 9 Aralık'tan günümüze Suriye'deki o büyük zaferden sonra çeyrek milyon oldu." diye konuştu. 

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu

Gaziantep-Nurdağı kara yolunda yolcu otobüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı feci kazada hayatını kaybeden 2'si çocuk 7 kişinin kimlikleri belirlendi. Otomobilde bulunan ve aynı aileden olan kurbanların cenazeleri otopsi işlemlerinin ardından Hatay'a gönderilirken, hastaneye kaldırılan 16 yaralıdan birinin durumunun ciddiyetini koruduğu açıklandı

28.09.2026 11:40:00 / Güncelleme: 28.09.2026 11:43:58
Haber Merkezi
 
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep’teki kazada ölen 7 kişinin kimlikleri belli oldu
Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi kırsal Acaroba Mahallesi yakınlarında dün akşam saat 18.06'da meydana gelen, 34 HBS 100 plakalı yolcu otobüsü ile 31 AHB 98 plakalı otomobilin çarpıştığı feci kazanın bilançosu netleşti.

Hatalı sollama sonucu kontrolden çıkan otomobilin şerit ihlali yaparak otobüsün önüne kırılmasıyla gerçekleşen kazada, adli tıp kurumundaki kimlik tespit çalışmaları tamamlandı.

Aynı aileden 7 can yok oldu

Yapılan incelemelerin ardından otomobilde can veren sürücü ve yolcuların tamamının Hatay nüfusuna kayıtlı akrabalar olduğu belirlendi. Feci kazada hayatını kaybeden vatandaşların isimleri şu şekilde açıklandı:

• Gülistan Özdemir (46)

• Nisanur Özdemir (23)

• Zeynep Alin Özdemir (6 - Çocuk)

• Senem Gökşen (44)

• Atakan Gökşen (1 - Bebek)

• Fatma Balık (73)

• Gülhan Yaman (47) 

Gaziantep Adli Tıp Kurumu morgunda geceden bu yana süren otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 7 kişinin cenazesi ailelerine teslim edilerek defnedilmek üzere memleketleri Hatay'a uğurlandı.

1 kişinin hayati tehlikesi sürüyor

Kazanın ardından yan yatan midibüsten çıkarılarak kentteki çeşitli hastanelere sevk edilen 16 yaralının tedavisi hassasiyetle sürdürülüyor. Gaziantep Vali Yardımcısı İlker Eker, ilk saatlerde otobüsteki yolcuların büyük bölümünün hafif ve orta dereceli yaralanmalara sahip olduğunu bildirmişti.

Ancak gelişmeleri yakından takip eden İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi sosyal medya hesabından yaptığı son güncellemede, yaralılardan 1 vatandaşın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğunu ve hayati tehlikesinin devam ettiğini duyurdu. Diğer 15 yaralının ise genel durumlarının iyi olduğu ve hayati risklerinin bulunmadığı öğrenildi.

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen 1 Başsavcı Vekili ve 2 cumhuriyet savcısı eşliğinde, otobüs içi kameralar ve çevre güvenlik kameraları incelenerek kazayla ilgili geniş çaplı adli tahkikat sürdürülüyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.