logo
28 MART 2026

Bakan Yerlikaya, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri anlattı

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, yeni düzenlemede zorunluluk hali dışında kaza yerini terk edenlerle ilgili olarak, "O hal dışında kaza yerini terk etme 46 bin lira, 2 yıl sürücü belgesini alıyoruz, 1 yıldan 3 yıla kadar da hapis cezası var" dedi

29.05.2025 05:38:00
AA
Bakan Yerlikaya, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri anlattı
Bakan Yerlikaya, Karayolları Trafik Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri anlattı

Yerlikaya, katıldığı bir TV programında, TBMM Adalet Komisyonunda görüşülen Karayolları Trafik Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifine ilişkin soruları yanıtladı.

36 maddelik kanun teklifine ilişkin bilgiler veren Yerlikaya, göreve başladığı 2023'te günlük ortalama 17,9 kişinin trafik kazalarında hayatını kaybettiğini, 2024'te bu sayının 17,4'e düştüğünü söyledi.

"Güvenli Trafik Güvenli Türkiye" mottosuyla 2030'a kadar trafikteki can kayıplarını yarı yarıya, 2050'de ise sıfıra indirmeyi planladıklarını belirten Yerlikaya, İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda üçer yıllık eylem planı hazırlandığını anlattı.

Türkiye ile bazı ülkelerde trafikte 100 bin kişi başına düşen can kayıplarına değinen Yerlikaya, "AB ülkelerinde 2015'te 5,15, Türkiye'de 9,56. Rusya'da 17,50, ABD 12,10, Kanada 5,80, Japonya 4,20. 2020'de durumumuz ne' Kovid dönemi olmasına rağmen Türkiye 9,56'dan 5,82'ye inmiş. Rakam olarak en düşük dönemimiz bu. 2023'te 7,67'ye çıktı." dedi.

2002'de ülke nüfusunun 66 milyon, araç sayısının 9 milyon olduğunu, o yıl toplam can kaybının 9 bin 5, günlük can kaybının 24,7 olduğunu aktaran Yerlikaya, "2021'de nüfusumuz 84,6 milyon, araç sayısı 25,2. Nüfus 20 milyona yakın artmış, araç sayısı 25 milyona yükselmiş, can kaybı 9 binden 5 bin 362'ye düşmüş." ifadesini kullandı.

Yerlikaya, 2030'da ülke nüfusunun 88,1 milyon olarak planlandığını belirterek, "Araç sayımız 42,4 milyon olacak. Bu kadar artışa rağmen toplam can kaybımız, hedef 2 bin 791. Daha sonra bunu 20 yılda sıfır can kaybı noktasına getireceğiz." dedi.

Göreve başladığı ilk yılda denetimlerin yüzde 50 arttırıldığını aktaran Yerlikaya, 2023-2024 arasında yüz yüze 41,3 milyon denetim yapıldığını, 10 milyon kişiye cezai işlem uygulandığını kaydetti.

Yıl sonunda yaka kamerası taşıyan güvenlik görevlisi sayısı 111 bine ulaşacak

Yerlikaya, "Göreve gelir gelmez denetim gücümü arttırmak için trafikte polis ve jandarma araç sayımızı yüzde 48 arttırdım. Trafikte ekip sayısını yüzde 36 arttırdık. Radardaki artış şimdilik yüzde 17,5, bunu da arttıracağız. Yaka kamerası 2023'te 19 bin 604'dü, yüzde 117 ile 42 bine ulaştırdım. Bu yılın sonunda 111 bin, yani beylik tabancası gibi herkesin kamerası olacak." dedi.

Bakan Yerlikaya, kameralara yüz tanıma sisteminin de entegre edileceğini vurguladı.

"Düzenleme sonrası çakarlı araç sayısı yüzde 80 azalmış"

Yasa dışı çakarlarla ilgili toplumda büyük nefret oluştuğuna işaret eden Yerlikaya, şöyle konuştu:

"Cezası 6 bin 439 liraydı. Trafik Kanunu'nun 26'ncı maddesinde değişiklik yaptık. Para cezası 138 bin lira oldu, 30 gün ehliyetini alıyoruz, 30 gün de aracı trafikten men ediyoruz. İkincisinde 276 bin lira, bir yılda iki ve daha fazla oluyorsa bu ceza uygulanacak ve bu kişilerin ehliyetini 60 gün alıyoruz, 60 gün de aracı trafikten men ediyoruz. 2023-2024'te çakarla ilgili 100 bin 249 araç denetlenmiş, yüzde 266 daha fazla denetim yaparak 336 bini geçmişiz. Geçen sene 6 bin 79 kişiye 6 bin 439 lira ceza yazmışız, bir anda (yürürlüğe giren düzenleme sonrası) bakın 1203'e düşmüş. İkinci defa işlem yapılan bir kişi var. Düzenleme sonrası çakarlı araç sayısı yüzde 80 azalmış. İddia ediyorum yıl sonuna kadar bu oran yüzde 90'ı geçecek."

Yerlikaya, kamu-özel ayrımı olmadan yasa dışı çakar kullanan herkese cezai işlem uygulanacağını söyledi.

Hız ihlalinden günde 10 kişinin hayatını kaybettiğini anlatan Yerlikaya, şerit izleme ve değiştirme, geçiş önceliği ve dönüş kurallarına uymama, arkadan çarpma ve kırmızı ışık ihlallerinin en fazla can kaybına sebep olan hatalar olduğunu kaydetti.

Trafikteki can kayıplarının yüzde 84'ünün bu sebeplerle yaşandığına dikkati çeken Yerlikaya, "3 günde bir vatandaşımız maalesef kırmızı ışık ihlalinden hayatını kaybediyor." dedi.

2024'teki ölümlü kazalarda her iki kural hatasından birini hız ihlalinin oluşturduğunu söyleyen Yerlikaya, "Hız ihlalinin geçen yıl ölümlü kazalardaki toplam kural hataları içerisindeki oranı yüzde 47. Ölenlerin yarısı hız ihlalinden ölüyor." diye konuştu.

"1356 kişi okul ve hastane önünde ölmüş"

2023-2024'te hız ihlallerine ilişkin 3,5 milyon kişiye işlem yapıldığını anlatan Yerlikaya, buna rağmen hız kusuru verilen kaza sayısının yüzde 14 arttığına değindi.

TÜİK verilerine göre son 10 yılda ölümlü ve yaralamalı kazaların yüzde 79'unun yerleşim yeri içinde gerçekleştiğini hatırlatan Yerlikaya, şöyle konuştu:

"Yani ölümlü 5 kazanın 4'ü şehir içinde oluyor. Yerleşim yerinde hız sebepli kazalarda can kaybı, 2019-2024 yıllarında 12 bin 140. Saatte 30 kilometre hız limiti okul, hastane önleridir. 1356 kişi okul ve hastane önünde ölmüş. Okul ve hastane önlerinde 6 senede 723 yaya ölmüş. Yani 1356'nın 723'ü yaya. Orada 169 okul çocuğu var, 0-17 yaş aralığı. Yine aynı periyotta 50 kilometre limiti olan yerde maalesef 7 bin 689 can kaybı yaşamışız. Bunun da yarısı yayaya çarpma."

Yerlikaya, 2019-2024 yıllarında yerleşim yerinde 12 bin 140, aynı periyotta şehirler arasında ise 6 bin 590 kişinin kazalarda hayatını kaybettiğini açıkladı.

Ters yönde araç kullanma cezası yeniden düzenlendi

Hız ihlaliyle ilgili yapılan düzenlemeye açıklık getiren Yerlikaya, konuşmasına şöyle devam etti:

"Dünya Sağlık Örgütünün verileri, hızdaki her bir kilometrelik artışın ölüm riskini yüzde 4 arttırdığını ortaya koyuyor. Biz de şöyle bir şey yaptık, 5 kilometrelik toleransla, mesela 30 kilometre hız limiti olan okul önünde 36 dahil yakalanırsanız 2 bin lira getiriyoruz. 36'dan 40'a çıkarsan 2 bin lira. Ve burada 4 barem var, 5'erli sistem yaptık. Daha sonra 10'arlı duruma çıkıyoruz. 30 kilometre limitli bir yerde 76 ile yakaladığımız zaman 20 bin lira ceza, 30 gün ehliyetini alıyoruz. (56-65 kilometre limit aşımda) 25 bin lira ceza, 60 gün alıyoruz, 66 kilometre ve üzeri olduğunda 30 bin lira ceza ve 90 gün ehliyetini alıyoruz. Geriye doğru bir yıl içerisinde bu durum 5 kez tekrarlanırsa psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatr muayenesine sevk ediyoruz. Yerleşim yerlerinde yeni nesil tripotlu radarlar ve araç içindeki seyyar radarlarla artık çok denetim yapacağız.''

Faaliyete geçecek mobil uygulama ile vatandaşların radar bölgelerini görebileceğini anlatan Yerlikaya, "Nokta atışı değil ama yani '5 kilometre içerisinde 8 radar var.' diyecek. Amacımız ceza yazmak değil, yerleşim yeri içerisinde, okul önünde can kaybı olmaması." ifadesini kullandı.

Yerlikaya, şerit izleme kurallarına uymamanın cezasının 5 bin lira, ağır taşıtlarda bu rakamın 10 bin lira olduğunu belirterek, "Ters yön ihlali önceki kanunda tek bir cezaydı. Biz bunu yolların riskine göre yeniden düzenledik. Tek yönlü yollarda tüm araçlar için 10 bin lira yaptık. Yerleşim yeri bölünmüş yol 20 bin lira. Şehir dışı bölünmüş ve otoyollar olursa 90 bin lira ceza, 60 gün de ehliyetini alıyoruz, aracı 60 gün trafikten men ediyoruz. Makas atma 90 bin lira, 60 gün ehliyetine el koyuyoruz, 60 gün de aracı men ediyoruz. Kesin bitecek bu göreceksiniz." dedi.

Geçiş önceliği ve kavşak kuralları ihlalinde mevcut para cezasının 993 lira olduğunu anımsatan Yerlikaya, ambulans ve itfaiyeye yol verilmediğinde 46 bin lira para cezası, 30 gün sürücü belgesi geri alma ve trafikten men uygulanacağını, diğer geçiş üstünlüğü olan araçlara yol verilmediği takdirde 15 bin lira para cezası, kavşaklarda geçiş hakkı kurallarına uyulmadığında ise 5 bin lira para cezası uygulanacağını aktardı.

Yerlikaya, kırmızı ışık ihlallerinde mevcut uygulamanın 2 bin 167 lira para cezası olduğuna dikkati çekerek, ilk ihlalde 5 bin lira, ikincide 10 bin lira, üçüncüde 15 bin lira ve 30 gün süreyle sürücü belgesini geri alma cezalarının uygulanmasının yanı sıra dördüncüde 20 bin lira ve 60 gün süreyle sürücü belgesini geri alma, beşincide 30 bin lira ve 90 süreyle sürücü belgesini geri alma, altıncıda ise 80 bin lira ve psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi istenerek sürücü belgesi iptali cezalarının uygulanacağını söyledi.

Taksi konusuna değinen Yerlikaya, bu kapsamda taksimetre kullanmamak/açmamak durumunda 46 bin lira para cezasının yanı sıra aracın eksikliği giderilinceye kadar trafikten men edileceğini kaydetti.

Yerlikaya, takograf cihazı kullanmamanın cezasının 75 bin lira olduğunu, eksikliği giderilinceye kadar aracın trafikten men edileceğini, usulsüz sürücü kartı kullanımında ise ilkinde sürücüye 75 bin lira tekrarında 150 bin lira, araç sahibine bu cezaların iki katı ve ilkinde 30 gün tekrarında ise 90 gün sürücü belgesi geri almanın uygulanacağını bildirdi.

Takograf cihazına müdahaleye değinen Yerlikaya, ilkinde 185 bin lira, tekrarında 370 bin lira, araç sahibine bu cezaların iki katı, ilkinde 30 gün, tekrarında ise 90 gün sürücü belgesi geri alma ve eksikliği giderilinceye kadar trafikten men cezası verileceğini aktardı.

Yerlikaya, trafik kazalarının 3'te 2'sinde motosiklet sürücülerinin kusurlu olduğu verisini paylaşarak, kask/koruma gözlüğü kullanmayan sürücü ve yolcuya ilkinde 2 bin 500, ikincisinde 5 bin, üçüncü kez ve fazlasında 10 bin lira para cezası ile kasksız seyrine izin verilmeme adımlarının uygulanacağını aktardı.

Yeni düzenlemede 15 yaşını doldurmamış çocukların koruyucu tertibat kullanmasını sağlamamanın cezasının 5 bin lira olacağını söyleyen Yerlikaya, akrobatik hareket yapmaya 46 bin lira para cezası, 60 gün süreyle sürücü belgesi geri alma ile 60 gün trafikten men, akan trafikte yarış yapmaya ise 46 bin lira ceza, 2 yıl süreyle sürücü belgesi geri alma ile 60 gün trafikten men adımlarının uygulanacağını söyledi.

Yerlikaya, alkol/uyuşturucu etkisinde araç kullanmada mevcut cezaları paylaşmasının ardından kanun teklifinde geriye doğru 5 yıl içerisinde alkol etkisinde araç kullanımına ilkinde 25 bin lira para cezası ve 6 ay süreyle sürücü belgesi geri alma, ikincisinde 50 bin lira para cezası ve 2 yıl süreyle sürücü belgesi geri alma, üçüncüsü ve fazlasında 150 bin lira para cezası ve 5 yıl süreyle sürücü belgesi geri alma uygulanacağını bildirdi.

Bakan Yerlikaya, uyuşturucu etkisinde araç kullanmada 150 bin lira para cezası ve sürücü belgesi iptali ile alkol ve uyuşturucu ölçümü yaptırmama durumlarında 150 bin lira para cezası ve 5 yıl süreyle sürücü belgesi iptali yapılacağını söyledi.

"Dur ihtarına uymama" ile ilgili olarak ise Yerlikaya, "En üzüldüğüm kural ihlali de bu. Son 6 yılda 29 can kaybımız var, 9 şehit polis mesai arkadaşım, 16 gazimiz var. Sadece duracak ve cezası neyse onu alacak. Durmuyor, üstüne sürüyor." dedi.

Yerlikaya, dur ihtarına uymamada mevcut cezanın 2 bin 167 lira olduğunu anımsatarak, ihtara uymayarak kaçmaya 200 bin lira para cezası ve 60 gün süreyle sürücü belgesi geri alma uygulanacağını bildirdi.

Yerlikaya, sürücü belgesiz araç kullanma durumlarında 40 bin lira para cezası, sürücü belgesi geçici geri alındığı veya iptal edildiği halde araç kullanmada ise 200 bin lira para cezası uygulanacağını aktardı.

Drift atılmasına değinen Yerlikaya, 46 bin liralık para cezasıyla ilgili olarak "Çok tehlikeli, riskli olduğu için bunu 140 bin lira yaptık. 60 gün ehliyetini ve arabasını alıyoruz. Geriye doğru 5 yıl içinde bunu ikinci defa yaparsa ehliyetine veda ediyor." dedi.

Yerlikaya, kaza yerini terk etmeyle ilgili olarak da "Adam başında bekliyor, telefon açmış 112'yi çağırmış, perperişan, psikolojik olarak yıkılmış ama orada diğer kaza sakinleri, onlar da üzüntülerinden eğer ona saldırıyor o da can havliyle kaçıyorsa o 'zorunluluk hali' diyor arkadaşlar. O hal dışında kaza yerini terk etme 46 bin lira, 2 yıl sürücü belgesini alıyoruz, 1 yıldan 3 yıla kadar da hapis cezası var." diye konuştu.

Yeni düzenlemelerden bir diğerine dikkati çeken Yerlikaya, "Basın, yayın, internet, sosyal, dijital medyada elektronik cihazlar yoluyla eğer siz bir trafik kuralı ihlalini paylaşım yaparak görüntüleri alenen yayar ve överseniz 25 bin lira idari para cezası var." dedi.

Göç yönetimi

Göç yönetimine değinen Yerlikaya, konuşmasına şöyle devam etti:

"9 Aralık'tan beri gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli geri dönüş yapan Suriyeliler bugün itibarıyla 250 bini geçti. 2 milyon 711 bin 170 geçici korumalı Suriyeli var. Bakın burada 47 bin aile gitti, 250 bin kişi. Sayın Cumhurbaşkanımız, 'Gönüllü, güvenli, onurlu gitmek isteyen Suriyeli kardeşlerimize bunu kolaylaştırmamız lazım.' dedi. Biz de oradaki Suriyeli ve yerli STK'larımızı topladık, konuştuk. Okul ve kış zamanı, 9 Aralık düşünün. Dediler ki 'Biz önden gidelim. Evimize, barkımıza, tarlamıza bir bakalım ne halde' Aradan 13 sene geçmiş.' Şu ana kadar 27 bin öncü göçmene, 1 Ocak'la 1 Temmuz arasında 3 kere gidip gelip orayı hazırlamayla ilgili izin verdik. Şimdi orada hazırlıklarını yapıyor. Okullar kapanacak, yaz tatili. Bayramdan sonra görüştüklerimiz, Suriyeli STK'lar, onların paylaşımları, ifadeleri bunun daha da artacağı yönünde."

Yerlikaya Türkiye'de toplam 3 milyon 988 bin 257 yabancı bulunduğunu, bunlardan 2 milyon 711 bin 170'inin geçici koruma altındaki Suriyeliler, 1 milyon 104 bin 385'inin ikamet izni olanlar ve 172 bin 602'sinin ise uluslararası koruma altındakiler olduğunu söyledi.

Bakan Yerlikaya, "2016'dan beri gönüllü, güvenli giden Suriyeli muhacirlerin sayısı 1 milyonu aştı ve bunun 250 bini 9 Aralık'tan bugüne kadar oldu. 2016'dan beri gidenler 1 milyonu aştı ama 9 Aralık'tan günümüze Suriye'deki o büyük zaferden sonra çeyrek milyon oldu." diye konuştu. 

Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor

Ülkemizin ve halkımızım başı dertlerden kurtulmuyor. Nice insanımızı teröre kurban verdik. Terörün ismi değişiyor, kendi devam ediyor. Nedir bu ülkemizin başında kaç yıldır dönüp dolaşan karabulutlar?

28.03.2026 00:21:00
Haber Merkezi
Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor
Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor
"Ülkemizin ve halkımızım başı dertlerden kurtulmuyor. Nice insanımızı teröre kurban verdik. Terörün ismi değişiyor, kendi devam ediyor. Nedir bu ülkemizin başında kaç yıldır dönüp dolaşan karabulutlar?

Talep enflasyon sadece mallarda olmuyor. Ülkelerin de enflasyonu var. Bizim bulunduğumuz coğrafya bizi öyle bir noktaya taşıdı ki, bize talep fazla oldu. Türkiye'ye talep fazla.

Ama şu anda siz, Ortadoğu'da herhangi bir devleti söz konusu yapsanız bizim coğrafi şartlarımızı taşımadığı için bu dertlerin binde birini oralarda bulamazsınız. Biz farklı bir coğrafyadayız. Allah bizi öyle bir yere koydu ki, Avrupa'nın, Ortadoğu'nun, Türk-İslam dünyasının, Rusya'nın bir noktada şartelleri bize bağlı.

İşte bunun için bizde düğmeye basıldığı zaman Balkanlar harekete geçiyor, Avrupa harekete geçiyor, Asya harekete geçiyor, Uzakdoğu harekete geçiyor, Türk Cumhuriyetleri harekete geçiyor. Cenab- ı Hak, bizi enteresan bir coğrafyaya koydu. Dengemiz çok farklı. Farklı olan bu coğrafi yapıya bütün gözler, dost gibi görünse de maalesef "kem nazarla" bakıyor. İşte asıl mesele de bu bakışlara bağlı.

Ben şahsen, Türk Milleti ile kendi milletimizin dışında dost olacak bir millet bulacağımızı hiç zannetmiyorum.



Mesela; güneydoğuyu ele alalım. Güneydoğu, verimli hilal adıyla anılan tarihi Mezopotamya dediğimiz bölgedir. Burası insanlığın ilk beşiği, merkezidir. Bu merkezde birçok medeniyetler, devletler kuruldu. Bu bölge Cenab-ı Hakk'ın sevip, seçtiği peygamberlerin yaşadığı, ilahi hakikatleri insanlara tebliğ ettiği, irşat-ikaz yaptığı yerdir.

Dolayısıyla bu bölgede milli düşünceler, dini düşünceler hakimdir. Bu bölgede fertlerden devletlere uzanan çıkar hesapları vardır. Milli düşünceler, idealler, geçmişi yüzyıllara dayanan siyasetler var.  Adam Amerika'da ama hesabı burada. Amerika nere,  bu bölge nere? Bu nereden kaynaklanıyor? Burası çok enteresan bir yerdir  de  ondan kaynaklanıyor.

Güneydoğu'dan batıya geçelim. Trakya bölgesine, İstanbul'a gelin. İstanbul hakkında fazla konuşmamıza gerek var mı? İstanbul, medeniyetlerin buluştuğu ve fetihle birlikte bir devrin batıp yeni bir devrin ortaya çıktığı fevkalade bir coğrafyadır.

Ege'ye geç, apayrı bir bölge. Akdeniz'e geç hakeza. Dolayısıyla dünyada insan kalmadı ki gözü bizde olmasın. "Burası benim vatanım" diyor adam. " Diyalogcu" arkadaşlarımıza; "Rüya görseniz gelirler rüyanızı bile alıp ağzınıza koyarlar. Gerçekleri görün ayıkın" diyoruz.

"Yok, onlar bize öyle bakmazlar" diyor. Niye bakmasın? Herkes senin gibi aptal mıdır?

"Biz hicretimizi tamamlamadık. Mutlaka o bölgeye hicret ederek hicretimiz tamamlayacağız. Çünkü o bölge bizimdir" diyorlar.

Bu topraklar üzerinde büyük hesaplar yapılıyor



Bir zamanlar biz bunlara çok çanak, çömlek verdik. "İşte sizin tapularınız" dedik. Erkeksen git de sen Avrupa'da sana ait bir şey bul. Osmanlı oralarda yıllarca kaldı. Adamlar Osmanlı'yı hatırlatacak camiye varıncaya kadar ne varsa hepsini yıktılar.

Sen ise kaç yüzsene evvelki bilmem neyin kazısını yapıyorsun. Bu çok yanlış bir şey. Bizim, millet olarak kendi değerlerimize sahip çıkmamız şarttır.

Gözleri bu topraklarda olduğu için de habire problem çıkartıyorlar. Adam umudunu bu ülkede çıkacak kavgalara bağladı. Onun için gelip de sana: "Nihat efendi, Haydar Hocayı çok sev. O da seni çok sevsin. Birlik, beraberlik içinde dertlerini, sıkıntılarınızı çözün" diyecek değildir.

Ya ne diyecek? "Birbirinize sırtınızı dönün" diyecek. Senin eline bir silah verecek, benim elime de bir silah verecek ve bizi birbirimize kırdıracak.

Dikkat ederseniz, anarşik olaylarda kullanılan silahların hiç birisi Türk yapısı değildir. "Cinayet işlerken tutukluk yaparsa bu işten vazgeçer" diye en modern silahları kullandırıyorlar. Adamlar hesapları bu kadar ince yapıyor.

Güneydoğu için; "Burası Yahova'nın bize vadettiği arzdır" diye inanan ve hesaplarını buna göre yapan birileri var, bir güç var. Doğu bölgemizde; "On yılda büyük bir devlet olmak durumunda, hatta mecburiyetindeyim" diyen bir hayalci Ermenistan var.

Bütün bunlara rağmen sen; " Bu topraklar üzerinde kimsenin gözü yoktur" diyorsan, sen kendini kandırıyorsun demektir.

Bir başka husus da şudur:

Ortadoğu'nun gelirlerini elde edebilmek için ülkemizi sıçrama tahtası olarak kullanmak isteyen Batılı ülkeler var. Bunlar güya dostlarımız, müttefiklerimizdir. Onun için bizim Güneydoğu'nun sınırları şu anda Batı tarafından çizilmedi.

Adamlar Lozan'ı kabul etmiyorlar. "Biz, Sevr'e göre iş yaparız" diyorlar. Bu anlattıklarımın hiçbiri hayal değildir. Biz burada dedikodu da yapmıyorum. Gerçekleri konuşuyoruz. Maalesef gerekli duyarlılığı göstermiyoruz. Oysa çok hassas olmamız lazım. Bunlar, ihmale gelmeyen milli konulardır. Milli konular dejenere edilirse, Mısır piramitleri gibi, bir taş yerinden oynadığı zaman topyekûn her şey yıkılıp gider." (Prof. Dr. Haydar Baş Niçin Türkiye eserinden)

Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...

Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti

27.03.2026 21:49:00 / Güncelleme: 27.03.2026 21:56:31
İhlas Haber Ajansı
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Darısı bütün sivil örgütlerinin başına...
Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen), ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını ABD'nin Ankara Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakarak protesto etti.

Memur-Sen tarafından İran ABD ve İsrail savaşı başta olmak üzere bölgede yaşanan çatışmaları protesto etmek üzere ABD Büyükelçiliği önünde basın açıklaması düzenleyerek Siyah Çelenk Bırakma Eylemi gerçekleştirdi.

Büyükelçilik önünde bir araya gelen Memur-Sen üyeleri, 'Savaşa hayır' yazılı yelekler giydi, dövizler taşıdı.

"ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir"



Burada bir konuşma gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, bir ülkeyi protesto etmek için değil, bir zihniyeti teşhir etmek için toplandıklarını ifade ederek, "ABD Büyükelçiliği önüne bırakacağımız siyah çelenk, bir sembolik jest değildir. O çelenk, bu çağın üzerine çöken karanlığın, çocukların kanıyla büyüyen bir düzenin, demokrasi ve özgürlük söylemiyle süslenmiş bir yıkım siyasetinin ifşa edilmesidir. Çünkü artık açıkça görüyoruz. Bu dünyada savaşlar gerekçelerle başlamıyor, gerekçeler üretilerek başlatılıyor. Ve bugün İran'a yönelen saldırı da böyle bir düzenin devamıdır" açıklamasında bulundu.

Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada hayatını kaybeden kim olursa olsun kendilerinden olduğunu söyleyen Yalçın, karşılarında ABD'nin emperyal aklıyla İsrail'in siyonist hattı olduğunu ve ikisinin yıkım, şiddet ve insan hayatının yok edilmesi noktasında kesiştiğini bildirdi.

Yalçın, buna karşı bütün dünyanın birlik olması gerektiğinin altını çizerek, "Bu zihniyet, 'Ben yaparım. Çünkü güç bende' diyor. Bu noktada mesele artık sadece politika değildir, insanlık meselesidir. Bu manzara karşısında dünyanın bütün iyi insanları bir an önce birleşmeli, güçlü bir hat oluşturmalıdır" diye konuştu.

'Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir'



Çocuğa işkence edebilen bir sistemin yalnızca savaş üretmeyeceğini insanlıktan çıkmış bir zihin üreteceğini kaydeden Yalçın, "Burada çok ağır bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu zihinde çocukların ölümünü yalnızca kaçınılmaz görmüyorum. Onu sistemin doğal bir parçası olarak görüyorum. Bugün burada yaptığımız budur. Bu aymazlığa, ahlaksızlığa, çirkefliğe isyan ediyoruz. Çünkü susarsak bu düzen büyür. Sessiz kalırsak bu yöntem kalıcı halde gelir. Onun için İran'a yapılan saldırıyı bu çerçevede okumak lazım. Devamında genişleyen ateşi buradan görmek lazım. Bu saldırı bu düzenin sürekliliğidir. Emperyalizm sahaya ateşe atar, siyonist bu ateşi genişletme fırsatına çevirir. Onun için bu süreçte her şey araç haline gelir. Toprak araçtır enerji, araçtır, insan bile araçtır. En acısı çocuklar bile bu kirli savaşın aracı haline gelmiştir" ifadelerine yer verdi.

"Bu sadece bir savaş değil, bir zihniyetin ifşasıdır"

Ortadoğu'da yaşanan savaşın sadece İran'a yönelik bir saldırı olmadığını belirten Yalçın, saldırıların insanı merkeze almayan bir sistemin devamına temsil ettiğini söyleyerek, "Bu sadece bir savaş değil, bu bir zihniyetin ifşasıdır. Bu zihniyeti reddediyoruz. Bugün buraya bırakacağımız siyah çelenk bir yas değil bir kayıptır. Demokrasi adıyla yıkım üreten hiçbir güç masum değildir. Çocukların ölümünü sistematik hale getiren hiçbir makam meşru değildir. İnsanı dışlayan hiçbir düzen kalıcı değildir" değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, konuşmasının ardından konfederasyon üyeleriyle üzerinde 'Savaşa hayır' yazılı siyah çelengi, ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinin önüne bıraktı.

Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor

Karabük'te inşaat çalışmaları sonrası oluşan çatlak ve yarıkların valilik konutuna doğru ilerlemesi endişe oluştururken, bölgede başlatılan güçlendirme çalışmaları aralıksız sürüyor

27.03.2026 14:40:00 / Güncelleme: 27.03.2026 14:43:12
İHA
Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor
Karabük'te valilik konutu tehlike altında: Çatlaklar ilerliyor
Olay, Yeşil Mahalle Taşkent Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bölgede yürütülen inşaat faaliyetlerinin ardından yolda oluşan çatlaklar zamanla genişleyerek derin yarıklara dönüştü.



Yarıkların valilik konutuna doğru ilerlemesi üzerine yetkililer harekete geçerken, bölgede güvenlik önlemleri artırıldı.



Muhtemel bir riskin önüne geçmek amacıyla güçlendirme ve dolgu çalışmalarına hız verildi.



Öte yandan, çalışmalar kapsamında yol çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.



Ekipler, çatlak ve yarıkların ilerlemesini durdurmak için kontrollü şekilde müdahalelerini sürdürüyor.

MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı

İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi

27.03.2026 11:24:00
İhlas Haber Ajansı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
MİT ve emniyetten PKK'lı provokatörlere operasyon: 26 gözaltı
İstanbul'da, Nevruz kutlamalarını istismar ederek izinsiz gösteri düzenleyen ve terör örgütü propagandası yapan kişilere yönelik Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) ve İstanbul Emniyeti tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda 26 şüphelinin yakalandığı belirtildi.

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü, İstihbarat Şube Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı (MİT) tarafından bölücü terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi ve engellenmesine yönelik yeni bir çalışma yürütüldü.



İstanbul'da PKK/KCK silahlı terör örgütüne yardım eden kişilerin katılımı ile düzenlenen "Nevruz" etkinlikleri kapsamında örgüt propagandası yaptıkları tespit edilen şüphelilerin yakalanması amacıyla bu sabah operasyon gerçekleştirildi.

Birçok adrese yapılan zincirleme operasyonda 26 PKK yanlısı kişi yakalanarak gözaltına alındı. Özel harekat timlerinin de yer aldığı baskınlarda, adreslerde yapılan aramalarda; bir kurusıkı tabanca, örgütsel flamalar ve yakalanan kişilere ait dijital materyaller ele geçirildi.

Güvenlik ve istihbarat birimlerince gerçekleştirilen operasyon kapsamında yakalanan 26 şüpheli, sorgulanmak üzere İstanbul TEM Şubeye götürüldü. Zanlılar hakkında yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.

Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması

Muğla'nın Marmaris ilçesinde belediyeye yönelik rüşvet ve usulsüzlük iddiaları kapsamında yürütülen soruşturmada 3 kişi gözaltına alındı

27.03.2026 10:56:00
AA
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris'te belediyeye rüşvet soruşturması
Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca, belediyede imar ve ruhsat işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı ve bazı kamu görevlilerinin bu işlemler karşılığında maddi menfaat sağladığı iddiaları üzerine soruşturma başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye içinde belirli yöneticilerin, kendi belirledikleri personel aracılığıyla usulsüz işlemleri yönlendirdiği ve bu süreçten kazanç elde ettiği öne sürüldü.

Güvenlik güçlerince yapılan teknik ve fiziki takip sonucu belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon başlatıldı.

Soruşturma kapsamında, belediye başkan yardımcısı, imar müdürü ve zabıta müdürünün de aralarında bulunduğu bazı şüpheliler hakkında gözaltı kararı verildi. Şüphelilerin ikametleri, iş yerleri ve belediyedeki ofislerinde arama yapıldı.

Polis ekipleri Ö.H, T.D. ve M.K'yi gözaltına aldı.

CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun belediye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, soruşturmanın münferit bir olay olduğunu söyledi.

Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığının yürütmekte olduğu bir soruşturma çerçevesinde belediye çalışanlarının gözaltına alınıp belediye binasına getirildiğini aktaran Uzun, "Belediye çalışanlarının görevi ile ilgili soruşturmanın derinleştirilmesi ve delillerinin elde edilmesi adına iş yerinde yapılan bir aramadan müteşekkil olduğu bunun dışında ilgili kişinin konutu ve başkaca yerlerde de aramanın bu soruşturma kapsamında yürütülmekte olduğunu belediye ve belediye işleyişi ile ilgili bir konunun olmadığı bilgisi bize şu an itibari ile verildi." dedi.

Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü de soruşturmanın münferit olduğunu belediye başkanı ve yönetimin çalışmalarına devam edeceğini kaydetti.

Öte yandan, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele ekiplerince belediye binasında arama çalışmaları sürdürülürken, çevik kuvvet ekiplerince de bina çevresinde güvenlik önlemi alındı.

Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü

27.03.2026 00:32:00 / Güncelleme: 27.03.2026 06:39:16
İHA
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Dilovası'ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var"
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8'i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi.



"Patlamalar peş peşe oldu"



Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay'ın yandığını gördüm. Hürol'un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail'i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi.



"İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi"



Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş'u tehlike konusunda uyardığımda bana 'Biz önlemlerimizi aldık' dedi" diye konuştu.



"Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım"



Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı.


"Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı"



Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi.



"Bir işçi 'İçimde kötü bir his var' dedi"



Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva'da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, 'İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var' dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı.


"Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar"



Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112'yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş'u aradım, 'Yangın var, hemen gel' dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken 'Karıştırıcıda kıvılcım çıktı' dedi. Ataşehir'deki merkez ofiste Kurtuluş'un çocukları kalıyordu. Ayten'e olay günü, 'Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı'' diye sorduğumda bana, 'İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti' dedi" ifadelerini kullandı.


"Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz"



Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu'nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi.
Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.

İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi

Petrol Mühendisi Necdet Pamir, küresel enerji piyasaları, petrol ve doğalgaz fiyatları, Türkiye’nin enerji stratejisi ve bölgesel jeopolitik riskleri detaylı şekilde analiz etti

26.03.2026 20:37:00
Ahmet Turan Yiğit
İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi
İran petrolüne çökme operasyonu Petrol Mühendisi Necdet Pamir Değerlendirdi
Petrol Mühendisi Necdet Pamir, küresel enerji piyasaları, petrol ve doğalgaz fiyatları, Türkiye'nin enerji stratejisi ve bölgesel jeopolitik riskleri detaylı şekilde analiz etti. Pamir, enerji krizlerinin arka planındaki ekonomik ve stratejik unsurları örneklerle açıkladı.

Pamir, "Bugünün British Petrolumu, o zamanın Anglo-Persian Oil Company'si, İngiliz hükümetinin kontrolündeki şirket tamamen İran petrolünün üstüne çökmüş durumdaydı. Musadık geldi petrolü millileştirdi. En büyük günahı bu. CIA ve MI6 birlikte TP Ajax denen bir operasyonla Musaddık'ı devirdiler. Yani o zaman da nükleere mi gidiyordu? İran ya sürekli böyle palavradan ve bakın şeyler, gerekçeler uydurmaya çalışıyorlar. Yıllar geçtikten sonra 1953'ün üzerinden bir takım belgeler sır niteliğini kaybettikten sonra Amerikan merkezi haber alma örgütü 60 yıl sonra açık açık İran'ı Sovyet saldırısına açık bırakmanın ABD'yi TP Ajax'ı planlamak ve uygulamak zorunda bıraktı" dedi.

Petrol Mühendisi Necdet Pamir'in konuşmasını izleyin:

Yenidoğan çetesi davasında ara karar

İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'nin yöneticileri ve üyelerinin yargılandığı davada arar karar açıklandı

26.03.2026 17:01:00
İhlas Haber Ajansı
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
Yenidoğan çetesi davasında ara karar
İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan 'Yenidoğan Çetesi'ne yönelik düzenlenen 2'nci dalga operasyona ilişkin geçtiğimiz günlerde iddianame hazırlanmıştı. Çete lideri olduğu iddia edilen Fırat Sarı'yla birlikte hareket ettikleri belirlenen şüphelilere yönelik hazırlanan ve ana dava dosyası ile birleştirilen iddianame ile sanık sayısı 61'e yükselmişti. Adliyenin konferans salonunda Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen 8'nci duruşmada, aralarında Fırat Sarı'nın da bulunduğu 4 tutuklu sanık ile bir kısım tutuksuz sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Dün yapılan yargılamada, sanık avukatları savunma yapmıştı. Avukat beyanlarının alınmasıyla devam edilen bugünkü duruşmada ise beyanlar tamamlandı.

5 sanık hakkındaki adli kontrol tedbiri kaldırıldı

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, hayatını kaybeden Bağcılar Medilife Hastanesi Başhekimi tutuksuz sanık Cafer Akdur'un dosyasının ayrılmasına hükmetti. Heyet, tutuksuz sanıklar Funda Özen, Renas Kılıç, Fehmi Alperen, Volkan Karataş ve Serdar Yüksel'in 'yurt dışına çıkış' yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin ayrı ayrı kaldırılmasına karar verdi. Mahkeme, aralarında örgüt lideri olduğu öne sürülen Fırat Sarı'nın da bulunduğu 10 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetti. Duruşma, eksik hususların giderilmesi için erteledi.

Ordu'da sahilde bir insansız aracı daha bulundu

Ordu'nun Fatsa ilçesinde sahile insansız hava ya da deniz aracı olduğu değerlendirilen bir cisim vurdu. Ekiplerin bölgede yaptığı incelemenin ardından araç, jandarma ekipleri tarafından kaldırıldı

26.03.2026 14:50:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:52:36
İHA
Ordu'da sahilde bir insansız aracı daha bulundu
Ordu'da sahilde bir insansız aracı daha bulundu
Olay, ilçenin Bolaman Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, vatandaşlar, sabah saatlerinde sahilde şüpheli bir cisim gördü. Vatandaşların 112 Acil Çağrı Merkezi'ne ihbarı üzerine olay yerine jandarma ekipleri sevk edildi.

Ekipler bölgeyi güvenlik çemberine alarak inceleme başlattı. Yapılan incelemelerin ardından cismin insansız hava ya da deniz aracı olabileceği değerlendirildi. Bu esnada aracının üzeri kapatıldı. Araç, jandarma ekiplerinin yaptığı incelemenin ardından, Kriminal Daire Başkanlığı'na teslim edilmek üzere olay yerinden kaldırıldı.



"Cihazda patlayıcı madde veya mühimmat olmadığı tespit edildi"

Ordu Valiliği'nden yapılan açıklamada, "Fatsa ilçemizin Bolaman Mahallesi'nde, 26 Mart 2026 Perşembe günü saat 10.00 sıralarında yaklaşık 2 metreye 50 santimetre ebatlarında insansız deniz veya hava aracı olduğu değerlendirilen bir cihaz sahilde kıyıya vurmuştur. Ordu İl Jandarma Komutanlığı Kriminal Şube Müdürlüğü Patlayıcı Madde İmha Timleri (PAMİT) ekiplerince yapılan incelemede cihazda patlayıcı madde veya mühimmat olmadığı tespit edilmiştir. Fatsa Nöbetçi Cumhuriyet Savcısının talimatı doğrultusunda cihaz gerekli incelemelerin yapılması maksadıyla Fatsa İlçe Jandarma Komutanlığı olay yeri inceleme timine teslim edilmiş olup, Kriminal Daire Başkanlığına gönderilecektir" denildi.



5 gün önce Ünye ilçesinde mühimmat yüklü İDA imha edilmişti

Öte yandan Ordu'nun Ünye ilçesinde 20 Mart tarihinde Yüceler Mahallesi'nde kıyıya aktif ve mühimmat yüklü olduğu değerlendirilen insansız deniz aracı (İDA) vurmuş ve yapılan incelemeler ve kontrollerin ardından 21 Mart Cumartesi Sualtı Savunma Komutanlığı (SAS) ekipleri tarafından kıyıdan yaklaşık 4 kilometre denize çekilerek imha edilmişti.

Adıyaman'ın kanalizasyon atığı Atatürk Barajı'nı siyaha bürüdü

Adıyaman kent merkezi kanalizasyon atığının Atatürk Barajına dökülmesinden dolayı göletin bir kısmı siyaha büründü

26.03.2026 14:04:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:07:06
İHA
Adıyaman'ın kanalizasyon atığı Atatürk Barajı'nı siyaha bürüdü
Adıyaman'ın kanalizasyon atığı Atatürk Barajı'nı siyaha bürüdü
6 Şubat Depremlerinde Adıyaman Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisinde hasar meydana geldi. Belediye ekipleri arıtma tesisinin havalandırma, çökertme havuzlarında meydana gelen hasarı onararak arıtma tesisini devreye aldı. Ancak tesisin mekanik kısmında da arıza olduğu ortaya çıktı.



Belediye mekanik kısmın onarımı için ihaleye çıktı. Bu süreçte arıtmanın da kapasite artışına gidildi. Günlük 32 bin metreküp olan kapasite 45 bin metreküpe çıkartılması için çalışma başlatıldı.

Bakım onarım çalışmasının tamamlanmamış olmasından kaynaklı atık su baraj göletine direk dökülüyor. Atıkların döküldüğü baraj gölü siyaha büründü.



Arıtma tesisindeki çalışmalar tamamlanana kadar kentin atığı doğrudan baraj gölüne akmaya devam edecek. Arıtma tesisinin bu yıl içerisinde tekrardan devreye alınacağı öğrenildi.

Baraj göletinde amatör olarak balık tutan vatandaşlar, hem sağlık hem de çevre kirliliği açısından kötü bir görüntünün ortaya çıktığını dile getirdi. Barajın bu kısmında çevreye kötü bir koku da yayılıyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.