logo
16 MART 2026


Bazı Peygamberler ile Hz. Hüseyin (a.s)’ın hallerinin benzerlikleri

Adem (a.s.) yalnız bir oğlunun öldürülmesi ile üzüntü duydu ama Hz. Hüseyin (a.s.) ise bir çok çocuğunun ve yakınının şehadetini gözü ile gördü. İşte bundan dolayı daha çok üzüldü ve gözyaşı döktü

25.08.2022 23:40:00
Bazı Peygamberler ile Hz. Hüseyin (a.s)’ın hallerinin benzerlikleri
Bazı Peygamberler ile Hz. Hüseyin (a.s)’ın hallerinin benzerlikleri
Bu konu ile ilgili bilgileri Fuzuli'nin "Kerbela Şehitleri" isimli eserinden vereceğiz.

Adem (a.s.)'ın çektiği belanın beyanı:

"Adem (a.s.), cennetten çıkıp da gurbet ülkesinde serserice dolaşmak zorunda kalmış bulunuyordu ise de Hz. Hüseyin (a.s.) Medine'den ve Mekke'den ve Hazreti Resul'ün (s.a.v.) türbesinden mahrum olup, Kerbela toprağında, gurbet ülkesinde eziyetlere uğradı. Cefalar çekti, mihnetler gördü.

Adem (a.s.) yalnız bir oğlunun öldürülmesi ile üzüntü duydu ama Hz. Hüseyin (a.s.) ise bir çok çocuğunun ve yakınının şehadetini gözü ile gördü. İşte bundan dolayı daha çok üzüldü ve gözyaşı döktü." (s. 32)

Nuh (a.s.)'ın çektiği belanın beyanı:

"Kenz'ül-Garaib'de yazıldığına göre, Nuh'un gemisi tufan günlerinde her tarafı gezip dolaştı ve Kerbela ülkesine de ulaştı. Kerbela ülkesinde Cayiriyye denen yere geldiği zaman orada şaşırıp kaldı, durdu ve hareket edemez oldu.

Hz. Nuh (a.s.) bu hâli görünce hayrete düştü. Nida geldi ve "Ey Nuh! Burası o yerdir ki, "Benim Ehl-i Beyt'imin hâli, Nuh'un gemisinin haline benzer" sözü gereğince Ehl-i Beyt kan deryasına gömülürler. Ehl-i Beyt'in ileri gelenlerinin çoğunu, burası hayran edecektir" dendi.

Hakikaten de biraz düşünürsek, bu söz Ehl-i Beyt'in hâline pek de uygundur.

Hadis-i sahihin gereğince Nuh'un gemisi Ehl-i Beyt-i risalettir. Zira bunlar da nefsanî isteklerine uymuş bulunan inatçıların ve haksızlık edenlerin musibetlerinin ve haksızlıklarının dalgalı denizlerinde fırtınaya yakalanmış, Kerbela çölünün tufanına düşmüşlerdi. Her kim Ehl-i Beyt'e sığındı ise, masiyet belasından kurtuldu. Ehl-i Beyt'ten uzak kalan ise, helak oldu.

Rivayet edildiğine göre, Hz. Hüseyin (a.s.) Medine'den Kûfe'ye doğru yola çıktığı zaman yedi yaşında bir kızı vardı. Bu kız yolculuğa tahammül edemez diye Hz. Ümmü Seleme'nin yanında kalmış bulunuyordu.

Kerbela Vakası'nda Hazreti Seyyidü'ş-Şüheda şehit edilince, siyah kanatlı bir karga gelerek Kerbela'da kanatlarını kanla boyadı ve uçarak Medine'nin yolunu tuttu.

Ümmü Seleme'nin evinin duvarına konup orada kan ağlamaya başladı. Bu ufak masume kız karganın bu vaziyetini görüp, Hazreti Hüseyin (a.s.)'ın şehit edildiğini firasetle keşfetti, feryad-ı figâna başladı.

Hazreti Ümmü Seleme, "Ey masume kız, sana ne oldu, ne diye ağlıyorsun?" dedi.

Kızcağız cevabında, "Ey muhterem hatun! Karga Nuh'un gemisinden haber veren bir kuştur. İhtimal bugün Ehl-i Beytin gemisi, dünyanın kasırgalı ve dalgalı denizinden kurtulmuştur. Onlar bu tehlikeli dünya vartasından kurtulup ilahî yakınlığa yol bulmuşlardır. İşte bu karga da oradan gelip, onlardan haber veriyor" dedi." (s. 34-35)

İbrahim (a.s.)'ın çektiği belanın beyanı:

"İbrahim (a.s.), Nemrud'un ateşine atıldığı sırada, meleklerden yardım kabul etmedi, Şâh-ı Kerbela da,  Kerbela'daki musibetlerinde, meleklerden ve cin ordularından yardım istemeyerek onların desteklerine lüzum görmedi.

İbrahim (a.s.) eğer rüyadaki hüküm gereğince oğlu İsmail (a.s.)'ı boğazlamaya konuldu ise, Şâh-ı Kerbela da vaziyetin iktizası gereğince, birkaç evladını ve yakınlarını fedâ eyledi.

İsmail, kendi varlığının nakdini Hak yolunda koymaya hazırlandı ise, Kerbela Şâhı da, bundan daha yüksek bir makam elde ederek şehitlik derecesine yükseldi.

Ehl-i Beyt İmamlarından nakledildiğine göre: Kerbela şehitleri için dökülen her gözyaşı damlası, şeref sedefinde birer inci olup hesap gününde, günahların affedilmesine sebep olur. Amellerin sahifesinden kara çizgileri siler ve günahı ortadan kaldırır." (s. 47)

Yâkub (a.s.)'ın belaya düşmesinin beyanı:

"Nakledildiğine göre, Hazreti İmam Zeynelâbidin de Kerbela Vakası'ndan sonra hep ağlardı. Yalvararak kendisine, "Ey İmam, bu kadar çok ağlama sabret" dediler.

İmam buyurdu: "Ey azizler! Beni bu işte mâzur görün.

Hazreti Yâkub gönderilmiş bir peygamberdir. On iki oğlundan birini kaybetmişti. Kaybettiğinin bulunmasında da ümitvar iken o kadar ağlamıştı ki, gözünün karasını gözyaşı seli ortadan kaldırmış ve gözlerini görmez etmişti. Benim ulu babam ve değerli amcalarım, kudretli kardeşlerim gözümün önünde şehit edildiler, dünyadan göçüp ahirete gittiler. Ağlarsam haksız mıyım?" (s. 67)

"Allah Allah! Ne güzel bir vakı'adır ki, Yusuf cefâlar görüp, zindana düşüp, Yakub'a haber gönderdi, dertten kurtuldu.

Kerbela çölünün mihnet zindanına düşmüş bulunan Kerbela'daki kavmin cefâsına uğramış bulunan Kerbela şehidi Hüseyin (a.s.) ise, Hazreti Resul-i Ekrem (s.a.v.)'in  pâk türbesine hâlini arz ettiği zaman tahammülün en yüksek derecesine vardı da, kardeşleri ve akrabaları birer birer gözü önünde şehitlik şerbetini içti ve kendisi yalnız kalıp müteessir olmadı ve sarsılmadı, durdu." (s. 68)

Kelimullah Musa (a.s.)'ın belaya düşmesinin beyanı:

"Yardımcıların ve yakınlarının az ve sayılı olmasına rağmen, Firavun'un vefasına göğüs gerdi, tahammül eyledi. Kavminin budalalarının ezâsına sabretti, onların çeşitli eziyetlerine dayandı ve şükretmeye devam eyledi. Hakikaten onun hâlindeki sıkıntıların ağırlığı Kerbela Şâhı'nın vakı'alarına çok benzer.

Kerbela Şâhı da düşmanların saldırmasından bıkıp usanmış ve Hazreti Resul-i Ekrem'in mübarek türbesinin civarını bırakıp, yakınlarından ve ülkesinden mahrum kalarak, Kerbela çölünde musibetlerin tuzağına düştü ve sıkıntılara atıldı fakat sarsılmadı doğru fikri asla değişmedi." (s. 78)

İsa (a.s.)'ın belaya düşmesinin beyanı:

"İsa (a.s.) tek başına yaşayan dünya evine girmemiş, fânilik ipliğinin ucunu tutmuş, iğne gibi dünya varlığının deliğinden geçip fâni dünyaya ait ne var ne yoksa terk etmiş ve yalnız yaşamak yolunu seçmiştir. Yahudi zümreleri ona iftiralar atmış, töhmetler uydurmuş, muhalefet yoluna gitmişlerdi.

Nitekim Hazreti Şâh-ı Kerbela'nın da kendisinin müstehak ve layık bulunduğu halifelik hükmünü ele aldığından sonra Şah-ı Kerbela'ya karşı da tecavüzler vâki oldu.

Hazreti Resulüllah (s.a.v.)'in türbesinin mücavirliğini ve türbedarlığını seçip orada oturmuş iken, ümmetin haksızlık ve zulüm yolu tutan ve nefsanî isteklere tâbi olan güruhu tarafından muhalefetle karşılanıp, zorla kolundan tutarak bela denizine atılıp, fânilik girdabında boğuldu." (s. 79)

Eyyub (a.s.)'ın belaya düşmesinin beyanı:

"Ey azizler, şimdi eğer sabırlı Eyyub, mallarının elinden çıkmasına ve evlatlarının ölümlerine nasıl sabır kıldı ise, Kerbela şehidi de evinin, barkının, ailesinin dağılmasını, kardeşlerinin evladının, yakınlarının ve akrabasının şehid edilerek öldürülmelerini, gözü önünde görüp sabretti.

Eyyub'un vücudunda dört bin yirmi kan emen böcek var idiyse, Kerbela şehidinin mübarek vücudunda da yüz bin parlak ok karargâh kurmuş duruyordu." (s. 83)

Zekeriyya ve Yahya (a.s.)'ın belaya düşmelerinin beyanı:  

"Şevahid'ün-Nübüvve'de İmam Zeynelâidin (a.s.)'dan nakledildiğine göre, Hazreti İmam Hüseyin (a.s.) da Mekke'den çıkıp Kûfe'ye doğru yol aldığı zaman her konak yerine vardığında hep Yahya (a.s.)'ın macerasından bahseder ve şöyle buyururdu:
"Cefakâr dünyanın merhametsizliği ve zâlim zamanenin son derece büyük haksızlığını görün ki, Yahya (a.s.) gibi sâlih ve temiz bir zâtın mübarek başı, yakışmaz iş tutan fuhuş yoluna giden bir kadına hediye edilmişti."

Saad İbn-i Cübeyr'in rivayet ettiğine göre, bir gün Hz. Resul (s.a.v.), Kerbela Vakası'ndan haberdar olup, "Acaba o gariplerin intikamını o zâlimlerden kim alacaktır?" diye düşünürdü. O zaman Hazreti İzzet'ten vahiy geldi:

"Ya Resulallah! Zekeriyya'nın (a.s.) oğlu Yahya (a.s.) için yetmiş bin –bir rivayete göre yüz yetmiş bin– kâfir katledildi.  Kerbela şehitleri için yetmiş kere yetmiş bin münafıkın katledilmesi gerektir."

Gerçekten de verilmiş olan bu vaad yerini buldu. Zira Muhtar İbn-i Ebu Ubeyde-i Sakafî ve Müseyyib İbn-i Ka'ka el-Huzaî ve İbrahim İbn-i Mâlik Eşter Nahaî ve Ebu Müslim-i Mervezî birbirlerinin ardından ortaya çıkarak başkaldırıp, Âl-i Resulün (s.a.v.) düşmanlarının çoğunu zamanın sahifesinden sildiler. Bunları mahvedip, onların kanlarından, mazlumların gözyaşlarının seli gibi oluklar akıttılar.

Uyunü'r-Rıza'da yazıldığına göre Mehdi-i Âl-i Muhammed, Kerbela şehitlerinin katillerinin geride kalan diğer nesillerini de yeryüzünden silecek, tümden ortadan kaldıracaktır. O Hazretin kanının karşılığı ve intikamın şartı o zaman yerini bulacaktır ve bu Hazret tarafından tamamlanacaktır." (s. 89-90) 

Hz. Peygamber (s.a.v.)'in çektiği belaları bildirir:

"Ravzat-ül Ahbar kitabında yazar ki:

Abdullah Vakkas oğlu Urve'den sordular:

"Resul Hazretlerine (s.a.v.) Kureyş'in ileri gelenlerinden  gelen cefâların çoğunu bilirsin. En şiddetli ve en dayanılması güç cefâlar hangisidir?"

Urve cevap verdi: "Bir gün Kureyş büyükleri toplanıp Hazreti Muhammed (s.a.v.) hakkında görüşmeye başladılar. Dediler ki: "Biz bu öksüz çocuğun niçin derdini çekelim. Gelin el ele verelim onun kanını dökelim."

Hz. Fatıma (a.s.) bu konuşmayı haber aldı ağlaya ağlaya Hazreti Muhammed (s.a.v.)'in yanına gelerek, "Babacığım, Kureyş halkı seni öldürmeye azmetmiş" dedi.

Hazreti Resul (s.a.v.) asla üzülmeyip, endişe duymayarak ona cevap verdi: "Ey kızım, Bana biraz su hazırla. Abdest mü'minlerin silahıdır. Kendimi o silahla hazır tutayım. Namaz zırhı da Müslümanların kalesidir. O zırhı sırtıma  alayım!"
Hazreti Muhammed, abdest alıp evinden çıktı. Mescidü'l Haram'a ayak bastı. Eline birkaç tane taş parçası aldı. "yüzlerine…" diyerek o taş yüreklilerin tarafına saçtı.

Rivayet edilir ki, hiçbirinin göz açmaya vakti olmadı ve hiçbiri o Saadet Burcu Yıldızının geldiğinin farkında olmadılar. O taş parçaları her kime dokunduysa, Büyük Bedir Gazası'nda hepsi öldürüldü. Nitekim Ebu Cehl, Şeybe, Utbe, Ümeyye Ammare, Allah'ın kabul ettiği dua okunun hedefi oldular ve din yardımcılarının elinde ölüme vardılar.

Kerbela Vakası'nda da yirmi iki bin Şam askerinden ve Kûfeli neferlerden her biri, Hazreti Hüseyin'in dua okuna hedef olup o yıl içinde bin belaya uğrayıp dünyadan gittiler." (s. 98)

"Kenzi'l-Garaib'de Ebu Câfer'e isnad ile şu rivayet nakledilmektedir:

"Bir gün bir tanığı gördüm. Kür olmuştu. Ona sordum:

- Ey birader! Sen görürdün. Ne sebep oldu ki gözünün nuru gözsüzlüğün karanlığına boğuldu?

O cevap verdi:

- Ey aziz! Kerbela Vakası'nda ben Ziyadoğlu Ubeydullah'ın askeri içindeydim. O vakadan sonra evime döndüğüm zaman bir gece rüyamda Hazreti Resul (s.a.v.)'i gördüm. Bir mescid içinde mihraba yaslanıp oturmuştu. Çevre ve yanında sahabeler halka olmuştu. Hazreti Hüseyin (a.s.) yaralı uzuvları ve kanlı elbiseleri ile zulüm ve gadırdan  şikayet edenler gibi karşısında durup hâlini bildirdi.

Kerbela şehitlerini ve onların katillerini birer birer  getirdikçe Resul-i Ekrem (s.a.v.), "Kılıçla darb ediniz ve ateşte yakınız diye işaret ederdi. Zebaniler onları öldürüp ateşte yaktıkça onlar yine yeni bir hayat bulup ve yeniden o azaba uğrarlardı. Ben bu türlü ceza verilmesinin sertliğinden korkarak Hazreti Peygamberin (s.a.v.) himayesine sığınıp O'ndan yardım istemek dileğiyle, "Esselam-u aleyke ya Resulallah!" dedim.

Hazreti Resulüllah (s.a.v.) selamımı almadı. Kızgın gözü ile bakarak, "Ey Allah'ın düşmanı! Niçin benim hürmetimi saymadın?" dedi.

Ben, "Ya Resulallah! Hak Teala bilir ki, ben kılıç çekmedim" diye cevap verdim.
"Kılıç çekmediğinde doğru söylüyorsun. Ama düşman askerinin kapkara topluluğuna sebep olmuştun" dedi.

Sonra, "ileri gel, bu kanlı leğene bak" diye buyurdu.

Leğene baktım, içi kan doluydu.

Bana, "Ey bahtsız, bu benim ciğer köşemin kanıdır!" dedi. Bir mil ile o kandan gözüme bir sürme çekti. O korku ile uyandım. Bütün dünya gözümde karanlık oldu." (s. 98-99) Prof. Dr. Haydar Baş İmam Hüseyin eserinden)

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasında, aralarında görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek'in de bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanığın yargılanmasına başlandı

16.03.2026 12:00:00
İHA
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı
Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk davası başladı
Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında hazırlanan 702 sayfalık iddianame, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmişti.

İddianamede hakkında icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması, nitelikli dolandırıcılık ve iftira suçlamalarına yer verildi.

Bu kapsamda, soruşturma sürecinde tespit edilen 26 ayrı eylem yönünden hukuki değerlendirme yapıldığı belirtildi.

Soruşturma kapsamında 5 Temmuz 2025 tarihinde tutuklanan Muhittin Böcek, oğlu Mustafa Gökhan Böcek ile eski İl Emniyet Müdürü İlker Arslan'ın da aralarında bulunduğu 5'i tutuklu 41 sanığın yargılanması Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Toplantı Salonu'nda başladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi. Gürer, “Sürekli iş göremezlik geliri bağlanan işçi sayısı 15 yılda iki katına çıkarken, 2025 yılında 2 bin 105 emekçimizi iş cinayetlerine kurban verdik. Bu tablo, iktidarın ‘insan odaklı’ olmayan çalışma sisteminin sonucudur!” dedi

16.03.2026 11:34:00
Haber Merkezi
 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi
 CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, SGK’nın tarihsel verileri ile 2025 yılı iş cinayeti raporlarını birlikte değerlendirdi
Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) 2009-2024 yıllarını kapsayan resmî verilerini ve 2025 yılı sonu itibarıyla ortaya çıkan güncel rakamları analiz eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin iş sağlığı ve güvenliğinde bir "can pazarına" dönüştüğünü vurguladı.

"SAKAT KALAN İŞÇİ SAYISI KATLANIYOR"

SGK verilerindeki "Sürekli İş Göremezlik" tablosuna dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2009 yılında 1.885 olan sürekli iş göremezlik geliri alan yeni vaka sayısı, 2024 yılına gelindiğinde 3.808'e fırlamış durumda. Bu, 15 yılda sakat kalan işçi sayısının iki katına çıkması demektir. Teknoloji gelişiyor, mevzuatlar değişiyor ama ne hikmetse işçinin can güvenliği bir türlü sağlanamıyor. Çünkü denetimler göstermelik, cezalar ise caydırıcılıktan uzak" dedi.

2025 YILINDA GÜNDE 6 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sadece geçmiş yılları değil, 2025 yılındaki güncel verileri de paylaştı ve 2025'in iş cinayetleri açısından bir kara yıl olarak tarihe geçtiğini belirterek, "2025 yılında ülkemizde en az 2 bin 105 işçi çalışırken hayatını kaybetti. Bu, Türkiye'de her gün ortalama 6 işçinin evine tabutla dönmesi demektir. Daha da acısı, 2025'te tam 94 çocuk işçimizi iş cinayetlerinde kaybettik. MESEM'ler adı altında çocuklarımız sanayiye, inşaata sürülüyor; eğitim görmesi gereken yaşta mezara giriyorlar" diye konuştu.
Gürer, "İş cinayetlerinin en yoğun yaşandığı kollar inşaat, tarım ve taşımacılık. Özellikle mevsimlik tarım işçilerimizin kamyon kasalarında, güvencesiz ve hijyenden uzak şekilde taşınması her yıl yüzlerce cana mal oluyor" dedi.

"NİĞDE DAHİL TÜM ÜLKE İŞ CİNAYETLERİNDE AĞLIYOR"

İş cinayetlerinin yoğunlaştığı iller arasında Niğde'nin de yer aldığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, "İSİG raporlarına göre 2025'te ölüm yaşanan iller arasında Niğde de var. Toplam 14 işçi iş cinayeti sonucu hayatını kaybetti. Tarım işçisinden inşaat emekçisine kadar her alanda denetimsizlik hüküm sürüyor. AKP iktidarı, işçinin alın terini korumak yerine sermayenin maliyet hesabını yapıyor. İş cinayetlerine 'kader' deyip geçemezsiniz; bu bir sistem sorunudur" dedi.

"MECLİS ARAŞTIRMASI ŞART"

Ömer Fethi Gürer, konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını belirterek şu çağrıda bulundu: "SGK'nın bu soğuk istatistiklerinin arkasındaki dramları görmezden gelemeyiz. İş sağlığı ve güvenliği kurallarının esnetildiği, sendikasızlığın teşvik edildiği bu düzen sorunlar yaratıyor. 2025 verileri, pandemiden bu yana en yüksek ölüm oranlarına ulaşıldığını gösteriyor. Acilen bağımsız denetim mekanizmaları kurulmalı ve iş cinayetlerinin sorumluları en ağır şekilde cezalandırılmalıdır" diye konuştu.

ÇIRAK VE STAJYERLERİN MAĞDURİYETİ SON BULMALI

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, stajyer ve çırakların yaşadığı mağduriyete dikkat çekerek 2025 yılında çalışırken yaşamını yitiren 94 stajyer öğrencinin durumunun hem acı hem de düşündürücü olduğunu belirtti. Gürer, "Bilindiği gibi bu çocuklar işe başladıklarında kendilerine sosyal güvenlik kartı veriliyor ancak bu başlangıç, emekliliğe esas yaşlılık sigortası olarak kabul edilmiyor. Bu nedenle stajyer ve çırakların önemli bir mağduriyeti bulunmaktadır. İşe başladıkları gün tüm çırak ve stajyerlerin emeklilik sigortaları mutlaka başlatılmalı; yalnızca kaza sigortası değil, yaşlılık sigortası kapsamına alınmalıdır. 18 yaş altındaki çocukların hakları korunmalıdır. Çünkü bu çocukların iş cinayetlerine kurban gitmesi, onlara yetişkinlere yüklenen işlerin yaptırıldığının da açık bir göstergesidir" dedi.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in açıklamasını izleyin:

İBB Davası'nın beşinci duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın beşinci duruşması başladı. Duruşma daha başlamadan yarına ertelendi

 

16.03.2026 11:05:00 / Güncelleme: 16.03.2026 12:15:47
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın beşinci duruşması başladı
İBB Davası'nın beşinci duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatları da duruşmaya geldi.

Bazı CHP genel başkan yardımcıları ve milletvekilleri, partililer, sanıkların aileleri ve çok sayıda izleyici de duruşmada hazır bulundu.

Duruşma salonu çevresinde ve içerisinde, jandarma ekiplerince geniş güvenlik önlemleri alındı.

Salona gelen Mahkeme Heyeti Başkanı Selçuk Aylan, "Bir milletvekili avukat bölümüne oturmuş, lütfen izleyici bölümüne geçilsin." dedi.

Bunun üzerine CHP İstanbul Milletvekili Turan Taşkın Özer avukat olduğunu söyledi.

Başkan Aylan'ın vekaleti olup olmadığını sorduğu Özer, duruşmayı takip ettiğini belirtti.

Mahkeme Başkanı: "Her gün bir krizle devam edemeyiz"

Aylan'ın "İzleyici bölümünden takip edip notlarınızı oradan alabilirsiniz. Her gün sabah bir sorunla başlıyoruz. Bir sürü tutuklumuz var. Savunma almaya çalışıyoruz, her gün bir krizle devam edemeyiz. İzleyici bölümüne geçelim. Şu anda sizin sıfatınız nedir'" diye sorduğu Özer "Önümde iddianame açık, not alıyorum. Zorla çıkarın beni." şeklinde cevap verdi.

Başkan Aylan, "Herkes yerinde olursa sağlıklı bir yargılama yaparız. İzleyici bölümünde hukukçu olarak oturabilirsiniz. Milletvekilleri için gerekli yeri ayırdık. Bu şekilde yargılamaya başlayamam." ifadelerini kullandı.

Bir kısım avukatlar da bu duruma itiraz etti.

Başkan avukatları bağırmamaları için uyararak, üsluplarının doğru olmadığını söyledi.

Başkan, Özer'in izleyiciler için ayrılan bölüme geçmemesi üzerine duruşmaya ara verdi.

CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 407 sanıklı İBB Davası'nın ikinci haftasında duruşma başlamadan sona erdi. Sanıklar ve avukatlarının savunmasıyla devam etmesi beklenen duruşma, aynı zamanda hukukçu olan CHP Yüksek Disiplin Kurulu  Başkanı Turan Taşkın Özer ile Mahkeme Başkanı arasındaki izleyici kısmına geçme tartışması nedeniyle yapılamadı. Heyet, duruşmaya önce ara verdi, ardından duruşmayı yarına bıraktı. Duruşmanın yarına bırakıldığını mahkeme heyeti değil, mübaşir salondaki izleyicilere duyurdu. 

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi ise "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapıldı.

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. 

Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı gözaltına alınan 6 zanlı adliyede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen "rüşvet" ve "irtikap" suçlarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'in de aralarında bulunduğu 6 şüpheli adliyeye sevk edildi

 

16.03.2026 10:47:00
Anadolu Ajansı
Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı gözaltına alınan 6 zanlı adliyede
Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı gözaltına alınan 6 zanlı adliyede

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı "rüşvet" ve "irtikap" suçlarına ilişkin soruşturmada gözaltına alınan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan, Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş, belediye mimarı ve şehir plancısı Meral Celep, iş insanı ve eski Kuşadasıspor Kulübü Başkanı Ferdi Zenginoğlu ile iş insanı Hüseyin Kabasakal'ın emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'ne sevk edilen şüphelilerin savcılıktaki işlemleri sürüyor.

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, Kuşadası Belediyesiyle bağlantılı soruşturmada tanık ve müşteki beyanları, şüpheli ifadeleri, soruşturma dosyasında bulunan bilgi ve belgeler, HTS kayıtları ile MASAK tarafından hazırlanan raporlar neticesinde incelenen hesap hareketlerinin değerlendirilmesi sonucu "rüşvet" ve "irtikap" suçlarının işlendiği belirlenmişti.

Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, İmar ve Şehircilik Müdürü Ahmet Taşkan ve Yapı Kontrol Müdürü Mustafa Burak Gündeş'in de aralarında bulunduğu 6 şüpheli, 13 Mart'ta Aydın, İzmir ve Antalya'da düzenlenen operasyonda gözaltına alınmıştı. 

Tatil göçü erken başladı


 
Eğitimdeki ara tatil ile Ramazan Bayramı tatilinin birleşmesi dolayısıyla memleketlerine, tatil bölgelerine ve yurt dışına gitmek isteyenler, İstanbul'daki havalimanlarında yoğunluk oluşturdu.

14.03.2026 01:26:00
AA
Tatil göçü erken başladı
Tatil göçü erken başladı

Tatil için İstanbul'dan ayrılmak üzere öğleden sonra kentteki havalimanlarına gelmeye başlayan vatandaşlar yoğunluğa neden oldu. İstanbul Havalimanı'nda giriş nizamiyesi ve terminalin önündeki caddede zaman zaman trafik oluştu. Polis ve İstanbul Havalimanı işletmecisi İGA ekipleri, gerekli uyarıları yaparak trafik yoğunluğunu azaltmaya çalıştı.

İGA ekiplerince, havalimanına girişte kuyruk oluşmasını engellemek için terminal binası girişindeki x-ray kontrol noktaları ile kapılar açık tutularak, yolcuların havalimanına girişi hızlandırıldı.
Güvenlik kontrolünün ardından terminale giren yolcular, iç ve dış hat kontuvarlarında bilet ve valiz işlemleri için sıraya girdi. Özellikle iç hat kontuvarları ve uçağa geçişteki ikinci kontrol noktasında uzun kuyruklar oluştu. Çocuklu aileler, vakit kaybetmemeleri için ailelere ayrılan özel bölümden geçirildi. Dış Hatlar Giden Yolcu Terminali'ndeki pasaport bankolarını açık tutan polisler, yoğunluğu azaltmak için bazı vatandaşları e-pasaport bankolarına yönlendirdi.

Sabiha Gökçen Havalimanı'nda da yoğunluk yaşanıyor

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda da tatil yoğunluğu başladı. Yolcular, x-ray kontrol noktalarında, bilet ve valiz işlemleri için kontuvarların önünde kısa süreli yoğunluk oluşturdu. Tatilini Roma'da geçirmek üzere havalimanına gelen Hilal Karayağız, yoğunluk olmasın diye çocuklarını okuldan biraz erken aldıklarını ve yola koyulduklarını belirterek, "Roma'ya gideceğiz. Tatil planlarını eşim yaptı, bana da sürpriz olacak" ifadesini kullandı.

Minik yolculardan Güneş Taştekin, tatil için Antalya'ya gideceğini söyledi. İyi bir ders dönemi geçirdiklerini belirten Taştekin, "Tatilde arkadaşlarımı, kuzenlerimi, dayımı göreceğim" dedi.

Hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri netleşti


 
Bu yıl hac farizasını yerine getirmek üzere kutsal topraklara gidecek hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri erişime açıldı.

14.03.2026 01:23:00
HABER MERKEZİ/AA
Hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri netleşti
Hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri netleşti

Diyanet İşleri Başkanlığının internet sayfasında yer alan bilgiye göre, "2026 Yılı Hac Organizasyonu" kapsamında hacı adaylarının kafile ve uçuş bilgileri belli oldu. Hacı adayları, kafile ve uçuş bilgilerini "www.hac.gov.tr" adresinden öğrenebilecek.

İlk kafilenin Nisan ayı sonu gibi Mekke'ye uçması bekleniyor. 

İran'da hayatını kaybeden tır şoförü son yolculuğuna uğurlandı

Afganistan dönüşünde İran'ın Tebriz şehrinde tırına füzenin şarapnel parçasının isabet etmesiyle hayatını kaybeden Hataylı tır şoförü Hüseyin Fırat, memleketi Reyhanlı ilçesinde damatlığının üzerine konulduğu tabutuyla kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğunu uğurlandı. Saldırı anına tanık olan babası Coşkun Fırat, "Bir gümleme sesi geldi, ben lastik patladığını düşünmüştüm ve aynaya baktığımda oğlumun aracı alev almıştı" dedi

13.03.2026 18:25:00 / Güncelleme: 13.03.2026 18:30:15
İHA
İran'da hayatını kaybeden tır şoförü son yolculuğuna uğurlandı
İran'da hayatını kaybeden tır şoförü son yolculuğuna uğurlandı
Reyhanlı ilçesi Bağlar Mahallesi'nde yaşayan 29 yaşındaki Hüseyin Fırat, askerlik mesleğini bıraktıktan sonra baba mesleği olan tır şoförlüğünü sürdürerek ekmek parasını kazanıyordu. İstanbul'dan aldığı yükle Afganistan'a doğru yola çıkan Fırat, dönüş yolunda İran'ın Tebriz şehrine geldiği esnada düşen füzenin şarapnel parçalarının tıra isabet etmesiyle ağır yaralandı.



Ağır yaralanan tır şoförü Fırat, İran'ın Zencan Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Fırat, İran'da hastanede 6 gün süren hayat mücadelesini kaybederek hayatını kaybetti. Fırat'ın cenazesi diplomatik işlemlerin ardından İran'dan Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde baba ocağına getirilerek helallik alındı.



Genç tır şoförünün cansız bedeni Reyhanlı Mezarlık Kompleksi'nde göz yaşları içerisinde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Fırat'ın tabutunun üzerinde yer alan damatlığıysa yürekleri dağladı.



"İran'da bir güvence yok, cesetler dolu ve masum insanlar rastgele öldürülüyor"

Evladının tırına şarapnel parçası isabet ettiği anları anlatan baba Coşkun Fırat, "İsrail ve Amerika'yı kınıyorum. Oğlumla peş peşe gidiyorduk, aramızda sadece 30 metre vardı. Bir gümleme sesi geldi, ben lastik patladığını düşünmüştüm ve aynaya baktığımda oğlumun aracı alev almıştı. Şu an da İran'da bir güvence yok, masum insanlar rastgele öldürülüyor. Allah kimseye böyle acı yaşatmasın. Bize İran'da hastanede güzel baktılar" dedi.



"Bu oğlumun damatlığı, daha çiçeği üstünde"

Evladının damatlığını ceketini bağrına basarak acı dolu anlar yaşayan Hayriye Fırat, "Bu oğlumun damatlığı, daha çiçeği üstünde. Mekanın cennet olsun Hüseyin'im. Kahrolsun İsrail, oğlumu aldı elimden" dedi.

İran: 'İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır'

İran'ın Ankara Büyükelçiliğinden Türk hava sahasında etkisiz hale getirilen balistik mühimmata ilişkin yapılan açıklamada, İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmadığı bildirildi

13.03.2026 18:16:00
İHA
İran: 'İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır'
İran: 'İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır'
İran İslam Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçiliği tarafından yapılan açıklamada, "Türkiye'nin hava sahasına giren mühimmatların tespit edildiğine dair haberlerin yayımlanmasının ardından şu hususu vurgulmak isteriz; İran'dan Türkiye'ye doğru hiçbir mühimmat fırlatılmamıştır.

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı arasında gerçekleşen son görüşme ve iki ülkenin dışişleri bakanları arasındaki temaslar dikkate alındığında, İran İslam Cumhuriyeti, herhangi bir belirsizliği gidermek amacıyla bu konunun ayrıntılı bir şekilde incelenmesi için ortak bir teknik ekip oluşturulmasına hazır olduğunu bildirmiştir.

Daha önce de belirtildiği üzere, İran İslam Cumhuriyeti dost ve komşu ülke olan Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymaktadır" denildi.

HSK, Yargıtaya 8 yeni üye seçti

Hakimler ve Savcılar Kurulunca (HSK), boş bulunan 8 Yargıtay üyeliğine seçim yapıldı

 

13.03.2026 12:21:00
Anadolu Ajansı
HSK, Yargıtaya 8 yeni üye seçti
HSK, Yargıtaya 8 yeni üye seçti

HSK Genel Kurulu'nda bugün yapılan toplantı sonucunda eski Adalet Bakan Yardımcısı Niyazi Acar, İstanbul Anadolu İlk Derece Adli Yargı Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet Kaya, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Bekir Altun, Büyükçekmece Aile Mahkemesi Hakimi Çimen Atacan Tuna, Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Kürşad Serbes, Yargıtay Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Acarlı, Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri Musa Kanıcı ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Tolgahan Öztoprak, Yargıtayın yeni üyeleri oldu.

Bakan Gürlek, yeni üyelere başarılar diledi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "Adaletin tecellisi için büyük bir özveriyle görev yapacaklarına inandığım Yargıtay üyelerimize görevlerinde başarılar diliyorum. Seçimlerin yargı camiamız, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. 

Tokat'ta 5,5 büyüklüğündeki deprem okul duvarlarını çatlattı

Tokat'ta meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depremde Niksar ilçesindeki bir okulda çatlaklar meydana geldi

13.03.2026 09:59:00
Haber Merkezi
Tokat'ta 5,5 büyüklüğündeki deprem okul duvarlarını çatlattı
Tokat'ta 5,5 büyüklüğündeki deprem okul duvarlarını çatlattı
Tokat'ta meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depremde Niksar ilçesindeki bir okulda çatlaklar meydana geldi.

Tokat'ta meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depremin ardından Niksar ilçesinde bulunan Aysel Nadide Başar Yatılı Bölge Ortaokulu'nda hasar oluştu.

Depremin etkisiyle okul binasının bazı duvarlarında çatlaklar meydana geldi. Sabah saatlerinde yapılan ilk incelemelerde özellikle koridor bölümlerindeki duvarlarda sıva dökülmeleri ve çatlaklar oluştuğu görüldü.

Olayın ardından yetkililer tarafından okul binasında güvenlik amaçlı inceleme başlatıldı. Depremin ardından bölgede hasar tespit çalışmalarının sürdüğü öğrenilirken, okulda oluşan çatlakların teknik ekipler tarafından detaylı şekilde inceleneceği bildirildi. Herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı belirtildi.



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.