HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 12 HAZİRAN 2021, CUMARTESİ

Biden’ın ne dediği değil, bizim duruşumuz önemli

27.04.2021 00:00:00
'Biden’ın ne dediği değil, bizim duruşumuz önemli' seslendirme dosyası:

Her yıl 24 Nisan tarihi geldiğinde Türkiye'nin siyaseti, yorumcuları, köşe başlarını tutan yazarları dikkatlerini ABD Başkanı'nın yapacağı 1915 olayları ile ilgili açıklamaya veriyorlar.

"Soykırım" diyecek mi demeyecek mi, yine Ermenice "Meds Yeghern" yani "büyük felaket" mi diyecek, soruları 24 Nisan'ın ana gündemini oluşturuyor.

Halbuki Türkiye siyasetinin ve Türk milletinin asıl odaklanması gereken husus, ABD Başkanı'nın ya da başka bir ülke liderinin Türkiye hakkında ne diyeceği değil, bizim nasıl bir duruş ortaya koymamız gerektiği gerçeğidir.

Bu, insanda nefs-şeytan ilişkisi gibidir. İnsanın benliği dediğimiz nefs, terbiye olup adam olmadıkça, şeytan onu istediği gibi oynatır, elinde bir düdük bir ahırdan başka bir ahıra sokar. Ama nefs terbiye olduysa, insan iç aleminde işi bilen bir kılavuzun yardımıyla barışını tesis ettiyse, şeytan ona ne kadar musallat olursa olsun etki edemez.

O sebeple Hz. Peygamber (s.a.v) Bedir harbinden dönerken, nefs ile yapılan iç mücadeleyi kastederek "Küçük cihaddan, büyük cihada dönüyoruz" demiştir.

Bu örnekten çıkarmamız gereken ders şudur: Biz Türkiye olarak ekonomimizle, siyasetimizle, hukukumuzla, kültürümüzle gerçekten milli ve tam bağımsız olmazsak, güçlü bir devlet, güçlü bir ordu, tek bilek tek yürek olmuş, kenetlenmiş bir millet olmazsak o zaman düşmanlarımızın söyleyeceği bir kelime bile bizler için çok önemli olur.

Ama sen kendi içinde bu birliği ve barışı sağlar, güçlü olursan o zaman dışarıda fırtınalar da yaşansa, senin hakkında binbir kirli plan da kursalar bu sana etki etmez. 

"Yel kayadan bir şey aparamaz (kopartamaz)" der atalarımız, sen kaya gibi sapasağlam olursan yel sana ne yapabilir ki?

Peki, ABD Başkanı Biden, diğer başkanlardan farklı olarak ne dedi, cümlelerini aktaralım:

"Her yıl bugün Osmanlı dönemindeki Ermeni soykırımında ölenleri hatırlıyoruz ve böyle bir zulmün bir daha yaşanmaması için taahhüdümüzü yeniliyoruz."

"Dünyada bir daha zulüm yaşanmasını engelleme hedefimizi yeniliyoruz. Dünyadaki tüm insanların iyileşmesi ve uzlaşması peşindeyiz. Amerikan halkı 106 yıl önce bugün başlayan soykırımın kurbanı olan Ermenilere saygı duyuyor."

"24 Nisan 1915'te Konstantinopolis'te Ermeni aydınları ve cemaat önderlerinin Osmanlı yetkililerince tutuklanmasıyla başlayarak bir buçuk milyon Ermeni bir imha harekatı dahilinde sınırdışı edildi, katledildi ya da ölüme yürütüldü."

Evet, ABD Başkanı'nın ifadeleri böyle. Açıklamasında ilk defa "soykırım" diyor, onun dışında Meds Yeghern (büyük felaket) diyor ve İstanbul'dan da  Konstantinopolis olarak bahsediyor. Türk milletine düşmanlığını ilan etmek için başka ne yapsın?

Öncelikle şu hususu belirtmeliyiz ki, Birinci Dünya Savaşı şartlarında Batı'dan Doğu'ya, Kuzey'den Güney'e asıl soykırıma tabi tutulan Türk milleti olmuştur. Çünkü İngiliz Başbakanı'nın yıllar sonra yaptığı açıklamadan da anlıyoruz ki, Birinci Dünya Savaşı Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarının paylaşım savaşıdır. Diğer bir ifadeyle Türk milletinin Anadolu coğrafyasından çıkartma projesi olan Şark Projesinin sahadaki uygulamasıdır. 

Bu noktada Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş'ın konuyla ilgili yayımladığı mesaj oldukça dikkat çekicidir: "Her 24 Nisan aynı gündem, ABD Başkanı felaket mi diyecek soykırım mı? Ne derse desinler, biz onların asıl derdinin Hacı Bektaş-ı Veli'nin Anadolu coğrafyasına nakşettiği Türk-İslam kültürü ile olduğunu biliyoruz. Ne deseler ne yapsalar boş. Bu vatan bizimdir bizim kalacak!"

Evet, Bidenların ve benzerlerinin asıl hedefleri bu. Onların soykırımdan kasıtları, Anadolu coğrafyasındaki 36 etnik kökenin Hacı Bektaş'ın eliyle Müslüman olup "Türk" olmasıdır. 

Bu gerçeği sürekli ortaya koyan Prof. Dr. Haydar Baş'tı, şu tespitlerini asla unutmayalım:

"Tarafsız bir mahkeme dünya önünde kuralım. O zaman bu olayları yargılayalım. Onlar da delillerini ortaya koysunlar biz de... Göreceğiz ki, bunların soykırım dediği şey, Ermenilerin öldürülmesi falan değil. 

Bu dediklerime iyi dikkat edin. Batı dünyasının Türk dünyası üzerinde bir Şark Projesi vardır. Bu projeye göre Türklerin anavatanı Anadolu değildir, zorla buraya girdiler. Bunlara göre, Türkler burada bulunan Ermenileri, Rumları, Keldanileri, Yezdanileri vs. müslüman ederek Türkleştirdiler. Bizim neslimizi tükettiler. Kültür birliği yaptılar, siyaset birliği yaptılar, medeniyet birliği yaptılar... Bunları dört dörtlük müslüman Türkoğlu Türk yaptılar… İşte bunların soykırım dediği şey bu topraklar üzerinde yaşayan insanların müslüman Türk olmasıdır…. 

Oyun çok güçlü, nedir bu? Medeniyetler İttifakı, dinlerarası diyalog... Tekrar O'nu köklerinden koparıp, ben hristiyanım, yahudiyim, Rum'um diye bunlara söyletmek. Onun için arkadaşlar bunların önünde dimdik duracağız ve Allah'ın izni ile bu milleti biz ayıktıracağız. Biz bu tevhidi, bu birliği kıyamet sabahına kadar devam ettirecek olan tek milletiz."

Biz CAATSA yaptırımları kapsamında bizi "düşman" ilan eden ve yaptırım üstüne yaptırım uygulayan, bizi vuran teröre destek veren, askerimizin başına çuval geçiren, Ege'de, Doğu Akdeniz'de hep karşımızda yer alan, FETÖ darbe girişiminin arkasında olan ABD ve benzerleriyle hareket etmeye devam edersek, onların kokuşmuş sistemi Kapitalizmi uygulamakta ısrar edersek emin olun ki "soykırım" kelimesinin bedelini, hangi garantiyi verirlerse versinler bize çok ağır ödetirler.

BTP Lideri Hüseyin Baş'ın dediği gibi "sistem değişmesi lazım", yani bizler Prof. Dr. Baş'ın Milli Ekonomi Modeli ile tam bağımsız bir Türkiye olmak mecburiyetindeyiz. Güçlü olursak, o zaman bizi soykırımcılıkla suçlamaya cesaret edemezler, suçlasalar da bize hiçbir etkisi olmaz. Atatürk'ün güçlü Türkiye'sine hiçbir zarar veremedikleri gibi.

 
Murat Çabas / diğer yazıları
Megadentist



logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.