Afrikalıları, İncil ile aldatan emperyalistler, Türklere karşı mücadelede de İslam'ı, Kuran'ı kullanmışlardır. Çanakkale'de 7 düvel tabiri vardır. Haçlılar, her inançtan kendine köle yaptığı insanları yine o inançları kullanarak Çanakkale'ye getirmişti.
Nasılını! Çanakkale gazilerinden Mülâzım Ahmet Halit Üngör'ün hatıralarından dinleyelim;
"Çanakkale'de savaşıyorduk. Siperlerde bulunduğumuz sıralarda düşman tarafından bir askerin, sıçrayarak bize doğru yaklaşmakta olduğunu gördük. Korkusuz bir delikanlı idi bu...
Bizim erattan (erlerden) onu görenler, arka arkaya ateş ediyor, fakat bu askerin, bize yaklaşmasına engel olamıyordu. Düşmanımız, anlaşılan bize sokularak el bombası atacaktı. Hemen silâhımı doğrultarak nişan aldım ve ateş ettim. Vurularak yere düştü ve bir müddet çırpındıktan sonra hareketsiz kaldı.
Sürünerek yanına gittiğimde ölmüş olduğunu gördüm. Fransız üniformalı, zenci bir askerdi bu. Üzerini yokladım... İç cebinde bir şişlik vardı. Elimi üniformasından içeri sokarak onu aldığımda, donakaldım. O değil de ben vurulmuştum sanki. Elimde tuttuğum şey, sözde düşmanım(!) olan o zencinin kanlarıyla ıslanmış bir Kuran-ı Kerim'di. Ah o sömürgeci İngilizler, ah o Fransızlar." (15 Nisan 1915)
20. yüzyılda ve içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Haçlının İslam toprakları üzerindeki sömürüsünü ve Müslümanları köleleştirmenin adı 'dinler arası diyalogdur, medeniyetler birliğidir.' Siyasi ayağının ise 'BOP' olduğunu artık herkes biliyor.
Nedir dinler arası diyalog?
Bu sorunun net cevabını Papa Jean Paul 1964 yılında bizzat yapmış ve aynı tanımı veya hedefi 1991 yılında güncellemiştir.
Ne demişti Papa Jean Paul? "Dinler arası diyalog, Kilise'nin bütün insanları Kilise'ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. Tanrı, Mesih vasıtasıyla bütün insanları kendine çağırmakta, vahyinin ve sevgisinin mükemmelliğini onlarla paylaşmak istemektedir." (Jean Paul II. Redemptoris Missio Roma: 1991)
Aynı Papa 2000 yılına girerken yayınladığı mesajda da bu projenin inanç yanında siyasi hedefi de açık: "Birinci bin yılda Avrupa, Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı (Türkiye'yi) Hıristiyanlaştıralım."
Bu proje kapsamında ülkemizde neler yapıldığını, neler yaşandığı gördük. Görmeyenlere, görmek istemeyenlere Prof. Dr. Haydar Baş önderliğinde yazılı ve görsel medyadan ayrıca Anadolu'nun her tarafında anlattık.
Ama millet anlamadı. Siyasi ve dini liderler anlamak istemedi. Bu projenin Milletimiz üzerinde sonucu ne oldu, biliyor musunuz?
Cevabı bir Rahip versin. Rahip Louis Massignon diyor ki; (Dinler arası diyalog ile medeniyetler ittifakı ile) "Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyet'ten uzaklaştırdık."
Rahip doğru mu söylüyor? Maalesef doğru söylüyor.
Tabi akla şu soru gelebilir! Vatikan'ın dinler arası diyalog projesi sadece Türkiye'de mi uygulanıyor?
Hayır. Tüm İslam coğrafyasında. Bu ay Papa Papa Francesco, "dinler arası diyalog" çalışmaları kapsamında Mısır'a gidecek. Mısır'a giden ikinci Papa olacak ve İslam ile Hıristiyanlığın ortak yönleri masaya konulacak (mış!).
Bugün, Azerbaycan başta olmak üzere Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde, Afrika'nın tamamında bu çalışmalar yürütülüyor.
Emin olun aynı çalışmalar daha fazlasıyla İran ve diğer Şii kardeşlerimizin yaşadığı topraklarda da gerçekleştiriliyor.
Olur, mu öyle şey! Diyenlere İslam dünyasındaki dağınıklığa, kardeş katliamlarına, kardeşin kardeşe karşı öfkesine bakın, diyorum.
Hepsine bir mazeret buldunuz! Halimize bakalım. İslam ile ne kadar alakalıyız? Bizler, Allah'ın (c.c) dinine mi inanıyoruz? Yoksa o dinden işimize gelenlere mi?
Nasılını! Çanakkale gazilerinden Mülâzım Ahmet Halit Üngör'ün hatıralarından dinleyelim;
"Çanakkale'de savaşıyorduk. Siperlerde bulunduğumuz sıralarda düşman tarafından bir askerin, sıçrayarak bize doğru yaklaşmakta olduğunu gördük. Korkusuz bir delikanlı idi bu...
Bizim erattan (erlerden) onu görenler, arka arkaya ateş ediyor, fakat bu askerin, bize yaklaşmasına engel olamıyordu. Düşmanımız, anlaşılan bize sokularak el bombası atacaktı. Hemen silâhımı doğrultarak nişan aldım ve ateş ettim. Vurularak yere düştü ve bir müddet çırpındıktan sonra hareketsiz kaldı.
Sürünerek yanına gittiğimde ölmüş olduğunu gördüm. Fransız üniformalı, zenci bir askerdi bu. Üzerini yokladım... İç cebinde bir şişlik vardı. Elimi üniformasından içeri sokarak onu aldığımda, donakaldım. O değil de ben vurulmuştum sanki. Elimde tuttuğum şey, sözde düşmanım(!) olan o zencinin kanlarıyla ıslanmış bir Kuran-ı Kerim'di. Ah o sömürgeci İngilizler, ah o Fransızlar." (15 Nisan 1915)
20. yüzyılda ve içinde bulunduğumuz 21. yüzyılın ilk çeyreğinde Haçlının İslam toprakları üzerindeki sömürüsünü ve Müslümanları köleleştirmenin adı 'dinler arası diyalogdur, medeniyetler birliğidir.' Siyasi ayağının ise 'BOP' olduğunu artık herkes biliyor.
Nedir dinler arası diyalog?
Bu sorunun net cevabını Papa Jean Paul 1964 yılında bizzat yapmış ve aynı tanımı veya hedefi 1991 yılında güncellemiştir.
Ne demişti Papa Jean Paul? "Dinler arası diyalog, Kilise'nin bütün insanları Kilise'ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. Tanrı, Mesih vasıtasıyla bütün insanları kendine çağırmakta, vahyinin ve sevgisinin mükemmelliğini onlarla paylaşmak istemektedir." (Jean Paul II. Redemptoris Missio Roma: 1991)
Aynı Papa 2000 yılına girerken yayınladığı mesajda da bu projenin inanç yanında siyasi hedefi de açık: "Birinci bin yılda Avrupa, Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı (Türkiye'yi) Hıristiyanlaştıralım."
Bu proje kapsamında ülkemizde neler yapıldığını, neler yaşandığı gördük. Görmeyenlere, görmek istemeyenlere Prof. Dr. Haydar Baş önderliğinde yazılı ve görsel medyadan ayrıca Anadolu'nun her tarafında anlattık.
Ama millet anlamadı. Siyasi ve dini liderler anlamak istemedi. Bu projenin Milletimiz üzerinde sonucu ne oldu, biliyor musunuz?
Cevabı bir Rahip versin. Rahip Louis Massignon diyor ki; (Dinler arası diyalog ile medeniyetler ittifakı ile) "Müslümanların her şeyini tahrif ve mahvettik. Dinleri, inançları, ahlakları, dine bakışları ve insani duyguları mahvoldu. Onların manevi değerlerini, batı medeniyeti potasında eriterek kendimize benzettik. İslamiyet'ten uzaklaştırdık."
Rahip doğru mu söylüyor? Maalesef doğru söylüyor.
Tabi akla şu soru gelebilir! Vatikan'ın dinler arası diyalog projesi sadece Türkiye'de mi uygulanıyor?
Hayır. Tüm İslam coğrafyasında. Bu ay Papa Papa Francesco, "dinler arası diyalog" çalışmaları kapsamında Mısır'a gidecek. Mısır'a giden ikinci Papa olacak ve İslam ile Hıristiyanlığın ortak yönleri masaya konulacak (mış!).
Bugün, Azerbaycan başta olmak üzere Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde, Afrika'nın tamamında bu çalışmalar yürütülüyor.
Emin olun aynı çalışmalar daha fazlasıyla İran ve diğer Şii kardeşlerimizin yaşadığı topraklarda da gerçekleştiriliyor.
Olur, mu öyle şey! Diyenlere İslam dünyasındaki dağınıklığa, kardeş katliamlarına, kardeşin kardeşe karşı öfkesine bakın, diyorum.
Hepsine bir mazeret buldunuz! Halimize bakalım. İslam ile ne kadar alakalıyız? Bizler, Allah'ın (c.c) dinine mi inanıyoruz? Yoksa o dinden işimize gelenlere mi?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- ‘Barış’ adı altında Gazze’ye de çöktüler / 30.01.2026
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
























































































