Boğaz'ın ilk Osmanlı imzası: Rumî Mehmet Paşa Camii
Fetih sonrası Üsküdar'ın ilk Osmanlı imzası olan bu caminin taş duvarları, Bizans ve Osmanlı sanatının gizemli birleşimiyle inşa edildi. İçindeki ocaklı odaların, Aziz Mahmud Hüdayi'ye ev sahipliği yaptığını ve banisinin haziresini nasıl süslediğini keşfetmeye hazır mısınız?
Eyüp Kabil





Fatih Sultan Mehmed dönemi vezirlerinden Rum asıllı Rum Mehmet Paşa tarafından 1469-1471 yılları arasında yaptırılan bu cami, erken Osmanlı mimarisinin nadide bir örneği olmasının yanı sıra, Bizans ve Osmanlı sanatının ilginç bir sentezini sunar.
MİMARİ KİMLİK: BİZANS VE OSMANLI SENTEZİ
Rumî Mehmet Paşa Camii, mimari açıdan Fatih döneminin yaygın plan tiplerinden olan Ters T planlı (Zaviyeli) cami sınıfına girer.
• Ana Mekan: Camiyi diğer Fatih dönemi eserlerinden ayıran en çarpıcı özelliği, taş ve tuğlanın almaşık (sıra sıra) örgü tekniğiyle yapılmış dış cephe duvarlarıdır. Bu teknik ve kubbe kasnağındaki pencere uygulamaları, yapının inşasında Bizans mimarisinden esintiler taşıdığı yorumlarına yol açmıştır.
• Kubbe ve Destekler: Cami, ortada büyük bir merkezi kubbe ve mihrap önünde bu kubbeyi destekleyen bir yarım kubbe ile örtülüdür. Bu merkezi kubbe sistemi, Fatih Camii'nden sonra Türk mimarisinde özel bir yere sahiptir.
• Tabhaneler: Ters T planının gereği olarak ana ibadet mekanının iki yanında yer alan, ocaklı ve kubbeli birer çift oda (tabhane) bulunmaktadır. Bu odalar, eskiden medrese öğrencileri veya dervişler gibi ihtiyaç sahiplerine barınak ve sıcak yemek dağıtmak amacıyla kullanılırdı. Rivayete göre, büyük mutasavvıf Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri de Bursa'dan Üsküdar'a geldiğinde eşiyle birlikte bir süre bu odalardan birinde kalmıştır.
• İç Mekan Detayları: Caminin mihrap nişi, yüksek bir silme içinde yer alır ve altı sıra mukarnas (sarkıt) bezemeli kavsarası ile dikkat çeker. İç mekandaki kalem işi süslemelerin bir kısmı Barok dönemi izlerini taşımakla birlikte, bazı orijinal Fatih dönemi bezemeleri de korunabilmiştir. Minberi sadedir ve ahşaptan yapılmıştır.
TARİHİ VE ÇEVRESİ
Cami, yüksek bir tepe üzerinde, İstanbul Boğazı'nı gören hakim bir noktada inşa edilmiştir. Özgün planda bir külliye olarak tasarlanan yapının medrese, hamam ve imaret gibi diğer bölümleri ne yazık ki günümüze ulaşamamıştır.
Caminin kıble duvarına bitişik hazirede, sekizgen planlı, kesme taştan yapılmış gösterişli bir türbe bulunmaktadır. Bu türbe, caminin banisi olan Rum Mehmet Paşa'ya aittir. Paşa, caminin yapımı tamamlanmadan idam edilmiş ve buraya defnedilmiştir. Türbenin, cami ile ayrı malzemelerden yapılmış olması, daha sonraki bir tarihte eklendiği düşüncesini doğurur.
ÜSKÜDAR'IN NADİDE YADİGÂRI
Rumî Mehmet Paşa Camii, sadece bir ibadet mekanı değil, aynı zamanda fetih sonrası İstanbul'un Anadolu yakasındaki erken dönem Osmanlı yerleşim ve mimarlık tarihinin canlı bir şahididir. Günümüze ulaşan az sayıdaki Fatih dönemi eserinden biri olması, Bizans'tan Osmanlı'ya geçişin kültürel ve mimari izlerini taşıması açısından paha biçilmez bir kültürel mirastır. İstanbul'un tarihini ve mimari çeşitliliğini merak edenler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken önemli bir duraktır.


















































































