logo
04 EYLÜL 2026

Böl parçala yut projesi

Batılı ülkelerin, Türkiye ve diğer İslam ülkelerine dayattığı “çoğulcu demokrasi” birlik ve beraberliği yok ederek ülkeleri yabancı işgallere hazır hale getirmeyi amaçlıyor

23.06.2013 00:00:00
 
BATI BÖLÜNMEYİ DAYATIYOR ABD Başkanı Obama, Suriye için “Suriye’de çok etnisiteli, çok dinli bir yapının çoğulcu bir şekilde kurulması gerekiyor” demişti. Yani ABD bir devlet yapısının temeline ‘birlik’ esası yerine ‘çokluk’ esasının yerleştirilmesini istiyor. İşte Batı’nın Türk ve İslâm dünyasına çözüm=çoğulculuk diye dayattığı budur! Ilımlı İslâm’ın sonucu tam da budur.ABD IRAK’TA DA BUNU YAPTI Batı, işgal ettiği Irak’ta bunu yaptı. Çok etnisiteli, çok dinli, çoğulcu bir yapı kurdu ve bu yeni devlet yapısını güvence altına alan Anayasa’yı da 2005 yılında kabul ettirerek kendine bir sömürge bölgesi oluşturdu. Yeni Irak Anayasası’nda bazı maddeler şunlardır: “Irak milletler, dinler ve mezhepler ülkesidir.” “Arapça ve Kürtçe Irak Cumhuriyeti’nin resmi dilleridir.” “Egemenlik hukukundur.” “Irak vatandaşlığı…” “Bölgesel Anayasalar…” ÇOĞULCU DEMOKRASİ TİYATROSUDemokrasilerde bir halk ve bir egemenlik söz konusudur. Irak’a, Suriye’ye ve Türkiye’ye önerilen çoğulcu demokraside ise çoğulluk-çokluk vardır. Yalnız burada halklar ve bölgeler esastır. On yıllardır sürdürülen halklar propagandasının sebebi budur, “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” sözü ile Atatürk ilke ve devrimlerine karşı küresel itirazın sebebi budur.  HALKIN BİRLİĞİ BOZULUYORDemokrasi yerine günde bin defa tekrar edilerek vatandaşlarımızın/köşe yazarlarımızın zihnine işlenen ÇOĞULCU DEMOKRASİ söyleminin arkasındaki hukuki gerçeklere dikkat edilmelidir. Taksim’deki AKM’ye asılan Türk bayraklarına ve Atatürk resmine bir daha bakılmalıdır; orada halkımızın birliği görülecektir. “Tektipleştirme” propagandası altında bozulmak istenen işte odur!  

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlediği basın toplantısında, "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" dedi

04.09.2026 03:00:00 / Güncelleme: 04.09.2026 06:03:36
İHA
 
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından taziye ziyaretinde bulunmak üzere geldiği KKTC'deki temaslarının ardından basın toplantısı düzenledi. Ercan Havalimanı'nda KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile düzenlediği ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs Türk halkına selamlarını ve başsağlığı dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, kazanın ilk anından itibaren Türkiye Cumhuriyeti olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve tüm imkanları seferber ettiklerini ifade etti. Yılmaz, "Bugünkü ziyaretimiz kapsamında da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman ile bir araya gelerek yaşanan faciaya ve yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeler yapma imkanı bulduk. İlgili kurumların yetkililerinden arama-kurtarma faaliyetlerinin mevcut durumu ve yaşanan elim kazanın aydınlatılmasına yönelik çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi aldık" dedi.

Kayıpların aileleriyle bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, "Beklentilerini, ifade ettikleri hususları, önerilerini dinleme imkanı bulduk. Ateş düştüğü yeri yakıyor, en büyük acıyı onlar yaşıyorlar. Hepimizi derinden üzen bu hadisede. Ben ailelere bir kez daha sabır diliyorum ve her zaman yanlarında olduğumuzu olacağımızı ifade etmek istiyorum. Yakınlarını kaybetmenin derin acısını ve sebebi var mı' Sevdiklerinden gelecek bir haberi beklemenin ağır yükünü taşıyan ailelerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde acılarını yürekten paylaştığımızı ve bu zorlu süreçte Türkiye Cumhuriyeti olarak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti otoriteleri olarak her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ettik" diye konuştu.


"Geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti halen sürdürülmektedir"



Faciaya ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, "30 Ağustos günü Girne'den Mersin Taşucuna hareket eden Filojet isimli yolcu gemisi 259 yolcu ve 8 mürettebatı ile birlikte maalesef Girne açıklarında su alarak alabora olmuştur. Gemide bulunan 239 kişi sağ olarak kurtarılmış, 9 kardeşimiz hayatını kaybetmiş. Kayıp durumundaki 19 vatandaşımıza ulaşılması için geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti başlatılmıştır ve halen sürdürülmektedir" ifadelerini kullandı.

Arama çalışmalarında bugün yeni bir gelişme yaşandığını ifade eden Yılmaz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu'nun çalışmaları bizzat koordine ettiğini söyleyen Yılmaz, "Bugün itibariyle bir haber daha almış bulunuyoruz. Bugün Deniz Kuvvetleri Komutanımız Ercüment Bey bizzat kendisi yapılan çalışmaları koordine etmek üzere buradaki gemilerdeydi. Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Usulünce idari usuller gereğince kimlik tespiti yapıldıktan sonra bu kamuoyuyla paylaşılacaktır kimin naaşına ulaşıldığı. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu.


"Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor"



Arama-kurtarma çalışmalarında ilerleme sağlandığının altını çizen Yılmaz, "Diğer taraftan bu yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri de ilgili kurumlar bu çalışmalar titiz bir şekilde tamamladığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak bir ilerleme sağlandığını bugün rahatlıkla ifade edebilirim. Bu çerçevede Deniz Kuvvetleri Komutanımıza görev yapan bu gelişmelerin sağlanmasında emeği olan tüm yetkililere şükranlarımla sunuyorum" dedi.

Sağ kurtarılan yolcuların sağlık durumlarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, "Diğer taraftan sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibariyle aldığımız bilgi 2 hastamızın da hayati bir tehlikesinin olmadığı yönündedir. Sağlık Bakan Yardımcımız da bizzat onları ziyaret edip durumları hakkında detaylı bir şekilde bilgi aldı" diye konuştu.


"TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edildi"



İhbarların ardından KKTC makamlarıyla güçlü koordinasyon sağlandığını belirten Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin bütün imkanlarının arama-kurtarma faaliyetleri için bölgeye yönlendirildiğini söyledi. Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıkları başta olmak üzere ilgili kurumların KKTC makamlarıyla tam eş güdüm içerisinde hareket ettiğini ifade eden Yılmaz, "İhbarların alınmasının hemen ardından KKTC makamlarıyla güçlü bir koordinasyon tesis edilmiş. Arama kurtarma faaliyetleri için devletimizin bütün imkanları seferber edilerek bölgeye yönlendirilmiştir. Arama kurtarma koordinasyon merkezi tarafından tehlike safhası ilan edilmiş. Dışişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız KKTC makamlarıyla tam bir eş güdüm ve iş birliği içinde harekete geçmiştir" ifadelerini kullandı.


"Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir"



KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve ekibine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gece gündüz bu konuda Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumluluklarımızın da çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumlulukla hareket edilmiştir ve çok güçlü bir şekilde bu çalışmaların yapılması için tüm gayret sarf edilmiştir. Sayın Başbakan'ın şahsında emeği geçen herkese ben tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

Arama-kurtarma çalışmalarına katılan unsurlara ilişkin bilgi veren Yılmaz, "KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemiyle katıldığı çalışmalara sahil güvenlik komutanlığımız üç gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle destek vermektedir. Deniz Kuvvetlerimizin sekiz gemi ve üç insansız hava aracıyla, hava kuvvetlerimizin ise bir helikopter ve bir insansız hava aracıyla yer aldığı operasyon 24 saat esasına göre sürdürülmektedir" dedi.

Kıbrıs Kıyı Emniyeti'ne ait römorkör ve dalış ekipleri ile özel tekneler ve balıkçı teknelerinin de çalışmalara destek verdiğini belirten Yılmaz, gönüllülere teşekkür ederek, "TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edilmiş, TCG Alemdar da uzaktan kumandalı su altı aracıyla batığın içinde ve çevresinde yürütülen arama çalışmalarına katılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda yaklaşık beş yüz elli metre derinlikte bulunan geminin enkazına ulaşılmış, batığın çevresinde ayrıntılı görüntüleme ve arama faaliyeti başlatılmıştır. Nitekim az önce belirttiğim gibi bunun sonuçlarını da görmeye başladık" diye konuştu.


"Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş"



Arama-kurtarma çalışmaları neticesinde dün ulaşılan naaşın kimlik tespit çalışmalarına başladığını belirten Yılmaz, "Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş, yararlarımızın tedavi süreçleri yakından takip edilmiş, hayatını kaybeden kardeşlerimizin naaşlarının nakli konusunda ailelerimize gerekli destek sağlanmıştır. Ülkemize dönen vatandaşlarımızın ve yakınlarının karşılanarak illerine ulaştırılması için ilgili valiliklerimizle gerekli koordinasyon kurulmuştur. Diğer taraftan ilgili kurumların yetkililerinden kazanın meydana gelişine, sahadaki faaliyetlere ve yürütülen soruşturmalara ilişkin bilgi aldık. Az önce Sayın Başbakan'ın da ifade ettiği gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da çok net, altını çizdiği gibi bu konuda gerekli tüm soruşturmalar yapılacak KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti makamlarının iş birliğiyle ve kimin ihmali varsa, kimin sorumluluğu varsa elbette hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapılmaktadır, yapılmaya devam edilecektir" ifadelerini kullandı.


"Tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir"



Geminin sefere çıkış şartlarından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarına, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlarına kadar tüm sürecin inceleneceğini belirten Yılmaz, "Geminin hangi şartlarda sefere çıktığından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarını, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlılığını, tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir. KKTC makamlarınca başlatılan adli, idari ve teknik soruşturmanın sağlıklı biçimde tamamlanması için Türkiye Cumhuriyeti olarak gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız. Kazaya ilişkin soruşturma büyük bir titizlikle sürdürülecek, facianın yaşanmasında ihmal veya kusuru bulunanların tespit edilmesi halinde, hukukun gerektirdiği adımlar inanıyorum ki kararlılıkla atılacaktır" şeklinde konuştu.

Soruşturma sonucunda ortaya çıkacak tespitlerin gelecekte benzer faciaların yaşanmaması açısından da önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, "Üç önemli adım, görev var karşımızda. Birincisi bu arama kurtarma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdürülmesi, ikincisi sorumlulardan hesap sorulması, üçüncüsü de gelecekte bir daha böyle hadiseler yaşanmaması adına sistemde olabilecek eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınarak adımların atılmasıdır. Kıbrıs ile Anavatan Türkiye, geçmişten bugüne karşılaştığı her zorluğa omuz omuza göğüs germiş, bu sarsılmaz kardeşlik böylesi ağır günlerde sahadaki dayanışma ve paylaşılan sorumlulukla güçlü karşılığını bulmuştur. Sayın Başbakan'ın az önce ifade ettiği gibi biz tasada da kıvançta da biriz, zor günlerde de geniş günlerde de bir aradayız ve böyle olmaya da devam edeceğiz" dedi.


"Gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız"



Girne'de yaşanan acının Türkiye'nin tamamında hissedildiğini belirten Yılmaz, "Bugün yine bir, bilgi olarak şunu paylaşabilirim. Kıbrıs'la Türkiye arasında bir adli yardımlaşma anlaşmamız söz konusu. Bu çerçevede bugün itibariyle bu konuda Kıbrıs Yargısı tarafından Adalet Bakanlığımıza iletilen bir talep söz konusudur. Bu çerçevede de Adalet Bakanlığımız gerekli tüm teknik desteği sunacaktır. En kısa sürede bu konudaki hazırlıklar, tamamlanarak soruşturma sürecine gerekli teknik destek sağlanacaktır" diye konuştu.

Yılmaz, konuşmasının sonunda hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve Kıbrıs Türk halkına başsağlığı dileyerek, "Kayıp yolcular için yoğun gayretlerin süreceğini bir kez daha ifade ediyorum. Büyük bir fedakarlıkla bu süreçte görev yapan bütün arama kurtarma ekiplerimize ve diğer alanlarda çaba sarf eden, katkı sunan tüm kişi ve kurumlara, KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti'nden tüm katkısı olanlara gönülden teşekkür ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin gözaltına alınan Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanları tutuklandı. 4 mürettebat ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

03.09.2026 23:33:00
İHA
 
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında ALSU isimli gemiden bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9 kişiden, 6'sı ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.

Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden, geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklama talebiyle, 4 kişi ise adli kontrol istemiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Mahkeme, şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman hakkında tutuklama kararı verdi. Mahkeme, 4 kişiyi ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

İBB davasında 2 sanık tahliye edildi

53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı İBB davasında, aylık tutukluluk incelemesi kapsamında 2 sanığın tahliyesine karar verildi

03.09.2026 22:05:00
AA
 
İBB davasında 2 sanık tahliye edildi
İBB davasında 2 sanık tahliye edildi

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, bir kısım tutuklu sanıklara ve avukatlarına aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tahliye talepleri için söz verildi.

Söz verilen tutuklu sanıklardan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökçe, sadece görevini yaptığını, kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği imzalar attığını savundu.

Sanık Gökçe, eylemlerde adının geçmediğini, ihaleyi alacak kişileri tanımadığını ve bilmediğini öne sürdü.

Boğazından haram lokma geçmediğini, hiçbir suç işlemediğini, örnek bir yaşam sürdüğünü savunan Gökçe, tahliyesini talep etti.

Bir diğer tutuklu sanık İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün de bilirkişi raporlarını eleştirerek, bu raporların maddi hatalar ve hukuki çarpıtmalar içererek hazırlandığını ileri sürdü.

Akgün, ihalelerin yapılış yöntemlerini anlatarak, üzerine atılı eylemlerin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirtti.

Yaptığı görev boyunca kamu yararına çalıştığını ifade eden Akgün, "Kişisel menfaat peşinden koşmadım. Sözde örgütün çıkarları için bir eylemde bulunmadım, bulunmam." dedi. Sanık Akgün, tahliyesini istedi.

İBB Başkanı Danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, 18 aydır tutuklu olduğunu belirterek, iddianameye göre cezalandırıldığını öne sürdü.

Sanık Ongun, atfedilmiş algılar, büyütülmüş ifadeler üzerinden 18 aydır cezaevinde olmaması gerektiğini savunarak, "Ben burada haklı olarak yatıyorum demem lazım ama ben şu an haksız olarak yatıyorum." beyanında bulundu. Mahkemenin adil olmasını isteyen Ongun, tahliyesini talep etti.

Bazı tutuklu sanıklar ile avukatları da tahliye talebinde bulundu.

En son söz verilen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu da Türkiye'nin hatta Avrupa'nın en büyük duruşma salonunda olduklarını ifade ederek, şunları söyledi:

"Asıl soru şu, böylesine büyük bir salon acaba ne kadar büyük bir adalete ev sahipliği yapıyor ya da yapabilecek' Yanıtını elbette ki kıymetli milletimiz verir. Eninde sonunda milletimiz bunun yanıtını verir ve elbette gereğini de yapar. Bu salona baktığımızda, esasında 'örgüt' diye bir kavramın konuşulduğu bir ortamda, arkamda bulunan, başta kadın arkadaşlarımız olmak üzere burada tutsak bulunan kıymetli kader arkadaşlarıma baktığımda, buradan bir örgütün çıkmayacağını herkes görüyor. Kim bakmak isterse görebilir. Bakmaz ise, görmek istemezse, zaten ona biz zorla gösterecek bir halimiz de yoktur. Buradan bir örgüt çıkmaz, bunu millet de görüyor. Burada bir suç örgütü yok. Gerçekten büyük bir zalimlikle mücadele eden kader arkadaşlarım var."

Duruşmaların canlı yayınlanmasını istediğini ifade eden İmamoğlu, duruşmaların başladığı ilk günden, bugüne geçmiş duruşmaların da yayınlanmasını istediğini söyledi.

Özgürlüğü, itibarını ve emeğini savunduğunu aktaran İmamoğlu, "Bütün iddialar çöptür ve çökmüştür. Hani 'Delillere göre savunma yapılsın.' deniyor, 6 ay bitti, bir tek delili şu mahkemede huzurda kimse görmedi, ben de görmedim. Gören varsa şimdi yansıtsınlar, ben özür dileyeceğim." beyanında bulundu.

Savunma hakkına ilk müdahalenin avukatı Mehmet Pehlivan'ın tutuklandığında başladığını ve sonrasında Silivri'de savunma hakkının elinden alındığını savunan İmamoğlu, savunmasını 7-8 saatte bitirmesinin istendiğini, süre sınırlaması getirildiğini ve savunmasına engel olunduğunu öne sürdü.

Hak yemediğini ve hakkını da yedirmeyeceğini belirten İmamoğlu, "Mahkeme salonundan çıkarıldım. Duruşmaya getirilmeme kararı usulsüzce uygulandı." beyanında bulundu.

Sanık İmamoğlu, tüm arkadaşlarının özgürlüğüne kavuşmasını isteyerek, "Bu davanın şahidi millettir. Bu hukuksuzlukların şahidi millettir. Cumhuriyet, demokrasi, adalet için bedeli hayatım da olsa sonuna kadar mücadele edecek bir Ekrem İmamoğlu buradadır. Ben bu iddianameyi yazanları burada yargılamaya devam edeceğim." dedi.

Aylık tutukluluk incelemesi kapsamında tutuklu sanıkların taleplerinin alınması tamamlandıktan sonra mahkeme, cumhuriyet savcısına görüşünü sordu.

Cumhuriyet savcısı, tüm tutuklu sanıkların bu hallerinin devamını istedi.

Mahkeme, inceleme için duruşmaya ara verdi.

51 sanığın tutukluluğunun devamına karar verildi

Mahkeme heyeti, aranın ardından, tutuklu sanıklar Bakırköy Belediye Başkan Yardımcısı ve İBB Meclis Üyesi Ali Rıza Akyüz ile reklamcı Serkan Öztürk'ün tahliyesine karar verdi.

Tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ile eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve Medya''''''' AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 51 sanığın tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere 7 Eylül Pazartesi gününe ertelendi. 

Tokat'ta 19 adrese eş zamanlı operasyon: 14 gözaltı

Tokat'ın Niksar ilçesinde jandarma ekiplerince 14 şüpheliye yönelik 19 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda çok sayıda ruhsatsız silah, mühimmat ve kaçak alkol ele geçirildi

03.09.2026 13:50:00
İHA
 
Tokat'ta 19 adrese eş zamanlı operasyon: 14 gözaltı
Tokat'ta 19 adrese eş zamanlı operasyon: 14 gözaltı
Tokat İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, yasa dışı silahlanmanın ve kaçakçılığın önlenmesine yönelik yürüttükleri çalışmalar kapsamında 14 şüpheliyi takibe aldı. Adli makamlardan alınan arama kararının ardından Niksar ilçesindeki 19 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Adreslerde yapılan aramalarda 6 tabanca, 8 kurusıkı tabanca, 1 havalı tabanca, 14 ruhsatsız av tüfeği, bin 294 tabanca mermisi, 21 tabanca şarjörü, 350 av tüfeği kartuşu, 3 kilogram barut, 3 fişek doldurma aparatı, 6 kama ve 3 çakı ele geçirildi.

Aramalarda ayrıca 4 sikke ile 27 litre kaçak alkol bulundu.

Operasyon kapsamında şüpheliler hakkında adli işlem başlatıldı.

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu

03.09.2026 12:10:00
Haber Merkezi
 
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Almanya'da çok sayıda taşınmaza sahip olduğu iddiasının ardından Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulunduğunu duyurdu
Almanya'da 23 taşınmazı bulunduğu iddiası tartışma konusu olan eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, konuyu gündeme getiren Gazeteci Murat Ağırel hakkında suç duyurusunda bulundu.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Gökçek, iddiaları reddetti. İddianın tapu kaydına dayanmadığını savunan Gökçek, asıl amacın kendisi ve ailesi hakkında "algı oluşturmak" olduğunu öne sürdü.

Tüm mal varlığının e-Devlet kayıtlarında bulunduğunu belirten Gökçek, "Hukuka ve adalete olan inancımız tamdır. Bu tür asılsız ve iftira niteliğindeki iddiaları ortaya atanlar hakkında, şahsiyet haklarımızın korunması amacıyla Türk Ceza Kanunu ve ilgili diğer mevzuat kapsamında cezalandırılması için Murat Ağırel hakkında resmî suç duyurusunda bulunulmuştur" ifadelerini kullandı.

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin Alsu gemisindeki 9 şüpheli gözaltına alındı

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin Alsu gemisindeki 9 şüpheli gözaltına alındı

03.09.2026 12:00:00
AA
 
Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin Alsu gemisindeki 9 şüpheli gözaltına alındı
Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin Alsu gemisindeki 9 şüpheli gözaltına alındı
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi ile Türk bayraklı Alsu isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batması ve gemide bulunan 10 kişilik mürettebata ulaşılamaması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında, kazaya karışan Alsu gemisinde bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9'u hakkında şüpheli işlemi uygulanarak gemide ifadeleri alındı.

Soruşturmanın ve idari tahkikat dosyasının devam etmesi ile geminin güvenliği dikkate alınarak şüphelilerin jandarma eşliğinde gemide muhafaza altına alındığı öğrenildi.

Başsavcılıkça, olayda yer alan kişilerin kusur durumlarının tespit edilmesi için bilirkişi heyeti görevlendirildi. Heyetin hazırlayacağı ön raporun bugün öğle saatlerine kadar Başsavcılığa sunulmasının ardından hangi şüphelilerin adliyeye sevk edileceğinin belirleneceği ve mevcutlu olarak adliyede hazır edilmesi için talimat verileceği belirtildi.

Gemide bulunan şüphelilere yapılan testlerde alkole rastlanmadığı ve ayrıntılı tetkik için şüphelilere kan testi de yapıldığı öğrenildi.

Alsu gemisinin su altında olan kısımlarında dalgıçlar tarafından inceleme yapılacağı bilgisine ulaşıldı.

Ayrıca, şüphelilerin ifadelerinde Tuğberk İmamoğlu gemisindeki 2 ya da 3 mürettebatın gemi batmadan önce güverte kısmında olduğunu beyan ettiği, kurtulduklarına ilişkin herhangi bir delil ve emare olmamakla birlikte vefat etmiş olmaları halinde bu kişilerin naaşlarına ulaşma olasılığının bulunduğu ancak henüz geminin enkazına ulaşılamadığı belirtildi.

Soruşturma
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, saat 03.00 sıralarında Silivri ilçesinin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi ile Türk bayraklı Alsu isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin battığı ve gemide bulunan 10 kişilik mürettebata ulaşılamadığı ihbarı üzerine Başsavcılıkça derhal soruşturma başlatıldığı belirtilmişti.

Kayıp mürettebata ulaşılması amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon halinde yürütülen arama ve kurtarma çalışmalarının devam ettiği aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verilmişti:

"Olayın meydana geliş şekli ve nedenleri ile varsa sorumluluğu bulunan kişilerin tespit edilerek maddi gerçeğin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması amacıyla uzman bilirkişi incelemelerinin yaptırılması, gemilere ait seyir, radar ve haberleşme kayıtları ile olayla ilgili tüm bilgi, belge, görüntü ve diğer delillerin ivedilikle muhafaza altına alınarak toplanması yönünde gerekli talimatlar verilmiştir. Soruşturmanın etkin ve kapsamlı şekilde yürütülmesi amacıyla bir cumhuriyet başsavcı vekili ile iki cumhuriyet savcısı görevlendirilmiş olup adli işlemler titizlikle sürdürülmektedir."

Bu arada, soruşturma kapsamında meydana gelen olaya ilişkin bilirkişi heyeti oluşturulduğu ve alınacak ön rapora istinaden olayda kusuru bulunan kişiler hakkında şüpheli sıfatıyla işlem yapılacağı öğrenilmişti.

Kazayla ilgili idari soruşturma da yürütüldüğü, ifade işlemlerinin yapılacağı bilgisine ulaşılmıştı.

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu

02.09.2026 14:23:00
Haber Merkezi
 
 Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu
 Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek. Tarih ve saat belli oldu.
İbrahim Melih Gökçek, şüpheli sıfatıyla ifade verecek.

Melih Gökçek ne zaman ifadeye gidecek?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek'in, 4 Eylül Cuma günü saat 16.00'da şüpheli sıfatıyla ifade vermek üzere Başsavcılığa çağrıldığı öğrenildi.

Ne olmuştu? Gökçek hakkında iddialar neler?
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek hakkında "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarına ilişkin resen soruşturma başlatmıştı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Gökçek hakkında "yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı" iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Adliyesi'ne çağırılan Ağırel, savcılığa "tanık" sıfatıyla ifade vermişti. Ağırel, ifadesinin ardından Ankara Adliyesi önünde yaptığı basın açıklamasında soruşturmaya ilişkin, "Ben ilgili belgelere sahip olduğumu ve savcılığa teslim edebileceğimi beyan etmiştim. Dolayısıyla savcılık, tanık sıfatıyla ifademi almak üzere davet etti. Elimdeki tüm belgeleri, bilgileri, hepsini ayrıntılı şekilde anlattım." ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kırgızistan'daki temaslarının ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı

02.09.2026 14:14:00 / Güncelleme: 02.09.2026 14:22:11
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kırgızistan'daki temaslarının ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un davetiyle Türkiye'nin, diyalog ortağı olduğu Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) bu yılki zirvesine şeref konuğu olarak katıldığını hatırlatan Erdoğan, ayrıca liderlerle birlikte 31 Ağustos akşamı 6. Dünya Göçebe Oyunları'nın açılış törenine katıldığını söyledi.

Erdoğan, Kırgız halkının 31 Ağustos Bağımsızlık Günü'nü tebrik ederek, "Kıymetli kardeşim, Sayın Caparov nezdinde ev sahiplikleri için Kırgız halkına en kalbi şükranlarımı sunuyorum." sözlerini sarf etti.

Bundan 30 yıl önce "Şanghay Beşlisi" ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini belirten Erdoğan, Teşkilat'ın, Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu'yu bünyesinde buluşturan yegane bir yapı olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bizim de sadece Teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşeri coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz 'Yeniden Asya' girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve işbirliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim."

Zirve marjında mevkidaşlarıyla da görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk." bilgisini paylaştı.

Erdoğan, en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak Türkiye ile aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, "Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadesini kullandı.

"Türkiye'nin büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor"
Bir gazetecinin, "Bişkek Zirvesi'nde alınan kararlar, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkiler? Türkiye'nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile işbirliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimali var mı?" sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Değerli arkadaşlar, öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı'na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin'den Orta Asya'ya, Rusya'dan Güney Asya'ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye'nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye'nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara işbirliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zirve kadar dikkat çeken konulardan bir tanesi de Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'le görüşmeniz oldu. Zirve marjında yaptığınız görüşme genel anlamda nasıl geçti? Hangi konuları ele aldınız?" sorusu üzerine ise şunları aktardı:

"Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Bu görüşmede de özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir işbirliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye'ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki, bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız."

Mekke Savunma İttifakı
Bir diğer gazetecinin, "İstanbul'da Mekke İttifakı'nın ilk önemli toplantısı gerçekleştirildi. Biz biliyoruz ki bölgedeki bazı ülkeler bu ittifaktan fevkalade rahatsız. Geniş bir coğrafyada barışı inşa etme amacı olan bir savunma işbirliğinden neden bu kadar rahatsızlar?" sorusunu da yanıtlayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul'da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayisi, önemli bir işbirliği alanı. Bir de askeri operasyonel işbirliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz.

Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan diğer başlıklar şöyle:

Karadeniz'de sivil deniz taşımacılığının güvenliği önemli. Tarafların mücadelesi sivillerin, ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak noktaya taşınmalı.

Tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var.

F-35
Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmeleri sürdürüyoruz. ABD'deki süreçlerin tamamlanmasıyla mesele geride kalacak.

KAAN'dan, kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.

Terörsüz Türkiye süreci
Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte hedef meselesi olarak görüyoruz. Elbette devlet olarak yol haritamız, planımız, takvimlendirmemiz var.

Yunanistan, girdiği yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmeli. Tarih, ibret alanlar için çok iyi yol göstericidir.

Çerçeve yasa
Uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir. Tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı belli, süreç adım adım ilerlemekte.

Milletin kardeşliğini zedeleyen, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz.

İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Buna Büyük Türkiye Mutabakatı diyoruz. Ne yaptığımızı bilerek ilerliyoruz.

SDG'nin feshi
Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir.

Bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı."

Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı

İstanbul Valiliği, Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığını, bir gemideki 10 personelle irtibat kurulamadığını bildirdi

02.09.2026 08:18:00
AA
 
Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı
Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı

İstanbul Valiliğinin yaptığı açıklamada, "Saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil güneyinde, Kocaeli'den Aliağa'ya intikal eden Türk bayraklı Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye intikal eden Türk bayraklı Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Olay yerine Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Komutanlığı'na bağlı çok sayıda deniz unsuru ve sahil güvenlik helikopterinin sevk edildiği belirtilen açıklamada, "Bölgeye intikal eden unsurların yaptığı ilk tespitlere göre Alsu isimli gemide gözle görünür bir hasar bulunmamakta olduğu görülmüştür. Ancak Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi ve gemide bulunan 10 personelle an itibarıyla irtibat kurulamamakta olup, bölgedeki unsurların arama kurtarma çalışmaları devam etmektedir." denildi.
 

Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı

İstanbul'da 2022 yılında tedavi için getirildiği hastaneden izinsiz ayrıldıktan sonra kaybolan Z.Y.'nin telefon sinyallerini inceleyen polis ekipleri, son sinyalin Esenyurt'ta yaşayan F.D.'nin evini gösterdiğini belirledi. Çalışmalarda Z.Y.'nin hayatını kaybettiği tespit edilirken, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 6 şüpheli İstanbul ve Sinop'ta düzenlenen operasyonla gözaltına alındı

01.09.2026 12:48:00
İHA
 
Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı
Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı
Edinilen bilgilere göre 12 Eylül 2022 tarihinde tedavi amaçlı hastaneye getirilen, Z.Y. isimli kadın izinsiz şekilde hastaneden ayrıldı. Hastaneden ayrılan kadından bir daha haber alınamazken konuyla ilgili Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı.

Yürütülen çalışmalar kapsamında kayıp Z.Y. telefon kayıtlarını ve sinyallerini inceleyen ekipler, Z.Y.'nin en son F.D. isimli bir şahısla irtibatta olduğunu ve Z.Y.'nin telefonuna ait son sinyalin F.D.'nin Esenyurt'ta bulunan evini gösterdiği tespit edildi. Şüpheli F.D.'nin ise 2024 yılında "Kasten Öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevinde olduğu öğrenildi.

Çalışmalarını derinleştiren ekipler, Z.Y.'nin 4 Ekim 2022 ile 10 Ekim 2022 tarihleri arasında hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan araştırmalar sonucunda olayla bağlantısı bulunduğu ve olay hakkında bilgi sahibi olduğu değerlendirilen 6 şüpheli tespit edildi.

Bunun üzerine ekipler tarafından 01 Eylül 2026 tarihinde İstanbul ve Sinop'ta 6 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda gözaltına alınan 6 şüpheli, sorgulanmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği'ne getirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.