logo
04 EYLÜL 2026

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlediği basın toplantısında, "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" dedi

04.09.2026 03:00:00
İHA
 
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Bir kişinin daha naaşına ulaşıldı"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Girne açıklarında meydana gelen gemi faciasının ardından taziye ziyaretinde bulunmak üzere geldiği KKTC'deki temaslarının ardından basın toplantısı düzenledi. Ercan Havalimanı'nda KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile düzenlediği ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kıbrıs Türk halkına selamlarını ve başsağlığı dileklerini iletti. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, kazanın ilk anından itibaren Türkiye Cumhuriyeti olarak gelişmeleri yakından takip ettiklerini ve tüm imkanları seferber ettiklerini ifade etti. Yılmaz, "Bugünkü ziyaretimiz kapsamında da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman ile bir araya gelerek yaşanan faciaya ve yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmeler yapma imkanı bulduk. İlgili kurumların yetkililerinden arama-kurtarma faaliyetlerinin mevcut durumu ve yaşanan elim kazanın aydınlatılmasına yönelik çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi aldık" dedi.

Kayıpların aileleriyle bir araya geldiklerini belirten Yılmaz, "Beklentilerini, ifade ettikleri hususları, önerilerini dinleme imkanı bulduk. Ateş düştüğü yeri yakıyor, en büyük acıyı onlar yaşıyorlar. Hepimizi derinden üzen bu hadisede. Ben ailelere bir kez daha sabır diliyorum ve her zaman yanlarında olduğumuzu olacağımızı ifade etmek istiyorum. Yakınlarını kaybetmenin derin acısını ve sebebi var mı' Sevdiklerinden gelecek bir haberi beklemenin ağır yükünü taşıyan ailelerimizle gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde acılarını yürekten paylaştığımızı ve bu zorlu süreçte Türkiye Cumhuriyeti olarak ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti otoriteleri olarak her zaman yanlarında olduğumuzu ifade ettik" diye konuştu.


"Geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti halen sürdürülmektedir"



Faciaya ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, "30 Ağustos günü Girne'den Mersin Taşucuna hareket eden Filojet isimli yolcu gemisi 259 yolcu ve 8 mürettebatı ile birlikte maalesef Girne açıklarında su alarak alabora olmuştur. Gemide bulunan 239 kişi sağ olarak kurtarılmış, 9 kardeşimiz hayatını kaybetmiş. Kayıp durumundaki 19 vatandaşımıza ulaşılması için geniş çaplı ve 7 gün 24 saat esasıyla bir arama kurtarma faaliyeti başlatılmıştır ve halen sürdürülmektedir" ifadelerini kullandı.

Arama çalışmalarında bugün yeni bir gelişme yaşandığını ifade eden Yılmaz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu'nun çalışmaları bizzat koordine ettiğini söyleyen Yılmaz, "Bugün itibariyle bir haber daha almış bulunuyoruz. Bugün Deniz Kuvvetleri Komutanımız Ercüment Bey bizzat kendisi yapılan çalışmaları koordine etmek üzere buradaki gemilerdeydi. Bir kişinin daha naaşına ulaşıldığını ve yukarıya çıkarıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Usulünce idari usuller gereğince kimlik tespiti yapıldıktan sonra bu kamuoyuyla paylaşılacaktır kimin naaşına ulaşıldığı. Bu şekilde vefat edenlerin sayısının 10'a çıktığını ifade etmek isterim" şeklinde konuştu.


"Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor"



Arama-kurtarma çalışmalarında ilerleme sağlandığının altını çizen Yılmaz, "Diğer taraftan bu yapılan yoğun çalışmaların neticesinde başka naaşlara da ulaşılacağı anlaşılmıştır. Bununla ilgili gelişmeleri de ilgili kurumlar bu çalışmalar titiz bir şekilde tamamladığında kamuoyuyla paylaşmış olacaklardır. Ancak bir ilerleme sağlandığını bugün rahatlıkla ifade edebilirim. Bu çerçevede Deniz Kuvvetleri Komutanımıza görev yapan bu gelişmelerin sağlanmasında emeği olan tüm yetkililere şükranlarımla sunuyorum" dedi.

Sağ kurtarılan yolcuların sağlık durumlarına ilişkin de bilgi veren Yılmaz, "Diğer taraftan sağ olarak kurtarılan yolcularımızdan 131'inin tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini öğrenmiş bulunuyoruz. Şu anda hastanelerde sadece 2 hasta bulunuyor. Bunlardan biri yoğun bakımdaydı ama yoğun bakımdan çıkarılmış oldu. Şu an itibariyle aldığımız bilgi 2 hastamızın da hayati bir tehlikesinin olmadığı yönündedir. Sağlık Bakan Yardımcımız da bizzat onları ziyaret edip durumları hakkında detaylı bir şekilde bilgi aldı" diye konuştu.


"TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edildi"



İhbarların ardından KKTC makamlarıyla güçlü koordinasyon sağlandığını belirten Cevdet Yılmaz, Türkiye'nin bütün imkanlarının arama-kurtarma faaliyetleri için bölgeye yönlendirildiğini söyledi. Dışişleri, Milli Savunma ve İçişleri Bakanlıkları başta olmak üzere ilgili kurumların KKTC makamlarıyla tam eş güdüm içerisinde hareket ettiğini ifade eden Yılmaz, "İhbarların alınmasının hemen ardından KKTC makamlarıyla güçlü bir koordinasyon tesis edilmiş. Arama kurtarma faaliyetleri için devletimizin bütün imkanları seferber edilerek bölgeye yönlendirilmiştir. Arama kurtarma koordinasyon merkezi tarafından tehlike safhası ilan edilmiş. Dışişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız ve İçişleri Bakanlığımız başta olmak üzere ilgili tüm kurumlarımız KKTC makamlarıyla tam bir eş güdüm ve iş birliği içinde harekete geçmiştir" ifadelerini kullandı.


"Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir"



KKTC Başbakanı Ünal Üstel ve ekibine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Gece gündüz bu konuda Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumluluklarımızın da çok yakın bir çalışma sergilemişlerdir. Sorumlulukla hareket edilmiştir ve çok güçlü bir şekilde bu çalışmaların yapılması için tüm gayret sarf edilmiştir. Sayın Başbakan'ın şahsında emeği geçen herkese ben tekrar emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.

Arama-kurtarma çalışmalarına katılan unsurlara ilişkin bilgi veren Yılmaz, "KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemiyle katıldığı çalışmalara sahil güvenlik komutanlığımız üç gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle KKTC Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın dört gemi, bir helikopter, dalış ekipleri ve sonar sistemiyle destek vermektedir. Deniz Kuvvetlerimizin sekiz gemi ve üç insansız hava aracıyla, hava kuvvetlerimizin ise bir helikopter ve bir insansız hava aracıyla yer aldığı operasyon 24 saat esasına göre sürdürülmektedir" dedi.

Kıbrıs Kıyı Emniyeti'ne ait römorkör ve dalış ekipleri ile özel tekneler ve balıkçı teknelerinin de çalışmalara destek verdiğini belirten Yılmaz, gönüllülere teşekkür ederek, "TCG Işın'ın gelişmiş sonar sistemiyle yaptığı taramalarla batığın yeri tespit edilmiş, TCG Alemdar da uzaktan kumandalı su altı aracıyla batığın içinde ve çevresinde yürütülen arama çalışmalarına katılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda yaklaşık beş yüz elli metre derinlikte bulunan geminin enkazına ulaşılmış, batığın çevresinde ayrıntılı görüntüleme ve arama faaliyeti başlatılmıştır. Nitekim az önce belirttiğim gibi bunun sonuçlarını da görmeye başladık" diye konuştu.


"Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş"



Arama-kurtarma çalışmaları neticesinde dün ulaşılan naaşın kimlik tespit çalışmalarına başladığını belirten Yılmaz, "Ambulans uçakla tahliyesi gereken vatandaşlarımızın nakli gerçekleştirilmiş, yararlarımızın tedavi süreçleri yakından takip edilmiş, hayatını kaybeden kardeşlerimizin naaşlarının nakli konusunda ailelerimize gerekli destek sağlanmıştır. Ülkemize dönen vatandaşlarımızın ve yakınlarının karşılanarak illerine ulaştırılması için ilgili valiliklerimizle gerekli koordinasyon kurulmuştur. Diğer taraftan ilgili kurumların yetkililerinden kazanın meydana gelişine, sahadaki faaliyetlere ve yürütülen soruşturmalara ilişkin bilgi aldık. Az önce Sayın Başbakan'ın da ifade ettiği gibi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın da çok net, altını çizdiği gibi bu konuda gerekli tüm soruşturmalar yapılacak KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti makamlarının iş birliğiyle ve kimin ihmali varsa, kimin sorumluluğu varsa elbette hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapılmaktadır, yapılmaya devam edilecektir" ifadelerini kullandı.


"Tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir"



Geminin sefere çıkış şartlarından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarına, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlarına kadar tüm sürecin inceleneceğini belirten Yılmaz, "Geminin hangi şartlarda sefere çıktığından teknik yeterlilik ve denetim kayıtlarını, mürettebatın tutumundan ilgili kurumların kararlılığını, tüm sorularına kadar bütün süreç titizlikle incelenecektir. KKTC makamlarınca başlatılan adli, idari ve teknik soruşturmanın sağlıklı biçimde tamamlanması için Türkiye Cumhuriyeti olarak gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız. Kazaya ilişkin soruşturma büyük bir titizlikle sürdürülecek, facianın yaşanmasında ihmal veya kusuru bulunanların tespit edilmesi halinde, hukukun gerektirdiği adımlar inanıyorum ki kararlılıkla atılacaktır" şeklinde konuştu.

Soruşturma sonucunda ortaya çıkacak tespitlerin gelecekte benzer faciaların yaşanmaması açısından da önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, "Üç önemli adım, görev var karşımızda. Birincisi bu arama kurtarma çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdürülmesi, ikincisi sorumlulardan hesap sorulması, üçüncüsü de gelecekte bir daha böyle hadiseler yaşanmaması adına sistemde olabilecek eksikliklerin giderilmesi ve gerekli tedbirlerin alınarak adımların atılmasıdır. Kıbrıs ile Anavatan Türkiye, geçmişten bugüne karşılaştığı her zorluğa omuz omuza göğüs germiş, bu sarsılmaz kardeşlik böylesi ağır günlerde sahadaki dayanışma ve paylaşılan sorumlulukla güçlü karşılığını bulmuştur. Sayın Başbakan'ın az önce ifade ettiği gibi biz tasada da kıvançta da biriz, zor günlerde de geniş günlerde de bir aradayız ve böyle olmaya da devam edeceğiz" dedi.


"Gerekli bütün teknik ve kurumsal desteği sunacağız"



Girne'de yaşanan acının Türkiye'nin tamamında hissedildiğini belirten Yılmaz, "Bugün yine bir, bilgi olarak şunu paylaşabilirim. Kıbrıs'la Türkiye arasında bir adli yardımlaşma anlaşmamız söz konusu. Bu çerçevede bugün itibariyle bu konuda Kıbrıs Yargısı tarafından Adalet Bakanlığımıza iletilen bir talep söz konusudur. Bu çerçevede de Adalet Bakanlığımız gerekli tüm teknik desteği sunacaktır. En kısa sürede bu konudaki hazırlıklar, tamamlanarak soruşturma sürecine gerekli teknik destek sağlanacaktır" diye konuştu.

Yılmaz, konuşmasının sonunda hayatını kaybedenlere rahmet, ailelerine ve Kıbrıs Türk halkına başsağlığı dileyerek, "Kayıp yolcular için yoğun gayretlerin süreceğini bir kez daha ifade ediyorum. Büyük bir fedakarlıkla bu süreçte görev yapan bütün arama kurtarma ekiplerimize ve diğer alanlarda çaba sarf eden, katkı sunan tüm kişi ve kurumlara, KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti'nden tüm katkısı olanlara gönülden teşekkür ediyorum. Şükranlarımı sunuyorum. Hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum" ifadelerini kullandı.

Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı

Silivri açıklarında yaşanan gemi kazasına ilişkin gözaltına alınan Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanları tutuklandı. 4 mürettebat ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

03.09.2026 23:33:00
İHA
 
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
Alsu gemisinin 1. ve 3. kaptanı tutuklandı
İstanbul Silivri açıklarının 18 mil güneyinde meydana gelen kazada, Kocaeli'den Aliağa'ya giden Türk bayraklı 90 metre uzunluğundaki Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye giden Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştı. Kazaya ilişkin Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında ALSU isimli gemiden bulunan 10 kişiden aşçı hariç 9 kişiden, 6'sı ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilmişti.

Savcılık ifadelerinin ardından şüphelilerden, geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman tutuklama talebiyle, 4 kişi ise adli kontrol istemiyle Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi.

Mahkeme, şüphelilerden geminin 1. kaptanı Ahmet Erarslan ile 3. kaptan Murat Evciman hakkında tutuklama kararı verdi. Mahkeme, 4 kişiyi ise adli kontrol şartıyla serbest bıraktı.

Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

03.09.2026 23:10:00
AA
 
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı
Silivri açıklarında iki geminin çarpıştığı kazaya ilişkin ön bilirkişi raporu hazırlandı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri'nin yaklaşık 18 deniz mili güneyinde Kocaeli'den Aliağa'ya seyir halinde olan, rulo sac metal ve inşaat demiri yüklü Türk bayraklı "Tuğberk İmamoğlu" isimli ticari gemi ile Türk bayraklı "Alsu" isimli ticari geminin çarpışması sonucu Tuğberk İmamoğlu isimli geminin batması ve gemideki 10 kişilik mürettebata ulaşılamaması üzerine başlatılan soruşturma sürüyor.

Soruşturma kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyeti, kazaya karışan "Alsu" gemisinden elde edilen teknik kayıtlar, ECDIS playback veriler, kaza mahallinde Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü unsurlarınca temin edilen raporlara yönelik incelemesini tamamladı.

Bu kapsamda hazırlanan ön tespit raporunda, 2 Eylül saat 03.13 sıralarında Marmara Denizi Trafik Ayrım Şeridi üzerinde meydana gelen deniz kazası neticesinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin iskele tarafından hasar alarak süratle battığı, mürettebatından halen haber alınamadığını belirtildi.

"Alsu" gemisine ait kısıtlı ECDIS playback verileri, olay anındaki jurnal kayıtları, gemi adamlarının ifadeleri ve geminin Bridge Management Manual (BMM-Emniyetli Seyir El Kitabı) kuralları çerçevesinde yapılan ön incelemeye yer verilen raporda, "Kazanın hem M/T Alsu'da tespit edilen köprü üstü seyir emniyeti organizasyonu ihlalleri (Watch Condition B ihlali, tek ve tecrübesiz zabit bırakılması, gözcü bulunmaması) hem de Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının kapalı/arızalı ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması ve şimdilik elde edilebilen telsiz mutabakatına aykırı tehlikeli sancağa dönüş manevraları gerçekleştirmesi sonucunda çift taraflı ağır durumsal farkındalık kaybı ile meydana geldiği tespit edilmiştir." ifadelerine yer verildi.

Raporda, kazanın hemen ardından "Tuğberk İmamoğlu" gemisinin, elde edilebilen verilere göre iskele tarafından yırtılma nedeniyle süratle battığı, "Alsu" isimli gemide ise sancak bordadaki hafif sıyrıklar dışında seyri engelleyecek veya su almaya sebep olacak majör hasar oluşmadığı kaydedildi.

Çatışma sonrasında "Alsu" gemisinin mürettebatı, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü (Nene Hatun gemisi dahil) ve Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları tarafından denizde geniş çaplı arama-kurtarma faaliyeti yürütüldüğü, yapılan kurtarma çalışmalarında "Tuğberk İmamoğlu" gemisine ait can salları ve serbest düşmeli (free fall) can filikasının denizde yüzer vaziyette boş olarak bulunduğu ifade edildi.

Raporda, "Alsu" isimli geminin 2 Eylül tarihli jurnal kayıtları ve Kaptan Ahmet Erarslan'ın ifadelerine göre, kaza anında bölgedeki hava durumunun, rüzgar yönü kuzey olup 4 beaufort (Bft) kuvvetinde, deniz durumunun ise 3 beaufort olup hafif çalkantılı olduğu, gökyüzünün ise "bc" (broken clouds - gök bulutlu) olarak kaydedildiği aktarıldı.

Bilirkişi raporunda, "Görüş açık olup yaklaşık 6 deniz milidir. Bölgede manevrayı kısıtlayıcı herhangi bir sis, pus, sağanak veya yoğun akıntı bulunmamaktadır. Dolayısıyla kaza, görüşün ve deniz şartlarının tamamen emniyetli seyre elverişli olduğu bir zaman diliminde gerçekleşmiştir. Kazaya sebebiyet veren dışsal (doğa) bir faktör tespit edilememiştir." değerlendirilmesine yer verildi.

"Kaptan (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir"

"Alsu" isimli geminin köprü üstü kadrosu ve olay anındaki personel durumunun analizinin, adli kusur açısından bulguları ortaya koyduğu belirtilen raporda, bu bulgular şu şekilde aktarıldı:

"Vardiya zabitinin tecrübesizliği: Çatışma anında köprü üstünde nöbetçi olan tek kişi 2. Zabit (3. Kaptan) Murat Evciman'dır. Evciman'ın resmi ifadesinden, gemiye kazadan sadece bir gün önce (31 Ağustos) katıldığı ve kaza anındaki (00.00-04.00) vardiyasının, kendisinin bu gemideki ilk seyir vardiyası olduğu kesinleşmiştir. Gemiyi, manevra kabiliyetini, personeli ve köprü üstü cihazlarını henüz tanımayan bir zabitin yoğun trafik ayrımında tek başına bırakılması bir zafiyettir.

Gözcü ve dümenci bulunmaması: Kazanın gerçekleştiği 03.13 sularında köprü üstünde Murat Evciman dışında hiçbir gözcü, stajyer veya dümenci (Watch A.B) bulunmamaktadır. Zabit tamamen tek başınadır. Gözcü stajyer Yunus Türker ve diğer personel kamara ve güvertede istirahat halindedir. Bu durum köprü üstünde durumsal farkındalığı azaltmıştır.

Kaptanın köprü üstünü terk etmesi: Kaptan Ahmet Erarslan kaza esnasında köprü üstünde bulunmamakta, kamarasında uyumaktadır. Çatışmanın sarsıntısıyla uyanmış ve ancak 03.20 sularında (kazadan 7-10 dakika sonra) köprü üstüne çıkabilmiştir. Kaptan ifadesinde, açık denizde gözcü bulundurmama yetkisinin kendisinde olduğunu iddia etse de bu durum geminin SMS kurallarına tamamen aykırıdır."

"Alsu" isimli geminin operasyonel ve sistemsel kusurlu olduğu vurgulandı

Raporda, "Alsu" isimli geminin resmi Emniyetli Seyir El Kitabı'nın incelendiği ve geminin kendi şirketi tarafından onaylanan köprü üstü vardiya standartları ile kaza anındaki fiili durumunun karşılaştırıldığı belirtilerek, bu karşılaştırmanın "Alsu" tarafındaki operasyonel ve sistemsel kusuru tartışmasız şekilde ortaya koyduğu vurgulandı.

"Alsu" isimli geminin ECDIS playback verilerinin teknik incelemesinde, çatışmanın gelişim aşamalarının kronolojik olarak nasıl yaşandığı, raporda şu şekilde anlatıldı:

"Manevra safhaları:

1. Tespit ve görünmezlik (03.06): 1,8 mil mesafede, Tuğberk İmamoğlu gemisi AIS verisi alınmadığı için Alsu'nun ECDIS ekranında sadece radar ekosu (Missing Echo) olarak 082° rotasında og 7.2 knot hızla ilerleyen bir hedef şeklinde belirmektedir. AIS'in veri göndermemesi, kimlik tespiti ve erken geçiş planlamasını imkansız hale getirmiştir.

2. Telsiz mutabakatı ve rota değişimi (03.08-03.09): Alsu'nun 2. Zabiti Murat Evciman, VHF 16 üzerinden karşı gemiyle telsiz irtibatı kurduğunu, karşı tarafın 'İskeleye kaçın.' talebi üzerine Alsu'nun rotasını iskeleye doğru değiştirmeye başladığını (03.09'da 294,5°) beyan etmektedir.

3. Kritik manevra ihlali (03.10): Alsu rotasını 283,9°'ye getirmişken, yaklaşık 0.5 mil kala Tuğberk İmamoğlu gemisi ECDIS ekranından anlık olarak kaybolup geri gelmiş ve telsiz mutabakatının tam aksine aniden sancağına (kendi sağına) dönmeye başlamıştır.

4. Şimdiki eldeki verilere göre, son yaklaşma ve çatışma (03.12-03.13): Tuğberk İmamoğlu 0.25 mil mesafede rotasını 133°'ye getirmiş ve hızını 5.8 knot'a düşürmüştür. ALSU ise 7.8 knot hızla ilerlemektedir."

"Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin hızlı batış nedeni tespit edilemedi

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu'nun, Alsu'nun pruva hattını dikey keserek kendi sol (iskele) baş omuzluğunu, Alsu'nun sağ (sancak) baş omuzluğuna çarptığı değerlendirilmektedir. Savrulma neticesinde Tuğberk İmamoğlu isimli geminin çatışmadan sonra neden bu kadar hızlı battığının inceleme ve değerlendirilmesi dosyaya ileride eklenecek bilgiler ve belgeler ile mümkün olabilecektir. Tuğberk İmamoğlu isimli gemide yük kayması (cargo shift) olup olmadığı veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının incelenmesi de gerekmektedir." ifadeleri yer aldı.

Bilirkişi raporunda, kaza öncesi, esnası ve sonrasındaki operasyonel süreçlerin, adli ve teknik deliller ışığında Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü (COLREG) ve Emniyet Yönetim Sistemi (SMS) kapsamında değerlendirilerek, tarafların kusur nitelikleri eldeki verilere göre gerekçeli olarak anlatıldı.

Buna göre, "Alsu" isimli geminin gözcülük kurallarını ihlal ettiği ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:

"Alsu isimli gemi, en yoğun ve riskli trafik bölgelerinden biri olan seperasyon hattını keserken köprü üstünde tek bir zabit dışında dümenci veya gözcü bulundurmamıştır. Gözle ve radarla yapılması gereken 'tam bir gözcülük' kuralı açıkça ihlal edilmiştir. Bu durum, karşı geminin telsiz mutabakatına aykırı sancağa dönüş manevrasının zamanında ve erken fark edilerek reaksiyon gösterilmesini (çatışmayı önleyici manevra yapmayı) engellemiştir."

Raporda, SMS yönetmeliği ihlali bakımında ise "Geminin resmi BMM kılavuzunda, 'Watch Condition B' seviyesinde seyredilmesi emredilirken, kaptanın köprü üstünde bulunmaması ve gözcü personel görevlendirilmemesi operasyonel bir yönetim zafiyetidir. Kaptan Ahmet Erarslan, seyir emniyetini tecrübesiz zabite bırakarak denetim yükümlülüğünü yerine getirmemiştir." değerlendirilmesinde bulunuldu.

Çatışmayı Önleme Manevrası kuralı ihlali açısından ise raporda şunlar aktarıldı:

"Vardiya zabiti Murat Evciman, karşı geminin üzerlerine geldiğini ve telsiz mutabakatına uymayarak sancağa döndüğünü 0.5 mil gibi çok yakın bir mesafede fark etmiştir. Bu aşamada çatışmayı önlemek için erken makine stop veya tam tornistan (geri) manevrası yapmak yerine, sadece rotayı iskeleye almaya devam etmiştir. Erken hız azaltma veya makineleri durdurma aksiyonunun alınmamasının çatışmanın fiziki şiddetini artırmış olabileceği değerlendirilmektedir."

"Tuğberk İmamoğlu 'hayalet gemi' modunda seyrederek ciddi seyir tehlikesi yarattı"

Raporda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemi yönünden kusur ve ihlallere de yer verildi.

Tuğberk İmamoğlu geminin AIS cihazı kapalı, arızalı olması, ya da dış müdahale sonucu yeterli çalışmaması olarak "hayalet gemi" modunda seyrederek bölgedeki diğer gemiler ve VTS istasyonları için ciddi bir seyir tehlikesi yarattığı belirtilen raporda, "Alsu" isimli geminin bu hedefi ancak 1.8 mil kala radar ekosu olarak tespit edebildiği kaydedildi. Bu durumun ise erken uyarı ve emniyetli geçiş planlamasını doğrudan engellediği vurgulandı.

Raporda, karşı geminin, telsiz konuşmalarında iskeleye kaçınma yönünde anlaşıldığının ifade edilmesine rağmen, son 0.5 mil kala aniden sancağına sert dümen kırarak "Alsu" isimli geminin pruva hattını kesmesinin, kazayı fiziki olarak başlatan operasyonel kusur olarak belirtildi.

Kaza nedeni

Bilirkişi raporunun değerlendirme kısmında, kazanın nedeni şu şekilde anlatıldı:

"Çatışmanın ve ardından meydana gelen batma ve mürettebat kayıp faciasının esas kök nedeni, 'Çift taraflı köprü üstü disiplinsizliği, vardiya standartlarının tamamen terk edilmesi ve durumsal farkındalık kaybı'dır. 'Tuğberk İmamoğlu' isimli geminin AIS cihazını kapatarak seyretmesi ve telsiz mutabakatına aykırı olarak son 0.5 milde sancağa dönmesi, çatışmayı fiziki olarak başlatan aktif tetikleyici etkendir. Ancak bu tetikleyici etkenin bir facia ile sonuçlanmasının arkasındaki asli kök neden Alsu isimli gemideki köprü üstü zafiyetidir. Eğer Alsu, kendi emniyet kılavuzundaki (BMM) 'Watch Condition B' kuralına riayet ederek köprü üstünde tecrübeli kaptanı ve ek bir gözcüyü bulundursaydı, 'Tuğberk İmamoğlu'nun kontrolsüz sancağa dönüş manevrası 0.5 mil yerine 1.5-1.8 mil mesafede saptanabilir, COLREG Kural 8 uyarınca ivedilikle makineler stop edilerek veya acil tornistan verilerek çatışma tamamen önlenebilir ya da darbe şiddeti minimuma indirilerek Tuğberk İmamoğlu'nun batması engellenebilirdi. Köprü üstündeki tek başına, tecrübesiz zabit bu durumu zamanında analiz edememiş ve can kaybı/kayıp faciasının kapısı aralanmıştır."

Şu ana kadar Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Gemi Trafik Hizmetleri tarafından dosyaya sunulan VTS görüntülerinde, "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemiye ait bir görüntü kaydı bulunmadığı belirtilen raporda, "Oysa ki Tuğberk İmamoğlu gemisi Alsu gemisinin ECDIS ekranında görülmüştür." ifadesine yer verildi.

Bilirkişi raporunda, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin mürettebatının denizde kayıp olması ve davanın "taksirle ölüme sebebiyet verme" niteliği kazanabilecek olması nedeniyle maddi gerçeğin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması amacıyla, VHF telsiz ses kayıtları, genişletilmiş VTS radar ve ekran kayıtları, "Tuğberk İmamoğlu" isimli geminin kazadan sonra neden bu kadar hızlı battığının, yük kayması (cargo shift) veya lashing (yük bağlama) zafiyeti olup olmadığının saptanması amacıyla, geminin yükleme planı (stowage plan), yük bağlama sertifikaları, yükleme limanı, yükleme anı kamera kayıtları ve stabilite hesapları ile "Alsu" isimli geminin dış mekan kamera kayıtlarının müzekkere yazılarak toplanmasının teknik bir zorunluluk olduğu vurgulandı.
 

Ankara'da 3,9 büyüklüğünde deprem

Ankara'nın Kalecik ilçesinde saat 20.11'de 3,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi

03.09.2026 21:08:00
AA
 
Ankara'da 3,9 büyüklüğünde deprem
Ankara'da 3,9 büyüklüğünde deprem

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Ankara'nın Kalecik ilçesi olan 3,9 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 11,74 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi.
 

Tokat'ta 19 adrese eş zamanlı operasyon: 14 gözaltı

Tokat'ın Niksar ilçesinde jandarma ekiplerince 14 şüpheliye yönelik 19 adrese düzenlenen eş zamanlı operasyonda çok sayıda ruhsatsız silah, mühimmat ve kaçak alkol ele geçirildi

03.09.2026 13:50:00
İHA
 
Tokat'ta 19 adrese eş zamanlı operasyon: 14 gözaltı
Tokat'ta 19 adrese eş zamanlı operasyon: 14 gözaltı
Tokat İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, yasa dışı silahlanmanın ve kaçakçılığın önlenmesine yönelik yürüttükleri çalışmalar kapsamında 14 şüpheliyi takibe aldı. Adli makamlardan alınan arama kararının ardından Niksar ilçesindeki 19 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi.

Adreslerde yapılan aramalarda 6 tabanca, 8 kurusıkı tabanca, 1 havalı tabanca, 14 ruhsatsız av tüfeği, bin 294 tabanca mermisi, 21 tabanca şarjörü, 350 av tüfeği kartuşu, 3 kilogram barut, 3 fişek doldurma aparatı, 6 kama ve 3 çakı ele geçirildi.

Aramalarda ayrıca 4 sikke ile 27 litre kaçak alkol bulundu.

Operasyon kapsamında şüpheliler hakkında adli işlem başlatıldı.

'Casperlar' suç örgütünün çocuk yapılanmasına soruşturma

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, 'Casperlar' suç örgütünün çocuk yapılanmasına yönelik yeni bir soruşturma başlatıldı. 51 çocuk şüpheli hakkında 17 suç yönünden dava açıldı

03.09.2026 13:43:00
İHA
 
'Casperlar' suç örgütünün çocuk yapılanmasına soruşturma
'Casperlar' suç örgütünün çocuk yapılanmasına soruşturma
Liderliğini İsmail Atız'ın yaptığı Bahçelievler ilçesi başta olmak üzere Küçükçekmece ve Bağcılar ilçelerinde, 'yağma', 'kasten yaralama', 'tehdit', 'uyuşturucu ticareti', 'fuhuş', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' gibi suçlara karıştıkları tespit edilen 'Casperlar' suç örgütüne yönelik yeni bir soruşturma başlatıldı.

51 çocuk şüpheli hakkında dava açıldı

Örgütün çocuk yapılanmasına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelilerin 3 maktul ve 28 mağdura yönelik 22 eylem gerçekleştirdiği belirlendi. Olaylarla bağlantılı olduğu tespit edilen 30'u tutuklu toplam 51 çocuk şüpheli hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Çocuk Suçları Soruşturma Bürosu tarafından şahıslar hakkında, 'suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma', 'örgütün veya amacının propagandasını yapma', 'genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması', 'mala zarar verme', 'kasten öldürmeye teşebbüs' ile 'ruhsatsız ateşli silahlarla mermileri satın alma, taşıma veya bulundurma' başta olmak üzere toplam 17 suç yönünden şahıslar hakkında iddianame düzenlendi.

Hazırlanan iddianame, Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) bazı ihalelerine ilişkin soruşturmada 12 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında İBB Satın Alma Dairesi Başkanı Mustafa Sökmen ile Kent Lokantalarından sorumlu şube müdürü de bulunuyor

İBB'nin bazı ihalelerine ilişkin soruşturmada, Satın Alma Dairesi Başkanı Mustafa Sökmen ile Kent Lokantalarından sorumlu şube müdürü de gözaltına alındı. Savcılık, hakkında gözaltı kararı verilen bir kişinin ise yurt dışında olduğunu açıkladı

03.09.2026 11:44:00
Haber Merkezi
 
 İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) bazı ihalelerine ilişkin soruşturmada 12 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında İBB Satın Alma Dairesi Başkanı Mustafa Sökmen ile Kent Lokantalarından sorumlu şube müdürü de bulunuyor
 İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) bazı ihalelerine ilişkin soruşturmada 12 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında İBB Satın Alma Dairesi Başkanı Mustafa Sökmen ile Kent Lokantalarından sorumlu şube müdürü de bulunuyor
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) bazı ihalelerine ilişkin soruşturmada perşembe günü 12 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında İBB Satın Alma Dairesi Başkanı Mustafa Sökmen ile Kent Lokantalarından sorumlu şube müdürü de bulunuyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13 şüpheli hakkında verdiği gözaltı kararı üzerine operasyonu İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri düzenledi.

Başsavcılık, yurt dışında olduğu belirtilen bir şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğünü bildirdi.

Soruşturmaya ilişkin açıklamada, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği'nin hazırladığı ön inceleme raporu ile bilirkişi raporlarına atıf yapıldı.

Başsavcılık, bu raporlarda İBB Satınalma Müdürlüğü'nün bazı ihalelerinde "ihaleye fesat karıştırıldığı ve kamu zararına neden olunduğu" yönünde tespitler bulunduğunu belirtti.

İBB Başkanlık konutuna materyal alımı işinin de incelemeye konu olan ihaleler arasında yer aldığı kaydedildi.

Savcılık, soruşturmanın "Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulduğu" öne sürülen suç örgütünün eylem ve faaliyetlerine yönelik yürütüldüğünü açıkladı.

Başsavcılık açıklamasında şu ifadeler yer aldı: 
"Cumhuriyet Başsavcılığımızca Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulan suç örgütünün eylem ve faaliyetlerine yönelik olarak yürütülen soruşturmalar kapsamında, İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından tanzim olunan Ön İnceleme Raporu ve ayrıca alınan bilirkişi raporları uyarınca, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Satınalma Müdürlüğü tarafından yapılan ve İBB Başkanlık konutuna materyal alımı işi dahil bir kısım ihalelere fesat karıştırıldığı ve kamu zararına neden olunduğuna yönelik tespitlere yer verildiği, bu kapsamda 13 şüpheli şahsa yönelik olarak 03.09.2026 tarihinde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyon ile şüpheliler hakkında gözaltı kararı verilmiş olup, 12 şüpheli şahıs İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince yakalanarak gözaltına alınmış, 1 şüpheli şahıs hakkında ise yurt dışında bulunması nedeniyle yakalama çalışmalarına devam edilmektedir, soruşturmalar titizlikle yürütülmekte olup kamuoyunun bilgisine sunulur"

Seçim öncesi Üsküdar Belediyesi'nde de gözaltılar
Belediye başkanlığı seçiminin cumartesi günü yenileneceği Üsküdar'da da belediyeye yönelik operasyon sürüyor.

Dün gözaltına alınan Üsküdar Belediye Başkan Yardımcıları Amine Cansu Çelik ile Mithat Özdemir'in emniyetteki işlemleri devam ediyor.

Bu sabah ise AK Parti'den CHP'ye geçen belediye meclisi üyesi Ekrem Baki ile Ruhsat ve Denetim Müdürü Burak Aydın'ın gözaltına alındığı belirtildi. Baki'nin, İBB'ye yönelik operasyon kapsamında gözaltına alındığı bildirildi.

Üsküdar Belediye Meclisi 1. Başkan Vekili Ali Aral ile Belediye Başkan Yardımcısı Nihat Doğan ise dün savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Üsküdar'da 5 Ağustos'ta yapılan ve Sinem Dedetaş'ın yerine Sibel Tan Çetinkaya'nın seçildiği oylama, mahkeme kararıyla iptal edilmişti. Seçim cumartesi günü tekrarlanacak.

İBB davasında tutukluluk incelemesi bekleniyor
Öte yandan, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu yargılandığı 414 sanıklı İBB davasında yargılama sürüyor. Silivri'de görülen davanın 17 Ağustos'ta başlayan ikinci celsesi devam ediyor.

Bugüne kadar 74 duruşmanın tamamlandığı davada, mahkeme heyetinin bugün aylık tutukluluk incelemesini yapması ve tahliyelere ilişkin ara kararını açıklaması bekleniyor.

Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı

Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı

03.09.2026 11:33:00
Haber Merkezi
 
 Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı
 Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı
Feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla soruşturma başlatıldı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada dolaşıma sokulan paylaşımlarda Cumhurbaşkanına hakaret içerdiği değerlendirilen ifadeleri nedeniyle feshedilen Gelecek Partisi'nin Genel Başkanı ve eski Başbakan Ahmet Davutoğlu hakkında TCK'nın 299/1. maddesi olan Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında soruşturma başlattı.

Davutoğlu'nun söz konusu ifadeleri geçmiş tarihte katıldığı bir programda yaptığı bir konuşmada kullandığı kaydedildi.
Davutoğlu, söz konusu programda şu ifadeleri kullanmıştı: "Benden sonraki bakanlar gibi bir kuruş haram lokma yemedim. Onlara da 'Haram lokma yemeyin' dedim. Yediler. Çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı. Akrabalarını zengin etti. Beş tane müteahhide Türkiye'yi peşkeş çekti."

Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Yapılan inceleme neticesinde, feshedilen Gelecek Partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 299/1. maddesinde düzenlenen 'Cumhurbaşkanına Hakaret' suçu kapsamında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde titizlikle sürdürülmektedir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kırgızistan'daki temaslarının ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı

02.09.2026 14:14:00 / Güncelleme: 02.09.2026 14:22:11
AA
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Çerçeve yasanın uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Kırgızistan'daki temaslarının ardından yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov'un davetiyle Türkiye'nin, diyalog ortağı olduğu Şanghay İşbirliği Örgütü'nün (ŞİÖ) bu yılki zirvesine şeref konuğu olarak katıldığını hatırlatan Erdoğan, ayrıca liderlerle birlikte 31 Ağustos akşamı 6. Dünya Göçebe Oyunları'nın açılış törenine katıldığını söyledi.

Erdoğan, Kırgız halkının 31 Ağustos Bağımsızlık Günü'nü tebrik ederek, "Kıymetli kardeşim, Sayın Caparov nezdinde ev sahiplikleri için Kırgız halkına en kalbi şükranlarımı sunuyorum." sözlerini sarf etti.

Bundan 30 yıl önce "Şanghay Beşlisi" ismiyle temeli atılan Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, zaman içerisinde yaklaşık 30 ülke ve uluslararası kuruluşu bünyesinde toplayan en büyük bölgesel teşkilat haline geldiğini belirten Erdoğan, Teşkilat'ın, Asya Pasifik bölgesi ile Orta Doğu'yu bünyesinde buluşturan yegane bir yapı olduğunu dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şanghay İşbirliği Örgütü'nün, toplam 35 trilyon doları bulan bir ekonomik yapıyı ve 4 milyarın üzerinde nüfusu temsil ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bizim de sadece Teşkilat üyesi ülkelerle ticaret hacmimiz yıllık 150 milyar dolara yaklaşıyor. Türkiye olarak gelişen ekonomimiz ve Doğu ile Batı arasındaki stratejik konumumuz gereği bu büyük ekonomik ve beşeri coğrafyayla ilişkilerimizi artırmanın gayretindeyiz. Esasen 2019 yılında ilan ettiğimiz 'Yeniden Asya' girişimimiz de bu düşüncemizin yansımasıdır. Şanghay İşbirliği Teşkilatı'yla bizi birbirimize yaklaştıran bir diğer önemli husus, paylaştığımız bölgesel sahiplenme kültürüdür. Zirvede yaptığım hitapta bu hususa dikkat çekerken aynı zamanda çok taraflılığı ve işbirliğini esas alan diplomatik yaklaşımımızı anlatma fırsatı buldum. Küresel adalet, istikrar ve sürdürülebilir kalkınmadan ayrı düşünülemeyecek olan iklim değişikliği ile mücadele ve enerji gibi konulardaki çalışmalarımız hakkında bilgi verdim."

Zirve marjında mevkidaşlarıyla da görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, "Azerbaycan, Kırgızistan ve Rusya Federasyonu liderleriyle gündemimizdeki konuları ayrıntılı şekilde ele aldık. Ayrıca aralarında Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin de yer aldığı muhataplarımla fikir teatisinde bulunduk." bilgisini paylaştı.

Erdoğan, en batıdaki Asyalı ve en doğudaki Avrupalı ülke olarak Türkiye ile aynı değerlere sahip her girişimin doğal parçası olmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, "Bilhassa bölgemizde vuku bulan çeşitli çatışma ve krizlerin uluslararası hukuk temelinde diyalog ve diplomasiyle çözümüne yönelik ilkeli tutumumuzu devam ettireceğiz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum." ifadesini kullandı.

"Türkiye'nin büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor"
Bir gazetecinin, "Bişkek Zirvesi'nde alınan kararlar, Türkiye ile Şanghay İşbirliği Teşkilatı arasındaki ekonomik ilişkileri nasıl etkiler? Türkiye'nin, Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile işbirliğini tam bir üyeliğe taşıma ihtimali var mı?" sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Değerli arkadaşlar, öncelikle Bişkek Zirvesi, ülkemizin ekonomik, siyasi ve stratejik seçeneklerini çeşitlendirme iradesinin somut bir göstergesi olmuştur. Türkiye olarak, Şanghay İşbirliği Teşkilatı'na üye ülkelerle ikili düzeyde ticari ve ekonomik ilişkilere sahibiz. Çin'den Orta Asya'ya, Rusya'dan Güney Asya'ya uzanan geniş coğrafyada, Türkiye'nin ticari ve ekonomik açıdan büyük fırsatlar barındırdığını artık herkes görüyor. Teşkilatla ilişkilerimizde çok yönlü dış politika anlayışımızın yansıması olarak son yıllarda önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye, hem Batı hem de Doğu ile dengeli ilişkiler geliştirebilen, bağlarını da bu ölçüde derinleştirebilen bir ülke. Türkiye'nin bu yaklaşımı, küresel sorunlara işbirliği ve etkin çok taraflılık temelinde çözüm bulma amacını da kuvvetlendiriyor. Şanghay İşbirliği Teşkilatı ile önümüzdeki süreçte ilişkilerin daha ileri seviyelere taşınması da bizim açımızdan mümkün. Şunun da altını özellikle çizmek isterim. Türkiye'nin teşkilata üyelik perspektifi, bir bloktan bir kopuş, Batı'ya sırt çevirme anlamına asla gelmez. Hedefimiz, 360 derecelik bir vizyonla kendi ağırlığımızı artırmaktır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zirve kadar dikkat çeken konulardan bir tanesi de Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'le görüşmeniz oldu. Zirve marjında yaptığınız görüşme genel anlamda nasıl geçti? Hangi konuları ele aldınız?" sorusu üzerine ise şunları aktardı:

"Sayın Putin ile ikili bir görüşme yaptık. Bu görüşmede de özellikle Rusya-Ukrayna arasındaki gelişmeleri ele alma imkanımız oldu ve çok verimliydi. Çok çok samimi bir havada geçti. Enerjiden ticarete, turizmden yatırımlara kadar birçok alanda Rusya ile önemli bir işbirliğimiz var. Hepsinden öte, milyonlarca Rus turisti ülkemizde ağırlıyoruz. Başka herhangi bir ülkeden böyle bir turist Türkiye'ye gelmiyor. Önceleri biliyorsunuz Almanya da iyi bir konumdaydı. Ama Rusya sonra onları aştı. Türkiye, bölgemizdeki çatışmaların barışçıl noktadaki çözümünde roller üstleniyor. Özellikle Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce barışla neticelenmesi bizim de Sayın Putin'in de beklentisidir. Bir an önce istiyoruz ki, bu bölgede Rusya-Ukrayna arasında bir barış süreci de gerçekleşsin, bölgeye barış egemen olsun. Bu savaşın hem bölgemiz hem dünyamız, hem de taraflar için hayırlı bir sonuç doğurmadığı ortada. Peki bundan Putin memnun mu? Memnun değil. Bir an önce bu işin hayırlısıyla sonuçlanmasını o da bekliyor. Biz barış için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu Sayın Putin'e ifade ettik. Savaşın değil, barışın kazanacağı bir gerçek. Bunun için de her türlü gayreti göstermeye hazırız."

Mekke Savunma İttifakı
Bir diğer gazetecinin, "İstanbul'da Mekke İttifakı'nın ilk önemli toplantısı gerçekleştirildi. Biz biliyoruz ki bölgedeki bazı ülkeler bu ittifaktan fevkalade rahatsız. Geniş bir coğrafyada barışı inşa etme amacı olan bir savunma işbirliğinden neden bu kadar rahatsızlar?" sorusunu da yanıtlayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"İstanbul'da gerçekleştirilen toplantı çok çok önemli. Bu ittifakın ilk ve somut adımını atmak üzere Strateji, Siyaset ve Askeri Komitesi toplandı. Üç ülkeden Dışişleri Bakanları, Milli Savunma Bakanları ve Genelkurmay Başkanları bir araya geldiler. Burada, bir an önce somut adımlar atılması yönündeki yaklaşımımıza binaen, teknik olarak yapılması gereken konuları ortaya koyduk. Bunların başında sekreteryanın kurulması ve işlerlik kazandırılması gerekiyor. Burada askeri ve siyasi konuların ele alınması lazım. Savunma sanayisi, önemli bir işbirliği alanı. Bir de askeri operasyonel işbirliği alanı kapsamında askeri eğitimler, askeri standardizasyon, askeri tehdit, imkan ve kabiliyetlerin paylaşılması bunun gibi teknik konular ele alındı. Bunlar hangi zamanlamayla nasıl hayata geçecek, onun kararları alındı. Bu ittifaka açıktan tepki koyan çok az ülke var, ama gizliden tepki koyan ülkeler de mevcut. Özellikle Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye dengesi birçok aktörün açıktan bu ittifakı eleştirmesini zorlaştırıyor. Bu ittifak, bölgemizde istikrar ve güvenlik için kurulmuştur. Biz yolumuza kardeşlerimizle birlikte, güçlenerek devam edeceğiz.

Yunanistan'ın şunu artık anlaması lazım, Türkiye'nin, kimsenin toprağında gözü yoktur ancak kimseye de haklarını çiğnetmez."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasında öne çıkan diğer başlıklar şöyle:

Karadeniz'de sivil deniz taşımacılığının güvenliği önemli. Tarafların mücadelesi sivillerin, ticari hayatın güvenliğini ortadan kaldıracak noktaya taşınmalı.

Tahıl krizinin özellikle Afrika kıtasında yeniden baş gösterdiğini görüyoruz. Sorun daha da büyümeden inisiyatif alınmasında fayda var.

F-35
Türkiye'nin programa tekrar dahil olması konusunda görüşmeleri sürdürüyoruz. ABD'deki süreçlerin tamamlanmasıyla mesele geride kalacak.

KAAN'dan, kendi hava savunma sistemlerimizi geliştirmekten vazgeçmiyoruz. Türkiye'nin seçeneklerini artırıyoruz. İşte güçlü Türkiye'nin yol haritası budur.

Terörsüz Türkiye süreci
Terörsüz Türkiye sürecini bir takvim meselesinden öte hedef meselesi olarak görüyoruz. Elbette devlet olarak yol haritamız, planımız, takvimlendirmemiz var.

Yunanistan, girdiği yanlış yoldan dönmeli, gayriaskeri statüdeki adaları silahlandırmaktan vazgeçmeli. Tarih, ibret alanlar için çok iyi yol göstericidir.

Çerçeve yasa
Uygulanması için örgütün fiilen silah bırakması, tasfiyesi gerekir. Tespit ve teyitlerin nasıl yapılacağı belli, süreç adım adım ilerlemekte.

Milletin kardeşliğini zedeleyen, terörün geçmişte oluşturduğu fay hatlarını yeniden harekete geçirme riski olan yaklaşımları hoş göremeyiz.

İç cepheyi güçlendireceğiz. Farklılıklarımızla Türkiye paydasında kenetleneceğiz. Buna Büyük Türkiye Mutabakatı diyoruz. Ne yaptığımızı bilerek ilerliyoruz.

SDG'nin feshi
Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir.

Bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı."

Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı

İstanbul Valiliği, Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpıştığını, bir gemideki 10 personelle irtibat kurulamadığını bildirdi

02.09.2026 08:18:00
AA
 
Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı
Silivri açıklarında iki gemi çarpıştı

İstanbul Valiliğinin yaptığı açıklamada, "Saat 03.00 sıralarında Silivri açıklarının 18 mil güneyinde, Kocaeli'den Aliağa'ya intikal eden Türk bayraklı Alsu isimli ticari gemi ile İskenderun Limanı'ndan Karadeniz Ereğli'ye intikal eden Türk bayraklı Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi çarpışmıştır." ifadeleri kullanıldı.

Olay yerine Kıyı Emniyeti, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Komutanlığı'na bağlı çok sayıda deniz unsuru ve sahil güvenlik helikopterinin sevk edildiği belirtilen açıklamada, "Bölgeye intikal eden unsurların yaptığı ilk tespitlere göre Alsu isimli gemide gözle görünür bir hasar bulunmamakta olduğu görülmüştür. Ancak Tuğberk İmamoğlu isimli ticari gemi ve gemide bulunan 10 personelle an itibarıyla irtibat kurulamamakta olup, bölgedeki unsurların arama kurtarma çalışmaları devam etmektedir." denildi.
 

Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı

İstanbul'da 2022 yılında tedavi için getirildiği hastaneden izinsiz ayrıldıktan sonra kaybolan Z.Y.'nin telefon sinyallerini inceleyen polis ekipleri, son sinyalin Esenyurt'ta yaşayan F.D.'nin evini gösterdiğini belirledi. Çalışmalarda Z.Y.'nin hayatını kaybettiği tespit edilirken, olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen 6 şüpheli İstanbul ve Sinop'ta düzenlenen operasyonla gözaltına alındı

01.09.2026 12:48:00
İHA
 
Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı
Hastaneden çıktıktan sonra kaybolan kadının ölümü: 6 gözaltı
Edinilen bilgilere göre 12 Eylül 2022 tarihinde tedavi amaçlı hastaneye getirilen, Z.Y. isimli kadın izinsiz şekilde hastaneden ayrıldı. Hastaneden ayrılan kadından bir daha haber alınamazken konuyla ilgili Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği ekipleri çalışma başlattı.

Yürütülen çalışmalar kapsamında kayıp Z.Y. telefon kayıtlarını ve sinyallerini inceleyen ekipler, Z.Y.'nin en son F.D. isimli bir şahısla irtibatta olduğunu ve Z.Y.'nin telefonuna ait son sinyalin F.D.'nin Esenyurt'ta bulunan evini gösterdiği tespit edildi. Şüpheli F.D.'nin ise 2024 yılında "Kasten Öldürme" suçundan tutuklanarak cezaevinde olduğu öğrenildi.

Çalışmalarını derinleştiren ekipler, Z.Y.'nin 4 Ekim 2022 ile 10 Ekim 2022 tarihleri arasında hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan araştırmalar sonucunda olayla bağlantısı bulunduğu ve olay hakkında bilgi sahibi olduğu değerlendirilen 6 şüpheli tespit edildi.

Bunun üzerine ekipler tarafından 01 Eylül 2026 tarihinde İstanbul ve Sinop'ta 6 şüpheliye yönelik operasyon düzenlendi.

Operasyonlarda gözaltına alınan 6 şüpheli, sorgulanmak üzere Asayiş Şube Müdürlüğü Kayıp Şahıslar Büro Amirliği'ne getirildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.