logo
25 HAZİRAN 2026

BTP lideri Hüseyin Baş: Atatürk’ün Müslümanlığı bunlara nal toplatır

Hüseyin Baş, " Hedef Atatürk'le birlikte devletin kurumsal yapısıdır, Atatürk'le birlikte Türk Silahlı kuvvetleridir, Atatürk'le birlikte Misak-ı Milli sınırlarıdır, Atatürk'le birlikte Türk tarihinin kendisidir. Hedef sadece bir Atatürk değil yani adam Atatürk'ü itibarsızlaştırmaya, toplumdan koparmaya çalışırken aslında devleti çökertmeye çalışıyor" dedi

16.09.2024 10:57:00 / Güncelleme: 16.09.2024 11:10:02
Haber Merkezi
BTP lideri Hüseyin Baş: Atatürk’ün Müslümanlığı bunlara nal toplatır
BTP lideri Hüseyin Baş: Atatürk’ün Müslümanlığı bunlara nal toplatır
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş gazeteci Tuncay Mollaveisoğlu'nun Youtube kanalı 12 Punto'ya konuk oldu.

Mezuniyet töreninde "Mustafa Kemal'in askerleriyiz' sloganı atan teğmenler üzerinden yapılan tartışma ve Atatürk karşıtlığı ile ilgili açıklamalarda bulunan Hüseyin Baş, Atatürk'ün Müslümanlığının kendisine din üzerinden saldıranların Müslümanlığına nal toplatacağını söyledi.

BTP Genel Başkanı Hüseyin Baş şunları söyledi;

"Ben hem Mustafa Kemal'in askeriyim hem caminin cemaatiyim"

"Teğmenlerin bu sloganın normalde bir Türk vatandaşını mutlu etmesi lazım. Çünkü onun bunun askeri olacağına, başkalarına hizmet edeceğine Mustafa Kemal'in askeri olmak bu topraklarda olunabilecek en kıymetli pozisyon. Sayın Cumhurbaşkanımız o teğmenlerin videoları yayınlandıktan sonraki gün, 'Biz askeri okullarda, kışlalarda cami yaptık, şu kadar daha yapıyoruz' şeklinde tweet attı. Ben de bu söze karşı, 'Niye camiyi milletin gözüne sokmaya çalışıyorsun. Camiyle Mustafa Kemal'in etrafında olan, peşinde giden insanların bir problemi olduğunu mu düşünüyorsun? Eğer böyle düşünüyorsan yanılıyorsun, çünkü ben hem Mustafa Kemal'in askeriyim hem o caminin cemaatiyim' dedim. Neden böyle düşünüyorum onu da söyleyeyim; Biz bugün yaşadığımız toprağı, bu vatanı hani çok klasik bir söylemdir belki ama adımız Hans değilse Jony değilse Ahmet, Mehmet, Tuncay, Hasan, Hüseyin ise bunu Atatürk'e borçluyuz. Dolayısıyla buradan Atatürk'e karşı bir düşmanlık üretmeniz anlamsız.

"Atatürk'ü din karşıtı gibi gösterenler İngiliz, Yunan istihbaratıyla bağlantılı"

Atatürk din karşıtı bir insanmış gibi bir propaganda almış başını yürütülüyor. Bunun propagandistlerine baktığınız zaman tamamının bir şekilde İngilizlerle, bir şekilde Yunan istihbaratıyla şurasıyla burasıyla bir bağlantısı olduğunu görüyorsunuz. Atatürk aslında Çanakkale cephesinde bütün sömürülen coğrafyalara, bütün hükmedilen insanlara, 'Sizin neredeyse tanrı olarak gördüğünüz İngilizler yenilebilir' mesajını verdi. Bütün dünyada Atatürk bunu yaptıktan sonra İngiliz sömürgeciliği sekteye uğramaya başlıyor. 



"Atatürk tüm hizmetini Müslüman Türk Milleti için yaptı"

Şimdi bu sömürgeciliği fiziki olarak gerçekleştiremeyen iradeler, Türkiye'de bir anlam karmaşası oluşturmaya başlıyorlar ve Atatürk üzerinden bu iftiralara girmeye başlıyorlar. Halbuki Atatürk'ün Müslümanlığı şu anda en benim diyen Müslümana nal toplatır,  bu kadar iddialı söylüyorum. Bir insan düşünün; bir milli mücadele başlatıyor kim için, Türk milleti için. Kim bu Türk milleti, Müslüman bir millet. Bu milli mücadeleyi yapıyor,  kazanıyor, Cumhuriyet ilan ediyor. Cumhur kim, Müslümanlar. Anadolu'ya bakıyor, dönüyor diyor ki, 'Burada gayrimüslimler var, bunları biz Anadolu'dan yollayalım ve yerlerine Balkanlardaki Müslümanları getirelim. Kimi getiriyor, Müslümanları... Lozan'da Atatürk'e İsmet İnönü üzerinden yükleniyorlar, 'Azınlıklara hak vereceksin' diyorlar. Azınlık kavramını orada bize bizim Kürt vatandaşlarımız üzerinden kurgulamışlar. Buna karşılık Atatürk, 'Kürtler azınlık değildir, bu milletin asli unsurudur, buradaki azınlıklar gayrimüslim unsurlardır' diyor.

"Din tüccarları karşımıza Müslüman olarak çıkıyor"

Şimdi bu adam bunların gözünde dinsiz oluyor, din karşıtı oluyor ama bütün milletin birliğini bozan, bütün milletin inanç yapısını bozan - yani öyle bir Müslümanlık da ortaya konuyor ki Müslümanlıkla uzaktan yakından alakası yok - bunu Müslümanlıkmış gibi insanlara pazarlayan din tüccarları da Müslüman olarak karşımıza çıkıyor. Bu olacak iş değil. Dolayısıyla az önce söylediğim gibi Atatürk'ün
Müslümanlığı bunların hepsine nal toplatır.

"Atatürk ile toplumun arasını açarak toplumu bölmek istiyorlar"

Atatürk aidiyetleri yüksek bir insan ama bununla birlikte toplumu bir şekilde bölmek istiyorlar. Ne elde edecekler? Toplumun Atatürk'le aidiyetini kopardıkları zaman şunu biliyor bu unsurlar;  bu toplumun Atatürk'le bağını kopardığın zaman milletiyle, vatanıyla, devletiyle olan aidiyetleri kopacak. Aidiyetler koptuğunda bu ülke tabiri caizse ham yapılmaya müsait bir ülke haline gelecek. Bunu bilen mihraklar Atatürk'le aramızı açmaya çalışıyorlar. Benim babam çok anlatırdı. Bir gün bir konferansında biz de dinliyoruz, dedi ki; 'Bir Hüseyin gider bir Hüseyin gelir, bir Ahmet gider bir Ahmet gelir ama Atatürk giderse elinizde ne Vatan kalır, ne millet kalır, ne devlet kalır'. Hakikaten işin özü burada. Dolayısıyla kavganın temeli de bu. Atatürk'ün inanç yönü üzerinden yapılan kavga Atatürk'ün inanç yönü olmadığı için değil bu milleti Atatürk'ten koparmak için. Bu ülkede Atatürk'ün askeri dehasını, siyasi zekasını tartışan hiç kimse yok. Herkes her şeyin farkında. Bu adam müthiş bir adam,  bu adam müthiş bir deha. Bunu herkes kabul ediyor ama Atatürk'le toplumsal kavgayı
inanç yönünden çıkarmaya çalışıyorlar. Biz de, 'Siz bu kavgayı başaramayacaksınız. Biz bunu yaptırmayacağız' diyoruz.



"Asıl hedef bu devlet"

Burada hedef Atatürk'le birlikte nedir? Hedef Atatürk'le birlikte devletin kurumsal yapısıdır, Atatürk'le birlikte Türk Silahlı kuvvetleridir, Atatürk'le birlikte Misak-ı Milli sınırlarıdır, Atatürk'le birlikte Türk tarihinin kendisidir. Hedef sadece bir Atatürk değil yani adam Atatürk'ü itibarsızlaştırmaya, toplumdan koparmaya çalışırken aslında devleti çökertmeye çalışıyor. Problem burada, emperyalizmle işbirliği tam da bu. Atatürk'ün sömürgeciliğe, emperyalizme vurduğu darbe ve onların sürekli olarak Atatürk'le mücadele etmesinin sebebi, bugün ülkeyi sömürecek yol bulmaya çalışmaları.

"Bu iktidarın görevi BOP'a hizmet etmekti"

Bana sorarsanız bu iktidarın 22 yıllık görevi Türkiye'nin, Cumhurbaşkanının eş başkanlığını yaptığı, Büyük Ortadoğu Projesine hizmet etmesini sağlamaktı. Bana sorarsanız dün Sevr'i imzalatamayanların bugün dönüp dolaşıp dolaylı yoldan bize kabul ettirmesinin amacını güdenler, bugün Erdoğan iktidarını sağlayan insanlar. Dolayısıyla oradan baktığınız zaman arada bir sevginin olması mümkün değil. Niye sevmiyor, çünkü Atatürk bunu yapmaya çalışan insanların tekerine çomak sokan insan. Atatürk olmasaydı bugün Sevr kabul edilmişti, eğer Kurtuluş Savaşı olmasaydı, bugün bu topraklar olmayacaktı. Sevr'i geçersiz kılan şey Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıydı.


Atatürk'ü kimler, neden sevmez?

Şimdi Atatürk'ü seven bizi kurtardı diye sever. Sevmeyen niye sevmez?  Bu nereden çıktı Samsun'a, niye bizim başımıza iş açtı diye. Türkiye çok verimli topraklara sahip bir Anadolu coğrafyasının üzerine kurulmuş, çok nadide bir ülke. Bu ülkedeki madenin, bu ülkedeki tarımın, bu ülkedeki suyun, bu ülkedeki havanın dünyada neredeyse muadili yok. Böyle bir toprağı sömürmek isteyen irade Atatürk'ü sevemez. Kavga da buradan geliyor. Bu kaynak kavgası. Bugün Gazze'de gördüğünüz sadece din kavgası değil  Doğu Akdeniz'e hükmetme kavgası, Doğu Akdeniz'deki petrolü, doğalgazı kendi lehine kullanma kavgası. Bu kaynak kavgaları bin yıllardır sürdü geliyor.

Ali Erbaş sizde ne ifade ediyor?

Ali Erbaş bende Müslümanlık haricinde her şeyi ifade ediyor olabilir. Akademik kariyerine bakıyorsunuz, kitaplar yazmış. Bunu bizim muhafazakar mahallenin de bilmesi lazım; kitapların tamamı Hristiyanlık üzerine, Müslümanlık üzerine bir tane kitap yazmamış, hiçbir çalışması, hiçbir tezi yok. Hristiyanlığı incelemiş, sadece incelemiştir İnşallah. Dolayısıyla bugün Diyanet'in başında ama ortaya koyduğu tavır kabul edilebilir bir şey değil. Diyanet'in başına geçip Atatürk'le kavga ediyorsan bir problem vardır. Bu diyaneti kim kurdu kardeşim? Senin oturduğun makamı sen kime borçlusun?



"Adama, 'Gözüne dizine dursun. Sen nasıl insansın' derler"

Atatürk'ün Müslümanlığı diyorsun, Atatürk bu ülkede Kur'an'ı tefsir ettiren insan. Bu ülkede biz Cumaya gidiyoruz, hutbe dinliyoruz, hutbe Türkçe. Hutbeyi Türkçe yapan kim? Osmanlı döneminde hutbe veriliyor ama Arapça. Hiç kimse anlamıyor. Atatürk, 'Hutbeleri Türkçe verin, insanlar dinini öğrensinler' diyor.  52 tane hutbe yazdırıyor. Yılda 52 tane Cuma var her haftaya bir tane hutbe yazdırıyor. Bunları bir açın okuyun bakalım. Bugün benim diyen imamlar o hutbeleri veremez. Bunları Atatürk yazdırıyor. Kur'an-ı Kerim'i tefsir ettiriyor insanlar anlasın diye. Bir tanesi var güya tarihçi karaktersiz insanlar, neymiş efendim Atatürk demiş ki, 'Bu Kur'an'ı Türkçeye çevirin de ne yazdığını insanlar anlasın' demiş.  Bunu bir tonlamayla birlikte olayı dramatize etmeye çalışıyor. Kardeşim senin Kur'an'dan bir şüphen mi var? İnsanlar Türkçe okusun, anlasın bunda ne zarar var? Ne kadar güzel işte, neden korkuyorsun, sen neyden çekiniyorsun? Çünkü kendi oluşturdukları dinin yalan bir din olmasının ortaya çıkmasından korkuyorlar. Dolayısıyla Atatürk'le kavga ediyorsun, kim Diyanet'in başkanı,  Diyanet'i kim kurdu? Atatürk.  Adama, 'Gözüne dizine dursun. Sen nasıl insansın' derler. Görev süresi boyunca 7 kere dünyayı dolaşacak kadar kilometre yapmış,  100 tane belki ülkeyi ziyaret etmiş ama yanı başındaki Anıtkabir'e gitmemiş.


Sizde siyasal İslam yarattığı çağrışım nedir?

Siyasal İslam dediğimiz aslında tamamen menfaate dayalı, ne İslam'la ne siyasetle ilgisi olmayan bir kavram. Ben çıkarımı nasıl sağlarım, nasıl çıkar elde ederim, nasıl kendi topluluklarımı varlıklı, zengin, güçlü hale getiririm, kendi düşüncemi nasıl baskıyla birlikte kabul ettiririm veya başka yöntemlerle bunun yolunu bulmak için her türlü şeyi mübah gören bir yapı aslında karşımızda var. Bu siyasal İslam kavramıyla da değil bunu aslında Türkiye'de belli bir siyasi geçmişten gelen sürecin sonunda ortaya çıkan AK Parti hükümetiyle biz görüyoruz. Bunu öyle bir hunharca da kullandılar ki ve menfaat çıkarlarını elde etmek için her şeyi mübah gördüler. Bu onları günün sonunda iktidarı sağlayabilmek için her türlü ortaklığa açık, her türlü ahlaki değerlerden uzak yaşanabilecek, her türlü kötülüğün yapılabileceği bir yere taşıdı."

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.