12 Ağustos Salı günü PKK'nın Suriye uzantısı olarak ifade edilen, gerçekte ise Kobani sürecinden sonra Yahudi Barzani'nin kontrolünde olan PYD, Suriye'nin kuzeyinde planlanan Büyük İsrail koridorunun son noktası olan Menbiç'i ele geçirdi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fırat'ın batısında bulunan Menbiç ilçesinin IŞİD'in elinden alınmasından hemen sonra operasyonlara katılan PYD militanlarının burayı terk edeceği konusunda ABD'nin güvence verdiğini belirtmişti ama durum hiç de öyle gözükmüyor.
Yahudi Barzani'ye ait peşmerge güçlerinin 2003 yılında Kerkük'te yapmış oldukları demografik değişim, bir Türkmen kenti olan Kerkük'ün peşmergeleşmesi süreci aynen Menbiç'te yaşanıyor. Menbiç'e girdikten sonra PYD'nin yaptığı ilk icraat, nüfus müdürlüğü ile tapu sicillerinin bulunduğu binaları yakmak oldu.
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) üyesi ve Halep sorumlusu Usame Telcu, yangının tapu evraklarını içeren katta çıkmasının şüphe uyandırdığına ve kasıtlı olduğuna işaret etti. Amaç belli, Kerkük'te olduğu gibi, demografik yapıyı değiştirmek ve taşınmaz malları ele geçirmek.
Bu arada Suriye krizinden önce Menbiç'in nüfusunun yüzde 90'ının Arap kökenli olduğunu hatırlatmak isteriz. Bundan sonra hızla peşmergeleşecek.
PYD sadece sicil kayıtlarını yok etmekle kalmıyor, anı zamanda Kobani ve Tel Abyad'da da yaptığı gibi Menbiç'e geri dönmek isteyen Arap ve Türkmen ailelerinin de ilçeye dönmelerine engel oluyor.
Böylece IŞİD bahanesiyle Barzani kontrollü PYD Büyük İsrail koridorunun Suriye ayağını da tamamlamış oldu. Bu noktada, "Suriye'de işlem tamamsa bundan sonra hedef neresi?" sorusunu sormamız gerekiyor. Bu sorunun cevabı maalesef "Türkiye"?
Menbiç'ten kaçan IŞİD militanlarının sivilleri de kalkan olarak kullanarak Türkiye sınırına yakın Cerablus'a yöneldikleri ifade ediliyor.
Hatta daha ötesi yani Türkiye'ye giriş yaptıkları da konuşuluyor.
Bu konu IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun sözcüsü ABD'li Albay Christopher Garver'a soruldu. Garver, Suriye'nin Menbiç kentinden kaçan IŞİD militanlarının Türkiye'ye geçip geçmedikleri yönündeki soruya "Bunu tartışmak istemiyorum" yanıtını verdi.
Garver, yüzlerce IŞİD militanının kentten kaçtığını ancak ABD'nin birlikte çalıştığı sahadaki güçlerin sivil kayıplarına yol açmamak için rehinelerle hareket eden konvoya müdahale etmediğini söyledi. "Kaçanlar Türkiye'ye mi kaçtılar, yoksa Suriye içindeler mi?" sorusu üzerine ise Garver, "Bunu tartışmak istemiyorum. Kuzeye doğru gittiler. Açıklamamı bu şekilde bırakacağım" diye konuştu.
Garver, "Türkiye sınırından hâlâ bazı geçişlerin olduğunu düşünmüyor musunuz?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Menbiç, uzun zamandan beri IŞİD'in Suriye'ye girip çıktığı bir ceptir. Biz bunun kapanmasının zor olduğunu biliyoruz. Açık sınırları olan bir ülkenin sınırlarını tamamen kapatması çok zordur. Fakat içeriye giren savaşçıların sayısında ciddi bir düşüş söz konusu. Daha önce sayının ayda 2 bin civarında olduğunu düşünüyorduk. Şimdi ise ayda 200 ila 500 arasına gerilediğini düşünüyoruz. Net bir düşüş var fakat bu sayıyı sıfıra indirdiğimizi söylemiyorum."
Bu sözde üstü kapalı açıklamalar açıkça gösteriyor ki, Suriye'yi terk eden IŞİD militanları şu anda Türkiye'de? Yani Barzani koridoru olarak da bilinen Büyük İsrail koridorunun Türkiye ayağının da devreye girmesi için sıcak süreç başlamak üzere?
Türk siyasiler, Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllardır Irak, Suriye, Kobani, Büyük İsrail koridoru, BOP, Barzani gibi konularda yaptığı uyarıları, yazdığı yazıları dikkate almış olsaydı bugün bu tehditleri yaşamayacaktık.
Irak ve Suriye parçalanmayacaktı, bu sınırlarımız en güvenli sınırlarımız olacaktı, komşularımız terör örgütleri olmayacaktı, bu ülkeleri bölen teröristler ülkemizi tehdit edemeyecekti.
Zararın neresinden dönülürse kardır mantığıyla, Türk siyasiler acilen Suriye Devlet Başkanı Esad'la ilişkileri normalleştirmelidir, Suriye'de toprak bütünlüğünü sağlamalıdır, Rusya'nın başını çektiği MEM Bloku'na dahil olup, geleceğini güvence altına almalıdır, ülkemizdeki tüm yabancı üsleri kapatmalı ama bunu yapamıyorsa Rusya'nın da İncirlik Üssü'nü kullanmasına müsaade etmelidir, terörle mücadele ülkemiz üzerinde hesabı olan ABD ve İsrail'le değil, bizlere dost elini uzatan Rusya ile beraber hareket edilmelidir.
Bütün bunlar ara çözümlerdir ama gerçek çözümü arıyorsak, Rusya'yı ve BRICS ülkelerini güçlü kılan Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi, her konuda yıllar önce yaptığı bütün tespitler aynen çıkan Prof. Dr. Haydar Baş'ın tavsiyelerini artık dikkate almalıyız.
Yoksa Türkiye'nin ipini çoktan çekmiş olan Batılı ülkelerin aklıyla devam etmeye kalkarsak, daha büyük darbeler kaçınılmazdır. Bu sefer darbeyi yapanlar, milletin direnişini de hesaba katacakları kesin. Doğru ve milli politikalar uygulamalıyız, Türk milleti olarak gidecek başka bir vatanımız yok.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Fırat'ın batısında bulunan Menbiç ilçesinin IŞİD'in elinden alınmasından hemen sonra operasyonlara katılan PYD militanlarının burayı terk edeceği konusunda ABD'nin güvence verdiğini belirtmişti ama durum hiç de öyle gözükmüyor.
Yahudi Barzani'ye ait peşmerge güçlerinin 2003 yılında Kerkük'te yapmış oldukları demografik değişim, bir Türkmen kenti olan Kerkük'ün peşmergeleşmesi süreci aynen Menbiç'te yaşanıyor. Menbiç'e girdikten sonra PYD'nin yaptığı ilk icraat, nüfus müdürlüğü ile tapu sicillerinin bulunduğu binaları yakmak oldu.
Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) üyesi ve Halep sorumlusu Usame Telcu, yangının tapu evraklarını içeren katta çıkmasının şüphe uyandırdığına ve kasıtlı olduğuna işaret etti. Amaç belli, Kerkük'te olduğu gibi, demografik yapıyı değiştirmek ve taşınmaz malları ele geçirmek.
Bu arada Suriye krizinden önce Menbiç'in nüfusunun yüzde 90'ının Arap kökenli olduğunu hatırlatmak isteriz. Bundan sonra hızla peşmergeleşecek.
PYD sadece sicil kayıtlarını yok etmekle kalmıyor, anı zamanda Kobani ve Tel Abyad'da da yaptığı gibi Menbiç'e geri dönmek isteyen Arap ve Türkmen ailelerinin de ilçeye dönmelerine engel oluyor.
Böylece IŞİD bahanesiyle Barzani kontrollü PYD Büyük İsrail koridorunun Suriye ayağını da tamamlamış oldu. Bu noktada, "Suriye'de işlem tamamsa bundan sonra hedef neresi?" sorusunu sormamız gerekiyor. Bu sorunun cevabı maalesef "Türkiye"?
Menbiç'ten kaçan IŞİD militanlarının sivilleri de kalkan olarak kullanarak Türkiye sınırına yakın Cerablus'a yöneldikleri ifade ediliyor.
Hatta daha ötesi yani Türkiye'ye giriş yaptıkları da konuşuluyor.
Bu konu IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun sözcüsü ABD'li Albay Christopher Garver'a soruldu. Garver, Suriye'nin Menbiç kentinden kaçan IŞİD militanlarının Türkiye'ye geçip geçmedikleri yönündeki soruya "Bunu tartışmak istemiyorum" yanıtını verdi.
Garver, yüzlerce IŞİD militanının kentten kaçtığını ancak ABD'nin birlikte çalıştığı sahadaki güçlerin sivil kayıplarına yol açmamak için rehinelerle hareket eden konvoya müdahale etmediğini söyledi. "Kaçanlar Türkiye'ye mi kaçtılar, yoksa Suriye içindeler mi?" sorusu üzerine ise Garver, "Bunu tartışmak istemiyorum. Kuzeye doğru gittiler. Açıklamamı bu şekilde bırakacağım" diye konuştu.
Garver, "Türkiye sınırından hâlâ bazı geçişlerin olduğunu düşünmüyor musunuz?" sorusunu ise şöyle yanıtladı: "Menbiç, uzun zamandan beri IŞİD'in Suriye'ye girip çıktığı bir ceptir. Biz bunun kapanmasının zor olduğunu biliyoruz. Açık sınırları olan bir ülkenin sınırlarını tamamen kapatması çok zordur. Fakat içeriye giren savaşçıların sayısında ciddi bir düşüş söz konusu. Daha önce sayının ayda 2 bin civarında olduğunu düşünüyorduk. Şimdi ise ayda 200 ila 500 arasına gerilediğini düşünüyoruz. Net bir düşüş var fakat bu sayıyı sıfıra indirdiğimizi söylemiyorum."
Bu sözde üstü kapalı açıklamalar açıkça gösteriyor ki, Suriye'yi terk eden IŞİD militanları şu anda Türkiye'de? Yani Barzani koridoru olarak da bilinen Büyük İsrail koridorunun Türkiye ayağının da devreye girmesi için sıcak süreç başlamak üzere?
Türk siyasiler, Prof. Dr. Haydar Baş'ın yıllardır Irak, Suriye, Kobani, Büyük İsrail koridoru, BOP, Barzani gibi konularda yaptığı uyarıları, yazdığı yazıları dikkate almış olsaydı bugün bu tehditleri yaşamayacaktık.
Irak ve Suriye parçalanmayacaktı, bu sınırlarımız en güvenli sınırlarımız olacaktı, komşularımız terör örgütleri olmayacaktı, bu ülkeleri bölen teröristler ülkemizi tehdit edemeyecekti.
Zararın neresinden dönülürse kardır mantığıyla, Türk siyasiler acilen Suriye Devlet Başkanı Esad'la ilişkileri normalleştirmelidir, Suriye'de toprak bütünlüğünü sağlamalıdır, Rusya'nın başını çektiği MEM Bloku'na dahil olup, geleceğini güvence altına almalıdır, ülkemizdeki tüm yabancı üsleri kapatmalı ama bunu yapamıyorsa Rusya'nın da İncirlik Üssü'nü kullanmasına müsaade etmelidir, terörle mücadele ülkemiz üzerinde hesabı olan ABD ve İsrail'le değil, bizlere dost elini uzatan Rusya ile beraber hareket edilmelidir.
Bütün bunlar ara çözümlerdir ama gerçek çözümü arıyorsak, Rusya'yı ve BRICS ülkelerini güçlü kılan Milli Ekonomi Modeli'nin sahibi, her konuda yıllar önce yaptığı bütün tespitler aynen çıkan Prof. Dr. Haydar Baş'ın tavsiyelerini artık dikkate almalıyız.
Yoksa Türkiye'nin ipini çoktan çekmiş olan Batılı ülkelerin aklıyla devam etmeye kalkarsak, daha büyük darbeler kaçınılmazdır. Bu sefer darbeyi yapanlar, milletin direnişini de hesaba katacakları kesin. Doğru ve milli politikalar uygulamalıyız, Türk milleti olarak gidecek başka bir vatanımız yok.
Murat Çabas / diğer yazıları
- 11. MEM Kongresi bu hafta sonu Viyana’da / 04.02.2026
- ABD-İran geriliminde Türkiye arabulucu olmalı mı? / 03.02.2026
- ABD, bu şartlarda İran’a saldırabilir mi? / 31.01.2026
- Hukuku tanımayan ülkenin parasını kimse tanımaz! / 30.01.2026
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026
- ABD-İran geriliminde Türkiye arabulucu olmalı mı? / 03.02.2026
- ABD, bu şartlarda İran’a saldırabilir mi? / 31.01.2026
- Hukuku tanımayan ülkenin parasını kimse tanımaz! / 30.01.2026
- ABD’den İran’a ‘maksimum baskı’ politikası tutar mı? / 29.01.2026
- Savaşa, kavgaya gerek yok: MEM var / 28.01.2026
- Bayrağımıza saldırı, milli değerlerin tartışmaya açılmasının sonucudur / 24.01.2026
- Bayrağımıza saygısızlık kabul edilemez / 22.01.2026
- Suriye’de ABD’nin çıkarına olan, bizim çıkarımıza mıdır? / 21.01.2026
- Suriye'de sorun gerçekten çözüldü mü? / 20.01.2026





















































