logo
25 HAZİRAN 2026

Caminin duvar boşluğundaki sır, yüzyıllar sonra ortaya çıktı

Kütahya'nın Parmakören Mahallesi'nde bulunan camide 2 buçuk yıl önce gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan ve yaklaşık 300 parçaya ayrılmış kağıt eser, Ankara'da uzman konservasyon ekipleri tarafından titizlikle birleştirilmeye devam ediyor

29.04.2026 10:32:00
İhlas Haber Ajansı
Caminin duvar boşluğundaki sır, yüzyıllar sonra ortaya çıktı
Caminin duvar boşluğundaki sır, yüzyıllar sonra ortaya çıktı
Yapılan ilk incelemeler, eserin Osmanlı minyatür sanatı tekniğiyle hazırlanmış, 18 ya da 19'uncu yüzyıla ait bir Mekke şehir planı olabileceğini ortaya koydu.






Yapılan ilk incelemeler, eserin Osmanlı minyatür sanatı tekniğiyle hazırlanmış, 18 ya da 19'uncu yüzyıla ait bir Mekke şehir planı olabileceğini ortaya koydu.

Restorasyon sürecinde caminin duvarı içerisinde tespit edilen ve yapıya ait olmadığı belirlenen taşın kaldırılmasıyla birlikte boşluk ortaya çıktı. Bu boşluktan çıkan çok sayıda kağıt parçası, uzman ekiplerin dikkatli çalışmasıyla tek tek toplanarak Ankara'ya gönderildi. Kağıtların oldukça kırılgan, dağılmış ve ciddi şekilde deformasyona uğramış olduğu belirlenirken, eserlerin zarar görmeden incelenebilmesi için özel konservasyon sürecine alındığı bildirildi.









"El şeklinde dağılmış parçalar tek tek toplandı"

Parmakören Mahallesi Muhtarı Mehmet Dinler, Restorasyonun 2024 yılında başladığını belirten Dinler, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ekiplerinin yaptığı incelemelerde duvar içerisindeki taşın yapıya ait olmadığının tespit edildiğini söyledi. Taşın çıkarılmasıyla birlikte duvar içinde bir boşluk (oyuk) ortaya çıktığını ifade eden Dinler, "Ustalar o boşluğu açınca içinden çok sayıda kağıt parçası çıktı. Profesör hocalarımızla birlikte bunları dikkatlice sehpaların üzerine yaydık. Çok hassas oldukları için zarar görmemesi adına Ankara'ya gönderilmesine karar verildi" dedi.

Mehmet Dinler ayrıca, parçalar arasında nehir benzeri çizimler, bitki ve farklı figürlerin de bulunduğunu, ilk etapta eserin ne olduğunun tam olarak belirlenemediğini aktardı.









Ankara'da titiz konservasyon süreci

Ankara'daki Kağıt Konservasyon Laboratuvarı'nda yürütülen çalışmalarda, eserlerin ileri derecede yıpranmış ve parçalanmış olduğu tespit edildi. Uzmanlar, eserlerin kimyasal ve fiziksel stabilizasyonunu sağladıktan sonra parçaları tek tek birleştirme sürecine geçti.
Konservasyon sürecinin oldukça uzun ve dikkat gerektirdiği, her parçanın konumunun mikroskobik incelemeler ve dijital eşleştirme yöntemleriyle belirlendiği ifade ediliyor.









Mekke şehir planı ihtimali güçleniyor

Yapılan ilk değerlendirmelerde, parçaların bir bütün halinde Mekke'nin yerleşim planını gösteren bir çalışma olduğu ihtimali öne çıktı. Eserin Osmanlı döneminde kutsal topraklara yönelik hazırlanmış bir minyatür şehir planı olabileceği değerlendiriliyor. Uzmanlar, çalışmalar tamamlandığında eserin hem sanat tarihi hem de İslam coğrafya ve şehir planlama tarihi açısından önemli bilgiler sunabileceğini belirtiyor. Parçaların birleştirme sürecinin tamamlanmasının ardından eserin pano haline getirilerek Kütahya Müze Müdürlüğü'nde sergilenmesi planlanıyor. Böylece hem eser korunmuş olacak hem de kamuoyunun ziyaretine açılarak kültürel mirasa kazandırılacak.









Caminin tarihi hâlâ net değil

Parmakören Mahallesi Camisi'nin kesin yapım tarihi ise henüz netlik kazanmış değil. Bölge kayıtlarında yapının 1840'lı yıllarda bir onarım geçirdiği bilgisine ulaşıldığı, ancak orijinal inşa tarihinin belirlenemediği ifade ediliyor.

Bazı araştırmalarda yapının Selçuklu dönemine uzanabileceği ihtimali üzerinde durulsa da, bu konuda kesin bir akademik sonuç bulunmuyor. Uzmanlar, hem mimari incelemelerin hem de bulunan eserlerin caminin tarihine ışık tutabileceğini belirtiyor.

Ankara'da devam eden konservasyon ve birleştirme çalışmalarının tamamlanmasının ardından, eserin içeriği ve tarihi kimliği hakkında daha net bilgilere ulaşılması bekleniyor. Uzmanlar, bu keşfin Anadolu'daki dini mimari içinde nadir rastlanan önemli bir bulgu olabileceğini ifade ediyor.

Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı

Son 66 yılın en fazla yağmurunun yağdığı Aksaray'da Mamasın Barajı'ndaki doluluk oranı yüzde 46'a ulaşırken, nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde tarım ürünlerinin rekoltesinde artış beklentisi üreticilerin yüzünü güldürdü

20.06.2026 11:52:00
İHA
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Aksaray son 66 yılın en fazla yağmurunu aldı
Türkiye'nin en kurak illeri arasında yer alan Aksaray'da bu yıl yağan yağmurlar, son 66 yılın en fazla yağışı olarak kayıtlara geçti. Yağışlar afetleri beraberinde getirse de barajlardaki doluluk oranları arttı.






Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı şehirde, bu yıl ekilen ürünlerde de rekolte artışı bekleniyor. Kentin hem içme suyu ihtiyacını karşıladığı hem de tarımsal sulama ihtiyacının karşılandığı tek baraj olan Mamasın Barajı, yüzde 46'lık doluluk seviyesine ulaştı. 40 milyon metreküp suyu olan barajdaki su miktarı 75 milyon metreküp olarak ölçüldü. Uzmanlar, her şeye rağmen israftan kaçınılması gerektiğimi vurguladı.








"Mamasın Barajı su seviyesinde yüzde 46 oranında artış kaydedildi"

Yağışlar ve etkileri hakkında bilgiler veren Jeoloji Mühendisleri Odası Aksaray İl Temsilcisi Tayfun Aydın, "Türkiye'de son 66 yılın en büyük yağmurları yağdı. Dolayısıyla kar ve yağmur suları bakımından su oranımız artmıştır. Türkiye'de yıllık metrekareye düşen yağış miktarı 574 kilogram, bölgemize metrekareye düşen 324 kilogram iken, bu son yağışlarla verim ve bereket gelmiştir. Mevcut Mamasın Barajımızda 40 milyon metreküp suyumuz var iken, en son yapılan ölçümde 75 milyon metreküpe çıkmıştır. Bu da buranın doluluk oranının yüzde 46 oranında arttığını göstermektedir. Ancak bu şu anlama gelmesin ki, barajımız dolu değildir. Yüzde 50'si hala boştur ama son yağışlarla yüzde 46 oranında su miktarımız artmıştır" dedi.




















Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte yükselen sıcaklıklar, günlük hayatı zorlaştırmanın ötesinde ciddi sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Vücudumuz, ortam sıcaklığına uyum sağlamak için harika bir mekanizmaya (terleme) sahip olsa da extreme sıcaklarda bu sistem yetersiz kalabilir

18.06.2026 13:00:00
Hasan Gündoğdu
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Güneşin zararlı etkilerine karşı altın kurallar
Aşırı sıcakların olumsuz etkilerinden korunmak, konforlu ve en önemlisi sağlıklı bir yaz geçirmek için dikkat etmeniz gereken temel unsurları sizler için derledik.






Sıvı Dengesi: Susamayı Beklemeyin

Vücudumuzun %60'ından fazlası sudan oluşur ve sıcak havalarda terleme yoluyla inanılmaz bir hızla su kaybederiz.

Düzenli Su Tüketimi: "Susamak", vücudun çoktan susuz kaldığının bir alarmıdır. Bu yüzden susamayı beklemeden, gün boyunca saat başı 1-2 bardak su içmeyi alışkanlık haline getirin.

Mineral Takviyesi: Terle sadece su değil, sodyum ve potasyum gibi hayati mineralleri de kaybederiz. Tansiyon probleminiz yoksa günde 1 şişe maden suyu içmek mineral dengesini korumaya yardımcı olur.

Tuzak İçeceklerden Kaçının: Alkol, aşırı kafeinli içecekler (kahve, koyu çay) ve şekerli asitli içecekler sanılanın aksine vücuttan su atılmasını hızlandırır (diüretik etki). Sıcak günlerde bu içecekleri minimumda tutun.






Beslenme Düzeni: Hafif ve Serinletici

Sıcak havalarda sindirim sistemi fazladan çalışarak vücut ısısını daha da artırabilir. Bu yüzden beslenme alışkanlıklarını mevsime göre revize etmek şarttır.

Ağır Yemeklere Elveda: Yağlı, kızartmalı, aşırı baharatlı ve protein ağırlıklı ağır yemekler yerine; sindirimi kolay, su oranı yüksek besinleri tercih edin.

Mevsim Meyve ve Sebzeleri: Karpuz, kavun, salatalık, domates, kabak ve semizotu gibi hem su hem de vitamin deposu olan besinleri sofranızdan eksik etmeyin.

Az ve Sık Beslenin: Tek bir öğünde çok fazla yemek yerine, porsiyonları küçülterek az ve sık yemek vücudun üzerindeki metabolik yükü azaltır.






Giyim ve Kişisel Bakım: Doğru Kumaş, Doğru Koruma

Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde cildimizi ve başımızı korumak hayati önem taşır.

Kumaş Seçimi: Sentetik, naylon ve dar giysiler cildin nefes almasını engeller ve isiliğe, mantara ya da ısı çarpmasına yol açar. Bunun yerine pamuklu, keten, gevşek dokulu ve açık renkli kıyafetleri tercih edin. Açık renkler güneş ışığını yansıtırken, koyu renkler ısıyı hapseder.

Aksesuarlar: Geniş siperlikli şapkalar ve UV korumalı güneş gözlükleri sadece birer tarz ögesi değil, başınızı ve gözlerinizi koruyan birer kalkandır.

Güneş Kremi: Dışarı çıkmadan en az 20 dakika önce, en az 30 (ideali 50+) faktörlü, geniş spektrumlu bir güneş kremini açıkta kalan tüm bölgelerinize uygulayın ve her 2-3 saatte bir yenileyin.






Zaman Yönetimi: Güneşin Zirve Noktası

Günün her saati aynı risk derecesine sahip değildir. Zamanı doğru yönetmek riskleri yarı yarıya azaltır.

Kritik Saatler: Güneş ışınlarının en dik ve zararlı olduğu 10:00 ile 16:00 saatleri arasında zorunlu olmadıkça dışarı çıkmayın.

Egzersiz Zamanlaması: Spor yapmayı seviyorsanız, bunu günün en sıcak saatlerinde değil, sabahın ilk ışıklarında veya akşam güneş battıktan sonra yapın. Ağır kardiyo hareketlerinden kaçının.






Yaşam Alanlarının Serin Tutulması

Sadece dışarısı değil, ev ve ofislerin içindeki sıcaklık da sağlığı etkiler.

Doğru Havalandırma: Gündüz saatlerinde dışarıdaki sıcak havanın içeri girmemesi için pencereleri ve panjurları kapatın, perdeleri çekin. Havalandırma işlemini hava sıcaklığının düştüğü gece veya sabaha karşı yapın.

Klima Kullanımı: Klima harika bir kurtarıcıdır ancak oda sıcaklığını aniden çok düşük derecelere (örneğin 18°C) getirmek yerine 23-24°C civarında sabitleyin. Dışarı ile içerisi arasındaki sıcaklık farkının 7-8 dereceden fazla olması felç, kas tutulması ve klima çarpması gibi riskleri doğurur.






Isı Çarpması Belirtilerine Dikkat Edin!

Aşırı halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı, baş ağrısı, hızlı nabız ve cildin aşırı kuru/kırmızı olması "Isı Çarpması" (Güneş Çarpması) belirtisi olabilir. Bu durumda kişi hemen serin bir yere alınmalı, giysileri gevşetilmeli, vücudu ıslak bezlerle serinletilmeli ve bilinci yerindeyse su verilmelidir. Durum kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden tıbbi yardım çağrılmalıdır.

Aşırı sıcaklar özellikle yaşlılar, kronik hastalığı olanlar (tansiyon, kalp, şeker), hamileler ve bebekler için çok daha büyük risk taşır. Kendinizi korurken çevrenizdeki bu hassas grupları ve sokaktaki can dostlarımız için kapınızın önüne bir kap temiz su koymayı da lütfen unutmayın.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.