İkinci Halife Hz. Ömer Peygamberin minberinden Müslümanlara hitap ediyor; 'Ey insanlar, dinleyin ve bana itaat edin'.
Camiyi dolduran Müslümanlardan birisi kalkıyor ve şöyle diyor:
'Ey Ömer! Üzerindeki cübbenin hesabını vermeden seni ne dinliyoruz ne de itaat ediyoruz'.
Camide derin bir sessizlik, gözler Hlifede ve kulaklar ondan gelecek cevapta.
İslam tarihi kaynakları, camide ayağa kalkarak Halifeye karşı 'seni ne dinliyoruz ne de itaat ediyoruz' diyen o adama karşı her hangi bir tepkiyi, 'halifeye karşı bu nasıl konuşma, bu ne saygısızlık?' tarzında bir çıkışmayı kaydetmiyor.
Mesele şudur; yakın geçmişte kazanılan bir savaşta, savaşa katılan askerlere ganimet olarak birer parça kumaş dağıtılmıştır ama, dağıtılan o kumaş parçasından hiç kimseye birer cübbe çıkmadığı halde, o gün minberdeki halifenin üzerinde aynı kumaştan bir cübbe bulunduğu halde konuşmaya başlamak üzeredir, işte itiraz bunadır. Halifeden, önce üzerindeki cübbenin hesabını vermesi sonra da hutbe irad etmesi istenmektedir.
Halife bu itiraz karşısında, bir müddet sükut ettikten sonra, cemaatin arasında gördüğü oğluna hitaben; 'oğlum kalk, bu sorunun cevabını, dolayısıyla bu cübbenin hesabını sen ver' dedikten sonra bu sefer Halife Ömer'in oğlu ayağa kalkar ve söz konusu savaş ganimetinden kendisine de bir pay düştüğünü, kendi payını babasına hibe ettiğini, dolayısıyla iki parçayı birleştirerek babasına bir cübbe yaptıklarını anlatır.
İtiraz sahi o Müslüman; 'şimdi konuş ya Ömer, seni dinliyoruz' dedikten sonra Halife konuşmasını sürdürür.
Yüzlerce, belki binlerce Müslümanın gözü önünde cereyan eden bu olay, bugün yöneticilere ne söyler ve yönetilenlere ne söyler?
Bu olay imamlara ne söyler ve cemaatlere ne söyler?
Bu olay, yukarıdan, üst perdeden hitap edenlere ne söyler ve aşağıda dinleyenlere ne söyler?
Ey Müslümanlar!
Sizler, size hitap eden, her fırsatta sizden bir şeyler isteyen, destek isteyen, tahammül isteyen, şükür isteyen, kanaat isteyen yönetici takımının üzerindeki cübbenin hesabını, bindikleri lüks arabaların hesabı, karadaki sarayların ve havadaki sarayların hesabını, sizin hayatınıza asla benzemeyen lüks ve israf içindeki hayatlarının hesabını sormayacak mısınız?
Sizi dinleriz, dinleriz ama, hele şu konforlu yaşantınızın hesabını bir verin demeyecek misiniz?
Biz kimiz, siz kimsiniz ve bu hal neyin nesi demeyecek misiniz?
İktidara yakın olanlar ve malum ihale ailelerine dahil olanlar hariç, 'olur efendim, hay hay efendim' latifesi hariç, ülke nüfusunun büyük çoğunluğuna yaşatılan dayanılmaz yoksulluğun hesabını sormayacak mısınız?
Sorgusuz-sualsiz, itirazsız ve meraksız dinleyip itaat etmeye ne kadar meraklısınız?
Bir sorun bakalım bu cübbe, bu cübbeler, bu cübbeliler nereden ve hangi kaynaklardan?
- Haçlı-siyonist ittifakı dünyayı ateşe verdi / 13.03.2026
- Yalanlar yılana tebdil olurken… / 13.02.2026
- En kanlı yalan / 12.02.2026
- BTP’nin Viyana çıkarması muhteşemdi / 11.02.2026
- Saçmalamalarda çıta yükseliyor / 05.02.2026
- Basiret bağlanması bu olsa gerek / 03.02.2026
- Kur’an ayı Ramazan yaklaşırken / 02.02.2026
- Ufuklar karanlık vicdanlar kara saymakla biter mi dert sıra sıra / 01.02.2026
- Yanlışta ısrar yöneticilerin ayrılmaz sıfatı olmuş / 31.01.2026





























































