logo
13 MART 2026


Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'ABD-İran meselesine sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İran meselesine sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür. Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur. Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, iş birliklerini artırmayı istiyoruz. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız" dedi

05.02.2026 14:39:00
İHA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'ABD-İran meselesine sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür'
Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'ABD-İran meselesine sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür'
Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır dönüşü uçkta gazetecilerin sorularını cevplandırdı. Erdoğan, Suudi Arabistan ve Mısır liderleri ve heyetleriyle fevkalade yararlı görüşmeler yaptıklarını belirterek, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla kapsamlı şekilde ele aldık. Bölgemizin önde gelen ülkeleri olarak 'bölgesel sahiplenme' yaklaşımıyla Filistin ve Suriye başta olmak üzere güncel gelişmelere dair istişarelerde bulunduk. Ziyaretimizin ilk durağı olan Suudi Arabistan'da Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman ile verimli bir görüşmemiz oldu. Akabinde heyetler arası toplantımızı yaptık. Dört belgeye imza attık, ortak açıklamayı kabul ettik. Malumunuz Suudi Arabistan bizim için savunma sanayii, ulaştırma, sağlık, yatırımlar ve müteahhitlik hizmetleri gibi alanlarda özel konuma sahip bir kardeş ülke. Ticaret hacmimiz istikrarlı bir şekilde artarak 2025 yılında 8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Müteahhitlerimiz Suudi Arabistan'da toplam değeri 30 milyar doları bulan, 400'den fazla proje üstlenmiş durumda. EXPO-2030 ve FİFA 2034 Dünya Kupası gibi dev organizasyonlara hazırlanan ülkede, değerlendireceğimiz çok sayıda fırsatlar bulunuyor. Ayrıca Suudi Arabistan vatandaşlarının ülkemize yoğun bir teveccüh gösterdiklerine şahit oluyoruz" dedi.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi'nin davetine icabetle Türkiye-Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi İkinci Toplantısı'nı yaptıklarını belirten Erdoğan, "Konseyimizin ilk toplantısını Eylül 2024'te Ankara'da yapmıştık. Görüşmelerimizde ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimiz önemli yer tuttu. Ortak bildiri dahil toplam 8 metin imzaladık. Hem Riyad'da hem de Kahire'de iki ülke iş çevrelerinin katılımlarıyla iş forumları düzenlendi. Sisi ile ayrıca Gazze barış süreci başta olmak üzere bölgemizi ilgilendiren konuları istişare ettik. İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının durdurulmasında Mısır ve Suudi Arabistan ile beraber çalıştık. Ateşkes mutabakatına giden süreçte iş birliği içinde olduk. Bugün de Gazze'nin yeniden imarının önünün açılması için yakın diyalog halindeyiz. Türkiye'den Gazze'ye ulaştırılmakta olan insani yardımların eşgüdümünde Mısır'ın desteği çok önemli. İsrail hükümeti maalesef sivilleri hedef almayı sürdürüyor. 11 Ekim'den bu yana 500'ü aşkın Gazzeli İsrail tarafından şehit edildi. İnsani yardım tırlarının Gazze'ye girişlerinde halen ciddi kısıtlamalar, sorunlar yaşanıyor. Ancak İsrail'in tüm kışkırtmalarına ve ihlallerine rağmen, Gazze barış planının birinci aşaması tamamlanmıştır. Kimin barış, kimin savaş yanlısı olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır olarak tüm süreçlerin içinde olmayı, böylece Filistinli kardeşlerimizin hukukunu korumayı hedefliyoruz. Ziyaretlerimiz sırasında şahsıma ve heyetime gösterilen misafirperverlik için, iki ülke makamlarına teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum. Ziyaretimizin ülkelerimiz için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum" dedi.

Erdoğan, bir gazetecinin, 'Suudi Arabistan'la son dönemde olumlu yönde ivmelenen ikili ilişkilerimiz var. Bu ikili ilişki alanlarından biri de savunma sanayii. Şu ana kadar takip ettiğimiz, bildiğimiz, başta insansız hava araçları olmak üzere savunma sanayii alanında birçok iş birliği projeleri, anlaşmalar imzalandı. Şimdi de milli muharip uçağımız KAAN'a yönelik Suudi Arabistan'ın bir ilgisi olduğu iddiaları, haberleri gündeme geliyor. Böyle bir niyet var mı' Bu çerçevede milli savaş uçağımız KAAN ile ilgili olarak Suudi Arabistan'la bir iş birliği projesi söz konusu olabilir mi'' sorusuna, "Suudi Arabistan ile kültürel ve tarihi boyutları bulunan köklü ilişkilere sahibiz. Bunu geliştirmek için bu ziyaretimizde de önemli anlaşmalara imzayı attık. Ülkemizin savunma sanayii alanında aldığı mesafe bütün dünya gibi Suudi Arabistan tarafından da ilgiyle takip ediliyor. Biz, savunma sanayiinde, öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya odaklanmış bulunuyoruz. Bunun yanında dost ve kardeşlerimizin ihtiyaçlarının temini için de gayret gösteriyoruz. Suudi Arabistan ile savunma sanayii konusunda önemli iş birliklerine imza atıyoruz ve bunu geliştirmekte de kararlıyız. KAAN sadece bir savaş uçağı değil, KAAN Türkiye'nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Dünyada bu alanda daha fazla söz sahibi oldukça, bu tür iş birliklerimiz de kesinlikle artacaktır. Kaldı ki Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz" cevabını verdi.

Erdoğan, 'Suudi Arabistan ile enerji alanında çok da önemli anlaşmalara imza attığınız yansıdı bizlere. Rakamlar da yansıdı ama tam kapsamını merak ederiz efendim ve ne anlama gelir' Onu da sizden dinlemek isteriz' sorusuna, "Ziyaretimiz esnasında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ile Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı arasında yenilenebilir enerji alanında önemli bir anlaşma imzalandı. Suudi Arabistan şirketleri Türkiye'de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman'da 1000'er megavatlık güneş enerjisi santralleri yapılacak. Yatırımlar, dış finansman ve uluslararası krediler yoluyla hayata geçirilecek. Bu santrallerden Türkiye'de bugüne kadar görülen en düşük fiyatlardan elektrik alımı yapacağız. İki güneş enerjisi santrali projesiyle 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacı karşılanacak. 2027 yılında temelleri atılacak santraller yüzde 50 yerlilik oranına sahip olacak. Projeler elektrik ekipman ve hizmet sektörlerimize önemli katkı sağlayacak" dedi.

'İran-ABD gerginliğinin başlamasından sonra İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmeleriniz oldu ve bir süreç başladı. Bu sürecin evrildiği nokta an itibariyle nedir'' sorusu üzerine Erdoğan, "Öncelikle Amerika ve İran arasındaki gerilimin bölgeyi yeni bir çatışmaya, kaosa sürüklemeden düşürülmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onun için de biliyorsunuz ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmem oldu ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile hemen ertesi gün görüştüm. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de İstanbul'da Dışişleri Bakanımla beraber üçlü bir görüşme yaptık. İşi sıcak tutuyoruz. İran'a askeri müdahaleye karşı olduğumuzu net şekilde ortaya koyduk ve bunu muhataplarımıza ilettik. Şu ana kadar tarafların diplomasiye alan açmak istediğini görüyorum. Bu olumlu bir gelişme olarak önümüzde duruyor. Sorunların çözüm yolu çatışmalar değil, uzlaşma zemininde buluşmak ve müzakere etmektir. Süreç canlıdır ve kopmuş değildir. Zemin diyaloga ve diplomasiye hala açıktır. Alt düzeyde yapılacak görüşmelerde mesafe alınmasının ardından liderler seviyesinde müzakerenin de faydalı olacağını düşünüyorum. Askeri gerilim bu kadar artmışken müzakere masasının bir şekilde kurulacak olması da önemlidir. Umarız sorunlar diyalog yoluyla çözülür ve bölgemizde yeni bir çatışma baş göstermez. Biz gerek lider diplomasisi gerek diğer düzeylerde yapılan görüşmeler yoluyla, müzakere zeminini kuvvetlendirmek için çalışacağız. Bu zemin ne kadar genişler, başka ülkeler de devreye girer mi göreceğiz" dedi.

'Suudi Arabistan başta olmak üzere ki bugün ziyaretinizden dolayı önde geliyor, Körfez ülkelerinin toplamda İran'a karşı yaklaşımları biraz daha Amerikan yanlısı gibiydi daha önceki yıllarda. Şimdi biraz daha sizin, Türkiye'nin politikalarına yakın gibi duruyorlar. Bugünkü politikaları nasıl değerlendiriyorsunuz' İran-Amerikan krizinde biraz İran'a karşı değillermiş gibi görünüyor' sorusuna Erdoğan, "Her şeyden önce biz bölgemizde yeni bir savaş istemiyoruz. Bunu en net şekilde her zaman dile getirdim, dile getiriyorum. Suudi Arabistan da tabii ki bu bölgedeki çatışmalardan etkileniyor. Onlar da bölgemizde huzurun, barışın ve sağduyunun hakim olmasını istiyor. Hassasiyetlerimiz genel manada örtüşüyor. Herkes biliyor ki; bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır. Çatışmaların, kanın, gözyaşının hakim olduğu bir coğrafyada ise kesinlikle herkes kaybeder. Bu nedenle hepimizin barışın tarafında yer alması, en akılcı seçenektir. Bölge ülkelerinin son yıllarda yaşanan çatışmalı süreçlerden, bunu net bir şekilde gördüğünü ve bizim duruşumuzu desteklediklerini de düşünüyorum. Artık, etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin, vakti çoktan gelmiştir. Sağduyu burada ortak paydadır. Bu meseleye sadece askeri pencereden bakmak, bölgeyi felakete götürür. Ateşi daha fazla harlamanın kimseye faydası olmaz. Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur. Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, iş birliklerini artırmayı istiyoruz. Sorunlar her zaman olur; anlaşmazlıklar uluslararası ilişkilerin bir parçasıdır. Ancak diplomasi de bunun için vardır. Biz de barışçıl diplomasiyi güçlendirmek zorundayız. Bu, hem ülkemizin hem bölgemizin çıkarları için hayati önemdedir" cevabını verdi.

Erdoğan, 'Türkiye, Gazze barış planının uygulanmasında nasıl bir rol üstlenecek' Başlangıca nispetle nerede' Türkiye'nin muradı nedir bu mevzuda' Siz de ifade ettiniz Şarm el-Şeyh'teki 20 maddeli barış planından bu yana, Ekim ayından bu yana İsrail, saldırılarını sürdürüyor, gidecek yardımlara mani oluyor, sabote ediyor. Bu süreçte İsrail konusunda hem Türkiye'nin hem de müdahil olan barış planındaki diğer ülkelerin değerlendirmesi nedir'' sorusunu "Türkiye, Gazze barış planının olması gerektiği gibi işletilmesi ve Gazze'de huzurun, istikrarın yeniden tesis edilmesi için etkin bir rol oynayacaktır. Biz, Gazze'de Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri onurlu bir geleceğe ve kalıcı bir barışa ulaşmasını istiyoruz. Barışı, kağıt üzerinde değil, sahada tesis etmekten yanayız. Gazze'de yaşanan zulümlere, soykırıma varan uygulamalara, açlığın silah olarak kullanılmasına karşı olmak için, Müslüman olmak gerekmez. Bizim duruşumuz, öncelikle insanlığın temel değerlerini muhafazadır. Tabii ki bu tutumumuzda Filistinli kardeşlerimizle tarihi ve kültürel bağlarımız da etkilidir. Ancak bunu körü körüne bir karşıtlık olarak göstermeye çalışmak, meselenin özünü saptırmak olur. Gazze'deki zulmün bir benzerini bir başka coğrafyada Müslümanlar yapsaydı, biz onların da karşısında bugünkü gibi dimdik dururduk. Biz yıllardır 'Mazlumun diline, dinine, inancına, derisinin rengine bakmayız' demiyor muyuz' İşte bu, bizim klas duruşumuzdur. Ateşkes, insani yardım ve sivillerin korunması için atılacak adımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor. Türkiye bunları sağlamak için büyük bir çaba gösteriyor" diye cevapladı.

'Gazze meselesinde çözüm için arayışlarda Mısır'ın yaklaşımları Türkiye'nin görüşleriyle örtüşüyor mu' Çünkü İsrail'in baskılanabilmesi için garantör ülkelerin arasındaki fikir birliği önemli. Mesela Gazze'de yönetimin devredilmesi noktasında Mısır ne öngörüyor'' sorusuna Erdoğan şu cevabı verdi: "Mısır, Gazze'deki zulmün etkilerini en yakından hisseden ülkelerden biri. Mısır'ın da Gazze ve Filistin meselesinin daha fazla derinleşmesini istemediğini gördük ve bunu biliyoruz. Bölgenin yeni bir yangını kaldıracak hali yok. Bunu Mısır yönetimi de çok iyi görüyor. İsrail'in bölgede yıllardır oluşturduğu sistematik istikrarsızlık, Mısır'ı da süreç içerisinde yıprattı. Bu çatışmaların sona ermesini, Filistin'in huzura kavuşmasını bizim kadar Mısır da istiyor. Özellikle açlığın silah olarak kullanılmasına ve Filistinlilerin topraklarından sürülmesine yüksek sesle karşı çıktılar ve bunu sürdürüyorlar. Mısır'ın bulunduğu yer kritik. Hem coğrafi konumu, hem tarihi sorumluluğu itibarıyla Gazze'nin geleceğinde önemli bir aktör. Bu nedenlerle Gazze'de ve bütün Filistin'de istikrarın sağlanması, Mısır'ın da çıkarınadır. Gazze'ye Refah'tan insani yardımların girişi ve yardımların organizasyonu için ortaya koydukları gayret takdire şayandır. Hep birlikte Gazze'de huzurun yeniden hakim olmasını ve Gazze'nin yeniden inşa edilmesini sağlayacağımıza inanıyorum. İsrail'in bitmek bilmeyen saldırıları ve ateşkes ihlalleri kesinlikle kabul edilemez. Uluslararası toplumu İsrail'e ateşkese tam uyum için baskı yapmaya çağırıyoruz. Filistinli kardeşlerimizin hak ettikleri mutlu günlere kavuşması için gece gündüz çalışmaya, mazlumların sesi olmaya devam ediyoruz".

'Suriye'de gelinen son noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz' Bu son gelişmeler, Türkiye'deki 'Terörsüz Türkiye' projesinde yeni bir ivmelenmeyi beraberinde getirebilir mi' Bu anlamda Meclis'e bir çağrınız olur mu'' sorusu üzerine Erdoğan, "Ben teşekkür ediyorum. Suriye'nin kuzeyinde istikrarın ve huzurun tesisi, bizi doğrudan ilgilendiriyor. Komşumuzun tek devlet, tek ordu, tek Suriye anlayışı ile bütünleşmesi bizim en büyük arzumuzdur. "SDG" denilen yapının imzaladığı anlaşmalara uyması, Suriye'deki barış iklimini güçlendirecek ve kalıcı istikrarı kolaylaştıracaktır. Kimse, çatışmaları körüklemeyi, gerilimi tırmandırmayı, zamana oynamayı aklının ucundan bile geçirmemeli. Yanlış hesap bugüne kadar hem Şam'dan hem de Ankara'dan dönmüştür. Kuşkusuz yine dönecektir. Biz, tüm renkleriyle bir, bütün, güçlü, huzurlu bir Suriye'den yanayız. Suriye'nin yanındayız. Kürt, Arap, Türkmen, Nusayri demeden herkesi muhabbetle kucaklıyoruz. Suriye halkı bizim dostumuz ve kardeşimizdir. Bizim sorunumuz terörledir. Ayrılıkçı emellerine ulaşmak için terörü bir yol ve yöntem olarak kullananlarladır. Suriye'nin kuzeyindeki sorunun çözülmesiyle "Terörsüz Türkiye" sürecinin yükü de hafiflemiş oldu. Meclis'teki komisyon, ortak raporunu tekemmül ettirmek üzere. Temennimiz rapora, uzlaşının ve sürece dinamizm kazandıracak bir bakış açısının damga vurmasıdır. "Terörsüz Türkiye" hedefimiz, attığımız adımlarla terörsüz bölgeye doğru gidiyor ve inşallah her iki hedefe de suhuletle ulaşacağız" dedi.

'İki gün sonra malum asrın felaketinin üçüncü yıl dönümü. Felaketin olduğu günden bu yana muhalefet olumsuz bir tablo sergiliyor. Son birkaç gündür deprem bölgesinde olan Özgür Özel yine aynı tutumu ortaya koydu. Üç yıl dolmadan 455 bin konut teslim ettiniz. Cuma günü de sanıyorum Osmaniye'de olacaksınız. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nelerdir'' sorusuna Erdoğan, "Anlaşılan asrın felaketinin yıl dönümü yaklaşıyor diye, deprem turistleri yine hareketlenmiş vaziyette. Gittikleri, gezdikleri yerlerde yapılanları görmezden gelmekse, en büyük maharetleri. Alemi kör, milleti sersem sanan bir muhalefet anlayışıyla karşı karşıyayız. Onlara kalsa, milletimiz hala açıktaydı. Onlara kalsa, deprem bölgesindeki insanlarımız yuvalarına kavuşmamıştı. Onlara kalsa, deprem bölgesinde derin bir insanlık dramı yaşanıyor olacaktı. Neyse ki milletimiz, yaklaşan siyasi tehlikeyi gördü ve onları kenarda tuttu. Muhalefet ilk günden itibaren "yapamazlar, bitiremezler, enkazın altında kalırlar" diyerek yaşanan felaketten rant devşirmeye kalkıştı. Yönettikleri bazı büyükşehirlerde deprem gibi büyük bir felaket yaşanmamışken, milleti bir yudum suya, temel belediyecilik hizmetlerine muhtaç edenler, yolsuzluklara, türlü çeşit hırsızlıklara kol kanat gerenler 11 ili dört başı mamur bir şekilde yeniden inşa eden bir iktidara laf söyleyebiliyor. 455 bin konut demek, sıradan bir şey değil, küçük bir ülke kurmak demektir. Bunu dünyada bizim dışımızda bu kadar kısa sürede başarabilecek ikinci bir devlet yok. Bizim yaptıklarımız gün gibi ortadadır. Bunca yıl, eser ve hizmet ürettik ve onlarla konuştuk. Muhalefetten farkımız budur. Yıllardır milletimize, ülkemizdeki muhalefet sorununu anlatamıyoruz. Alışkınız bunlara. Çünkü gerçeği göremez, hakikati söyleyemez, doğruyu duyamazlar. İnşallah Osmaniye'de bir kez daha milletimizle kucaklaşacak, onlara verdiğimiz sözleri tutmuş olmanın rahatlığıyla hasbihal edeceğiz" cevabını verdi.

'Bir Ankaralı olarak su konusundaki endişelerimizi dile getirmek isterim. Sadece ben dile getirmiyorum, Türkiye'nin de su stresi altında bir ülke olduğu vurgulanıyor. Birleşmiş Milletler'in son raporunda da dünyada su konusunda iflasa sürüklendiği, artık yağmur ve kar sularının dünya tüketimine yeterli bulunmadığı yönünde tespitler yer aldı. Sizin de bu konuda sık sık yaptığınız uyarı ve verdiğiniz mesajlar var. Acaba su yönetimiyle ilgili yeni düzenlemelere ihtiyaç var mıdır' Bu yönde adımlar atılacak mıdır' En önemlisi şehirlerde evlere yönelik suyun yönetimi yerel yönetimlerden alınabilir mi'' sorusna Erdoğan şu cevabı verdi:

"Öncelikle su medeniyetin, üretimin, enerjinin, kısaca yaşamın kaynağıdır. Su yönetimi konusu da tecrübe ve vizyon ister. Biz, su kaynaklarının korunması, insanımıza temiz, sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduk. Yıllar yılı "Su akar Türk bakar" dediler. E ne oldu' Biz tam aksini yaptık. Ben, belediye başkanlığından geliyorum. Istranca Dağları'ndan biz suyu İstanbul'a getirdik. Belediyeyi kimden devralmıştık' O zaman malum CHP zihniyetinden devralmıştık. Istranca dağlarından 180 kilometre öteden suyu, biz İstanbul'a getirdiğimiz zaman, hepsi şok olmuştu. Biz, onunla da kalmadık. Aynı şekilde yine hattı Boğaz'dan, Boğaz'ın altından Anadolu yakasına geçirmek suretiyle Sakarya nehrinin suyunu da bir taraftan İstanbul'a getirdik. Devamlı takviyeler yaptık. Hep su kaynaklarının korunması ve insanımıza temiz sağlıklı su ulaştırmanın gayreti içinde olduk. Şimdi CHP'li belediyeler, ellerindeki suyu millete ulaştıramıyor. Geceleri bakıyorsun benim vatandaşım elinde bidonlarla gidiyor, tankerlerin kuyruğunda su bekliyor. Aramızdaki fark bu. Biz su zengini bir ülke değiliz. Bu nedenle sizin de söylediğiniz gibi su stresi, hatta sıkıntısı yaşayan bir ülkeyiz. Öncelikle tasarrufu önemsiyoruz ve milletimizi su tasarrufuna teşvik için sürekli projeler geliştiriyoruz. Peki ne yapmamız lazım' Belediyelerimizin su temini ile ilgili yaptığı çalışma dışında bizim bir diğer kaynağımız Devlet Su İşleri'dir. Devlet Su İşleri de bu noktada harıl harıl çalışıyor. Çünkü biz, belediyelerin su temininin dışında ayrıca Devlet Su İşleri'nin de su teminiyle inşallah bu işi yoluna koyacağız".

'2026 için kapsamlı bir reform yılı tanımlaması yaptınız. Belediyelerin mali yapılarından, harcama ve borçlanmadaki denetime, merkezi idare belediye ilişkilerini yeniden çerçevelemeye varıncaya kadar da başlıklardan söz ettiniz. Sorum şu: İçeriği itibarıyla bu reformlardan bize biraz örnek, biraz başlık verebilir misiniz' Özellikle son dönemde CHP'li belediyelerle ilgili yolsuzluk iddiaları bu yaraya neşter vurmak konusunda daha teşvik edici oldu mu'' sorusu üzerine Erdoğan, "CHP'li belediyelerdeki yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çarkına yargımız özellikle çomak sokmuştu. Yargı şu anda bunların üzerine kararlı bir şekilde gidiyor. O süreci, bizler de milletimizle birlikte yakından takip ediyoruz. Ortaya çıkanlara baktığımızda, belediyelerin millet adına kullandıkları kaynakların denetiminde problemler yaşandığını görüyoruz. Merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki o hantal, yetki çatışmalarına neden olan yapıyı bir defa modernize etmeliyiz. Düzgün işleyen, şeffaf bir sisteme kavuşmak çok önemli. Mali disiplinin artırılması, daha etkin ve verimli hizmet üretilmesi konusu, bir gereklilik halini almıştır. Şehirlerimiz bakıyorsunuz bir partinin ya da belediye başkanının yönetiminde 50 yıl ileri giderken bir başka yönetim geldiğinde aynı kaynaklarla yönetilen belediye, çağın gerisinde kalıyor. Milletin vergileriyle oluşan bütçeler, yine milletin yoluna, suyuna, parkına harcanmalı. Milletin desteğiyle gelen belediye yönetiminin, millete hizmet etmesi şarttır. Yani, sistem öyle olmalı ki; belediye başkanı ve yönetimi mutlaka çalışmak zorunda kalsın. Hizmet odaklı verimli belediyeciliği, sistem zorunlu kılsın. Bunu yapmayanlar için de müeyyideler uygulansın, tanımlansın. Bunu sağlayacak sistemi planlamalı ve hayata geçirmeliyiz" dedi.

İstanbul'da barajlarda doluluk oranı yüzde 45.95 oldu

İstanbul'da etkili olan yağışların ardından barajlarda doluluk oranı, İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre yüzde 45,95 oldu. Mağlova Kemeri'nin bulunduğu Alibeyköy Barajı'ndaki su seviyesi yükselirken, tarihi kemerin ayaklarının bir bölümü sular altında kaldı

12.03.2026 12:47:00 / Güncelleme: 12.03.2026 12:50:04
İHA
İstanbul'da barajlarda doluluk oranı yüzde 45.95 oldu
İstanbul'da barajlarda doluluk oranı yüzde 45.95 oldu
İSKİ'nin paylaştığı güncel verilere göre, İstanbul'a su sağlayan barajlarda doluluk oranı son haftalardaki yağışların ardından yüzde 45,96 oldu. Özellikle Alibeyköy Barajı'nda su kotunun bir miktar yükselmesiyle birlikte, 16. yüzyılda inşa edilen ve Mimar Sinan'ın önemli eserlerinden biri olan Mağlova Kemeri'nin alt kısımlarının suyla kaplandığı görüldü.



Dronla görüntülenen kemerin çevresinde su seviyesinin kıyı şeridine kadar ulaştığı dikkat çekti. Uzmanlar, kış ve ilkbahar aylarında alınan yağışların su rezervlerine olumlu yansıdığını belirterek, tasarruf bilincinin ise sürdürülmesi gerektiğine dikkat çekti.



Tarihi kemer yeniden suyla buluştu

Yaklaşık 4 asırlık geçmişi bulunan Mağlova Kemeri, baraj seviyesinin yükselmesiyle birlikte yeniden suyla çevrelendi. Özellikle kemerin ayak kısımlarının su altında kalması, hem barajlardaki doluluk oranını hem de yağışların etkisini az da olsa gözler önüne serdi. Tarihi yapının suyla bütünleşen görüntüsü güzel manzaralar oluşturdu.



Barajlardaki doluluk oranları ise şöyle:

"Ömerli Barajı: yüzde 65,87
Darlık Barajı: yüzde 61,98
Elmalı Barajı: yüzde 86,87
Terkos Barajı: yüzde 29,27
Alibey Barajı: yüzde 35,94
Büyükçekmece Barajı: yüzde 34,88
Sazlıdere Barajı: yüzde 29,38
Istrancalar Barajı: yüzde 36,09
Kazandere Barajı: yüzde 56,49
Pabuçdere Barajı: yüzde 30,42"

Doç. Dr. Mustafa Özalp: "ABD, Orta Doğu bataklığında duvara tosladı"

Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşla ilgili olarak Amerika'nın büyük bir hesap hatası yaptığını söyledi

12.03.2026 12:19:00
İHA
Doç. Dr. Mustafa Özalp: "ABD, Orta Doğu bataklığında duvara tosladı"
Doç. Dr. Mustafa Özalp: "ABD, Orta Doğu bataklığında duvara tosladı"
ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın geldiği son durumu değerlendiren Bozok Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Mustafa Özalp, ABD'nin evdeki hesabının çarşıya uymadığını belirtti. Özalp, "Trump ilk etapta 2001 yılında Afganistan'a gidip işgal ettiği gibi veya 2011 yılında Libya'da Kaddafi'yi, Suriye'de Esad'ı, Venezuela'da Maduro'yu etkisiz hale getirip ardından ucuz çok kolay ve maliyetsiz şekilde zafer elde ederek benzerini İran'da yapabileceğine yönelik yorumlar yürüttü. Hamaney'i öldürüp daha sonra İran halkının Amerika'ya teslim olabileceğini hesapladı. Geldiğimiz süreçte sonuç Trump'ın istediği gibi neticelenmedi. Hamaney'in ölümünün sonucunda İran halkında rejim yanlısı olarak birlik beraberlik arttı. Hamaney'in ölümü sonrasında rejimin çökmemesi Amerikan ekonomisine ağır yükler getirmekte. Askeri anlamda Orta Doğuda Amerika büyük kayıplar vermekte. Trump Orta Doğuda büyük bir hesap hatası yapmıştır ve Orta Doğu bataklığında duvara toslamıştır. Trump'ın istediği neticeyi alması şu konjonktürde mümkün gözükmemekte" dedi.

"Enerjinin güvenli kaynak ve güzergahlardan temin edilmesi lazım"

Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının petrol fiyatlarına etki edeceğini ifade eden Özalp, "Hürmüz Boğazı'nın kapanması petrol fiyatlarının tavan yapmasına belki de önümüzdeki haftalarda 200 dolara çıkmasını göreceğiz. Dünyada tüketilen enerjinin yüzde 50 ile 55 arası petrol ve doğalgazdan sağlanmakta. Biz dünyalılar olarak tüketmiş olduğumuz enerjinin yaklaşık olarak yüzde 80-85'ini kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan karşılamaktayız. Toplumların refah seviyelerinin yükselebilmesi için enerjinin kesintisiz sürdürülebilir bir şekilde çeşitliliğini arttırarak depolama kapasitesinin yükseltilerek makul fiyatlarda enerjinin tedarik edilmesi lazım. Enerjinin güvenli kaynak ve güzergâhlardan temin edilmesi lazım" diyerek enerji kaynaklarının geçiş noktalarının önemine değindi.

"Amerika'nın savaşı kazanabilmesi Hürmüz Boğazı'nı ele geçirmesine bağlı, bu da mümkün değil"

Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçtiğini söyleyen Özalp, "Dünyada toplamda yaklaşık olarak 100 milyon varil üretilip tüketilmekte. Ayrıca Hürmüz Boğazı'ndan 300 milyon metreküp doğalgaz taşınmakta. Bu da dünya enerji ticaretinin yüzde 20'sine tekabül etmekte. Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerjinin yaklaşık yüzde 80'i Asya Pasifik ülkelerine yani Çin, Güney Kore, Hindistan, Japonya, Malezya gibi ülkelere akmakta. Diğer yüzde 20 ise Avrupa ülkelerine doğru gitmekte. Burada Amerika'nın bu savaşı kazanması mümkün değil. Amerika'nın İran Savaşı'nı kazanabilmesi için mutlaka Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirmesi lazım, bu da mümkün değil" ifadelerini kullandı.

"Hürmüz Boğazı'nda ABD uçak gemisinin batması ABD kamuoyunda infiale sebep olur"

Hürmüz Boğazı'nda ABD kontrolünün gerçekleşme ihtimalini değerlendiren Özalp, "Trump geçtiğimiz günlerde askeri gemileriyle Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü sağlayacağını söyledi. Fakat ABD'nin askeri gemileri Hürmüz Boğazı'na tam yaklaştığında İran füzelerinin hedefi olacaktır. Hürmüz Boğazı'nda bir veya birden fazla ABD uçak gemisinin batması Amerika iç kamuoyunda büyük bir infiale sebebiyet verecektir. Petrol fiyatlarının yükselmesi Amerika'da hayat pahalılığını beraberinde getirmekte. Türkiye'de Avrupa'da Çin'de Hindistan'da Asya Pasifik ülkelerinde olduğu gibi dolayısıyla petrol fiyatlarının Amerikan iç kamuoyunda yüksek seyretmesi hayat pahalılığının artması ve önümüzdeki Kasım ayında ABD'de ara seçimler var, bu seçimlerde Trump'ın kaybetmesi yüksek ihtimal dahilinde. Savaşın seyrinin henüz nereye evrileceğini kestirmek mümkün olmamakla birlikte bu savaş üzerinden dünyada hegemonya savaşları yürütülmekte. Devletler birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalışmakta. Yani 20.yüzyılda kurulan o denge çökmüş durumda. 21.yüzyılda henüz bu denge kurulmadığından dolayı savaş yürütülmekte" şeklinde konuştu.

YKS başvuruları bugün sona eriyor

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) için başvuru ve ödeme süreci bugün saat 23.59'da sona eriyor

 

12.03.2026 10:11:00 / Güncelleme: 12.03.2026 13:04:04
Anadolu Ajansı
YKS başvuruları bugün sona eriyor
YKS başvuruları bugün sona eriyor

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) için 6 Şubat'ta başlayan başvuru ve ödeme süreci bugün saat 23.59'da sona eriyor.

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığının açıklamasına göre, 20 ve 21 Haziran 2026'da düzenlenecek sınava henüz başvurusunu yapmayan adaylar, işlemlerini bugün tamamlayabilecek.

Başvuru merkezleri aracılığıyla yapılacak işlemler resmi çalışma saati bitimine kadar, ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi üzerinden yapılacak başvurular ve ücret ödemeleri ise saat 23.59'a kadar gerçekleştirilebilecek.

Sınava ilişkin ayrıntılı bilgilere 2026-YKS Kılavuzu'ndan ulaşılabiliyor. 

İmamoğlu davasında iş insanı Bulut Aydöner savunma yaptı

İmamoğlu davasının duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık iş insanı Bulut Aydöner "Taylan ve Serbülent Danış'ın beyanları üzerine tutuklandım. Bana arsaları rüşvet olarak verdiklerini iddia ediyorlar. Taylan Danış bu arsanın satışı için adeta takla attı. Madem bu yerler rüşvet, tapu masrafını ben neden kendi şirket hesaplarımdan ödüyorum'" dedi

11.03.2026 16:18:00
İHA
İmamoğlu davasında iş insanı Bulut Aydöner savunma yaptı
İmamoğlu davasında iş insanı Bulut Aydöner savunma yaptı
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen 'yolsuzluk' soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlanmıştı. Hazırlanan iddianamede örgüt lideri olarak suçlanan Ekrem İmamoğlu'nun 2 bin 430 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, örgüt yöneticisi konumunda bulunan Fatih Keleş'in bin 542 yıl 8 aya kadar, Murat Ongun'un 251 yıla ve Adem Soytekin'in ise 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.

402 sanığın farklı suçlardan değişen oranlarda hapisle cezalandırılması istenen iddianame kapsamında ilk duruşmanın üçüncü oturumu bugün İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam ediliyor.

"Madem zorla rüşvet alınmış neden 1 yıl boyunca sessiz kaldılar"

Tutuklu sanık iş insanı Bulut Aydöner'in savunması ise başlayan duruşmada avukatlar da bir kısım taleplerini dile getirdi.

Ardından savunması sorulan Aydöner "Hakkımda yeterli deliller toplanmadığı için ben delilli olarak devam edeceğim. Ben sözde mağdurun beyanları üzerine tutuklandım. Hakkımda hiçbir araştırma yapılmadan tutuklandım. Asla kabullenmeyeceğim ailemin ve kendimin emeğinin yok sayıldığı bir MASAK raporu sunulmuş dosyaya. Bu raporu tamamen reddediyorum. Şirket benim kendi şirketim emek endeksli büyüttüm. Eylem 32'ye neden dahil edildim' Ticaretimin bütün adımlarında düzgün bir anlayış gözettim. Harama tamah etmedim. Ağabeyim CHP'de üst düzey yönetici, tarzı, siyasi düşüncesi, fikri açıkça belli olan bir kimlik. Ama o Baki Aydöner ben Bulut Aydöner. Ne onun bana talimat vermesi gibi bir durum söz konusu, ne de benim ona bir talimat verme durumu söz konusudur. Esnafın partisi olmaz. Müşterilerime çevreme hangi partiye mensupsun diye sormadım. Şirketim adına aldığım 2 arsa sebebiyle eylem 32'ye dahil edildim. Şile ve Kartal'da inşaat projesi yürütmekteyim. Şile bölgesinde projem vardı tamamladım satış bölümüne geçtik. Ben Şile'de esnaf kimliğim ile tanınırım. Taylan ve Serbülent Danış'ın beyanları üzerine tutuklandım. Bana arsaları rüşvet olarak verdiklerini iddia ediyorlar. Madem bu yerler rüşvet, tapu masrafını ben neden kendi şirket hesaplarımdan ödüyorum' 2 tapu ödemelerini de ben yaptım. Taylan Danış bu arsanın satışı için adeta takla attı. Madem Taylan ve Serbülent Danış'tan zorla rüşvet alınmış neden 1 yıl boyunca sessiz kaldılar' Taylan ve Serbülent'in ifadeleri çelişkilidir. Ben arsaların bedelini ödeyerek aldım. Benim elimde kapı gibi tapularım var" dedi.

Öte yandan sanık avukatının savunmasının ardından duruşmaya 14.00'a kadar ara verildi.

Kuyumcukent'teki soygunda yeni gelişme

İstanbul'da bulunan Kuyumcukent AVM'de uzun namlulu silahla 20 milyon lirayı alarak kaçan şahıslara yönelik operasyonda yeni gelişme yaşandı

11.03.2026 11:30:00
İhlas Haber Ajansı
Kuyumcukent'teki soygunda yeni gelişme
Kuyumcukent'teki soygunda yeni gelişme
İstanbul'un Bahçelievler ilçesinde bulunan Kuyumcukent AVM'de uzun namlulu silahla 20 milyon lirayı alarak kaçan şahıslara yönelik operasyonda yeni gelişme yaşandı. Polis ekiplerince yapılan operasyonda olayla ilgili 8 şüpheli gözaltına alındı.

Olay, 9 Mart Pazartesi günü saat 07.22'de Kuyumcukent AVM'nin kapalı otopark bölümünde meydana gelmişti. 7 kişi uzun namlulu silahlarla otopark bölümüne gelmiş, şüpheliler içeride bulunan 20 milyon lirayı araca yükleyerek olay yerinden kaçmıştı. Olay sonrası harekete geçen polis, olayla ilgili 8 şüpheliyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan şahısların emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.

Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne operasyon

Mersin Büyükşehir Belediyesi'nde ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet iddialarıyla operasyon düzenlendi. Polis ekipleri binada arama yaparken, Özel Kalem Müdürü dahil çok sayıda görevli hakkında gözaltı kararı verildi

11.03.2026 11:06:00
Haber Merkezi
Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne operasyon
Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne operasyon
Mersin Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 'ihaleye fesat karıştırma' ve 'rüşvet' iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, bu sabah önemli bir gelişme yaşandı.

Mersin İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Şubesi ekipleri, belediye binasında arama ve inceleme yaptı. Soruşturma, belediyenin gerçekleştirdiği bazı mal ve hizmet alımı ihalelerinde usulsüzlük ile rüşvet ilişkisi iddialarına dayanıyor.

Operasyon çerçevesinde, ihaleye fesat karıştırma ve rüşvet suçlarına karıştığı öne sürülen bazı belediye görevlileri hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Çok sayıda şüpheli için gözaltı işlemi başlatıldığı öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, gözaltına alınanlar arasında Mersin Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem Müdürü Doğukan Uyan da bulunuyor.

Belediye Başkanı Vahap Seçer'in, soruşturmanın belediyedeki bazı alımlarla ilgili olduğunu belirttiği ve kendisine yönelik herhangi bir inceleme ya da suçlama bulunmadığını ifade ettiği aktarıldı.

Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni detaylar ve gözaltı sayılarına ilişkin resmi açıklamalar bekleniyor. Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen çalışma kapsamında, müfettiş raporları ve delillerin incelendiği belirtiliyor.

Bu gelişme, CHP'li yönetilen Mersin Büyükşehir Belediyesi'ni doğrudan etkileyen en son operasyon olarak kaydedildi. Konuyla ilgili resmi makamlardan detaylı açıklama gelmesi bekleniyor.

Antalya Körfezi'nde 4.1 deprem

Antalya'nın Manavgat ilçesi açıklarında 4,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi

10.03.2026 15:09:00
İHA
Antalya Körfezi'nde 4.1 deprem
Antalya Körfezi'nde 4.1 deprem
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, 4,1 büyüklüğünde deprem saat 14.20 sıralarında Antalya Körfezi açıklarında meydana geldi.

Manavgat'tın 18,77 açığında ve 40,87 km derinlikte meydana gelirken, Manavgat'ın yanı sıra Alanya, Serik ve Gazipaşa ilçelerinde de hafif olarak hissedildi.

Antalya'dan orman yangınlarına karşı yeni model

Antalya İli Yangın Önleme Projesi Tanıtım Toplantısı, Orman Bölge Müdürlüğü Binası Toplantı Salonu'nda gerçekleştirildi. Toplantıda, Antalya'da orman yangınlarının önlenmesine yönelik yürütülecek çalışmalar ile projenin detayları paylaşıldı

10.03.2026 15:06:00 / Güncelleme: 10.03.2026 15:09:35
İHA
Antalya'dan orman yangınlarına karşı yeni model
Antalya'dan orman yangınlarına karşı yeni model
Toplantıda konuşan Vali Hulusi Şahin, Antalya'nın Türkiye'de orman varlığı açısından birinci sırada bulunduğunu, ancak bu durumun aynı zamanda büyük bir riski de beraberinde getirdiğini söyledi. Şahin, "Antalya, orman varlığı açısından Türkiye'nin birinci sıradaki şehridir. Türkiye'nin toplam orman varlığının yüzde 5'i Antalya'dadır. Aynı zamanda bu zenginlik büyük bir riski de beraberinde getiriyor. Nitekim her yıl orman yangınları nedeniyle büyük miktarda alanımızı kaybediyoruz. Türkiye tarihinin en büyük orman yangını da 2021 yılında Antalya'nın Manavgat ilçesinde çıktı ve 60 bin hektar ormanlık alanı kaybettik" ifadelerini kullandı.

"Esas olan, yangının çıkmadan önlenmesi"

Orman yangınlarının söndürülmesinin hem ekonomik hem de insani açıdan çok ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Şahin, asıl hedefin yangınların çıktıktan sonra söndürülmesi değil, hiç meydana gelmeden önlenmesi olduğunu vurguladı. Geçen yıl çok sayıda görev şehidi verildiğini hatırlatan Şahin, her yıl benzer acıların yaşandığını ifade ederek, "Orman yangınlarının söndürülmesi çok büyük zahmet, çok büyük maliyet; hem ekonomik hem de insan maliyetine sebebiyet veriyor. Geçen yıl çok sayıda görev şehidi verdik. Her yıl benzeri durumlar oluyor. Dolayısıyla esas olan, orman yangınlarının söndürülmesinden ziyade orman yangınlarının hiç oluşmadan önlenmesi. Bunu başardığınız zaman çok daha az maliyetle bu meseleyi çözmüş oluyorsunuz" dedi.



Son 5 yıldaki tüm yangınlar haritaya işlendi

Vali Şahin, meslek hayatının 40 yılını orman yangınlarıyla mücadelede geçiren, Orman Genel Müdür Yardımcılığı görevinden emekli Nurettin Doğan'ın fikir babalığı ve proje yöneticiliğinde yürütülen çalışma kapsamında Antalya Orman Yangınlarını Önleme Projesi'nin hazırlandığını söyledi. Proje kapsamında bir önleme planının da oluşturulduğunu belirten Şahin, bu planın kitapçık haline getirilerek tüm paydaşlara sunulduğunu kaydetti. Projede öncelikle "alan daraltma" yönteminin benimsendiğini ifade eden Şahin, 20 bin kilometrekarelik bir şehirde her noktada aynı düzeyde tedbir alınamayacağını belirterek, riskli alanların tespitine yönelik titiz bir çalışma yürütüldüğünü anlattı.
Şahin, "Son beş yılda Antalya'da çıkan tüm orman yangınları tespit edildi ve haritaya işlendi. Böylece yangın yönünden kritik alanlar ortaya çıktı. Bunun yanında bölgede görev yapan, geçmişte görev yapmış, bölgede yaşayan ve bölgeyi bilen herkesle de aylardır görüşülüyor. Böylece kritik yerler net şekilde tespit edildi ve bunları paydaşlarımızla paylaştık" diye konuştu.

Riskli zamanlar da ayrıca belirlendi

Sadece riskli alanların değil, yangın açısından tehlikenin arttığı dönemlerin de belirlendiğini aktaran Şahin, tehdidin yaz aylarının tamamını kapsamadığını, özellikle kuzeyli rüzgarların kuvvetli estiği ve havayı kuruttuğu dönemlerde riskin yükseldiğini söyledi. Şahin, "Orman yangını açısından riskli alanların belirlenmesinden sonra riskli zamanları da çalıştık. Hangi dönemlerde risk oluşuyor, buna baktık. Gördük ki bunlar yaz aylarının tamamını kapsamıyor. Özellikle kuzeyli rüzgarların fazlaca estiği, fırtına seviyesine ulaştığı ve havayı çok kuruttuğu dönemlerde risk artıyor. Bu dönemlerde, bu yerlerde tedbir aldığımızda meselenin önemli kısmını çözmüş olacağız" dedi.



Muhtar, çiftçi, imam, öğretmen ve kamu personeli sisteme dahil edilecek

Projenin bilinçlendirme ayağına da dikkat çeken Şahin, belirlenen riskli bölgelerde yaşayan vatandaşların yanı sıra muhtarlar, çiftçiler, sulama kooperatifleri, cami imamları, okul müdürleri, öğretmenler ve bölgede görev yapan kamu personelinin sistemin bir parçası olacağını söyledi. Vali Şahin, bu kişiler için planlı bir farkındalık ve hazırlık mekanizması kurulacağını belirterek, "Böylece o bölgelerde yaşayan insanlarımız, muhtarlarımız, çiftçilerimiz, sulama kooperatifleri, cami imamlarımız, okul müdürlerimiz, öğretmenlerimiz ve o bölgede görev yapan tüm kamu kuruluşlarının personeli bu sistemin içinde olacak" ifadelerini kullandı.

"Bir acil kodu yayınlandığında hepsi teyakkuza geçecek"

Vali Şahin, belirlenen riskli dönemlerde ilgili kişilerin "acil kod" sistemiyle uyarılacağını, bu uyarının ardından herkesin plan dahilinde hareket edeceğini belirtti. Şahin, "Bir acil kodu yayınlandığında hepsi bu plan dahilinde teyakkuza geçecek, tedbirli olacak ve yangın ile ilgili risk teşkil eden faaliyetlerden hem uzak duracak hem de başkalarını uzak tutacak. Yani kendisi de uzak duracak, tedbirini de ona göre alacak" dedi. Yangınları önlemekten sorumlu kurumların da önlemlerini yine bu riskli alanlarda yoğunlaştıracağını dile getiren Şahin, böylece sınırlı kaynakların hedef odaklı şekilde kullanılacağını söyledi. Şahin, "Böylece biz spesifik noktalarda, spesifik dönemlerde müteyakkız olacağız. Bunu başardığımız zaman elimizdeki mahdut kaynaklarla hedef odaklı bir faaliyet yapmış olacağız" diye konuştu.

Amaç, yangın mevsimi başlamadan hazırlığı tamamlamak

Uygulamanın orman yangını mevsimi başlamadan önce devreye alınacağını belirten Şahin, hazırlıkların önceden tamamlanacağını, mevsim başladığında ise ilgili birimlere acil kodun ulaştırılarak tedbirlerin plan dahilinde hayata geçirileceğini ifade etti. Şahin, "Bu çalışma orman yangını mevsimi öncesinde yapılacak ve herkes hazırlıklı olacak. Mevsim başladığı zaman ise hazırlığını yapmış olduğumuz vasıtalarla bu acil kod ilgili birimlere ulaştırılacak ve tedbirler plan dahilinde harekete geçirilecek" dedi.

"Başarılırsa Türkiye'ye model olacak"

Antalya'da uygulanacak projenin başarıya ulaşması halinde Türkiye için örnek bir model haline gelebileceğini vurgulayan Şahin, her ağacın korunmasının büyük bir kazanım olduğunu söyledi. Vali Şahin, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Özetle Antalya ili orman yangınlarını önleme planı bu. Eğer önümüzdeki yangın mevsiminde uygulayacağımız bu projeyi başarıyla gerçekleştirebilirsek, bu aynı zamanda Türkiye için de bir model olacaktır. Ben bunu başaracağımıza inanıyorum. Her bir ağacı kurtarmak bizim için büyük bir zafer demektir. Bunun için çalışıyoruz."

Bolsev Vakfı yöneticisi Ali Sarıyıldız'ın ev hapsi kaldırıldı

Bolu Belediyesi'ne yönelik yürütülen irtikap soruşturması kapsamında ev hapsi cezası verilen Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız'ın ev hapsi tedbiri kaldırıldı

10.03.2026 13:18:00 / Güncelleme: 10.03.2026 13:21:06
İHA
Bolsev Vakfı yöneticisi Ali Sarıyıldız'ın ev hapsi kaldırıldı
Bolsev Vakfı yöneticisi Ali Sarıyıldız'ın ev hapsi kaldırıldı
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak kendisine ya da başkasına haksız menfaat sağlamaya zorlaması olarak tanımlanan irtikap suçu kapsamında operasyon başlatılmıştı.



Bolu İl Jandarma Komutanlığı ekipleri 28 Şubat sabahı 13 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi. Savcılık talimatıyla gerçekleştirilen operasyonda Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında bulunduğu 13 kişi gözaltına alınmıştı.



Gözaltına alınan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sarıyıldız hakkında ev hapsi tedbiri uygulanmasına karar verilmişti.



Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Ali Sarıyıldız'a verilen ev hapsi cezasının kaldırıldığı öğrenildi.

Malatya'ya Patriot hava savunma sistemi konuşlandırıldı

MSB, hava sahasının korunması için bir Patriot hava savunma sisteminin Malatya'ya konuşlandırıldığını bildirdi

10.03.2026 12:41:00
Anadolu Ajansı
Malatya'ya Patriot hava savunma sistemi konuşlandırıldı
Malatya'ya Patriot hava savunma sistemi konuşlandırıldı

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), hava sahasının korunması için bir Patriot hava savunma sisteminin Malatya'ya konuşlandırıldığını bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Türkiye ve vatandaşların güvenliğini sağlamada kararlı olduğu belirtildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Bölgemizde yaşanan son gelişmeler kapsamında hudutlarımızın ve hava sahamızın güvenliği için gerekli tedbirler alınmakta, NATO ve müttefiklerimizle danışmalarda bulunulmaktadır. Milli düzeyde aldığımız tedbirlere ilave olarak NATO tarafından hava ve füze savunma tedbirleri artırılmıştır. Bu kapsamda, hava sahamızın korunmasına destek sağlamak üzere görevlendirilen bir Patriot Sistemi Malatya'da konuşlandırılmaktadır. Savunma ve güvenlik kapasitesini en üst düzeyde muhafaza eden ülkemiz, NATO ve müttefiklerimizle işbirliği ve istişare içinde gelişmeleri değerlendirmeye, bölgesel barış ve istikrar için gayret göstermeye devam edecektir."

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.