Eskiden yılbaşı bizim için farklı anlamlar taşırdı. Mesela çocukluğumun yılbaşlarında İstanbul; İstanbul'da istiklal caddesi ve vitrinler, hatta kar tanelerinin üzerimize konmaları, o zamanlar trafiğe açık olması nedeni ile arabaların sesleri, şık giyimli ve parfüm kokulu hanımefendiler büyülü bir ortam sergilerdi.
Hele bir Japon mağazası vardı ki, uzun uzun süslü vitrinini ve yılbaşı için yaptıkları trenli, karlı dekorunu seyretmeden geçemezdik. Elektrikli tren istasyondan kalkar, tünelleri geçer dağ ve ovaların arasından süzülür geniş vitrini dolaştıktan sonra ayni istasyonda dururdu. O tren bana Zonguldak günlerimde icra memurlarının evimize gelip iflas eden şirket yüzünden el konulan kırmızı bisikletimi, aslan heykelimi ve dedemin hediyesi olan elektrikli trenimi hatırlatırdı.
Zaman insanın yüreğini nasırlaştırıyor. Çocukluğunuzda yitirdiklerinize üzülemiyorsunuz. Sadece özlüyorsunuz. Daha sonraki yıllarımız hep farklı şehirlerde geçince özlemlerde değişiyor tabii. Kısa süren arkadaşlıklar unutulmaya, anılar silinmeye mahkûm oluyor. Bu nedenle kendi çocuklarımın doğdukları yerde, hatta ayni mahallede büyümesine özen gösterdim ve bunu da başardım.
Yıllar ne yazık ki doktor sırasında takip ettiğimiz numaratördeki sayılar gibi hızla gelip geçti. Yaşımız ilerledikçe yeni bir yılın gelmiş olmasının heyecanını hissedemiyoruz. Zaten alım güçlüğü, pahalılık hepimizi olduğumuz yere mıhlamış durumda. Üstüne üstlük bir de soğuk hava eklenince insanın canı telefon ve televizyon tuşlarından başka bir aksiyona izin vermiyor.
Tabii, yılbaşı gelsin istemiyorum. Çünkü sadece takvimdeki numaratörler değil, ayni zamanda cezalar, fiyatlar, harçlar, muayene ücretleri artarken; emekli maaşları olduğu yerde sayıyor. Yani, hayatımızı güzelleştiren bir gelişme yok.
Maalesef geçen zaman olumlu yönde bir ilerleme sergilemiyor. Sağlığımızdan, varlığımızdan, arkadaşlarımızdan, servetimizden bir şeyler alıp götürüyor. En çok da bizi üzen şey dost ve akrabalarımızın arasında beklenmedik göçler oluyor.
Hele hele güzel şeyler üretirken zamansız gidenler bizi daha da çok üzüyor.
Yine de bir an için ümitlenmek, geleceğin güzel olacağına inanmak, sevgiyi paylaşmaya çalışmak varlık nedenimiz olmalı. Kısa tatilleri değerlendirmek, miskin miskin oturmaktansa dost ve akrabalarımız ile buluşmak, kucaklaşmak lazım. Kimin ne zaman sobe diyeceği pek belli değil.
Çocuklar, torunlar zaten varlık nedenimiz. Onların paçalarınıza sarılacağı, elinize bakıp "Bana ne getirdin?" diye merakla çantanıza bakmaları bile inanın büyük bir nimet. Çam sakızı, çoban armağanı onları unutmamak, sevindirmek lazım.
Önümüzdeki yıllar daha zor ve beklenmedik olaylar ile farklı gelişmelere gebe. O nedenle bu günlerin kıymetini bilmek lazım. Hepimize düşen tek şey, varlığımıza birliğimize sıkı sıkı sarılmak olmalı.
Sevgiyi, birlikte olduğumuz anların kıymetini bilerek kalan süreleri değerlendirmek lazım.
Yine de hepinize değişen numaratörün yeni rakamlarında güzel ve mutlu günler diliyorum.
Umarım karamsarlıkları bir yana bırakır güzel zaman geçirirsiniz.
- Değişen numaratör mü? / 01.01.2026
- Dolandırıcılık… / 25.12.2025
- İstikrarlı büyüme / 21.12.2025
- Geçmişin gözyaşları / 20.12.2025
- PAPA l. EFTİM ERENEROL / 01.12.2025
- Para mı sağlık mı? / 05.11.2025
- Melamet hırkası… / 16.10.2025
- Geleceği savunmak… / 12.10.2025
- Çaresizlik… / 06.10.2025



























































































