logo
22 OCAK 2026

Diriliş 1919

19.05.2023 00:00:00

Dünkü yazımda Osmanlının gerileme ve çöküş sürecindeki yönetim mantığını, Sarayın halktan nasıl kopuk olduğunu ve halkı, kendine nasıl inandırdığını kabaca özetlemeye çalışmıştım. Bugün devam edelim.

3 kıtada hüküm süren Osmanlı, Anadolu'ya sıkışmıştı. Cezayir, Libya, Tunus, Mısır elden çıkalı çok olmuştu. İngiltere'ye biat eden Suriye, Arabistan, Irak, Ürdün vs. Osmanlıya bayrak açmışlardı.

Kafkaslar hareketliydi. Kırım elden çıkmıştı. Balkanlarda on yıldan fazla süren savaşlar neticesinde yüzbinlerce insanımız şehit olmuş, milyonlarca insanımız göç etmek zorunda kalmış ve Balkanlarda birçok devlet kurulmuştu.

Ege, Akdeniz, Karadeniz 'Türk Gölü' olmaktan çoktan çıkmıştı. Yunanistan bağımsızlığını ilan etmiş, Rodos, Mora ve Girit'te on binlerce Türk katledilmişti. 

Kudüs ve Kıbrıs'ın kontrolü İngilizlere verilmişti.

1. Dünya Savaşı neticesinde resmi olarak imzalanan Mondros Anlaşması ile Osmanlı bağımsızlığını kaybetmiş, Sevr ile de Anadolu'nun paylaşımına onay vermişti.

Bu çöküşün iki ana başlığı olduğunu düşünüyorum. Birincisi millet ile devlet idarecilerinin kopukluğu ve bu kopukluğu fırsata çeviren mezhep, ırk ayrımcılığı yapan fitne odakları.

İkincisi ekonomi. Yani borç, yabancı sermaye ve faiz. Bu çöküşün ilk adımı Kanuni'nin kapitülasyonları ile atılmıştı. 

Daha önce birkaç kez yazmıştım. 1854'te ilk dış borcunu alan Osmanlı 1918'e kadar bugünkü değer karşılığı ile yaklaşım 500 milyar dolar eden 41 borç anlaşmasına imza atmıştır. İki kez iflas açıklamış ve borçlarını ödeyemeden tarih sahnesinden silinmişti.

Osmanlı'da sermayenin kontrolü de yabancıların elindeydi

1912 yılına gelindiğinde İstanbul'da kayıtlı 40 tane bankerin 12'si Rum, 12'si Ermeni, 8'i Musevi ve kalanı Levanten olmak üzere hepsi gayrimüslimdi. 

Osmanlı'da üretimde yabancıların elindeydi

1915'te Osmanlı'da 283 fabrika vardı. Fabrikalardaki sermaye dağılımı şöyle; %50'si Rum, %20'si Ermeni, %5'i Musevi, %10 diğer yabancılar, %15'i Müslüman Türk. 

Paranın sadece adı 'Osmanlı Lirasıydı'. Basanda, yönetende Fransızlar ve İngilizlerdi. 

Osmanlı'da devlet yönetimi de yabancıların elindeydi

Bugün milletimize 'Allah dostu, cennet mekan' olarak tanıtılıp, mağdur olarak gösterilen 2. Abdülhamit'in bile bakanlarının, büyükelçilerinin tamamına yakını, sancak beyleri ve valilerinin çoğu Ermeni, Rum ve Yahudilerden oluşuyordu. 

Not almıştım: "II. Abdülhamid döneminde devletin merkez dairelerinde çalışan Ermeni memurların sayısı 2 bin 633'tür. Bunların 40'ı Maliye Nezareti'nde, 202 ise Hazine-i Hassa Nezareti'nde görev yapmıştır. 

Yani cennet mekan sultanımız (!) maliye ve hazineyi bile Müslüman olmayanlara vermişti.

Hariciye (dışişleri) Nezareti'nde 128 Gayrimüslim en kritik görevlerdeydi.

2. Abdülhamit'in özel doktoru Rum Spiridion Mavroyeni. Diş hekimi Yahudi Sami Günzberg. Ermeni Nişan Efendi basın danışmanı, Rum Teodor Kasap Saray Kitapçıbaşısı, Ermeni Sarkis Balyan Mimarbaşısı.

'Halifenin Ordusu' dediğimiz Osmanlı ordusunu bile Almanlar yönetiyordu. 

Her alandaki bu çöküş haliyle mutlak sonu getirdi. Haçlı batı, 2 yüz yıl boyunca 'hasta adam' dedikleri Osmanlı'yı, 1. Dünya savaşı sonrası paylaşmaya başladılar.

Anadolu işgal ediliyordu. Osmanlı'nın başkentinde Fransız Bayrağı dalgalanıyordu. Sokaklarda Haçlı askerleri devriye geziyor, sapıklıklarının, taşkınlıklarının ardı arkası kesilmiyordu. Halife'nin ordusu ise çoktan dağıtılmış, silahlarına el konulmuştu. 

Haliyle Müslüman Türk'ün ne mal, ne can, ne namus güvenliği kalmamıştı. Neden? Çünkü devlet yoktu, bayrak indirilmişti. Padişah yenilgiyi çoktan kabul etmişti.  

Ama kabul etmeyen birisi vardı. Mustafa Kemal Atatürk vardı. Tam bağımsızlık için yola çıktı.

İlk adımı attığı gün karşısına İngiliz-Yunan çıkmadı. Kim çıktı biliyor musunuz? Kendine Müslümanım, diyenler çıktı.

 Bir adım daha atma, geri dön dediler. O ise 'Milli bağımsızlığımız uğrunda bütün mevcudiyetimle, milletimle beraber nihayetine kadar çalışacağıma mukaddesatım namına söz veririm' diyerek bu millete vatanını, bayrağını, canını, malını, namusunu, izzetini yeniden kazandırdı.

Geldiğimiz noktada isimler, araçlar, şartlar değişse de gidişat maalesef aynıdır. Bu gidişatı durdurmakta sadece Atatürk'ü anlamak ile O'nun mirasına sahip çıkmak ile mümkündür.

Bu gerçeğe dikkat çeken BTP Lideri Hüseyin Baş şöyle diyordu; "Ne yazık ki Atatürk'ten sonra yönetime gelenler, bu mirasa gerektiği gibi sahip çıkamadı. 

Türkiye'nin gerçek anlamda bağımsız olmasının ilk şartı güçlü bir ekonomidir. Bu da kapitalist uygulamalardan değil, Atatürk'ün dediği ve uyguladığı gibi milli ekonomiden geçmektedir. 

Merhum genel başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli ile bu tarihi görevini layıkıyla yerine getirmiştir. 

Bugün Bağımsız Türkiye Partisi de, Milli Ekonomi Modeli'ni parti programı haline getirerek Mustafa Kemal Atatürk'ün, Samsun'dan başlattığı tam bağımsızlık yürüyüşünü devam ettirmektedir… 

Kaybedecek bir günümüz bile yok. Türkiye içine girdiği zifiri karanlıktan ancak ve ancak bu anlayış ile çıkar."

Ne mutlu tam bağımsızlık sevdalılarına… 

Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Yorumlarınızı paylaşın

--
 
Akın Aydın / diğer yazıları
Seyrantepe’de kazanan yok
Galatasaray, Atletico’ya kendi golüyle cevap verdi
BTP'den Türk bayrağına saldırıya tepki
"Bayrak namustur"
'Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik'
'Bize güvenmeye devam edin'
Dervişoğlu Grup Toplantısı'nda konuştu
'İsrail'in planı tıkır tıkır işliyor'
Netanyahu, Barış Kurulu'na katılacakmış!
Sadece adı Barış Kurulu...
Altın tüm zamanların rekorunu kırdı
Ons fiyatı ilk kez 4 bin 800 doları aştı
Suriye'deki olaylar Irak'ın kuzeyine sıçradı
PKK/YPG yandaşları Irak Türkmen Cephesi binasına saldırdı
Kartalkaya faciasının 1. yıl dönümü
Yangında hayatını kaybedenler anıldı
Trump'ın uçağı havadayken arızalandı
Davos'a başka bir uçakla gidecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump'la telefonda görüştü
Suriye ve Gazze'deki gelişmeler ele alındı
TBMM'de muhalefetin grup önerileri reddedildi
Engelliler ve emekliler için bir hayalkırıklığı daha
Ocak 2026 FIFA Dünya Sıralamasında İspanya zirvede
A Milli Takımın, FIFA sıralamasındaki yeri değişmedi
Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu
620 şüpheliden 480'i yakalandı, baron veya baronlar yine yok
DEM Parti SDG için yürüdü
Teröristler ‘Türk Bayrağına’ saldırdı
Özgür Özel'den Bahçeli'ye çağrı
'Önergeyi verin destekleyelim'
Seyrantepe’de kazanan yok
Galatasaray, Atletico’ya kendi golüyle cevap verdi
BTP'den Türk bayrağına saldırıya tepki
"Bayrak namustur"
'Bugüne kadar emeklimizi ihmal etmedik'
'Bize güvenmeye devam edin'
Dervişoğlu Grup Toplantısı'nda konuştu
'İsrail'in planı tıkır tıkır işliyor'
Netanyahu, Barış Kurulu'na katılacakmış!
Sadece adı Barış Kurulu...
Altın tüm zamanların rekorunu kırdı
Ons fiyatı ilk kez 4 bin 800 doları aştı
Suriye'deki olaylar Irak'ın kuzeyine sıçradı
PKK/YPG yandaşları Irak Türkmen Cephesi binasına saldırdı
Kartalkaya faciasının 1. yıl dönümü
Yangında hayatını kaybedenler anıldı
Trump'ın uçağı havadayken arızalandı
Davos'a başka bir uçakla gidecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan Trump'la telefonda görüştü
Suriye ve Gazze'deki gelişmeler ele alındı
TBMM'de muhalefetin grup önerileri reddedildi
Engelliler ve emekliler için bir hayalkırıklığı daha
Ocak 2026 FIFA Dünya Sıralamasında İspanya zirvede
A Milli Takımın, FIFA sıralamasındaki yeri değişmedi
Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu
620 şüpheliden 480'i yakalandı, baron veya baronlar yine yok
DEM Parti SDG için yürüdü
Teröristler ‘Türk Bayrağına’ saldırdı
Özgür Özel'den Bahçeli'ye çağrı
'Önergeyi verin destekleyelim'
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.