logo
25 HAZİRAN 2026

Dışişleri Bakanı Fidan, TRT Haber canlı yayınında gündemi değerlendirdi

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "(Terör örgütü YPG/SDG) Sadece güç gördüğü zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor, biliyor." dedi

10.01.2026 01:41:00 / Güncelleme: 10.01.2026 08:22:20
AA
Dışişleri Bakanı Fidan, TRT Haber canlı yayınında gündemi değerlendirdi
Dışişleri Bakanı Fidan, TRT Haber canlı yayınında gündemi değerlendirdi

Bakan Fidan, TRT Haber canlı yayınında gündemi değerlendirdi.

Suriye'de yaşanan son gelişmelere ilişkin Fidan, "SDG, PKK'nın uzantısı olarak şu karakteristik özelliği taşıyor; güçle ya da güç tehdidi olmadan diyalog yoluyla herhangi bir şey yapma şansı yok, kendiliğinden. Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek." diye konuştu.

YPG/SDG'nin Suriye'de Şam yönetimine karşı uzlaşmaz tutum takındığını vurgulayan Hakan Fidan, "Eğer kabul etmezsem de işte bölgedeki ve küredeki diğer aktörleri yanıma çağırırım, onlarla DEAŞ (ile sözde mücadele) üzerinden geliştirdiğim bir şeyler var. O hikayeden kaynaklı işte bazı senatörlerle görüşmeleri vesaireler oluyor. İsrail'le sürekli giden bir şeyleri var, görüşmeleri." ifadelerini kullandı.

Fidan, terör örgütü YPG/SDG'nin bu yaptıklarıyla bir yere varamayacağını görmesi gerektiğini vurgulayarak "Bu ilişki sizi bir yere götürmez. Yapacağınız şey, bölgenin sahici insanlarıyla sahici çözümler içinde bulunmak. Bu maksimalist tavırlar, bu aldatıcı şeyler yani sürekli biz anlaşmadan, diyalogdan yanayız ama gerçekte tam tersini yapan, çelik çekirdek durumu bir santim bile pozisyonu değiştirmeyen, sadece güç gördüğü zaman, güç uygulandığı zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor, herkes biliyor." değerlendirmesini yaptı.

Bakan Fidan, bunu baştan beri dile getirdiğini; ilgili birimlerin, Türk istihbaratının ve diplomatların bu konuyu muhataplarıyla görüştüğünü hatırlatarak şunları kaydetti:

"SDG'ye iletiyorlar, Suriyelilere iletiyorlar ama burada maalesef baştan da öngördüğümüz gibi bir değişiklik olmadı, şu anda Halep'ten başlayan süreci de yaşamaya başladık maalesef. Ben sürecin inşallah yakın zamanda bitip, oradaki paralel yapının da ortadan kalkıp, Halep'te tek bir devletin bütün vatandaşlarına hangi etnisiteden olursa olsun, tek bir devlet kurumları üzerinden hizmet vermeye başlayacağı anın geleceğine inanıyorum. Olması gereken de budur."

"Şiddete başvurmadan gidilecek yol belli, olması gereken şey de belli"

Dışişleri Bakanı Fidan, entegrasyon uygulamasının oldukça gerçekçi bir proje olduğunu söyleyerek gerçekçi olmayan şeyin "bu konuya girmede PKK'nın gönlünün bulunmaması" olduğunu söyledi.

Bunu mecbur kılacak şartların oluşması gerektiğinin altını çizen Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"ABD'nin ve Türkiye de dahil olmak üzere bölgedeki aktörlerin ortaya koyacağı tercihler, tavırlar, çözüm önerileri önemli ama tekrar tekrar söylüyorum, şiddete başvurmadan gidilecek yol belli, olması gereken şey de belli. Bölgedeki ülkelerin istediği bir resim var. ABD'nin de istediği bir resim var, bunlar burada örtüşüyor. Sadece burada İsrail örtüşmüyor. İsrail böl, parçala yönet, etraftaki ülkeleri zayıf tut taktiğiyle kendi güvenliğini sağlayan, kandan beslenen bir entite durumunda şu anda. Onu bir kenara bırakırsanız ki SDG'nin bunu bırakması lazım. Artık bu toprakların insanlarına sahici bir değer dönüşü yapmak istiyorsa yıllardır zaten bu topraklardaki insanların dinini, değerlerini küçümsemiş. Daha sonra politika yapma adına, değer sahiplenmesine başlamışsın."

Bunun bölgenin realitesine aykırı olduğunun altını çizen Fidan, hususlardan çıkıp, bölge ile sahici bir kucaklaşma istiyorlarsa bunu yerine getirmeleri gerektiğini belirtti.

Hakan Fidan, "Gerçekten, Kürtlerin geleceğini düşünüyorlarsa, onların maslahatını düşünüyorlarsa, onları bölge haklarıyla ve devletleriyle daha fazla düşman etmeyecek nitelikli, sahici, barışa dayalı çözümler içerisinde durması lazım." diye konuştu.

Bu musibeti yaşamaya gerek olmadığını, terör örgütü YPG/SDG'nin artık bu çizgiden çıkması gerektiğini belirten Fidan, "Artık barış, diyalog yoluyla olması gereken çizgiye gelsinler." dedi.

"100 yıllık derin uykusundan bu coğrafya artık uyandı"

Suriye'nin tarihinden kaynaklı ve yakın tarihinden devraldığı sorunları olduğunu söyleyen Fidan, temel sorunun, bölgenin sorunlarına başka bir aklın bir amaç doğrultusunda etki etmeye çalışması olduğunu vurguladı.

Fidan, sorunların kendi kendine sönebileceğini ancak dışarıdan müdahale olduğunda sorunların farklı bir şekle bürünebileceğini dile getirerek şunları kaydetti:

"Biz Yemen'deki konuları, Somaliland'daki parçalanmayla ilişkili konuları, Sudan'daki konuları, Suriye'deki konuları yakından baktığınız zaman aynı örüntü içerisinde hareket eden birtakım unsurların, bölgesel strateji üretme arayışında olduğunu görüyoruz. Bu, bir emare. Bu konuda zarar gören ve görme potansiyeli olan bölge ülkeleriyle de bu konuda biz hemfikiriz."

Son günlerde yaptığı temaslara da işaret eden Fidan, herkesin bu çerçeveyi gördüğünü ve farkında olduğunu aktardı.

Fidan, "İslam dünyası uyandı, çok şükür. 100 yıllık derin uykusundan bu coğrafya artık uyandı. Bir araya geldiğimiz zaman ne yapabileceğimizin artık farkına varıyoruz ve bir araya gelmemiz gerektiğine inanıyoruz." dedi.

ABD'nin dünyada "jandarmalık" yapmaktan çıkıp konuyu bölge ülkelerine bırakmasının Türkiye'nin de perspektifiyle örtüştüğünü belirten Fidan, "Artık bölge ülkelerinin olgunluk seviyeleri, bölgesel kapasiteleri ve birbirlerini tanımaları ve ulus devlet olgunlaşmaları bir noktaya ulaşmış durumda. Burada sorunları çözmeye yönelik ortak iradelerin ortak vizyonların ortaya çıkacağına inanıyorum." diye konuştu.

Gazze'de ikinci aşama

Gazze'deki ateşkes halinin ikinci aşaması hakkında sorulan soruya Fidan, "Bu noktada koordinasyonu yapan bizle beraber ABD'nin açıklamasını bekliyoruz. Görüş alışverişleri var. Belli mekanizmalar var." yanıtını verdi.

Fidan, bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğünü hatırlatarak ikinci aşamaya geçişin belli şartları olduğunu söyledi.

Bakan Fidan, "Biz esas itibarıyla Gazze'ye bakan, Filistin'e bakan, Hamas'a bakan yönüyle tamamlandığını görüyoruz ama İsrail sürekli farklı şartları, farklı talepleri gündeme getirerek konuyu başka bir noktada tutmaya çalışıyor. Aslında orijinal amacından vazgeçmiş değil. Uluslararası kamuoyunun baskısından dolayı, bu anlaşmaya uyuyormuş gibi görünerek gitmeye çalışan bir İsrail var. " ifadelerini kullandı.

Burada bir inat olduğunu ve bunun bir sabır oyunu olduğunu söyleyen Fidan, Türkiye'nin müttefikleriyle, insanlık onurunun, insanlık vicdanının talep ettiği konuları hayata geçirmede yılmadan mücadele etmeye devam edeceğini söyledi.

Hakan Fidan, "Önümüzdeki günlerden itibaren bu deklarasyon yapılır, gelecek haftadan itibaren bekleyebiliriz." dedi.

Bazı teknik detayların bulunduğunu belirten Fidan,"Gazze'yi yönetecek komitenin tam olarak netleşmesi için bir iki konu var, onun çözülmesi bekleniyor. O da çözüldükten sonra zannediyorum sürece başlayabileceğiz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Filistinlilerin kış şartlarında barınma konularında çok hassas olduğunu söylediğini aktaran Fidan, bölgede kış şartlarında yaşanan barınma sorununa işaret etti.

Fidan, bu sorunun giderilmesi için, Türkiye'nin çadırlar gönderdiğini ancak her zaman çadırların etkili olmadığını ve girişlerde problem olabildiğini kaydetti.

Bakan Fidan, bölgede konteynerlerin kullanılmasının daha iyi olabileceğini belirtti.

Uluslararası istikrar gücü

Uluslararası istikrar gücünde Türkiye'nin yer almasına ilişkin sorulan soruya Fidan, "Bu konuda bizde siyasi irade var. Cumhurbaşkanımızın iradesi şu yönde; 'Gazze barış planının hayata geçmesi için Türkiye üzerine ne düşüyorsa yapmaya hazırdır ve yapacaktır.'" değerlendirmesini yaptı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı çıkarken belli konuların hayata geçirilmesinde sınırdaş iki ülkenin koordinasyon şartı getirdiğini söyleyen Fidan, Gazze'nin, Mısır'a ve İsrail'e sınırdaş olduğunu hatırlattı.

Hakan Fidan, Türkiye'nin insani yardım, yeniden yapılanma ve barış gücü dahil olmak üzere birçok konuda görev almaya hazır olduğuna ve ancak henüz netleşmeyen noktalar olduğuna işaret etti.

İsrail'den yapılan provokatif açıklamalar

Sosyal medya üzerinden İsrailli kabine üyeleri tarafından yapılan açıklamalara ilişkin soruya, Fidan, "Bu istisna olmaktan çıkıp, günlük sıradan bir konuya dönmüş durumda." yanıtını verdi.

Fidan, bunun dikkat çekilmek için yapıldığına işaret ederek "Ben Erdoğan ile savaşıyorum, ben Fidan ile savaşıyorum gibi duygulara girecekler. Çünkü onlarda azınlık partilerine mensup, ciddi görevleri olmayan bakanlar." diye konuştu.

İsrail'de ortaya konan fanatik tavırlardan Türkiye'nin etkilenmediğini söyleyen Fidan, bölgedeki bazı aktörlerin daha da fazla uyanmasına sebep olduğunu kaydetti.

Fidan, 21. yüzyılda soykırım yapan bir ülkenin Türkiye'yi aşırı radikal ama kendisini son derece modern göstermeye çalıştığını ancak insanların artık buna inanmadığını dile getirdi.

Bakan Fidan, "Sen bu yalanı on yıllardır devam ettirerek orada bir yalan imparatorluğu kurmuşsun, dünyada bir illüzyon oluşturmuşsun, siyonizm adına ve bu illüzyon üzerinden orada şunu yap burada bunu yap." dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran'daki gelişmelere ilişkin, "İsrail'in beklediği bir sonun olmayacağını kesinlikle görüyorum. Yani İran halkı hangi konuya kimin için ve ne kadar tepki koyacağını bilir." dedi.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar gibi ülkelerin "ellerindeki imkanları bir araya gelerek kullandıkları zaman ne kadar hayırlı işler üretebileceklerini birçok alanda gördüğünü" kaydeden Fidan, "Özellikle Filistin Temas Grubu'nda bu ülkelerin bir araya gelmesi birçok şeyi üretiyor. Yeni dönemde de artık aramızdaki kırgınlıkları, problemleri bir kenara bırakarak kendi aramızda güvenliğe dayalı bir platform kurarak gündemimizi ilerletmemiz gerekiyor. Artık bölgemiz dışarıdan kurtarıcı bekleme dönemini kapatmalı." ifadelerini kullandı.

Fidan, bölgede artık bir "domine etme kültürünün olmaması" gerektiğine işaret etti.

Bakan Fidan, "Suudi Arabistan'la Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki gerilimin bir an önce sonlanması fevkalade önemli. Bu iki değerli ülkenin bir araya gelip sorunları çözmede işbirliği yapması gerekli." yorumunu yaptı.

Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır gibi büyük bölge ülkelerinin nitelikli işbirliği yapmasının önemine işaret eden Fidan, "Arap dünyasındaki klasik sorunların bir an önce çözülüp, Araplarla ilgili o genel kabul edilmiş çözümsüzlük ve umutsuzluk algılarının da ortadan kalkması gerekiyor." diye konuştu.

Fidan, bunun için gerekli olan bütün imkan ve şartların mevcut olduğuna inandığını dile getirdi.

"(Rusya-Ukrayna) Şu anda (ateşkese) hiç olmadığı kadar yakınız"

Rusya-Ukrayna arasında ateşkesin yakın olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Fidan, "Çalışmalar neticesinde şu anda (ateşkese) hiç olmadığı kadar yakınız ama bu yakınlık olması gereken yakınlık mı, idealine kıyaslandığı zaman' Yani realitede olmadığı kadar yakınız, en yakın olduğumuz an bu an fakat idealizme baktığınız an gerçekten çok yakın mıyız'" şeklinde konuştu.

Fidan, iki temel sorunun bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin Donetsk olduğunu söyledi.

Bakan Fidan, "Yapılacak olan bir anlaşma sadece Ukrayna ile Rusya arasında olacak bir anlaşma değil, aynı zamanda Avrupa ile Rusya arasındaki bir barış anlaşması olacak." değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa'nın güvenliğiyle ilgili birtakım konuların da bulunduğunu kaydeden Fidan, Avrupa'nın Rusya ile barış sağlaması için ABD'nin garantörlüğüne ihtiyaç duyduğunu, ABD'li yetkililerin de bunu belli bir noktaya kadar garanti edebileceklerini söylediğini dile getirdi.

Fidan, ateşkes olması durumunda bu ateşkesle ilgili üç hususun bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin ateşkesin gözetlenmesi olduğunu ve Paris'teki toplantıda bunun sunumunun yapıldığını aktardı.

Öte yandan Ukrayna'nın savunma gücünün temin edilmesi ve taarruz olması durumunda anlaşmanın hilafına nasıl bir mukavemet gösterileceği hususlarının bulunduğunu anlatan Fidan, askeri planlamaların çerçevesini bunların oluşturduğunu kaydetti.

"Yapılan planlama çalışmalarında Karadeniz güvenliğinin sorumluluğu Türkiye'de"

Bakan Fidan, Karadeniz'in güvenliğinin önemine işaret ederek, "Karadeniz'in güvenliği fevkalade önemli ve Karadeniz'deki NATO üyesi en büyük ülke olarak burada ana sorumluluğu Türkiye'nin üstlenmesi gerekiyordu. Cumhurbaşkanımız da (Recep Tayyip Erdoğan) silahlı kuvvetlere bu noktada gerekli müzakere talimatlarını vermişti." ifadelerini kullandı.

Bakanlık olarak bu müzakereleri yürüttüklerini bildiren Fidan, "Şimdi yapılan planlama çalışmalarında Karadeniz güvenliğinin sorumluluğu Türkiye'de, yani bir barış anlaşması olması durumunda." diye konuştu.

Fidan, tarafların Karadeniz'de anlaşmanın hilafına, birbirinin güvenliğine halel getirecek şekilde davranmaması gerektiğini belirterek, "Bunun da gözetlenmesi gerekiyor. Türkiye, müttefikleriyle beraber burada ciddi rol oynayabilir diye düşünüyoruz." dedi.

Venezuela

ABD'nin Venezuela'ya yönelik hava saldırılarıyla eş zamanlı olarak Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoymasını nasıl değerlendirdikleri sorusuna yanıt veren Fidan, Türkiye'nin bu olayın çok öncesinden itibaren Venezuela'daki gelişmeleri takip ettiğini söyledi.

Trump'ın iktidara gelmesiyle beraber bir özel temsilci ataması olduğunu ve ABD ile Venezuela arasında görüşmelerin yapıldığını ifade eden Fidan, şunları kaydetti:

"Bizden de gelip bu konuda görüş istediler, yardım istediler o dönem. Gerekli yardım ve arabuluculuk, kolaylaştırıcılık konusunda biz de elimizden geleni yaptık, yani bundan 8-10 ay önce. Çünkü sorunun bir an önce bitmesi önemli, bunun daha da fazla yaygınlaşmaması önemli. Ama sonradan gördük ki bu konuşmalar hiçbir yere gitmiyor. İki ülke arasında bir anlaşmazlık tırmanıyor. Yetmiyormuş gibi başka ülkeler de Venezuela'ya yaptırım uyguluyor, tanımıyorlar. En son saydığımda 70'e yakın ülke tanımıyordu Maduro yönetimini."

Fidan, Türkiye'nin telkinlerinin sürekli sorunların diplomatik yolla çözülmesi olduğunu belirterek, ancak "olayın müzakereden çıktığını ve savaş moduna döndüğünü" dile getirdi.

Son aylarda ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri hareketliliğine değinen Fidan, "Amerika artık güç kullanmaya başlamıştı ve daha sonra kendi aralarındaki müzakerelerin bir noktada yürümemesi bu savaşı durdurmadı ve maalesef o istenmeyen olayla sonuçlandı." şeklinde konuştu.

Bakan Fidan, bugün ABD'li heyetin Venezuela'ya gittiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Bugün baktım Amerikalı heyet oraya gidiyor. Yeni yönetimle de görüşmeleri başlamış. Amerika'nın yaptığı burada diğer harekatlardan farklı olarak yönetime dokunmadı, sisteme de dokunmadı. Sonuçta çünkü oradan çıkacak alternatif enkazı, maliyeti, yani Afganistan'da ve Irak'ta olduğu gibi taşımak istemedi, anlaşılan o. Oradan çıkan dersler var. Burada sadece amacına ulaşmak için askeri yöntemi daha farklı şekilde kullandığını görüyoruz kendi Güney Yarım Küresi'nde. Ama öncesinde tabii yürüyen görüşmeler vardı, yakından takip ettiğimiz konular vardı."

"(Maduro) Böyle bir teklifle biz muhatap olmadık"

Fidan, ABD'nin Maduro'ya "İstediğin yere gidebilirsin, yerini istediğine bırakabilirsin ama biz seninle çalışmayacağız" mesajını verip askeri harekatı tırmandırdığını söyledi.

Bakan Fidan, "Bize şöyle bir soru ve teklif gelmedi hiçbir zaman için. Maduro bizi arayıp, 'Ben Türkiye'ye gelmek istiyorum, beni kabul eder misiniz'' Böyle bir şey yok. Veya birisi başkasını arayıp, 'Maduro size gelsin mi, kabul ediyor musunuz'' Böyle bir teklifle biz muhatap olmadık. Ama Maduro'ya yapılan teklifler var, o tekliflerden haberdarız. Maduro'ya birileri, biz bilmiyoruz hangi ülkeleri söylüyorlar, söylemiyorlar ama Maduro'ya çıkması gerektiğini söyleyen teklifler var. Ama bize birilerinin, 'Resmi veya gayriresmi bunu alır mısınız' diye böyle bir şeyi yok. Bunu Cumhurbaşkanımız en yüksek ağızdan söyledi." değerlendirmesini yaptı.

"İsrail'in beklediği bir sonun olmayacağını kesinlikle görüyorum"

Fidan, İran'daki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, İran'daki gösterilerin aynı zamanda yurt dışından, İran'ın rakipleri tarafından da manipüle edildiğini belirterek, İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad'ın bunu gizlemediğini, kendi internet hesaplarından İran halkını ayaklanmaya çağırdığını dile getirdi.

Benzer çağrıların daha önce de görüldüğünü ancak İran halkının farklılıkları bir kenara bırakıp düşman saldırısı karşısında birleştiğini aktaran Fidan, "Ama burada savaşın olmadığı bir ortamda başka sahici sıkıntıların reaksiyona yol açtığı bir ortamda İsrail'in bunu değerlendirmeye çalıştığını da görüyoruz. Bu tabii ki rejime çok güçlü mesaj veriyor. Rejimin ben bunu alacağından eminim." görüşlerini paylaştı.

Fidan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da bu noktada yaptığı açıklamaların olduğunu anımsatarak, "Ama İsrail'in beklediği bir sonun olmayacağını kesinlikle görüyorum. Yani İran halkı hangi konuya kimin için ve ne kadar tepki koyacağını bilir." dedi.

İsrail'in bunu fırsat bilip İran'a yeniden saldırı ihtimalini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Fidan, şu yanıtı verdi:

"İsrail'in özellikle (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'nun bu konuda bir isteğinin olduğunu herkes biliyor. Yani bu bir sır değil. Yani bu konuda kendisinin birtakım müttefiklerden başta Amerika olmak üzere güvenceler almadan farklı yaptırımları ve sonuçları olabilecek bir savaşa girmekten de imtina ettiğini görüyoruz. Şimdi buna girmek için de kendince lobi yaparak bu ülkeleri yanına çekip buradan bir tabiri caizse yeşil ışık alıp bir harekat yapma yönünde bir talebinin olduğunu biliyoruz."

Fidan, Türkiye'nin İran halkının hiçbir şekilde zarar görmemesini, bir taarruza uğramamasını ve özellikle ABD ve Batı ile var olan sorunların bir an önce müzakere yoluyla halledilmesini arzuladığını vurgulayarak, "Benim başka bir endişem de yani İran böyle bir müzakere yoluna girdiği zaman zaman zaman şöyle de oluyor. Bu sefer İran'a kabul edemeyeceği derecede ileri şartlar sürülüyor. Bu da bir noktada aslında yani İran'ı anlaşmamaya itmek gibi bir durumu ortaya çıkartıyor." diye konuştu.

Burada sahici bir anlaşma niyetinin önemine işaret eden Fidan, "Daha kilit aktörler nezdinde, başta Amerikalılar olmak üzere İran'la her iki tarafın da kazancına sonuçlanabilecek bir anlaşmanın olmasının biz destekçisiyiz çünkü bölgenin istikrarı buradan geçiyor." ifadelerini kullandı.

Fidan, İran'ın artık bölge ülkeleriyle "çok sahici bir uzlaşı ve işbirliği içerisine" girmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"İran'ın bu konuda gerçekten çok sahici bir çaba koymaya ihtiyacı var. Bu gerçekleri anlaması lazım. Bütün dünya kendi doğru perspektifinizden dönecek diye bir şey yok. Herkesin doğrusu var. Herkesin doğrularının ortak noktasında bir yere gidebilmemiz lazım. Bunu başarabiliyor olmamız lazım. Bu noktada Cumhurbaşkanımızın gerçekten bölgede varlığı, dirayetli liderliği herkes için bir fırsat. Ben onlara diyorum, 'Bunu değerlendirin.' Bu fırsat bir daha kimsenin eline geçmez, bizlerin de eline geçmez. Bunun kıymetini bilelim." değerlendirmesini yaptı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD ilişkilerine ilişkin, "Özellikle ticaretteki artışın olumlu yönde ilerleyeceğini görüyorum. Bölgesel dayanışma son derece önemli. Gazze konusunda ABD'nin yapıcı rolünü sürdürmesi ve Suriye'de Trump döneminde izlenen politikaların devam etmesi önem taşıyor." dedi.

İsrail'in Somaliland bölgesinin "bağımsızlığını tanıma" yönündeki kararının Somaliland açısından büyük bir talihsizlik olduğunu vurgulayan Fidan, Müslüman bir topluluğun yalnızca Tel Aviv yönetimi tarafından tanınmasının son derece olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.

Fidan, bunun amacının Somaliland'in İsrail'in bölgesel politikalarına hizmet etmesi olduğunu vurgulayarak, söz konusu durumun olumsuzluklarına dikkati çekti.

Somaliland bölgesinin Somali içinde sorunlu bir yapı olduğunu belirten Fidan, Dışişleri Bakanlığında Somali ile Somaliland arasında uzlaşının sağlanmasına katkı sunmak amacıyla özel temsilcilik bulunduğunu söyledi.

 

Fidan, Türkiye'nin yaklaşımının her zaman Somali'nin toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde olduğunu belirterek, ülkeyi oluşturan kabilelerin daha otonom bir yapı içinde yer alabileceğini, bunun ise devletin bütünlüğünü zedelemeden gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin arabuluculuğunda Etiyopya ile Somali arasında anlaşma sağlanması sürecinde, bölgedeki bazı ülkelerin Somali'nin parçalanmasından istifade etmeye hazır olduklarının görüldüğünü dile getiren Fidan, bazı ülkelerin ise stratejik politikalarını bu hedef üzerine inşa ettiğini söyledi.

Fidan, normal şartlarda Somaliland projesinin iki yıl önce hayata geçirilmesinin planlandığını belirterek, "İsrail, bölgede kendisini yalnız hissettiğinde, Gazze'deki soykırımın ardından yeni bir planı yeniden devreye sokmaya başladı." dedi.

Somaliland bölgesinin coğrafi ve stratejik önemine dikkati çeken Fidan, coğrafyayı bilen herkesin "aynı anda nasıl bir oyunun oynandığını" rahatlıkla görebileceğini ifade etti.

Türkiye'nin bu oyuna karşı tedbir aldığını vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:

"Diplomatik temaslarımızı büyük bir hızla kurduk. Yine İslam dünyası ve bölge ülkeleri olarak bir işbirliği geliştirdik. Batılılarla da hemen müzakere ettik. Başka herhangi bir ülkenin tanımaması konusunda ciddi bir çaba ortaya koyduk. Çok şükür o ilk gün beklenen ülkelerin hiçbiri tanımadı. İnşallah da tanımazlar."

Yeni yılda Türkiye-ABD ilişkilerinden beklentiler

Bakan Fidan, Türkiye-ABD ilişkilerinde 2025'te üzerinde çalışılan pek çok başlıkta somut sonuçlar alınmaya başlanacağını öngördüklerini belirterek, bunlar arasında CAATSA yaptırımları ile Halkbank davasının da bulunduğunu söyledi.

Diğer yaptırım dosyalarında çözüm yönünde ilerleme sağlandığını ifade eden Fidan, "Özellikle ticaretteki artışın daha olumlu bir seyir izleyeceğini görüyorum. Bölgesel dayanışma fevkalade önemli. Gazze'de ABD'nin yapıcı rolünü sürdürmesi önemli. Suriye'de Trump döneminde izlenen politikaların devam etmesi de önem taşıyor." dedi.

ABD'nin Donald Trump dönemindeki dış politikasının Türkiye'nin yakın çevresi açısından belirleyici olduğunu aktaran Fidan, "Kafkaslar'da barışı destekleyen, Azerbaycan'a önem veren ve Ermenistan'ı da barışa zorlayan bir ABD'nin, bizim bölgesel hedeflerimizle Trump yönetiminin hedeflerinin örtüştüğünü görüyoruz. Bu, Rusya'dan Azerbaycan-Ermenistan hattına, Suriye'den diğer bölgelere kadar geçerli." ifadelerini kullandı.

Fidan, bazı aktörlerin ABD üzerindeki etkisinin bu başlıklarda belirleyici olabileceğini vurgulayarak, "Gazze konusunda yaşanabilecek bir faz değişimi sıkıntılı olabilir. Bu nedenle çok yoğun bir diplomatik mesai yürütmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Afrika'da Libya ve Sudan başta olmak üzere sorunlu alanlarda ABD etkisinin daha yapıcı bir şekilde yönlendirilmesinin önemine işaret eden Fidan, Washington ile yürütülen diplomatik çabaların 2026'da da somut ve faydalı sonuçlar üreteceğine inandıklarını kaydetti.

ABD'nin bazı politikalarının dolaylı etkiler doğurabileceğini belirten Fidan, "Önümüzde Grönland meselesi var. Uluslararası ilişkilerdeki gelişmeleri bize yansıyabilecek etkileri açısından değerlendiriyorum. Grönland'da yaşanabilecek senaryoların doğrudan ya da dolaylı etkileri Türkiye'yi nasıl etkiler, buna bakmamız gerekiyor. Bu durum Avrupa'ya, Avrupa güvenlik mimarisine ve transatlantik ilişkilere ciddi bir yük ve gerilim getirebilir." diye konuştu.

Danimarka'nın bu konuda "çok ciddi bir tutum" ortaya koyduğunu ifade eden Fidan, Avrupalı liderlerin de süreci yakından takip ettiğini anımsattı.

Fidan, gelecek hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Danimarkalı heyetin bir araya gelerek konuyu görüşeceğini ve burada ortak bir zemin bulunabileceğini dile getirdi.

ABD'nin Çin politikasının dünya ticareti üzerindeki etkilerine de değinen Fidan, Washington'un İran'la ilgili alacağı kararların da Türkiye açısından kritik olduğunu, zira bu konunun doğrudan Türkiye'nin yakın çevresini ilgilendirdiğini söyledi.

"Bizimle doğrudan ilişkilerin seyrinin yanı sıra, üçüncü ülkeler üzerinden gelişebilecek dolaylı etkiler de Türkiye'yi etkileyecektir. Bu nedenle tüm bu başlıkları yakından izliyor, önleyici diplomatik adımları gecikmeden atıyoruz." diyen Fidan, Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sahip olduğu tüm gücü, itibarı ve imkanları sadece kendi halkı için değil, bölgenin ve insanlığın refahı için de seferber etmeye devam edeceğini vurguladı.

Fidan, "Dış politikamızın temel pusulası barış, istikrar ve refahtır. Kendimiz için ne istiyorsak başkası için de onu istiyoruz. Bu, bizim ahlakımızın ve inancımızın gereğidir." ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.