logo
08 ŞUBAT 2026

Domatesi üreten satamıyor talep eden alamıyor

06.05.2017 00:00:00
Cumhurbaşkanı Erdoğan'la, Rusya Devlet Başkanı Putin, geçtiğimiz Çarşamba günü uçak krizinin ardından beşinci kez bir araya geldiler.
Soçi'de yapılan görüşmeden sonra Putin, "İlişkilerimizin iyileşme süreci tamamlandı" derken, Erdoğan, "Artık normalleşme sürecinin ötesine geçiyoruz" dedi. Toplantının gündeminde Türkiye ve Rusya arasındaki ikili ilişkiler ve Suriye'deki gelişmeler vardı.

Basın ve sosyal medyanın gündemine oturan en önemli açıklama ise, Erdoğan'ın "Domates konusu dışında bütün konularda mutabık kaldık" açıklaması oldu.
Esasen Türkiye ve Rusya ilişkilerinde en önemli iki konu Rusya'nın vize ve domates konusundaki kısıtlamaları kaldırmasıydı ama bu konularda mutabakat sağlanamadı.
Dolayısıyla her ne kadar normalleşme süreci sona erdi dense de Türkiye için önemli olan bu iki konunun halledilememesi, sürecin sona ermediğini gösteriyor.
Uçak krizinden bu yana Türk domates almayan Rusya, kendi çiftçilerine domates üretimini teşvik ederek bu açığını kapatmaya çalıştı ve bu noktada kendi tarımsal sistemini kurdu.
Rus gazetesi Kommersant, Türk dometesinin sevkıyatına izin verilmesi konusunda Rus domates üreticilerinin endişe yaşadığını, Putin'in Soçi'de Türkiye'den domates ithalatına izin vermeyerek, kendi üreticisine ihanet etmediğini yazdı. Gazete, Putin'in bu kararı, Türk domatesi daha lezzetli, Rus domatesi ise lezzetsiz ve de pahalı olmasına rağmen aldığını belirtti. Yani Rusya domateste yerli üretime geçtiği için, kendi üreticisini korumaya yönelik adım atıyor.
Peki, Rusya bundan sonraki süreçte Türk domatesinin ithalatına izin verecek mi? Putin, "Rus yerli üretici Türk domatesiyle rekabet edebilme noktasına gelirse belki" diyor; yani zor görünüyor.
Türk domates üreticileri yeni Pazar arayışına girdi ve şu sıralar Irak pazarına yoğunlaştılar. Mersin Silifke'de üreticinden 2.70 TL ile 3.10 TL arasında fiyatlarla alınan domatesler Irak'a ihraç ediliyor.
Rusya, kendi domates üreticini koruma adına ithalata dur derken, maalesef bizler kendi üreticimiz için aynı duyarlılığı gösteremiyoruz.
Türkiye'de yıllık 50 milyon ton buğday üretebilme kapasitesi varken ve Türkiye'nin yıllık ihtiyacı 18 milyon ton buğday iken, maalesef buğday ithal eden bir ülke durumundayız.
Sadece buğdaydan milyarlarca dolar kasamıza para doldurabilecekken milyarlarca dolar buğday ithalatı için para harcıyoruz.
Rusya bizden, kendi üreticisini koruma adına domates ithalatını engellemeye devam ediyor, bizler ise bir çırpıda Rusya'dan buğday ithalatına yeşil ışık yakıyoruz.
Rusya Buğday Üreticileri Birliği Başkanı Arkadiy Zloçevskiy, Soçi'deki mutabakattan sonra, buğday kısıtlamasının kaldırıldığına ilişkin belgeler birkaç gün içinde hazırlanırsa, 30 Haziran'a kadar Türkiye'ye 300 bin ton buğday ihraç edebileceklerini belirtti.
Türkiye, buğday ve bir dizi ürünün vergisiz ithal edildiği ülkelerin yer aldığı listeden Rusya'yı 15 Mart'ta çıkarmıştı. Türkiye'nin bu yasak kararını, Rusya'nın domates yasağını kaldırmaması gerekçesiyle aldığı ifade ediliyordu.
Rusya domates yasağına devam ediyor, Türkiye ise buğdayın önünü açtı.
Rusya ile domates krizi böyle ama ben asıl tarım politikası nasıl olmalıdır konusuna girmek istiyorum.
Türkiye'de vatandaş, kilosu 10 TL'den domates yerken, ya da daha doğrusu yiyemiyorken, ülkenin tarım politikası, domatesin en kalitesini dışarıya ihraç etmek mi olmalıdır? Tarım politikası, ihracattan da öte, önce ülkenin kendi vatandaşlarının karnını en sağlıklı, en kaliteli ve en ucuz fiyattan doyurabilmek olmalıdır. Peki, böyle mi?
Nisan ayında TÜİK'in açıkladığı Türkiye'nin yıllık gıda enflasyonu yüzde 15,63 oldu. Gıda fiyatlarında ciddi bir yükseliş var.
Bunun nedenleri olarak, üretim maliyetlerinin yüksekliği, planlama yapılamaması, kırsal kalkınma politikalarının olmaması, pazar problemi, üretim ile tüketim arasındaki fiyat uçurumu, iklim şartlarındaki olumsuzluklar ve üreticilerin bu noktada sahipsizliği gibi maddeler sayılıyor.
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, "Bana Türkiye'nin tarımını teslim etsinler, 24 saatte hallederim" derken, ortaya koyduğu dünyaca ünlü Milli Ekonomi Modeli'nde yukarıda saydığımız bütün problemlere madde madde çözümler sunmaktadır.
Yıllarca Prof. Dr. Baş, bu projeleri detaylıca anlattığı için bu çözümlere girmeyeceğim, ama Sayın Baş'ın bu çözümlerinden bugün dünyada 4 milyar insan istifade ediyor. Bizler hala ürettiğimiz domatesi nasıl satacağımızı düşünüyoruz, üstelik domates üretimi yapılan ülkemizin insanları domatese ulaşamıyor.
Üreten satamamaktan şikayetçi, talep eden ise alamamaktan; ne büyük dengesizlik?
 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.