Yıllardan beri bizler, 'bu ülkede Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır' dedik.
'Kürt sorunu, başlığı dün İngilizlere bugün ABD'ye aittir' hatırlatmasını yaptık.
'Terör tehdidi, milli ve manevi birlik, güçlü ekonomi, devlet-millet işbirliği ile biter' dedik.
'Terör örgütleriyle, teröristlerle müzakere edilemez, mücadele edilir' deyip yıllarca kullandıkları sözlerini hatırlattık.
Geldiğimiz noktada slogan üretme ve geleceğe umut dağıtma konusunda mahir 22 yıllık tek parti iktidarı, siyasi evrim geçiren MHP ile bir süreç başlattılar. Adına da 'Terörsüz Türkiye' dediler.
Bizler yine 'bu süreç terörsüz Türkiye değil terör örgütünü meşrulaştırma sürecidir' dedik.
'Bu süreç, milli birliğimizi bozar, devletimizi bölünmeye götürür' hatırlatmasını yaptık.
'Dikkat edin, muhatap aldıklarınız Ermenilerin siyasi mantığı ile karşısınız da. Tanıtma, tanınma, tazminat ve toprak isteyecekler' dedik.
Asrın Lideri (Erdoğan) ve Bilge Lider (Devlet Bahçeli) 'her şeyin doğrusunu biz biliriz' mantığıyla hareket ettiler.
Cumhurbaşkanı ve AKP Başkanı Erdoğan'a, milletin tepkileri iletilmiş olacak ki, Sayın Erdoğan süreç hakkında; 'Terörsüz Türkiye projesi, açık söylüyorum, bir müzakerenin, bir pazarlığın, bir al-ver sürecinin neticesi değildir.
Herkes şundan emin olsun: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurunu, gururunu çiğnetmeyiz; Türkiye'nin başını asla öne eğdirtmeyiz" dedi.
Teröristlerin hiçbir isteği yok mu?
Sayın Erdoğan'ın sözleri daha sıcaklığını korurken, medyadaki isimler bu sözlerin içini doldurmaya çalışırken o da ne!
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Terörsüz Türkiye" sürecinin isminden bile rahatsız olduklarını açıklayıp: "Bu ülkede Kürt sorununun demokratik çözümünü sağlayacaksak, terör ve güvenlikçi politikalar üzerinden ifadelendirmek yerine gerçekten barışı, demokratik toplumu esas alan bir nitelendirmenin daha doğru olacağını söylemek isterim" dedi.
Bu sözleri içine bakalım mı?
'Bize, terörist, diyemezsiniz. Biz, terörist değiliz. Halkımızın (!) hakları için yıllardır dağda, şehirde, TBMM'de mücadele ettik, ediyoruz. On binlerce can verdik'.
Bu çıkışın meali budur. Süreç gerçekten de 'al-ver' süreci değil. PKK terör örgütü on binlerce insanımızın kanını akıtarak kendini tanıttı.
Şimdi bizzat Türkiye Cumhuriyetini yönetenler tarafından tanındı. Yakında toprak ve tazminat talepleri de sıralanır!
O istekleri maskesi 'Adem-i merkeziyetçilik'
Bizzat AKP kurmayları tarafından da dillendirilen bu kavram yani yerel yönetimlerin güçlendirilmesi PKK'nın toprak ve tazminat başlığının kapısıdır.
'Adem-i merkeziyetçilik' başlığı altında Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'deki hedefler gerçekleştirilmek istenmektedir.
Yani doğu ve güneydoğumuzda kendi eğitim ve medya sistemlerini hayata geçirmek. Kendi sağlık yapılarını uygulamaya koymak. Kendi ekonomilerini oluşturmak ve kendi güvenlik birimlerini kurmak. Aynen Irak'ta olduğu gibi Türk Bayrağının yanına kendi bayraklarını koyarak uluslararası arenada boy göstermek.
Bunlar komple teorisi veya hayal değil. Son 30 yılda hemen sınır ötemizde gerçekleşen olaylar.
İstekleri bu kadar da değil. Bebek katili serbest bırakılacak ve bizzat sürecin yöneticisi olacak. Yani idam mahkumu aktif siyasete girecek.
Dağlardaki teröristler için yasal zemin yani Türkiye'ye geldiklerinde kanuni dokunulmazlık garantisi verilecek. Cezaevlerindeki binlerce terörist serbest bırakılacak ve Türkiye'de terör bitecek.
Ama Sayın cumhurbaşkanımız diyor ki; 'Süreç bir al-ver süreci değil'.
22 yıldır bu millet hiç almadı ki! Hep verdi. Umarım milletimiz farkına varır.
'Kürt sorunu, başlığı dün İngilizlere bugün ABD'ye aittir' hatırlatmasını yaptık.
'Terör tehdidi, milli ve manevi birlik, güçlü ekonomi, devlet-millet işbirliği ile biter' dedik.
'Terör örgütleriyle, teröristlerle müzakere edilemez, mücadele edilir' deyip yıllarca kullandıkları sözlerini hatırlattık.
Geldiğimiz noktada slogan üretme ve geleceğe umut dağıtma konusunda mahir 22 yıllık tek parti iktidarı, siyasi evrim geçiren MHP ile bir süreç başlattılar. Adına da 'Terörsüz Türkiye' dediler.
Bizler yine 'bu süreç terörsüz Türkiye değil terör örgütünü meşrulaştırma sürecidir' dedik.
'Bu süreç, milli birliğimizi bozar, devletimizi bölünmeye götürür' hatırlatmasını yaptık.
'Dikkat edin, muhatap aldıklarınız Ermenilerin siyasi mantığı ile karşısınız da. Tanıtma, tanınma, tazminat ve toprak isteyecekler' dedik.
Asrın Lideri (Erdoğan) ve Bilge Lider (Devlet Bahçeli) 'her şeyin doğrusunu biz biliriz' mantığıyla hareket ettiler.
Cumhurbaşkanı ve AKP Başkanı Erdoğan'a, milletin tepkileri iletilmiş olacak ki, Sayın Erdoğan süreç hakkında; 'Terörsüz Türkiye projesi, açık söylüyorum, bir müzakerenin, bir pazarlığın, bir al-ver sürecinin neticesi değildir.
Herkes şundan emin olsun: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurunu, gururunu çiğnetmeyiz; Türkiye'nin başını asla öne eğdirtmeyiz" dedi.
Teröristlerin hiçbir isteği yok mu?
Sayın Erdoğan'ın sözleri daha sıcaklığını korurken, medyadaki isimler bu sözlerin içini doldurmaya çalışırken o da ne!
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Terörsüz Türkiye" sürecinin isminden bile rahatsız olduklarını açıklayıp: "Bu ülkede Kürt sorununun demokratik çözümünü sağlayacaksak, terör ve güvenlikçi politikalar üzerinden ifadelendirmek yerine gerçekten barışı, demokratik toplumu esas alan bir nitelendirmenin daha doğru olacağını söylemek isterim" dedi.
Bu sözleri içine bakalım mı?
'Bize, terörist, diyemezsiniz. Biz, terörist değiliz. Halkımızın (!) hakları için yıllardır dağda, şehirde, TBMM'de mücadele ettik, ediyoruz. On binlerce can verdik'.
Bu çıkışın meali budur. Süreç gerçekten de 'al-ver' süreci değil. PKK terör örgütü on binlerce insanımızın kanını akıtarak kendini tanıttı.
Şimdi bizzat Türkiye Cumhuriyetini yönetenler tarafından tanındı. Yakında toprak ve tazminat talepleri de sıralanır!
O istekleri maskesi 'Adem-i merkeziyetçilik'
Bizzat AKP kurmayları tarafından da dillendirilen bu kavram yani yerel yönetimlerin güçlendirilmesi PKK'nın toprak ve tazminat başlığının kapısıdır.
'Adem-i merkeziyetçilik' başlığı altında Kuzey Irak ve Kuzey Suriye'deki hedefler gerçekleştirilmek istenmektedir.
Yani doğu ve güneydoğumuzda kendi eğitim ve medya sistemlerini hayata geçirmek. Kendi sağlık yapılarını uygulamaya koymak. Kendi ekonomilerini oluşturmak ve kendi güvenlik birimlerini kurmak. Aynen Irak'ta olduğu gibi Türk Bayrağının yanına kendi bayraklarını koyarak uluslararası arenada boy göstermek.
Bunlar komple teorisi veya hayal değil. Son 30 yılda hemen sınır ötemizde gerçekleşen olaylar.
İstekleri bu kadar da değil. Bebek katili serbest bırakılacak ve bizzat sürecin yöneticisi olacak. Yani idam mahkumu aktif siyasete girecek.
Dağlardaki teröristler için yasal zemin yani Türkiye'ye geldiklerinde kanuni dokunulmazlık garantisi verilecek. Cezaevlerindeki binlerce terörist serbest bırakılacak ve Türkiye'de terör bitecek.
Ama Sayın cumhurbaşkanımız diyor ki; 'Süreç bir al-ver süreci değil'.
22 yıldır bu millet hiç almadı ki! Hep verdi. Umarım milletimiz farkına varır.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Ürdün Kral’ın, Erdoğan’a verdiği nişan / 23.02.2026
- Bilal Erdoğan ve kayıp çocuklar / 22.02.2026
- Esad-SDG-İmralı üçgeni / 21.02.2026
- Tevhitten, marifetten, sabırdan, dayanışmadan hormonlara kadar oruç / 20.02.2026
- Bu Ramazan’da orucu değil imanı bozan şeyleri sorun / 19.02.2026
- İman var ise amel de vardır, iman gerçek ise amel geçerlidir / 18.02.2026
- AKP-MHP-DEM-CHP: Sadece isimleri farklı / 16.02.2026
- Bakan değiştirmekle bu iş olmaz / 15.02.2026
- AKP neden satıyor? / 14.02.2026
- De Gaulle’nin yapamadığını Haydar Baş yaptı / 13.02.2026
- Bilal Erdoğan ve kayıp çocuklar / 22.02.2026
- Esad-SDG-İmralı üçgeni / 21.02.2026
- Tevhitten, marifetten, sabırdan, dayanışmadan hormonlara kadar oruç / 20.02.2026
- Bu Ramazan’da orucu değil imanı bozan şeyleri sorun / 19.02.2026
- İman var ise amel de vardır, iman gerçek ise amel geçerlidir / 18.02.2026
- AKP-MHP-DEM-CHP: Sadece isimleri farklı / 16.02.2026
- Bakan değiştirmekle bu iş olmaz / 15.02.2026
- AKP neden satıyor? / 14.02.2026
- De Gaulle’nin yapamadığını Haydar Baş yaptı / 13.02.2026
























































