ABD, 'Maduro, halkını katlediyor, kimyasal silah üretiyor, uranyum zenginleştirme çalışmaları yapıyor' gibi İslam dünyası için kullandığı mazeretlere gerek duymadan Venezuela'ya çöktü. Devlet başkanı ve eşini kaçırdı.
Ekran karşısına geçip alçakça övündü, başka devlet başkanlarını tehdit etti.
Özetle dünyaya, 'uluslararası hukuk, demokrasi, Birleşmiş Milletler gibi kavram ve kuruluşlar bizim için sadece araçtır. Hukukta biziz, kanunda biziz, biz ne dersek o, olur' mesajını verdiler.
Rusya, Çin, İran, Kuzey Kore ve Orta Amerika ülkeleri ABD'yi net olarak kınadılar, barbarlıkla suçladılar.
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani yani Trump'ın yönettiği ülkenin bir belediye başkanı çıkıp dedi ki: "Egemen bir devlete tek taraflı saldırmak bir savaş eylemidir ve federal ile uluslararası hukukun ihlalidir'.
Trilyon dolarlara hükmeden İslam devletlerini yönetenlerden kınama bile gelmedi.
Türkiye
Sayın Erdoğan ile Maduro'nun dostluğu malum. Trump ilk başkanlık döneminde yine Venezuela'ya çökmek istemiş, başaramamıştı.
24 Ocak 2019'da o dönemin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Cumhurbaşkanımız, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu arayarak 'Maduro kardeşim! Dik dur, yanındayız' dedi' ifadelerini bile kullanmıştı.
Evet, dün 'kardeşim, dik dur, yanındayız' diyen iktidarımız, bugün yaptıkları açıklamalarda aynı cümle için a-b-d harflerini bile kullanmaktan kaçındılar.
Sayın iktidarımız:
Gelişmeleri yakından takip ediyormuş.
Venezuela'nın istikrarına ve halkının huzuruna önem veriyormuş.
Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmiyormuş.
Venezuela halkının siyasi egemenliğinin yegâne sahibi olduğu ve yönetim değişiminin sadece halk iradesiyle olabileceği ilkesi, savunuluyormuş.
İzaha muhtaç cümleler
ABD bir ülkeye operasyon yapıyor, devlet başkanını kaçırıyor, 'ben yargılayacağım' diyor, Venezuela'yı 'ben yöneteceğim' diyor. Venezuela petrolleri artık benim, diyor.
Bizim iktidar 'tüm taraflara itidal çağrısı' yapıyor ve krizin, uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesi gerektiği, Türkiye yapıcı katkı sunmaya hazır olduğunu, açıklıyor.
Hangi itidal? Hangi taraflar? Hangi kriz? Hangi hukuk?
Bu duruşundan ötürü haliyle muhalefet, medya ve sosyal medya Sayın Erdoğan'ı, tek parti iktidarını eleştiriyor. Bir duruş ortaya koymalarını istiyor. Erdoğan ve iktidarı ise hiç oralı bile değil.
Nasıl olsunlar ki?
Ekonomiyi tamamen Amerikan-Yahudi sermayesine verdiler.
Üretimin yarısından fazlası da aynı sermayenin tekelinde. Bankalarda aynı şekilde.
Daha bir ay evvel Trump ile görüşmek için tarım ürünlerinde gümrükleri sıfırladılar. Okyanus ötesinden dünyanın en pahalı doğalgazını almak için imza attılar. Yaklaşık 40 milyar dolarlık 250 Boeing imzası attılar.
Hepsini geç! Dolar, faiz, enflasyon ortada. Ya alçak Trump bir mektup daha yollarsa…
Şimdi! Sayın Erdoğan, Esad için Kaddafi için Sisi için kurduğu cümleleri Trump için kurabilir mi?
Unuttuk
Bir ay önce 9 Aralık'ta AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen 'İnsanlık İçin Güçlü Türkiye' programında Veda Hutbesinden, Allah dostlarından alıntılarla, İnsan Hakları sözleşmesindeki vurgulardan bahsedip, CHP'yi damgaladı ve dedi ki:
'Nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz'.
Ama söz konusu ABD olunca sözün sahibi de, alkışlayanlarda her şeyi unutuyor.
Peki, neden?
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocam yıllar önce şöyle diyordu:
'Türk Milleti'nin hasiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir.
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden daha yüksek bir muameleye layık olamaz…
Tam bağımsızlık denildiği zaman elbette, siyasi, mali, iktisadî adlî, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestliktir.'
Maalesef bağımsızlığımız sadece kağıt üzerinde…
Ekran karşısına geçip alçakça övündü, başka devlet başkanlarını tehdit etti.
Özetle dünyaya, 'uluslararası hukuk, demokrasi, Birleşmiş Milletler gibi kavram ve kuruluşlar bizim için sadece araçtır. Hukukta biziz, kanunda biziz, biz ne dersek o, olur' mesajını verdiler.
Rusya, Çin, İran, Kuzey Kore ve Orta Amerika ülkeleri ABD'yi net olarak kınadılar, barbarlıkla suçladılar.
New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani yani Trump'ın yönettiği ülkenin bir belediye başkanı çıkıp dedi ki: "Egemen bir devlete tek taraflı saldırmak bir savaş eylemidir ve federal ile uluslararası hukukun ihlalidir'.
Trilyon dolarlara hükmeden İslam devletlerini yönetenlerden kınama bile gelmedi.
Türkiye
Sayın Erdoğan ile Maduro'nun dostluğu malum. Trump ilk başkanlık döneminde yine Venezuela'ya çökmek istemiş, başaramamıştı.
24 Ocak 2019'da o dönemin Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Cumhurbaşkanımız, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu arayarak 'Maduro kardeşim! Dik dur, yanındayız' dedi' ifadelerini bile kullanmıştı.
Evet, dün 'kardeşim, dik dur, yanındayız' diyen iktidarımız, bugün yaptıkları açıklamalarda aynı cümle için a-b-d harflerini bile kullanmaktan kaçındılar.
Sayın iktidarımız:
Gelişmeleri yakından takip ediyormuş.
Venezuela'nın istikrarına ve halkının huzuruna önem veriyormuş.
Siyasi meşruiyet ilkelerini hedef alan ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmiyormuş.
Venezuela halkının siyasi egemenliğinin yegâne sahibi olduğu ve yönetim değişiminin sadece halk iradesiyle olabileceği ilkesi, savunuluyormuş.
İzaha muhtaç cümleler
ABD bir ülkeye operasyon yapıyor, devlet başkanını kaçırıyor, 'ben yargılayacağım' diyor, Venezuela'yı 'ben yöneteceğim' diyor. Venezuela petrolleri artık benim, diyor.
Bizim iktidar 'tüm taraflara itidal çağrısı' yapıyor ve krizin, uluslararası hukuk çerçevesinde çözülmesi gerektiği, Türkiye yapıcı katkı sunmaya hazır olduğunu, açıklıyor.
Hangi itidal? Hangi taraflar? Hangi kriz? Hangi hukuk?
Bu duruşundan ötürü haliyle muhalefet, medya ve sosyal medya Sayın Erdoğan'ı, tek parti iktidarını eleştiriyor. Bir duruş ortaya koymalarını istiyor. Erdoğan ve iktidarı ise hiç oralı bile değil.
Nasıl olsunlar ki?
Ekonomiyi tamamen Amerikan-Yahudi sermayesine verdiler.
Üretimin yarısından fazlası da aynı sermayenin tekelinde. Bankalarda aynı şekilde.
Daha bir ay evvel Trump ile görüşmek için tarım ürünlerinde gümrükleri sıfırladılar. Okyanus ötesinden dünyanın en pahalı doğalgazını almak için imza attılar. Yaklaşık 40 milyar dolarlık 250 Boeing imzası attılar.
Hepsini geç! Dolar, faiz, enflasyon ortada. Ya alçak Trump bir mektup daha yollarsa…
Şimdi! Sayın Erdoğan, Esad için Kaddafi için Sisi için kurduğu cümleleri Trump için kurabilir mi?
Unuttuk
Bir ay önce 9 Aralık'ta AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen 'İnsanlık İçin Güçlü Türkiye' programında Veda Hutbesinden, Allah dostlarından alıntılarla, İnsan Hakları sözleşmesindeki vurgulardan bahsedip, CHP'yi damgaladı ve dedi ki:
'Nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz'.
Ama söz konusu ABD olunca sözün sahibi de, alkışlayanlarda her şeyi unutuyor.
Peki, neden?
Merhum Prof. Dr. Haydar Baş Hocam yıllar önce şöyle diyordu:
'Türk Milleti'nin hasiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu esas ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla temin olunabilir.
Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, bağımsızlıktan mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden daha yüksek bir muameleye layık olamaz…
Tam bağımsızlık denildiği zaman elbette, siyasi, mali, iktisadî adlî, askeri, kültürel ve benzeri her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestliktir.'
Maalesef bağımsızlığımız sadece kağıt üzerinde…
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- DEAŞ’lılar Türk vatandaşı olamaz mı? / 08.01.2026
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Devlet Bahçeli ‘15 Temmuz’u, ABD gerçekleştirdi’ mi demek istiyor? / 07.01.2026
- Erdoğan’a, Maduro eleştirileri / 06.01.2026
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
































































































