logo
25 HAZİRAN 2026

Erzincan'daki maden kazasında tutuklanan zanlıların ifadeleri: Çatlakları gördük, Amerika'daki merkeze bu durumu bildirdim

Erzincan'ın İliç ilçesinde maden ocağındaki toprak kaymasından saatler önce alanda çatlaklar görüldüğü bilgisi, zanlılardan bazılarının ifadelerinde yer aldı.

20.02.2024 12:18:00 / Güncelleme: 20.02.2024 12:25:11
Anadolu Ajansı
Erzincan'daki maden kazasında tutuklanan zanlıların ifadeleri: Çatlakları gördük, Amerika'daki merkeze bu durumu bildirdim
Erzincan'daki maden kazasında tutuklanan zanlıların ifadeleri: Çatlakları gördük, Amerika'daki merkeze bu durumu bildirdim
Çöpler köyündeki maden ocağında toprak kaymasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan 6 zanlı ile adli kontrol şartıyla serbest bırakılan 3 şüpheliden 2'sinin İliç Sulh Ceza Hakimliğindeki ifadelerine ulaşıldı.

Tutuklu zanlılardan oksit bölümü başmühendisi M.B, maden ocağında 2023 yılından itibaren liç bölgesinde görev yaptığını söyledi.

M.B, 2020 yılından itibaren bir şirketle danışmanlık konusunda anlaşıldığını ve nereye ne dökeceklerini bu şirketin çizdiğini anlatarak, "Proje birimi bu şirketle birlikte yığın liç işinde bizi yönlendiriyordu. Oradan gelen talimatlar doğrultusunda nereye ne kadar dökeceğimizi dizayna uygun belirliyorduk." dedi.

"O gün de 12.00 gibi patlatma yapıldı"

Liç bölgesinde mebran işini ve inşaat işlerini iki farklı firmanın yaptığını belirten M.B, kamyonla malzeme taşınması, delme, patlatma işlerini bir firmanın yaptığını dile getirerek, "O gün de 12.00 gibi patlatma yapıldı." ifadesini kullandı.

Başka bir firmanın da inşaat ve kaba hafriyat işlerini liç bölgesinde yaptığını anlatan M.B, "Ancak projeye uygun yönlendirmeyi Anagold şirketi proje birimi yapmaktadır. Her basamak 8 metreden oluşturulmakta, projeye göre 36. basamağa kadar çıkma yetkimiz vardı. Biz 33. basamaktayken bu olay meydana geldi." şeklinde ifade verdi.

M.B, olayın meydana geldiği sabah saat 08.30'da iş güvenliğiyle ilgili rutin toplantı yaptıklarını anlatarak, şöyle devam etti:

"Yığın için kıdemli süpervizörümüz K.Ö. bize çatlaklar olduğunu söyledi, toplantıyı bırakarak sahaya çıktım. Çıkmadan önce de A.C'ye konu hakkında bilgi verdim. Alanda önce çatlakların olduğu yeri gezdik, çatlaklar çizgi hat boyu şeklindeydi. Güneybatıdan kuzeydoğuya doğru süreklilik arz ediyordu. Jeoteknik B.M. ile görüşme yaptık, kendisi 70 milim kayma olduğunu söyledi. Bu kayma miktarı tehlikeli bir miktardır, bütün çalışanların alanı terk etmesi için süratli bir şekilde bağırarak uyarıda bulundum. Ellerinde ne malzeme varsa bırakıp çıkmalarını söyledim. Onlar alanı terk edene kadar ben alanı terk etmedim. Biz alanı tamamen boşalttık, saat 10.00'da toplantıya katılmak için oradan ayrıldım. Daha sonra 10.30'da liç bölgesine gittik, yolların hepsini kapattırdım. J.R.G, B,A. ve C.S.H. ile liç bölgesine gittik, biz gidene kadar solüsyon devam ediyordu. Gider gitmez tüm yolları kapattık, çalışmayı bitirdik ve alanı tamamen boşalttık."

"Hiblicin arka tarafında patlatmalar yapılıyordu, olaya sebep olabileceğini düşünüyorum"

Şirket bünyesinde çalışan üst düzey yönetici olduğunu düşündüğü 3 yabancı şahsın liç alanını görmek isteğini söyleyen M.B, şunları anlattı:

"Bizim dubalarla yolu kapattığımızı görünce S. bey engel olmaya çalışıyor, K.M.A'yı arıyor. Müsaade verince 3 arabayla liç bölgesine giriyorlar. Kesinlikle bu kişilerin alana girmesinde bilgim olmamıştır. Üç yabancı şahıs ve E. hanım ile K.M.A. liç bölgesinin üst kısmına çıkıyorlar ancak Adnan Keklik alt orta kısımdan geri dönüyor, 14.28'de tam dönerken olay meydana geliyor. Kenan Öz ve Ramazan Çimen de ayrı arabayla yine onlarla bölgeye girmişler, benim bunlardan haberim yoktu. Bu alanın yıkılmasına sebep olarak ilk aklıma gelen sebep, dizaynında bir sorun olmuş olabilir. Projelendirmede sıkıntı olduğunu düşünüyorum ayrıca patlatmanın da bu olayı tetiklemiş olabileceğini düşünüyorum çünkü hiblic alanının genişletilmesi için de hiblicin arka tarafında patlatmalar yapılıyordu. Bunun da olaya sebep olabileceğini düşünüyorum."

Tutuklu zanlılardan şirketin oksitproses müdürü H.Ü ise liç bölgesindeki projelendirmenin yurt dışı kaynaklı bir firmaya ait olduğunu ifade etti.

Bu şirketin projelendirmeyi yaptığı bilgisini veren H.Ü, "Şirket bünyesindeki projeye göre 36 kata kadar yükleme yapılmasında bir sıkıntı yoktu, biz daha 33. kattaydık. Liç bölgesinde kırılmış malzemenin serilmesi ve sulama işlemlerini yapıyorum." diye konuştu.

"Doğu bölgesinde 2 radar ve 2 robotik makine eksikti"

Olayın meydana geldiği liçin 2010 yılından itibaren yapıldığını belirten H.Ü, savunmasına şöyle devam etti:

"Bu bölgedeki ana yönlendirmeyi Anagold'un mühendisleri yapmaktadır ancak bölgede çalışanlar taşeron firmanın işçileri olabilmektedir. Radar işletme kısmı her pazartesi raporlarını bizle paylaşırdı. Liç projesine gerek kaplanılan alan gerekse de yükseklik olarak uyulmuştur ve fazla yükleme yapılmamıştır. Doğu bölgesinde 2 radar ve 2 robotik makine eksikti. Bunun için açık işletme birimi bütçesinden yer ayrıldı ancak olay olduğu tarihte bu bölgede henüz cihazlar alınmamıştı. Serme işleminde serilen toprak içerisine çimento ve kireç eklenmektedir. Bunun azaltılması yahut çoğaltılması analize gönderdiğimiz şirket içerisindeki teknik birim ve dışarıda analizi yapan firmaya aitti. Oradan gelen talimatlar doğrultusunda miktara azaltma veya çoğaltma yapabiliyorduk. Kendi bünyemizde bunun kararını veren kişi değildik."

Liç zeminin altında yer alan kısımdaki su miktarının sürekli takip edildiğini kaydeden H.Ü, şunları anlattı:

"Toprağa verilen solüsyon da aynı şekilde takip edilmektedir, bu işlemlerle bizim birimimiz ilgilenmektedir. Solüsyon verdiğimiz kısımlarda göllenme olduğunda biz burayı zaten kesebiliyoruz ve denetliyoruz. Liç bölgesinde 3 gün önce olan kaymayla ilgili bana herhangi bir raporlama yapılmamıştı. Göreve başladığım ilk dönemde liç bölgesinde bir açılma olmuştu ancak bu radarla tespit edilemeyecek kadar az bir alandı. Burayı çakılla jeoteknik biriminin verdiği bilgi doğrultusunda kapattık, herhangi bir sıkıntı olmadı. Zaten 20 ve 50 milimetre arasındaki açıklarda sıkıntılı bir durum olabileceği değerlendirilerek jeoteknik birimden destek aldık ve buraya müdahale edildi. Jeoteknik birim aynı zamanda radarla liç bölgesini denetleyen birimdir. Olay günü izindeydim, bir hatam olmadığını söylemek istiyorum."

"Radarı kontrol ettiğimde kritik seviyeyi geçen bir hareket gördüm"

Adli kontrol şartıyla serbest kalan kıdemli jeoteknik mühendisi A.R.K. ise liç bölgesindeki radar sistemini kontrol edip kritik seviyeye ulaştığında uyarıları veren kişi olduğunu belirtti.

A.R.K. 10 yıldır aynı birimde görev yaptığına işaret ederek, "1-12 Şubat'ta izinliydim, 13 Şubat'ta saat 10.30'da işbaşı yaptım ve sahaya gittim. Birimimizdeki personel B.M. 09.30 gibi beni aradı, bilgi verdi. Zaten 09.30'da bütün birimlere mail gönderilmişti." dedi.

Ofise gittikten sonra sahaya geri döndüğünü, döndüğünde dubalarla kapatma işlemi yapıldığını aktaran A.R.K, ifadesine şöyle devam etti:

"2018'de liç bölgesinde faz 4 kısmında bir heyelan meydana gelmişti, böyle bir olay doğrudur. Sahaya gittiğimde çatlak olan kısımları görmek için kontrol yaptım. Güney duvarındaki çalışmalar henüz tamamlanmadığı, arada boşluk olduğu için kuzeye doğru bir hareket gördüm. Radarı kontrol ettiğimde kritik seviyeyi geçen bir hareket gördüm. Artık boşluğunun doldurularak çatlakların giderilemeyeceğini ve bölgede çalışma yapmanın tehlikeli olduğunu belirledim. Sonrasında bir mail yazdım, hareketin kritik seviyede olduğunu, bölgede çalışma yapılmaması gerektiğini ve siyanürün kesilmesi gerektiğini söyledim. M.B ile J.R.G'nin odasına gittim ve tespitlerimi aktardım. Tespitlerim onaylandı ve gerekenler yapıldı. Yemek yedik ve saat 13.30 gibi tekrar sahaya gittik, sahada son kez tansiyon çatlaklarını kontrol etmek istedim. Gözle görülür açılma var mı diye bakmak istedim. Araçla gittiğimiz burun kısmında 50 santimlik çökme fark ettim. Alanın çok tehlikeli olduğunu anladım, alanın tahliye edilmesi gerektiğini söyleyerek ofise geri döndüm ve bu sırada olay oldu. Ben ve altımdaki personelle birlikte olay anından 15 dakika önce olay yerinden ayrıldık."

Adli kontrol şartıyla serbest bırakılan maden mühendisi M.T. de 12 Şubat'ta göreve başladığını kaydetti.

M.T, "Olayın olduğu tarihte henüz oryantasyon eğitimim tamamlanmamıştı, maillerim açılmamıştı. Açık işletme maden müdürü olarak görev yapacaktım. Ertesi gün bu olay oldu. Başlamış olsaydım asıl görevim maden çukurundan alınan cevherin kırıcıya götürülmesine kadardır. Liç bölgesi ile ilgili herhangi bir görevim ve bilgim yoktur." ifadesinde bulundu.

Firmanın Kanadalı yöneticisi: Maden sahasında yapılan işlemlerin gözlemlenmesi ve raporlanmasından sorumluyum

Tutuklanan 6 zanlıdan firmanın Kanadalı yöneticisi J.R.G, İliç Sulh Ceza Hakimliğinde tercüman aracılığıyla verdiği ifadesinde, maden sahasında yapılan işlemlerin gözlemlenmesi ve raporlanmasından sorumlu olduğunu anlattı.

Madenden asıl sorumlu kişinin operasyon direktörü olarak görev yapan K.Ö. olduğunu, bu kişinin yerine A.C'nin görev yaptığını belirten J.R.G, "Görevim maden sahasını gözlemleyerek şirket merkezindeki ülke müdürüne raporlama yapmaktır. M.B'den aldığım bilgiyi şirket merkezindeki ülke sorumlusuna aktarmaktayım." dedi.

"Olay günü çatlakları gördük, Amerika'daki merkeze bu durumu bildirdim"

Liç bölgesinde herhangi bir görevi olmadığını ifade eden J.R.G, şunları anlattı:

"Olay günü liç bölgesine gittik, çatlakları gördük. Amerika'daki merkeze bu durumu saat 11.00'de bildirdim. Saat farkından dolayı 02.00 olması nedeniyle herhangi bir dönüş yapılmadı. Bana 2022 Ağustos ayında 8 metre olması gereken yüksekliğin geçildiği bildirildi. Ben başlamadan önce söz konusu raporlama yapılmıştı hatta gereken seviyeye indirilmesi için rapor düzenlenmişti. Projeye uygun hale gelmesini raporladım. Zaten liç bölgesinde firmalar düzenli olarak denetim yapıyordu. Olay günü sahaya çıktığımda küçük çatlaklar gördük, en büyük çatlak 6 santimetre büyüklüğündeydi. Daha iyi görebilmek için yüksek bir noktaya çıktık, solüsyon verilmeye devam ediyordu. Tehlike anlaşıldığından solüsyonun farklı noktalara aktarılmasını söyledim."

Tutuklu zanlı, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini ve kalp rahatsızlığı olduğunu belirtti.

"Çatlak görüldükten sonra yol kapatılmasıyla ilgili mail attı"

Tutuklu şüphelilerden, firmanın liç bölgesindeki borulamadan sorumlu süpervizörü S.D. ise liç bölgesinin 2010 yılından itibaren oluşturulmaya başladığını belirterek, "Görevim solüsyonların geçtiği boruları düzenlemekten ibarettir. Liç bölgesinde fazla yüklemeye ilişkin herhangi bir şeyle karşılaşmadım. Liç bölgesinde 2018'de borularda patlak olması nedeniyle yarıklar olmuş ancak bunlar kaymadan kaynaklı değildir. Bu kısımlar çimentolu malzemeyle kapatılmaktadır." ifadelerini kullandı.

Olay günü sabahı toplantıda olduğunu anlatan S.D, "Toplantıdan ayrıldıktan sonra K.Ö. beni aradı, arabayla gelip aldı. İki noktada çatlak olduğunu gördük. Amirim K.M.A. yolun kapatılması emrini verdi. Ş.D. de yol kapatılmasıyla ilgili mail attı. Saat 13.30 civarında solüsyonun kapanması talimatını aldık ve ADR bölümü solüsyonu kapattı. Görevim sadece boru döşenen yerlere solüsyonun verilmesiydi." şeklinde ifade verdi.

"Olay sabahı liç bölgesinde çatlak olduğunu gösteren fotoğraflar gruptan gönderildi"

Tutuklanan şüphelilerden, firmanın oksit kırıcı mühendisi Ş.D. de liç kısmına gidecek malzemenin kırma işinde görev yaptığından bahsetti.

Bölgede her gün aglomerasyon (cevherin iri kütleler haline getirilmesi, topaklaştırma) testleri yapıldığını ifade eden Ş.D, "Bu testlerde liçe gönderilen toprakta ne kadar çimento, kireç ve su katıldığı denetlenmektedir. Olay sabahı liç bölgesinde çatlak olduğunu gösteren fotoğraflar gruptan gönderildi. Olaydan dolayı çalıştığım bölümde herhangi bir zarar olmadı." dedi.

Ş.D, ifadesinde şunları anlattı:

"Çatlamalardan dolayı kırma tesisi çalışmıyordu. Bu çatlamaları öğrendiğimde aşağıdaki kısımda ana ofisimdeydim. Liç bölgesinin arka kısmında genişletme sırasında patlatmalar yapılıyordu ancak olay günü bir patlatma yapılmadı diye hatırlıyorum. Olay günü 08.30'da yığın bölgesinde online toplantıya katıldım, iş güvenliği konusunda görüşme başladı. Süpervizör K.Ö. çatlakları bize bildirdi, buna istinaden M.B. sahaya geldi. Jeofizik ve İSG uzmanlarına bilgi verildi, sonra sahada inceleme başlatıldı. Liç alanı mühendisi K.M.A, liç bölgesinin kapatıldığına dair mail atmamı istedi. Ofis kısmına indiğimde bu maili attım. Maili hatırladığım kadarıyla iş güvenliği, bakım, maden, oksit operasyon, sülfit operasyon ve İliç beyaz yaka birimine attım."

Ş.D. toprak altında kalan kişilerin neden orada olduklarına ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti.

"J.R.G'ye yardımcı olma maksadıyla K.Ö'nün yerine bakıyordum"

Tutuklu şüphelilerden bakım müdürü A.C. ise oksit ve tesis ekipmanlarının bulunduğu alanda görev yaptığını söyledi.

Liç bölgesinde herhangi bir görevinin bulunmadığını belirten A.C, maden ocağında "ADR ve sart kısımları ile sülfit tesisi"nin bakımlarını yaptığını dile getirdi.

Olay günü sabahı liçten sorumlu M.B'nin kendisine çatlaklar konusunda bilgi verdiğini ifade eden A.C, "M.B'ye bunun saat 10.00 toplantısında aktarılmasını söyledim. Toplantıya J.R.G. de katılıyordu ve ona aktarmasını söyledim. Bütün operasyonlar ve iş güvenliği birimleri J.R.G'ye bağlıydı. Olay günü liç bölgesine gitmedim." şeklinde savunma yaptı.

Teknik olarak da liç bölgesinin herhangi bir bölümünden ve aktivitesinden sorumlu olmadığını savunan A.C, bu konularda teknik bilgisinin de olmadığını anlattı.

İngilizcesinin iyi olması ve firmanın Kanadalı yöneticisi J.R.G. ile daha iyi iletişim kurabilmesi için kendisine K.Ö'nün yerine vekaleten bakmasının söylendiğini belirten A.C, "Aslında benim K.Ö'nün çalıştığı birimle ilgili çok bilgim yok. J.R.G'ye yardımcı olma maksadıyla K.Ö'nün yerine bakıyordum. Asıl işi yapacak olan J.R.G'dir, zaten K.Ö'nün alanıyla ilgili teknik bilgim yoktur. Liç bölgesinin fizibilitesinde asıl görevli birim proje birimidir. Benim uzmanlık alanım elektrik mühendisliğidir, bu alanla ilgili herhangi bir görevim yoktur." ifadelerini kullandı.

İliç'e bağlı Çöpler köyündeki altın madeninin bulunduğu bölgede 13 Şubat'ta meydana gelen toprak kayması sonucu kaybolan 9 işçinin bulunması için çalışma başlatılmıştı.

Toprak kaymasına ilişkin soruşturmada, aralarında firmanın Kanadalı yöneticisinin de bulunduğu 6 zanlı tutuklanmış, şirketin Türkiye'deki müdürü C.D'nin de olduğu 3 zanlı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.