logo
04 EKİM 2026

Filistin Yeşilay'ı yolda

Türkiye'de bulunan Filistin Gazze Hükümeti Eski Sağlık Bakanı Dr. Basim Naim, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman'ı ziyaretinde, İsrail'in ilaç görüntüsü ve formatında bağımlılık yapıcı maddeleri Gazze’

26.01.2013 00:00:00
 
Türkiye'de bulunan Filistin Gazze Hükümeti Eski Sağlık Bakanı Dr. Basim Naim, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman'ı ziyaretinde, İsrail'in ilaç görüntüsü ve formatında bağımlılık yapıcı maddeleri Gazze'ye soktuğunu ve Filistinli gençlerin bu maddelere alışmasını sağladıklarını belirtti. Naim'le imzalanan protokol çerçevesinde Filistin'de Yeşilay kurulacak. Filistin ile Türkiye arasında Filistin Yeşilay'ı kurulması konusunda bir prensip anlaşması imzalandı. Filistin Gazze Hükümeti Eski Sağlık Bakanı Dr. Basim Naim, Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman'ı ziyaretinde, Yeşilay'ın misyon ve vizyonundan çok etkilendiklerini ve ülkelerinde de gençliğin bağımlılık tehdidi altında olduğunu ifade etti. Dr.Naim, İsrail'in ilaç görüntüsü ve formatında bağımlılık yapıcı maddeleri Gazze'ye soktuğunu, Filistinli gençlerin bu maddelere alışmasını sağladıklarını belirterek, kendilerinin de Yeşilay benzeri bir kuruma ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Genel Başkan Karaman, bu çerçevede Filistin Yeşilay'ı kurulması konusunda bir prensip anlaşması imzalamayı teklif etti. Heyetin kabul etmesinin ardından, bizzat Prof. Dr. M. İhsan Karaman ve Dr. Basim Naim tarafından İngilizce ve Arapça olarak elle yazılan anlaşma metni taraflarca imzalandı. Böylece, Filistin Yeşilay'ı kuruluş çalışmaları resmen başlatılmış oldu. DIŞ HABERLER MERKEZİ.

"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, "Çirkinler" isimli suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı.

03.10.2026 21:42:00
İhlas Haber Ajansı
 
"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı
"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, "Çirkinler" isimli suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, kamuoyunda "Yeni Nesil Silahlı Suç Örgütleri" olarak bilinen yapılanmalara yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, "Çirkinler" olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik çalışma gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında; Zen Pırlanta sahiplerine, söz konusu suç örgütü adına yurt dışı menşeli telefon numaraları üzerinden yağma amacıyla tehdit içerikli mesajlar gönderildiği belirlendi.



Müşteki Mehmet Diribaş'ın konakladığı otele örgüt üyelerinin geldiği, otel görevlisine müştekiye ait kişisel bilgileri vererek örgütün gücünü hissettirmeye çalıştıkları, aynı sırada müştekinin kullandığı telefona da yurt dışı menşeli numaralardan tehdit mesajları gönderildiği tespit edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucunda eylemde yer aldığı belirlenen 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin ikametlerinde gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda uyuşturucu madde ile hassas terazi ele geçirilirken, el konulan dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde ise tehdit ve yağma eylemine ilişkin örgütsel nitelikte yazışma kayıtlarına rastlandı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından şüpheliler, tutuklama talebiyle Bakırköy Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, silahlı suç örgütleri ile vatandaşları tehdit, baskı ve korkutma yoluyla haksız menfaat sağlamaya yönelik suç yapılanmalarına karşı yürütülen soruşturmalar titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğü vurgulandı.

Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!


 
Mersin'deki yolsuzluk soruşturmasında bir adreste yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirildi. Ele geçirilenlerin yaklaşık piyasa değeri 51 milyon lira.

03.10.2026 18:06:00
AA
 
Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!
Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında bir şüphelinin adresinde yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirildi. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyükşehir Belediyesi ile Mezitli ve Yenişehir belediyelerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmaları kapsamında şüpheli Ali Ö'nün evinde polis ekiplerince arama yapıldı.

Aramalarda, 257 bin 600 Euro, 25 bin 120 dolar, 64 bin 100 İngiliz paundu, 4 kilogram külçe altın, 116 tam cumhuriyet altını, 8 yarım altın, 5 çeyrek altın, 2 gram altın, ruhsatsız tabanca, 3 şarjör, 60 fişek ve ihale dokümanları ele geçirildi. Aramalarda ele geçirilenler, polis kamerasınca kaydedildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyükşehir Belediyesi ile Mezitli ve Yenişehir belediyelerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmaları kapsamında 1 Ekim'de eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit'in de aralarında bulunduğu 59 şüpheli gözaltına alınmış, Büyükşehir Belediyesi dosyasında yer alan Doğukan Uyan ve 3 kişinin önceki operasyonda tutuklandıkları belirtilmişti.

‘Herkes bedel ödeyecek’ denildi…

Fon soruşturması büyürken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “manipülatif işlere bulaşanlardan hesap sorulacağı” yönündeki açıklamaları kamuoyunun gündeminde. Erdoğan, 28 Eylül’de yaptığı açıklamada gerekli soruşturmaların yürütüldüğünü ve haksız kazanç sağlayanların hesap vereceğini söyledi

03.10.2026 17:47:00
Haber Merkezi
 
‘Herkes bedel ödeyecek’ denildi…
‘Herkes bedel ödeyecek’ denildi…
Fon soruşturması büyürken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "manipülatif işlere bulaşanlardan hesap sorulacağı" yönündeki açıklamaları kamuoyunun gündeminde. Erdoğan, 28 Eylül'de yaptığı açıklamada gerekli soruşturmaların yürütüldüğünü ve haksız kazanç sağlayanların hesap vereceğini söyledi.

Ancak soruşturmanın siyasi ayağı açısından dikkat çeken bir soru hâlâ yanıt bekliyor:

FATMA BETÜL SAYAN KAYA NEDEN HALA İFADE VERMEDİ?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada 1 Ekim itibarıyla 217 şüpheli ve 56 tutuklu bulunurken, eski AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile eşi İlyas Kaya hakkında henüz ifade alma işlemi gerçekleştirilmediği bildirildi. Savcılık bunun yerine Kaya ailesinin malvarlığına tedbir uygulanmasını istedi.

Ortaya atılan iddiaların merkezinde ise Özata Denizcilik hisseleri bulunuyor.

DW'nin aktardığı bilgilere göre Kaya çifti yaklaşık 163 milyon TL'lik hisse alımının ardından yaklaşık 2,17 milyar TL'lik satış gerçekleştirdi. Hisselerin yaklaşık dört ay içerisinde yaklaşık 13 kat değerlenmesi soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri oldu.

ERDOĞAN: "HESAP SORULACAK"

Erdoğan'ın mesajı netti: Manipülatif işlemlerle haksız kazanç sağlayanlar hakkında gerekli soruşturmalar yürütülecek.

Ancak ortaya çıkan tablo, özellikle Kaya dosyasında "soruşturma kime kadar uzanacak?" sorusunu gündeme getiriyor.

Çünkü Kaya yalnızca sıradan bir yatırımcı değil; daha önce bakanlık yapmış ve AKP yönetiminde Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş bir isim.

Kaya, hakkındaki iddiaların aydınlatılması ve soruşturmanın bağımsız yürütülmesi gerekçesiyle siyasi görevlerinden istifa etti. Fakat istifanın ardından savcılık ifadesinin alındığına dair doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.

2,2 MİLYAR TL "İADE EDİLDİ" DENİLDİ, ARDINDAN ÇELİŞKİ ÇIKTI

Dosyayı daha da tartışmalı hale getiren gelişme ise 2,2 milyar TL'nin Hazine'ye iade edildiği yönündeki haber oldu.

Ekonomim, Kaya çifti tarafından yaklaşık 2,2 milyar TL'nin Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın bildirdiği hesaba aktarıldığını yazdı.

Ancak kısa süre sonra gazeteci İsmail Saymaz, Adalet Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı bilgilerde ödemenin yapılmadığının kendisine aktarıldığını söyledi. DW de iki farklı iddiayı aynı haberinde aktardı.

Yani kamuoyunun önünde hâlâ cevaplanmamış çok temel bir soru bulunuyor:

2,2 milyar TL gerçekten Hazine'ye yatırıldı mı, yatırılmadı mı?

PARA YATIRILDIYSA DEKONT NEREDE?

Eğer para gerçekten Hazine'ye yatırıldıysa, bunun resmi kayıtlarla ortaya konulması mümkün.

Yatırılmadıysa da "iade edildi" haberinin hangi bilgiye dayanarak yayıldığı açıklanmaya muhtaç.

Üstelik SPK mevzuatındaki etkin pişmanlık düzenlemesi de tartışmanın önemli bir parçası. DW'nin aktardığı hukuk değerlendirmesine göre, piyasa dolandırıcılığı kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için elde edilen menfaatin iki katının Hazine'ye ödenmesi gerekiyor. Bilgi suistimali bakımından ise hukuki durum farklı.

Dolayısıyla 2,2 milyar TL'nin ödenip ödenmediği yalnızca siyasi değil, hukuki açıdan da kritik.

Abdullah Gül, amcasının cenazesine katıldı


 
11. Cumhurbaşkanı Gül, Kayseri'de amcasının cenaze törenine katıldı.
 

03.10.2026 17:46:00
AA
 
Abdullah Gül, amcasının cenazesine katıldı
Abdullah Gül, amcasının cenazesine katıldı


11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, vefat eden amcası Mustafa Gül'ün memleketi Kayseri'de düzenlenen cenaze törenine katıldı. Rahatsızlığı nedeniyle 88 yaşında vefat eden Mustafa Gül'ün cenazesi, Orgeneral Hulusi Akar Camisi'ne getirildi.

Burada ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrasında Gül'ün cenazesi, Kayseri Şehir Mezarlığı'na defnedildi.

Cenaze törenine Mustafa Gül'ün ailesi ve yakınları ile Vali Gökmen Çiçek, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Hulusi Akar, il protokolü, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Abdullah Gül, 75 yaşında...

Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen fon soruşturması genişlerken, soruşturma kapsamında tutuklanan bazı isimlerin savcılık ifadeleri de ortaya çıkmaya başladı

03.10.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!
Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen fon soruşturması genişlerken, soruşturma kapsamında tutuklanan bazı isimlerin savcılık ifadeleri de ortaya çıkmaya başladı.

İfadelerde dikkat çeken ortak nokta ise bazı şüphelilerin, tartışmalı işlemler ve fonlardaki para hareketleriyle doğrudan bağlantıları bulunmadığını savunması oldu.

SERDAR TURHAN: "PARA PİYASASI FONUNU BİR HAFTA ÖNCE ÖĞRENDİM"

Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'a şirketleri, fonlar, hisse işlemleri ve milyarlarca liralık para hareketleriyle ilgili sorular yöneltildi.

Turhan, holdingin yatırım ve stratejilerini kendisinin belirlediğini ve holding işlemlerinde yetkili olduğunu söyledi.

Ancak Pusula Portföy Yönetim Şirketi'yle ilgili olarak şirketi devrettikten sonra işlemlerden haberdar olmadığını savundu.

Turhan'ın savcılıkta, "Bu devirden sonra PYŞ ile herhangi bir alakam kalmadı, yaptığı işlemlerle ilgili bir bilgim olmadı" dediği aktarıldı.

Savcılığın, Pusula'nın para piyasası fonlarındaki paraların Katılımevim hisselerinin alımında kullanılıp kullanılmadığı yönündeki sorusuna ise Turhan'ın "Para piyasası fonunun ne olduğunu ancak bir hafta önce öğrendim" yanıtını verdiği bildirildi.

Turhan ayrıca 1,82 milyar liralık nakit paranın şahsi birikimi olduğunu savundu. PKZ fonunu şahsi olarak aldığını, fonda Katılımevim hisselerinin bulunduğunu ve bazı işlemlerin kendi bilgisi dahilinde yapıldığını ifade etti.

ALKİN KARDEŞLER: "BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ"

Tera Grubu şirketlerinde bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapan Kerem Alkin ve Emre Alkin'in ifadeleri de soruşturmanın dikkat çeken bölümlerinden oldu.

Savcılık, Tera Yatırım'ın yaklaşık 1,4 milyar liralık piyasa değerinin bir yıl içerisinde yaklaşık 280 milyar liraya çıkmasını ve ardından gelen istifaları sordu.

Kerem Alkin, şirket değerindeki yükseliş ile istifaların "birbirinden bağımsız bir şekilde gerçekleştiğini" söyledi.

Savcılık ayrıca peş peşe gelen istifalarla daha sonra ortaya çıkan fon krizinin bağlantısını sorguladı.

EMRE TEZMEN VE ALPER ÖZTÜRK DE İFADE VERDİ

Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün de savcılık ifadeleri soruşturma dosyasına girdi.

Her iki isim hakkında da fonlar, şirketler, hisse hareketleri ve sermaye piyasası işlemleri kapsamında sorular yöneltildi.

ESKİ SPK BAŞKANI GÖNÜL: "GEREKEN DENETİMLERİ YAPTIK"

Soruşturmanın en dikkat çeken gelişmelerinden biri ise eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül'ün şüpheli sıfatıyla ifade vermesi oldu.

Gönül, bir hissede bin katlık artışın SPK'nın gözünden kaçıp kaçamayacağı yönündeki soruya, kendi dönemlerinde gereken denetimlerin yapıldığını ve bazı adı geçen fonlara para cezaları uygulandığını söyledi.

Gönül'ün ifadesi, soruşturmanın yalnızca fon yöneticileri ve şirketlerle sınırlı kalmayıp düzenleyici kurumların denetim sorumluluğunun da tartışılmasına yol açtı.

ASIL SORU: BU İŞLEMLER NASIL FARK EDİLMEDİ?

Soruşturmanın kritik noktalarından biri burada ortaya çıkıyor.

Bir tarafta milyarlarca liralık para hareketleri, bazı hisselerde olağanüstü fiyat yükselişleri ve fonlar arasındaki işlemler bulunuyor.

Diğer tarafta ise soruşturma kapsamında ifade veren bazı isimlerin "bilgim yoktu", "şirketi devretmiştim", "fonu bilmiyordum" şeklindeki savunmaları yer alıyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de daha önce fonlarda son iki yılda hareketlilik gözlemlediklerini ve bazı paraların kaçırıldığını gördüklerini söylemiş, amaçlarının bu paraları geri getirmek olduğunu açıklamıştı.

SORUŞTURMA DENETİM BOYUTUNA DA UZANIYOR

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu, 30 Eylül'de sermaye piyasasındaki yatırım fonlarının işlemleri ve denetim faaliyetlerine ilişkin inceleme ve denetim çalışmalarına başlandığını açıkladı.

Bu gelişme, soruşturmanın yalnızca "kim ne yaptı?" sorusuyla sınırlı kalmayacağını, "kim neyi ne zaman gördü ve neden müdahale edilmedi?" sorusunu da gündeme getiriyor.

DOSYADAKİ EN KRİTİK ÇELİŞKİ

Şüphelilerin savunmalarının önemli bölümünde işlemlerden haberdar olmadıkları veya sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki ifadeler dikkat çekiyor.

Ancak soruşturmanın merkezindeki iddialar, fonlar ve şirketler arasındaki milyarlarca liralık para ve hisse hareketlerinin nasıl gerçekleştiğine ilişkin.

Bu nedenle bundan sonraki süreçte sadece şüphelilerin ifadeleri değil, banka kayıtları, fon hareketleri, SPK denetim kayıtları, MASAK raporları ve para transferlerinin zamanlaması belirleyici olacak.

Çünkü dosyanın en kritik sorusu artık şu: "KİM BİLMİYORDU, KİM BİLİYORDU VE KİM NEDEN MÜDAHALE ETMEDİ?"

MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu hakimlikte savunma yaptı: "Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum"

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen MHK soruşturması kapsamında "Hukuka Aykırı Olarak Kişiler Verileri Kaydetmek" suçundan tutuklama talebiyle hakimliğe sevk edilen MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu, hakimlikteki savunmasında telefonunda bulunan ses kaydının farkında olmadığını belirterek, "Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum" dedi. Gündoğdu, İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklandı

03.10.2026 11:59:00
İHA
 
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu hakimlikte savunma yaptı: "Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum"
MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu hakimlikte savunma yaptı: "Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Yasa Dışı Bahis ve Spor Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen MHK soruşturması kapsamında savunma yapan Gündoğdu, hakkındaki suçlamayı anladığını ve kollukta verdiği ifadesini aynen tekrar ettiğini söyledi. Telefonunda bulunan ses kaydının farkında olmadığını belirten Gündoğdu, "Ben o kaydın telefonumda olduğunun farkında bile değilim, bana gösterildiğinde hatırlamadım bu yüzden cevap da veremedim. Böyle bir kaydın kötü niyetle olmadığını düşünüyorum. Twitter'a düştükten sonra ben de öğrendim. Suçsuzum, serbest bırakılmamı talep ederim" dedi.

"Kişisel verilerin hakem atamalarında kullanıldığı" değerlendirmesi

Hakimlik kararında, Gündoğdu ve MHK üyesi Yunus Yıldırım hakkında tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için yeterli kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delil ve olguların bulunduğu belirtildi.

Kararda, dosyada yer alan deliller kapsamında şüphelilerin hakem atamalarında kişisel gelişim ve liyakat esasını bir kenara bırakarak hakemlerle ilgili bazı kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydettikleri ve kaydedilen bu verilerin hakem atamalarında kullanıldığı kanaatine varıldığı ifade edildi.

Hakimlik, söz konusu verilerin kullanılmasının bazı hakemlerin kamu görevi yapmasının da önüne geçtiği değerlendirmesinde bulundu.

MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ve Yunus Yıldırım'ın ayrı ayrı tutuklanmasına karar verildi.

Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510) kapsamında eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesiliyor. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin emsal kararında; boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan veya olmayan (hileli boşanma) tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunduğuna dikkat çekti

03.10.2026 11:50:00 / Güncelleme: 03.10.2026 11:56:11
İHA
 
Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber
Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber
Son yıllarda sırf babadan kalma yetim maaşı almak için resmen boşanmalarına rağmen birlikte yaşayan çiftlere yönelik hem SGK hem de yargı yaptırımları hız kazandı. Yargıtay son kararında samimi ya da hileli boşanan çiftlerin birlikte yaşamalarına devam etmesinin af edilemez olduğuna hükmetti. İş Mahkemesi'nin yolunu tutan genç kadın, 2002 yılında vefat eden babası Kurum sigortalısı İlhan I.'ndan ötürü yetim aylığı aldığını, eşi Ahmet H.'dan 2001 tarihinde boşandığını, SGK'nın eski eşi ile fiilen birlikte yaşadığı gerekçesi ile 26.10.2008 tarihinde aylığını kestiğini ve yersiz ödemeleri borç kaydettiğini iddia edip İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu.

SGK işleminin iptali amacıyla açılan dava reddedildi. 2022 senesinde yeniden SGK kapısını çalan genç kadın, olumsuz cevap alınca İş Mahkemesi'ne müracaat etti. Ret işleminin iptali ve SGK'ya yapılan başvuru tarihi itibariyle ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı Kurum, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiğini, Kurum işleminin doğru olduğunu, davanın yerinde olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savundu.

İş Mahkemesi, davanın kabulüne, davacının babası üzerinden bağlanmasını talep ettiği yetim aylığı ödenmesi başvurusunun reddine dair 12.08.2022 tarihli Kurum işleminin iptaline, yetim aylığının 19.07.2022 olan başvuru tarihinden itibaren ödenmeye devam edilmesine hükmetti. Başvuru tarihinden itibaren ödenmeyen her ay için ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verildi.

Davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf isteminin esastan reddine karar verdi. SGK avukatı kararı temyiz edince dava dosyası Yargıtay 10. Hukuk Dairesi gündemine geldi.

Boşanmanın samimi olup olmadığını araştırmak yargının görevi değil

Adeta ültimatom niteliğindeki kararda eşlerin samimi olup olmadıklarını tespitinin yargı görevi olmadığı vurgulandı. Yasada; oldukça yalın olarak "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer aldığı hatırlatıldı.

Kararda; "Kanun koyucu tarafından örneğin; 'sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan', 'hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan', 'gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan' veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalıdır. Boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan 'boşanma' hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı ortadadır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır'' denildi.

Karar bozuldu

Davacı tarafından davalı Kuruma 22.07.2022 tarihinde başvuru yaparak yeniden yetim aylığı bağlanmasını talep ettiğini ancak Kurumun 12.08.2022 tarihli işlemi ile önceki araştırmacı raporu esas alınarak talebini reddettiği hatırlatıldı. Kararda şu ifadelere yer verildi:

''Kurum işleminin iptali için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yaptırılan emniyet araştırması ve dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının ve boşandığı eşinin nüfus kayıt sistemindeki adres kayıtları getirtilerek, ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının ve boşandığı eşine ait nüfusta kayıtlı adreslerinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

Her bir adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.''

Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü


 
Türkiye'de felsefe ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 90 yaşında hayatını kaybetti.

03.10.2026 00:47:00
AA
 
Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü
Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşamını yitirdi. Kuçuradi'nin cenazesi, 4 Ekim'de Maltepe Üniversitesi Mimar Vedat Çakırca Konferans Salonu'nda düzenlenecek törenin ardından Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı'na defnedilecek.

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi kimdir?

İoanna Kuçuradi, 4 Ekim 1936'da İstanbul'da doğdu. 1954'te Zapyon Kız Lisesinden, 1959'da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden mezun olan Kuçuradi, 1965'te doktora derecesini aldı.
Erzurum Atatürk Üniversitesinde 1965-1968 yıllarında görev yapan Kuçuradi, 1970'te doçent, 1978'de profesör oldu.
Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümünü 1969'da kuran Kuçuradi, 2003'e kadar bölüm başkanlığı görevini yürüttü. Kuçuradi, 1997'den itibaren Hacettepe Üniversitesi İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünü yürüttü, merkez bünyesinde kurulan UNESCO Kürsüsünün de başkanlığını üstlendi.
Türkiye Felsefe Kurumunun başkanlığını yürüten Kuçuradi, Uluslararası Felsefe Dernekleri Federasyonunda da çeşitli görevlerde bulundu ve federasyonun başkanlığını yaptı.
Felsefe, etik, insan hakları ve değerler alanlarında çalışmalar yapan Kuçuradi, ulusal ve uluslararası çeşitli kuruluşlarda görev aldı.

Eserleri ve ödülleri

Kuçuradi'nin "Nietzsche ve İnsan", "Schopenhauer ve İnsan", "İnsan ve Değerleri", "Etik", "Sanata Felsefeyle Bakmak" ve "Çağın Olayları Arasında" adlı eserleri bulunuyor. Prof. Dr. Kuçuradi, çalışmaları dolayısıyla Goethe Madalyası, Türkiye Bilimler Akademisi Ödülü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü ve çeşitli uluslararası onur ödüllerine layık görüldü.

Denizolgun soruşturmasında şok gelişme

Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada çok konuşulacak bir perde aralandı. Savcılık, cinayet iddialarını aydınlatabilecek mesaj, fotoğraf ve notların yer aldığı cep telefonunun kasten ortadan kaldırıldığını belirledi. Olayla ilgili 3 ayrı kamu davası açılırken, Kuriş ailesinden iki ismin 5 yıla kadar hapsi isteniyor

02.10.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
Denizolgun soruşturmasında şok gelişme
7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz'daki çiftliğinde ölü bulunan eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun'un şüpheli vefatına dair yürütülen geniş çaplı soruşturma yeni bir boyut kazandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından yürütülen "kasten öldürme" soruşturması kapsamında, davanın en kritik materyali olan cep telefonunun akıbeti netleşti.

Savcılık tarafından hazırlanan ve mahkemece kabul edilen iddianameye göre, Denizolgun'un ölümünün ardından olay yerinden muhafaza altına alınan ve üzerinde hiçbir teknik ya da bilirkişi incelemesi yapılmayan cep telefonu aile bireyleri tarafından yok edildi.


Telefonun ortadan kaybolma kronolojisi iddianamede


Haber kaynaklarından edinilen bilgilere göre, telefonun adli emanetten yok edilme sürecine dair detaylar adım adım deşifre edildi.

Denizolgun'un vefatının ardından olay yerinden alınan cep telefonu üzerinde parmak izi incelemesi yapıldı ve cihaz Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma dosyasına gönderildi.

Daha sonra başlayan miras (tereke) işlemleri kapsamında telefon, İstanbul Anadolu 13. Sulh Hukuk Mahkemesi'ne ulaştırıldı.

Mahkeme, 4 Mayıs 2017 tarihli kararıyla söz konusu telefonu diğer kişisel eşyalarla birlikte eski bakanın kız kardeşi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş'e teslim etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın derinleştirdiği soruşturmalarda, telefonun izine bir daha rastlanamadı. Emniyetin yaptığı IMEI sorgulamaları ve fiziksel aramalara rağmen cihaz bulunamayınca, 30 Eylül tarihli tutanakla telefonun resmen "kayıp" olduğu ve yok edildiği kayda geçirildi.


"Telefondaki mesajlar ve notlar cinayeti aydınlatabilirdi"


Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, hazırladığı iddianamede yok edilen telefonun önemine dikkat çekti. Metinde, maktul Arif Ahmet Denizolgun'un telefonunda ele geçirilebilecek olası mesaj içerikleri, fotoğraflar ve kişisel notların olayın bir "kasten öldürme" vakası olup olmadığını kanıtlayacak nitelikte hayati birer delil olduğu vurgulandı.

Teknik analiz yapılmadan telefonun ortadan kaldırılmasının, doğrudan suç delillerini gizleme amacını taşıdığı ifade edildi.


Kuriş ailesine 5 yıla kadar hapis istemi


Soruşturma kapsamında, başka bir suçtan dolayı tutuklu bulunan Alihan Kuriş'in annesi Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş ve kardeşi Hilmi Tuna Kuriş hakkında kamu davası açıldı.

Tanık avukatların ifadelerine göre, mahkemeden çuvalla teslim alınan tereke eşyaları Hilmi Tuna Kuriş'in yönlendirmesiyle Kısıklı'daki eve götürülerek bir çalışana teslim edildi. Hilmi Tuna Kuriş ifadesinde telefonu kendisinin aldığını kabul ederken; anne Ayşe Gülderen Denizolgun Kuriş eşyalarla şahsen ilgilenmediğini savundu. Ancak savcılık, mahkeme kararıyla eşyayı bizzat teslim alan annenin adli muhafazadan hukuken sorumlu olduğunu kaydetti.

Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, anne ve oğul hakkında "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" (TCK 281/1) suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.


Soruşturma genişliyor: 3 ayrı kamu davası, 6 şüpheli


Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüne ilişkin yürütülen ana soruşturma sadece kayıp telefonla sınırlı değil. Savcılık, sürece ilişkin farklı suçlamalarla toplam 3 ayrı kamu davası açmış durumda. Davalarda, aralarında "yalan tanıklık" suçlamasıyla tutuklanan eski bakanın özel doktoru Nurettin Demirkol ile sahte rapor düzenledikleri iddia edilen 3 Adli Tıp Kurumu (ATK) görevlisinin de bulunduğu toplam 6 kişi yargılanıyor.

Daha önce Adli Tıp raporlarındaki çelişkiler ve yastıkla boğulma şüpheleri nedeniyle mezarı açılarak (fethi kabir) inceleme yapılan Denizolgun dosyası, delil niteliğindeki telefonun da yok edildiğinin kesinleşmesiyle önümüzdeki günlerde yargıda çok daha büyük tartışmaları beraberinde getireceğe benziyor.

Eylül yağmurları nefes aldırdı

Megakent İstanbul’da günlerdir etkili olan sağanak yağışlar, kurak geçen yaz aylarının ardından hızla kuruyan barajlardaki düşüş eğilimini tersine çevirdi. İSKİ verilerine göre eylül sonu itibarıyla barajların ortalama doluluk oranı yükselişe geçerek yüzde 38 seviyesini aştı. Ancak uzmanlar, kentin su rezervlerinin geçmiş yılların ortalamasına kıyasla hâlâ kritik seviyelerde olduğu konusunda uyarıyor

02.10.2026 15:10:00
Haber Merkezi
 
Eylül yağmurları nefes aldırdı
Eylül yağmurları nefes aldırdı
Türkiye genelinde kavurucu sıcaklar ve kuraklıkla geçen yaz aylarının ardından, eylül ayının son günlerinde gelen kuvvetli sağanak yağışlar derin bir nefes aldırdı. Başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesi'ni etkisi altına alan yağışlar, uzun süredir düşüş eğiliminde olan baraj havzalarına olumlu yansıdı.

Havaların ısınması ve buharlaşma nedeniyle eylül ayı ortasında son 10 yılın en düşük seviyelerinden birini görerek yüzde 36,49'a kadar gerileyen İstanbul barajlarının ortalama doluluk oranı, son yağışların etkisiyle ekim ayının ilk günlerinde yüzde 38,42 seviyesine kadar tırmandı.


Baraj baraj son durum


İSKİ tarafından açıklanan güncel verilere göre, eylül sonu ve ekim başı itibarıyla yağışların barajlara olan etkisi havzaların yapısına göre büyük farklılıklar gösteriyor:

• Elmalı Barajı: Yağışlardan en olumlu etkilenen havza oldu ve doluluk oranı yüzde 81'e ulaştı.

• Darlık Barajı: yüzde 58 doluluk oranıyla kentin su ihtiyacını sırtlayan önemli kaynaklardan biri oldu.

• Ömerli Barajı: Megakentin en büyük su deposu konumundaki barajda doluluk yüzde 54 seviyesinde seyrediyor.

• Alibey Barajı: Yüzde 37 doluluk oranına ulaştı.

• Terkos Barajı: Kentin Avrupa Yakası'ndaki can damarı yüzde 32 seviyesinde kaldı.

• Büyükçekmece ve Sazlıdere: Sırasıyla yüzde 26 ve yüzde 20 oranlarıyla kritik eşikte bulunuyor.

• Pabuçdere ve Kazandere: Yaz kuraklığından en çok darbe alan bu iki barajda su seviyeleri sırasıyla yüzde 2 ve yüzde 11 gibi oldukça düşük oranlarda kaldı.


Geçmiş yıllarla kıyaslandığında durum ne?


Eylül yağmurları düşüşü durdurup barajlara günlük bazda puanlar kazandırsa da tarihsel veriler tehlikenin tamamen geçmediğini gösteriyor. İstanbul'da aynı dönemler kıyaslandığında, baraj doluluk oranları son 10 yılda üçüncü kez yüzde 40 sınırının altında seyrediyor.

İSKİ'nin geçmiş verilerine bakıldığında İstanbul barajlarının eylül sonu / ekim başı doluluk grafiği son yıllarda büyük dalgalanmalar yaşadı:

• 2022 yılı: %52,14

• 2023 yılı: %25,28 (Büyük kuraklık yılı)

• 2024 yılı: %41,26

• 2025 yılı: %33,49

• 2026 yılı (Güncel): %38,42

Akademisyenler ve meteoroloji uzmanları, eylül ayında baraj havzalarına düşen yağışların toprağın nem ihtiyacını karşıladığını ve akışa geçen suyun barajları beslemeye başladığını belirtiyor.

Buna karşın, kentin yıllık su tüketim hızı göz önüne alındığında, tam bir rahatlama yaşanabilmesi için sonbaharın geri kalanında ve kış aylarında kar yağışlarının etkili olması gerektiği vurgulanıyor. İSKİ yetkilileri ise yağışlara rağmen İstanbullulara su tasarrufu çağrılarını yinelemeye devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.