Galatasaray'da krizin nedeni ortaya çıktı
Galatasaray iç siyaseti daha önce 2000'lerin başında Faruk Süren'i, daha sonraki yıllarda ise tam toparlanmışken Özhan Canaydın'ı yedi
03.11.2026 10:02:00
Haber Merkezi
Haber Merkezi





Galatasaray iç siyaseti daha önce 2000'lerin başında Faruk Süren'i, daha sonraki yıllarda ise tam toparlanmışken Özhan Canaydın'ı yedi. Sıra Dursun Özbek ve yönetimine gelmiş gibi duruyor.
Önce Asbaşkan Metin Öztürk'ün, ardından da Abdullah Kavukçu'nun istifasına kadar varan süreç, Galatasaray'ın en çok övündüğü "fikri hür, vicdanı hür" ilkesi ile gündelik kulüp siyasetini karşı karşıya getirdi.

Muhalif bir üyeye (Ayhan Özmızrak olduğu iddiası var) edilen küfrün Kavukçu tarafından "bizden değil" anlayışıyla cezasız bırakılmak istenmesi iddiaları, kulüp tüzüğü ve gelenekleri açısından ciddi bir aşınma olarak yorumlandı.

Öztürk'ün bu noktadaki duruşu tüzük odaklıyken, Kavukçu'nun yaklaşımı taraf odaklı bir siyaset algısı olarak kabul edildi. Suçlamaların hedefi haline gelen Kavukçu'nun kendisini savunmak için ilk anda yaptığı "operasyon" vurgusu, yönetimin kendi içinde zaten kırılgan bir dengede olduğunu bir kez daha kanıtladı. Zaten sonrasında da istifa geldi.

FUTBOL TAKIMININ BAŞARISI
Sahada gelen sportif başarılara (Lille galibiyeti, ligdeki puan farkı) rağmen masada yaşanan bu kriz; güç alanlarını koruma, gelecekteki olası başkanlık hesapları ve grup içi çekişmelerin sahada kazanılan huzuru hızla yok edebilecek kadar ciddi boyutlara geldiği konuşuluyor.

GALATASARAY CAMİASI BU DURUMA ALIŞIK
Galatasaray tarihine bakıldığında, en başarılı olunan dönemlerde bile idari krizlerin patlak vermesi sıkça yaşanan bir durum. Sportif avantajın bu kadar güçlü olduğu bir dönemde seçimin ve sandığın konuşulmaya başlanması, kulüp içi dengelerin ne kadar hassas olduğunu ve bir istifanın kelebek etkisi yaratarak tüm yönetimi riske atabildiğine kanıt gibi.

FARUN SÜREN'İ UEFA KUPASI DA KURTARAMADI
Hatırlanacağı üzere 2000'lerin başında Türk futbolunun zirvesi olan UEFA ve Süper Kupa zaferleri sonrasında kulüp içinde ağır ekonomik yük ve muhalefet baskısı tırmandı. Tarihi kupaların coşkusu henüz tazeyken yönetim içi fikir ayrılıkları derinleşti; sonuçta Faruk Süren dönemi sona erdi ve kulüp uzun sürecek bir idari çalkantı dönemine girdi.

ÖZHAN CANAYDIN DA AYNI KADERİ YAŞADI
2006'da son hafta gelen unutulmaz şampiyonluğun coşkusu yaşanırken, Özhan Canaydın yönetimi derin bir mali kriz ve borç batağıyla boğuşuyordu. Şampiyonluk kutlamalarının hemen ardından yapılan genel kurullarda Canaydın yönetimi sert eleştirilerle karşılaştı. Camia içi mahkemeler ve muhalefet dalgaları yönetimi sandığa sürükledi, kulüp uzun süre sallandı.
Önce Asbaşkan Metin Öztürk'ün, ardından da Abdullah Kavukçu'nun istifasına kadar varan süreç, Galatasaray'ın en çok övündüğü "fikri hür, vicdanı hür" ilkesi ile gündelik kulüp siyasetini karşı karşıya getirdi.

Muhalif bir üyeye (Ayhan Özmızrak olduğu iddiası var) edilen küfrün Kavukçu tarafından "bizden değil" anlayışıyla cezasız bırakılmak istenmesi iddiaları, kulüp tüzüğü ve gelenekleri açısından ciddi bir aşınma olarak yorumlandı.

Öztürk'ün bu noktadaki duruşu tüzük odaklıyken, Kavukçu'nun yaklaşımı taraf odaklı bir siyaset algısı olarak kabul edildi. Suçlamaların hedefi haline gelen Kavukçu'nun kendisini savunmak için ilk anda yaptığı "operasyon" vurgusu, yönetimin kendi içinde zaten kırılgan bir dengede olduğunu bir kez daha kanıtladı. Zaten sonrasında da istifa geldi.

FUTBOL TAKIMININ BAŞARISI
Sahada gelen sportif başarılara (Lille galibiyeti, ligdeki puan farkı) rağmen masada yaşanan bu kriz; güç alanlarını koruma, gelecekteki olası başkanlık hesapları ve grup içi çekişmelerin sahada kazanılan huzuru hızla yok edebilecek kadar ciddi boyutlara geldiği konuşuluyor.

GALATASARAY CAMİASI BU DURUMA ALIŞIK
Galatasaray tarihine bakıldığında, en başarılı olunan dönemlerde bile idari krizlerin patlak vermesi sıkça yaşanan bir durum. Sportif avantajın bu kadar güçlü olduğu bir dönemde seçimin ve sandığın konuşulmaya başlanması, kulüp içi dengelerin ne kadar hassas olduğunu ve bir istifanın kelebek etkisi yaratarak tüm yönetimi riske atabildiğine kanıt gibi.

FARUN SÜREN'İ UEFA KUPASI DA KURTARAMADI
Hatırlanacağı üzere 2000'lerin başında Türk futbolunun zirvesi olan UEFA ve Süper Kupa zaferleri sonrasında kulüp içinde ağır ekonomik yük ve muhalefet baskısı tırmandı. Tarihi kupaların coşkusu henüz tazeyken yönetim içi fikir ayrılıkları derinleşti; sonuçta Faruk Süren dönemi sona erdi ve kulüp uzun sürecek bir idari çalkantı dönemine girdi.

ÖZHAN CANAYDIN DA AYNI KADERİ YAŞADI
2006'da son hafta gelen unutulmaz şampiyonluğun coşkusu yaşanırken, Özhan Canaydın yönetimi derin bir mali kriz ve borç batağıyla boğuşuyordu. Şampiyonluk kutlamalarının hemen ardından yapılan genel kurullarda Canaydın yönetimi sert eleştirilerle karşılaştı. Camia içi mahkemeler ve muhalefet dalgaları yönetimi sandığa sürükledi, kulüp uzun süre sallandı.

































































































































