logo
03 KASIM 2026

Sinop'ta 20 yıldır santral arıyoruz, peki kendi bilimimize ne kadar güveniyoruz?

03.11.2026 00:00:00 / Güncelleme: 03.11.2026 07:56:03
 
 Türkiye'nin enerji geleceğini ilgilendiren Sinop Nükleer Güç Santrali, Güney Kore ile yürütülen görüşmelerle yeniden gündemde. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Güney Kore ziyareti kapsamında yapılan açıklamalar, iki ülke arasındaki nükleer enerji iş birliği arayışının sürdüğünü gösteriyor.

Ancak Sinop'un hikâyesi yeni başlamadı.

Yaklaşık 20 yıldır aynı bölgede nükleer santral kurmayı konuşuyoruz. Peki bu süre içerisinde ne kadar yol aldık?


Yirmi yıllık görüşmeler, henüz kurulamayan bir santral



Sinop, 2006 yılında nükleer santral kurulabilecek yerlerden biri olarak belirlendi. Hazırlık çalışmaları 2008 yılında başladı.

2010'da Güney Kore ile görüşmeler yürütüldü. Ancak elektrik alım garantileri ve ticari koşullarda uzlaşma sağlanamadı.

Ardından Japonya ve diğer uluslararası ortaklarla temaslar gerçekleştirildi.

2013 yılında Japon-Fransız konsorsiyumuyla yaklaşık 22 milyar dolarlık bir proje üzerinde anlaşmaya varıldı. Sonraki yıllarda maliyet tahminleri yaklaşık 44 milyar dolara yükseldi. Proje ilerleyemedi ve Japonya ile yürütülen girişim sona erdi.

2023 yılında Güney Koreli KEPCO yeniden teklif sundu. 2025'te nükleer enerji iş birliği için mutabakat imzalandı. Bugün ise aynı ülkeyle yeniden teknik ve ekonomik değerlendirmeler yapılıyor.

Elbette nükleer santral inşası yüksek sermaye, ileri teknoloji ve sıkı güvenlik standartları gerektirir. Ancak bu gerçek, yirmi yıllık sürecin sorgulanmasına engel olmamalıdır.

Değişen teknoloji tercihleri, tekrarlanan fizibilite çalışmaları ve artan finansman maliyetleri kamuoyuna açıklanmalıdır. Bir projenin sürekli ertelenmesinin de fırsat maliyeti vardır.

Neden her yeni görüşmede yeniden başlıyoruz? Önceki girişimlerden hangi dersleri çıkardık?


Bilim insanlarımız var, peki bilimsel birikimimiz kararlara ne kadar yansıyor?



Türkiye nükleer bilim alanına bugün adım atmıyor.

1956 yılında başlayan kurumsal nükleer araştırma geçmişimiz var. Üniversitelerimizde araştırma reaktörleri, nükleer mühendislik ve enerji alanlarında yetişmiş bilim insanlarımız bulunuyor.

TENMAK, TÜBİTAK ve üniversitelerimiz önemli bir araştırma altyapısına sahip.

Elbette bir araştırma reaktörüyle büyük ölçekli ticari nükleer santral aynı şey değildir. Bütün teknolojiyi kısa sürede yerli imkânlarla geliştirmeyi beklemek gerçekçi olmaz.

Ancak yabancı teknoloji kullanmakla yerli bilimsel kapasite geliştirmek birbirine alternatif değildir.

Asıl mesele, bu yatırımların Türkiye'ye ne kadar mühendislik bilgisi, teknoloji transferi ve araştırma kapasitesi kazandıracağıdır.

Yirmi yıl boyunca üniversitelerimiz hangi araştırma programlarına dâhil edildi? Kaç bilim insanı yetiştirildi? Hangi teknolojiler yerlileştirildi?

Bu soruların somut cevaplarını bilmek kamuoyunun hakkıdır.


Sinop'un denizinden neden daha fazla yararlanmıyoruz?



Sinop konusunda yeterince gündeme gelmeyen başka bir enerji seçeneği daha var: Karadeniz'in akıntıları ve dalgaları.

2022 yılında sunulan bilimsel bir bildiride, Sinop Yarımadası'nın Karadeniz'deki çevresel akıntı sistemi ve girdap oluşumuyla ilişkisi incelendi.

Daha da önemlisi, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi 2014 yılında Sinop açıklarında kapsamlı deniz araştırmaları gerçekleştirdi. Akıntı hızları ölçüldü, sıcaklık ve tuzluluk profilleri çıkarıldı.

Bu çalışmalar esas olarak nükleer santralin yer ve soğutma suyu değerlendirmeleri için yapıldı.

Peki bu veriler deniz akıntılarından elektrik üretimi açısından da değerlendirildi mi?

Üstelik Türkiye'de bu konuda yalnızca teorik tartışmalar yapılmıyor.

2024 yılında Journal of Naval Sciences and Engineering dergisinde yayımlanan TÜBİTAK destekli bir araştırmada, Sinop ve Hopa kıyılarında dalga enerjisinden elektrik üretimi ve bunun ekonomik maliyeti incelendi.

Araştırmada farklı dalga enerjisi dönüştürücüleri karşılaştırıldı. Sinop için incelenen seçenekler arasında koni biçimli şamandıra sisteminin ekonomik açıdan öne çıktığı hesaplandı.

Bu sonuçlar sayısal modellemeye dayanıyor; sahada kurulmuş ticari bir tesisin performansını göstermiyor.

Dolayısıyla deniz akıntısı veya dalga hareketlerinin bulunması, mutlaka ekonomik ölçekte elektrik üretilebileceği anlamına gelmez. Bunun için uzun süreli ölçümler, teknoloji maliyetleri ve çevresel etkiler araştırılmalıdır.

Ancak bütün bunlar araştırma yapılmamasının değil, bilimsel çalışmaların saha uygulamalarına ve pilot projelere dönüştürülmesinin gerekçesidir.


Enerji politikası sadece santral kurmak değildir



Nükleer enerji ile deniz enerjisini birbirine rakip göstermek doğru olmaz.

Nükleer santraller büyük ölçekli ve sürekli elektrik üretimi sağlayabilir. Deniz akıntısı ve dalga enerjisi ise uygun koşullarda tamamlayıcı kaynaklar olabilir.

Fakat her yatırımın ekonomik, teknik ve çevresel açıdan karşılaştırılması gerekir.

Sinop'ta kurulacak nükleer santralin toplam maliyeti ne olacak? Elektrik hangi fiyatla satın alınacak? Finansman ve döviz kuru riskini kim üstlenecek? Yerli sanayi ne kadar pay alacak?

Bu sorular cevaplanmadan yalnızca santralin kurulmasını ekonomik başarı olarak görmek doğru değildir.

Aynı şekilde deniz enerjisi için de ölçüm yapılmadan yüksek üretim kapasitesi vaat etmek bilimsel olmaz.

Türkiye'nin ihtiyacı, teknoloji seçeneklerini peşinen üstün ilan etmek değil, karşılaştırmalı araştırmalarla değerlendirmektir.


Yirmi yılın ardından artık farklı bir yol izlemeliyiz



Sinop için ulusal ölçekte bir enerji araştırma programı oluşturulabilir.

Üniversitelerimiz, TÜBİTAK, TENMAK ve ilgili mühendislik kuruluşları bir araya getirilerek nükleer enerji, deniz akıntıları, dalga enerjisi ve diğer seçeneklerin bilimsel ve ekonomik değerlendirmeleri yapılabilir.

Mevcut deniz ölçümleri araştırmacılara açılabilir. Eksik veriler tamamlanabilir. Uygun görülürse küçük ölçekli deniz enerjisi pilot projeleri geliştirilebilir.

Nükleer santral görüşmelerinde ise yerli mühendislik, teknoloji transferi ve araştırmacı yetiştirme yükümlülükleri somut hedeflerle tanımlanmalıdır.

Çünkü gerçek kalkınma yalnızca dışarıdan teknoloji satın almakla gerçekleşmez. O teknolojiyi anlayabilmek, geliştirebilmek ve zamanla kendi üretim kapasitesine dönüştürebilmek gerekir.

Sinop'ta yirmi yıldır santral kuracak ülke arıyoruz.

Artık şu soruyu da sormanın zamanı gelmedi mi?

Biz yalnızca elektrik üretecek bir santral mi istiyoruz, yoksa Türkiye'nin gelecek nesillerine bırakacağımız bir bilim, teknoloji ve mühendislik birikimi mi oluşturmak istiyoruz?

Sinop'un geleceği, yalnızca yabancı ülkelerle yapılacak anlaşmalarda değil, kendi bilim insanlarımızın bilgi ve üretim kapasitesine ne ölçüde yatırım yaptığımızda da şekillenecektir.

Kaynakça

  1. Yonhap News Agency. (2026). Erdogan seeks stronger S. Korea partnership in energy, tech, logistics amid global uncertainties.

    https://en.yna.co.kr/view/AEN20261029014800315

  2. Reuters. (2026). Erdogan says South Korea could partner in Turkey's Sinop nuclear project, Yonhap reports.

    https://www.reuters.com/world/asia-pacific/erdogan-says-south-korea-could-partner-turkeys-sinop-nuclear-project-yonhap-2026-11-02/

  3. Solaker, G. (2026). Erdoğan Seul'de: Sinop'ta nükleer santrali Güney Kore mi yapacak? Deutsche Welle.

    https://amp.dw.com/tr/erdo%C4%9Fan-seulde-sinopta-n%C3%BCkleer-santrali-g%C3%BCney-kore-mi-yapacak/a-79827262

  4. World Nuclear Association. Nuclear Power in Turkey.

    https://world-nuclear.org/information-library/country-profiles/countries-t-z/turkey

  5. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi. Sinop Nükleer Güç Santrali (NGS).

    https://iklim.mam.tubitak.gov.tr/tr/haber/sinop-nukleer-guc-santrali-ngs

  6. Tutak, B. (2022). Sinop Yarımadası'nın Karadeniz Rim Akıntısına ve Döngü Oluşumlarına Etkisi. 5. Ulusal Deniz Bilimleri Konferansı.

    https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/5udbk2022_55041.pdf

  7. Erselcan, İ. Ö. (2024). An Evaluation of Wave Energy Generation and Cost of Energy in the Black Sea. Journal of Naval Sciences and Engineering, 20(1), 21–41.

    https://doi.org/10.56850/jnse.1423490


 

 
Doç. Dr. Ali Bestami Kepekçi / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.