logo
26 MART 2026

Gaziantep'e gelen turistler katmer yemeden dönmüyor

Gaziantep'e gelen yerli ve yabancı turistler, kent mutfağında önemli yeri bulunan ve Antep fıstığı ile kaymağın buluştuğu lezzet olan katmeri yemeden gitmiyor. Katmerciler ise turist yoğunluğundan memnun oluyor

28.10.2025 11:47:00 / Güncelleme: 28.10.2025 11:51:13
İHA
Gaziantep'e gelen turistler katmer yemeden dönmüyor
Gaziantep'e gelen turistler katmer yemeden dönmüyor
Gastronomi şehri Gaziantep'in tescilli lezzetleri arasında yer alan katmer, kentte baklavadan sonra en fazla tüketilen yiyecek olarak tercih ediliyor. Gaziantep'te özellikle kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi katmer, turistlerin de tattığı lezzetler arasında ilk sıralarda bulunuyor.

Seneler boyunca çeşitli geleneklerin ve kültürlerin harmanlanmasıyla oluşan Gaziantep mutfağının en önemli lezzetlerinden olan katmer, maharetli ellerde tam bir lezzete dönüşüyor.
Kültür ve turizm şehri Gaziantep'te turistlerin de tattığı lezzetler arasında ilk sıralarda bulunan katmerin, turistlerin de ilgi göstermesiyle tüketimi artmaya başladı. Gezi için Gaziantep'e gelen yerli ve yabancı turistler, kentin en ünlü yiyeceklerinden katmeri yemeden gitmiyor.



Gaziantep mutfağında önemli yeri olan ve kentte yoğun olarak tüketilen katmer, ağızları tatlandırdığı için turistler katmere hayran kalıyor.

Antep fıstığı ve kaymağın buluştuğu katmere Gaziantep halkının yanı sıra yerli ve yabancı turistlerin de ilgi gösterdiğini belirten katmer ustası Gültekin Şerif Babacan, Gaziantep'i ziyaret edenlerin tattığı lezzetler arasında yer alan katmerin lezzetinin Antep fıstığı ve kaymağın bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını söyledi.



Kentte genellikle kahvaltıda tüketilen Antep katmerinin hamurunda buğday ununun kullanıldığını ve Antep katmerine tadını pişirme sırasında eriyerek yufkaya yayılan şekerin verdiğini belirten Babacan, "Gastronomi şehri Gaziantep katmeri en çok tercih edilen lezzetimizdir. Gaziantep'e gelen turistler de katmeri çok tercih ediyor. O yüzden katmer Gaziantep'in geleneksel bir yiyeceği haline geldi. Daha önceleri gelin ve damadın da ilk sabah kahvaltısında yer alan katmer şu an şehrimize gelen turistlerin de çok ilgisini çekiyor. Gaziantep nasıl bir baklavada ön sırada ise şu anda katmerde de ön sıradayız ve bir Gaziantepli olarak bununla gurur duyuyoruz. Şehrimize gelen turistlere de hizmet vermekten onur duyuyoruz. Katmer baklava gibi çok büyük ilgi gördüğü için herkes bu lezzeti tatmak istiyor. Bu güzel lezzeti tadan müşterilerin çoğu memnun kalıyor. Katmer baklava gibi ince hamur, süt kaymağıyla ve fıstıkla yapılır" dedi.



Gaziantep'e gelen turistlerin katmer yemeden dönmediklerini belirten Babacan, katmerin yapılışıyla ilgili de bilgi vererek, "Katmer için ince bir hamur açılıyor. Hamur açıldıktan sonra içerisine 'boz fıstık' dediğimiz fıstık ilave edilir. Fıstıktan sonra şeker ve şekerin üzerine de süt kaymağımız, kaymağın da üzerine sadeyağ ekleriz. Sonra taş fırında piştikten sonra da sunum yapılır" ifadelerini kullandı.



Katmerin fiyatının 600 TL olduğunu belirten Babacan, usta ellerde lezzete dönüşen katmere artan bu ilgiden de memnun olduklarını sözlerine ekledi.

Arkadaşlarıyla birlikte İstanbul'dan Gaziantep'e gezmeye gelen Ebrar Sarıhan, "Bu benim Gaziantep'e üçüncü gelişim. Her geldiğimde katmer yiyorum. Özellikle İstanbul'dan arkadaşlarımı da davet ettim. Gaziantep'in bütün yemekleri çok lezzetli ama özellikle katmer için kesinlikle Gaziantep'e gelindiğinde katmer yemeden gitmemek lazım. Herkese tavsiye ediyoruz. Ben de her geldiğimde kesinlikle katmer yiyorum. Katmer İstanbul'da çok bulabildiğimiz bir lezzet değil. İstanbul'da katmer bulamıyoruz ve Gaziantep katmeri hem çıtır hem fıstıkla birleştiği için çok lezzetli. O yüzden herkese tavsiye ederim" şeklinde konuştu.



Gaziantep katmerini çok beğendiğini belirten Hazal Merve ise, "Bodrum'dan geliyoruz ve katmerin meşhur olduğunu duymuştuk. Buraya da denemek için geldik. Gerçekten övüldüğü kadar da varmış. Hepimiz çok memnun kaldık. Çok lezzetli, daha önce yediğimiz hiçbir katmere benzemiyor. Her şey yerinde güzel olduğu gibi katmerin de en lezzetli olduğu yer burasıymış. Denedik ve gördük" diye konuştu.

Adıyaman'ın kanalizasyon atığı Atatürk Barajı'nı siyaha bürüdü

Adıyaman kent merkezi kanalizasyon atığının Atatürk Barajına dökülmesinden dolayı göletin bir kısmı siyaha büründü

26.03.2026 14:04:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:07:06
İHA
Adıyaman'ın kanalizasyon atığı Atatürk Barajı'nı siyaha bürüdü
Adıyaman'ın kanalizasyon atığı Atatürk Barajı'nı siyaha bürüdü
6 Şubat Depremlerinde Adıyaman Belediyesi Atık Su Arıtma Tesisinde hasar meydana geldi. Belediye ekipleri arıtma tesisinin havalandırma, çökertme havuzlarında meydana gelen hasarı onararak arıtma tesisini devreye aldı. Ancak tesisin mekanik kısmında da arıza olduğu ortaya çıktı.



Belediye mekanik kısmın onarımı için ihaleye çıktı. Bu süreçte arıtmanın da kapasite artışına gidildi. Günlük 32 bin metreküp olan kapasite 45 bin metreküpe çıkartılması için çalışma başlatıldı.

Bakım onarım çalışmasının tamamlanmamış olmasından kaynaklı atık su baraj göletine direk dökülüyor. Atıkların döküldüğü baraj gölü siyaha büründü.



Arıtma tesisindeki çalışmalar tamamlanana kadar kentin atığı doğrudan baraj gölüne akmaya devam edecek. Arıtma tesisinin bu yıl içerisinde tekrardan devreye alınacağı öğrenildi.

Baraj göletinde amatör olarak balık tutan vatandaşlar, hem sağlık hem de çevre kirliliği açısından kötü bir görüntünün ortaya çıktığını dile getirdi. Barajın bu kısmında çevreye kötü bir koku da yayılıyor.

İZBETON davasında ara karar açıklandı

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ'deki usulsüzlük iddialarına yönelik açılan davanın beşinci duruşması tamamlandı. Mahkeme heyeti ara kararında sanıkların adli kontrol tedbirlerinin devamına ve bilirkişinin reddi talebinin reddedilmesine hükmetti

26.03.2026 13:58:00 / Güncelleme: 26.03.2026 14:03:38
İHA
İZBETON davasında ara karar açıklandı
İZBETON davasında ara karar açıklandı
İZBETON AŞ Kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davaya Aliağa'da devam edildi. 5. Duruşmada tutuksuz yargılanan sanıklar hakim karşısına çıktı.



Başka bir dosyadan tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu da duruşmaya katıldı.



Yoklamayla başlayan duruşmada sanık avukatları dosyaya atanan yeni bilirkişi heyetine itiraz etti. Mahkeme heyeti avukatların bilirkişinin reddi talebini kabul etmedi.



Adli kontrol tedbirleri sürecek

iddianamede 449 mağdur ve 7 müşteki bulunurken, sanıklar hakkında 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Operasyonlarda 139 şüpheli yakalandı ve adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60'ı tutuklandı. Süreç içerisinde yapılan itirazlar ve tahliyelerle İZBETON ana davasında tutuklu sanık kalmadı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanıklar hakkında daha önce uygulanan adli kontrol tedbirlerinin devam etmesine karar verdi.

Dosyada yer alan eksikliklerin tamamlanması ve bilirkişi raporunun mahkemeye sunulması kararlaştırıldı. Mahkeme heyeti, tüm eksiklerin giderilmesi amacıyla duruşmayı 17 Haziran 2026 saat 10.00'a erteledi.

İBB Davası'nın 11'inci duruşması başladı

İBB Davası'na ilişkin 107'si tutuklu, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere 407 sanığın yargılandığı davanın 11'inci duruşmasında tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın çapraz sorgusu yapılıyor

 

26.03.2026 11:00:00
Anadolu Ajansı
İBB Davası'nın 11'inci duruşması başladı
İBB Davası'nın 11'inci duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Çalık'ın çapraz sorgusuyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. 

Elazığ'da deprem

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde saat 10.37'de deprem meydana geldi

 

26.03.2026 10:53:00 / Güncelleme: 26.03.2026 11:48:10
Anadolu Ajansı
Elazığ'da deprem
Elazığ'da deprem

Elazığ'ın Sivrice ilçesinde saat 10.37'de 4,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Sivrice olan 4,3 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi.

Depremin 11,33 kilometre derinlikte meydana geldiği belirlendi. 

Dilovası davasında sanığın "Şov yapmayın" sözleri tansiyonu yükseltti

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davanın ikinci gününde, Oransal kardeşlerin dayısı sanık Ali Osman A.'nın sözleri gerginliğe sebep oldu. Kimlik tespitinde mesleğini "basiretli iş adamı" olarak tanımlayan sanığın duruşma sırasında müştekilere dönerek "Sesim basiretli geliyor mu'" demesi ve tepkiler üzerine "Şov yapmayın" çıkışında bulunması salonda tansiyonu yükseltti. Çapraz sorgudaki soruları "Sadece külodumun rengini bilmiyorsunuz" ifadeleriyle geçiştiren sanığın tavırları üzerine mahkeme salonunda güvenlik koridoru oluşturuldu

26.03.2026 00:08:00 / Güncelleme: 26.03.2026 06:35:38
İHA
Dilovası davasında sanığın "Şov yapmayın" sözleri tansiyonu yükseltti
Dilovası davasında sanığın "Şov yapmayın" sözleri tansiyonu yükseltti
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde 2. gün görülen duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan sorumlu müdür Ünal A., fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiklerini söyleyerek, "2016 yılından bu yana Küresel OSGB'de sorumlu müdür olarak çalışmaktayım. Ağustos 2025 yılı itibarıyla SGK tarafından gönderilen sigorta sicil numaraları içerisinde Ravive isimli iş yeri için görevlendirme geldi. Ağustos ayında görevlendirme gelince Seyfullah arkadaşımız belirtilen adrese gitti ancak Ravive yerine başka bir iş yeri olduğunu fark etti. Bize belirtilen adres Asalet Caddesi 28 numaraydı. Ben de İstanbul'dan Kocaeli'ye gelerek bu durumu teyitledim. İsmail Oransal'ı aradım ancak dönüş alamadım. İnternetten bulduğum Ataşehir'deki adresine gittim, fabrika bekledim ancak ofis olduğunu gördüm" dedi.



"Siz kimsiniz, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok"



İsmail Oransal ile görüşmek istediğini belirten Ünal A., "Aramalarıma rağmen İsmail Bey telefonlarıma dönmedi. En sonunda mesaj attım, o da beni muhasebeci Mustafa Ç.'ye yönlendirdi. Mustafa Bey'e de Ravive'nin adresini mesaj atarak sordum ancak cevap vermedi. Aradım ve konuştuk ancak bu konuşma tartışma havasındaydı. Bana, 'Siz kimsiniz kardeşim, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok' dedi. 'Bir şey olursa hesap bizden sorulacak' dedim. Görüşmelerin üstlerimiz tarafından yapıldığını ve onay alındığını söyledim. İş yerini sordum, bana oraya giremeyeceğimi, iş yeri sahibinin asabi olduğunu söyledi. 'Sözleşmeyi feshederiz, o iş yerine giremezsin' dedi. Ofisime gittiğimde sözleşmenin feshedileceğini bildirdim. Biz de o tarihten itibaren Ravive Kozmetik'i aklımızdan sildik. Hizmet verdiğimiz 450 firma var" diye konuştu.



"Ravive tarafından hizmet kabul edilmeyerek engellendi"



Yangını haberlerden öğrendiklerini belirten sorumlu müdür Ünal A., "3 gün sonra Çalışma Bakanlığı müfettişi tarafından arandık. Ravive Kozmetik ile ilişkimizin olduğunu söylediler. Sisteme baktığımızda sözleşme olan adresin bulunmadığını söyledik. Bilirkişi de ilişkilerimizi tespit etmiş, anlattığım olaylar bunlardır. Görevlendirmemiz olan adres Asalet Caddesi No:28'dir. Ancak belirtilen adreste bu isimle bir firma yoktu. Ravive Kozmetik tehlikeli sınıfta olan bir firmadır. Kabul etselerdi hizmet vermeye devam edecektik. Ravive tarafından engellenmiş ve kabul edilmemiş bir hizmet vardır. Hiçbir sorumluluğum yok. Hatta sınırlarımı zorlayarak Esenyurt'tan Kocaeli'ye geldim. Çok büyük mağduriyet yaşamaktayım. Yangın çıkan adreste görevlendirmemiz yok" ifadelerini kullandı.


"Denetimi yapar, eksikleri bildirirdik"



Savunmasının ardından müşteki avukatlarının çapraz sorgusunda Ünal A.'ya ödeme alıp almadığı soruldu. Ünal A., "Hizmet verilmediği için fatura kesilmedi ve ödeme alınmadı. Muhasebeci Mustafa başka firmadan hizmet aldığını söyledi" dedi.

Ravive Kozmetik'in tehlikeli sınıfta yer aldığı, neden bakanlığa bildirim yapılmadığı sorusu üzerine ise Ünal A., "Bizim böyle bir işleyişimiz yoktur. Zaten Ravive Kozmetik'in ne iş yaptığını bilmiyorduk" yanıtını verdi. Avukatın adres verilseydi denetim yapılması halinde olayın önlenip önlenemeyeceğine ilişkin sorusu üzerine Ünal A., "Denetimi yapar ve eksikleri bildirirdik. Eksiklerin giderilmesini söylerdik" cevabını verdi.



"Şov yapmayın" sözleri salonda gerginliğe neden oldu



Ünal A.'nın ardından "suçluyu kayırma" suçundan yargılanan tutuklu sanık Ali Osman A. kürsüye çıktı. İlk gün kimlik tespitinde mesleği sorulunca kendisini "basiretli iş adamı" olarak tanıtan Ali Osman A.'nın bugün kürsüye çıkınca müşteki tarafına dönerek "Sesim basiretli geliyor mu'" demesi üzerine salonda gerginlik yaşandı. Müşteki vekillerinin tepki göstermesi üzerine sanık Ali Osman A., "Şov yapmayın" dedi.

Bunun üzerine yangında çocuğunu kaybeden bir baba, "Şov yapan sensin. 7 can cayır cayır yandı. Adam gibi iş yapsaydınız böyle olmazdı. Hiç mi vicdanınız yanmadı'" diyerek tepki gösterdi. Yaşananların ardından müşteki ve avukatlarının bulunduğu bölgede güvenlik koridoru oluşturuldu. Bir avukat, salonda taşkınlık olmadığını belirterek, güvenlik koridorunun kaldırılmasını talep etti. Talep yerine getirildi.


"Tek yaptığım budur"



İsmail ve Altay Ali Oransal'ın dayısı olan sanık Ali Osman A. savunmasında, "Sanıklar benimle iletişime geçtiğinde suçlu değillerdi. Sütlüce'de bulunan iş yerinde güvenlik amiri Ali D. ile birlikte oturduğum esnada Çorlu'da bulunan iş yerindeki fabrikama yeğenlerimin girmek istediği bilgisini aldım. Küs olmam sebebiyle onları içeri almamalarını söyledim. Daha sonra Ravive'nin yandığını öğrendim. İsmail ve Altay fabrikamdan çıkmayınca Onay Y.'ye yeğenlerimi fabrikadan uzaklaştırmasını ve polise teslim etmesini söyledim. Tek yaptığım budur. İsmail Oransal ile 5 aydır, Altay Ali Oransal ile de 2 yıl gibi küsüm. Babalarıyla ise ara sıra konuşuyordum. Ravive'deki imalatın nasıl yapıldığını bilmiyorum" ifadelerini kullandı.


Birçok iddiayı reddederek sorulara cevap vermedi



İddianamede yer alan "Canlarını sıkmasınlar, rahat olsunlar. Onları çok sağlam bir şekilde karşıya geçireceğiz. Maddi imkanımız ve gücümüz var. En kötü ihtimalle biz avukatları devreye sokacağız, suçu babaları üstlenecek, onlara bir şey olmayacak. Bu konuşmalarımı yeğenlerime ilet" şeklindeki ifadeleri reddeden sanık, çapraz sorguda sorulan birçok soruyu ise "Her şeyimi biliyorsunuz, sadece külodumun rengini bilmiyorsunuz" diyerek cevapsız bıraktı.


"O saatte aranmıyorlardı" dedi, babanın ölümüyle ilgili iddiada bulundu



Olayın ardından emniyetten kimi aradığı sorulan sanık Ali Osman A., "İsmini vermeyeceğim. Yangınla ilgili bilgi almak için aradım, şahısların teslim olması için tavsiyelerde bulundu" dedi. Avukatların "Neden yeğenlerinizi ihbar etmediniz'" sorusuna ise sanık, "O saatte yeğenlerim henüz aranmıyordu" yanıtını verdi. "Siyasi bağlantılarınıza güvenerek mi bu kadar cesur davranıyorsunuz'" sorusu üzerine Ali Osman A., "Siyasi bağlantılarım olsaydı burada olmazdım" cevabını verdi.

Sanık Ali Osman A., soruşturma sürecinde cezaevinde hayatını kaybeden fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ile ilgili, "Kurtuluş Oransal kalp krizinden ölmedi" şeklinde bir iddiada bulunarak, "Acil tahliyemi talep ediyorum" dedi.
Savunmanın ardından duruşma yarına ertelendi.


Ne olmuştu



Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'ndeki Ravive Kozmetik'te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetti. Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edildi.

Fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise, tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 'olası kastla öldürme' suçundan 7'şer kez müebbet, 'nitelikli mala zarar verme' suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Oransal kardeşlerin dayısı sanık Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında da 'suçluyu kayırma' suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edildi.

Şehide gözü yaşlı veda

Ağrı'da yaşanan askeri araç kazası sonucu şehit olan 25 yaşındaki Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay, memleketi Hatay'da kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Cenaze namazında ve askeri törende ise şehidin annesi ve kız kardeşleri gözyaşlarına hakim olamadılar

25.03.2026 16:13:00 / Güncelleme: 25.03.2026 16:16:08
İhlas Haber Ajansı
Şehide gözü yaşlı veda
Şehide gözü yaşlı veda
Geçtiğimiz gün Ağrı'da görev esnasında meydana gelen askeri araç kazasında şehit olan Yusuf Açay'ın şehadet haberi, askeri yetkililer tarafından sağlık ekipleri eşliğinde Kırıkhan ilçesine bağlı Demirkonak Mahallesi'nde yaşayan ailesine ulaştırılmıştı.

Acı haberin ardından şehidin baba ocağına Türk bayrağı asılırken, mahallede büyük üzüntü yaşandı. Şehidin yakınları ve komşuları eve akın ederken, baba evine Türk bayrağı asıldı. Şehit için öğle namazını müteakip Kırıkhan Şehitlik Kompleksi Camii'nde cenaze namazı kılındı. Cenaze namazının ardından Şehit Açay, Kırıkhan Şehitliği'nde düzenlenen askeri törenle defnedildi.

Şehidin son yolculuğuna uğurlandığı cenaze namazında annesi Emine Açay ve kız kardeşleri duygusal anlar yaşandı. Bekar olan 25 yaşındaki Açay'ın babasının 2003 yılında vefat ettiği ve yetim olduğu öğrenildi.

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı

Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı, bahis ve şike iddiasıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle hakim karşısına çıktı. Mahkeme, Baltacı'nın ilk duruşmada tahliyesine karar verdi. Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk kararın ardından yaptığı açıklamada, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi

25.03.2026 14:35:00
İHA
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı hakkında tahliye kararı
Galatasaraylı futbolcu Metehan Baltacı'nın, bahis ve şike iddialarıyla 13 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına başlandı. İstanbul 3.Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tutuklu sanık Metehan Baltacı ve taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmaya Baltacı'ya destek için Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, futbolcular Kazım Karataş, Doğan Alemdar ve Bertuğ Yıldırım da izleyici olarak katıldı.

Sanık avukatları müvekkilinin mahkemeden tahliyesini ve beraatını istedi

Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dosyanın esasa ilişkin mütalaa hazırlanması için tarafına gönderilmesine ve sanık Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar vermesini talep etti.

İlk duruşmada tahliye kararı

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Metehan Baltacı'nın tutuklulukta geçirdiği süreyi de dikkate alarak tahliyesine karar verdi. Mahkeme, dosyanın mütalaasını hazırlaması için Cumhuriyet Savcısı'na gönderilmesine de hükmederek duruşmayı 12 Haziran tarihine erteledi. Duruşmanın ardından Okan Buruk, "Tahliye oldu, hepimiz çok mutluyuz" dedi.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Metehan Baltacı'nın 'bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs' ve 'şike ve teşvik primi' suçlarından 4 yıldan 13 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

24 ilde DEAŞ'a yönelik operasyon: 88 gözaltı

İçişleri Bakanlığı, silahlı terör örgütü DEAŞ'a yönelik 24 ilde, jandarma ekiplerince icra edilen operasyonlarda 88 şüphelinin gözaltına alındığını bildirdi

25.03.2026 14:25:00
İHA
24 ilde DEAŞ'a yönelik operasyon: 88 gözaltı
24 ilde DEAŞ'a yönelik operasyon: 88 gözaltı
İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, "Jandarma Genel Komutanlığı TEM Daire Başkanlığı ve Cumhuriyet Başsavcılıkları koordinesinde; İl Jandarma Komutanlıklarınca yapılan çalışmalar sonucu 24 ilde operasyonlar düzenlendi.

DEAŞ Terör Örgütüne yönelik düzenlenen operasyonlarda 88 şüpheli yakalandı.

Şüphelilerin; DEAŞ Terör örgütüne üye oldukları, terör örgütüyle iltisaklı kişiler ve sözde yardım kuruluşları aracıyla finansal destek sağladıkları ve sosyal medya hesapları üzerinden DEAŞ terör örgütünün propagandasını yaptıklarının tespit edildi" ifadelerine yer verildi.

7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"

Kocaeli'nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin yargılanan sanıklardan, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal'ın oğlu Altay Ali Oransal da, fabrikanın asıl yöneticisinin ölen babası Kurtuluş Oransal olduğunu, şirketin sadece kağıt üzerinde kendilerine ait olduğunu öne sürdü. Avukatların, fabrikadaki iş güvenliği eksikliklerini hatırlatarak, "Makine mühendisisiniz, çıplak gözle görülebilecek bu eksiklikleri görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Makine mühendisiyim ancak o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi. Yine avukatların 7 işçinin acı ölümünü hatırlatıp vicdan azabı çekip çekmediğini sorduğu sanık Altay Ali Oransal, kendisinin de acılı olduğunu söyleyerek, "Ben de babamı kaybettim, tabii ki kalbim ağrıyor" ifadelerini kullandı

25.03.2026 14:14:00 / Güncelleme: 25.03.2026 14:20:28
İHA
7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"
7 işçinin öldüğü faciada fabrika sahibinin diğer oğlu da hakim karşısında: "Kalbim ağrıyor"
Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'nde yapılan duruşmanın ikinci gün oturumunda savunması alınan tutuklu sanıklardan Ravive Kozmetik'in resmi yetkilisi Altay Ali Oransal (35), hayatını kaybedenlerin yakınlarına Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı dileyerek savunmasına başladı. Babası Kurtuluş Oransal'ın tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek vefat ettiğini hatırlatan Oransal, "Ben de sorumluların cezalandırılmasını istiyorum" dedi.

Makine mühendisliği bölümü mezunu olduğunu söyleyen Oransal, "Annem ve babam boşandıktan sonra kardeşimle annemle kalmaya başladık. Web sitesi üzerinden e-ticarete atıldık. Babam borçları olduğunu söyledi. Kendine ufak bir yer açmak istedi ve borç para istedi. Borcu sebebiyle adına şirket kuramıyordu. Pandemide yaşanan kolonyaya olan ihtiyaç sebebiyle kârlı olacağını düşündük ve borç para verdik. Adımıza şirketi açtı" dedi.



"Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive'den gelir elde etmedim"

Patlamanın yaşandığı Ravive isimli fabrikayı çok az ziyaret ettiğini ve söz konusu işletmeden para almadığını iddia eden eden Altay Ali Oransal, "Geçimimizi krem markamızdan sağlıyorduk. Kadınlar tarafından çok tercih edilen markamızdır. Shauran da Fransa'da üretilen markamızdır. Biz gelirimizi bu iki markadan sağlıyorduk. Ben senede birkaç kez gittiğim Ravive'den gelir elde etmedim. Yöneticilik veya başka bir ilişkim yoktur. Fabrikaya son 6 ayda 1veya 2 kez gitmişimdir. Buranın denetlenmesini veya üretimini yapmış değilim" diye konuştu.

"Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim"

Sanık Oransal, savunmasına şöyle devam etti:
"Tuncay Yıldız'ı (fabrikanın vefat eden çalışanı) hayatımda birkaç kez aradım. Babamdan sonra fabrikada en etkili kişidir. Gülhan Bendi'yi (çalışan) simaen bilirim. Kendisine hiç talimat vermedim. Talimat verdiğim iddiası yalandır. Hiç gitmediğim fabrikada nasıl talimat verebilirim' Gülhan Bendi, WhatsApp gruplarında talimat veriyormuş, fabrikadaki sorumlu kişilerden biridir. İfadesi ile sorumluluğu üzerinden atmaktadır."

"Yanımda pasaportum varken kaçmadım"

Olay günü yaşananları da anlatan Oransal, "Olay günü kardeşim beni aradı ve patlama olduğunu söyledi. İkinci arayışında can güvenliğimizin olmadığını, avukatın da il dışına çıkmamız gerektiğini söylediğini aktardı. Ravive'de hiçbir yetkim yoktur. Fiili yöneticisi Kurtuluş Oransal'dır. 5 aydır tutukluyum, hiçbir kusurum ve kastım yoktur. O gün kaçabilecek şansım varken, sınıra 1,5 kilometre uzaklıktayken ve yanımda pasaportum varken kaçmadım. Çünkü olayda sorumluluğum olmadığını düşünüyorum. Serbest bırakılmayı talep ediyorum. Olay günü kardeşim beni aldı ve dayımın fabrikasına gittik. Oradan da eve geçtik. Güvenli bir eve gittik. Tekirdağ'a gitmeden önce Gökberk kardeşimin dizüstü bilgisayarını ofisten alıp kendisine getirmiş."

"Biz hammaddeyi veriyorduk"

Markalarına ait jel kremin Ravive'de üretildiğini söyleyen Oransal, "Markamız, Ravive dışında başka yerde de üretiliyordu. Sadece markamıza ait jel krem Ravive'de üretiliyordu. Ravive'de üretilen markamızın denetimini kim yapıyordu bilmiyorum. Biz hammaddeyi veriyorduk" şeklinde konuştu.

"Ravive'deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok"

Sanık Altay Ali Oransal, Ravive'deki tüm işleyişin babasına ait olduğunu öne sürerek, "Ravive'deki tüm gelir ve giderler babama aitti. Ravive'nin hem eski hem de yeni yeriyle ilgili bilgim yok. Taşınma olayıyla ilgili bilgim yok. Üretim kısmıyla ilgili de söz sahibi ve müdahale hakkına sahip değilim. Ravive'deki depoda kardeşimle olan markamıza ait patlama anında stoklanmış olan ürün olup olmadığını bilmiyorum. Bir yazılım şirketim vardı. Yazılım bilgimden dolayı açtık ancak beceremedik. Sonra Gökberk'e ve Aleyna'ya devrettik. Başakşehir'deki ofisimizde Gökberk göstermelik kiraladı. Gökberk'in ürünleri nereden temin ettiğini bilmiyorum ancak Ravive'de fason üretim yapıyordu. Ravive'ye müşteri bulma gibi bir durumum ve çabam olmadı. Hayatımın büyük bir kısmını markam olan Shauran'a adadım. Ravive'deki kişilerin sigortasız olduğuna dair bilgim yok. Ravive'de denetim, üretim veya yönetici pozisyonum yoktur. Fabrika ve üretimde olan her şey babama aitti, o ilgileniyordu. Benim veya kardeşimin ilgisi yoktur" ifadelerini kullandı.

"İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır"

Yakalandıkları sırada üzerlerinde ele geçirilen 530 avro, 4 bin 350 dolar, 20 bin lira ve 2 pasaporta ilişkin mahkeme heyetinin sorusunu yanıtlayan sanık Oransal, söz konusu meblağın kardeşiyle kendisine ait toplam para olduğunu ifade etti. İşleri gereği sık sık yurt dışına çıktıkları için yanlarında sürekli döviz taşıdıklarını ve güvenlik sebebiyle banka kartlarının kapatıldığını öne süren Oransal, "Kaçma eylemi firari olan, kaçma ihtimali olan kişidir. Beni polis de aramadı. İsteseydim uçakla da gidebilirdim, evim havalimanına yakındır" şeklinde savunma yaptı.

"Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi"

Ayrıca, şirketin uzun yıllar neden kendi adlarına kayıtlı kaldığına yeniden açıklık getiren Oransal, babasının borç batağında olduğunu savunarak, "Babam borç batağındaydı. Ona yardımcı olmak sebebiyle şirketin kurulumunu kabul ettik. Babam gelir gideri hesaplayamayan biriydi. Babamın borçlarının bitmemesi sebebiyle uzun yıllar firmayı devredemedik. Ravive'den gelecek gelire ihtiyacım yok. Zaten iki markamızdan da gelirim vardı" dedi.

"Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum"

Savunmasının ardından müşteki avukatlarının çapraz sorgusuna geçilen sanık Altay Ali Oransal'a, babası Kurtuluş Oransal'ın soruşturma aşamasında verdiği "Şirket oğullarımın yönetimindeydi" şeklindeki ifadesi hatırlatıldı. Bu beyana karşı çıkan sanık, "Babamın böyle bir ifade verdiğine inanmıyorum. Sadece kağıt üzerinde yönetim kurulunda göründüğüm için yargılanıyorum ancak olayda hiçbir sorumluluğum yoktur" diye konuştu.

"Kör müydünüz'" tepkisi

Müşteki avukatlarının fabrikadaki iş güvenliği ihlallerini hatırlatarak, "Bu risklerden haberdarsınız. Hem şirkette yetkilisiniz hem de kendi markanız Ravive firmasında üretiliyor. Neden denetlemediniz'" sorusunu yöneltmesi üzerine Oransal, "Benim üretim tecrübem yoktu. 25 yıldır bu sektörde olan babam orayı işletiyordu" savunmasını yaptı.

Bir avukatın, "Makine mühendisi olarak oradaki eksiklikleri çıplak gözle görebilecekken bunları görmediniz mi, kör müydünüz" şeklindeki sert tepkisine ise sanık, "Ben sadece makine mühendisliği bölümünden mezunum, o alanda hiç çalışmadım" yanıtını verdi.

Sanığa, savunmasında sıkça dile getirdiği "babasının borç batağında olduğu" yönündeki ifadeleri üzerinden borcun miktarı ve neden kendi markalarından elde ettikleri gelirle bu borcu kapatmadıkları da soruldu. Babasının ne kadar borcu olduğunu tam olarak bilmediğini ancak ortada ciddi bir rakam olduğunu öne süren sanık, babasının gelir-gider dengesinin sürekli inişli çıkışlı olduğunu belirtti.

Müşteki avukatlarının, vergi denetimi raporlarına yansıyan ve "kişisel borç" açıklamasıyla şahsına gönderilen 1 milyon 800 bin liralık para transferini sorması üzerine ise Oransal, "Bu gelen para ile ilgili hiçbir bilgim yok. Muhasebecinin yaptığı bir işlemdir" dedi.

"Ben de babamı kaybettim, kalbim ağrıyor"

Fabrikadaki yangın merdiveni eksikliği ve yangın denetimlerine ilişkin sorular üzerine de bilgisi olmadığını savunan sanık, "Babamın fason kolonya dolumu yaptığından haberim vardı ancak babam kolonya üretimi yapmadı. Sadece fason dolum hizmeti veriyordu" ifadelerini kullandı.

Son olarak müşteki avukatlarının, "Olayda 7 kişi hayatını kaybetti. Hiç vicdan azabı duymuyor musunuz'" şeklindeki sorusuna sanık Oransal, "Ben de babamı kaybettim. Tabii ki kalbim ağrıyor" şeklinde karşılık verdi.

Altay Ali Oransal'ın savunmasının ardından duruşmaya ara verildi.

Ne olmuştu?

Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'ndeki Ravive Kozmetik'te meydana geldi. Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti.

Soruşturma kapsamında hazırlanan ve Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince delil yetersizliği gerekçesiyle iade edilen ilk iddianame, eksikliklerin giderilmesinin ardından yeniden revize haliyle kabul edilmişti. Ayrıca, fabrika sahibi Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmişti.

İstenen cezalar

İddianamede, kozmetik firması yetkilileri tutuklu sanıkları İsmail Oransal ile abisi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında 'olası kastla öldürme' suçundan 7'şer kez müebbet, 'nitelikli mala zarar verme' suçundan ise 3'er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istenmişti.
İddianamede, fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi Ümit Ç., sorumlu müdürü Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.'nin 'bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma' suçundan 2 yıl 8 aydan 22'şer yıl 6'şar aya kadar hapis talep edilmişti. Ayrıca Oransal kardeşlerin dayısı Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B.'nin ise 'suçluyu kayırma' suçundan 6 aydan 5'er yıla kadar hapsi istenmişti.

İstanbul'da 122 tabanca ele geçirildi

İstanbul'da kaçak silah operasyonu: 2 av tüfeği ve 122 tabanca ele geçirildi

25.03.2026 10:54:00
İhlas Haber Ajansı
İstanbul'da 122 tabanca ele geçirildi
İstanbul'da 122 tabanca ele geçirildi
İstanbul'un Sancaktepe ilçesinde yasadışı silah kaçakçılarına yönelik bir araca ve eve yapılan operasyonda, 2 av tüfeği, 122 kurusıkıdan çevirme tabanca ve bu silahlara ait 350 mermi ile çok sayıda silah parçası ele geçirildi. Silah ve mühimmatlar ile bağlantılı 2 şüpheli gözaltına alındı.

Emniyet kaynaklarına dayanan bilgilere göre, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri ile İstihbarat Şube Müdürlüğü birimleri, araçlarla Sancaktepe ve Kartal ilçelerine kaçak silah sevkiyatının yapılacağı bilgisi üzerine harekete geçti.



Savcılık tarafından alınan izinle bir kapalı kasa bir minibüsü Sancaktepe ilçesi İnönü Mahallesi civarında yakın takibe alan Organize Polisi, silah sevkiyatı olacağı yönünde elde edilen istihbari bilgiler neticesinde bir süre sonra aracın önünü keserek durdurdu.

Sancaktepe ilçesi İnönü Mahallesi'nde sokak içerisinde durdurulan araçtaki 2 kişi gözaltına alındı. ve sonrasında bir ikamette yapılan aramalarda toplamda, kurusıkıdan çevirme 122 tabanca, 2 av tüfeği, bu silahlara ait 350 mermi, 12 sürgü, 44 gövde, 100 namlu ve muhtelif sayıda silah parçası ele eğitildi.

Olayla bağlantılı oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 2 şüpheli, sorgulanmak üzere Organize Suçlarla Mücadele Şubesine götürüldü. Zanlılar ile ilgili yürütülen tahkikat işlemleri devam ediyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.