AKP Hükümetinin uyguladığı IMF, ABD ve AB güdümlü politikalar her sahada yıkıcı etkilerini gösteriyor.Ülkemizin bağımsızlığında stratejik öneme sahip olan tarım sektöründeki problemlere sık sık değiniyoruz. Dilerseniz en az tarım kadar önemli olan hayvancılık sektörüne de biraz değinelim.1990-2005 yılları arasında dünyada kırmızı et üretimi yüzde 16 arttı, Türkiye'de ise yüzde 13.7 oranında azaldı.Yine aynı dönemde, dünyada kesilen hayvan sayısı yüzde 24.2 arttı, Türkiye'de ise yüzde 18.5 azaldı.Dünya gidiyor Mersin'e, biz gidiyoruz tersine...Gelişmiş ülkelerde kişi başı kırmızı ve beyaz et kullanımı Türkiye'de tüketilenden 4-6 kat daha fazla. Üstelik Türkiye'de sürekli bir tüketim azalması var. 1994 yılında Türkiye'de kişi başına 20.7 kilogram et tüketimi varken, 2005 yılında yüzde 50.1 azalarak 10.1 kilograma düşmüş.Türkiye Ziraat Odaları Başkanı (TZOB) Şemsi Bayraktar'ın ifadesiyle, mevcut politkalar devam ederse, "Türkiye'de 2013 yılında kırmızı et açığı 164 bin ton olacak ve Türkiye ithalata mahkum olacak."Buğday da alarmPirinçte alarmKırmızı mercimekte alarmBakliyatta alarmSulamada alarmAkaryakıtta alarmElektrikte alarm....Ve hayvancılıkta da alarm.Anlayacağınız alarm vermeyen saha, sektör yok.AKP Hükümeti, ülkeyi bu alarmlı neticeye hangi politikalarla getirdiyse aynen devam ediyor, çünkü farklı bir çözümü yok, bugüne kadar tükürdüğünü de yalamak istemiyor.Kamçılı-kamçısız IMF'nin kemer sıkma politikalarına aynen devam ediyoruz.Bu politikalarda hayvancılığa destek yok; kayıtdışını önleme adı altında hayvan başına vergiyi artırmak var, destekleri azaltmak var, ithalatın önünü sonuna kadar açmak var, maliyetleri artırıcı her türlü politika var, vatandaşın alım gücünü azaltıcı politikalarla hayvancılığın müşteri potansiyelini daraltma var.Bu böyle devam ederken, hayvancılık ya da başka bir sektörün canlanması hiç mümkün mü? Hala bu güdümlü politikalardan ve uygululayıcılarında medet ummak hiç akla mantığa uygun mu?Hayvancılıkla uğraşanların, ya da kırmızı eti sofralarında görmek isteyenlerin tek çıkış noktası milli politikalardır.Bu politikaları da ortaya koyan tek model de Milli Ekonomi Modeli'dir.Model'in sahibi Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş yıllardan beri mevcut politikalarla tablonun bu olacağını açıkça ifade etmektedir ve kapsamlı, bilimsel bir çözüm ortaya koymaktadır.Ah vah edeceğimize artık gerçekleri görelim, emaneti de ehline verelim.
Murat Çabas / diğer yazıları
- Mutlak butlan, güç hukuku ve toplumsal muhalefet / 15.05.2026
- Vergi kıskacındaki Türkiye ve özelleştirme masalı / 14.05.2026
- Heybeliada Ruhban Okulu ve "ekümenik" kuşatma / 13.05.2026
- Bayrak provokasyonları ODTÜ’yü karalamak için mi? / 12.05.2026
- Mısır uçakları ve Körfez’deki "sahte bayrak" tuzağı / 11.05.2026
- Vadedilmiş(!) toprakların kanlı sınırları / 10.05.2026
- Batı’nın ‘yenilmezlik’ zırhındaki çatlaklar / 09.05.2026
- Okul terkleri, umutsuz gençlik ve çöküşün eşiğindeki gelecek / 08.05.2026
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026
- Vergi kıskacındaki Türkiye ve özelleştirme masalı / 14.05.2026
- Heybeliada Ruhban Okulu ve "ekümenik" kuşatma / 13.05.2026
- Bayrak provokasyonları ODTÜ’yü karalamak için mi? / 12.05.2026
- Mısır uçakları ve Körfez’deki "sahte bayrak" tuzağı / 11.05.2026
- Vadedilmiş(!) toprakların kanlı sınırları / 10.05.2026
- Batı’nın ‘yenilmezlik’ zırhındaki çatlaklar / 09.05.2026
- Okul terkleri, umutsuz gençlik ve çöküşün eşiğindeki gelecek / 08.05.2026
- Körfez'de diplomasi satrancı ve Trump'ın geri adımı / 07.05.2026
- Washington’ın “ateşkes” paradoksu ve İran’ın direniş hattı / 06.05.2026




























































