logo
01 NİSAN 2026

Hey hey, Başkan, bugün kaç çocuk öldürdün?

01.04.2026 00:00:00
ABD Başkanı Trump'ın açıklamaları dünyanın gündeminde. Bu açıklamaları, hitabı, üslubu, örneklendirmeleri vs. bırak bir devletin başkanı sokakta insan bile yapmaz.

Baksanız! Bir gün açıyor dünya haritasını, 'şurası benim, oraya el koyacağım, filan yere oteller yapacağım' diyor.

En zeki insan olduğunu iddia ediyor, zeki insanlardan hoşlanmadığını, ahmaklardan hoşlandığını, söylüyor.

Devlet Başkanlarını tehdit ediyor, kıçını gösteriyor, öptürürüm, diyor. Kendini eleştiren medyayı aşağılıyor, hakaret ediyor. Ülkesindeki sokak gösterilerini ihanet, göstericileri hainlikle suçluyor.

İran başlığında, 'bitirdik, yok ettik, bir düğmeyle işlerini bitiririz, barış için yalvarıyorlar, saygı olarak şu kadar gemi geçişine izin verdiler' gibi nice cümleler kuruyor.

İlginçtir! Konuşma yaptığı ortamda bulunanlar da bu sapığı alkışlıyorlar.

Dünya, 'Trump bunak mı, hasta mı, psikopat mı' gibi soruların cevabını tartışıyor. Siyaset biliminde ise bu tarz siyaset mantığı, 'Çılgın Adam Teorisi' olarak tanımlanıyor.

Bu mantık özetle bir devlet başkanının veya bir liderin, rakiplerini, düşmanlarını caydırmak, pes ettirmek veya onlardan taviz koparmak için akıl ve mantık dışı hareket ederek, kendisinin öngörülemez, tehlikeli,  'beni kızdırmayın, ne yapacağım belli olmaz' algısı yaratıp, isteklerine boyun eğdirme anlayışı.

Nixson da denemişti

Geriye gidelim. 1944 yılında altın-dolar anlaşması ile ABD, dünyayı sömürmeye başlamıştı.

60'lı yıllarda dünyada sosyalizm popülerlik kazanmış, Avrupa halkları dahil bütün dünyada sermayeye (emperyalizme) karşı bir hak arama ve baş başkaldırı girişimleri hızlanmıştı.

II. Dünya Savaşı sonrası ABD dış politikasının temeli aynen bugünkü gibi Sovyetler Birliği ve Çin karşıtlığı üzerine kuruluydu. Kabaca emperyalizm ile sosyalizm, soğuk savaş veriyordu.

ABD, Vietnam'ın kominizim kontrolüne geçmesi durumunda Güneydoğu Asya'yı kaybedeceğini, domino ektisi ihtimali ile de üstünlüğü SSCB'ye kaptıracağına ihtimali üzerinden hareket ediyordu.

Haliyle Avrupa ve İslam dünyasındaki müttefiklerinin de, kendisine olan güveninin sarsılacağından korkuyordu.

1964'te Kuzey Vietnam'ın, ABD gemilerine saldırdığı iddiası ile Başkan Johnson'a Vietnam savaşını resmen başlattı.

Aynen bugünkü gibi birkaç güne kadar kazanacaklarını sanıyorlardı. Ama adeta batağa saplanmışlardı.

Hele 65'li yıllarda 'Amerikalılar dolar basıyor, biz ise onlara, karşılığında gerçek mallar ve hizmetler veriyoruz. Bu adil bir ticaret değildir' diyen ve ülkesindeki dolarları toplayıp, ABD'den altınları alan Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, ABD'nin imajına ve ekonomisine büyük bir darbe vurmuştu.

Aynen bugünkü gibi Fransa'nın ardından birçok ABD müttefiki ülkede, dolarları bırakıp altınlarını alınca dünyada ABD'nin gücü sorgulanmaya başlanmıştı.

Bir taraftan bitmek bilmeyen Vietnam savaşın maliyeti diğer taraftan dolara karşı küresel başkaldırı ve ABD halkının tepkileri Başkan Johnson'u çaresiz bırakmıştı.

Her gün meydanlarda:

'Hey hey, Başkan Johnson, bugün kaç çocuk öldürdün?

'Savaşa gitmiyoruz'

'30 yaşın üzerindeki kimseye güvenme'

'Yoksulları öldürmek için yoksulları gönderiyorlar' gibi nice sloganlarla insanlar, Beyaz Saray'ı zorluyordu.

Halk, yönetimin savaşla ilgili rakamları ve bilgileri çarpıttığını gördüğünde protestoların şiddeti de arttı.

68 seçimlerinde kaybedeceğini anlayan Johnson adaylıktan çekildiğini açıkladı. 

Johnson'ın çekilmesinin ardından ön seçimlerde büyük büyük zafer kazanan Demokrat Partili Kennedy, 5 Haziran 1968'de suikastla öldürüldü.

Robert F. Kennedy'nin ölümü, Demokrat Parti'nin bölünmesine yol açtı.

ABD Başkanlığına 'düzeni geri getirme' vaadiyle Cumhuriyetçi Richard Nixon seçildi.

Onurlu barış

Bugün Trump'ın söylediklerini 55 yıl önce Nixon söylüyordu. Savaşı durdurmak, onurlu barış yapmak, istediğini, aksi takdirde savaşı bitirmek için nükleer bomba kullanmaktan çekinmeyeceğini, söylüyordu.

Kuzey Vietnam ve Sovyetler Birliği'nin, kendisini akıl dışı, öngörülemez ve aşırı tepki verebilecek biri olarak görmesini istiyor, 'Ho Chi Minh (Vietnam başkanı) iki gün içinde Paris'te barış için yalvaracak' cümleleriyle onları müzakereye zorluyordu.

Ciddiyetini göstermek için 18 nükleer silahlı B-52 bombardıman uçağına, Sovyet sınırına yakın bölgelerde üç gün boyunca uçuş yaptırdı.

Vietnam çok büyük bedeller ödedi. Ama kaybeden ABD oldu.

Ne hazindir ki kaybeden ABD'yi tekrar küresel güç haline getiren bugün Trump'ın kıçını öptürdüğü Prens Selman'ın dedesi Suudi Kralı Faysal oldu. (Petro-dolar sistemini kabul ederek)

Trump'a bakalım

Trump, Nixon'un 'öngörülemez deli imajını' canlandırıyor.

'İran'ın gücü tükendi, füzeleri bitti. Onları yerle bir ettik. Artık savaşacak halleri kalmadı. İranlılar şimdi anlaşma için yalvarıyor. Ama ben emin değilim, bunu çok daha önce yapmalıydılar."

Sonuç

Dün Richard Nixon, ABD tarihinde görevinden istifa eden ilk başkan olarak iktidarı kaybetti.

Bugün başta ABD halkı olmak üzere dünya halkları Trump'ı istemiyor.

Dün Nixon gibi bugün de Trump'ta kaybetti. Kaybettiğini de 'NATO bizi tamamen hayal kırıklığına uğrattı, çünkü İran konusunda hiçbir şey yapmadılar. Bunu asla unutmayacağız' şeklinde itiraf etti.

Amma! Faysal'ın torunları yine devreye girdi

Trump, "Suudi Arabistan'a teşekkür etmek istiyorum, NATO'nun aksine çok yardımcı oldular. Suudi Arabistan savaştı, Katar savaştı, Birleşik Arap Emirlikleri savaştı, Bahreyn savaştı ve en iyi uçaklarımızı füzelerle düşürmüş olsalar da Kuveyt bile savaştı. Bu olmasaydı da olurdu, ama onların bizim uçaklarımız olduğunu bilmiyorlardı" dedi.

'Bence Türkiye gerçekten şahaneydi. Onlardan rica ettiğimiz şeylerin dışında kaldılar. Erdoğan harika bir lider" sözleri de tarihe kaydedildi.

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.