Seçim sürecinin hızlandığı şu günlerde iktidar partisi, Sayın Erdoğan'ın eski seçimlere göre bir mental yorgunluk yaşadıklarını gözlemliyorum.
Evet, yine seccade, ezan, bayrak, din, iman dillerden düşmüyor ama eskisi gibi de alkış almıyor hatta gündem bile olmuyor.
Tabi bu gerçeği Sayın Erdoğan'da hesap etmiş olacak ki, 2023 için farklı başlıklarda da hazırlık yapmışlar.
Örneğin Cumhur'un 6'lısı geçen hep birlikte bir gemiyi denize indirme törenindeydiler. 'Dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu' denize indirildi. Hayırlı olsun.
Ama halktan beklenen enerjiyi sağlayamadı.
Sonra 1019'da yollarda, denilen Togg geçen hafta asfalta çıktı. Başta Sayın Erdoğan olmak üzere hükümet kabinesi Togg ile poz verdi.
Medya Togg'a yüz binlerce sipariş yağdı, yağıyor, haberleri yaptı. Ama vatandaştan beklenen o coşku yine ortaya çıkmadı.
İlk müjdesi 2007'de verilen yerli ve milli savaş uçağımızı nihayet uzaktan gördük. Hayırlı olsun.
Ama uçağımızın özellikleri ve dünyadaki muharip uçakları ile kıyasını şahsen ben duymadım.
Gerçi TRT'deki Teşkilat dizisinde malum dış güçler, milli muharip uçağımızın üretildiği tesisi havaya uçurdu. Ömer ve Zehra'nın gayreti böylesi skandalı engelleyemedi.
Kısaca ne uçak, ne gemi, ne araba! Artık o eski alkışları geri getirmiyor. Çünkü vatandaşın konusu başka. Onun için Erdoğan ve ortakları derslerine çalışmışlar ama başka konuya çalıştıkları için gelen sorulara cevap veremiyorlar.
Örneğin 1 yıllık kiracı 6 bin lira kira veriyor. Karşı daireye taşınan yeni kiracı ise 12 bin lira. AKP kiralara en fazla % 25 zam şartı getirdi.
Diyelim ki Erdoğan seçildi (!) ve bir yıl sonra 6 bin lira kira verenin kirası 7 bin 500 lira oldu. Komşusunun ise 16 bin lira. Bu dengesizliğin faturası kime çıkacak?
Paramız pul, soğan ise 30 lira oldu. Bu şartlarda çiftçi kaça ekecek, kaça satacak, vatandaşa kaça ulaşacak? Bu ekonomi anlayışıyla soğanın 60 lira olmayacağını kim iddia edebilir?
2010 yılından bu tarafa tarımda Avrupa'nın zirvesindeyiz. Öyle dediler. Ama hala hayvan ithal ediyoruz. Hala İskoçya'dan tereyağı, Venezuela'dan peynir ithal ediyoruz.
Bir zamanlar Rusya'ya hayvan ihraç eden Erzurum'da şimdi vatandaşlar -5 derecede ucuz ithal et kuyruğunda.
21 yıllık tek parti iktidarı bugüne yol yaptık, köprü yaptık, havalimanı yaptık, hastane yaptık, iş güçler, dış güçler ile geldi.
Ama bugün karşısında tencere var. Hem de boş. Haliyle ne uçak, ne araba, ne gemi tencereyi kaynatmıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu, Sinan Oğan bu seçimi kazanmak istiyorlarsa ilk muhatapları tenceredir. O tencereyi yerli kaynaklar ile doldurmaktır.
Bu kaynakların neler olduğu ve matematiği Bağımsız Türkiye Partisinin programında mevcuttur. Gurur yaparlarsa (!) Merhum Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi modelinde de tek tek açıklanmıştır.
Süleyman Soylu'nun çağrısına verilen cevaplar
Kızılay'ın kan stokları azaldığı için ameliyatlar erteleniyormuş.
S. Soylu sosyal medya hesabından şu çağrıyı yaptı; 'Kan bağışı, Millî bir meseledir. Mübarek Ramazan ayında, tüm hemşerilerimizi Kızılay'a, kan bağışına davet ediyoruz'
İşte vatandaşın cevapları
Vatandaş 1: "Kızılay'ın 3 günlük kan stoğunun kalmış olması gösteriyor ki, sadece muhalif kesim değil AKP'liler ve MHP'liler de artık kan bağışı yapmıyor. Çünkü kimse güvenmiyor. Biraz da bunu düşünseniz".
Vatandaş 2: "Kızılay başkanına gösterilen tepkiyi neden görmezden geliyorsunuz halk Kızılay başkanını o görevde istemiyor halkı duymak bu kadar zor mu?"
Vatandaş 3: "Kızılay'a kan bağışı için giden bir bağışçı olarak, bağış yapmaktan vazgeçtim. Bir kurum kendi bünyesine yozlaşmayı ve liyakatsizliği hak olarak tanımlamışsa, halktan ihtiyaç olan bağışı istemeye hakkı yok. Kızılay kan müptelası bir ticari sektör hâline gelmiş durumda..."
Vatandaş 4: "Sayın bakan! Kızılay'daki zat değişmedikçe veya istifa etmedikçe biz kan bağışı yapmayacağız bunun pazarlığı yapılmaz biliyoruz ama artık tahammülümüz kalmadı."
Şahan Gökbakar: 'Seni unuttum zannetme yarışmayan Kerem. Güzelim Kızılay'ın itibarını ve güvenilirliğini yerle bir ettin. Hala hiç tınlamadan o koltukta oturuyorsun. Seni aday maday da yapmadılar değil mi? Kerem, Kızılay senin değil, bizim Kızılay'ımız. Kalk o koltuktan'.
Bakan Murat Kurum: "Kızılay'ı kişiler üzerinden eleştirmek en kolayı. Biz kurumlarımızı korumak zorundayız."
Mehmet Akif Ersoy: "Kızılay Başkanı da kurumu korur inşallah. Yani orada daha fazla durmayarak."
Demek ki Kızılay'a başkan atanan şahıs arkasını da, önünü de sağlama almış. Sizce?
- Sapıkların söz sahibi olduğu dünyada yaşamak / 11.02.2026
- Kimi bebek katiline, kimi de insanlığa umut oluyor / 09.02.2026
- Dünya Milli Ekonomi Modelini konuşuyor / 08.02.2026
- CHP rol çalma MHP çaldırmama peşinde / 07.02.2026
- Bu millet çok 6 Şubatlar gördü ve hepsini de unuttu / 06.02.2026
- Orta Çağ senyörleri, senyoraj, ABD ve MEM / 05.02.2026
- Bu ülkede ‘TÜRK’ sorunu vardır / 04.02.2026
- Mademki bu gece kader kalemleri hareket halindedir… / 02.02.2026
- Vekil maaş, asıl evlat derdinde ve Ekrem İmamoğlu / 01.02.2026


























































