logo
06 EKİM 2026

İmam Ali, Kureyş'ten şikâyet ediyor

İmam Ali (a.s): "Ey Allah'ım! Kureyş'ten ve onlara yardım edenlerden intikamımı almanı istiyorum. Çünkü akrabalık bağımı kestiler, (hak) bardağımı devirdiler. Başkalarından daha layık olduğum bir hak hususunda hepsi benimle çekişti

05.10.2026 00:06:00
Haber Merkezi
 
İmam Ali, Kureyş'ten şikâyet ediyor
İmam Ali, Kureyş'ten şikâyet ediyor
İmam Ali (a.s): "Ey Allah'ım! Kureyş'ten ve onlara yardım edenlerden intikamımı almanı istiyorum. Çünkü akrabalık bağımı kestiler, (hak) bardağımı devirdiler. Başkalarından daha layık olduğum bir hak hususunda hepsi benimle çekişti.

"Hakkı alabiliyorsan al; ama haktan mahrum kılınırsan ister keder içinde sabret, istersen üzgün olarak öl." dediler. Baktım da, Ehl-i Beyt'imden başka yardım edip destekleyen, hakkımı savunan ve yardım eden kimsenin olmadığını gördüm.

Onları ölüme sürüklemekten kaçındım. Böylece gözüme çer-çöp dolduğundan gözlerimi yumdum, boğazına kemik saplanan kimse gibi yavaş yavaş yutkundum. Bu işin zehirden acı olan, bıçaklarla doğranmaktan daha elem verici olan kederli öfkesine sabrettim.







Kendisiyle savaşmak için Basra'ya gidenler hakkında şöyle demiştir.

"Elimde olan beytülmalin hazinedarlarına, görevlilerine ve tümü bana itaat ve biat etmiş olan şehir halkına saldırdılar. Birliklerini bozup topluluklarını aleyhimde bozgunculuğa şevkettiler.

Taraftarlarıma saldırıp bir kısmını hileyle öldürdüler. Bir kısmı da onlara kılıçlarıyla karşı çıktı, doğrular olarak Allah'a kavuşuncaya değin direnişte bulundular."

Cemel günü öldürülmüş olan Talha ve Abdurrabman b. Attab b. Useyd'in yanından geçerken verdiği hutbedir.

"Kuşkusuz ki, Ebu Muhammed (Talha) bu yerde garip kalmıştır! Dikkat buyurun, vallahi Kureyş'in yıldızların altında öldürülmüş olmasını hoş görmüyordum!

Abdimenaf oğullarından intikamımı aldım. Ama Cumahoğulları'nın ileri gelenleri elimden kaçıp kurtuldular. Onlar, ehil olmadıkları bir işe (hilafete) boyunlarını uzattılar. Fakat ona ulaşmadan boyunları kırıldı."







Bu hutbede Allah yolunda yürüyenler nitelendirilmektedir.

"O, (seyr-u sülük ehli ilim ve fikirle donarak) aklını diriltmiş, şehvetlerini öldürmüş, böylece cismi incelmiş, katı kalbi yumuşamış, kendisi için ışığı kuvvetli bir meşale yakmış ve bununla önünü aydınlatarak doğru yolunu devam etmiştir.

Her çaldığı kapı onu esenlik ve karar kılacağı yere ulaştırmış, bedeninin sükûnuyla iki ayağı emniyet ve rahat içinde sabit kalmıştır. Böylece kalbini (aklını) kullanmış ve rabbini razı etmiştir..."







Bu hutbe "Çoklukla övünmek sizi o derece oyaladı ki, kabirleri dahi ziyaret ederek oradakileri de sayacak gibi oldunuz"(Tekasür: 1-2) ayetlerini okuduktan sonra irad ettiği hutbedir.

"Vay! Ne kadar uzak bir hedef, ne kadar gafil ziyaretçiler, ne kadar da büyük ve rüsva edici bir iş! Gidenlerin ibret noktası olan yerlerini bırakıp, kendilerinden çok uzaklardaki çürümüş ölülerle övünüyorlar. Atalarının me­zarlarıyla mı, yoksa ölülerini de kendilerine katarak çokluklarıyla mı övünüyorlar?!

Onlar adeta ruhsuz cesetlerin dönmesini ve durmuş cisimlerin harekete geç­mesini istiyorlar. Oysaki onlarla öğüneceklerine onlardan ibret almaları daha güzel olmaz mıydı? Onların durumunu gö­rünce tevazu göstermeleri, onlarla büyüklenmekten daha akıllıca bir iş olurdu!

Ama onlar atalarına iyi görmeyen gözlerle bakmaktalar ve onlar hakkında cehalet uçurumuna yuvarlandılar. Eğer, şu yıkılmış diyarlar ve şu boş evler, ataları hakkında konuşturulacak olsaydı; "Atalarınız yerin dibine sapık olarak gittiler, siz de peşlerinden cahilce koşturdunuz.

Onların başlarının üzerinde dolaşıyorsunuz. Cesetlerine ekinler ekiyorsunuz. Onların geride terk edip bıraktıklarını yiyorsunuz. Eskitip bıraktıkları yerlerde oturuyorsunuz. Kuşkusuz ki günler, sizinle onlar arasında ağlamakta ve sizin için çığlıklar koparıp dövünmektedir." derlerdi.







Onlar, sizin de sonunuz olan ölüme sizden önce koştular ve sizden önce kabir alemine ulaştılar. Onların yüksek yüksek makamları, övünecek vesileleri vardı. Kimisi sultandı; kimisi de halktandı, ama hepsi de kabir âleminde bir yola girdiler ve orada yeryüzü onlara musallat oldu.

Kabir toprağı ederini yedi, kanlarını içti; hepsi de kabirlerinin yarıklarında büyüyüp gelişmeyen cansızlar ve bulunamayan kayıplar haline geldiler. Onları ne belaların gelmesi korkutur, ne sıkıntıların basması hüzünlendirir.

Sarsıntılara aldırmıyorlar, gök gürültülerini duymuyorlar. Beklenilmeyen kayıplar, hazır bulunmayan şahitlerdirler. Hepsi bir arada idiler, ama darmadağın oldular, toplu idiler, ama parçalara bölündüler.

Onlardan bir haber gelmemesine ve diyarlarının sessizliğe bürünmesine ne asırların uzunluğu, ne de yerlerinin uzaklığı sebep oldu. Fakat onlara bir kadeh içirildi de o kadeh, konuşmalarını sessizliğe, işitmelerini sağırlığa ve eylemlerini hareketsiz­liğe dönüştürdü. İlk bakışta nitelendirmek istersek adeta yere düşmüş ve derin bir uykuya dalmış gibidirler.

Sanki ünsiyetleri olmayan komşular, birbirini ziyaret etmeyen dostlar, aralarındaki tanışıklık bağları yok olmuş yakınlar, kardeşlik bağları kopmuş kimseler gibidirler. Bir arada olmalarına rağmen hepsi yapayalnız ve yakın oldukları halde birbirinden uzaktırlar.

Ne geceye bir gündüz ve ne de gündüze bir gece tanırlar. Kabre girdikleri o gece veya gündüz, onlara ebedidir. O diyarın tehlikelerini, korktuklarından daha zor gördüler. Tahmin ettikleri delillerden daha büyüklerine şahit oldular.

Cennet de cehennem de kendilerine korku ve ümitle (havf ve reca) işledikleri ameller karşılığında ebedi karargah olarak sunulmuştur. Eğer orada gözle gördüklerini anlatmak isteselerdi, izah etmeye güçleri yetmez, aciz kalırlardı.

İzleri kaybolsa da, haberleri gelmese de, şüphesiz ibret alan gözler onları görmekte ve akıl kulakları seslerini duy­maktadır. Konuşma aracı olmaksızın (lisan-ı hal ile) şöyle derler: "Güzel yüzlerimiz çirkinleşti, nazik bedenlerimiz dağıldı, yırtık elbiseler giydik, kabir darlığı bize zor geldi, birbirimizden korkuyu miras aldık, üzerimize sessiz yerleşme merkezleri olan kabirler yıkıldı da bütün bunlar yüzünden cesetlerimizin güzelliği silindi.







Şekillerimizin belirgin özellikleri tanınmaz oldu. Korku diyarlarında kalmamız uzadı; ne sıkıntıdan bir çıkış, ne darlıktan bir genişlik bulabildik! Keşke, aklınla onları betimleyebilsen veya senin için onların üzerine örtülmüş örtüler kaldırılabilseydi de hallerinin nice olduğunu bir görebilseydin!

Kulaklarını kurtlar yemiş de duymaz olmuşlar, sürme yerine gözlerine toprak dolmuş da kör olmuşlar, işleyen diller ağızlardan kopup ayrılmış, uyanık kalpler göğüslerinde darmadağın olmuş, bütün azalarda (ölümün etkisiyle) bozulmalar olmuş, azalarını çirkin bir hale sokmuş ve yok olmayı kolaylaştırmıştır.

Hepsi teslim olmuşlardır. Ne onu savunacak bir elleri ne ağlayıp sızlayacak bir kalpleri vardır! Kalplerinin hüzünlendiğini ve gözlerinin çerçöp dolu olduğunu görürsün. Bütün bu işlerde onlar için değişmeyen bir özellik, aşılmayan bir zorluk vardır.

Yer nice değerli ve güzel renkli bedenleri yutmuştur. O, dünyada birçok çeşitli nimetlere sahipti, büyük makamları vardı. Kendisine bir musibet indiği zaman eğlenceyle oyalanır, oyun ve eğlencelerden taviz vermez, kendine teselli arardı. Umursamaz bir hayatın gölgesinde gülerken, dünya da ona gülüyordu.







Zaman o dikenini batırdığı, günler kuvvetini yok ettiği ve ölüm ona yakından baktığı zaman, kendisini bilmediği bir hüzün sardı, önceden haberdar olmadığı gizli dertlere duçar oldu, sağlığından emin olduğu bir anda hastalık belirtileri ortaya çıktı.

O bu haliyle, sıcağı soğukla ve soğuğu sıcakla tedavi eden doktorlara sığınmış; ama soğukla başarılmaya çalışılan sıcak arttıkça artmış, sıcakla tedavi edilmek istenen soğuk da artış kaydetmiştir.

Bu tedavi hastalığını iyileştirmedi, hatta hastalıkları daha da arttırdı. Uzmanlar bile onun derdine derman bulmaktan aciz kalmışlar, hastalığını soranlara hiç bir cevap verememişler, gizledikleri içler acısı haberi onun gıyabında tartışmışlardır.

Böylece birisi "O işte böyledir!" diyor; diğeri, tekrar sıhhatine kavuşması için ümit veriyor; bir diğeri ölümüne baş sağlığı dileyip ailesine, ondan önce ölüp gidenlerin ai­lelerini hatırlatıyordu.

Aynı şekilde o, dünyadan ayrılmak ve sevdiklerini terk etmek üzereyken bir anda boğazı tıkandı, şuuru kapandı, dili kurudu, bildiği birçok cevabı hatırladı da dilinde onları söyleyecek takati bulamadı.

Hürmet ettiği nice büyükten ve sevgi beslediği nice küçükten kalbine elem veren çağrılar işittiği halde onları işitmezlikten gelir. Kuşkusuz ki ölümün izah edilemeyen ve dünya ehlinin akıllarına hayallerine bile getirmeleri im­kansız olan daha nice zorlukları ve sıkıntıları vardır." Nehc'ul Belaga 217-221 Hutbe

Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt

Bursa'da mobilya üretimi yapılan fabrikada çıkan yangının ardından ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürerken, fabrikanın yangın sonrası son hali havadan görüntülendi

05.10.2026 10:31:00
İhlas Haber Ajansı
 
Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt
Bursa'da fabrika yangınının bilançosu ortaya çıkt
Bursa'nın Nilüfer ilçesinde mobilya üretimi yapılan fabrikada çıkan yangının ardından ekiplerin bölgedeki çalışmaları sürerken, fabrikanın yangın sonrası son hali havadan görüntülendi.






Bursa-İzmir kara yolu Başköy mevkisinde mobilya üretimi yapılan fabrikada saat 06.05'te yangın çıktı. İhbar üzerine bölgeye Bursa Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığına bağlı 20 itfaiye aracı ile BUSKİ, Park ve Bahçeler, Tarım A.Ş. ve Nilüfer Belediyesine ait 10 su tankeri ile 1 kepçe sevk edildi. AFAD'a bağlı KBRN ekibi de tedbir amacıyla olay yerine gönderildi.







Ekiplerin yaklaşık 2,5 saat süren müdahalesinin ardından alevler kontrol altına alınırken, yangının ardından fabrikada büyük çapta hasar meydana geldi. Yangının bilançosu dron görüntülerine de yansıdı. Fabrikanın çatısının ve bazı bölümlerinin yangından zarar gördüğü görülürken, ekiplerin bölgede soğutma çalışmalarını sürdürdüğü öğrenildi.







Öte yandan, yangın sırasında yükselen yoğun siyah dumanlar Bursa-İzmir kara yolunun birçok noktasından görüldü. Yangının çıkış sebebinin belirlenmesi için başlatılan soruşturma sürüyor.

Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı

Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı Daltepe ve Kalkancık köylerinde 33 yıl önce bölücü terör örgütü PKK mensuplarınca katledilen, çoğunluğu çocuk ve kadınlardan oluşan 37 vatandaş törenle anıldı

05.10.2026 03:00:00 / Güncelleme: 05.10.2026 05:25:30
Haber Merkezi
 
Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı
Siirt'te terör örgütü PKK'nın katlettiği 37 kişi törenle anıldı
Valilik himayesinde Şirvan Kaymakamlığı tarafından Daltepe ve Kalkancık şehitliklerinde düzenlenen anma programı, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve şehitler için yapılan dualarla başladı.








Törende konuşan Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, 1993 yılında terör örgütü tarafından gerçekleştirilen hain saldırıda hayatını kaybeden 37 vatandaşın hatırasını yaşatmak üzere bir araya geldiklerini ifade etti.









Aradan geçen yıllara rağmen acının yüreklerdeki tazeliğini koruduğunu belirten Vali Kızılkaya, "Bölücü terör örgütü mensupları tarafından gerçekleştirilen hain saldırıda kadınlar, yaşlılar ve çocukların da aralarında bulunduğu 37 masum şehit edilmiştir. Aralarında henüz adı dahi konulmamış bebeklerin ve yalnızca 8 aylık Gülcan bebeğin de bulunması, yaşanan vahşetin ve insanlık dışı saldırının acısını daha da derinleştirmektedir. Onlar bu toprakların evlatları, anneleri, babaları, kardeşleri ve çocuklarıydı. Onların acısı yalnızca ailelerinin değil, milletimizin ortak acısıdır" dedi.
 







Törende konuşan Şirvan Kaymakamı Ertuğrul Bayram ise aziz şehitlerin emanetlerine her zaman sahip çıkacaklarını kaydederek, tüm şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
Konuşmaların ardından protokolden isimler ve vatandaşlar şehit kabirlerini ziyaret ederek dualar okudu ve kabirlere kırmızı güller bıraktı.
 







Anma programına Siirt Valisi Kemal Kızılkaya, Şirvan Kaymakamı Ertuğrul Bayram, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Ceylan Yaman, İl Emniyet Müdürü Mehmet Özdemir, kurum müdürleri, şehit yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.






33 yıl önce ne yaşanmıştı?

4 Ekim 1993 tarihinde gerçekleşen Daltepe ve Kalkancık katliamı, bölücü terör örgütü PKK'nın sivil halka yönelik gerçekleştirdiği en acımasız ve vahşi saldırılardan biridir. 
 
Siirt'in Şirvan ilçesine bağlı bu iki komşu köyde gerçekleşen hain gece baskınında, 27 sivil vatandaş ve 10 güvenlik korucusu olmak üzere toplam 37 vatandaşımız şehit edilmiştir. 
 
Katliama dair öne çıkan tarihi detaylar ve yaşananlar şu şekildedir:






Yaklaşık 70 kişiden oluşan ağır silahlı bir PKK'lı terörist grubu, gece saatlerinde Daltepe köyüne baskın düzenlemiştir. Teröristler ilk olarak köydeki geçici köy korucularından silahlarını bırakıp teslim olmalarını istemiştir. 
 
Korucuların vatanı savunmak adına ateşle karşılık vermesi üzerine çatışma çıkmıştır. Ağır silahlar kullanan teröristler korucuları etkisiz hale getirdikten sonra, korucu ailelerini ve baskından kaçmaya çalışan masum köylüleri köy camisinde toplamıştır. 
 
Katledilen 37 kişinin büyük çoğunluğunu kadınlar, yaşlılar ve kundaktaki bebekler oluşturmaktadır. Şehitler arasında henüz 8 aylık olan Gülcan bebek ve nüfusa kaydı dahi yapılamamış, adı konulmamış birkaç aylık bebekler bulunmaktadır. Teröristler, annelerinin kucağındaki bebekleri dahi ateşe atarak veya kurşunlayarak katletmiştir. 
 
Katliam sırasında köy meydanında ve camide yapılan infazların yanı sıra, köylülerin sığındığı evler el bombaları ile havaya uçurulmuş ve ateşe verilmiştir.
 
Tarihe kara bir leke olarak geçen bu insanlık dışı katliamın kurbanları, her yıl 4-5 Ekim tarihlerinde Siirt Valiliği ve Şirvan Kaymakamlığı tarafından Daltepe ve Kalkancık şehitliklerinde düzenlenen resmi törenlerle dualarla anılmaktadır. 

Şarkışla Sanayi Sitesi'nde yıkım gerginliği

Şarkışla Belediyesi'nin Şarkışla Sanayi Sitesi'nde kaçak yapıları yıkma girişimi gerginliğe neden oldu

02.10.2026 14:01:00
İHA
 
Şarkışla Sanayi Sitesi'nde yıkım gerginliği
Şarkışla Sanayi Sitesi'nde yıkım gerginliği
Şarkışla Belediyesi, Şarkışla Sanayi Sitesi'nde dükkanlara ek yapılan sundurmaları yıkma kararı aldı. Bugün planlanan yıkım işlemi esnafın tepkisine neden oldu. Site içerisinde toplanan esnaf yıkıma karşı çıkarak bir basın açıklaması yaptı.






Şarkışla Esnaf Odası Başkanı Ahmet Özer yaptığı açıklamada, "Geçtiğimiz dönemlerde sanayimizin büyüyebilmesi için satılan arsaların yol, su ve kanalizasyon hatları henüz yapılmamıştır. Gelişmekte olan sanayi esnafımız, yer problemine alternatif olarak ön sundurma ve yan kapatma gibi çözümler aramıştır. Birçok sanayi sitesinde bu tür alternatifler uygulanmaktadır; bunun en yakın örneği Sivas sanayi sitelerinde, bir örneği de Başkent'teki sanayi sitelerinde görülmektedir. Temennimiz; sanayide yer problemi henüz giderilemediği için mevcut yapıların yıkımının durdurulması, satılmış olan parsellerin altyapısı tamamlanarak bir an evvel sanayiye kazandırılması ve bu süre zarfında esnafımıza anlayış gösterilmesidir" ifadelerine yer verdi.








Öte yandan, yıkımların bir ay ertelendiği duyuruldu.

Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde

Yalova'da geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden, kamuoyunda 'Güllü' adıyla tanınan sanatçı Gül Tut'un ölümüne ilişkin davanın ilk duruşması için Güllü'nün kızının arkadaşı Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'ne geldi

01.10.2026 13:30:00
İHA
 
Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde
Güllü davasının ilk duruşması için tanık Nur Sultan Ulu Yalova Adliyesi'nde
Güllü'nün 26 Eylül 2025 tarihinde Çınarcık ilçesindeki evinin 6'ncı katındaki pencereden düşerek hayatını kaybetmesinin ardından başlatılan soruşturma kapsamında dava açılmıştı.






Davanın ilk duruşması bugün Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. Tutuklu sanık Tuğyan Ülkem Gülter'in 'tasarlayarak üst soya karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı davada, olay sırasında evde bulunan Sultan Nur Ulu hakkında ise 'yalan tanıklık' suçundan 4 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.








Tuğberk'in ardından Sultan Ulu da ilk duruşma için Yalova Adliyesi'ne geldi. Davada görgü tanığı olarak yer alan Sultan Ulu'nun, olayla ilgili bildikleri ve tanıklığı duruşmanın önemli başlıkları arasında yer alıyor.








Sultan Ulu, ilk duruşma öncesinde adliyeye gelerek duruşmanın başlamasını beklemeye başladı.

Van'da sağanak vatandaşı hazırlıksız yakaladı

Van'da aniden bastıran sağanak yağış, kentte kısa süreliğine hayatı olumsuz etkiledi

01.10.2026 11:33:00
İHA
 
Van'da sağanak vatandaşı hazırlıksız yakaladı
Van'da sağanak vatandaşı hazırlıksız yakaladı
Kentte aniden bastıran yağmur nedeniyle birçok cadde ve sokak suyla kaplanırken, sürücüler ise trafikte zor anlar yaşadı. Yağışa hazırlıksız yakalanan vatandaşlar iş yerlerine ve bina girişlerine sığındı.






Meteoroloji 14. Van Bölge Müdürlüğünden yapılan açıklamada, bölge genelinde havanın parçalı ve çok bulutlu, yer yer aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağmurlu olacağı belirtildi. 






Açıklamada, "Bitlis çevreleri ile Muş merkez ve batı (Varto, Korkut ve Hasköy) ilçelerinin kuvvetli olmak üzere aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağmurlu olması beklenmektedir. Hava sıcaklıklarının mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın güneyli ve batılı yönlerden orta, yağış anında zaman zaman kuvvetli rüzgar şeklinde esmesi beklenmektedir. Yağışların, sabah saatlerinden itibaren Bitlis çevreleri ile Muş merkez ve batı (Varto, Korkut ve Hasköy) ilçelerinin kuvvetli sağanak ve yerel olarak gök gürültülü sağanak yağmurlu olması beklenmektedir. Yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır" denildi.




















Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi

Bartın Irmağının Çağlayan mevkiinde hemen her şiddetli yağışta meydana gelen köpüklenmenin çevredeki tarım arazilerinde kullanılan ilaçlardan kaynaklandığı tahmin ediliyor. Ekiplerce sudan numune alındı

30.09.2026 13:56:00
İHA
 
Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi
Bartın Irmağındaki köpüklenmede tarım ilacı şüphesi
Bartın kent merkezinden geçerek Karadeniz'e dökülen Bartın Irmağının Çağlayan mevkiinde bentten dökülen suların köpürmesi dikkat çekti. Oluşan köpükler ırmak yüzeyinin büyük bölümünü kapladı. Köpüklenmenin ırmağa karışan atık ve kimyasallardan kaynaklandığı ihtimali üzerine ise Çevre ve Şehircilik bakanlığı ekiplerince inceleme başlatıldı.






 Çamur renginde akan ırmaktaki köpüklenmeyi fotoğraflayan ekipler, suyun memba ve mansap kısımlarından örnekler aldı. Irmaktan alınan numuneler, laboratuvarda incelenmek üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na gönderildi.








Irmağın çevresini de dolaşan ekipler, yaptıkları ilk tespitlerde ırmak kenarında kimyasal atık karıştırabilecek bir işletme yada atık deşarj hattına rastlamadı. Hemen her şiddetli yağmurda yaşanan köpüklenmenin çevredeki tarım arazilerinde kullanılan ilaçlardan kaynaklandığı tahmin ediliyor. Daha önce de bir çok kez ırmaktan alınan numunelerin bakanlık laboratuvarında yapılan incelemelerde, yoğun azot bileşenlerine rastlanıldığı ve bu durumun da tarım arazilerinde kullanılan ilaçları işaret ettiği öğrenildi.

Alınan son numune sonuçlarının ise önümüzdeki günlerde çıkacağı öğrenildi.

Mersin'deki mobilya mağazası küle döndü

4 katlı mobilya imalat ve satış mağazasında çıkan yangın çok sayıda ekibin yaklaşık 2,5 saatlik müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürülmesinin ardından soğutma çalışması sabaha kadar sürdü

30.09.2026 11:41:00
İhlas Haber Ajansı
 
Mersin'deki mobilya mağazası küle döndü
Mersin'deki mobilya mağazası küle döndü
Mersin'in Mezitli ilçesinde 4 katlı mobilya imalat ve satış mağazasında çıkan yangın çok sayıda ekibin yaklaşık 2,5 saatlik müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürülmesinin ardından soğutma çalışması sabaha kadar sürdü. Tedbir amaçlı itfaiye ekibinin bulunduğu alanda yangından geriye küle dönen mağazanın inşaatı kaldı.






Yangın, dün akşam saatlerinde merkez Mezitli ilçesi Kuyuluk Mahallesi Fındıkpınarı Caddesi üzerindeki mobilya imalat ve satış mağazasında henüz bilinmeyen bir nedenle çıktı. İş yerindeki mobilya ve diğer yanıcı malzemelerin tutuşmasıyla yangın kısa sürede büyüyerek mağazayı sardı. 






Haber verilmesi üzerine bölgeye çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekipler, alevlere farklı noktalardan müdahale ederek yangını kontrol altına almaya çalıştı. AFAD koordinesinde Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, Orman Müdürlüğü, OSB'den 15 itfaiye, 6 TOMA, 12 su ikmal aracı, 7 arozöz ile müdahale edilen yangın yaklaşık 2,5 saatlik çalışmasıyla söndürüldü.







Soğutma çalışmaları ise sabaha kadar sürdü. Sabah olmasıyla birlikte yangının enkazı tamamen ortaya çıktı. 4 katlı mağaza küle dönerken geriye inşaatı andıran bina kaldı.

Bölgede itfaiye ekibi tedbir amaçlı bekletilirken, zaman zaman çıkan dumanların olduğu bölgelere de müdahale ediliyor.

Fon soruşturmasında 1,2 milyar TL'lik 5 lüks villaya el konuldu

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen sermaye piyasası ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında, Beykoz Acarkent'te bulunan, Muhammed Yarız ile Serdar Turhan'a ait olduğu belirlenen, üçüncü kişiler adına kayıtlı 5 lüks villaya el konuldu

30.09.2026 02:00:00
İHA
 
Fon soruşturmasında 1,2 milyar TL'lik 5 lüks villaya el konuldu
Fon soruşturmasında 1,2 milyar TL'lik 5 lüks villaya el konuldu
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen sermaye piyasası ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama soruşturması kapsamında, Muhammed Yarız ile Serdar Turhan'a ait olduğu tespit edilen ancak üçüncü kişiler adına kayıtlı bulunan, toplam piyasa değeri yaklaşık 1,2 milyar TL olan 5 lüks villaya el konuldu. Soruşturma dosyasında yer alan taşınmazlara yönelik incelemelerde, villaların güncel piyasa değerlerinin toplamının yaklaşık 23 ila 24,5 milyon dolar arasında olduğu değerlendirildi. Soruşturma kapsamında villaların yalnızca mevcut mülkiyet durumları değil, geçmiş yıllardaki devir ve satış işlemleri de araştırmaya dahil edildi. Taşınmazların kimler tarafından ve hangi süreçlerle edinildiği incelenirken, mülkiyet değişiklikleri ile soruşturma konusu mali hareketler arasındaki bağlantılar da inceleme altına alındı.








Villaların devir geçmişleri incelendi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma dosyası kapsamında MASAK tarafından hazırlanan raporların incelenmesi sonucunda, yüksek tutarlı üçüncü kişi transferleri, yurt dışına gönderimler, yatırım kuruluşları arasındaki mali hareketler ile yakın tarihli taşınır ve taşınmaz satışlarının, soruşturma konusu suçlardan elde edilen malvarlığı değerlerinin devredilmesi ve malvarlığının azaltılmasına yönelik işlemler bakımından kuvvetli şüphe oluşturduğu değerlendirildi.









Bu kapsamda Beykoz Acarkent'te bulunan villaların tapu kayıtları araştırıldı

Yapılan incelemede bir villanın Muhammed Yarız tarafından 27 Şubat 2026 tarihinde Mehmet Bozdağ'dan devralındığı, 9 Eylül 2026 tarihinde ise Bolkan Bekçi'ye devredildiği ve halen Bolkan Bekçi adına kayıtlı olduğu belirlendi.
 
Başka bir villanın Enis Bulut tarafından 17 Aralık 2025 tarihinde Serdar Arslaner'den devralındığı ve halen Enis Bulut adına kayıtlı olduğu tespit edildi. Bir diğer villanın Ömer Bedir Çetinel tarafından 25 Aralık 2025 tarihinde Efes Milletlerarası Nakliyat Anonim Şirketi'nden devralındığı ve halen Çetinel adına kayıtlı olduğu belirlendi. Söz konusu villalardan birinin ise Pusula İnvest Gayrimenkul Anonim Şirketi tarafından 6 Ağustos 2025 tarihinde Yeliz Işık'tan devralındığı ve halen şirket adına kayıtlı olduğu tespit edildi. Ayrıca villanın da Esra Alkış tarafından 10 Şubat 2025 tarihinde Esra Özmen'den devralındığı, 17 Temmuz 2025 tarihinde ise KL Taahhüt İnşaat Anonim Şirketi'ne devredildiği ve halen şirket adına kayıtlı olduğu belirlendi.
 
 







Villalar boş ve tadilat halinde çıktı

Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince villaların bulunduğu Acarkent Sitesi'nde de inceleme yapıldı.
 
Saat 16.08 sıralarında kontrol edilen villanın tadilat aşamasında olduğu ve içerisinde herhangi bir kişinin ikamet etmediği belirlendi. Yine bir diğer villanın da tadilat aşamasında olduğu ve boş bulunduğu tespit edildi.
 
Aynı gün içinde kontrol edilen villanın dış kapısının tahta bir levhayla kapatıldığı, araç giriş kısmından yapılan incelemede tadilat aşamasında olduğu ve içerisinde kimsenin bulunmadığı belirlendi. Kontrol edilen başka bir villanın ise boş olduğu, cam bölmelerden dışarıdan yapılan incelemede içerisinde herhangi bir eşya bulunmadığı görüldü. Villada herhangi bir kişinin ikamet etmediği tespit edildi.
 
 







Villalara yaklaşık 23-24,5 milyon dolar değer biçildi

Soruşturma kapsamında 5 villanın değerinin belirlenmesi için Acarkent Sitesi içerisindeki emlak satış ofislerinden bilgi alındı. Buna göre söz konusu villaların sırayla 8-8,5 milyon dolar, 3-3,5 milyon dolar, 5 milyon dolar, 4 milyon dolar, ise 3-3,5 milyon dolar değerinde olabileceği bilgisine ulaşıldı.
 
Bildirilen yaklaşık değerlerin toplamının 23-24,5 milyon dolar seviyesinde olduğu belirtildi. Ancak söz konusu rakamların kesin değer olmadığı, villaların konumu, yüzölçümü, emsal satışları ve fiziki özelliklerinin tam olarak belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi gerektiği kaydedildi. Site yönetiminde villaların geçmiş satışlarına ilişkin emsal satış belgeleri ile kira bedellerini gösteren belgelerin bulunmadığı da bildirildi.
 
 







Savcılık el koyma talebinde bulundu

Savcılık, Muhammed Yarız'ın daha önce üzerine kayıtlı bulunan ve daha sonra Bolkan Bekçi'ye devredilen A2 numaralı villa ile Serdar Turhan ve Mehmet Salih Turhan'ın yetkilisi olduğu Bainbridge Gayrimenkul Ticaret Anonim Şirketi adına kayıtlı Bursa'nın Nilüfer ilçesindeki taşınmazın da aralarında bulunduğu malvarlığı değerlerine el konulmasını talep etti.
 
Soruşturma kapsamında taşınmazların suçtan elde edilen malvarlığı değerlerinin devredilmesi veya malvarlığının azaltılmasına yönelik işlemler kapsamında değerlendirilerek el koyma tedbirine konu edildiği belirtildi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.