logo
02 KASIM 2026

İRAN BOYUN EĞMİYOR

Tahran, ABD’nin deniz ablukası kaldırılmadan ve İran’ın talepleri karşılanmadan nihai anlaşmaya yanaşmayacağını duyurdu. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için de Washington’a açık mesaj verdi.

02.11.2026 22:18:00
Haber Merkezi
 
İRAN BOYUN EĞMİYOR
İRAN BOYUN EĞMİYOR
Tahran, ABD'nin deniz ablukası kaldırılmadan ve İran'ın talepleri karşılanmadan nihai anlaşmaya yanaşmayacağını duyurdu. Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için de Washington'a açık mesaj verdi.

ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmek amacıyla Katar'ın arabuluculuğunda Doha'da gerçekleştirilen üç günlük görüşmeler sonuçsuz sona erdi. Taraflar arasındaki diplomatik temaslar sürerken Tahran yönetimi, müzakerelerin devamı için şartlarını açıkladı.

TAHRAN'DAN WASHINGTON'A ABLUKA ŞARTI



İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada ABD'nin deniz ablukasını kaldırması ve İran'ın taleplerine saygı göstermesi gerektiğini söyledi.

Bekayi, "ABD'nin deniz ablukası sona erdirilmeden, İran'ın taleplerine saygı gösterilmeden ve meşru beklentileri karşılanmadan nihai bir anlaşma süreci başlatılamaz. Hürmüz Boğazı yeniden açılamaz ve güvenliği sağlanamaz" ifadelerini kullandı.

7 AŞAMALI PLAN MASADA

Doha görüşmelerinin temelini İran'ın eylül ayında hazırladığı 7 aşamalı planın oluşturduğu belirtildi. Planın öncelikli hedefleri arasında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasının sona erdirilmesi bulunuyor.

İran, anlaşma sağlanması durumunda planın daha kısa sürede uygulanmasını önerdi.

YENİ GÖRÜŞME İHTİMALİ GÜNDEMDE

Görüşmelerin sona ermesine rağmen Katar üzerinden Washington ile mesaj alışverişinin devam ettiği bildirildi. Taraflar arasında taslak bir teklifin dolaşıma sokulduğu ve yeni bir toplantının yapılmasının gündemde olduğu belirtildi.

Tahran yönetimi, taleplerinin açık ve makul olduğunu savunurken ABD'nin abluka politikasını sürdürmesi halinde nihai anlaşmanın mümkün olmayacağı mesajını verdi.

İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı

İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu'nda başkan seçilen Ümit Kocasakal, Beyoğlu'ndaki baro binasında düzenlenen törenle görevi Prof. Dr. Av. İbrahim Kaboğlu'ndan devraldı

02.11.2026 15:12:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı
İstanbul Barosu 128. Olağan Genel Kurul Kapsamında düzenlenen başkanlık seçimini Ümit Kocasakal kazanmıştı. Seçimlerin ardından Beyoğlu'nda bulunan İstanbul Barosu binasında devir teslim töreni düzenlendi.

Prof. Dr. Av. İbrahim Kaboğlu, başkanlık görevini Ümit Kocasakal'a devretti. Devir töreninde konuşan Kocasakal, "Bu süreçte biz bu seçime iştirak eden bütün avukat meslektaşlarımızla bir araya geleceğiz, arayışlarda bulunacağız, gerekiyorsa büyük bir çalıştay, hatta belki de sadece meslek sorunlarının konuşulacağı olağanüstü genel kurultay gibi de düşüncelerimiz var. Dolayısıyla bunları da hayata geçirmek için elimizden geleni yapacağız.

Bu bir görev değişimidir ve değişimin de bu şekilde avukatlara yaraşır bir biçimde olması çok değerlidir. Dediğiniz gibi İstanbul Barosu'nun kurumsal kimliği ve itibarı, avukatlık itibarı her şeyin üstündedir. Avukatın kavgası bile avukata yaraşır biçimde olmalıdır. Farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz ama bunlar bir araya gelmemizi, bu anlamda mesleki sorunlar bakımından hiçbir biçimde engellemiyor.

O yüzden içtenlikle size iki yıllık mesainizde bu baroya katkılarınız için, emekleriniz için, size ve yönetiminize ve kurullarınıza ve delegasyonunuza bir kere daha teşekkür ediyorum. Biz de şu anda bayrağı sizden devralıyoruz. Biz de elimizden geldiğince hizmet etmeye gayret edeceğiz ve umuyorum ki en azından yapabildiğiniz kadarını yapıp üzerine bir şeyler ekleyip biz de zamanı gelince bu bayrağı bizden sonra gelecek değerli meslektaşlarımıza teslim edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor

Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor

02.11.2026 11:54:00
Haber Merkezi
 
 Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor
 Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor
Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor.

17 Ekim'de İmamoğlu'nun savunmasıyla tamamlanan ikinci celsenin ardından yedi sanığın tahliyesine karar verilmişti ve mahkeme iki haftalık araya girmişti.

Bugün başlayacak üçüncü celseyle 60 tanık, müşteki ve gizli tanık dinlenecek. Ardından davanın delillerinin tartışılması ve esasa ilişkin mütalaa aşamasına geçilmesi bekleniyor.

Mahkeme ayrıca dosyada "İlke", "Zeytin", "Martı" ve "Gürgen" kod adlı gizli tanıkların da üçüncü celse için duruşmada hazır edilmesini istedi.

Yeni Parti lideri Özgür Özel, Aralık 2025'te "İlke" kod adlı gizli tanığın, verdiği ifadelerden kısa bir süre sonra tüm ifadelerini ve gizli tanıklık statüsünü resmen geri çektiğini beyan ettiğini aktarmıştı.

Soruşturmanın başlangıcında İmamoğlu'na yönelik beyanlarda bulunan ancak hazırlanan iddianamede yer almayan "Meşe" kod adlı gizli tanığın beyanlarının da iddianamede "İlke" kod adlı gizli tanığın beyanlarının arasında yer aldığı ileri sürülmüştü.

Bugün başlayacak üçüncü celsenin ardından devam edecek dördüncü celsede ise delillerin tartışılması aşamasına geçilmesi bekleniyor.

Delillerin tartışılması aşamasının geçilmesi halinde ise duruşma savcısının esasa ilişkin mütalaasını açıklaması bekleniyor.

Mütalaanın ardından tüm sanıklar ve avukatlarının yeniden savunma yapması ve İmamoğlu'nun da esasa ilişkin savunması kapsamında, iddianamedeki suçlamalara ilişkin günler sürecek kapsamlı bir savunma yapması bekleniyor.

Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi

Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi

01.11.2026 23:27:00
Haber Merkezi
 
 Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi
 Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi
Türkiye'de sosyal medya platformlarında yaş sınırlamasını öngören ve yaş doğrulama zorunluluğu getiren yönetmelik 1 Kasım'da yürürlüğe girdi.

Yönetmelik, 15 yaş altındaki çocukların sosyal ağ hizmetlerine erişiminin önlenmesini, 15-18 yaş grubundaki çocuklara ise yaş doğrulama ve kullanım kısıtlamaları getirilmesini hedefliyor.

Sosyal Ağ Sağlayıcı Tarafından Çocuklara Özgü Ayrıştırılmış Hizmet Sunulmasına ve Yaş Doğrulamaya İlişkin Yönetmelik, sosyal medya platformlarına, çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmetler sunma, gizlilik ve güvenlik standartları uygulama ve ebeveyn kontrol araçlarını kullanıma sunma yükümlülükleri getiriyor.

Düzenleme Nisan ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edilmişti.

Dünyada çocuklara sosyal medya yasağı uygulayan ilk ülke Avustralya oldu. İngiltere'de de 16 yaşından küçük çocuklara önümüzdeki yıl benzer bir yasağın getirilmesi planlanıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, konuyla ilgili paylaşımında "Yürürlüğe giren yeni yönetmelik doğrultusunda, 15 yaşını doldurmamış çocuklara sosyal medya hizmeti sunulamayacak" dedi ve ekledi:

"Yalnızca 15-18 yaş arasındaki çocuklar hesap açabilecek. 15-18 yaş aralığında çocuklara ayrıştırılmış hizmet verilecek. Platformlar, kullanışlı ebeveyn kontrol araçları sunacak."

Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığından yapılan açıklamada, yaş doğrulama işlemleri için yalnızca "turkiye.gov.tr" adresinin veya resmi e-Devlet mobil uygulamasının kullanılması gerektiği belirtildi.

Yaş doğrulama sürecinde yalnızca sosyal medya platformlarının resmi uygulamaları üzerinden yapılan bildirimlerin ve yetkili kurumların duyurularının dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Üçüncü kişilerden gelen mesajlardaki bağlantılara tıklanmaması gerektiği belirtilen açıklamada, e-Devlet şifresi, SMS doğrulama kodları ile banka ve kredi kartı bilgilerinin hiçbir kişi, kurum veya platformla paylaşılmaması uyarısı yapıldı.

Çocuklara yönelik düzenlemeye destek olsa da kapsamı ve uygulanmasına dair kaygılar da dile getiriliyor.

Siber haklar ve ifade özgürlüğü alanında çalışan hukukçu ve akademisyen Yaman Akdeniz daha önce yaptığı değerlendirmede, uygulamanın kapsamı ve etkilerine dair ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi.

Yaman Akdeniz'e göre düzenleme, kamuoyuna "çocukları koruma" amacıyla sunulsa da pratikte çok daha geniş bir kontrol mekanizmasının önünü açabilir.

Akdeniz, yaş doğrulamanın e-Devlet üzerinden yapılmasının tüm kullanıcıların kimlik bilgileriyle sosyal medya hesaplarının eşleştirilmesi anlamına gelebileceğini belirtti.

"Bugün sosyal medya için kurulan bir sistem, yarın başka dijital hizmetler için de kullanılabilir" dedi.

Emir Sarıgül, babasının Özgür Özel'e para verdiğini anlattı

Sarıgül ailesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli Emir Sarıgül'ün ek ifadesi ortaya çıktı. Sarıgül, babası Mustafa Sarıgül'ün Yeni Parti'nin kuruluş sürecinde Özgür Özel'e farklı tarihlerde elden para verdiğini söyledi. Sarıgül, annesinden kalan miras nedeniyle babasıyla yaptığı sözleşmenin ayrıntılarını da anlattı

01.11.2026 17:06:00
İhlas Haber Ajansı
 
Emir Sarıgül, babasının Özgür Özel'e para verdiğini anlattı
Emir Sarıgül, babasının Özgür Özel'e para verdiğini anlattı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifade veren Emir Sarıgül, ilk ifadesinde anlatmadığı bazı hususları paylaşmak istediğini belirtti. Mustafa Sarıgül'ün kendisine devretmeyi taahhüt ettiği taşınmazlar ile Yeni Parti'ye verildiğini öne sürdüğü paralar hakkında beyanda bulunan Sarıgül, suçlamalarla ilgisinin olmadığını savunarak tahliyesini talep etti.

"Özgür Özel'e 250 bin dolar bıraktığını biliyorum"

Yeni Parti'nin kuruluş aşamasında parti genel merkez binasının eşyaları için para verildiğini iddia eden Emir Sarıgül, "Yeni Parti'nin kuruluş aşamasında partinin genel merkez binasının iç tefrişatının yapılması için 250 bin dolar parayı Ankara'da Ümitköy'de bulunan bir restoranın çıkışında Özgür Özel'e ait aracın içerisine bıraktığını biliyorum. O gün babam Mustafa Sarıgül ve Özgür Özel 6-7 kişilik bir milletvekili grubuyla yemek yemişlerdi. Restoranın çıkışında bizzat babamın kendisi 250 bin dolar parayı Özgür Özel'e ait aracın arka kısmına bıraktı. Bunu bana doğrudan kendisi anlattı" dedi.

"Otobüsün ses sistemi için de 250 bin dolar ya da euro verdiğini söyledi"

Partiye ait otobüsün ses sistemi ve iç tasarımı için de babasının para verdiğini öne süren Sarıgül, "Yine partiye ait bir otobüsün ses sisteminin yapımı ve otobüsün içinin özel olarak tasarlanması amacıyla 250 bin dolar ya da euro cinsinden parayı Özgür Özel'e elden verdiğini bana söyledi. Bu paranın Silivri'de katıldıkları bir duruşmadan sonra gittikleri bir balıkçı restoranının çıkışında verildiğini bana söyledi. Bu olay son 2 ay içerisinde Büyükçekmece'de bir balıkçı çıkışında gerçekleşti" ifadelerini kullandı.

"100 bin doları atkı paketinin içine koydu"

Emir Sarıgül, son olarak yaklaşık bir ay önce Mustafa Sarıgül'ün Özgür Özel'e 100 bin dolar verdiğini iddia ederek, "Geçtiğimiz 1 ay içerisinde Özgür Özel'e yine elden 100 bin dolar verildiğini bana Mustafa Sarıgül söyledi. O tarihte babam Özgür Özel'in Ankara'daki eve yemeğe geleceğini bana söylemişti. Bunun üzerine babam bana Vakko'dan 2 adet atkı almamı söyledi. Ben de İstinye Park'taki Vakko'dan 2 adet atkı aldırdım. Sonrasında babam İstanbul'daki Ulus Platin Konutları'nda bulunan evde bu atkı paketinin içine 100 bin dolar para koydu. Paraların yanında atkılar da duruyordu. Sonrasında bunu bir hediye paketi şekline getirdik. Babam da bu paketi alarak kendi aracıyla İstanbul Havalimanı'na gitti. Uçakla Ankara'ya gidip önce meclise uğradı, ardından Ümitköy Angora Evleri'ndeki eve geçti. Akşamına da Özgür bey yemeğe gelmiş, burada da bu para kendisine elden verilmiş. Paranın elden kendisine verildiğini de babam bana hemen ertesi gün söyledi" diye konuştu.

"Bana 5 taşınmazı devretmeyi taahhüt etti"

İfadesinde annesinden kalan mirasa ilişkin süreci de anlatan Emir Sarıgül, dedesi Abdurrahman Köksaloğlu'nun 1980 yılında öldürülmesinin ardından annesine büyük bir mal varlığı kaldığını, annesinin 1984 yılında vefat etmesi üzerine bu mal varlığının bir bölümünün kendisine bırakıldığını söyledi.

Sarıgül, 18 yaşına geldiğinde annesinden kalan mal varlığının kendi üzerine geçirilmesini istediğini ancak babasının bunu kabul etmediğini belirterek, "Kendimi güvence altına almak için annemden kalan mal varlığımı kendi üzerime yapmasını istedim. Ancak babam kabul etmedi ve beni sürekli geçiştirdi. Bundan yaklaşık 2 sene öncesine kadar bu süreç hiçbir aşama katedemeden böyle devam etti" dedi.

Son yıllarda maddi zorluk yaşadığını ve çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğini belirten Sarıgül, "Bu neticede bana 5 adet taşınmazı devretmeyi taahhüt etti. Bu 5 taşınmazdan bir tanesinin yarısı zaten benimdi" ifadelerini kullandı.

"Taşınmazlar devredilmezse 50 milyon dolar verilecekti"

Sözleşmede yer alan taşınmazların Nişantaşı, Marmaris, Mecidiyeköy ve Ankara'da bulunduğunu belirten Sarıgül, taşınmazların kendisine devredilmemesi ihtimaline karşı ayrıca bir senet imzalandığını söyledi. Sarıgül, "Bu sözleşmenin yanında taşınmazların tarafıma devredilmemesi halinde yine avukat huzurunda 50 milyon dolar paranın bana verileceğine dair bir senet daha imzaladık. Bu senedi teminat olarak imzaladık. Bu sözleşme ve senedin aslı şu anda avukatım Emrah Cengiz'in kasasında bulunmaktadır" dedi.

Tahliyesini talep etti

İfadesinin sonunda iki kızının bakımından sorumlu olduğunu belirten Emir Sarıgül, "Benim 2 kızım vardır. Başlarında bulunmam gerekiyor çünkü anneleri de şu anda yurt dışındadır. Uzun bir süre de gelmeyecektir. Kızlarım şu an bakıma muhtaç haldeki anneannelerinin yanındadır. Ben tahliyemi talep ediyorum. Ev hapsi seçeneği de dahil değerlendirilmesini talep ediyorum. Böyle bir takdirde bulunulursa başıma bir şey gelme ihtimaline binaen devletimizden koruma talep ediyorum. Benim yaşanan olaylarla bir ilgim yoktur. Suçsuzum" ifadelerini kullandı.

SPK Başkanlığına Muhsin Atcı atandı

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığına, Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı atandı

01.11.2026 07:00:00
AA
 
SPK Başkanlığına Muhsin Atcı atandı
SPK Başkanlığına Muhsin Atcı atandı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı atama kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 119. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 7. maddeleri gereğince SPK Başkanlığına Vergi Denetim Kurulu Başkanı Muhsin Atcı, Başkan Vekilliğine Ersin Başar Ekmekci ve üyeliğine Yasemin Girici atandı.

SPK Başkanı Muhsin Atcı, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun olduktan sonra, 2014 yılında ABD'deki Duke Üniversitesinde Kalkınma Politikası alanında yüksek lisans yaptı.

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Maliye Bölümünde doktora eğitimine devam eden Atcı, 2003'te Vergi Denetmen Yardımcısı olarak başladığı meslek hayatında 2005 yılında Stajyer Gelirler Kontrolörü, 2008 yılında Gelirler Kontrolörü, 2010 yılında ise İdari ve Mali İşler Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış, 2011 yılında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının kurulmasıyla Vergi Müfettişi olarak atanmıştır.

Atcı, 15 Eylül 2014-7 Temmuz 2017 tarihleri arasında Ankara Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanı, 31 Temmuz 2017-18 Nisan 2019 tarihleri arasında Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmış olup 7 Ekim 2023 tarihinde ise Vergi Denetim Kurulu Başkanı olarak atanmıştı.

 

Boğaziçi Zirvesi 17. kez dünyayı İstanbul'da buluşturacak


 
Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından 5-6 Kasım’da düzenlenecek 17. Boğaziçi Zirvesi, “Dönüşen Dünyada Denge Arayışı” temasıyla yaklaşık 70 ülkeden temsilciyi bir araya getirecek. 32 ülkeden üst düzey siyasiler, bürokratlar ve iş insanlarının konuşmacı olarak katılacağı 20'den fazla B2B görüşmesi de gerçekleştirilmesi planlanıyor. 
 

31.10.2026 15:18:00
Yaşar Cebesoy
 
Boğaziçi Zirvesi 17. kez dünyayı İstanbul'da buluşturacak
Boğaziçi Zirvesi 17. kez dünyayı İstanbul'da buluşturacak

Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından düzenlenen Boğaziçi Zirvesi'nin 17'ncisi, 5-6 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilecek. "Dönüşen Dünyada Denge Arayışı" temasıyla düzenlenecek zirve, farklı coğrafyalardan devlet temsilcilerini, diplomatları ve iş insanlarını İstanbul'da buluşturacak. Zirve kapsamında küresel gelişmelerin yanı sıra ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş birliği fırsatlarının oluşturulması da gündeme gelecek. UİP Kurucusu Cengiz Özgencil, zirve öncesinde yaptığı değerlendirmede, şu ana kadar 63 ülkeden katılım teyidi alındığını, ancak sayının 70'in üzerine çıkmasını beklediklerini belirtti. Nijerya, Suriye ve Lübnan'dan bakanların yanı sıra Karadağ'dan Parlamento Başkan Yardımcısı'nın da aralarında bulunduğu üst düzey temsilcilerin katılacağı zirvede, Endonezya, Libya ve Karadağ gibi ülkelerden heyetler de yer alacak. Zirve, Avrupa'dan Asya'ya, Orta Doğu'dan Kuzey Afrika'ya uzanan geniş bir coğrafyadan iş insanları ve siyasileri bir araya getirecek.

Ülkeler rota arayışında

Zirvenin bu yılki temasının, küresel ölçekte yaşanan siyasi ve ekonomik dönüşümden hareketle belirlendiğini söyleyen Özgencil, savaşların, bölgesel gerilimlerin ve değişen uluslararası ilişkilerin ülkelerin konumlarını yeniden değerlendirmelerine yol açtığını dile getirdi. Özgencil, farklı güç merkezlerinin öne çıktığı bu dönemde ülkelerin yeni dengeler içinde kendilerine nasıl bir yer belirleyeceği sorusunun zirvenin ana gündemini oluşturacağını kaydetti. Zirvede iki gün boyunca 20'den fazla panel düzenlenmesi, konuşmacıların ise 32 farklı ülkeden katılması bekleniyor. Özgencil, uluslararası iş dünyasının temsilcilerini buluşturacak etkinlikte en az 70 iş insanının yer alacağını ve 20'den fazla B2B görüşmesinin gerçekleştirileceğini bildirdi.

Siyasi tartışma ortamı sunmuyor

Boğaziçi Zirvesi'nin kuruluşundan bu yana siyasi tartışmalardan uzak durarak ekonomik ilişkileri geliştirmeye odaklandığını belirten Özgencil, platformun farklı ülkelerden iş insanlarını aynı zeminde buluşturmayı amaçladığını söyledi. Özgencil, "Biz hiçbir zaman siyasete girmedik. Ülkeler arasında ekonomik bir zemin oluşturmaya çalıştık. İlk 16 yılda gerçekleştirdiğimiz B2B görüşmeleri ve bu görüşmelerin ardından yapılan iş anlaşmaları, bu konuda başarılı olduğumuzu gösteriyor" dedi. Boğaziçi Zirvesi'nin hazırlıklarının 2009 yılında başladığını, ilk organizasyonun ise 2010'da gerçekleştirildiğini hatırlatan Özgencil, ilk yıl 33 ülkeden temsilcinin katıldığı zirvenin zaman içinde uluslararası ölçekte daha geniş bir katılıma ulaştığını söyledi.

Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi mümkün mü?


 
Toplumda yaygın olarak görülen tiroid nodülleri, büyük oranda iyi huylu özellik taşımasına rağmen bazı hastalarda zaman içerisinde büyüyerek yaşam kalitesini olumsuz etkileyebiliyor. Peki nodülleri ameliyatsız küçültmek ya da yok etmek mükün mü?

31.10.2026 14:14:00
Murat Çorbacı
 
Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi mümkün mü?
Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi mümkün mü?

Tiroit nodülleri toplumumuzda da yaygın olarak görülüyor. Boynun ön bölümünde bulunan tiroid bezinde gelişen bu oluşumlar, belirli bir büyüklüğe ulaştığında boyunda şişlik, yutma güçlüğü, baskı hissi ve estetik rahatsızlık gibi şikâyetlere neden olabiliyor. Geçmişte tedavi gerektiren tiroid nodüllerinde cerrahi yöntemler ön plana çıkarken, girişimsel radyoloji alanında yaşanan teknolojik gelişmeler sayesinde günümüzde uygun hastalarda ameliyatsız tedavi seçenekleri de uygulanabiliyor.

Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, iyi huylu olduğu gerekli incelemelerle doğrulanan ve belirli anatomik özelliklere sahip tiroid nodüllerinin minimal invaziv yöntemlerle tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, özellikle doğru hasta seçimi ve ayrıntılı ultrasonografik değerlendirmenin tedavi planlamasında büyük önem taşıdığını vurguluyor.


Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi nedir?

Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi, uygun nodüllerin görüntüleme rehberliğinde gerçekleştirilen minimal invaziv işlemlerle küçültülmesini amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu tedavilerde temel hedef, şikâyete neden olan nodül dokusunu kontrollü şekilde etkisiz hale getirerek zaman içerisinde hacminin azalmasını sağlamaktır.
Cerrahi yöntemlerde tiroid bezinin bir bölümü veya tamamı çıkarılabilirken, ablasyon işlemlerinde nodül çevresindeki sağlıklı tiroid dokusunun mümkün olduğunca korunması hedefleniyor.
Ancak ameliyatsız tedavi her nodül veya her hasta için uygun olmayabiliyor. Tedavi öncesinde ultrasonografi bulguları, biyopsi sonuçları ve tiroid fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekiyor.

Radyofrekans ablasyon ile tiroid nodülü tedavisi

Radyofrekans ablasyon, iyi huylu tiroid nodüllerinin tedavisinde kullanılan termal ablasyon yöntemlerinden biri...
İşlem sırasında ultrasonografi rehberliğinde nodül içerisine ince bir elektrot yerleştiriliyor. Elektrot aracılığıyla oluşturulan ısı enerjisi, nodül dokusunda kontrollü termal hasar meydana getiriyor.

Tedavi edilen nodül dokusu zaman içerisinde vücut tarafından kısmen yeniden emiliyor ve nodül hacminde küçülme meydana gelebiliyor.
Radyofrekans ablasyon genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilebiliyor. Bazı hastalarda işlem sırasında ek ağrı kontrolü veya sedasyon yöntemlerinden yararlanılabiliyor.

Tedavinin en önemli avantajlarından biri, uygun hastalarda büyük bir cerrahi kesi yapılmadan nodül hacminin azaltılabilmesi olarak öne çıkıyor.

Mikrodalga ablasyon nasıl uygulanıyor?

Mikrodalga ablasyon, elektromanyetik enerji kullanılarak nodül dokusunda ısı oluşturulmasını sağlayan bir başka minimal invaziv yöntemdir. Ultrasonografi eşliğinde nodül içerisine yerleştirilen özel bir anten aracılığıyla hedef dokuda kontrollü ısı etkisi meydana getiriliyor. Bu etki, nodül dokusunun zaman içerisinde küçülmesini amaçlıyor.

Mikrodalga ablasyon özellikle belirli iyi huylu tiroid nodüllerinde değerlendirilebiliyor. Ancak yöntemin seçimi nodülün büyüklüğüne, yerleşimine, iç yapısına ve işlemin güvenli şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceğine bağlı olarak değişiyor.
Radyofrekans ve mikrodalga ablasyon yöntemleri arasında seçim yapılırken hastanın klinik özellikleri ve uygulama merkezinin deneyimi dikkate alınıyor.

Kistik tiroid nodüllerinde etanol ablasyonu

İçerisinde sıvı bulunan kistik tiroid nodüllerinin tedavisinde etanol ablasyonu önemli bir seçenek olarak kullanılabiliyor.
Bu yöntemde öncelikle nodül içerisindeki sıvının boşaltılması, ardından uygun koşullarda etanol uygulanarak kistik yapının yeniden sıvı biriktirme olasılığının azaltılması hedefleniyor.
Etanol ablasyonu özellikle tekrarlayan ve şikâyete neden olan iyi huylu kistik nodüllerde değerlendirilebiliyor.
Nodülün büyük ölçüde katı yapıda olması durumunda ise farklı ablasyon yöntemleri daha uygun olabiliyor.

Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisi kimler için uygun?

Minimal invaziv ablasyon yöntemleri genellikle iyi huylu olduğu uygun biyopsi değerlendirmeleriyle doğrulanmış, büyüyen veya belirgin şikâyete neden olan nodüllerde gündeme geliyor.
Boyunda kozmetik rahatsızlık, baskı hissi veya yutma güçlüğü oluşturan nodüller bu kapsamda değerlendirilebiliyor.

Bazı aşırı hormon üreten otonom tiroid nodüllerinde de termal ablasyon seçenekleri düşünülebiliyor.
Ancak kanser şüphesi bulunan nodüllerde standart iyi huylu nodül ablasyon yaklaşımı uygun kabul edilmiyor. Bu hastalarda ileri tanısal değerlendirme ve gerekli durumlarda onkolojik tedavi planlaması gerekiyor.

Ameliyatsız tedavinin avantajları neler?

Minimal invaziv tiroid nodülü tedavilerinin önemli avantajlarından biri, uygun hastalarda cerrahi kesi yapılmadan işlem gerçekleştirilebilmesidir. Bu yöntemler çoğunlukla günübirlik uygulanabiliyor ve birçok hasta kısa süre içerisinde günlük aktivitelerine dönebiliyor.
Sağlıklı tiroid dokusunun korunması, işlem sonrasında tiroid hormonu kullanımına ihtiyaç duyulma olasılığını azaltabiliyor. Ancak hormon fonksiyonlarının korunacağı her hasta için garanti edilemiyor.

Ablasyon işlemlerinde nodülün tamamen ortadan kaldırılması her zaman hedeflenmiyor. Temel amaç, nodül hacmini azaltarak neden olduğu şikâyetleri hafifletmektir. Bazı hastalarda istenilen küçülmenin sağlanması için ek ablasyon seansları gerekebiliyor.

Ameliyatsız tiroid nodülü tedavisinin riskleri var mı?

Termal ablasyon yöntemleri minimal invaziv işlemler olmakla birlikte tamamen risksiz değildir. İşlem sonrasında geçici ağrı, boyunda hassasiyet, morarma veya şişlik görülebiliyor.
Daha nadir olarak ses değişikliği, kanama, cilt yanığı veya çevre dokularda termal hasar gibi komplikasyonlar gelişebiliyor. Bu nedenle işlemlerin tiroid anatomisine ve görüntüleme rehberliğinde ablasyon tekniklerine hâkim deneyimli ekipler tarafından gerçekleştirilmesi önem taşıyor.

Tedavi sonrası tiroid nodülü tekrar büyür mü?

Ablasyon sonrasında tiroid nodüllerinin hacminde zaman içerisinde küçülme bekleniyor. Ancak elde edilen sonuçlar nodülün başlangıç büyüklüğüne, yapısına ve uygulanan tedaviye göre değişebiliyor.

Bazı nodüllerde uzun dönem takip sırasında yeniden büyüme görülebiliyor. Bu durumda ek ablasyon veya farklı tedavi seçenekleri değerlendirilebiliyor. İşlem sonrasında ultrasonografi kontrolleriyle nodül hacmindeki değişim ve tiroid fonksiyonları takip ediliyor.

Ölümlü kazanın yaşandığı teknede vinçler belgesiz çıktı

Trabzon'da balıkçı teknesinde vinç sisteminin devrilmesi sonucu 1 kişinin hayatını kaybettiği kazanın ardından yapılan incelemelerde, teknedeki vinçlerin denize elverişlilik belgesinde kayıtlı olmadığı tespit edildi

31.10.2026 11:59:00 / Güncelleme: 31.10.2026 12:02:54
İHA
 
Ölümlü kazanın yaşandığı teknede vinçler belgesiz çıktı
Ölümlü kazanın yaşandığı teknede vinçler belgesiz çıktı
Trabzon'un yaklaşık 30 mil açığında 19 Ekim'de meydana gelen kazada, palamut avı sırasında ağları tekneye çeken vinç sisteminin devrilmesi sonucu 4 balıkçı yaralandı. Yaralılardan 40 yaşındaki İzzet Sırtbaşı, kaldırıldığı hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olay anı teknenin güvenlik kamerasına yansıdı.



Kazanın ardından yürütülen incelemeler kapsamında, teknenin denize elverişlilik belgesinde vinçlerin kayıtlı olmadığı belirlendi.

Yaşanan kazanın ardından Sürmene Yeniay Balıkçı Barınağı'nda bulunan teknede olay yeri inceleme ekipleri, makine mühendisi ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanı eşliğinde incelemeler yapıldı. Cumhuriyet savcısının talimatıyla tekne kaptanı, tekne donatanı ve vinç operatörünün şüpheli sıfatıyla ifadelerinin alınmasına karar verilirken, teknede bulunan tayfalarında tanık olarak ifadelerine başvuruldu.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Bakırköy Belediyesine yönelik soruşturmada 40 şüpheliye tutuklama talebi

Bakırköy Belediyesine yönelik "ihaleye fesat karıştırma" ve "irtikap" suçlarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 63 şüpheliden 40'ı tutuklanma talebiyle hakimliğe sevk edild

 

31.10.2026 05:00:00
AA
 
Bakırköy Belediyesine yönelik soruşturmada 40 şüpheliye tutuklama talebi
Bakırköy Belediyesine yönelik soruşturmada 40 şüpheliye tutuklama talebi

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, Bakırköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılan mal ve hizmet alımına ilişkin ihale dosyalarında suç teşkil eden usulsüzlükler neticesinde kamu zararı oluştuğu iddiasıyla başlatılan soruşturma sürüyor.

Adliyede savcılık ifadeleri tamamlanan 21 belediye personeli ve 19 firma temsilcisi suçların nitelikleri, karşılığı olan ceza miktarları, eylem sayıları ile delil durumları dikkate alınarak tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Savcılık, eylem sayısı ile bunların nitelikleri, verilen tekliflerin mahiyeti, birbirleriyle irtibatlı olup olmadıkları ve benzeri unsurları bir arada değerlendirerek kamu ihalelerinde teklif veren firma temsilcisi 12 şüphelinin yanı sıra 3 belediye personeli hakkında "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasını talep etti.

Ayrıca, aramalar neticesinde elde edilen dijital verilere ilişkin raporlama tamamlandığında yeniden durum değerlendirmesi yapılmak üzere şüpheli Metin Soğuksu hakkında da "yurt dışına çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol talep edildi.

Savcılık, suçun vasıf ve mahiyetini, mevcut delil durumunu ve şüphelinin yaşını gözeterek Mustafa Özdemir'in "konutu terk etmeme" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmesini istedi.

Öte yandan savcılık, 5 belediye personeli ve 1 firma temsilcisini delil durumu dikkate alarak, ifade işlemlerinin ardından serbest bıraktı.

Soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen ve belediye personeli olan şüphelilerin isimleri şöyle:

"Belediye Başkan yardımcıları Abdülhamit Pehlivan, Cemalettin Özdemir, Arda Karadağ, Ali Rıza Akyüz, Bakırköy Belediyesi Meclis Üyesi Mustafa Fazlıoğlu, Belediye Meclis Üyesi Erkan Gül, Bakırköy İmar ve Şehircilik Müdürü Abdülkadir Akay, Bakırköy Belediyesi Zabıta Müdürü Ahmet Kekellüoğlu, Bakırköy Destek Hizmetleri Müdürü Yunus Alışkan, Bakırköy Temizlik İşleri Müdürü İbrahim Yavuz, Bakırköy Kentsel Dönüşüm Müdürü Mustafa Fatih Özkan, Bakırköy Destek Hizmetleri Müdürü Vekili Duygu Muş, Bakırköy eski Bilgi İşlem Müdürü Nusret Sapa, Belediye Görevlileri Ayhan Kıvılcım, Berkay Biçer, Selin Çiftçi, Kaan Dengiz, Ferhat Ferahi Çelik, belediye görevlisi ve atölye şefi Yüksel Ercan Akçabay, Belediye Başkan Yardımcısı Vekili Nurcan Alan ve Fen İşleri Müdürü Derya Güler"

Haklarında tutuklama talep edilen firma yetkililerinin Ali Kemal Şahinsoy, Ahmet Adnan Özyirmidokuz, Ali Murteza Alır, Alper Demirtaş, Birkan Dıragat, Cemal Arıkan, Eyyüp Alır, Fırat Duran, Gökhan Konur, Gürkan Dıragat, Hasan Mercan, Hüseyin Kıran, Mehmet Muhlis Öner, Mehmet Sırrı Özdemir, Osman Akın, Ömer Tuncer, Tolgahan Acar, Veli Çakırca ve Yılmaz Tuna olduğu öğrenildi.

Soruşturma kapsamında belediye görevlileri Muharrem Atmaca, Altan Bulan ile Gözde Altıntop, firma yetkilileri Özge Mutlu, Emin Kılıç, Abdülaziz Öksüz, Ebubekir Öksüz, Özkan Taşlıcalı, Mert Ece, Hakan Kurtgişi, Gökhan Kaya, Yasemin Kaya, Bünyamin Seven, Feyza Kıran ve Gencay Seçilir için adli kontrol talep edildiği bilgisine ulaşıldı.

Ayrıca, Bakırköy Belediyesi Hukuk İşleri Müdürü Sinan Derman, Özel Kalem Müdürü Suzan Kurt, Bakırköy Gelirler Müdürü Hamza Sayan, zabıta şefi İbrahim Halil Mercan, Belediye Personeli Muhammed Beran Pekyen ve şirket yetkilisi Ümit Güngör savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Soruşturma

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca, Bakırköy Belediye Başkanlığı tarafından yapılan mal ve hizmet alımına ilişkin ihale dosyalarında suç teşkil eden usulsüzlükler neticesinde kamu zararı oluştuğu, iş yeri çalışma ruhsatı talep eden işletme sahiplerinden hukuka aykırı şekilde para talep edildiği, talep edilen miktarı ödemeyen işletmelerin ruhsat işlemlerinin ise sürüncemede bırakıldığı şeklinde yapılan ihbarlar üzerine soruşturma başlatılmıştı.

"İhaleye fesat karıştırma" ve "irtikap" suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında, 2024-2026 yıllarında Bakırköy Belediyesinin farklı müdürlüklerince gerçekleştirilen açık ve pazarlık usulüne tabi 42 ihale dosyası üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi, HTS kayıtları ve MASAK raporları ile iletişimin tespiti ve teknik araçla izleme tedbirlerinin değerlendirilmesi sonucunda atılı suçlara iştirak ettiği değerlendirilen belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri ve belediye personeli ile ihalelere katılan firma temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 68 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti.

Bunun üzerine İstanbul İl Jandarma Komutanlığı KOM Şube Müdürlüğünce düzenlenen operasyonda, Bakırköy Belediyesi başkan yardımcıları Nurcan Alan, Ali Rıza Akyüz, Cemalettin Özdemir, Arda Karadağ, Abdülhamit Pehlivan ve 2 meclis üyesinin de aralarında bulunduğu 58 şüpheli yakalanmıştı.

Devam eden çalışmalarda gözaltı sayısı 63'e yükselmişti.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemleri tamamlanmıştı.

Sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar, Bakırköy Adliyesine sevk edilmişti. AA

Tokat'ta görülmememiş olay!


 
Kelkit Çayı'nda adacığa bırakılan araç debinin yükselmesiyle sular altında kaldı.

31.10.2026 01:43:00
AA
 
Tokat'ta görülmememiş olay!
Tokat'ta görülmememiş olay!

Tokat'ın Erbaa ilçesinde balık tutmaya giden 4 kişinin aracı, suların yükselmesi sonucu Kelkit Çayı'nın içerisinde kaldı. Kelkit Çayı'na balık tutmak için giden 4 kişi, hafif ticari araçlarını adacığa park etti.

Debinin aniden yükselmesi sonucu araç su altında kaldı. İhbar üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. Yaklaşık 1 saatlik çalışma sonucu hafif ticari araç kepçe yardımıyla sudan çıkarıldı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.