logo
13 MART 2026


İran’ı, Irak ve Suriye gibi bölmeyi planlıyorlar

05.03.2026 00:00:00

ABD-İsrail ikilisi tarafından İran'a yönelik başlatılan savaş, tüm bölgeye yayılma riski taşıyor. Zaten istenilen de bu: Müslüman'ı Müslüman'a kırdırmak…

Bunu başarabilseler, bölge ülkelerini birbirine kırdırırken, onlar bir kenara çekilip kadehlerini tokuşturacaklar. Yapacakları tek şey, çıkarlarına hizmet eden vekil güçleri ya da orduları her yönüyle desteklemek olacak.

Irak işgalinde ABD, bizzat kendi ordusunu göndererek bir müdahalede bulundu. Irak'ta emellerine ulaşıp kendilerince bir diyazn oluşturdular ama bunun o dönemin ABD yönetimine faturası ağır oldu. Hem siyasi, hem ekonomik hem de askeri olarak…

ABD, bunu Irak ve Afganistan'da tecrübe ettiği için ondan sonraki BOP dizaynlarını ülkelerin içindeki muhalif grupları kullanarak ya da terör örgütlerini devreye sokarak gerçekleştirmeye çalıştı.

Tunus ve Mısır'daki değişimler, iç isyanlarla gerçekleşti, Libya ve Suriye'de terör gruplarını kullandılar. 

Şimdi İran için de benzer planlar devrede. Tabi, İran'ın diğer ülkelerden önemli bazı farkları vardı. Güçlü bir liderlik ve yönetim ve de emperyalist ülkelere karşı bir milli direnç… İran'ın en zayıf noktası ise ekonomik sıkıntılardı.

ABD-İsrail ikilisi, bir taktik olarak, İran'ın lider kadrosunu hedef aldı. Muhtemelen içeriden aldıkları istihbarat desteğiyle amaçlarına ulaştılar ve başta İran lideri Ali Hamaney olmak üzere tüm yönetim kadrosunu bir toplantı halindeyken öldürdüler.

Bu durum, İran'daki istihbarat zafiyetini ortaya çıkardı ama bunun da ötesinde liderini ve yöneticilerini dahi koruyamayan bir İran imajı ortaya koydu.

Halbuki İran'ın eski imajı, Lübnan'da, Suriye'de, Irak'ta ve Yemen'de vekil güçlerle İsrail'in kabusu olmaktı. Bu imaj ne zaman kırılmaya başladı derseniz, Hizbullah lideri Nasrallah'ın şehadeti ve sonrasında Esad yönetiminin düşmesi diyebiliriz. Bu hadiseler, İran'ın bugün liderlerini kaybetmesine neden olan temel sebeplerdir.

Dikkat ederseniz, ABD-İsrail ikilisi, İranlı yetkililer etkisiz hale gelmesine rağmen saldırılarını durdurmuyor. İran'ın sadece nükleer tesislerini, askeri noktalarını değil, havalimanlarını, limanlarını, stratejik noktalarını hedef alıyor.

Bunun asıl sebebi, yaptırımlarla ciddi manada yıprattıkları İran'ı, enerjisiz, ulaşımsız, üretimsiz, her konuda tamamen savunmasız bırakmak. Bunu da, sonraki hamleler için bir basamak olarak kullanacaklar.

Nedir sonraki adım? Irak'ta, Suriye'de olduğu gibi bölünme adımları…

Irak'ta, işgal sonrası uçuşa yasak bölge oluşturdular ve burada Barzani ailesinin yönettiği bir peşmerge bölgesi kurdular. Bu bölge tamamen ABD'nin kontrolünde ve İsrail ile paralel hareket ediyor. Parlamentosuyla, yönetimiyle, ordusuyla, ekonomisiyle tamamen bir devlet gibi ama görüntüde Irak devleti çatısı altında.

Benzer bir yapıyı Suriye'de, iç savaşın başladığı 2011'den sonra Fırat'ın doğusunda oluşturdular. Bir 29 Ekim sabahı Türkiye üzerinden peşmergenin Kobani'ye girişiyle başlayan süreç, karşımıza ABD'nin desteğiyle ordulaşan bir SDG olarak çıktı. Şimdi de aynen Irak'ta olduğu gibi ademi merkeziyetçi bir yönetim talep eden bir yapıya dönüştü.

Esad yönetimi devrilip, Şara yönetimi Suriye'yi ele geçinceye kadar, bu bölge ABD için Suriye'de en güvenli bölge oldu ve Suriye'deki süreci buradan yönetti. Şimdi Şara yönetimi de ABD'nin bir dediğini iki etmediği için, Suriye yönetimi ile SDG'nin anlaşmasını istiyorlar ama SDG bölgesinin tamamen iptal edilmeyeceği de öngörülüyor.

Peki, İran'da ne olacak? Dün ABD basınında çıkan haberler, İran'da da aynen Irak ve Suriye'de olduğu gibi benzer bir sürecin yaşanacağını gösteriyor.

Amerikan CNN televizyonu, CIA'in İran'daki planlarına ilişkin bazı iddialarda bulundu. Kaynaklar, ABD yönetiminin, İranlı muhalif gruplar ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne (IKBY) sığınan İranlı Kürt muhalefet(!) temsilcileriyle, askeri destek sağlanması konusunda aktif görüşmeler yürüttüğünü öne sürdü.

İranlı Kürt muhalifler dediklerine bakmayın, bildiğiniz PJAK yapılanması, yani PKK'nın İran kolu. Onlar Türkiye'deki PKK'lı teröristler için de "özgürlük savaşçıları", "Kürt muhalifler" ifadelerini kullanıyorlardı. Halbuki Türkiye'deki Kürtlerin bunlarla hiçbir alakası olmadığı gibi, PKK en çok Kürtleri katletti.

İran'da terör vekaleti üzerinden başlatacakları bir iç savaşı, aynen Suriye'de olduğu gibi muhaliflerin rejime isyanı gibi göstermeye çalışacaklar.

CNN'in haberi şöyle devam ediyor: İranlı Kürt bir kaynak, İranlı muhalif bazı silahlı grupların ülkenin batısında bazı eylemler yapmayı planladığını, bu kişilerin ABD ve İsrail'den destek beklediğini söyledi.

Bölgedeki Kürtlerin İran'da belirli bir alanı ele geçirerek İsrail için "tampon bölge" oluşturup oluşturamayacağı olasılığı üzerinde de konuşulduğu iddia edildi.

Eski Pentagon yetkilisi ve CNN ulusal güvenlik uzmanı Alex Plitsas, "ABD'nin Kürtleri silahlandırarak İranlıların ayaklanma sürecini açıkça hızlandırmaya çalıştığını" öne sürdü. Plitsas, "İran halkı genel olarak silahsız ve güvenlik güçleri çökmedikçe, biri onları silahlandırmadıkça iktidarı ele geçirmeleri zor olacaktır" ifadesini kullandı.

Evet, ABD-İsrail ikilisinin planı bu. Bir taraftan Suriye'nin PKK'sını (PJAK) silahlandıracaklar, hatta aynen SDG'de olduğu gibi, İsrail, ABD ve diğer Batılı ülkelerin paralı askerleri "Kürt muhalif" kılığında bu tampon bölgeye sokulacak. Askeri saldırılarla da bu tampon bölgenin sınırları çizilecek ve İran fiili olarak bölünecek.

Planları bu ama zaman neyi gösterir bilemeyiz, inşallah bu emellerine bu sefer ulaşamazlar. Çünkü ulaşırlarsa, benzer bir bölme planı, Türkiye'yi de tehdit ediyor. 

 
Murat Çabas / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.