logo
11 ŞUBAT 2026

İstiklalci Türklerin Erzurum Kongresi'ni hatırlama zamanıdır

25.07.2015 00:00:00
23 Temmuz 1919 günü Erzurum'da, yurtları Haçlı emperyalist devletlerin işgali altında kalan yerli, millî ve İslamî değerlere bağlı istiklalci Türkler, başbuğları Mustafa Kemal önderliğinde toplandılar ve şu alttaki kararları aldılar. Biz de 1919 yılı şartları ve kurtuluş çareleri ile günümüz Türkiye'si arasında bir karşılaştırma yapacağız ve tarihin tekerrür ettiğini bir kez daha göreceğiz. Görmekle kalmayıp bu tarihî tecrübeden hareketle geleceğimizi yeniden inşa etmek için bir başlangıç yapacağız.  * 1919'da Erzurum'da "Millî sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz" denilmişti. Zira o gün İtilaf devletleri denilen Batılı devletler, vatan topraklarını bölme, parçalama, orasını burasını parsel parsel Ermenistan'a, Kürdistan'a, Yunanistan'a, İngiltere'ye, Fransa'ya, İtalya'ya veriyorlardı. Ama "vatan sevgisi imandandır" inancına sımsıkı bağlı Müslüman Türk evlatları, Erzurum'da toplanıp, bütün dünyaya Türk vatanının bölünüp parçalanamayacağına dair kararlı bir irade beyan ettiler. Bugün de tekrar aynı noktadayız. Amerika, Avrupa ve İsrail ittifakından oluşan emperyalist cephe, PKK diye bir eşkıya örgütü kurdu, para ve silah desteği verdi, eğitilmiş donatılmış olan bu cinayet şebekesi, her türlü eşkıyalığı, caniliği, kalleşliği yaparak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizden başlayarak bütün vatan topraklarını parçalama ve paylaşma saldırısına geçmiştir. Biz istiklalci Türkler olarak, Kuva-yı Milliyemizin emanetine sahip çıkma kararlılığıyla bugün de her türlü iç ve dış düşmanlara karşı haykırıyoruz: "Vatan bölünmez bir bütündür; parçalanamaz."* 1919'da Erzurum'da "Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı millet topyekün kendisini savunacak ve direnecektir." Denilmişti. Zira o gün, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi sonucu vatan topraklarımızın büyük bir bölümü İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan ve Amerikan askerleri tarafından fiilen işgal edilmişti. Bu Haçlı işgalini harim-i ismetimize, yatak odalarımıza paldır küldür dalma olarak gören istiklalci ve şahsiyetli Türk milleti, her türlü imkânsızlıklara rağmen "ya istiklal ya ölüm" şiarıyla sonuna kadar direnme ve mücadele kararı almıştı.Bugün de aynı durumdayız. Vatanımızın pek çok yeri NATO, Amerika askerleri, PKK teröristleri tarafından işgal altındadır. Sayısı ve yeri belirsiz birçok Amerika, NATO askerî üssü tarafından işgal altındayız. Hem bizzat askerleriyle işgal etmişler, hem de siyasetleriyle, ekonomileriyle, kültürleriyle işgal etmişler. Milletimize ve devletimize kanun ve anayasa dayatarak, emirler yağdırarak müdahale etmektedirler. Bu durumda kutlu Kuva-yı Milliye mücahitlerinin torunları olarak bizlerin de bağımsız ve millî Türk devletimizi, hür vatanımızı, bayrağımızı, maddi ve manevi bütün değerlerimizi doğrudan ya da dolaylı her türlü işgalden, yönlendirmelerden, siyasi, ekonomik ve kültürel müdahalelerden korumak için istiklalimizi sağlamak için demokratik nizam içinde kalarak mücadelemizi sürdürmek zorundayız. *1919'da Erzurum'da "Vatanı korumayı ve istiklali elde etmeyi İstanbul Hükûmeti sağlayamadığı takdirde, bu gayeyi gerçekleştirmek için geçici bir hükûmet kurulacaktır. Bu hükûmet üyeleri millî kongrece seçilecektir. Kongre toplanmamışsa, bu seçimi Temsil Heyeti yapacaktır." Denilmişti. O zaman işgalci Batı emperyalizminin memuru gibi çalışan bir İstanbul Hükûmeti vardı, vatanı ve istiklali koruyamadı. Bu yüzden Türk'ün vatanını, istiklalini, devletini korumak üzere Temsil Heyeti ve Kuva-yı Milliye kurulmuştu. Bugün de İtilaf Devletlerinin torunları olan Amerika'nın ve Avrupa Birliği'nin emir eri gibi çalışan partiler tarafından idare ediliyoruz. Bu durumda bütün Türklerin birleşerek vatanlarını ve istiklallerini koruyacak yüzde yüz yerli, yüzde yüz millî ve İslamî değerlere bağlı bir Türk iradesini Türk idaresine hâkim kılmalıdır. *1919'da Erzurum'da "Kuva-yı Milliyeyi tek kuvvet tanımak ve millî iradeyi hâkim kılmak temel esastır." Denilmişti. Zira 1919'da vatan topraklarında bir işgalci gâvur orduları, bir de Türk milletinin bağrından çıkmış vatan, millet, bayrak ve din mücahitleri olan Kuva-yı Milliye vardı. Kendilerine, Allah'larına ve milletlerine olan güvenlerini kaybetmiş bazı kesimler, emperyalist Haçlı Batı işgal kuvvetlerini tek kuvvet tanıyor, onlara güveniyorlardı. Bugün de yine aynı teslimiyetçi mankurt kitlenin torunları ya da fikrî sürdürümcüleri, bu vatan topraklarında ve bu coğrafyada tek kuvvet olarak Amerikan askerlerini, NATO'yu ve onların fino köpekliğini yapan PKK çapulcularını tek kuvvet olarak tanıyorlar. Biz istiklalci Türkler ise atalarımız Kuva-yı Milliyecilerin izinden giderek, tek kuvvet olarak NATO'ya ve Amerika'ya bağlı değil; tam bağımsız ve millî niteliğe sahip Atatürk'ün ordusu olan Türk ordusunu görüyoruz. *1919'da Erzurum'da "Hıristiyan azınlıklara siyasi hâkimiyet ve sosyal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez." Denilmişti. Zira ta Tanzimat'tan beri Rum, Ermeni gibi Hristiyan azınlıklara Türklerden fazla ve ayrıcalıklı olarak her türlü imtiyazlar, hak etmedikleri hak ve yetkiler verilmişti. Adeta bu ülkenin efendisi yapılmışlardı. Bugün de aynı durum sözkonusudur. Özellikle AKP'nin çıkardığı Vakıflar Kanunu ve diğer bazı icraatları ile birlikte kendi vatanımızda biz Türkler azınlık, köle, sığıntı, suçlu durumuna düşürüldük. Bu, Türk millet birliğinin sosyal dengesini bozmuştur. Bu dengeyi yerine oturtmak, Türkleri kendi vatanlarında özgür, hak, hukuk, yetki sahibi kılmak için istiklalci bir siyasi irade şarttır ve bu irade, Türk devletinin idaresini ele alarak bozulan düzeni yeniden kurmak için işe koyulmalıdır. *1919'da Erzurum'da "Manda ve himaye kabul edilemez." Denilmişti. Zira bazı zayıf iradeliler ve Türk düşmanı hainler işbirliği halinde bizi İngilizler, Fransızlar ya da Amerikalılar yönetsin diye mandacılık siyasetini güdüyorlardı. Bugün de onların torunları, Avrupa Birlikçi, Amerikancı, Barzanici, Avrasyacı, Rusyacı, Çinci şeklinde karşımıza çıkıyorlar. Biz istiklalci, yerli, milliyetçi Türkler ise her türlü emperyalizme ve her türlü mandacılığa karşı tam bağımsızlıkçı ve millî bir Türkiye'yi baştan ayağa yeniden inşa etmeye, nizama sokmaya karar vermeliyiz. *1919'da Erzurum'da "Millî Meclisin derhal toplanmasını ve hükûmet işlerinin Meclis tarafından kontrol edilmesini sağlamak için çalışılacaktır." Denilmişti. Zira o zaman Türk vatanının ve devletinin idaresi, Türk milletinin millî iradesinin temsilcisi olan Meclisin elinden çıkmış; gâvurun yönetimine girmişti. Bugün de mevcut siyasi partiler, milletimizin ve devletimizin yönetimini âdeta Avrupa Birliği'ne ve Amerika'ya devretmiş gibidirler. Amerika'ya bir şey sormadan, oradan emir almadan ülke yönetilemez hale gelmiştir. Biz istiklalci ve milliyetçi Türkler, bu durumu kabullenmiyoruz ve millî meclisi kuracak ve hükûmet işlerini tamamen yerli ve millî olan bu meclise devredecek bir siyasi iradenin şart olduğuna inanıyoruz. *1919'da Erzurum'da "Millî irade padişahı ve halifeyi kurtaracaktır." Denilmişti. Zira o zaman padişah ve halife de gâvur işgalci devletlerin esiri idi. Bugün kurtarılması gereken padişah da yoktur, halife de.
 
Prof. Dr. Nurullah Çetin / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.