logo
28 EYLÜL 2026

İYİ Parti'den ihracı istenen Özkan, İmamoğlu'na yapığı teklifi açıkladı: İmamoğlu da makul buldu

İmamoğlu'na işbirliği teklifinin somut olması için İYİ Partinin birtakım kazanımları olması gerektiğini söylediğini kaydeden Özkan, İBB Başkanı'nın "Beklenti ne olabilir?" sorusu üzerine, kendilerine kazanılacak 3 belediye, İBB'de 25 büyükşehir meclis üyesi ve 14 belediyede birer belediye başkan yardımcılığının verilmesi gerektiğini anlattığını aktardı.

17.12.2023 10:41:00 / Güncelleme: 17.12.2023 11:05:54
Haber Merkezi
 
İYİ Parti'den ihracı istenen Özkan, İmamoğlu'na yapığı teklifi açıkladı: İmamoğlu da makul buldu
İYİ Parti'den ihracı istenen Özkan, İmamoğlu'na yapığı teklifi açıkladı: İmamoğlu da makul buldu
İBB İYİ Parti Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, İBB'nin Saraçhane'deki binasında partisine ait grup odasında basın toplantısı düzenledi. CHP ile iş birliği yönündeki çabaları ve kendisiyle birlikte İYİ Parti'nin 7 İBB Meclis üyesinin kesin ihraç talebiyle disiplin kuruluna sevk edilmesi sürecini anlattı.

İYİ Parti Genel başkanı Meral Akşener'in talebi üzserine istifa ettiği İBB Meclisi Grup Başkanvekilliği görevine arkadaşlarının desteğiyle yeniden seçilmesi süreciyle İBB başkanız Ekrem İmamoğlu'nun hiçbir ilgisi olmadığını da vurguladığı basın toplantısında, İY Parti'nin kurulması sürecindeki zorluklara değindi. Özkan, daha sonra şunları ifade etti:

"Sayın Akşener 2 gün sonra tam tersi bir açıklama yaptı"

"Şimdi önümüzde 2024 yılı 31 Mart'ta yapılacak olan yerel seçimler var. Bu seçimlerde iş birliği yönünde bir tavır ortaya ben koydum. Sayın genel başkanımız da aslında 26 Ağustos 2023 tarihinde Afyon Kocatepe'de yapmış olduğu açıklamada yerel seçimlerin dinamiklerinin farklı olduğunu ve yerel dinamiklerle, yerel seçimde iş birliği yapılabileceği yönünde bir mesaj verdi biliyorsunuz. İki gün sonra Fatih Altaylı'nın programında tamamen 26 Ağustos'taki açıklamasından tamamen ters bir açıklama ve hür ve bağımsız olarak seçimlere girilmesi yönünde bir tavır ortaya koydu. Bir sonraki süreçte Genel İdare Kurulu'nda (GİK) seçimlere İYİ Parti olarak tek başımıza gidilmesi yönünde bir tavır ortaya konuldu. Bunu hepiniz biliyorsunuz. Ve ben o dönemden beri iş birliğinin yapılması yönünde gayretler içerisinde oldum."

"Bizim tarafın bir teklif beklediği konusunda kanaate varmamak için bir sebep yoktu"

Bu gelişmenin ardından Türkiye'nin dört bir yanından kendisiyle iletişime geçen partililerin beklentisinin CHP ile iş birliği yönünde olduğunu görerek İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile temas kurarak "İYİ Parti'nin de menfaatlerini koruyarak bir şeyler yapılması gerektiğini" iletittiğini aktaran Özkan, "Bu arada, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in İYİ parti Genel Başkanı Meral Akşener'i ziyaret ederek GİK kararının tekrar değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini sorduğunu hatırlatan Özkan, "Bu görüşmenin ardından aslında bizim tarafın bir teklif beklediği konusunda kanaate varmamak için bir sebep yoktu" dedi. 

"Arka kapı diplomasisi yaparak İmamoğlu'na gittim"

Özkan, bunun üzterine bir "arka kapı diplomasisi" yaparak tekrar İmamoğlu'na gittiğini ve daha somut öneriler getirmelerini önerdiğini söyledi. İmamoğlu'nun ise ortada İYİ Parti GİK kararı varken bunun nezaketsizlik olacağını aktardığını ifade eden Özkan, ardından yeniden yapılan GİK toplantısında iş birliğini savunanların sayısının 10 kişi daha arttığını hatırlattı. Bu artışı da dikkate alarak, teşkilatların motivasyonu açısından bu diplomasinin devam ettirilmesi gerektiğini düşündüğünü dile getiren Özkan, tüm bu görüşmeleri konusunda da partisinin İstanbul il başkanını bilgilendirdiğini anlattı.

İstanbul'da kazanılacak 3 belediye, 25 Meclis üyesi ve 14 belediyee başkan yardımcılığı

İbrahim Özkan, tekrar bir araya geldiklerinde İmamoğlu'nun beklentilerinin ne olduğu yönündeki soru üzerine "Bakın Sayın Başkanım 2019 yılında bizim İYİ Partimize 4 belediye verdiniz. Bu durum çok ciddi rahatsızlık yarattı. Nerelerdi bunlar? Arnavutköy, Esenler, Bağcılar ve Kağıthane gibi ilçeler. Bu ilçeler AK Parti'nin yoğun oy aldığı ilçeler. Hatta esprili bir şekilde şunu söyledim. 'Bizim aday çıkardığımız yerlerde Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı İYİ Parti'nin adayı çıkarsak yine kazanamazdık' dedim. Böyle bir paylaşıma benim de gönlüm razı olmaz, partimin de gönlü razı olmaz diye de söyledim" dedi. Özkan, bu görüşmede İYİ Parti'ye üç kazanılacak belediye ve CHP'li 14 belediyede belediye başkan yardımcılığı ve 25 İBB Meclisi üyeliği önerdiğini anlattı. Özkan, İmamoğlu'nun da bu talepleri makul karşıladığını ve konuyu genel başkan ve yetkili organlarla görüşeceğini söylediğini de aktardı.

"Sürecin tamamen kapandığını gördüm"

İYİ Parti Grup Başkanvekili Özkan, İmamoğlu ile yaptıoğı görüşmeyi partisinin il başkanına aktardığını ancak onun GİK kararına işaret ederek, bunun dışına çıkamacacaklarını söylediğini ardından da kendisinin o bilinen "Teşkilatlara rağmen siyaset yapılmaz" twitini attığını anlattı. Bu sosyal medya paylaşımının ardından da istifasının istendiğini hatırlatan Özkan, "Tabanda ciddi bir dip dalga var. İstifalar her gün artıyor. İnsanlar mutsuz ve süreci sonuna kadar zorlamamız gerektiğini söylüyorlar. Akabinde ne oldu değerli arkadaşlar? Geçtiğimiz salı günü sabah yine teşkilat başkanımızla bir konuşma daha yaptık. Baktım ki burada tavır çok net. Öyle bir duruma geldik ki Sayın teşkilat başkanımız 'Beşiktaş'ı dahi verseler bu konu biz bizim için bitmiştir' lafından sonra aslında sürecin tamamen kapandığını gördüm ve çok üzüldüm" diye konuştu.

İhraç süresince yaşananları anlattı

İbrahim Özkan, aynı gün İstanbul'da bulunan İBB'li 52 meclis üyesi ile kahvaltılı bir toplantı yaptığını belirten Özkan, gelişmeleri şu sözlerle anlattı:

"O kahvaltı programında müzakere ettik arkadaşlarımızla. Ekseri kanaat yine işbirliği yapılması yönünde oldu. O kahvaltı programında en son ben konuştum. Çok net bir şekilde, teşkilatların motivasyonunu çıkaracak, yükseltecek ve kazanmak için ortaya konulan, size de anlattığı bu teklifi anlattım ben. Arkadaşlarımız çok beğendi, partimiz adına bir kazanım olduğunu söylediler ve takdirle karşıladılar. O program çıkışında tabii bir telefon trafiği oldu. İl Başkanımız dışarı çıktı, geldi vesaire. Program çıkışında başkanım iki dakika bir konuşalım denildi bana. Ondan sonra Sayın Genel Başkanımızın, grup başkanvekilliği görevini bırakmam konusunda bir telkini olduğu bana söylendi. Ben de gereğini yaparım tabii ki dedim. Sayın Genel Başkanımızın takdiridir. Ne yaptık? Biz de Twitter'dan artık hür ve müstakil bir şekilde düz bir meclis üyesi olarak artık bundan sonra çalışmalarıma devam edeceğimizi söyledim. Ondan sonra o gün akşam yerel yönetimler başkanımızla, büyükşehir meclis üyelerimiz arasında bir toplantı yapıldı. Tüzüğümüzün 56'ncı maddesi çok açık. Meclis üyeleri, milletvekilleri kendi aralarında başkan vekilini seçer.

Yine burada toplandık arkadaşlarımızla. Ben de arkadaşlarıma dedim ki '2 gün daha İBB Meclisi var. Bu meclis sürecinde sizler bir grup başkanvekili seçmelisiniz. Partimizin muhakkak bir başkanvekili olmalı. Aday olacak olan arkadaşlar varsa, bu seçimi hemen yapın bugün bitirin ve meclis birazdan başlayacak, meclise geçelim' dedim. Orada soruldu kimse aday olmak istemedi. Ondan sonra Maltepe ve İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyemiz Uğur Erkaya Bey 'Başkanım dedi aslında biz aramızda konuştuk size yapılan bu haksızlık aslında. Siz bizim de anlatmak istediğimiz meramımızı anlattınız dediler. Dolayısıyla siz bizi yalnız bırakmak istemiyoruz, sizi aday olarak çıkarıyoruz tekrar dedi. Ben de arkadaşlara dedim ki bakın yani bu konu Türk siyasi tarihinde olan bir konu değil. Teşekkür ederim bu teklifiniz için 'Ama bu genel merkeze karşı bir başkaldırı, bir isyan olarak algılanacak. Eğer böyle bir karar alırsanız bu bir gündem olacak ve bu konunun bir sonucu olacaktır. Bizi partiden ihraç ederler arkadaşlar' dedim. O yüzden herkes alsın eline bir beyaz kağıt ve istifalarını hazırlasın diye de söyledim."

"İBB Meclis üyelerimizin yüzde 80'i istifa aşamasında"

Arkadaşlarının hiç tereddüt etmeden A4 beyaz kağıdı alarak istifalarını kendilerine verdiklerini söyleyen Özkan, "Fakat ben istifaları yürürlüğe koymadım. Hala direnebiliriz, hala partimizin menfaatleri için mücadele edebiliriz hususunu yoğun bir şekilde arkadaşlarıma anlattım. Fakat gelinen nokta öyle bir nokta ki tamamen sürecin tıkandığını görüyoruz. Çünkü her gün birileri istifa ediyor. İşte dün Diyarbakır istifa etti. Bir hafta önce Amasya teşkilatları komple istifa etti. Meclis üyeleri teker teker istifa ediyor. Yani şu an İBB Meclisi üyelerimizin haricinde yüzde 80'i istifa aşamasında değerli arkadaşlar." diye konuştu.

"İstanbul ve Ankara'da aday çıkarmamız Cumhur İttifakı'na yarayacak"

Özkan, istifayı düşünen arkadaşlarına "Bu kadar emeği olan kendi ilçelerine, mahallelerine bu kadar hakim olan yerel yönetim tecrübesi bu kadar fazla olan insanların kaybedilmesi partimiz için hiç iyi olmaz" diye telkinlerde bulunduğunu söyledi. Buna rağmen istifanın tek taraflı bir irade beyanı olduğunu hatırlatan Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Durum hiç iyiye gitmiyor. Önümüzdeki haftadan itibaren yoğun bir şekilde iş birliği yapılması yönünde bir karar da ortaya çıkacak. Şu konuyu hiçbir zaman unutmayın. Bizim partimiz 14 Mayıs seçimlerinden önce HDP ile işbirliği ile suçlandı. Ben bunu söylüyorum arkadaşlarıma. Şimdi İstanbul'da ve Ankara'da aday çıkarmamız halinde bu kimin işine yarayacak? Bu Cumhur İttifakı'nın işine yarayacak. Dedim 'Bakın sahada şimdi de AK Parti'yle iş birliğiyle suçlanacaksınız'. İstanbul ve Ankara 25 yılın üzerine kazanılabilme motivasyonudur. Biz bu süreç içerisinde olmak istemiyoruz. Biz partimizin kuruluş ayarlarına dönmesi için mücadele edeceğimizi defalarca söyledim. Ortaya çıkan durum bu. Yani ben partinin bir yetkilisi olmamakla beraber, bakın şimdi muhakkak açıklama yapacaktıktır partimizin yetkilileri. İbrahim Özkan'ı böyle bir yetkisi yoktur. Evet böyle bir yetkim yok ama sıkışan bu durumlarda bir arka kapı diplomasisi yürütülür. Bu diplomasiyi de ben yürütmek üzere bir vazife aldım bir sorumluluk aldım. Hatta kriz olduğu zaman birçok kez sıkıştığı zaman Sayın Genel Başkanım bile bana o konuda övgüyle söz etmiştir. Yani bu konuda çok iyisin, bu arka kapı diploması konusunda çok başarılısın diye defalarca kendisi de bana söylemişti. Benim yaptığım bu. Teşkilatlarımızın motivasyonu ve yükselmesi için elimden geleni yaptım. Ama ortaya çıkan sonuç artık bir çıkmaz sokak. Yapacağımız çok fazla bir şey kalmadığını düşünüyorum."

"Son bir durum değerlendirmesi yapacağız"

İbrahim Özkan açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özkan, partiden istayı düşünüp düşünmediği yönündeki soru üzerine "Aslında arkadaşlarımızın bir kısmı mücadele etmememiz gerektiğini artık sürecin tamamlandığını söylüyor. 'Hla mücadele etmemiz gerektiğini söyleyenler' de0 var. Şöyle ki arkadaşlarımız içerisinde 'Bizi tedbirli olarak disiplin kuruluna verdiklerini söylüyorlar ama bize tebliğ edilmiş bir durum yok. Yani bizi ihraç etmek için bize bildirilmiş bir yazılı gerekçe yok. Onu bir görelim' diyen arkadaşlarımız var. 'Görmeden istifa edelim' diyen arkadaşlarımız var. Pazartesi günü arkadaşlarımızla tekrar bir araya geleceğiz. Son bir durum değerlendirmesi yapacağız. Ona göre bir karar vereceğiz" dedi.

"İmamoğlu'nun sürece bir dahli yok"

Özkan, bir başka soru üzerine Ekrem İmamoğlu'nun İYİ Parti'deki sürece bir dahlinin olmadığını söyledi. Özkan, şöyle konuştu:

"İl Başkanının bilgisi dahilinde ben Sayın İmamoğluyla süreci yürüttüm. Sayın İmamoğlu da il başkanıyla, gelip parti yetkilileriyle 'Bu teklifi verirseniz bizim partimiz tarafından kabul edilebilirliği daha yüksektir' dedi. Sayın İmamoğlu buna çok yoğun bir şekilde çalıştı. En son pazar günü de görüştüm yine Sayın İmamoğlu ve ekibiyle ve İl Başkanıma sürekli bilgi verdim. O her defasında 'Uğraşma artık yeter' demesine rağmen ben yine kendisine bilgi verdim. Sonunda benim sonuçta benim başkanımdır. Bu bilgiyi sürekli verdim. Bu teklif somutlaşma aşamasındayken işte ben görevden alınmam, Sayın Kavuncu'nun 'Beşiktaş'ı bile verseler artık bizim için yok hükmündedir. Bu saatten sonra benim için bu süreç eğer kabul edilebilirse istifa edebilirim' konusunu söylemesi. Artık sürecin tamamlandığını gösteriyor. Yani burada ortaya çıkan sonuca göre durum bu. Bu konuda Sayın İmamoğlu çok haksız yere suçlanıyor. Bakın Sayın İmamoğlu'nun konudan özellikle sosyal medyada ne bileyim basında, televizyon yorumcuları tarafından bu işi Sayın İmamoğlu tarafından organize edildiği söyleniyor. Böyle kesinlikle bir şey yok yani. Bütün samimiyetimle söyleyeyim bütün arkadaşlarım da konuya şahittir. Sayın İmamoğlu bu karardan sonra beni arıyor. Genel başkanları Sayın Özgür Özel beyefendiyle toplantı halindeyken dışarı çıkıyor, 'Çok geçmiş olsun' diyor. Niye böyle oldu anlamaya çalıştı meseleyi. Sayın İmamoğlu, sürecin işleyişinde, yani benim görevimden alınmam konusunda üzüntülerini bildirdi. Ben de teşekkür ederek kapattım telefonu. Yani Sayın İmamoğlu'nun sürece bir dahili yok. Hatta bizim burada yeniden tüzüğün 56'ncı maddesine göre benim teklif edilerek seçilmem konusunda da Sayın İmamoğlu, 'Partinin bir kararı var bu doğru bir karar olmadı' diye de söyledi bana. Sayın İmamoğlu'nun konudan bir haber. Yani hiçbir alakası yok. Yani bizim tamamen kendi özgür irademizle almış olduğumuz bir karar. Arkadaşlarımızın tavsiyesi Sayın Genel Başkan'a rağmen gözüküyor. Yeniden benim grup başkan ekili seçilmem ondan sonraki disiplin süreci, mesele tamamen budur."

"Hala Grup Başkanvekili gözüküyorum"

Resmi olarak halens İYİ Parti'nin İBB Meclisi Grup Başkanvekili olduğunu belirten Özkan, "Tedbirli olarak biliyorsunuz disiplin kuruluna verince parti unvanlarını kullanamazsınız. Fakat bize tebliğ edilen bir şey olmadığı için hala Grup Başkanvekili gözüküyorum. Çünkü karar defterinde öyle yazıyor. Aksi bir karar da henüz yok" dedi.

"İhraç edecek madde bulmakta zorlanıyorlar"

Partiden disiplin süreci konusunda bir geri adım beklemediğini ifade eden İbrahim Özkan, bir kez daha durumlarını pazartesi günü değerlendireceklerini söyledi. Özkan, "Pazartesi günü bunu netleştireceğiz arkadaşlarımızla konuşarak ne yapmamız gerektiğine bir karar vereceğiz. Bir süreç artık tıkanmışsa bizi ihraç edecekler bunu biliyoruz. Çünkü Türkiye'de siyasi partiler kanunda bir madde olarak ihraç edebilirsiniz ama bizi ihraç edecek madde bulmakta zorlanıldığını biliyorum. Zorlanıldığını biliyorum. Çünkü biz tüzüğe göre hareket ettik arkadaşlar. Seçim yaptılar yani. Parti içi demokrasiyi işlettiler" diye konuştu.

"Memleketi emanet edeceğiniz insanlara 'Büyükşehirleri yönetemez' demek samimiyetsizliktir"

İYİ Parti'nun kuruluşu sürecinde MHP'nin mahkeme karalarıyla ortaya çıkardığ ımağduriyete işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Mağduriyetle parti kurup yeni mağdurlar yaratarak biz bunu nasıl anlatabiliriz? Bir de şunu ben söylemek istiyorum. Şimdi fikrimiz neyse zikrimiz o olmalı. Zikrimizle fikrimizin ayrıştırdığı yerde bir güven problemi doğar. Dün ülkeyi yönetebileceğini iddia ettiğimiz, bir sene bunu televizyonlarda her yerde dillendirdiğimiz iki belediye başkanı için bugün 'İstanbul ve Ankara'yı yönetemiyor' dememiz çok doğru bir söylem olmaz diye düşünüyorum. Yani memleketi emanet edebileceğiniz insanlara bu büyükşehirleri yönetemez demek samimiyetsizliktir. Ben böyle düşünüyorum. Dün doğru dediğime bugün yanlış dememeye devam edeceğim. Siyasetimi ilkeli bir şekilde yapmaya devam edeceğim. Yani rüzgarın estiği yere göre bir hareket tarzı içerisinde olmayacağım siyaset böyle olmalı. Özü sözü bir olmalı, güven vermeli. Dün doğru dediğine yarın yanlış denmemeli." 

Ne olmuştu?

İbrahim Özkan, Genel Başkan Akşener'in talebi doğrultusunda İBB İYİ Parti Grup Başkanvekilliğinden istifa ettiğini açıklamış, İBB İYİ Parti Grubu Özkan'ı yeniden aynı göreve seçmişti.

İYİ Parti İl Başkanı Yücel Coşkun da Özkan'ı tekrar seçen Meclis üyelerinin kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini duyurmuştu.

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü

Osmaniye'de yeğeni tarafından görev yaptığı okulda silahla vurulan öğretmen hayatını kaybetti

28.09.2026 14:11:00 / Güncelleme: 28.09.2026 14:14:16
İHA
 
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Lisede korku dolu anlar: Silahla vurulan öğretmen öldü
Olay, merkez Çardak köyündeki Farabi Anadolu Lisesi'nde yaşandı.

Okulda görev yapan Edebiyat Öğretmeni Mehmet Bilgili, ilk bilgilere göre yeğeni olan A.B. tarafından silahla vuruldu.



İhbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin kontrollerinde Bilgili'nin hayatını kaybettiği belirlendi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek

Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti

28.09.2026 13:30:00
Haber Merkezi
 
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
 Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek
Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı olduğu iddiasıyla hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine ilişkin talebi yarın görüşecek. Yenilik Partisi'nin isim benzerliği itirazıyla başlayan süreçte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı daha önce Yeni Parti'ye isim değişikliği yönünde tebligat göndermişti.

AYM'nin 24 Eylül'de yayımladığı 29 Eylül Genel Kurul gündeminin ilk sırasında, E.2026/9 (Değişik İşler) numaralı dosya yer aldı. Gündemde dosyanın konusu, "Yeni Parti'nin isim ve rumuzunun 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 96. maddesine aykırılığı ileri sürülerek anılan Kanun'un 104. maddesi gereğince hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi talebi" olarak belirtildi.

Süreç, Yenilik Partisi'nin itirazıyla başladı
Öztürk Yılmaz'ın genel başkanlığını yaptığı Yenilik Partisi, "Yeni Parti" adının kendi parti adıyla karıştırılabileceğini savunarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvurdu. Yılmaz, "Yeni" ve "Yenilik" ifadelerinin seçmen açısından karışıklığa yol açabileceğini ve Yeni Parti isminde ayırt edici bir ek bulunmadığını ileri sürdü.

Başvurunun ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 14 Eylül'de Yeni Parti'ye isim değişikliği talebi içeren bir tebligat gönderdi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ise parti adının belirlenmesinde mevcut içtihatların dikkate alındığını belirterek isim benzerliği iddiasına karşı çıktı.

İki seçenek konuşuluyor
Yeni Parti yetkilileri isim benzerliği olmadığını belirtmiş, "Buna rağmen aksi yönde bir karar çıkarsa küçük bir değişiklikle yola devam ederiz" mesajını vermişti.

Kulislerde "Halkın Yeni Partisi" ve "Değişim Partisi" gündeme gelen seçenekler arasında yer alıyor.

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu

28.09.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
 Yeni Parti’nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara’da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu
Yeni Parti'nin hafta sonu düzenlenen ilçe başkanlıkları ön seçimleri kapsamında, Ankara'da sandık başına giden üyelerin oylarıyla 13 ilçe başkanı belli oldu.

Yeni Parti'nin ilçe ön seçimleri 26-27 Eylül tarihlerinde, Türkiye genelinde kurulan sandıklarla gerçekleştirildi. 26 Ağustos tarihine kadar partiye üye olan tüm üyelerin oy kullanabildiği seçimlerde, Ankara'da da 13 ilçede sandık kuruldu. Ön seçim sonuçlarına göre Ankara'nın 13 ilçe başkanı şöyle:

Akyurt - Yalçın İpek

Altındağ - Gökhan Urun

Ayaş - Fatih Öztürk

Çankaya - Ercan Başal

Elmadağ - Mehmet Kurusakız

Etimesgut - Özgür Şahbaz

Gölbaşı - Nazım Sağlam

Keçiören - Görkem Cevahir Yıldırım

Mamak - Şeref Demirbaş

Nallıhan - Mustafa Sarıkaya

Pursaklar - Hüseyin Benek

Sincan - Önder Ağdede

Yenimahalle - Halil Alankuş

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi

Emniyet Teşkilatı Sendikası’nın 28 Eylül’de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından “polisler greve gidiyor” iddiaları gündeme geldi

28.09.2026 10:37:00
Haber Merkezi
 
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Polisler iş bırakacak mı? EGM’den açıklama geldi
Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın 28 Eylül'de Türkiye genelinde iş bırakma kararı almasının ardından "polisler greve gidiyor" iddiaları gündeme geldi. Emniyet Genel Müdürlüğü ise eylemin polisleri kapsamadığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), sosyal medya ve bazı haber sitelerinde yayılan "polisler 28 Eylül'de iş bırakacak" iddialarına ilişkin açıklama yaptı. EGM, iş bırakma kararı alan sendikanın üyelerinin sivil personelden oluştuğunu belirterek polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Sendika neden iş bırakma kararı aldı?

Tartışmanın başlangıcında ise Emniyet Teşkilatı Sendikası'nın açıklaması bulunuyor. Sendika, 28 Eylül Pazartesi günü öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma eylemi yapacağını duyurdu.

Sendika kararının gerekçeleri arasında emniyet teşkilatındaki intihar vakaları, ekonomik ve sosyal sorunlar, ağır çalışma koşulları, mobbing, emeklilikte yaşanan gelir kayıpları ve özlük haklarındaki eşitsizlikler gösterildi.

Sendika ayrıca son beş günde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiğini, Bursa ve İstanbul'da iki teşkilat mensubunun ise intihar girişiminde bulunduğunu açıkladı. Anayasa Mahkemesi önündeki eylem sırasında emekli bir emniyet mensubunun yaşamına son vermesi de açıklamada hatırlatıldı.

"Bu tablo artık görmezden gelinemez"

Sendika, yaşananların ardından yalnızca sorunların dile getirilmesinin yeterli olmadığını belirterek eylem kararı aldığını duyurdu. Açıklamada 3600 ek gösterge, yardımcı hizmetler sınıfının sorunları, eşit işe eşit ücret ve Emniyet Meslek Kanunu gibi başlıklarda çözüm bekleyen sorunlara da dikkat çekildi.

EGM: Polisler eyleme katılmayacak

Tartışmaların "polisler bugün görev bırakacak" şeklinde yayılması üzerine EGM devreye girdi. Kurum, 28 Eylül'deki iş bırakma kararının sendika üyesi sivil personeli ilgilendirdiğini, polislerin iş bırakacağı yönündeki iddiaların ise gerçeği yansıtmadığını açıkladı.

Böylece 28 Eylül'deki iş bırakma tartışmasının, emniyet teşkilatındaki çalışma koşulları ve özlük haklarına ilişkin sorunlardan kaynaklandığı; ancak EGM'ye göre eylemin görevdeki polisleri kapsamadığı ortaya konuldu.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

İstanbul'da gök gürültülü sağanak hayatı olumsuz etkiledi, birçok ilçede su baskınları yaşandı

28.09.2026 06:30:00
AA
 
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu
İstanbul'da gök gürültülü sağanak etkili oldu

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde kısa süreli etkili olan kuvvetli yağış nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken bazı alt geçitleri, evleri ve iş yerlerini su bastı.

Avrupa Yakası'nda Beşiktaş, Fatih, Şişli, Bakırköy, Sultangazi, Eyüpsultan, Esenler, Küçükçekmece ve Kağıthane ilçelerinde gök gürültülü sağanak etkisini gösterdi.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki su basan alt geçitte ekiplerin çalışmaları devam ediyor. Araç trafiğine kapatılan alt geçidin su tahliyesinin sabah saatlerine kadar süreceği öğrenildi.

Fatih'teki Zeyrek Mahallesi Eski Mutaflar Caddesi'nde bir otomobil ile kamyonet çökme sonucu meydana gelen çukura girdi. Çevredeki vatandaşlar araçları iterek, bulundukları yerden çıkardı. Yola şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.

Eyüpsultan Merkez Mahallesi Sayfiye Sokak'ta ise binaların arasında kalan arsada yağışın etkisiyle toprak kayması yaşandı. İhbar üzerine bölgeye gelen itfaiye ve AFAD ekiplerince çevredeki binalarda yaşayan 25 kişi tahliye edildi. Bölge, şerit çekilerek emniyete alındı.

Esenler'de Mehmet Akif İnan Caddesi'nde seyir halindeki motosiklet, yağış nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu devrildi. Kazada sürücü ve motosiklet savrulurken, olay anı güvenlik kamerasınca kaydedildi.

Küçükçekmece Kanarya Mahallesi Çalıkuşu Sokak'ta ise bir binanın bodrum katındaki otoparkı su bastı. Vatandaşlar otoparktaki araçlarını kendi imkanlarıyla dışarı çıkardı.

Yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.