Karadeniz'in saklı bahçesi: Ayancık’ın köklü tarihi ve eşsiz doğası
Ayancık, hem sanayi tarihindeki ilginç geçmişiyle hem de el değmemiş doğasıyla adeta bir açık hava müzesini andırıyor
Abdülkadir Gündoğdu





2026 yılı itibarıyla modern turizm anlayışıyla yeniden parlayan bu ilçe, ziyaretçilerine nostalji ve huzuru aynı anda sunuyor.
Kuruluşu ve Tarihi: Bir "Sanayi Kasabası"nın Doğuşu

Ayancık'ın geçmişi antik çağlara, Paflagonya bölgesine kadar uzansa da, ilçeyi bugünkü kimliğine kavuşturan olay 20. yüzyılın başındaki büyük sanayi hamlesidir. 1920'li yıllarda kurulan Belçika-Alman ortaklı Zingal Şirketi, Avrupa'nın en büyük kereste fabrikalarından birini burada açmıştır.
Bu dönemde Ayancık, Türkiye'nin en modern yerleşimlerinden biri haline gelmiştir. Fabrikada çalışanlar için inşa edilen Avrupa mimarisindeki lojmanlar, tenis kortları ve sinema salonları, ilçeye "Küçük Avrupa" unvanını kazandırmıştır. 1929 yılında ilçe olan Ayancık, o günlerin kültürel birikimini bugün hâlâ sokaklarında hissettiriyor.
Tarihi Eserler: Zamanın Durduğu Noktalar

Ayancık'ın tarihi dokusu, hem antik hem de Cumhuriyet dönemi mimarisinin izlerini taşır:
Zingal Evleri: Alman mimarisinden esinlenerek yapılan ahşap lojmanlar, ilçenin en karakteristik simgeleridir. Bu yapılar, dönemin modern şehircilik anlayışını yansıtır.
İstifan (Çaylıoğlu) Kaya Mezarları: İlçe merkezine yakın konumdaki bu mezarlar, antik çağlardan günümüze ulaşan en eski kalıntılardır.
Eski Kilise Kalıntıları: Bölgenin çok kültürlü geçmişine tanıklık eden, zamanın yıpratıcı etkisine rağmen ayakta kalmaya çalışan yapılar dikkat çekicidir.
Doğal Güzellikler: Mavinin ve Yeşilin En Saf Hali

Doğa tutkunları için Ayancık, Karadeniz'in en cömert davrandığı yerlerden biridir:
Akgöl: Deniz seviyesinden oldukça yüksekte, köknar ağaçları arasında gizlenen bu göl, adeta bir İsviçre manzarasını andırır. Piknik, kamp ve doğa yürüyüşü için bölgenin en popüler noktasıdır.
İnaltı Mağarası: 500 metrelik uzunluğu ve devasa sarkıt-dikitleriyle büyüleyici bir atmosfere sahiptir. Mağaranın serin havası, yaz aylarında ziyaretçiler için doğal bir sığınaktır.
Çamurca ve Harzana Plajları: Karadeniz'in serin sularında serinlemek isteyenler için ince kumu ve temiz deniziyle ideal duraklardır.
Ayancık Mutfağı: Hamur İşi ve Deniz Ürünlerinin Dansı
Ayancık mutfağı denince akla ilk gelen şey sabır ve lezzet dengesidir. İlçenin gastronomik kimliği şu üçlü üzerinde yükselir:
Ayancık Mantısı: Sinop mantısından farkı, üzerine bolca dökülen dövülmüş cevizdir. Hamurun inceliği ve iç harcının lezzetiyle tam bir damak çatlatan lezzettir.
Nokul: İçinde üzüm, ceviz veya kıyma bulunan bu rulo çörek, çay saatlerinin vazgeçilmezidir.
Keşkek: Özellikle bayramlarda ve düğünlerde büyük kazanlarda, odun ateşinde pişirilen keşkek, ilçenin en köklü yemek kültürlerinden biridir.
Mısır Ekmeği ve Hamsi: Denizden ne çıkarsa mısır unuyla buluşturan Ayancık sofraları, Karadeniz'in bereketini her öğünde sunar.
Ayancık, geçmişin sanayi mirasını doğanın huzuruyla harmanlayarak keşfedilmeyi bekleyen bir rota olmaya devam ediyor.





















































































