Baştan şunu ifade etmeliyim ki, Ehl-i Beyt aşığı, Müslüman Türk olarak medeniyetlerini vahşet ve kan üzerine kurmuş AB'nin, ABD'nin aldığı hiçbir karar beni bağlamaz.
Amma! "Biz, AB'ye Katolik nikâhı kıydık" diyenleri bağlar.
AB uğruna itikadından taviz verenleri bağlar.
AB uğruna milli bütünlüğümüze rağmen kanun çıkaranları, uygulamaya koyanları bağlar.
Yine bu uğurda batı hukukunu, kendi hukukumuzun üstünde kabul edenleri bağlar. Yıllardır bağladı da zaten. Hem de öyle bağladı ki, kendimizi, tarihimizi inkâr ettik.
Tarihin en büyük vahşetlerinden biri olan Haçlı seferleri (ki, Papa ve Papazlar komutasındaki Haçlı ordusu, Anadolu'ya gelmiş nefes alan her canlıyı katletmişti. Müslüman çocuklarını kazanlarda pişirip, yemişlerdi. Bu vahşiler, aç kalınca mezarlardan ölü çıkarıp, yediklerini Avrupalı tarihçiler yazmıştır.)
Bu gerçeklere rağmen 2011 yılında Avrupa Parlamenterler Toplantısında, o zamanki başbakanımız Erdoğan, bu vahşi, katliam seferlerini iki kültürün, iki medeniyetin, iki dinin tanışması, kaynaşması olarak tarif etmişti.
Artı Sayın Erdoğan o konuşmasında; "Bugün çok daha net olarak tekrar söylemek durumundayım ki Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne, Avrupa Birliği'nin de, Türkiye'ye ihtiyacı vardır." Demişti.
Geçtiğimiz Cuma günü Avrupa Parlamentosu, Türkiye hakkında hazırlanan bugüne kadarki en sert ilerleme raporunu kabul etti. Raporda (özetle) neler var?
"Demokrasiden saptınız. Hukukta gerilediniz. Yargınız bağımsız değil. Türkiye'de toplanma ve ifade özgürlüğünü bitirdiniz.
Reformlarda yavaşladınız. Medyaya saldırıyorsunuz. El koyuyorsunuz. İnterneti kapatıyorsunuz, yavaşlatıyorsunuz.
PKK silah bıraksın ama sizde, Kürt sorununu şiddetle çözemeyeceğinizi anlayın.
Terörle mücadele de orantısız davranıyorsunuz. Toplu cezalandırmaya doğru gidiyorsunuz.
Cumhurbaşkanının, Anayasa Mahkemesine yönelik açıklamalarını kınıyoruz. Erdoğan gittikçe otoriter bir karaktere bürünüyor.
Yolsuzluklarla mücadele etmiyorsunuz. İnsanların yaşam tarzına karışamazsınız. Türkiye'de kadına saygı yok, şiddet var. Aydınları sindirme politikalarınızı kınıyoruz.
Öyle Haziran'da vizeler kalkacak vs. havasına girmeyin. Hava alırsınız.
Bu raporu seçimlerden önce değil de şimdi açıkladığımız için bizde hatalıyız."
Evet, rapor 75 sahife. Başta de dediğim gibi beni bağlamaz. Am AB'ye 'göbek bağı ile bağlıyız' diyenleri bağlar.
Bir başka gerçek ise Haçlıya kıyılan Katolik nikahı düşmeyeceğine göre demek ki AB, Türkiye'yi aldatıyor.
Hükümetin morali bozuk. AB Bakanı Bozkır, "Bu raporu yok hükmünde sayacağız. Daimi temsilcimiz AP'ye iade edecek" dedi.
Yapabilirler mi? Görsel olarak evet ama AP'nin istedikleri olacak. Olmazsa ağır bedel ödenecek. Ha! Bu bedeli sen ödeyeceksin. Unutma!
Diğer taraftan bir anlığına dünyayı yuvarlak kabul edersek, (çünkü milletimiz 14 yıldır dünyayı düz zannediyor) Erdoğan ve AKP politikalarıyla ABD ile kavgalıyız. AB ile uyumsuzuz. Rusya ile karşı karşıyayız. BRİSC gemisini kaçırdık.
Irak dostumuz değil artık. İran'ı da, Suriye'yi de, Mısır'ı da, Libya'yı da, Yemen'i de dostluktan kendi ellerimizle attık.
Türkiye'ye daha doğrusu Erdoğan ve AKP'ye dost olarak İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Ürdün, Suud ve paralı Arap prensleri kaldı.
Hedef 2023 müydü?
Amma! "Biz, AB'ye Katolik nikâhı kıydık" diyenleri bağlar.
AB uğruna itikadından taviz verenleri bağlar.
AB uğruna milli bütünlüğümüze rağmen kanun çıkaranları, uygulamaya koyanları bağlar.
Yine bu uğurda batı hukukunu, kendi hukukumuzun üstünde kabul edenleri bağlar. Yıllardır bağladı da zaten. Hem de öyle bağladı ki, kendimizi, tarihimizi inkâr ettik.
Tarihin en büyük vahşetlerinden biri olan Haçlı seferleri (ki, Papa ve Papazlar komutasındaki Haçlı ordusu, Anadolu'ya gelmiş nefes alan her canlıyı katletmişti. Müslüman çocuklarını kazanlarda pişirip, yemişlerdi. Bu vahşiler, aç kalınca mezarlardan ölü çıkarıp, yediklerini Avrupalı tarihçiler yazmıştır.)
Bu gerçeklere rağmen 2011 yılında Avrupa Parlamenterler Toplantısında, o zamanki başbakanımız Erdoğan, bu vahşi, katliam seferlerini iki kültürün, iki medeniyetin, iki dinin tanışması, kaynaşması olarak tarif etmişti.
Artı Sayın Erdoğan o konuşmasında; "Bugün çok daha net olarak tekrar söylemek durumundayım ki Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne, Avrupa Birliği'nin de, Türkiye'ye ihtiyacı vardır." Demişti.
Geçtiğimiz Cuma günü Avrupa Parlamentosu, Türkiye hakkında hazırlanan bugüne kadarki en sert ilerleme raporunu kabul etti. Raporda (özetle) neler var?
"Demokrasiden saptınız. Hukukta gerilediniz. Yargınız bağımsız değil. Türkiye'de toplanma ve ifade özgürlüğünü bitirdiniz.
Reformlarda yavaşladınız. Medyaya saldırıyorsunuz. El koyuyorsunuz. İnterneti kapatıyorsunuz, yavaşlatıyorsunuz.
PKK silah bıraksın ama sizde, Kürt sorununu şiddetle çözemeyeceğinizi anlayın.
Terörle mücadele de orantısız davranıyorsunuz. Toplu cezalandırmaya doğru gidiyorsunuz.
Cumhurbaşkanının, Anayasa Mahkemesine yönelik açıklamalarını kınıyoruz. Erdoğan gittikçe otoriter bir karaktere bürünüyor.
Yolsuzluklarla mücadele etmiyorsunuz. İnsanların yaşam tarzına karışamazsınız. Türkiye'de kadına saygı yok, şiddet var. Aydınları sindirme politikalarınızı kınıyoruz.
Öyle Haziran'da vizeler kalkacak vs. havasına girmeyin. Hava alırsınız.
Bu raporu seçimlerden önce değil de şimdi açıkladığımız için bizde hatalıyız."
Evet, rapor 75 sahife. Başta de dediğim gibi beni bağlamaz. Am AB'ye 'göbek bağı ile bağlıyız' diyenleri bağlar.
Bir başka gerçek ise Haçlıya kıyılan Katolik nikahı düşmeyeceğine göre demek ki AB, Türkiye'yi aldatıyor.
Hükümetin morali bozuk. AB Bakanı Bozkır, "Bu raporu yok hükmünde sayacağız. Daimi temsilcimiz AP'ye iade edecek" dedi.
Yapabilirler mi? Görsel olarak evet ama AP'nin istedikleri olacak. Olmazsa ağır bedel ödenecek. Ha! Bu bedeli sen ödeyeceksin. Unutma!
Diğer taraftan bir anlığına dünyayı yuvarlak kabul edersek, (çünkü milletimiz 14 yıldır dünyayı düz zannediyor) Erdoğan ve AKP politikalarıyla ABD ile kavgalıyız. AB ile uyumsuzuz. Rusya ile karşı karşıyayız. BRİSC gemisini kaçırdık.
Irak dostumuz değil artık. İran'ı da, Suriye'yi de, Mısır'ı da, Libya'yı da, Yemen'i de dostluktan kendi ellerimizle attık.
Türkiye'ye daha doğrusu Erdoğan ve AKP'ye dost olarak İsrail, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Ürdün, Suud ve paralı Arap prensleri kaldı.
Hedef 2023 müydü?
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Hepsi emeklilerin yanında / 17.01.2026
- Allah’a ve Resulüne muhalefetin bedelidir bu zillet / 16.01.2026
- Ortadoğu bataklığında Türkiye, kime dost kime düşman? / 14.01.2026
- Bilal Erdoğan ‘dindar insan’ tarifini biliyor mu? / 13.01.2026





























































































