logo
24 HAZİRAN 2026

Kaynaklarımızı; çıldırmış değil, bilimsel projelere ayıralım

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Eyüpsultan Kemerburgaz'da yapımı tamamlanan 'Atık Yakma ve Biyometanizasyon Tesisleri'ni hizmete açtı. Tesisler ve tesisleri yapan insanların bu işi tek başına başarmasının mümkün olmadığını dile getiren İmamoğlu, "Biz, yeter ki el birliğiyle, iş birliğiyle, 16 milyon yaşayanıyla, kentteki bu seferberlik duygusunu var edelim. Kaynaklarımızı ve enerjimizi; yeter ki çılgın, anlamsız, mantıksız ya da çıldırmış projelere değil, bilimsel projelere, ayıralım. İşte her şeyi çok güzel kılacak yol haritası budur" dedi. "Bu kentin artık çevreye hor davranma gibi bir lüksü yoktur" diyen İmamoğlu, Bu şehrin; sakinleşmeye, durulaşmaya, kendine gelmeye, kendini hissetmeye, insanlarla birlikte var olduğunu yaşamaya, aşırı bir biçimde ihtiyacı vardır. Hep birlikte bunu başarmamız lazım. Bu kenti harap eden akıldan, bu şehri sıyırıp kurtarmak zorunluluğumuz vardır" ifadelerini kullandı

09.11.2021 15:43:00
Kaynaklarımızı; çıldırmış değil, bilimsel projelere ayıralım
Kaynaklarımızı; çıldırmış değil, bilimsel projelere ayıralım
EYÜPSULTAN / İSTANBUL

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 16 Eylül 2017'de inşasına başlanan, yüzde 40 ilerlemeyle yeni yönetim tarafından teslim alınan Eyüpsultan Kemerburgaz Kısıkmandıra Mevkii'ndeki "Atık Yakma ve Biyometanizasyon (organik atıklardan biyogaz üretimi) Tesisleri"nin açılışını gerçekleştirdi. Geçtiğimiz Cuma günü revize edilmiş "İklim Değişikli Eylem Planı"nı açıkladıklarını belirten İmamoğlu, "Dünyaya entegre ve dünyanın ortaya koyduğu hedefleri yakalama konusunda kararlı bir süreci, hep birlikte kamuoyumuzla paylaştık" dedi. Hizmete açtıkları tesisin de bu kapsamda çok değerli olduğunu vurgulayan İmamoğlu, amaçlarının, 2050 yılına kadar İstanbul'u, iklim değişikliğine dayanıklı bir şehir haline getirmek olduğunun altını çizdi. 2050 yılına 30 seneden az bir süre kaldığını hatırlatan İmamoğlu, "Hiçbir dakikası, hiçbir saati kaybedilmeden bu hedefe ulaşmak zorundayız. Dünyada kaliteli bir yaşama sahip olmak istiyorsak, kayıtsız şartsız, her anımızda bu sürecin bir parçası olmalıyız" dedi.

"HER ŞEYİ ÇOK GÜZEL KILACAK YOL HARİTASI…"

Tesisler ve tesisleri yapan insanların bu işi tek başına başarmasının mümkün olmadığını dile getiren İmamoğlu, "Biz, yeter ki el birliğiyle, iş birliğiyle, 16 milyon yaşayanıyla, kentteki bu seferberlik duygusunu var edelim. Kaynaklarımızı ve enerjimizi yeter ki çılgın, anlamsız, mantıksız ya da çıldırmış projelere değil, bilimsel projelere, ayıralım. İşte her şeyi çok güzel kılacak yol haritası budur. Her şeyi güzel kılacak yol haritasına dair milletimizin, insanımızın, yaşayanımızın birikimi de vardır, gücü de vardır, bilgisi de vardır" diye konuştu. Hizmete aldıkları Atık Yakma ve Biyometanizasyon Tesisi'yle ilgili detaylı bilgiler paylaşan İmamoğlu, "Yeşil Çözüm vizyonumuz, İstanbul'da başlattığımız iklim seferberliğinin değerli bir adımıdır" dedi. Türkiye'de C40 topluluğuna üye olan ilk ve tek kurum olduklarını aktaran İmamoğlu, "Şehrimizi iklim değişikliğine hazırlamak adına büyük bir emek veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

"KASIM'DA 2 AÇILIŞ DAHA VAR"

İBB'nin her biriminin bu işin güçlü bir paydaşı olduğunu düşünmek zorunda olduğuna dikkat çeken İmamoğlu, "16 Kasım'da Ömerli'de ikinci kademe içme suyu arıtma tesisimizin hizmete girmesi, 26 Kasım'da hemen komşumuz olan yine burada Atık Yakma ve Enerji Üretim tesisimizi hizmete açmakla, gerçekten çok gurur duyacağımız, iklim değişikliği, eylem planı süreciyle ilgili durmayacağımız bir Kasım ayını hep birlikte geçirmiş olacağız. Bu yönüyle İstanbul'a bir bütün olarak baktığımızda, kurumumuzun her aşaması, her kademesi önemli" bilgilerini paylaştı. "İstanbul'un hangi noktasında, hangi yerinde bir çözüme ihtiyaç varsa tüm gücümüzle orada olmaya devam edeceğiz" diyen İmamoğlu, şunları söyledi:



"BU KENTİN ARTIK ÇEVREYE HOR DAVRANMA GİBİ BİR LÜKSÜ YOKTUR"

"Bu kentin artık çevreye hor davranma gibi bir lüksü yoktur. Bu şehrin; sakinleşmeye, durulaşmaya, kendine gelmeye, kendini hissetmeye, insanlarla birlikte var olduğunu yaşamaya, aşırı bir biçimde ihtiyacı vardır. Bunu yapmamız lazım. Hep birlikte bunu başarmamız lazım. Bu kenti harap eden akıldan, bu şehri sıyırıp kurtarmak zorunluluğumuz vardır. 16 milyon İstanbullu olarak, bu kentin doğasını nasıl koruruz? Çevreye verdiğimiz zararı nasıl asgariye indiririz? Hep beraber düşünmemiz, yeni doğmuş bebeğimizden en deneyimli bireyimize kadar, sorumluluk sürecinin bir parçası olduğumuzu hissederek ve hissettirerek yaşamalıyız ve buna göre hareket etmeliyiz. Yeşil Çözüm Vizyonumuz çok önemlidir. İstanbul'un en başta, en kıymetli markalarından birisidir. Yeşil çözümün altını hep beraber doldurmalı, genişletmeli ve geliştirmeliyiz. Bu başlattığımız seferberlikle, iklim değişikliğine dirençli bir İstanbul'u hep beraber yaratacağımıza inanıyorum. Birlikte başarabileceğimize tüm kalbimle inanıyorum. Ben, yarın hep birlikte ölüm yıl dönümünde anacağımız ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'e layık birer yurttaş olmak, Türkiye Cumhuriyeti'ne layık birer vatandaşı olma yönünde attığımız bu güzel adımlarla ancak bunu başarabileceğimize olan inancımla, hepinize; emeği geçen, yüklenicisinden, kurumumuzun bütün birimlerine, bütün emekçilerimize yürekten teşekkür ediyorum."

1.4 MİLYON KİŞİNİN ELEKTRİK İHTİYACI KARŞILANACAK

Açılışı yapılan tesiste; yemek, sebze, meyve ve ömrünü tamamlamış ambalajlı gıda atıkları işlenecek. İstanbul genelinde üniversiteler, hastaneler, oteller, lokantalar, askeri ve sosyal tesisler, büyük marketler gibi noktalarda organik içerikli katı atıklar toplanacak. İlçe belediyeleri tarafından kaynağından ayrı ayrı toplanacak atıklar, transfer istasyonlarına getirilecek. Burada biriken atıklar, işlenmek üzere tesise götürülecek. Yılda 1 milyon ton evsel atığın işleneceği tesiste, aynı zamanda enerji üretimi de gerçekleştirilecek. Günlük 3000, yıllık yaklaşık 1 milyon tonluk kapasiteye sahip tesis, her biri günlük 1000 ton atık yakma kapasiteli 3 hattan oluşacak. Atıklar, tesise kamyonlar ile taşınacak ve herhangi bir ayrıştırmaya gerek duymaksızın depolama alanına boşaltılacak. Bu alanda depolanan atıklar, 3 adet "katı atık vinci" aracılığıyla "ızgaralı yakma ünitelerine" taşınacak. Izgaralı sistemde yakılan atıkların ısısından elde edilen buhar, tribünlere gönderilecek. Bu tribünler aracılığıyla da yaklaşık 78 MW/saat elektrik enerjisi elde edilecek. Bu enerjiden, tesisin tüm iç ihtiyacı ve artan enerji sayesinde de 1 milyon 400 bin kişinin elektrik ihtiyacı karşılanacak.



KOKU SORUNU ORTADAN KALKACAK

Tesis ile 100 hektarlık depolama alanından tasarruf sağlanacak. İstanbul'da oluşan evsel atıkların yüzde 15'i, yakma yöntemi ile hem atıklar ortadan kaldırılacak hem de bu sayede elektrik üretilecek. Elde edilecek elektrik ile Türkiye'nin enerji açığının giderilmesine katkı sağlanmış olacak. Çöp taşıma maliyeti azalırken, koku sorunu da ortadan kaldırılacak. Son teknolojinin kullanıldığı tesiste, emisyon değerleri Avrupa Birliği limitleri altında olacak. Tesiste kullanılacak en son teknolojili "baca gazı arıtma sistemi" ile çevreye zarar verilmeyecek. Bacadan çıkacak gazlar, "sürekli emisyon ölçümü sistemi" ile sürekli izlenecek ve kayıt altına alınacak. Bu sayede, çöplerden çıkan sera gazı salınımının yüzde 33'ünden kurtulmuş olunacak. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da kurulan sistem ile sera gazı salınımını online (canlı) olarak izleyebilecek. Tesis ile yerli üretim desteklenecek. Tesiste, 90 kişilik bir ekip çalışacak. İBB Fen İşleri Daire Başkanlığı'nın yüklenicisi olduğu tesisin yapım müşavirliğini İSTAÇ A.Ş. yüklendi.

GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Alpay Gürkan'ın da bir konuşma yaptığı etkinlik, butonlara basılarak tesisin açılışının gerçekleştirilmesiyle son buldu. İmamoğlu, tesis gezisinin ardından, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Gazetecilerin soruları ve İmamoğlu'nun sorulara verdiği yanıtlar şöyle oldu:

- 31 Mart'taki İstanbul seçimlerinin ardından yaptığınız bazı açıklamalar nedeniyle, YSK Başkanı ve üyelerine hakaret ettiğiniz gerekçesiyle, bir dava açıldı hapis istemiyle. Bugün ilk duruşması görüldü. Ertelendi diye biliyoruz. Daha sonra ifadeniz alınacakmış. Bu davayla ilgili değerlendirmenizi alabilir miyiz?

"MUHATAP; BANA HAKARET EDEN SİYASİ AKIL"

Evet, doğru bugün davası vardı. Ertelendi. Muhtemelen belirlenen tarihte de gidip bu konudaki ifademi vereceğim mahkemede. Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu bahsi geçen konuda, bu süreci kendi üzerine alıp, bu girişimde bulunanların doğru bir tercih yapmadıklarını düşünüyorum. Çünkü yanlış yapmışlardır. Yanlış bir algıyla hareket etmişlerdir. O güne dönüp baktığınızda, benim bu cevabımı, yine kendilerine ait medyada yazanların muhatabını kim olduğunu zaten kendileri yazmışlardı. Çünkü bu sözü bana bizzat edip, hakaret eden siyasi akla dönük bir cevabım olmuştu ve benim bu sözümle beraber muhatabım olan siyasi akıl bellidir. Siyasi kişilikler bellidir. Muhatabım onlardır. Nokta. Yani başka söyleyeceğim bir şey yok. Ama bu süreci kendi üzerine alınan ve böyle bir girişimde bulunan kurul üyeleri doğru hissetmemişlerdir; yanlış hissetmişlerdir. Yanlış bir girişimde bulunmuşlardır.

"ADALAR KARARI ADİL DEĞİLDİR; İŞİMİZE MÜDAHALEDİR"

- Geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete'de bir karar yayınlandı Cumhurbaşkanlığı tarafından Adalar, "Özel Koruma Bölgesi" ilan edildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin plan yapma yetkisi elinden alınıp, bakanlığa devredildi. Bu kararla ilgili bir girişiminiz olacak mı?

Tabii ki olacak. Ben, Sayın Çevre Şehircilik Bakanımızı bu konuda aradım. Biz, ta Mayıs ayından beri müsilaj meselesinde oluşturduğumuz masada alınan her kararı ve alınacak her kararı, istişare ederek yol yürüdüğümüzü ve sıkı bir centilmenlikle bu sürecin işlediğini kendilerine aktardım. 'Cumhurbaşkanlığı'nda alınan bu kararla ilgili ne tek bir kelime konuşulduğunu, ne tek bir sürecin tartışıldığını hatırlamıyorum' dedim. Zaten kendisi de hatırlamıyor. Kendileri, bu konudaki alınan kararın masumiyetinden bahsetti. Ben, 'Masum olmadığını düşünüyorum' dedim kendilerine. Bir genel müdürlerini bu konuda görevlendirdiler. Biz de teknik arkadaşlarımızı görevlendirdik. Bir araya gelecekler. Ama tümden yanlıştır. Yani Marmara'nın müsilajıyla Adalar'daki planın ne alakası var? Bunun hemen düzeltilmesi gerekir. Müsilaj meselesiyle ilgili kurulan Bilim Kurulu, bizim Büyükşehir Belediyemizin teknik ve idari heyetleri, orada bulunan bütün idari heyetler, rektörler, sanayi kuruluşları, bakan yardımcıları, bakanlar konuşulan her şeye muhataplar. 7 tane belediye başkanı… Ben Marmara Belediyeler Birliği Belediye Başkanı'nı da aradım. 'Böyle bir şey konuşuldu mu' dedim. O da 'Konuşulmadı' dedi. 'Acaba sadece kıyı yapılarıyla ilgili bir karar mıdır? Hani liman vesaire' dedi. 'Hayır' dedim, 'Bu kapsayıcı bir karar.' O bakımdan kendileri de bu konuda bilgi sahibi. Marmara Belediyeler Birliği de bir neticede hakları koruyan bir tüzel kişiliktir. Kendilerinin de bunun süreci takip etmeleri gerektiği fikrimi paylaştım. İstişareler sürecek ama tümüyle bu karar hukuksuzdur, adil değildir, işimize müdahaledir. Yani tesadüf müdür bilemem ama şu anda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi'nde yıllardır 10, 15 yıldır, 20 yıldır plansız duran Adalar'ın, iki yıldır katılımcı bir modelle hazırlanmış 1/5000'lik planları da Meclis'te, komisyonda. Böylesi bir dönemde, durup dururken böyle bir kararı almayı, kamuoyuna hiçbir şekilde anlatamazlar. Doğru bir karar değildir. Umarım birilerinin hatasıdır. Ve o hatayı düzeltmek de elbette ki başta Sayın Bakanımıza ve Cumhurbaşkanlığı yetkililerine düşer. Biz, bu konuda, bu kararın düzeltilmesi için gerekenin yapılmasını İstanbul halkı adına umuyoruz.

"GLASGOW'DAN PAYIMIZA DÜŞENİ ALACAĞIZ"

- Yarın Glasgow'a gidiyorsunuz. İklim zirvesine katılacaksınız. Oradaki programınızı öğrenebilir miyiz?

Glasgow'da çok değerli iki oturuma katılacağım. Burada iklimle mücadele konusunda İstanbul'un, işte bugün açtığımız tesis gibi, aslında 2050'ye nasıl dayanıklı bir şehir olarak hazırlandığını anlatacağız bir panelde. Yine bir başka husus da aslında kentin fiziksel dayanıklılığı konusunda, deprem tehdidiyle olan mücadelesinden de bahsedeceğimiz bir oturum olacak. Her iki oturumun da çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Glasgow Zirvesi'nin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Çünkü iklim değişikliğiyle, küresel ısınmayla mücadele kapsamı, bir şehir sınırlarıyla, bir ülke sınırlarıyla çizilebilecek bir kapam değildir, içerik değildir. Bu manada bütün dünyanın iş birliği yaparak bu süreci çözmesi gerekir. Ortak sorundur. İyi bir bütçe tasarrufuna, iyi bir bütçe kullanımına muhtaçtır. O bakımdan özellikle bütçelerin kullanımında, 'Herkes kendi sınırları içerisinde sorun çözsün' anlayışıyla da bunun mümkün olmayacağını orada dile getireceğiz. Hem dünya için hem Türkiye'miz için hem İstanbul'umuz için zirvesinin çok faydalı olacağını düşünüyorum. Mutlaka oradan payımıza düşeni alıp İstanbul'a da döneceğiz.

 



Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi

22.06.2026 23:10:00
Haber Merkezi
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Kendisini ‘Cumhur İttifakı Ocakları Başkanı’ olarak tanıtmış
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kendisini resmi bir kurum yetkilisi gibi göstererek bir alışveriş merkezinde (AVM) "denetim" adı altında incelemelerde bulunan ve bu anları sosyal medyada paylaşan Ferhat Aydoğan (F.A.) hakkında geniş çaplı bir soruşturma başlattı.

Sosyal medyada çığ gibi büyüyen tepkilerin ardından adli makamlar hızlıca devreye girdi.

Kamu görevini usulsüz üstlenme ve sicil detayı



Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülen tahkikatta, şüphelinin eylemleri Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili maddelerince "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında değerlendirildi.

Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte şüpheli Ferhat Aydoğan hakkında çarpıcı bir detay daha ortaya çıktı: Şahsın geçmiş dönemde "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sicil kaydının bulunduğu belirlendi.

Gözaltı, arama ve el koyma talimatı verildi

Herhangi bir resmi ve hukuki dayanağı bulunmayan "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" unvanını kullanarak esnafı ve vatandaşı manipüle etmeye çalışan şahsa yönelik savcılık kararları netleşti:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, kolluk kuvvetlerine şüphelinin derhal yakalanması için gözaltı talimatı verdi.

Şahsın ikamet ve gösterdiği adreslerde eş zamanlı olarak arama yapılması ve dijital materyaller dahil delil niteliğindeki unsurlara el konulması kararlaştırıldı.

Olayın geçmişi

Sosyal medya platformlarında paylaşılan video görüntülerinde; Ferhat Aydoğan'ın arkasındaki kalabalık bir grupla AVM'ye girdiği, buradaki esnafları ve işletme yönetimini yetkili bir devlet kurumu müfettişi gibi sorguya çekerek sözde denetim gerçekleştirdiği görülmüştü.

Görüntülerin kurgu bir "denetim tiyatrosu" olduğunun anlaşılması üzerine güvenlik güçleri şahsı adli makamlara sevk etmek üzere işlemleri başlattı.

Şüphelinin emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek hakim karşısına çıkarılması bekleniyor.

Kim bu şahıs?

Ferhat Aydoğan, kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtan, medya sektöründe yöneticilik yaptığını iddia eden ve daha önce de benzer suçlamalarla yargılanmış bir isimdir.

Geçmişte "Türkiye Ak Gençlik Ocakları" adını kullanan bu yapı, Mart 2026'da isim değişikliğine giderek "Cumhur İttifakı Ocakları" adını almıştır.

Kendisini gazeteci olarak da tanıtan Aydoğan, Temmuz 2024'te sahte kimlik ve kartlar basarak nüfuz ticareti yaptığı gerekçesiyle "nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından tutuklanmıştır.

Güncel adli kayıtlarda "nitelikli dolandırıcılık" suçundan sabıkası bulunan şahıs, geçmişte organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın basın danışmanı olduğu iddiasıyla da medyada yer almıştır.

Son olarak Haziran 2026'da bir AVM'de esnafı sorguladığı sahte denetim videolarının ardından "kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi" suçundan hakkında yeniden gözaltı ve arama kararı verilmiştir.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.