logo
04 EKİM 2026

Kerry de Esad'a yüklendi

ABD Başkanı Barack Obama tarafından Dışişleri Bakanlığı'na aday gösterilen Senatör John Kerry, Beşar Esad'ın artık “uzun süre Suriye Devlet Başkanı olarak kalamayacağını” söyledi

26.01.2013 00:00:00
 
Amerika Birleşik Devletleri'nin müstakbel Dışişleri Bakanı John Kerry, bir dönem ilişki kurduğu Beşar Esad'ın artık “uzun süre Suriye Devlet Başkanı olarak kalamayacağını” söyledi. ABD Başkanı Barack Obama tarafından bakanlığa aday gösterilen Kerry, onay almak için 2009'dan beri Başkanı olduğu Senato Dış İlişkiler Komitesi'nde soruları yanıtladı. Kerry, oturumda yaptığı sunumda İran'ın nükleer programı, Suriye'deki çatışmalar, Ortadoğu, iklim değişimi ve Çin ile ilişkiler gibi konulara değindi. Komitenin önümüzdeki hafta kararını açıklamasının ardından Kerry'nin adaylığı Senato oyuna sunulacak. Oradan da onay alması halinde Kerry, koltuğu Şubat ayı başında Hillary Clinton'dan devralacak.

Dış politika=ekonomik  politika
Kerry, komite üyelerine yaptığı sunumda, “Hiç olmadığı kadar, dış politika, ekonomik politikadır” diye konuştu ve ABD bütçesinin sağlamlaştırılması gerektiğini ifade etti. Kerry, sunumunda iklim değişimi, gıda arzı, enerji güvenliği ve insani yardım konularına geniş yer ayırdı. Kerry'ye, daha önce görüştüğü Suriye lideri Beşar Esad hakkında bir soru yöneltildi. Esad yönetimindeki Suriye'nin bir ara “Batı'ya ulaşmak istediğini” belirten Kerry, o dönemin geride kaldığını söyledi.

İran'a ılımlı mesaj
İran'ın nükleer programı konusundaysa Kerry, diplomasinin hâlâ geçerli seçenek olduğu mesajını verdi. Gelecekteki Dışişleri Bakanı, diğer yandan da, “ABD'nin Tahran'ın nükleer silah elde etmesini engellemek için her şeyi yapacağını” dile getirdi. Filistin ve İsrail arasındaki görüşmelerin canlandırılmasının mümkün olduğunu ifade eden Kerry, “Orta Doğu'da iki devletli çözümün başarısız olmasının felaket doğuracağını” söyledi. Kerry, 2004 yılındaki Başkanlık seçimlerinde Demokratlar'ın adayıydı ancak seçimi o dönemki ABD Başkanı George W. Bush kazanmıştı.
DIŞ HABERLER

Kadınlara cephe yasağı kalkıyor
ABD Savunma Bakanı Leon Panetta'nın kadınların cephede görev almasını engelleyen yasağı kaldırmaya karar verdiği bildirildi. Savunma bakanlığının önde gelen yetkilileri, gerekli düzenleme yapıldığında, yüzbinlerce muharip ve komando pozisyonunun kadınlara açılacağını söyledi. 1994 tarihli bir karar, komando operasyon gruplardan kadınları men ediyor. Panetta'nın aldığı karar yasağın kaldırılmasını öngörüyor. Kadınların cephede yer almasını öngörecek kararın tam olarak iki seneden önce uygulanması beklenmiyor zira kadınlarla ilgili çekincelerini ifade etmeleri için ordu yönetimine 2016'ya kadar süre tanındı. Komutanlardan da 15 Mayıs'a kadar görüşlerini savunma bakanına sunmaları istenecek. Bazı pozisyonların kadınlara bu sene açılması bekleniyor. Kararın, piyade birliklerinde kadınlar için 230 bin pozisyon açması bekleniyor.  Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı Carl Levin kararı memnunlukla karşıladı. Levin “kararın, 21'nci yüzyıldaki askeri operasyonların gerçeklerini gözönüne aldığını” söylüyor. DIŞ HABERLER

"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, "Çirkinler" isimli suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı.

03.10.2026 21:42:00
İhlas Haber Ajansı
 
"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı
"Çirkinler" suç örgütüne yönelik operasyon: 5 gözaltı
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu koordinesinde, "Çirkinler" isimli suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda 5 şüpheli gözaltına alındı.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, kamuoyunda "Yeni Nesil Silahlı Suç Örgütleri" olarak bilinen yapılanmalara yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, "Çirkinler" olarak bilinen silahlı suç örgütüne yönelik çalışma gerçekleştirildi. Soruşturma kapsamında; Zen Pırlanta sahiplerine, söz konusu suç örgütü adına yurt dışı menşeli telefon numaraları üzerinden yağma amacıyla tehdit içerikli mesajlar gönderildiği belirlendi.



Müşteki Mehmet Diribaş'ın konakladığı otele örgüt üyelerinin geldiği, otel görevlisine müştekiye ait kişisel bilgileri vererek örgütün gücünü hissettirmeye çalıştıkları, aynı sırada müştekinin kullandığı telefona da yurt dışı menşeli numaralardan tehdit mesajları gönderildiği tespit edildi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucunda eylemde yer aldığı belirlenen 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüphelilerin ikametlerinde gerçekleştirilen aramalarda çok sayıda uyuşturucu madde ile hassas terazi ele geçirilirken, el konulan dijital materyaller üzerinde yapılan incelemelerde ise tehdit ve yağma eylemine ilişkin örgütsel nitelikte yazışma kayıtlarına rastlandı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından şüpheliler, tutuklama talebiyle Bakırköy Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, silahlı suç örgütleri ile vatandaşları tehdit, baskı ve korkutma yoluyla haksız menfaat sağlamaya yönelik suç yapılanmalarına karşı yürütülen soruşturmalar titizlik ve kararlılıkla sürdürüldüğü vurgulandı.

Medyada yeni dönemin faturası: 2,3 milyon lira

TELE1’e kayyum atanmasının ardından gazetecilerin kurduğu TELE2 Haber, yaklaşık 11 aylık yayın hayatını sona erdirdi

03.10.2026 20:54:00
Haber Merkezi
 
Medyada yeni dönemin faturası: 2,3 milyon lira
Medyada yeni dönemin faturası: 2,3 milyon lira
TELE1'e kayyum atanmasının ardından gazetecilerin kurduğu TELE2 Haber, yaklaşık 11 aylık yayın hayatını sona erdirdi. Televizyon ekranından internet yayıncılığına taşınan habercilik, bu kez RTÜK'ün iki ayrı lisans talebiyle karşı karşıya kaldı. Ödenmesi gereken toplam tutarın 2 milyon 324 bin 612 TL'ye ulaşması üzerine TELE2 Haber yayınlarını durdurdu.

KAYYUMDAN KAÇAN GAZETECİ İNTERNETE SIĞINDI, ORADA DA LİSANS DUVARINA ÇARPTI

TELE2 Haber'in hikâyesi, Türkiye'de medya alanındaki dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri oldu.

TELE1'e 24 Ekim 2025'te kayyum atanmasının ardından kanal çalışanları toplu şekilde istifa etti. Gazeteciler yaklaşık iki hafta sonra TELE2'yi kurdu ve internet yayınlarına 15 Kasım 2025'te başladı.

Amaç, televizyon ekranında sürdürülemeyen haberciliği bu kez internet üzerinden devam ettirmekti.

Yaklaşık 11 ay sonra TELE2'nin karşısına yeni bir engel çıktı: RTÜK lisansı.

RTÜK, TELE2 Haber'den internet televizyonu ve isteğe bağlı internet yayın hizmeti için iki ayrı lisans talep etti. 2026 tarifesine göre her lisansın bedeli 1 milyon 162 bin 306 TL. İki lisansın toplamı ise 2 milyon 324 bin 612 TL.

"TELEVİZYON KANALI KURAMIYORUZ"

TELE2 Haber programcısı Murat Taylan, kapanış kararını şu sözlerle duyurdu:

"Televizyon kanalı kuramıyoruz. RTÜK biliyorsunuz TELE2 Haber yayına başladıktan kısa bir süre sonra iki lisans birden istedi bizden."

Taylan, ekonomik koşullar nedeniyle bu bedelin karşılanamadığını belirterek yayınların sonlandırılacağını açıkladı:

"İstenen lisans bedelini ödeyemeyeceğimiz için TELE2 Haber adıyla yaptığımız yayınları sonlandırma kararı aldık."

Nisan ayında RTÜK, TELE2 Haber'e lisans başvurusu için 72 saatlik süre tanımış; başvuru ve ödeme yapılmaması halinde erişim engeli talep edilebileceğini bildirmişti.

EKRAN KAPANIYOR, TARTIŞMA BÜYÜYOR

Ortaya çıkan tablo yalnızca TELE2 Haber'in kapanmasıyla sınırlı değil.

Türkiye'de televizyon haberciliğinin ardından internet haberciliğinin de lisans, maliyet ve düzenleme tartışmalarının içine girmesi, medyanın geleceği açısından yeni bir soru ortaya çıkarıyor:

Gazeteciler televizyon ekranından internete geçtiğinde, karşılarına çıkan ekonomik ve hukuki yükler bağımsız yayıncılık için nasıl bir alan bırakacak?

TELE2 Haber'in kuruluş hikâyesi de kapanışı da bu soruyu yeniden gündeme taşıyor.

Bir tarafta kayyum sonrasında yayıncılığa devam etmek isteyen gazeteciler, diğer tarafta milyonlarca liralık lisans maliyeti...

Ve sonunda bir YouTube haber kanalı daha ekranını kapatıyor.

TELE2 Haber ise veda mesajında kapıyı tamamen kapatmadı: "Her bitiş aslında yeni bir başlangıçtır. Yeni bir mecrada en kısa sürede yeniden buluşacağız."

TELE2'nin ekranı kapanmış olabilir. Ancak Türkiye'de "Gazetecilik nerede ve hangi şartlarda yapılabilir?" tartışması yeni başlıyor.

Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!


 
Mersin'deki yolsuzluk soruşturmasında bir adreste yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirildi. Ele geçirilenlerin yaklaşık piyasa değeri 51 milyon lira.

03.10.2026 18:06:00
AA
 
Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!
Mersin'deki belediye soruşturmasında servete el konuldu!

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında bir şüphelinin adresinde yüklü miktarda döviz ve altın ele geçirildi. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyükşehir Belediyesi ile Mezitli ve Yenişehir belediyelerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmaları kapsamında şüpheli Ali Ö'nün evinde polis ekiplerince arama yapıldı.

Aramalarda, 257 bin 600 Euro, 25 bin 120 dolar, 64 bin 100 İngiliz paundu, 4 kilogram külçe altın, 116 tam cumhuriyet altını, 8 yarım altın, 5 çeyrek altın, 2 gram altın, ruhsatsız tabanca, 3 şarjör, 60 fişek ve ihale dokümanları ele geçirildi. Aramalarda ele geçirilenler, polis kamerasınca kaydedildi.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca, Büyükşehir Belediyesi ile Mezitli ve Yenişehir belediyelerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturmaları kapsamında 1 Ekim'de eş zamanlı operasyon düzenlenmişti. Operasyonda, Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit'in de aralarında bulunduğu 59 şüpheli gözaltına alınmış, Büyükşehir Belediyesi dosyasında yer alan Doğukan Uyan ve 3 kişinin önceki operasyonda tutuklandıkları belirtilmişti.

Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen fon soruşturması genişlerken, soruşturma kapsamında tutuklanan bazı isimlerin savcılık ifadeleri de ortaya çıkmaya başladı

03.10.2026 17:00:00
Haber Merkezi
 
Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!
Fon soruşturmasında ifadeler ortaya çıktı!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen fon soruşturması genişlerken, soruşturma kapsamında tutuklanan bazı isimlerin savcılık ifadeleri de ortaya çıkmaya başladı.

İfadelerde dikkat çeken ortak nokta ise bazı şüphelilerin, tartışmalı işlemler ve fonlardaki para hareketleriyle doğrudan bağlantıları bulunmadığını savunması oldu.

SERDAR TURHAN: "PARA PİYASASI FONUNU BİR HAFTA ÖNCE ÖĞRENDİM"

Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan'a şirketleri, fonlar, hisse işlemleri ve milyarlarca liralık para hareketleriyle ilgili sorular yöneltildi.

Turhan, holdingin yatırım ve stratejilerini kendisinin belirlediğini ve holding işlemlerinde yetkili olduğunu söyledi.

Ancak Pusula Portföy Yönetim Şirketi'yle ilgili olarak şirketi devrettikten sonra işlemlerden haberdar olmadığını savundu.

Turhan'ın savcılıkta, "Bu devirden sonra PYŞ ile herhangi bir alakam kalmadı, yaptığı işlemlerle ilgili bir bilgim olmadı" dediği aktarıldı.

Savcılığın, Pusula'nın para piyasası fonlarındaki paraların Katılımevim hisselerinin alımında kullanılıp kullanılmadığı yönündeki sorusuna ise Turhan'ın "Para piyasası fonunun ne olduğunu ancak bir hafta önce öğrendim" yanıtını verdiği bildirildi.

Turhan ayrıca 1,82 milyar liralık nakit paranın şahsi birikimi olduğunu savundu. PKZ fonunu şahsi olarak aldığını, fonda Katılımevim hisselerinin bulunduğunu ve bazı işlemlerin kendi bilgisi dahilinde yapıldığını ifade etti.

ALKİN KARDEŞLER: "BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ"

Tera Grubu şirketlerinde bağımsız yönetim kurulu üyeliği yapan Kerem Alkin ve Emre Alkin'in ifadeleri de soruşturmanın dikkat çeken bölümlerinden oldu.

Savcılık, Tera Yatırım'ın yaklaşık 1,4 milyar liralık piyasa değerinin bir yıl içerisinde yaklaşık 280 milyar liraya çıkmasını ve ardından gelen istifaları sordu.

Kerem Alkin, şirket değerindeki yükseliş ile istifaların "birbirinden bağımsız bir şekilde gerçekleştiğini" söyledi.

Savcılık ayrıca peş peşe gelen istifalarla daha sonra ortaya çıkan fon krizinin bağlantısını sorguladı.

EMRE TEZMEN VE ALPER ÖZTÜRK DE İFADE VERDİ

Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen ile eski Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk'ün de savcılık ifadeleri soruşturma dosyasına girdi.

Her iki isim hakkında da fonlar, şirketler, hisse hareketleri ve sermaye piyasası işlemleri kapsamında sorular yöneltildi.

ESKİ SPK BAŞKANI GÖNÜL: "GEREKEN DENETİMLERİ YAPTIK"

Soruşturmanın en dikkat çeken gelişmelerinden biri ise eski SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül'ün şüpheli sıfatıyla ifade vermesi oldu.

Gönül, bir hissede bin katlık artışın SPK'nın gözünden kaçıp kaçamayacağı yönündeki soruya, kendi dönemlerinde gereken denetimlerin yapıldığını ve bazı adı geçen fonlara para cezaları uygulandığını söyledi.

Gönül'ün ifadesi, soruşturmanın yalnızca fon yöneticileri ve şirketlerle sınırlı kalmayıp düzenleyici kurumların denetim sorumluluğunun da tartışılmasına yol açtı.

ASIL SORU: BU İŞLEMLER NASIL FARK EDİLMEDİ?

Soruşturmanın kritik noktalarından biri burada ortaya çıkıyor.

Bir tarafta milyarlarca liralık para hareketleri, bazı hisselerde olağanüstü fiyat yükselişleri ve fonlar arasındaki işlemler bulunuyor.

Diğer tarafta ise soruşturma kapsamında ifade veren bazı isimlerin "bilgim yoktu", "şirketi devretmiştim", "fonu bilmiyordum" şeklindeki savunmaları yer alıyor.

Adalet Bakanı Akın Gürlek de daha önce fonlarda son iki yılda hareketlilik gözlemlediklerini ve bazı paraların kaçırıldığını gördüklerini söylemiş, amaçlarının bu paraları geri getirmek olduğunu açıklamıştı.

SORUŞTURMA DENETİM BOYUTUNA DA UZANIYOR

Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Başkanı Salih Tanrıkulu, 30 Eylül'de sermaye piyasasındaki yatırım fonlarının işlemleri ve denetim faaliyetlerine ilişkin inceleme ve denetim çalışmalarına başlandığını açıkladı.

Bu gelişme, soruşturmanın yalnızca "kim ne yaptı?" sorusuyla sınırlı kalmayacağını, "kim neyi ne zaman gördü ve neden müdahale edilmedi?" sorusunu da gündeme getiriyor.

DOSYADAKİ EN KRİTİK ÇELİŞKİ

Şüphelilerin savunmalarının önemli bölümünde işlemlerden haberdar olmadıkları veya sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki ifadeler dikkat çekiyor.

Ancak soruşturmanın merkezindeki iddialar, fonlar ve şirketler arasındaki milyarlarca liralık para ve hisse hareketlerinin nasıl gerçekleştiğine ilişkin.

Bu nedenle bundan sonraki süreçte sadece şüphelilerin ifadeleri değil, banka kayıtları, fon hareketleri, SPK denetim kayıtları, MASAK raporları ve para transferlerinin zamanlaması belirleyici olacak.

Çünkü dosyanın en kritik sorusu artık şu: "KİM BİLMİYORDU, KİM BİLİYORDU VE KİM NEDEN MÜDAHALE ETMEDİ?"

Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (5510) kapsamında eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesiliyor. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin emsal kararında; boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan veya olmayan (hileli boşanma) tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunduğuna dikkat çekti

03.10.2026 11:50:00 / Güncelleme: 03.10.2026 11:56:11
İHA
 
Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber
Maaş için numaradan boşananlara Yargıtay'dan kötü haber
Son yıllarda sırf babadan kalma yetim maaşı almak için resmen boşanmalarına rağmen birlikte yaşayan çiftlere yönelik hem SGK hem de yargı yaptırımları hız kazandı. Yargıtay son kararında samimi ya da hileli boşanan çiftlerin birlikte yaşamalarına devam etmesinin af edilemez olduğuna hükmetti. İş Mahkemesi'nin yolunu tutan genç kadın, 2002 yılında vefat eden babası Kurum sigortalısı İlhan I.'ndan ötürü yetim aylığı aldığını, eşi Ahmet H.'dan 2001 tarihinde boşandığını, SGK'nın eski eşi ile fiilen birlikte yaşadığı gerekçesi ile 26.10.2008 tarihinde aylığını kestiğini ve yersiz ödemeleri borç kaydettiğini iddia edip İş Mahkemesi'nin yolunu tuttu.

SGK işleminin iptali amacıyla açılan dava reddedildi. 2022 senesinde yeniden SGK kapısını çalan genç kadın, olumsuz cevap alınca İş Mahkemesi'ne müracaat etti. Ret işleminin iptali ve SGK'ya yapılan başvuru tarihi itibariyle ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etti. Davalı Kurum, davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının tespit edildiğini, Kurum işleminin doğru olduğunu, davanın yerinde olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savundu.

İş Mahkemesi, davanın kabulüne, davacının babası üzerinden bağlanmasını talep ettiği yetim aylığı ödenmesi başvurusunun reddine dair 12.08.2022 tarihli Kurum işleminin iptaline, yetim aylığının 19.07.2022 olan başvuru tarihinden itibaren ödenmeye devam edilmesine hükmetti. Başvuru tarihinden itibaren ödenmeyen her ay için ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verildi.

Davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf isteminin esastan reddine karar verdi. SGK avukatı kararı temyiz edince dava dosyası Yargıtay 10. Hukuk Dairesi gündemine geldi.

Boşanmanın samimi olup olmadığını araştırmak yargının görevi değil

Adeta ültimatom niteliğindeki kararda eşlerin samimi olup olmadıklarını tespitinin yargı görevi olmadığı vurgulandı. Yasada; oldukça yalın olarak "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer aldığı hatırlatıldı.

Kararda; "Kanun koyucu tarafından örneğin; 'sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan', 'hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan', 'gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan' veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiştir. Maddede boşanma amacına-saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurumca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken; eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin-samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalıdır. Boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma-irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle, kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan 'boşanma' hukuki durum ve sonucunun eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı ortadadır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibarıyla gerçek-samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının tespit edilmesi durumunda gelirin-aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır'' denildi.

Karar bozuldu

Davacı tarafından davalı Kuruma 22.07.2022 tarihinde başvuru yaparak yeniden yetim aylığı bağlanmasını talep ettiğini ancak Kurumun 12.08.2022 tarihli işlemi ile önceki araştırmacı raporu esas alınarak talebini reddettiği hatırlatıldı. Kararda şu ifadelere yer verildi:

''Kurum işleminin iptali için eldeki davanın açıldığı, mahkemece yaptırılan emniyet araştırması ve dinlenen tanık anlatımları ile de davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmakla verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının ve boşandığı eşinin nüfus kayıt sistemindeki adres kayıtları getirtilerek, ihtilaf konusu dönem içerisinde davacının ve boşandığı eşine ait nüfusta kayıtlı adreslerinde birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediğidir.

Her bir adreste kimlerin yaşadığı kolluk vasıtasıyla araştırılarak ve muhtar, komşu, kapıcı, yönetici gibi kişiler dinlenerek tespit edilmeli, birlikte yaşama olgusu yukarıda açıklanan düzenlemeler ışığında da araştırılarak elde edilecek sonuca göre bir karar verilmelidir. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir.''

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheli tutuklandı

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüpheli tutuklandı

03.10.2026 09:38:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheli tutuklandı
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheli tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüphelinin sulh ceza hakimliğindeki işlemleri tamamlandı.

Hakimlik, savcılığın talebi doğrultusunda Ali Serhat Tüzün, Ali Yöney, Alper Tunga Sagu Burak, Burak Sevindik, Fırat Kerim Ersoy, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, İdris Çakır, Jeremy Etienne Debost, Tahir Fatih Mutlu, Mücahit Acaralp, Nil Özalp, Tuncer Köklü, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Ali Göl, Hüseyin Emre Güner, İhsan Çimen, Mesut Yalım, Osman Sungur ve Erol Demirbaş'ın tutuklanmasına karar verdi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi istenmişti.

Müzekkerede, şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin belirlenmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi talep edilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da tutuklanmıştı.

Soruşturmanın devamında Tera Yatırım Üst Yöneticisi (CEO) Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel'in de arasında olduğu 53 şüphelinin daha tutuklanmasına karar verilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 65'e ulaşmıştı.

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 20 şüpheli de dün İstanbul Adliyesine sevk edilmişti.

Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!


 
Türkiye'de her 4 kişiden birinde insülin direnci görülüyor. İnsülin direnci, kendini bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra uyku isteği, sürekli susama hissi gibi bazı sinyallerle gösteriyor.

03.10.2026 00:49:00
Murat Çorbacı
 
 Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!
 Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa, aman dikkat!

İnsülin direnci, vücudun kan şekerini düzenleyen insülin hormonuna karşı duyarlılığının azalmasıyla ortaya çıkıyor. Sağlıksız beslenme, hareketsiz yaşam tarzı ve fazla kilo gibi nedenlerle ülkemizde her 4 kişiden birinde insülin direnci görüldüğünü belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, "İnsülin direnci çoğu zaman sessiz ilerleyen bir sorun olsa da, bel çevresinde genişleme, sık acıkma, yemeklerden sonra uyku isteği, sürekli susama hissi gibi bazı sinyallerle de kendini gösterebilir. Bunların hiçbiri tek başına insülin direncinin kanıtı olmadığı için, kişinin mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Çünkü erken tanı ve tedavi, ileride gelişebilecek tip 2 diyabet riskinin azaltılmasına yardımcı olabilir" dedi. Dr. Turunç, insülin direncinin 6 sinyalini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bel çevresiniz genişliyorsa

Göbek çevresinde yağlanma, insülin direnci açısından dikkate alınması gereken önemli işaretlerden biridir. Özellikle iç organların çevresinde biriken yağ dokusu metabolik açıdan daha fazla risk taşır. Kilo artışıyla birlikte bel çevresinde genişleme, hareketsiz yaşam ve ailede diyabet öyküsü de varsa, metabolik durumunuzun değerlendirilmesi gerekir. Ancak bel çevresi tek başına tanı koydurmaz; diğer risk faktörleriyle birlikte ele alınmalıdır.

Yemekten kısa süre sonra yeniden acıkıyorsanız

Bazı kişiler insülin direnciyle birlikte öğünlerden kısa süre sonra yeniden acıktıklarını ve gün içerisinde daha sık yemek yeme ihtiyacı duyduklarını ifade edebiliyorlar. Porsiyonlarınız yeterli olmasına rağmen sürekli açlık hissediyorsanız, özellikle yoğun karbonhidrat içeren öğünlerin ardından açlık hissiniz tekrarlıyorsa bu durumu önemsemek gerekir.

Yemekten sonra gözleriniz kapanıyorsa…

Yemek sonrasında hafif rehavet çoğumuzun yaşadığı normal bir durum olabilir. Özellikle ağır ve yüksek kalorili öğünlerden sonra bu durum daha fazla hissedilebilir. Ancak her öğünden sonra belirgin halsizlik, uyku hali ve enerji düşüklüğü yaşanması; özellikle kilo artışı, sık acıkma veya kan şekeri yüksekliği gibi başka bulgular da varsa dikkate alınmalıdır.

Tatlıya karşı koyamıyorsanız

Tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik yoğun istek, insülin direncinde en sık dile getirilen yakınmalardan biridir. Ancak uzun süre aç kalmak, düzensiz beslenmek, yetersiz uyumak, stres gibi etkenler de tatlı isteğini artırabilir. Bu nedenle tatlı ve karbonhidratlı yiyeceklere yönelik aşırı tüketim isteği sadece insülin direncine bağlanamaz. Sık acıkma, kilo artışı ve bel çevresinde genişleme gibi başka belirtiler de eşlik ediyorsa hekime başvurulmalıdır. 

Boyun ve koltuk altınız koyulaştıysa

Cilt değişikliği, insülin direnci açısından diğer yakınmalara göre daha dikkat çekici bulgulardan biridir. Boyun, koltukaltı veya kasık bölgesinde cildin koyulaşması ve kalınlaşması şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle fazla kilolu kişilerde böyle bir değişiklik fark edildiğinde kan şekeri metabolizmasının değerlendirilmesi gerekir.

Kan yağlarınız yüksekse

İnsülin direnci yalnızca kan şekeriyle ilgili bir durum değildir. Trigliserid yüksekliği, HDL kolesterol (iyi kolesterol) düşük olması, yüksek tansiyon ve bel çevresinde yağlanma bir arada görülebilir. Kilonuz, bel çevreniz, tansiyonunuz, kan şekeriniz ve kan yağlarınızın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. Birden fazla risk faktörünün aynı anda bulunması, metabolik açıdan daha dikkatli olunması gerektiğini gösterir. 

'Şekerim sınırda' deniyorsa

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, insülin direncinin uzun süre kan şekeri normalmiş gibi görünerek ilerleyebildiğini ancak zamanla prediyabetin ortaya çıkabildiğini belirterek, şunları söyledi: "Zamanla pankreasın artan insülin ihtiyacını karşılaması zorlaştığında kan şekeri yükselmeye başlayarak prediyabet ortaya çıkabilir. Bu nedenle açlık kan şekeri veya üç aylık şeker ortalamasını gösteren HbA1c değerlerinin prediyabet aralığına gelmesi önemli bir uyarıdır. Prediyabet, 'henüz diyabet değilim, dolayısıyla sorun yok' anlamına gelmez. Tam tersine diyabet riskinin ufukta görünmeye başladığı, yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun takip ile müdahale edilmesi gereken kritik bir dönemdir."

Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü


 
Türkiye'de felsefe ve insan hakları alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, 90 yaşında hayatını kaybetti.

03.10.2026 00:47:00
AA
 
Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü
Ünlü felsefeci Prof. Dr. İoanna Kuçuradi öldü

Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı ve Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, tedavi gördüğü Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yaşamını yitirdi. Kuçuradi'nin cenazesi, 4 Ekim'de Maltepe Üniversitesi Mimar Vedat Çakırca Konferans Salonu'nda düzenlenecek törenin ardından Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı'na defnedilecek.

Prof. Dr. İoanna Kuçuradi kimdir?

İoanna Kuçuradi, 4 Ekim 1936'da İstanbul'da doğdu. 1954'te Zapyon Kız Lisesinden, 1959'da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden mezun olan Kuçuradi, 1965'te doktora derecesini aldı.
Erzurum Atatürk Üniversitesinde 1965-1968 yıllarında görev yapan Kuçuradi, 1970'te doçent, 1978'de profesör oldu.
Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümünü 1969'da kuran Kuçuradi, 2003'e kadar bölüm başkanlığı görevini yürüttü. Kuçuradi, 1997'den itibaren Hacettepe Üniversitesi İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğünü yürüttü, merkez bünyesinde kurulan UNESCO Kürsüsünün de başkanlığını üstlendi.
Türkiye Felsefe Kurumunun başkanlığını yürüten Kuçuradi, Uluslararası Felsefe Dernekleri Federasyonunda da çeşitli görevlerde bulundu ve federasyonun başkanlığını yaptı.
Felsefe, etik, insan hakları ve değerler alanlarında çalışmalar yapan Kuçuradi, ulusal ve uluslararası çeşitli kuruluşlarda görev aldı.

Eserleri ve ödülleri

Kuçuradi'nin "Nietzsche ve İnsan", "Schopenhauer ve İnsan", "İnsan ve Değerleri", "Etik", "Sanata Felsefeyle Bakmak" ve "Çağın Olayları Arasında" adlı eserleri bulunuyor. Prof. Dr. Kuçuradi, çalışmaları dolayısıyla Goethe Madalyası, Türkiye Bilimler Akademisi Ödülü, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Özgürlüğü Ödülü ve çeşitli uluslararası onur ödüllerine layık görüldü.

Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul'da sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüpheli tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi

03.10.2026 00:20:00
AA
 
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi
Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında 20 şüpheliye tutuklama talebi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturmalar kapsamında gözaltına alınan 20 şüphelinin emniyetteki işlemleri tamamlandı.

Zanlılar sağlık kontrolünün ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesine getirildi.

Sevk edilen 20 şüphelinin isimleri şöyle:

"Ali Serhat Tüzün, Ali Yöney, Alper Tunga Sagu Burak, Burak Sevindik, Fırat Kerim Ersoy, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, İdris Çakır, Jeremy Etienne Debost, Tahir Fatih Mutlu, Mücahit Acaralp, Nil Özalp, Tuncer Köklü, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Ali Göl, Hüseyin Emre Güner, İhsan Çimen, Mesut Yalım, Osman Sungur ve Erol Demirbaş"

Savcılıktaki ifadeleri tamamlanan şüphelilerin tamamı tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının MASAK'a 17 Eylül'de gönderdiği müzekkerede, Pusula Finans Holding AŞ, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Hedef Holding AŞ ve Bulls Yatırım Menkul Değerler AŞ ile bunların alt şirketlerinin yöneticilerine ilişkin mali verilerin temin edilmesi talep edilmişti.

Müzekkerede, şirketlerin tüm yöneticilerinin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi, bunların 2024'ten bugüne kadar yurt dışına gerçekleştirdikleri para ve kripto varlık transferleri ile tüm para giriş-çıkışlarının ham veri halinde Başsavcılığa gönderilmesi istenmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturmada, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen, Tera Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Emre Alkin, Tera Yatırım Bağımsız Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Alkin, Tera Portföy Genel Müdürü Alper Öztürk, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, Pusula Portföy Yönetimi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, Namık Kemal Gökalp, Altunç Kumova ve İbrahim Bekçi tutuklanmıştı.

Gözaltına alınan Enver Çevik ve Kemal Akkaya, savcılıktaki ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştı.

Doğa Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Kırmızı, Tera Yatırım Yönetim Kurulu üyeleri Bülent Uygun ve Abdulkadir Özkan da tutuklanmıştı.

Soruşturmanın devamında Tera Yatırım Üst Yöneticisi (CEO) Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel'in de arasında olduğu 53 şüphelinin daha tutuklanmasına karar verilmişti.

Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 65'e ulaşmıştı. 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi

02.10.2026 14:16:00
AA
 
 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi
 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan Fon Kurulunda, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) fon hesaplarına ilişkin ödeme takviminin değerlendirildiği bildirildi
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından yapılan açıklamaya göre, İkinci Fon Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz başkanlığında toplandı.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: "Toplantıda Sermaye Piyasası Kurulunun 30 Eylül 2026 tarihli kararları çerçevesinde hesaplanacak net yatırım tutarı hesap yöntemine ilişkin ilgili kurumların çalışmaları ile Kurulun aynı tarihte fon hesaplarına ilişkin aldığı ödeme kararına yönelik ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirilmiştir. Devamında çalışmaları bir süredir devam eden Sermaye Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin taslak üzerinde çalışılmış ve nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatlar iletilmiştir.

Ele alınan bütün düzenlemelerde vatandaşlarımıza herhangi bir ek yük getirilmemesine yönelik anlayış vurgulanmıştır. İlgili kurumlarımız ile fon piyasasının belirli ve sınırlı bir bölümünde ortaya çıkan sorunun çözümüne ilişkin sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adalet gözetilerek gerekli çalışmalar hızlı ve etkili bir şekilde sürdürülecektir."
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.