Galatasaray'daki dengeleri Batrakov belirleyecek
Galatasaray’da Batrakov fırtınası zirveyi sarstı; genç yıldız parladıkça yönetimdeki koltuk savaşı kızıştı
05.11.2026 12:50:00
Haber Merkezi
Galatasaray'ın yeni transferi Alexey Batrakov her geçen gün üstüne koya koya ilerliyor. Genç yıldız parladıkça da başarıdan pay sahibi olmak isteyenlerin de koltuk peşinde koşanların da sesleri çok daha yüksek çıkmaya başladı.

Hayat tam da Başkan Dursun Özbek'in istediği gibi gidiyor... Önce Metin Öztürk ile Abdullah Kavukçu kavga etti, ikisi de istifa edip gitti. Yönetim içinde her daim "Başkanlık sonra bende" diyen Öztürk de yok, futbolda transferleri üstlenen Kavukçu da.

Üstüne bir de Stuttgart galibiyeti geldi, ballı kaymak oldu. Nasıl olmasın ki? İki gol atan Batrakov bizzat Başkan Özbek'in kontenjanından alındı haberleri sürekli pompalanıyor. O kontenjanı açan da süreci yöneten de Başkan Özbek'in kardeşi ve Cenk Ergün üzerinden Galatasaray Liseli bir menajer. Yani Başkan Özbek'in transferi vermek istediği iki isim.

Batrakov üzerinden bir süreç daha yaşanıyor... Kavukçu ile iktidar mücadelesini kaybeden ve istifa eden İbrahim Hatipoğlu geri dönmek istiyor. Kendi ekibini de geri getirmek amacında. Bu yüzden Batrakov üzerinden bir "Ayhan Akman keşfetti, Hatipoğlu çok daha önce almak istiyordu" PR'ı başladı.

Çünkü Kavukçu'nun bıraktığı koltuk Galatasaray'da en az başkanlık koltuğu kadar değerli. Genç Rus ise adeta hayal aleminde. İki gol attığı Stuttgart maçından sonra 1 milyon kişiye ulaşan sosyal medya hesabı üzerinden şu mesajı paylaştı:

"Hayaller gerçek oluyor. Bu anları yaşadığım için kendimi şanslı hissediyor ve şükrediyorum. İstanbul'da bir harika gece daha..."

İngilizler bile çıldırdı! Fenerbahçe'nin penaltısı çalınmadı
İngiliz basını Liverpool'un Yunan sol beki Tsimakis'in Greenwood'u düşürdüğü pozisyonun penaltı olduğu konusunda ortak bir duruş sergiledi.
05.11.2026 12:16:00
Haber Merkezi
Fenerbahçe'nin Liverpool ile oynadığı Şampiyonlar Ligi maçının ilk yarısının ortalarında Greenwood, kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak Tsimikas'ın sert iki elle itmesiyle dengesini kaybetti ve şut çekmeden önce pozisyonu kaybetti.

TNT Sports'a konuşan İskoç efsane Ally McCoist, Fenerbahçe'nin hakkının yendiğini iddia etti:

"Penaltı... İki elle yapılmış, tek elle bile değil. Gol şansını engelledi. İki elle. Bence penaltı, gerçekten öyle düşünüyorum. Yazık çünkü harika bir pas ve mükemmel bir dokunuştu."

"Gol atmaya çalışırken Greenwood'u iki eliyle de itiyor, çünkü düşmese bile bu penaltı olmadığı anlamına gelmiyor."

Eski PGMOL (Premier Lig MHK'si) başkanı Keith Hackett verilmeyen penaltı için "Bu bir şaka." yorumunu yapmakla yetindi.

İngiliz Sport Bible da, Tsimikas'ın ilk yarının ortalarında ceza sahası içinde Greenwood'u bariz bir şekilde iterek yere düşürmesine rağmen penaltı verilmediği için Liverpool'un şanslı olduğunu savundu.
Fenerbahçe, Emre Belözoğlu'na nasıl kaldı? Kimse istemedi!
Tek neden Göztepe karşısında alınan yenilgi sonrasında puan farkının 9 olması değil; pek çok nedenden dolayı kapısı çalınan teknik adamlar Fenerbahçe'yi reddetti. Sonunda Emre Belözoğlu'nda karar kılındı
04.11.2026 12:33:00
Haber Merkezi
Fenerbahçe'nin artık bir hocası var... Emre Belözoğlu. Başkan Aziz Yıldırım, Göztepe yenilgisi sonrasında bir kaç toplantı yaptı. Bu toplantıların ana gündem maddesi teknik adamdı. İstifa ya da benzer konular hiç konuşulmadı. Aziz Yıldırım tek bir emir verdi: "Tribünlerin sesini kesecek" bir isim bulun.

Ancak şimdiye kadar yapılan görüşmelerde Sergio Conceicao dahil hiçbir teknik adam "evet" demedi. "Yönetim istifa" seslerini susturacak herhangi bir teknik direktör kapı aralamadı.

Bu yüzden de son çare Emre Belözoğlu'nun kapısı çalındı. Çünkü Conceicao dahil Yıldırım yönetimini reddetmek için üst düzey teknik direktörlerin pek çok nedeni vardı:

* Yönetimin Mayıs'ta görevi bırakacak olması,
* Yabancı kısıtlaması, kontenjanın dolu olması,
* Kulübün maddi olarak zorda olması,
* Tribünlerin yönetim ve takıma küsmesi.

Üstteki maddeler sadece öne çıkanlar... Ayrıca hiçbir üst düzey teknik adam; sezon devam ederken kendisinin kurmadığı, liderin 9 puan gerisinde kalan ve devre arasında da istediği bütçeyi vermeyen bir takıma gelmek istemedi.

Sadece bu kadar da değil; pek çok teknik adam sadece sezon sonuna kadar teknik direktörlük koltuğuna oturup kariyerini riske atmak istemedi.

Bu yüzden Fenerbahçe şimdiye kadar sadece "camianın evladı" Emre Belözoğlu'na kaldı.
Trabzonspor kendi Zidane'ını yetiştiriyor: Çifte Şampiyonlar Ligi şampiyonu
Trabzonspor'da savunma koçluğuna getirilen Jerome Boateng, Zidane ve Arteta gibi basamakları teker teker tırmanmayı hedefliyor
04.11.2026 10:50:00
Haber Merkezi
Çifte Şampiyonlar Ligi ve dünya şampiyonu Jerome Boateng, Trabzonspor'da Thomas Reis'in ekibine katılarak Zidane ve Arteta'nın yolundan gitmeyi tercih etti.

Thomas Reis'in ekibine dahil ettiği dünya ve çifte Şampiyonlar Ligi şampiyonu Jerome Boateng, geleceğin Zinedine Zidane'ı olmak için kolları sıvadı.

Alman efsane, savunma koçluğundan başlayan bu stratejik adımıyla Fransız yıldızın kariyer basamaklarını tırmanışını izleyecek gibi görünüyor.

Reis, Boateng'in rolünü şu sözlerle özetledi: "Temel sorumluluk alanı savunma. İster 5'e 5 çalışma olsun ister sayısal üstünlük içeren taktik antrenmanlar, doğrudan müdahale ediyor, hataları düzeltiyor ve tavsiyelerde bulunuyor. O buraya sahaya duba dizmeye gelmedi, bizi daha iyi hale getirmek için geldi."

Doğrudan A takım sorumluluğunu alarak kısa sürede yıpranan eski yıldızların aksine Boateng, uzmanlık alanından (savunma) antrenörlüğe adım atarak Zidane ekolünü izlemeyi seçti.

Zinedine Zidane'ın Real Madrid'de alt kademelerden ve idari görevlerden başlayarak üst üste üç Şampiyonlar Ligi zaferine uzanması veya Mikel Arteta'nın Pep Guardiola'nın yanında pişerek Premier Lig'in zirvesine yürümesi, bu geçişe örnek teşkil ediyor.

Orkun Kökçü için çok kritik süreç
Beşiktaş'ta Orkun Kökçü için "Yürüyor işte, oynasın" diyenlerin bilmediği normal ayakkabı ile krampon giymek arasındaki fark... Eğer kaptan tam iyileşmeden dönerse, belki de aylarca sahalardan uzak kalacak
04.11.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Beşiktaş kaptanı Orkun Kökçü'nün sakatlığı camianın ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. Herkes birbirine "Ne zaman dönecek?" diye sorarken, asıl korku; "Bir an önce sahalara döndürelim" baskısının yaratacağı erken dönüş riskinin faturasının çok ağır olabileceği yönünde.

Celtic maçında forma giyemeyecek olan, Gençlerbirliği maçında ise kadroda olma ihtimali bulunan Orkun'un topuğundaki rahatsızlık tamamen ortadan kalkmadan sert antrenman programına ve saha çalışmalarına dahil edilmeyeceği belirtildi.

Kamuoyunda dolaşan "Orkun'u gördük, yürüyordu" yönündeki izlenimlerin yanıltıcı olduğu; normal ayakkabı giymek ile krampon giymek arasında tabana binen yük bakımından ciddi farklar bulunduğu kaydedildi.

Orkun Kökçü'nün yaşadığı tipteki ayak tabanı sakatlıklarında en büyük tehlike, erken dönüş riski olarak dikkat çekiyor.

Verilen 2-3 haftalık sürenin sonunda doku tam olarak iyileşmeden oyuncunun sahaya sürülmesi durumunda, tabandaki yoğun yük binişi nedeniyle sakatlığın nüksetme ihtimali bulunuyor. Böyle bir senaryoda ise tedavi ve sahalardan uzak kalma süresinin ayları bulabileceği uyarısı yapılıyor.

Yıldız futbolcunun sahalara döndükten sonraki ilk 1-2 haftalık periyotta fiziksel olarak daha ekonomik oynamak zorunda kalabileceği de gelen bilgiler arasında yer alıyor.

Reis de Fatih Tekke'nin yolunda
Trabzonspor'da Richarlison adı Fatih Tekke'den sonra Thomas Reis'in de önüne geldi... Ancak Alman teknik adam da halefi gibi birden fazla nedenden ötürü Brezilyalı golcünün üzerini çizdi
03.11.2026 13:50:00
Haber Merkezi
Trabzonspor'da hiç de gerek yokken Richarlison gündemi oluştu... Çünkü menajeri, Sambacı santrfora Tottenham'da kazandığı paranın ancak Süper Lig'den bir takım tarafından verileceğine inanıyor.

Sezon başında da Richarlison gündeme geldiğinde Fatih Tekke adeta "kellesini" ortaya koyarak bu transferi engellemişti. Her ne kadar sosyal medyadaki ortakları üzerinden Richarlison'un menajeri Trabzonspor üzerine baskı yapmaya çalışsa da Thomas Reis de Tekke gibi kesinlikle Sambacıyı istemiyor.

Reis, ön alanda yüksek yoğunluklu pres, disiplinli koşu mesafeleri ve taktiksel sadakat istiyor. Richarlison yetenekli bir santrfor olsa da bireysel hareket etmeyi seven bir yapıda.

Bu yüzden Alman teknik adam, sisteminde tek bir oyuncunun savunma ya da pres zincirini kırıp taktik planı çökertmesine izin vermeyeceğini Başkan Ertuğrul Doğan'a iletti. Brezilyalı oyuncunun son dönemdeki sakatlık geçmişi ve form istikrarsızlığı da Reis'in bir başka veto nedeni.

Reis ayrıca önüne getirilen Richarlison'la ilgili kadro planlamasının menajer oyunlarıyla değil, saha içi ihtiyaçlarla şekillenmesi gerektiğini Başkan Doğan'a anlattı.

Italiano Olaitan'ın ipini her an çekebilir
Beşiktaş taraftarları çok seviyor ancak Junior Olaitan, teknik direktör Vincenzo Italiano'nun üzerinde durduğu dinamik 8 numara profilinin çok dışına çıkmaya başladı
03.11.2026 13:40:00
Haber Merkezi
Gazetemiz birkaç gündür bu konunun üzerinde duruyor... Beşiktaş'ın Ocak ayında orta sahaya yapılması düşünülen Joe Willock ile Nicolas Raskin transferlerinin Junior Olaitan'ı nasıl yedek kulübesine sürüklediğini işliyor.

Ancak önceki akşam 2-2 biten Kasımpaşa maçı gösterdi ki, teknik direktör Vincenzo Italiano'nun aklındaki 8 numara Olaitan değil.
Öyle ki, Italiano Olaitan'dan 6'ya yakın bir 8 oynamasını istiyor; ancak Beninli oyuncu bunun tam aksine 10'a yakın bir 8 gibi oynuyor. Raskin ve Willock'un tam aksine.

Italiano'nun, Olaitan'ı çıkarıp Oh'u oyuna almasını "Olaitan'ı çıkardım. Zaten bütün maç boyunca ikinci forvet gibi oynadı" diyerek açıklaması, adeta Beninli oyuncuya tepkisini de bir şekilde ortaya koydu.

Olaitan 63 dakikada sadece 36 dokunuş yaptı ve oyunun merkezinde kayboldu. Daha da çarpıcı olanı; savunma katkısı yani müdahale, blok, uzaklaştırma, pas arası ve kazanılan top istatistiklerinin tamamının sıfır (0) olmasıydı. Modern futbolda Italiano gibi dinamik, alan presine ve 8 numaradan iki yönlü katkıya dayalı bir sistem oynatan hocalar için bu kabul edilemez bir lüks.

Maçı 0 şut, 0 kilit pas ve 0.04 xA ile kapatması da bir başka sıkıntı oldu. 22/27 (%81) pas yüzdesi fena durmasa da, 7 pası ön alanda atabilmiş olması oldukça az.

3 kez top kaptırması ve 6 ikili mücadelenin sadece 2'sini kazanabilmesi, fiziksel ve taktiksel olarak 8 numara disiplininden ne kadar uzaklaştığını açıkça kanıtlıyor.

Hakan Safi Fenerbahçe için başkanlık ateşini yaktı
Fenerbahçe cayır cayır yanarken ateşin üzerine benzin döken değil, toprak atan başkan adayı olarak açıklamalar yapan Hakan Safi'nin sözlerinin alt metnini gazetemiz editörleri okudu
03.11.2026 13:30:00
Haber Merkezi
Fenerbahçe yanıyor... Hem de cayır cayır. Şampiyonluk parolasıyla girilen sezonda daha Kasım ayı gelmeden lider Galatasaray'la puan farkı 9 oldu. Tam da bu ortamda, sezon başında seçimi Aziz Yıldırım'a kaybeden Hakan Safi'nin Kasımpaşa-Beşiktaş maçından sonra açıklamalar yapması dikkatlerden kaçmadı.

Her ne kadar konuşması Aziz Yıldırım'a ve yönetime destek gibi görünse de alt metinlerde çok şey anlattı:
-Yıldırım'ı hedef almak yerine meşruiyetini övdü. Rakibinin tabanının ve muhafazakâr kongre üyelerinin oyuna talip olduğunu net şekilde ortaya koydu.

-Yıldırım'a saldırmayarak rakibinin seçmenini küstürmek istemedi. Aksine "Aziz Başkan'ın mirasına sahip çıkan saygılı aday" imajı çizmeye çalıştı.

-Kamuoyuna ve kongre üyelerine "koltuk zaten sene sonu boşalıyor. O koltuğun bir sonraki sahibi de burada hazır bekliyor." mesajını vermeye çalıştı.

-"Sene sonuna saklayın" derken, muhalefetin erken harekete geçip kendisinin önünü kesmesini engellemeyi ve adaylık yarışını kendi planına çekmeyi amaçladı.

-Kaos anlarında fırsatçılık yapıp yıpratan ihtiraslı bir muhalif değil; kriz anında serinkanlı kalan, kulübün âli menfaatlerini kendi siyasi çıkarlarının önünde tutan "kurtarıcı lider" profilini inşa etmeye çalıştı. Bu hamlenin kararsız kongre üyelerinin gözünde puan toplayacağına inanıyor olmalı.

-Safi, sezon sonunda "Ben üzerime düşeni yaptım, camiayı kenetlemeye çalıştım ama yönetim bu ortamı sağlayamadı" deme hakkını kendince cebine koydu. Aynı zamanda mevcut yönetime "Sizi şu an koruyorum, sene sonunda görevi devrederken de bana köstek olmayın" mesajı da verdi.
Talisca, Fenerbahçe'nin Kerem'i satmasına böyle engel oldu
Bir süredir kendisine takım arayan Kerem Aktürkoğlu, menajer C. Ç. üzerinden Al-Jazira'ya gitmek istiyordu. Ancak Fenerbahçe'deki eski takım arkadaşı Talisca araya girdi ve Dubai'ye transferi suya düştü
03.11.2026 12:54:00
Haber Merkezi
Kerem Aktürkoğlu ile Fenerbahçe taraftarı arasında ipler kopalı çok oldu... Adeta birbirini sevmeyen iki çiftin çocukları için aynı evde yaşamak zorunda kalması gibi "zehirli" bir ilişki yaşanıyor.

Önceki dönemlerde "Hiç kimse Fenerbahçe'nin oyuncusunu sahada sahipsiz bırakamaz, taraftar oyuncusuna küfür edemez" noktasında olan Başkan Aziz Yıldırım bile görünüşe göre Kerem'den sıkıldı.

Başkan, önce Slavia, sonra da Göztepe maçında taraftarlarla gerginlik yaşayan Kerem Aktürkoğlu ile ilgili önemli kararlar alma aşamasında. Kerem ise Fenerbahçe rüyasının bittiğinin çoktan farkında.

Bir süredir ayrılmak istiyor; ancak aldığı rakam o kadar yüksek ki Avrupa'dan bir takım bulması imkânsız. Zaten çok sevildiği Benfica'da bile yapamadı.

Gelen bilgilere göre Milli futbolcu, arkadaşı Merih Demiral'dan kendisine Suudi Arabistan'da kulüp bulması konusunda yardım istedi fakat şimdiye kadar oradan da bir teklif bulamadı.

Kerem bir süredir Dubai'de önemli bağlantıları olan ve son dönemde Al-Jazira'ya Ersin ve Talisca gibi isimleri götüren ünlü bir menajerle temas hâlinde. Ancak öyle bir iddia ortaya atıldı ki dağlara taşlara...

O iddiaya göre Al-Jazira, Kerem'e teklif yapacaktı; ancak Talisca hocası Cosmin Olăroiu ile görüşerek transferi engelledi.

Greenwood'un gerçek sorunu eskiye dayanıyor
Mason Greenwood iddia edilenlerin aksine mutsuz, isteksiz ya da küskün değil; "buz adam" olmak İngiliz oyuncunun temel mizacı. Antrenmana ilk gelen, çalışmasını yapıp doğrudan evine dönen bir karakter...
03.11.2026 12:46:00
Haber Merkezi
Fenerbahçe'nin 39 milyon Euro bağladığı Mason Greenwood'un Göztepe maçına "başı ağrıdığı" için çıkmaması herkese dert oldu. "Acaba hasta mıydı" diyenlerden, "serumla oynayamaz mıydı" diyenlere kadar geniş bir yelpazede sorular var.

Sadece bu kadar da değil; hemen hemen hiç gülmeyen yüzü, içine kapanık halleri ve depresif görüntüsü yüzünden "Bu çocuğun bir derdi mi var?" soruları da gündemde.

Manchester United altyapısından A takıma kadar yükseldiği dönemde altyapı koçları onu her zaman "konuşmaktan ziyade topla konuşan", soyunma odasında en az sesi çıkan oyunculardan biri olarak tanımladı.

İngiliz medyasında da soğukkanlı yapısı, gol sevinçlerinde bile nadiren aşırı coşkulu olması ve mizaç olarak soğuk görünmesi nedeniyle kendisine "buz adam" deniyordu.

İspanya'ya gittiğinde hem dil bariyeri hem de yaşadığı zorlu süreç nedeniyle daha da içine kapandı.

Getafe'deki kulüp çalışanları ve takım arkadaşları, antrenmana ilk gelenlerden biri olduğunu, çalışmasını yapıp doğrudan evine döndüğünü aktarıyordu.

Marsilya dönemi ve genel kariyerine bakıldığında da mizaç hiç değişmedi. Dışarıdan "mutsuz, isteksiz veya küskün" gibi algılanabilecek bu ifade, aslında onun bireysel karakter modeli ve doğal ruh hali.