Erdoğan ve bileşenleri seçim kazanmanın sarhoşluğu içerisinde. Yurt dışından gelen tebrik telefonlarına cevap veriyorlar.
AKP'ye oy verenler ise kendinden geçmiş haldeler. Ordu'da bir genç katledildi. Afet bölgesindeki Bağımsız Türkiye Partisi'nin yardım çadırına saldırdılar. Diğer partilerin il, ilçe binalarına kurşunlar sıkıldı.
İstanbul ve Trabzon başta olmak üzere silahlar hiç susmadı. Birçok insanımızın yorgun mermilerle yaralanırken kendini, vurup ölenler oldu.
Ama şu bir gerçek ki, AKP ve bileşenleri çok yakında 21 yıllık enkazın başına geçecekler ve yine suçlu arayacaklar, yine çalım atacaklar, yine mazeret üretecekler. Olmadı yine PKK, FETÖ, LGTB başlıklarına sığınacaklar.
Ya muhalefet
Çaktırmasalar da kazanlar kaynıyor. Başta CHP ve İP olmak üzere genel başkanlar konuşuluyor, 'değişmeyen tek şey değişimdir' başlığında değişimden bahsediliyor.
Parti başkanlarını değiştirmek, ne kadar çözümdür, takdiri milletimize bırakıyorum. Ama bana göre parti başkanları değil bizzat ana muhalefetin değişmesi ve de muhalefet mantığının da değişmesi şarttır.
'Muhalefet değişmeden iktidar değişmez'
Ülkemiz siyasetinde ilklerin öncüsü olan Merhum Prof. Dr. Haydar Baş 12 yıl önceki bu çıkışı da bir ilk olmuştu.
Malum 2011 seçimlerine Erdoğan, CHP ve MHP'lilerin kasetleriyle gitmiş ve kazanmıştı. Aynen bugünkü gibi kazananlar zafer sarhoşluğuna dalmış, kaybedenler, 'iktidarın sinsi oyunlarının kurbanı olduk', başlığı altına sığınmışlardı.
BTP'nin ebede genel başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ekranlarda seçim sonuçlarını değerlendiriyordu.
Haydar Baş, ülkemizin ekonomik ve sosyal yapısındaki bozulmaları, FETÖ tehdidini, BOP çamurunu, emperyalistlere nasıl köle edildiğimizi ve ülkemizi bekleyen akıbeti anlatarak, 'ey halkım, bu sese neden kulak vermiyorsunuz' serzenişinde bulunup şu örneği veriyordu. (anladığım kadarıyla)
'Bir boks ringi kurulmuş. Erdoğan'ın karşısında dört rakip var ve Erdoğan karşısına çıkan rakipleri, her seferinde nakavt ediyor.
Bu ringe yeni bir boksör çıkması lazım ki bu iktidar değişsin' diyerek iktidarın değişmesinin muhalefetin değişmesinden geçtiğini vurguluyordu.
Halkımız değişim istemedi ama siyasette planlı bir dönüşüm yaşanıyordu. Süleyman Soylu ve Numan Kurtulmuş 'ak'laştı. Ardından MHP ve BBP aklaştı. DYP-ANAP kimliğini kaybetti. DSP, kendini unuttu. CHP ise AKP ile el sıkışan HDP'nin adeta avukatı oldu.
Devam eden yıllarda yeni yeni partiler ve liderler siyaset sahnesine çıkıyor, dönüşüm çok hızlı bir şekilde devam ediyordu.
Tabi bu dönüşümün kendi kendine olması mümkün değildi. O meşhur dış güçler, Türk siyasetini dizayn ediyordu.
Bunu bizzat kendileri ifade ettikleri halde insanımız inanmıyor, değişime değil de dönüşüme destek veriyordu.
Oysa bu dönüşümü BOP'un sahibi hazırlamış ve 2 bin yılında da açıklamıştı. CIA eski başkan yardımcısı, Ortadoğu şefi Graham E. Fuller, o yıllarda, "Türkiye, yakın bir gelecekte iki partili bir temsil sistemine gebe…
Kökleri geçmişe dayanan ekonomik kriz, iktidardaki koalisyon (Bülent Ecevit liderliğindeki 57. Hükümet'ten söz ediyor) partilerinde büyük deprem yaratacak.
Fazilet Partisi'nden kopan bir grup ılımlı İslamcı, geniş tabanlı bir siyasi oluşuma gidecek. Bazı etkin siyasetçiler, partilerinden istifa ederek bu yeni oluşuma katılacak. Yeni oluşum kartopu gibi büyüyüp gelişecek.
Türkiye'de yakın gelecekte ılımlı İslamcılar iktidara gelecek. Ilımlı İslamcıların yanında İslami söylemlere ters düşmeyen ılımlı sol bir parti de Meclis'e sokulacak" (Prof. Dr. Ümit Özdağ, Yeniçağ gazetesi 29.4.2004)
Ve 15 Temmuz. 1 yıl boyunca devleti kararnamelerle yöneten Erdoğan, 2017'deki referandum ile iki partili sistemi halka onaylatıp, 2018'de de kendini başkan seçtirdi.
Bakın ülke ne hale geldi? Bakın insanımız ne hale getirildi?
Benim gibi lise mezunu bir kişi bile bu kadar açık planı görebiliyorken Sayın Kılıçdaroğlu, Meral Hanım, Ümit Özdağ gibi siyasiler, ekranlardan düşmeyen o çokbilmiş akademisyenler, siyaset uzmanları bu planı görmüyorlar mıydı?
Emin olun hepsi çok iyi biliyor ve görüyordu. Neden kimsenin itirazı olmadı, diyen olabilir. Neden olsun ki! Patron bir, hizmet odakları bir, beslendikleri odaklar aynı. Neden itirazları olsun?
Hüseyin Baş'ın itirazı vardı
Bu oyuna tek itirazı olan ise babasının oğlu Hüseyin Baş'tı. 5 ay önce Ocak ayında Hüseyin Baş, 'Bu seçim Türkiye'nin kader seçimi. Herkes aklını başına almalı' diyor ve ekliyordu: 'Normalde bu iktidar, bu seçimi kaybeder ama bu muhalefet, iktidara seçimi altın tepside sunabilir. Bu muhalefetin tercihi olur iktidarın değil'.
Sundular mı? Evet, sundular.
Şimdi liderlerin değişilmesi konuşuluyor, dedik. Hayır. Muhalefetin değişmesi lazımdır. Yoksa kiminiz soğanın cücüğüyle, kiminiz togg ile teselli olursunuz.
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026

























































































