Bugün insanlık ilimde, fende çok ileri derecelere ulaşmasına, yeni galaksiler, yıldızlar keşfetmesine, maddenin yapısını çözmesine vs. rağmen hala kendini tarif edememektedir. Ben neyim? Nereden geldim? Niçin yaratıldım? Neden ölüyorum? Ölüm bir bitiş midir, son mudur, yoksa sonsuzluğun başlangıcı mı? Gibi soruların cevabını vermek bir tarafa, bu gibi sorulardan ısrarla kaçmakta, ya da tarihin karanlıklarında kalmış "insan meçhuldür, insan düşünen bir hayvandır" gibi tariflere sığınmaktadır. Aslında bu tarif ve tabirler doğrudur. Ama bu tabirler insanı değil beşeri tarif eder. Nasıl yani? Sorusuna cevabı Muhterem Hocam Prof. Dr. Haydar Baş'ın Hocası Mustafa Hayri Öğüt Efendi (k.s) (Allah şefaatine nail eylesin) şöyle cevap veriyor;"İnsan tabiatında alemde bulunan her varlık mevcuttur. Kimi insan ot gibi, kimi taş gibi, kimi hayvan gibi, kimi kedi, köpek gibi, kimi hava, kimi su, güneş gibi? Hülasa onda bütün âlemler, tabiatlar vardır. İnsan, hangi hayvanın hayatını yaşıyorsa, hangi varlığın hayatını yaşıyorsa, onun varlığı, şahsiyeti odur. Buna insan denmez, buna beşer denir. İçindeki cevhere kavuşmak isteyip, bu varlıkları geçip, yolculuk yaparak hakikate vasıl olana insan denir." (Prof. Dr. Haydar Baş İslam ve Mevlana sh:32)Kendini tarif edemeyen insan haliyle dünya hayatının mahiyetini de idrak edememiştir. Hayata madde gözüyle bakmış ve bu bakış insanı vahşileştirmiştir. Aklı merkez kabul eden, tek güç olarak gören insan, ihtiraslarına yenik düşmüş, saldırganlaşmış, sadece kendi çıkar ve amaçlarını düşünür hale gelmiştir. Bu hal, hem bireyi hem de toplumları vahşileştirmiş, yakıp yıkan, yok eden bir hale getirmiştir.İmam Gazali Hazretlerinin (Allah şefaatine nail eylesin) şu tespiti ne demek istediğimi daha iyi açıklayacaktır. "Öfkeyle dolmuş, dünya zevklerine dalmış ve dünyalık hevesler peşinde koşan insanların, şeref ve haysiyetleriyle oynayan kalpler, görünüşte her ne kadar kalp ise de aslında kelptir (Köpektir). Zira gerçekleri görenler, yüzleri değil manaları düşünürler. Maddi âlemde görüntüler, manaya galiptirler. Manalar görüntülerin özünde mevcutturlar. Ahirette ise bunun tam tersine, görüntüler manaya tabi olur ve manalar galip olurlar?" (İHYA? C:1 sh:148) Evet, sinelerde atan görüşüşte kalp ise de manada kelptir. Hatta daha aşağıdır. Bugün insanlık, dün olduğu gibi yine maddenin esiridir. Hatta maddeyi putlaştırmış durumdadır. Bu putlaştırmayı manevi sahaya da yaymıştırlar. Öyle ki! (Yahudi ve Hıristiyanlar) Kendilerine gelen Allah'ın elçilerine zulmedenler, onları katledenler, onların getirdikleri ilahi kitapları, kendi çıkar ve amaçları için değiştirmişler ve maddeye erişmek, hakim olmak, insanlığı sömürmek için bir alet, bir araç olarak kullanmışlar ve kullanmaktadırlar. Bugün dünya üzerinden nerde kan, terör, zulüm vs. varsa orada bu bahsettiğim zihniyetin çıkar ve menfaatleri vardır. Günümüzde bu zihniyetin dünyaya büyük ölçüde hakim kıldığı putun adı "kapitalizm"dir. Bu mantığa göre "kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar ise sınırsızdır". Haliyle sınırlı kaynakları elde etmek her türlü vahşet bu zihniyet için normaldir. "Kaynaklarını sınırlı, ihtiyaçların sınırsız" olduğunu iddia etmek hem akla, hem bilime ve en önemlisi Allah'a iftiradır. Bugün dünyada kaynak sorunu, üretim sorunu yoktur. Sorun kaynakların adil paylaşımı ve tüketimin genele yayılmamasıdır. Emperyalist haçlının dünyaya dayattığı kapitalizm putunu, Prof. Dr. Haydar Baş ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli ile paramparça etmiştir. Bu modelde Sayın Baş, ilahi hakikatleri bir kez daha dile getirerek "kaynakların sınırsız, ihtiyaçların sınırlı" olduğunu, sınırsız olanın ise insanın ihtirasları olduğunu vurgulamıştır. Tüketim eksenli bu modelde Sayın Baş, devletin, vatandaşlarına fakirlik sınırının üstünde bir gelire sahip olmaları için gerekli sosyal ve siyasi alt yapıyı oluşturması gerektiğini de vurgulamıştır. Yani Sayın Baş, Allah ile kul arasından maddeyi çıkarma gayretinde ve hedefindedir. Bunu şöyle ifade ediyor; "? İslam'da reddedilen madde, nefis hesabına kazanılan ve insanı Hak'tan koparan başka bir ifade ile nefsin önünde put mesabesinde olan maddedir. O halde İslam maddeyi değil bu anlayışı reddediyor. Hak hesabına maddeyi kazanmak ise ibadettir?" (İslam ve Hz. Mevlana sh:82)Kısaca Sayın Baş, insanın, kendine "ben neyim, nerden geldim, niçin geldim ve nereye gidiyorum" gibi hakikat sorularını tekrar sormasına ve ilahi hakikate ulaşmasına vesile olmuştur. O halde bir daha soralım; İnsan nedir? (yarın?)
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Abdullah Öcalan ile Mesut Barzani arasında ne fark var? / 28.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026
- Kralın elma hikayesi ve AKP iktidarı / 27.01.2026
- Suriye’de kim kazandı? / 26.01.2026
- Namus sadece CHP’de aranmamalı / 25.01.2026
- Kürt sorunu var mı, yok mu? / 24.01.2026
- ABD ile yürüyen doğruya ulaşamaz / 23.01.2026
- Uyuşturucuyu tabana yaydılar / 21.01.2026
- Sen bir katil ve sapıkla dost olur musun? / 20.01.2026
- Hakan Fidan ‘uyandık’ diyor / 19.01.2026
- PKK’yı bitirmek yerine büyüttüler / 18.01.2026




























































































