HOŞGELDİNİZ! BUGÜN 26 TEMMUZ 2021, PAZARTESİ

Marmara’yı kimin salyası sardı?

17.06.2021 00:00:00
'Marmara’yı kimin salyası sardı?' seslendirme dosyası:

Ekonomik sıkıntılar, salgın, yasaklar, ya deprem olursa tedirginliği derken vatandaşın pek bilmediği müsilaj tehdidi ortaya çıktı.

Müsilajı diğer adıyla deniz salyasını vatandaş pek bilmiyordu ama bilim insanları da, siyasetçilerde çok iyi biliyordu.

Her gün Marmara Denizindeki o hem tiksindirici, hem de düşündürücü görüntüleri izliyoruz. Ortak kanı, 'Marmara Denizi entübe olmuş durumda'. Yani ölmek üzere, öldü!

İyi de! Ne oldu, nasıl oldu, bir anda mı oldu gibi sorular çıktı ortaya. Çevre Bakanımız bu kirliliği, 'küresel ısınmaya' bağlarken Ulaşım Bakanımızda çözümü gösterdi; 'Kanal İstanbul, Marmara'yı temizleyecek' dedi.

Oysa bilim insanları çok farklı şeyler söylüyordu. Bugün değil. Marmara Denizi hakkında yapılan incelemelerin tarihi 1600'lü yıllara kadar gidiyor. 1950 ve 60 yılları arasında da hem yerli, hem de yabancı araştırmacılar Karadeniz'den gelen akıntılar, Marmara'daki su çeşitliliği, Akdeniz'deki su ile farklılıkları gibi başlıklarda bir çok analiz ve değerlendirmeler yapılmış, yazılmış.

2007-2014 yılları arasında Marmara Çevre İzleme Projesi (MAREM) tarafından yüzlerce sayfalık 9 rapor hazırlanmış.

Yani Marmara Denizinin yapısı bilimsel olarak incelenmiş, her gün kirlendiği, bu kirliliğin sebepleri, etkenleri ve yakın zamanda öleceği de tespit edilmiş. 

Yani MARMARA Denizi yıllardır, 'ben ölüyorum, kurtaran yok mu' diye feryat ediyormuş. Ama duyan olmamış!

Ve bugün Marmara Denizi entübe halinde. Bilim insanları, 'nasıl hayata döndürürüz' gayreti içerisine girmişken siyaset ise 'kim kirletti, kim temizleyecek' tartışmaları yapıyor. 

Sayın Erdoğan; "Göz bebeğimiz Marmara'yı ve İstanbul'u her yerinden basiretsizlik akan yatırım düşmanı bir zihniyetin keyfine terk etmeyeceğiz" cümlesini kurdu.

Veysel Eroğlu vicdanen rahatsızlık duymuş olacak ki bu tartışmalara katıldı ki, Veysel Eroğlu 1994-2002 yılları arasında İSKİ genel müdürlüğü, 2003-2007 arasında DSİ Genel Müdürlüğü ve 2007-2018 yılları arasında da çevre, su ve Orman Bakanlığı görevlerinde bulunmuş bir isim. Yani olayın merkezindeki isim.

Sayın Eroğlu, 'bazı sanayi kuruluşları atık su tesisini kurdu ama enerji maliyeti yüksek diye çalıştırılmıyor. Şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı denetimlerini arttırdı. Ama denetimler gündüz yapılıyor. Gece bütün atık sular derelere bırakılıyor" cümlelerinin ardından İSKİ genel müdürüyken yaptığı icraatları anlata anlata bitiremedi.

Unuttuğu bir gerçek şu ki, ülkeyi hala aynı parti yönetiyor. İBB kaybedileli 2 yıl oldu. Ama Marmara'nın kirliliği çok önceden başlamış. 

Bu gerçeği de yine Sayın Eroğlu'nun bakanlık yaptığı dönemden öğreniyoruz. İşte delili;  

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 3 Eylül 2012 tarihli açıklaması; 

"Son günlerde bazı basın yayın organlarında yer alan haberlerde; "Marmara'nın çok büyük bölümünün artık deniz özelliklerine sahip bir su kütlesi olmaktan çıktığı, foseptiğe dönüştüğü ve denizin doğu kesimlerinde yer yer oksijensiz bölgeler olduğu belirtilerek, evsel atık suların biyolojik arıtmadan geçirilmeden denize verildiği" ifade edilmektedir.

Marmara Denizi kıyılarında yoğunlaşan kentleşme, kara ve denizde gerçekleştirilen turizm faaliyetleri, kıyı bölgelerinin sunduğu imkânlar nedeniyle hızla artan endüstriyel faaliyetler, deniz taşımacılığı, iç bölgelerden nehir ve dereler vasıtasıyla gelen tarımsal, evsel ve endüstriyel kirlilik gibi çeşitli kaynaklardan kirlenmeye maruz kalmaktadır.

Marmara Denizi'nin ekosistem ve kirlilik kalite göstergelerine göre incelenmesi Bakanlığımız tarafından yürütülen "Denizlerde Kirlilik İzleme Projesi" kapsamında 2009-2010 yıllarında İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü, 2011 yılında ise TÜBİTAK-MAM tarafından çalışma yapılmıştır.

(bu çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bulgular ve ne yapılması gerektiği, kirliliğin sebepleri, nüfus yapıları vs. anlatılıyor) 

Demek ki, Marmara'nın salyalanması çok önceden başlamış. Kamuoyunda çıkan haberlerden sonra bakanlı inceleme başlatmış ve cümle aynen şöyle;  'Bu çalışmalar Marmara denizi çevre kalitesini iyileştirmekte, kötüye gidişi durdurmaktadır'

Durdu mu? Hayır. Demek ki, birileri işini yapmamış.

(http://csb.gov.tr/marmara-denizinde-kirlilik-haberlerine-yonelik-aciklama-haber-5)

Geçen 9 yılda yetkililerin işinin yapmadığının bir delili de aynı açıklamada yayınlanan veriler;

"Marmara Havza Koruma Eylem Planına göre Marmara Havzası'nın bütünü (İstanbul, Kocaeli, Kırklareli, Yalova, Tekirdağ ile Balıkesir ve Bursa illerinin bir bölümü) için kanalizasyona bağlı olan nüfus 15.540.859 ile havza nüfusunun % 93 üne karşılık gelmektedir."

Açıklamaya dikkat ettiyseniz Marmara Havzasında 2012 yılında 15 milyon insan varlığından bahsediliyor. Bugünkü rakam 26 milyon.

Tarımsal, evsel ve endüstriyel kirlilikten bahsediliyor. Bugün bu faaliyetler en az üç katına çıktığına göre kirlilikte üç kat arttı, demektir.

Ne denilmişti? 'İstanbul'a ihanet ettik?' Sadece İstanbul'a mı?

İşin medya kısmanı bakarsak! Akit Gazetesi, 'Ekrem'in salyası Körfez'i de sardı', başlığı altında; "CHP'li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun iş bilmezliği sebebiyle İstanbul kıyılarında başlayan deniz salyası (müsilaj) Marmara Denizi'nden sonra Körfez'i de sardı" şeklinde bayağı bir salya saçmışlar ortalığa. 

Anlayacakları dilden soralım; Marmara'yı saran kimin salyasıymış?

 
Akın Aydın / diğer yazıları


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 425 10 66
Faks: (212) 424 69 77
E-posta: [email protected] [email protected]


WhatsApp haber: (0542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2021

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez.