Uyku apnesini hepiniz duymuşsunuzdur. Belki birçoğunuzda da bu sorun vardır. Ben de Sıhhat TV'nin sağlık programından epeyce detaylarını öğrendim. Bir daha hatırlarsak! Apne; solunumun geçici olarak durması, uyku apnesi ise uyku sırasındaki solunum duraklamalarından kaynaklanan ve uyku düzeninin bozulmasına sebep olan önemli bir hastalık.
Uzmanlar yorgunluk, aşırı sinirlilik, yüksek tansiyon, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, kontrol edilemeyen şişmanlamayı bu rahatsızlığın göstergelerinden olabileceğini ifade ediyor.
Uzmanların özellikle vurguladığı ise bu rahatsızlığın (uyku apnesinin) tedavi edilmemesi durumunda 10-20 yıl içinde kalp hastalıkları da dahil olmak üzere yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyorlar.
Sağlıktan siyasete geçersek, siyasette de çok "apne" geçiren partiler var. Özellikle bugünlerde MHP'de "apne" krizleri yoğunlaştı. Başladı demiyorum, yoğunlaştı diyorum. Çünkü Rahmetli Türkeş'ten sonra MHP'de bir siyaset mantığı göremedim. MHP, siyaset apnesi geçiriyor.
Rahşan hanımın sözlerine rağmen evet, dedikleri koalisyonu hatırlayın. Öcalan hakkındaki sözleri ile fiillerini yan yana getirin. Ortak oldukları hükümeti bir anda bozmalarını düşünün. Kemal Derviş'e teslimiyetlerini hatırlayın.
Kamera önünde AKP iktidarlarına dedikleri ile Meclis'te kaldırdıkları elleri yan yana koyun. Cumhurbaşkanını halk seçsin, 2010 referandum süreci, Balyoz, Ergenekon, kasetler ve 2011 seçimlerini, 17-25 Aralık süreci, 7 Haziran, 1 Kasım seçimleri gibi Türkiye'nin en önemli gündemlerinde MHP'nin istikrarlı bir duruşunu göremezsiniz. Bu siyaset apneliğidir.
Hele kendi içindeki başkanlık tartışmaları ve Bahçeli'ye karşı dört adayın çıkmasıyla MHP'nin, apneleri kalp krizlerine dönüştü. Ama dışarıdan bir el, Bahçeli'ye iyi bir kalp masajı yapmış olacak ki, koltuğunu korudu.
Düşünsenize o süreçte mahkemenin biri 'A' diyor, diğeri 'B' diyor. Bir hafta sonra tekrar aynı kararlar. İstifalar vs. derken Devlet Bahçeli çok zorlandı. 15 Temmuz süreci bir anlamda Devlet Bahçeli'ye derin bir nefes aldırdı. Bu nefesle olsa gerek şimdi karşısına rakip olarak çıkan adayları ve destekleyenleri partiden tek tek ihraç ediyor.
Türkiye'deki küçük veya büyük her muhalif sese, yapılanmaya cevap veren Saray ve iktidar partisinden, MHP'deki bu çalkalanmalar konusunda ses çıkmıyor, yorum yapılmıyor. Çünkü yukarıda bir kaçını saydığım Türkiye için hayati gelişmelerden Devlet Bahçeli, iktidara destek olmuştu.
Haliyle iktidarın da, Devlet Bahçeli'ye karşı bir vefa borcu vardı ve o borcu, Bahçeli'nin koltuğunu sağlamlaştırma sürecinde ödedi.
Bu sefer Bahçeli borçlandı ve bunca hayati gündem arasında, açık iç savaş tehlikesi ve yaşanan bölgesel savaşı ve de AKP'nin, 7 Haziran'dan sonra 'Biz, milletten başkanlık sisteminin cevabını aldık' itirafına rağmen tuttu başkanlık tartışmasını başlattı. Daha neti, 'seni başkan yapacağız' dedi.
İşte bunun adı siyaset apneliğidir.
MHP'liler, bana kızabilir. Ama gerçek olan şu ki, Devlet Bahçeli, Saray ve iktidara borçlu. Bakın! Dün Erbakan'ın, bugün AKP'nin gözü kara kalemlerinden Abdurrahman Dilipak, 17 Ekim tarihinde köşesinde bunun itirafını yaptı;
"Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Teşekkürler Akşener. Akşener'in MHP'de başlattığı partiyi ele geçirmeye yönelik "huruç" hareketi geri tepti. MHP bu olaydan sonra AK Parti'ye yaklaştı. Gelinen noktada MHP'deki kriptolar partiden ayrılamıyorlar ve parti de onları ihraç edemiyor? Aslında aynı durum AK Parti için de söz konusu. AK Parti'deki isimler ayrılmaya korkuyorlar. Çünkü dışarıda kalmaları halinde bu kendileri için bir felakete dönüşebilirdi. AK Parti'den ihraç edilirlerse bu parlamento ya da belediye meclislerindeki kritik dengeler açısından risk oluşturabilirdi?"
Şimdi anladınız mı siyaset apneliğini!
Uzmanlar yorgunluk, aşırı sinirlilik, yüksek tansiyon, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, kontrol edilemeyen şişmanlamayı bu rahatsızlığın göstergelerinden olabileceğini ifade ediyor.
Uzmanların özellikle vurguladığı ise bu rahatsızlığın (uyku apnesinin) tedavi edilmemesi durumunda 10-20 yıl içinde kalp hastalıkları da dahil olmak üzere yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyorlar.
Sağlıktan siyasete geçersek, siyasette de çok "apne" geçiren partiler var. Özellikle bugünlerde MHP'de "apne" krizleri yoğunlaştı. Başladı demiyorum, yoğunlaştı diyorum. Çünkü Rahmetli Türkeş'ten sonra MHP'de bir siyaset mantığı göremedim. MHP, siyaset apnesi geçiriyor.
Rahşan hanımın sözlerine rağmen evet, dedikleri koalisyonu hatırlayın. Öcalan hakkındaki sözleri ile fiillerini yan yana getirin. Ortak oldukları hükümeti bir anda bozmalarını düşünün. Kemal Derviş'e teslimiyetlerini hatırlayın.
Kamera önünde AKP iktidarlarına dedikleri ile Meclis'te kaldırdıkları elleri yan yana koyun. Cumhurbaşkanını halk seçsin, 2010 referandum süreci, Balyoz, Ergenekon, kasetler ve 2011 seçimlerini, 17-25 Aralık süreci, 7 Haziran, 1 Kasım seçimleri gibi Türkiye'nin en önemli gündemlerinde MHP'nin istikrarlı bir duruşunu göremezsiniz. Bu siyaset apneliğidir.
Hele kendi içindeki başkanlık tartışmaları ve Bahçeli'ye karşı dört adayın çıkmasıyla MHP'nin, apneleri kalp krizlerine dönüştü. Ama dışarıdan bir el, Bahçeli'ye iyi bir kalp masajı yapmış olacak ki, koltuğunu korudu.
Düşünsenize o süreçte mahkemenin biri 'A' diyor, diğeri 'B' diyor. Bir hafta sonra tekrar aynı kararlar. İstifalar vs. derken Devlet Bahçeli çok zorlandı. 15 Temmuz süreci bir anlamda Devlet Bahçeli'ye derin bir nefes aldırdı. Bu nefesle olsa gerek şimdi karşısına rakip olarak çıkan adayları ve destekleyenleri partiden tek tek ihraç ediyor.
Türkiye'deki küçük veya büyük her muhalif sese, yapılanmaya cevap veren Saray ve iktidar partisinden, MHP'deki bu çalkalanmalar konusunda ses çıkmıyor, yorum yapılmıyor. Çünkü yukarıda bir kaçını saydığım Türkiye için hayati gelişmelerden Devlet Bahçeli, iktidara destek olmuştu.
Haliyle iktidarın da, Devlet Bahçeli'ye karşı bir vefa borcu vardı ve o borcu, Bahçeli'nin koltuğunu sağlamlaştırma sürecinde ödedi.
Bu sefer Bahçeli borçlandı ve bunca hayati gündem arasında, açık iç savaş tehlikesi ve yaşanan bölgesel savaşı ve de AKP'nin, 7 Haziran'dan sonra 'Biz, milletten başkanlık sisteminin cevabını aldık' itirafına rağmen tuttu başkanlık tartışmasını başlattı. Daha neti, 'seni başkan yapacağız' dedi.
İşte bunun adı siyaset apneliğidir.
MHP'liler, bana kızabilir. Ama gerçek olan şu ki, Devlet Bahçeli, Saray ve iktidara borçlu. Bakın! Dün Erbakan'ın, bugün AKP'nin gözü kara kalemlerinden Abdurrahman Dilipak, 17 Ekim tarihinde köşesinde bunun itirafını yaptı;
"Bize hayır gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Teşekkürler Akşener. Akşener'in MHP'de başlattığı partiyi ele geçirmeye yönelik "huruç" hareketi geri tepti. MHP bu olaydan sonra AK Parti'ye yaklaştı. Gelinen noktada MHP'deki kriptolar partiden ayrılamıyorlar ve parti de onları ihraç edemiyor? Aslında aynı durum AK Parti için de söz konusu. AK Parti'deki isimler ayrılmaya korkuyorlar. Çünkü dışarıda kalmaları halinde bu kendileri için bir felakete dönüşebilirdi. AK Parti'den ihraç edilirlerse bu parlamento ya da belediye meclislerindeki kritik dengeler açısından risk oluşturabilirdi?"
Şimdi anladınız mı siyaset apneliğini!
Yorumlar
Yorum bulunmuyor.
Akın Aydın / diğer yazıları
- Trump: ‘Bizim dostumuz yoktur, menfaatlerimiz vardır’ / 05.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -2- / 03.01.2026
- Peygamberimizin, İmam Ali üzerinden bize mesajları -1- / 02.01.2026
- Zamanın sonunda yaşadığımızın farkında değil misiniz? / 01.01.2026
- Bilal Erdoğan-Oktay Saral / 29.12.2025
- Yunus Emre Vakfı ve Ünsal Ban / 28.12.2025
- Komisyon süresi neden uzatıldı? / 27.12.2025
- Toplum önüne geçenler neden illegal yollara kayar? / 26.12.2025
- Kimin hedefindeyiz? / 25.12.2025
- Saadettin Saran, Rümeysa, Nedim Şener ve diğerleri / 24.12.2025




























































































