Prof. Dr. Haydar Baş üç yıl önce siyasetin (özellikle yürütme organının) milletimizi tahrikkar, kışkırtıcı, ayrıştırıcı vs. söylemlerde bulunduğu günlerde gazetemize şöyle bir demeç vermişti;"Her yangın küçük bir kıvılcımla başlar? Hiçbir zaman alev alev gördüğünüz o yangınlar, bir anda o şekle gelmemiştir. Bir kıvılcımla başlar bir de bakarsın ki koskocaman binaları, mahalleleri kül eder.Şimdi sosyal olayların vukuu da aynen bunun gibidir. Bir kıvılcımla başlar ama sonucun ne olacağını kimse tahmin edemez. O bakımdan siyasilere düşen görev hastalığın teşhisidir. Vatandaş devletinden bir şey ister. Bunu önce hukuki yollarla ister. Devlet vatandaşa bunu verirse ne ala. Vermediyse vatandaş hukuku terk eder. Sen şimdi yargıyı da eline alsan, istediğin gibi tahakküm etme imkânın da olsa yarın öyle bir durum gelir ki, yargıyı da kimse dinlemez. İnsanların bir doyum noktası vardır. O noktaya geldi mi her şey kökünden biter? Dolayısıyla despot bir idare, ilânihaye devam edemez. Hele bu konuda acemi olan insanlar bunu hiç devam ettiremez? Siyaset çare bulma makamıdır?" (21-01-2011)Bugün ülkemizin her tarafını kabul etsek de etmesek de alevler sarmıştır. Artık miting meydanları bile basılmaktadır. Tribünler ateş topu olmuş, üniversiteler potansiyel tehlike arz etmekte, sokaklar güvensiz, toplu taşıma araçlarında bile korku ve şüphe yayılmış durumda? Bu tabloyu ortaya çıkaran ise Sayın Baş'ın "çare makamı" olarak gösterdiği siyaset kurumudur. Sayın Baş yanılmamıştır. Yanılan ve görevini yapmayan, suiistimal eden, çare olmak yerine çaresizliği düşüren, toplumsal alevleri söndürmek yerine benzin döken siyaset kurumudur, özellikle siyaset kurumunu kendi düşünce ve anlayışına göre dizayn etmeye çalışan AKP ve Erdoğan ideolojileridir?Ülkemiz yanıyor ve bu kıvılcımı yürütmenin başında olan Erdoğan başlatmıştır. Kırk yıldır siyasetin içindeyim, diyen Erdoğan bir türlü toplumun tamamına hitap edememiş daha doğrusu etmemiş, hep özellikle maneviyat duyguları üzerinden yandaş bir seçmen kitlesi arayışında olmuştur. En basit mantıkla! Başbakanın, kendisi, ailesi ve bakanları hakkında ortaya çıkan iddialar hakkında hukuku değil de sandığı göstermesi ve "sandıkta şu kadar oy alırsam ben masumum" anlayışını ortaya koyması bu ayrışmanın, ayrıştırmanın göstergesidir. AKP, milletimizi "bizimkiler ve diğerleri" olarak ayrıştırmıştır. Bu ayrıştırma devlet kurumlarına, özel sektöre, medyaya da yansımış ve ortaya vatandaşın güvenmediği bir devlet yapısı artı holiganizme varan karşıt görüşteki insanlar topluluğu çıkmıştır. AKP sayesinde artık cumhurbaşkanlık makamı, siyaset üstü olma özelliğini yitirmiştir. AKP sayesinde, mahkemeler tarafsızlığını yitirmiştir. AKP sayesinde, devlet kurumları (valilikler, kaymakamlıklar gibi) AKP'nin irtibat büroları haline gelmiştir.AKP sayesinde, medya ilkesizleşmiş ve bölünmüştür. AKP sayesinde, iş dünyası ihaleciler (iktidar yandaşları) ve ihale alamayanlar (iktidarın sevmedikleri) olarak ayrıştırılmıştır. AKP sayesinde, TSK personeli terörist damgası yerken bebek katili ve tetikçileri kahraman, özgürlük mücadelecileri olarak algılanması sağlanmıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri, verdiği terörle mücadele de suçlu pozisyonuna düşürülmüştür.AKP sayesinde, iktidarın icraat ve söylemlerini eleştirenler terörist, dinsiz, ne idüğü belirsiz, çapulcu vs. şekilde en yetkili ağızlardan aşağılanmış, ayrıştırılmış, diğer taraftan ise AKP ve Erdoğan'a övgüler düzenler için ihale, kadro, makam, rütbe vs. yolları sonuna kadar açılmıştır. AKP sayesinde, dün evliya (!), veli (!), vs. şekilde milletimize tanımlanan, algılatılan, dost, kardeş ve yoldaş olunan "hizmet hareketi" ve balı Gülen bugün hain, din düşmanı, dinsiz, haçlı dostu, Vatikan uşağı vs. şekilde icraatlarından örneklerle anlatılmaya çalışılıyor?Hülasa milletin ve devletin sorunlarına çare bulma makamı olan siyaset kurumu ve bu kurumun birinci ayağı iktidar bu vasfını kaybetmiş adeta cellâtlığa soyunmuştur. Milletimiz ise cellâdına âşıktır. Bu aşk bitmezse sonuç bellidir?
Akın Aydın / diğer yazıları
- Önce coplattılar sonra ‘emekçinin yanındayız’ dediler / 30.04.2026
- AB, Amerika ve Asya’ya bayrak açtı, bizi tehdit etti / 29.04.2026
- Yargıda ‘feda’ dönemi / 28.04.2026
- Yusuf Tekin’e teşekkür etmek lazım / 27.04.2026
- Ermenilere taziye, CHP’ye mehter tepkisi / 26.04.2026
- Numan Kurtulmuş’tan tarihi 'BOP' itirafı / 24.04.2026
- Madem gündem ‘ulusal egemenlik’ o halde söz sahibinin / 23.04.2026
- Türkiye’nin gerçeği ‘Kör sadakat’ / 22.04.2026
- Tom Barrack’a haddini bildirecek yok mu? / 21.04.2026
- Orban ‘amaca giden her yol mubahtır’ anlayışının kurbanı oldu / 20.04.2026
- AB, Amerika ve Asya’ya bayrak açtı, bizi tehdit etti / 29.04.2026
- Yargıda ‘feda’ dönemi / 28.04.2026
- Yusuf Tekin’e teşekkür etmek lazım / 27.04.2026
- Ermenilere taziye, CHP’ye mehter tepkisi / 26.04.2026
- Numan Kurtulmuş’tan tarihi 'BOP' itirafı / 24.04.2026
- Madem gündem ‘ulusal egemenlik’ o halde söz sahibinin / 23.04.2026
- Türkiye’nin gerçeği ‘Kör sadakat’ / 22.04.2026
- Tom Barrack’a haddini bildirecek yok mu? / 21.04.2026
- Orban ‘amaca giden her yol mubahtır’ anlayışının kurbanı oldu / 20.04.2026

























































