logo
25 HAZİRAN 2026

'Milli Görüş, Nakşilik ve Nurculuk FETÖ ile aynı kuyuya taş atıyor'

İcmal Gençlik Derneği'nin geleneksel yaz kampında söz alan ilahiyatçı-yazar M. Emin Koç, dinlerarası diyalog projesini Avrupa ölçeğinde yürüten Milli Görüş ile Türkiye, Türkî Cumhuriyetleri ve diğer İslam ülkeleri ölçeğinde yürüten FETÖ'nün, dinlerarası diyalogta başı çektiğini söyledi

21.08.2017 00:00:00
İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan ilahiyatçı-yazar M. Emin Koç, "Dinlerarası diyalog projesini Avrupa ölçeğinde yürüten Milli Görüş, Nakşilik ve Nurculuk ile Türkiye ve Türkî Cumhuriyetleri ve diğer İslam ülkeleri ölçeğinde yürüten FETÖ, dinlerarası diyalogta baş çekiyor. Bu yanlış siyaset ve duruşlarıyla maalesef hepsi aynı İngiliz kuyusuna taş atıyor, aynı Amerikan değirmenine su taşıyor, aynı BOP projesinde misyon yürütüyorlar" dedi.
M. Emin Koç'un dikkat çeken konuşmasının bir bölümünü siz Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz:
Sevilmiş ilk insan ve seçilmiş ilk peygamber olan Hz. Adem'den seçilmişlerin şahı Hz. Peygamber'e kadar nübüvvet yolu halinde, Hz. Resulullah'ın dar-ı bekaya rıhletinden itibaren de velayet yolu olarak İmam Ali ile başlayıp günümüze ulaşan ve İmam Mehdi ile tamamlanacak olan hak yol ve onun karşısındaki batıl yollar olarak iki yol gelmiş ve gitmektedir:
Biri Allah sevdikleri ve seçtiklerinin hak yolu ve safı, diğeri onlardan uzak düşen yahut karşı çıkanların batıl yolları ve batıl saf?
Dünya kurulalı beri bugüne kadar insanoğlu, bu iki saftan birinde yerini almış; böylece dünyadaki vaziyetini ve ahiretteki ebedi yerini belirlemiştir? Bugün de öyle.
İlahi rahmet âleme Ehl-i Beyt'in bereketiyle ulaştı
Prof. Dr. Haydar Baş hocamız, "Âlemlere rahmet Hz. Peygamber'in vefatından sonra tüm dünyaya ve insanlığa hak, adalet ve rahmet nuru, velayetin şahı İmam Ali ve Ehl-i Beyt yolu ve bereketiyle ulaşmıştır, ulaşıyor" tespitini yapmıştır.
Vakıa da budur.
Nitekim dünyanın şu coğrafyaları, Ehl-i Beyt ve onların neslinin nefesiyle nurlanmış ve İslam'a erişmiştir:
Hicaz Bölgesi, Horasan, Deylem, Taberistan, Türkistan:
İmam Hasan ve İmam Hüseyin soyu, Abdullah b. Hasan, İmam Cafer ve nesli.
Azerbaycan, Horasan ve Türk Dünyası:
İmam Zeynelâbidin nesli, Cafer Sadık'ın kızları, Musa Kazım, İmam Rıza, Ahmet Yesevi, Ali Hemedani.
İran, Irak, Bağdat, Samarra, Mısır, Suriye, Anadolu, Balkanlar:
İmam Ali'nin Kerbelâ kahramanı mübarek kızı Seyyide Zeyneb ve nesli, İmam Naki evlatları, Seyyid Şerif Abdulkadir Geylani ve soyu.
Anadolu ve Balkanlar:
Hacı Bektaş Veli, Horasan erenleri, Abdal Musa, Sarı Saltuk, Barak Baba, Emir Sultan?
Mısır, Libya, Fas, Tunus, Cezayir, Yemen, Sudan, Somali, Mağrib, Afrika:
İmam Hasan nesli, Berberilere sığınan İdris el-Asğar b. Hasan, İmam Zeyd'in soyu, Dai Ebu Abdullah el-Hüseynî, Seyyid-Şerif Abdulkadir Geylani, Seyyid Ahmed Bedevi, Seyyid İbrahim Dessuki, Seyyid Ahmed b. Muhammed es-Senusî (1).
Kurtuluş mücadelesinde Ehl-i Beyt ve Seyyid Senüsî
Kurtuluş Savaşı'ndaki büyük zaferde ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşunda Hz. Peygamber'in ve Ehl-i Beytin yüce himmeti zahir olmuştur.
Nitekim BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yıllar önce, Türkiye Cumhuriyeti devletinin temeli Hacı Bektaş-ı Veli dergahında atıldı, Cumhuriyeti'ni kurma kararı Hacı Bektaş Dergahında alındı, demektedir.
Siyaset tarihimizde, Atatürk'ün seyyid olduğunu ilk defa ispat ve ilan eden Prof. Dr. Baş, vakanüvis tarihçilere ve belgelere dayanarak şu gerçekleri açıkladı: Kurtuluş mücadelesinin başlangıcında M.Kemal Atatürk, Hacıbektaş'a gelerek dergahın postnişini Cemalettin Çelebi Efendi hazretleri ile tam üç gün kaldı. Hiçbir talib içeri alınmadı. Özel görüşmeler üç gün sürdü. Sonunda Kurtuluş Mücadelesi imanı, devleti kurma ve Cumhuriyeti ilan etme kararı bu toplantıdan, bu dergahtan çıktı (2).
Milli Mücadele'de Atatürk'ün sırtını dayandığı diğer bir veli ise, Gazi Paşa'nın Trablusgarb yıllarından tanıştığı Seyyid Ahmed es-Senüsi'dir. Libya'nın manevi kurucu iradesi Seyyid es-Senusi ise rüyasında Peygamberimizi görüyor, elini öpmek istiyor, sol elini uzatıyor. "Neden Ya Resulullah" diye sorunca Peygamberimiz şu cevabı veriyor:
"Sağ elimi Ankara'da Mustafa Kemal'e uzattım!"
Bunu naklederken Hafız Halil Efendi'nin gözlerinden yaşlar boşanıyor. Rüyayı camide de anlatıyor, cemaatten heyecanlanan bir ses haykırıyordu:
"Ey ahali! Mustafa Kemal muzaffer olacak. Peygamber Efendimizin sağ eli onun elindedir. Buna iman edin" (3).
Nitekim Senusî hazretleri, Milli Mücadelede zaferin kazanılacağı "müjdesini" Gazi Mustafa Kemal'e vermiş, şükür nişanesi olarak evliya-i kiramın türbelerini ziyaret ederek niyazda bulunacağını bildirmiştir. (4).
Hz. Peygamber'in zafer müjdesi
O günlerde Gazi M. Kemal Atatürk ve Fevzi Çakmak Paşa, aynı gece gördükleri ortak rüyada Hz. Peygamber'den şu müjdeyi alıyorlardı.
Her ikisinin de yazdıklarını, kendi kâğıtlarından okuyan Ali Metin, her iki kâğıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görmüştü. Hz. Peygamber Efendimiz, Hacı Bayram-ı Veli'ye buyuruyor ki:
"Mustafa'ya söyle, korkmasın, sonunda zafer şüphesiz onların olacaktır" (5).
Prof. Dr. Haydar Baş bey, bize işte bu gerçeği haykırıyor:
Türkiye Cumhuriyeti devletinin temelinde Gazi M. Kemal Atatürk, Hacı Bektaş Veli, Horasan erenleri, Hacı Bayram-ı Veliler, Ehl-i Beyt ve Hz. Muhammed vardır? Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunda ve vatanın kurtuluşunda Hz. Peygamberin şefaati ve müjdeleri, Ehl-i Beytin bereketi yatmaktadır.
Bu bakımdan Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın seyyid olduğunu ispat ve ilan ettiği Gazi M. Kemal Atatürk'e dil uzatanlar, dolayısıyla bu yüce devlete ihanet edenler ve bu aziz vatanı ecnebiye peşkeş çekenler, bilsinler ki, Hz. Peygambere ve Ehl-i Beyte hainlik etmektedirler.
Sakife ile başlayan fitneler
Yüce Allah'ın naspettiği ve Maide 67. ayetiyle Hz. Peygamber'ine kendinden sonraki halifesi ve hidayet imamı olarak ilan etmesini emir buyurduğu İmam Ali'yi devre dışı bırakan Sakife'deki seçim, ilk fitnelerin başlangıcı olmuştur.
İmam Ali ve Ehl-i Beyt evlatlarının Hz. Peygamber'in mübarek nâşı, techiz ve tekfiniyle uğraşırken toplanan Sakife ehlinin seçimiyle birlikte; İslam'da ilk demokratik darbe, ilk fitne, ilk fail-i meçhul, ilk iç savaş, Hz. Peygamber'in mübarek torunu İmam Hüseyin'i şehid edecek ilk vahşet ve gayr-ı Müslimlerle ilk ittifak yaşanmıştır.
Sakife'deki toplantısında Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'i kabul etmeyen Ensar'ın büyüğü ve Resulullah'ın daima hamisi olan Sa'd b. Ubade (ra),iki halifeye de ömrünün sonuna kadar biat etmemiştir.Hz. Ömer'in ikinci halife olarak seçilmesine şahit olduğunda;"Ben seninle aynı şehirde bile yaşamam" diyerek Şam'ın Havran kasabasına göç etmiştir.Hz. Ömer'in kendisine biat etmesi için gönderdiği adamı terslemiş, gelen adam "Seninle savaşırım" tehdidi savurmuştur. Yaşanan bu tartışmanın sonrasında Sa'd b. Ubade (ra) Meniha köyü çevresinde bir gece yarısı ölü bulunmuştur. "Meniha'nın cinleri Sa'd b. Ubade'yi öldürdü" şeklinde rivayetler yayılmış, büyük sahabi kim vurduya gitmiştir (6).
Sakife bağlantılı bu ölüm, İslam tarihinin ilk fail-i meçhulü olarak kayda geçmiştir.
Halife Hz. Osman'ın şehadetiyle sonuçlanan yandaşı kayırma ve rant eksenli hükümet biçimi; ardından meşru halife İmam Ali'ye Muaviye'nin isyanıyla ve entrikalarıyla baş gösteren Cemel vakası ve Sıffîn savaşı, Sakife anlayışının tezahürleri olarak sürmüştür.
Muaviye ve Yezid'in saltanatlarıyla İslam tarihi, en vahşi katliamlara sahne olmuş; zulüm adeta Arş-ı Âlâ'yı titretmiştir. Sakife anlayışından semiren saltanat maharetiyle Ehl-i beytin gülü İmam Hüseyin ve yaranları Kerbela'da hunharca şehit edilmiştir.
Meşru halifeye karşı askeri darbe yapmak üzere ecnebilerle ittifak yapan ilk kişi Muaviye'dir
Muaviye, mü'minlerin meşru halifesi İmam Ali'ye karşı darbe yapmak üzere Bizanslarla anlaşmış; Bizans kralı II. Konstans'a günlük bin Dinar altın (1000 X 4.2 gr:  4.2 kg, yılda 1533 kg. altın), 1 at (yılda 365 at) ve 1 köle (yılda 365 köle) vermeyi taahhüt edip anlaşmış ve ödemiştir. Oğlu Yezid ise Bizans ile yapılan bu anlaşmayı 30 yıl uzatmıştır. İlk defa Kıbrıs'ı koltuğu uğruna Bizans'a satıp 12 bin İslam askerini Kıbrıs'tan geri çeken de Muaviye'nin oğlu melun Yezid'dir (7).
Muaviye fikriyatıyla Ehl-i Beyt safına karşı oluşturulan saltanatçı İslam, Emevî-Abbasî entrikalarıyla Ehl-i Sünnet kılıfına bürünerek iktidarını sürdürmüştür.
Ekber Şah'ın sarayında iki Sir: İngiliz Sir Reo - Nakşi Ahmet Sir Hindi
Emevi-Abbasi sonrası saltanatçı siyaset Ehl-i Sünnet kisvesiyle süregelirken, Haçlı dünyasının Keşif diye adlandırılan sömürge seferleri dönemi Hindistan'ında, mezardan icazet ve havuz içtihatlarıyla Nakşilik imal edilip boy vermiştir. Çağatay Hanı Sultan Halil'e 12 yıl cellatlık yapan Bahaeddin, sultanını kaybettiği bir darbenin ardından kaçıp sığındığı köyden Nakşi piri olarak çıkartılmıştır. (8).
Bu uğurda hadisler uydurulmuş, silsileler imal edilmiş; Nakşilik adıyla Hind eksenli yeni bir Muaviye ruhbanlığı üretilmiştir.
1500'lü yıllarda Asya-Hint kıtasına ve Ekber Şah'ın sarayına sömürgeci kâşifler olarak Portekiz-İngiliz Haçlı misyonerleri girmiş, Rabbanîpatentli Nakşilik bu süreçte imal edilip semirtilmiştir.Bu devir, aynı zamanda ilk defa"kurumlaşmış dinlerarası diyalog" fitnesinin başladığı dönemdir.
İngiliz misyonerleri ve Katolik Cizvit papazlarıGoa bölgesine üstlenmişlerdir. Babürlü Türk hükümdarı Ekber Şah'ın sarayına ise, İngiliz kraliyet ailesinden özel eğitimli Sir Thomas Roe, Katolik ve Evangelik papazlar ve Ahmed Sirhindi otağ kurmuştur.
Rabbanî diye pazarlanan Sirhindî, saraylı can dostları olan Feyzi Hindî ve Mecusîler'in devamlı yanan ateşinin görevlisi olan kardeşi Ebu'l-Fazl ile birlikte hem"Sevati'ul İlham" adlı tefsiri yazmış, hem de Ekber Şah'a sarayda akıl hocalığı yapmıştır. Ekber Şah'ın "Din-i İlahî" uydurması üzerinde, Sir Thomas Reo kadar, Ahmed Sir Hindi ve dostlarının hatırı sayılır tesiri vardır (9).
Ekber Şah, etrafındaki Sir'lerin tesiriyle uydurduğu Din-i İlahîsi ekseninde "sulh-i küllî / umumî kardeşlik" 1582'de ilan ederek; dinler arasında ortak ayin, ortak ibadet ve ortak bayramlar oluşturmuştur. Bu kapsamda teb'asını faize batırmış, domuz etini serbest bırakmış; inek kesilmesini ve etinin yenmesini yasaklamıştır (10).
Sirhindi, Ekber Şah döneminde saray bülbülü gibi yaşamış; asıl mücadelesini eşleri Ehl-i beyt soyundan olmaları sebebiyle, babalarının aksine tam bir istikamet üzere Ehl-i Beyt yoluna hizmet ve hürmet içinde bulunan Şah Cihan ve Cihangir'e karşı vermiştir.
Nakşi çatısı altında kurb-u nübüvvet (nübüvvet yolu) diye batıl bir yol ihdas eden ve kendini tüm sahabeden üstün gösteren Ahmed Sirhindi'yi, Cihangir Şah, 3 yıl Geveliyar kalesine hapsetmiştir (1619).
Seyyid Ma'ruf Berzenci hazretleri ve Haremeyn uleması, Ahmet Sir Hindi'nin elliyi aşkın hususta küfür ve batıl içinde olduğunu ispat ederek reddetmişlerdir (11).
Bu Rabbanî, o gün-bugündür 2. Bin yılın müceddidi diye pazarlanmaktadır.
Ve gelinen nokta?
Sakife demokratlığı,Muaviye - Yezid'in saltanat İslamcılığı ve iktidarda kalmak uğruna Bizansla ittifak siyaseti,İngiliz imalatı Rabbanî Nakşiliği ve dinler arası diyalog anlayışı,Nakşilik, Nurculuk-Barzani, Milli Görüş ve nihayet FETÖ kisveleriyle son asırlarda Anadolu ve İslam coğrafyasına çöreklenmiştir.
Atatürk önderliğindeki Milli Mücadeleyıllarında, İngilizlerin başlattığı etnik yahut din kisveli isyanlarda bu özel imalat Nakşiler görülmektedir. Ancak Atatürk'ün basiret ve kudreti, tüm oyunları bozmuştur.
Prof. Dr. Baş'ın kazlarına kulak vermeyen Türk milleti, 15 Temmuz'da FETÖ darbesiyle sarsılırken; merhum Kemal Kaçar'ın yakını Hayrullah Karadeniz de, Süleymancılar-CIA bağlantısını hatıratıyla açıklamakta, 1980 ihtilalinde, Kaçar ağabey ve Süleymancıların nasıl CIA hizmetine alındığını 16 Eylül 2016'da anlatmaktadır (12).
Bu bağlamda oyun ve ezberbozan iki hak ve halk adamı zuhur etmiştir:
20. Yüzyılın başında Ehl-i Beyt soylu ulu bir seyyid Gazi M. Kemal Atatürk,
Ve 21. Yüzyılın başında Ehl-i Beyt sevdalısı Prof. Dr. Haydar Baş.
Şark projesinden Büyük Ortadoğu Projesine Muaviye siyaset geleneği
Muaviye, meşru halife İmam Ali'ye isyan edip Ehl-i Beyt'e kılıç çekiyor, bu uğurda Bizans'la anlaşıyor.
Ahmed Sir Hindi, İngilizlerle işbirliği içinde Allami ve Feyzî Hindi'yle paslaşarak Ekber Şah'ın sarayında uydurulan Din-i İlahi mavalına kılıf geçiriyor, Şeybani idaresindeki Ehl-i Beyt Müslümanlarının katline fetvası veriyor; bu batıllara karşı çıkan Ehl-i Beyt bağlısı Şah Cihan'a ise kılıç çekiyor.
Said Nursi ve şürekası, Ehl-i Kitap ile ittifak elzemdir, diyor. Hristiyan şehit küfrünü üretiyor. İsevi Müslümanlar batılını yayıyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan ve İngilizlere destek fetvalar üretiyor, Haçlıya cihad bayrağı açıp koca devleti kuran Seyyid Gazi M. Kemal Atatürk'ü kafir ve Deccal ilan ediyor, Ehl-i kitapla ittifak fitnesinin tohumlarını atıyor.
Said Nursî meşrepli FETÖ, Türkiye ve Türk dünyasında Nursî'deki batıl akaidi yayıyor, Papalık misyonunu üstlendiğini ilan ediyor.Ehl-i Kitap ile Âmentüde ittifakımız var diyor, Kelime-i Şehadetin ikinci kısmını makaslıyor.
Nakşi icazetli ve Yahudi meşrepli Barzani ekolü, dededen beri MOSSAD ile elele Büyük İsrail için Kürdistan kuruyor (13).
AKP siyasetiise Ankara'da bu Barzani ile gurur duya duya geliyor.
- MİLLİ GÖRÜŞ ise kendi kimliğini, Avrupa ekseninde Haç-Hilal-Siyon Yıldızı ile somutlaştırıyor, Vatikan'ın dinlerarası diyalog projesinin Avrupa ayağında iş görüyor, makaslanmış Kelime-i Şehadeti duvarlara ve gönüllere nakşediyor.
Dinlerarası diyalog projesini Avrupa ölçeğinde yürüten Milli Görüş ile Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ve İslam ülkeleri ölçeğinde yürüten FETÖ, dinler arası diyalogta baş çekiyor; Atatürk'e, devlete,  millete, Ehl-i Beyt'e ve bu değerlere sahip çıktığı için son raddede Prof. Dr. Baş'a karşı cephe açıyorlar.
Bu yanlış siyaset ve duruşlarıyla maalesef hepsi, bilerek yahut bilmeyerek aynı İngiliz kuyusuna taş atıyor, aynı Amerikan değirmenine su taşıyor, aynı BOP projesinde misyon yürütüyorlar..
AKP iktidarı da bütün bu yanlış ve batıl anlayışları ders kitaplarına geçiriyor, icraata koyuyor; neslimize olan oluyor. 15 Temmuz'da başımıza FETÖ bombaları yağıyor.
Bütün bu oyun içindeki Amerika ve Avrupa oyunlarını, yıllardan beri sadece Prof. Dr. Haydar Baş görüyor, millet ve devlete göstermeye çalışıyor. Yaşanan ve görmezlikten gelinen olaylar, hep Prof. Dr. Baş'ı doğruluyor.
VELHASIL YAŞANAN GELİŞMELER DİYOR Kİ:
20. Yüzyılın başı ve oyun bozanı: Gazi M. Kemal Atatürk
21. Yüzyılın başı ve ezber bozanı: Prof. Dr. Haydar Baş
20. asırdan 21. Asra tüm gelişmeler, Atatürk diyor, Haydar Baş diyor? Darısı Türk milletinin başına.
Dipnotlar:
1- Prof. Dr. Haydar Baş, Tevhid'in Merkezi Ehl-i Beyt, s. 145-149; Hüseyin Akgün, Sahabe Coğrafyası, s. 19-96, Sakarya Ünv. Sosyal Bil. Enst. Y. Lisans Tezi, ; Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, s. 45-5, DİB Yay., Ankara 1993; Ali Aktan, Künhü'l-Ahbar'a Göre Hoca Ahmet Yesevî ve Anadolu'daki Halifeleri, Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevî Sempozyumu Bildirileri, s. 65 vd., Kayseri 1993; Müjgân Cumhur, Ahmed Yesevî'nin Ahi ve Gazileriyle Anadolu'nun Türkleşmesindeki Yeri, s. 63 vd., Milletlerarası Hoca Ahmed Yesevî Sempozyumu, 26-29 Mayıs 1993-Kayseri, Erciyes Üniversitesi Yay., Kayseri, 1993
2- Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurma kararı Hacı Bektaş dergahında alındı: https://www.youtube.com/watch?v=Fjsnv2VQbCc
3- Prof. Cahit Tanyol, Atatürk ve Halkçılık, İş Bankası Yayınları,1984, sf. 136-137; Mustafa Oral, ''Şeyh Sunusi'nin Kemalist Misyonu", sf. 69, Toplumsal Tarih, Ağustos,n2005, sayı 140, Tarih Vakfı
4- Mustafa Oral, Şeyh Sunusi'nin Kemalist Misyonu, s. 74 vd., Toplumsal Tarih, Ağustos - 2005, s. 140, Tarih Vakfı
5- Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, s. 160-161, Ankara 1999; Altıner Avni, Her Yönüyle Atatürk, İstanbul 1961, s.154-155; İstiklal Harbimiz'de PTT, s. 303, Ankara-2009
6- İbn Sa'd, Tabakat, VII/390; Belazurî, Futûhu'l-Buldan, II/272; Nurettin Ulaş, Sa'd b. Ubade'nin Hayatı ve Şahsiyeti, s. 78-79, Tez, Konya, 2003
7- Mesudî, Murûcu'z-Zeheb, I/329, Beyrut, 1965; M. Hamidullah, el-Vesaik, s. 544; Belâzurî, Futûhu'l-Buldan, s. 209
8- Prof. Dr. Necdet Tosun, Baheddin Nakşibend, s. 100-102; Prof. Dr. Hamid Algar, Nakşibendilik, s. 67-68; ord. Prof. Dr. Z. Velidi Togan, Gazan Han Halil ve Hâce Bahaeddin, Necati Lugal Armağanı, Ankara 1968, s. 781;  Ebu'l-Kâsım el-Buharî, er-Risaletü'l-Bahaiyye, vr. 13a; M. Emin Koç-Emre Polat, Nakşibendilik, s.150-151, İcmal Yay.
9- M. L. R. Choundhury, The Din-i İlahi or The Religion of Akbar, s. 150; Bedriye Reis, XVI-XVII Yüzyıllarda Hindistan'da Din-i İlahî Tartışmaları ve İmam Rabbanî, Tasavvuf Dergisi, Y. 7 (2006), sayı 16, s. 211;
10- Aziz Ahmed, Hindistan'da İslâm Kültürü Çalışmaları, (Çev.: L. Boyacı) İstanbul 1995., İnsan Yay.,  s. 240,248; Hikmet Bayur, Hindistan Tarihi, c. II, s. 110-111, Ank. 1987
11- Seyyid Ma'ruf Berzenci, Kadhu'z-Zend ve Kıdhu'r-Rend Fi Reddi Dalalati Ehl-i Serhend, Süleymaniye Kütb., Laleli 3744, Hamidiye 204, vr. 5b-18a; M. Emin Koç, Serhendli Rabbani'nin Dalaletini Red, s. 161 vd.
12- Bkz: http://www.dinihaberler.com/suleymanlilar-cia-nin-kontrolunde-mi-makale,4335.html
13- http://www.yenimesaj.com.tr/dunyadan/flas-itiraf-israil-barzani-icin-calisiyor-h13045455.html; http://www.yenimesaj.com.tr/israilin-bu-kurdistan-aski-nedir-makale,12020199.html
SELİM AYANOĞLU / AFYONKARAHİSAR
 

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.