logo
28 EYLÜL 2026

'Milli Görüş, Nakşilik ve Nurculuk FETÖ ile aynı kuyuya taş atıyor'

İcmal Gençlik Derneği'nin geleneksel yaz kampında söz alan ilahiyatçı-yazar M. Emin Koç, dinlerarası diyalog projesini Avrupa ölçeğinde yürüten Milli Görüş ile Türkiye, Türkî Cumhuriyetleri ve diğer İslam ülkeleri ölçeğinde yürüten FETÖ'nün, dinlerarası diyalogta başı çektiğini söyledi

21.08.2017 00:00:00
 
İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan ilahiyatçı-yazar M. Emin Koç, "Dinlerarası diyalog projesini Avrupa ölçeğinde yürüten Milli Görüş, Nakşilik ve Nurculuk ile Türkiye ve Türkî Cumhuriyetleri ve diğer İslam ülkeleri ölçeğinde yürüten FETÖ, dinlerarası diyalogta baş çekiyor. Bu yanlış siyaset ve duruşlarıyla maalesef hepsi aynı İngiliz kuyusuna taş atıyor, aynı Amerikan değirmenine su taşıyor, aynı BOP projesinde misyon yürütüyorlar" dedi.
M. Emin Koç'un dikkat çeken konuşmasının bir bölümünü siz Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz:
Sevilmiş ilk insan ve seçilmiş ilk peygamber olan Hz. Adem'den seçilmişlerin şahı Hz. Peygamber'e kadar nübüvvet yolu halinde, Hz. Resulullah'ın dar-ı bekaya rıhletinden itibaren de velayet yolu olarak İmam Ali ile başlayıp günümüze ulaşan ve İmam Mehdi ile tamamlanacak olan hak yol ve onun karşısındaki batıl yollar olarak iki yol gelmiş ve gitmektedir:
Biri Allah sevdikleri ve seçtiklerinin hak yolu ve safı, diğeri onlardan uzak düşen yahut karşı çıkanların batıl yolları ve batıl saf?
Dünya kurulalı beri bugüne kadar insanoğlu, bu iki saftan birinde yerini almış; böylece dünyadaki vaziyetini ve ahiretteki ebedi yerini belirlemiştir? Bugün de öyle.
İlahi rahmet âleme Ehl-i Beyt'in bereketiyle ulaştı
Prof. Dr. Haydar Baş hocamız, "Âlemlere rahmet Hz. Peygamber'in vefatından sonra tüm dünyaya ve insanlığa hak, adalet ve rahmet nuru, velayetin şahı İmam Ali ve Ehl-i Beyt yolu ve bereketiyle ulaşmıştır, ulaşıyor" tespitini yapmıştır.
Vakıa da budur.
Nitekim dünyanın şu coğrafyaları, Ehl-i Beyt ve onların neslinin nefesiyle nurlanmış ve İslam'a erişmiştir:
Hicaz Bölgesi, Horasan, Deylem, Taberistan, Türkistan:
İmam Hasan ve İmam Hüseyin soyu, Abdullah b. Hasan, İmam Cafer ve nesli.
Azerbaycan, Horasan ve Türk Dünyası:
İmam Zeynelâbidin nesli, Cafer Sadık'ın kızları, Musa Kazım, İmam Rıza, Ahmet Yesevi, Ali Hemedani.
İran, Irak, Bağdat, Samarra, Mısır, Suriye, Anadolu, Balkanlar:
İmam Ali'nin Kerbelâ kahramanı mübarek kızı Seyyide Zeyneb ve nesli, İmam Naki evlatları, Seyyid Şerif Abdulkadir Geylani ve soyu.
Anadolu ve Balkanlar:
Hacı Bektaş Veli, Horasan erenleri, Abdal Musa, Sarı Saltuk, Barak Baba, Emir Sultan?
Mısır, Libya, Fas, Tunus, Cezayir, Yemen, Sudan, Somali, Mağrib, Afrika:
İmam Hasan nesli, Berberilere sığınan İdris el-Asğar b. Hasan, İmam Zeyd'in soyu, Dai Ebu Abdullah el-Hüseynî, Seyyid-Şerif Abdulkadir Geylani, Seyyid Ahmed Bedevi, Seyyid İbrahim Dessuki, Seyyid Ahmed b. Muhammed es-Senusî (1).
Kurtuluş mücadelesinde Ehl-i Beyt ve Seyyid Senüsî
Kurtuluş Savaşı'ndaki büyük zaferde ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşunda Hz. Peygamber'in ve Ehl-i Beytin yüce himmeti zahir olmuştur.
Nitekim BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yıllar önce, Türkiye Cumhuriyeti devletinin temeli Hacı Bektaş-ı Veli dergahında atıldı, Cumhuriyeti'ni kurma kararı Hacı Bektaş Dergahında alındı, demektedir.
Siyaset tarihimizde, Atatürk'ün seyyid olduğunu ilk defa ispat ve ilan eden Prof. Dr. Baş, vakanüvis tarihçilere ve belgelere dayanarak şu gerçekleri açıkladı: Kurtuluş mücadelesinin başlangıcında M.Kemal Atatürk, Hacıbektaş'a gelerek dergahın postnişini Cemalettin Çelebi Efendi hazretleri ile tam üç gün kaldı. Hiçbir talib içeri alınmadı. Özel görüşmeler üç gün sürdü. Sonunda Kurtuluş Mücadelesi imanı, devleti kurma ve Cumhuriyeti ilan etme kararı bu toplantıdan, bu dergahtan çıktı (2).
Milli Mücadele'de Atatürk'ün sırtını dayandığı diğer bir veli ise, Gazi Paşa'nın Trablusgarb yıllarından tanıştığı Seyyid Ahmed es-Senüsi'dir. Libya'nın manevi kurucu iradesi Seyyid es-Senusi ise rüyasında Peygamberimizi görüyor, elini öpmek istiyor, sol elini uzatıyor. "Neden Ya Resulullah" diye sorunca Peygamberimiz şu cevabı veriyor:
"Sağ elimi Ankara'da Mustafa Kemal'e uzattım!"
Bunu naklederken Hafız Halil Efendi'nin gözlerinden yaşlar boşanıyor. Rüyayı camide de anlatıyor, cemaatten heyecanlanan bir ses haykırıyordu:
"Ey ahali! Mustafa Kemal muzaffer olacak. Peygamber Efendimizin sağ eli onun elindedir. Buna iman edin" (3).
Nitekim Senusî hazretleri, Milli Mücadelede zaferin kazanılacağı "müjdesini" Gazi Mustafa Kemal'e vermiş, şükür nişanesi olarak evliya-i kiramın türbelerini ziyaret ederek niyazda bulunacağını bildirmiştir. (4).
Hz. Peygamber'in zafer müjdesi
O günlerde Gazi M. Kemal Atatürk ve Fevzi Çakmak Paşa, aynı gece gördükleri ortak rüyada Hz. Peygamber'den şu müjdeyi alıyorlardı.
Her ikisinin de yazdıklarını, kendi kâğıtlarından okuyan Ali Metin, her iki kâğıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görmüştü. Hz. Peygamber Efendimiz, Hacı Bayram-ı Veli'ye buyuruyor ki:
"Mustafa'ya söyle, korkmasın, sonunda zafer şüphesiz onların olacaktır" (5).
Prof. Dr. Haydar Baş bey, bize işte bu gerçeği haykırıyor:
Türkiye Cumhuriyeti devletinin temelinde Gazi M. Kemal Atatürk, Hacı Bektaş Veli, Horasan erenleri, Hacı Bayram-ı Veliler, Ehl-i Beyt ve Hz. Muhammed vardır? Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunda ve vatanın kurtuluşunda Hz. Peygamberin şefaati ve müjdeleri, Ehl-i Beytin bereketi yatmaktadır.
Bu bakımdan Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın seyyid olduğunu ispat ve ilan ettiği Gazi M. Kemal Atatürk'e dil uzatanlar, dolayısıyla bu yüce devlete ihanet edenler ve bu aziz vatanı ecnebiye peşkeş çekenler, bilsinler ki, Hz. Peygambere ve Ehl-i Beyte hainlik etmektedirler.
Sakife ile başlayan fitneler
Yüce Allah'ın naspettiği ve Maide 67. ayetiyle Hz. Peygamber'ine kendinden sonraki halifesi ve hidayet imamı olarak ilan etmesini emir buyurduğu İmam Ali'yi devre dışı bırakan Sakife'deki seçim, ilk fitnelerin başlangıcı olmuştur.
İmam Ali ve Ehl-i Beyt evlatlarının Hz. Peygamber'in mübarek nâşı, techiz ve tekfiniyle uğraşırken toplanan Sakife ehlinin seçimiyle birlikte; İslam'da ilk demokratik darbe, ilk fitne, ilk fail-i meçhul, ilk iç savaş, Hz. Peygamber'in mübarek torunu İmam Hüseyin'i şehid edecek ilk vahşet ve gayr-ı Müslimlerle ilk ittifak yaşanmıştır.
Sakife'deki toplantısında Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'i kabul etmeyen Ensar'ın büyüğü ve Resulullah'ın daima hamisi olan Sa'd b. Ubade (ra),iki halifeye de ömrünün sonuna kadar biat etmemiştir.Hz. Ömer'in ikinci halife olarak seçilmesine şahit olduğunda;"Ben seninle aynı şehirde bile yaşamam" diyerek Şam'ın Havran kasabasına göç etmiştir.Hz. Ömer'in kendisine biat etmesi için gönderdiği adamı terslemiş, gelen adam "Seninle savaşırım" tehdidi savurmuştur. Yaşanan bu tartışmanın sonrasında Sa'd b. Ubade (ra) Meniha köyü çevresinde bir gece yarısı ölü bulunmuştur. "Meniha'nın cinleri Sa'd b. Ubade'yi öldürdü" şeklinde rivayetler yayılmış, büyük sahabi kim vurduya gitmiştir (6).
Sakife bağlantılı bu ölüm, İslam tarihinin ilk fail-i meçhulü olarak kayda geçmiştir.
Halife Hz. Osman'ın şehadetiyle sonuçlanan yandaşı kayırma ve rant eksenli hükümet biçimi; ardından meşru halife İmam Ali'ye Muaviye'nin isyanıyla ve entrikalarıyla baş gösteren Cemel vakası ve Sıffîn savaşı, Sakife anlayışının tezahürleri olarak sürmüştür.
Muaviye ve Yezid'in saltanatlarıyla İslam tarihi, en vahşi katliamlara sahne olmuş; zulüm adeta Arş-ı Âlâ'yı titretmiştir. Sakife anlayışından semiren saltanat maharetiyle Ehl-i beytin gülü İmam Hüseyin ve yaranları Kerbela'da hunharca şehit edilmiştir.
Meşru halifeye karşı askeri darbe yapmak üzere ecnebilerle ittifak yapan ilk kişi Muaviye'dir
Muaviye, mü'minlerin meşru halifesi İmam Ali'ye karşı darbe yapmak üzere Bizanslarla anlaşmış; Bizans kralı II. Konstans'a günlük bin Dinar altın (1000 X 4.2 gr:  4.2 kg, yılda 1533 kg. altın), 1 at (yılda 365 at) ve 1 köle (yılda 365 köle) vermeyi taahhüt edip anlaşmış ve ödemiştir. Oğlu Yezid ise Bizans ile yapılan bu anlaşmayı 30 yıl uzatmıştır. İlk defa Kıbrıs'ı koltuğu uğruna Bizans'a satıp 12 bin İslam askerini Kıbrıs'tan geri çeken de Muaviye'nin oğlu melun Yezid'dir (7).
Muaviye fikriyatıyla Ehl-i Beyt safına karşı oluşturulan saltanatçı İslam, Emevî-Abbasî entrikalarıyla Ehl-i Sünnet kılıfına bürünerek iktidarını sürdürmüştür.
Ekber Şah'ın sarayında iki Sir: İngiliz Sir Reo - Nakşi Ahmet Sir Hindi
Emevi-Abbasi sonrası saltanatçı siyaset Ehl-i Sünnet kisvesiyle süregelirken, Haçlı dünyasının Keşif diye adlandırılan sömürge seferleri dönemi Hindistan'ında, mezardan icazet ve havuz içtihatlarıyla Nakşilik imal edilip boy vermiştir. Çağatay Hanı Sultan Halil'e 12 yıl cellatlık yapan Bahaeddin, sultanını kaybettiği bir darbenin ardından kaçıp sığındığı köyden Nakşi piri olarak çıkartılmıştır. (8).
Bu uğurda hadisler uydurulmuş, silsileler imal edilmiş; Nakşilik adıyla Hind eksenli yeni bir Muaviye ruhbanlığı üretilmiştir.
1500'lü yıllarda Asya-Hint kıtasına ve Ekber Şah'ın sarayına sömürgeci kâşifler olarak Portekiz-İngiliz Haçlı misyonerleri girmiş, Rabbanîpatentli Nakşilik bu süreçte imal edilip semirtilmiştir.Bu devir, aynı zamanda ilk defa"kurumlaşmış dinlerarası diyalog" fitnesinin başladığı dönemdir.
İngiliz misyonerleri ve Katolik Cizvit papazlarıGoa bölgesine üstlenmişlerdir. Babürlü Türk hükümdarı Ekber Şah'ın sarayına ise, İngiliz kraliyet ailesinden özel eğitimli Sir Thomas Roe, Katolik ve Evangelik papazlar ve Ahmed Sirhindi otağ kurmuştur.
Rabbanî diye pazarlanan Sirhindî, saraylı can dostları olan Feyzi Hindî ve Mecusîler'in devamlı yanan ateşinin görevlisi olan kardeşi Ebu'l-Fazl ile birlikte hem"Sevati'ul İlham" adlı tefsiri yazmış, hem de Ekber Şah'a sarayda akıl hocalığı yapmıştır. Ekber Şah'ın "Din-i İlahî" uydurması üzerinde, Sir Thomas Reo kadar, Ahmed Sir Hindi ve dostlarının hatırı sayılır tesiri vardır (9).
Ekber Şah, etrafındaki Sir'lerin tesiriyle uydurduğu Din-i İlahîsi ekseninde "sulh-i küllî / umumî kardeşlik" 1582'de ilan ederek; dinler arasında ortak ayin, ortak ibadet ve ortak bayramlar oluşturmuştur. Bu kapsamda teb'asını faize batırmış, domuz etini serbest bırakmış; inek kesilmesini ve etinin yenmesini yasaklamıştır (10).
Sirhindi, Ekber Şah döneminde saray bülbülü gibi yaşamış; asıl mücadelesini eşleri Ehl-i beyt soyundan olmaları sebebiyle, babalarının aksine tam bir istikamet üzere Ehl-i Beyt yoluna hizmet ve hürmet içinde bulunan Şah Cihan ve Cihangir'e karşı vermiştir.
Nakşi çatısı altında kurb-u nübüvvet (nübüvvet yolu) diye batıl bir yol ihdas eden ve kendini tüm sahabeden üstün gösteren Ahmed Sirhindi'yi, Cihangir Şah, 3 yıl Geveliyar kalesine hapsetmiştir (1619).
Seyyid Ma'ruf Berzenci hazretleri ve Haremeyn uleması, Ahmet Sir Hindi'nin elliyi aşkın hususta küfür ve batıl içinde olduğunu ispat ederek reddetmişlerdir (11).
Bu Rabbanî, o gün-bugündür 2. Bin yılın müceddidi diye pazarlanmaktadır.
Ve gelinen nokta?
Sakife demokratlığı,Muaviye - Yezid'in saltanat İslamcılığı ve iktidarda kalmak uğruna Bizansla ittifak siyaseti,İngiliz imalatı Rabbanî Nakşiliği ve dinler arası diyalog anlayışı,Nakşilik, Nurculuk-Barzani, Milli Görüş ve nihayet FETÖ kisveleriyle son asırlarda Anadolu ve İslam coğrafyasına çöreklenmiştir.
Atatürk önderliğindeki Milli Mücadeleyıllarında, İngilizlerin başlattığı etnik yahut din kisveli isyanlarda bu özel imalat Nakşiler görülmektedir. Ancak Atatürk'ün basiret ve kudreti, tüm oyunları bozmuştur.
Prof. Dr. Baş'ın kazlarına kulak vermeyen Türk milleti, 15 Temmuz'da FETÖ darbesiyle sarsılırken; merhum Kemal Kaçar'ın yakını Hayrullah Karadeniz de, Süleymancılar-CIA bağlantısını hatıratıyla açıklamakta, 1980 ihtilalinde, Kaçar ağabey ve Süleymancıların nasıl CIA hizmetine alındığını 16 Eylül 2016'da anlatmaktadır (12).
Bu bağlamda oyun ve ezberbozan iki hak ve halk adamı zuhur etmiştir:
20. Yüzyılın başında Ehl-i Beyt soylu ulu bir seyyid Gazi M. Kemal Atatürk,
Ve 21. Yüzyılın başında Ehl-i Beyt sevdalısı Prof. Dr. Haydar Baş.
Şark projesinden Büyük Ortadoğu Projesine Muaviye siyaset geleneği
Muaviye, meşru halife İmam Ali'ye isyan edip Ehl-i Beyt'e kılıç çekiyor, bu uğurda Bizans'la anlaşıyor.
Ahmed Sir Hindi, İngilizlerle işbirliği içinde Allami ve Feyzî Hindi'yle paslaşarak Ekber Şah'ın sarayında uydurulan Din-i İlahi mavalına kılıf geçiriyor, Şeybani idaresindeki Ehl-i Beyt Müslümanlarının katline fetvası veriyor; bu batıllara karşı çıkan Ehl-i Beyt bağlısı Şah Cihan'a ise kılıç çekiyor.
Said Nursi ve şürekası, Ehl-i Kitap ile ittifak elzemdir, diyor. Hristiyan şehit küfrünü üretiyor. İsevi Müslümanlar batılını yayıyor. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan ve İngilizlere destek fetvalar üretiyor, Haçlıya cihad bayrağı açıp koca devleti kuran Seyyid Gazi M. Kemal Atatürk'ü kafir ve Deccal ilan ediyor, Ehl-i kitapla ittifak fitnesinin tohumlarını atıyor.
Said Nursî meşrepli FETÖ, Türkiye ve Türk dünyasında Nursî'deki batıl akaidi yayıyor, Papalık misyonunu üstlendiğini ilan ediyor.Ehl-i Kitap ile Âmentüde ittifakımız var diyor, Kelime-i Şehadetin ikinci kısmını makaslıyor.
Nakşi icazetli ve Yahudi meşrepli Barzani ekolü, dededen beri MOSSAD ile elele Büyük İsrail için Kürdistan kuruyor (13).
AKP siyasetiise Ankara'da bu Barzani ile gurur duya duya geliyor.
- MİLLİ GÖRÜŞ ise kendi kimliğini, Avrupa ekseninde Haç-Hilal-Siyon Yıldızı ile somutlaştırıyor, Vatikan'ın dinlerarası diyalog projesinin Avrupa ayağında iş görüyor, makaslanmış Kelime-i Şehadeti duvarlara ve gönüllere nakşediyor.
Dinlerarası diyalog projesini Avrupa ölçeğinde yürüten Milli Görüş ile Türkiye, Türk Cumhuriyetleri ve İslam ülkeleri ölçeğinde yürüten FETÖ, dinler arası diyalogta baş çekiyor; Atatürk'e, devlete,  millete, Ehl-i Beyt'e ve bu değerlere sahip çıktığı için son raddede Prof. Dr. Baş'a karşı cephe açıyorlar.
Bu yanlış siyaset ve duruşlarıyla maalesef hepsi, bilerek yahut bilmeyerek aynı İngiliz kuyusuna taş atıyor, aynı Amerikan değirmenine su taşıyor, aynı BOP projesinde misyon yürütüyorlar..
AKP iktidarı da bütün bu yanlış ve batıl anlayışları ders kitaplarına geçiriyor, icraata koyuyor; neslimize olan oluyor. 15 Temmuz'da başımıza FETÖ bombaları yağıyor.
Bütün bu oyun içindeki Amerika ve Avrupa oyunlarını, yıllardan beri sadece Prof. Dr. Haydar Baş görüyor, millet ve devlete göstermeye çalışıyor. Yaşanan ve görmezlikten gelinen olaylar, hep Prof. Dr. Baş'ı doğruluyor.
VELHASIL YAŞANAN GELİŞMELER DİYOR Kİ:
20. Yüzyılın başı ve oyun bozanı: Gazi M. Kemal Atatürk
21. Yüzyılın başı ve ezber bozanı: Prof. Dr. Haydar Baş
20. asırdan 21. Asra tüm gelişmeler, Atatürk diyor, Haydar Baş diyor? Darısı Türk milletinin başına.
Dipnotlar:
1- Prof. Dr. Haydar Baş, Tevhid'in Merkezi Ehl-i Beyt, s. 145-149; Hüseyin Akgün, Sahabe Coğrafyası, s. 19-96, Sakarya Ünv. Sosyal Bil. Enst. Y. Lisans Tezi, ; Fuad Köprülü, Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, s. 45-5, DİB Yay., Ankara 1993; Ali Aktan, Künhü'l-Ahbar'a Göre Hoca Ahmet Yesevî ve Anadolu'daki Halifeleri, Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevî Sempozyumu Bildirileri, s. 65 vd., Kayseri 1993; Müjgân Cumhur, Ahmed Yesevî'nin Ahi ve Gazileriyle Anadolu'nun Türkleşmesindeki Yeri, s. 63 vd., Milletlerarası Hoca Ahmed Yesevî Sempozyumu, 26-29 Mayıs 1993-Kayseri, Erciyes Üniversitesi Yay., Kayseri, 1993
2- Prof. Dr. Haydar Baş, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurma kararı Hacı Bektaş dergahında alındı: https://www.youtube.com/watch?v=Fjsnv2VQbCc
3- Prof. Cahit Tanyol, Atatürk ve Halkçılık, İş Bankası Yayınları,1984, sf. 136-137; Mustafa Oral, ''Şeyh Sunusi'nin Kemalist Misyonu", sf. 69, Toplumsal Tarih, Ağustos,n2005, sayı 140, Tarih Vakfı
4- Mustafa Oral, Şeyh Sunusi'nin Kemalist Misyonu, s. 74 vd., Toplumsal Tarih, Ağustos - 2005, s. 140, Tarih Vakfı
5- Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, s. 160-161, Ankara 1999; Altıner Avni, Her Yönüyle Atatürk, İstanbul 1961, s.154-155; İstiklal Harbimiz'de PTT, s. 303, Ankara-2009
6- İbn Sa'd, Tabakat, VII/390; Belazurî, Futûhu'l-Buldan, II/272; Nurettin Ulaş, Sa'd b. Ubade'nin Hayatı ve Şahsiyeti, s. 78-79, Tez, Konya, 2003
7- Mesudî, Murûcu'z-Zeheb, I/329, Beyrut, 1965; M. Hamidullah, el-Vesaik, s. 544; Belâzurî, Futûhu'l-Buldan, s. 209
8- Prof. Dr. Necdet Tosun, Baheddin Nakşibend, s. 100-102; Prof. Dr. Hamid Algar, Nakşibendilik, s. 67-68; ord. Prof. Dr. Z. Velidi Togan, Gazan Han Halil ve Hâce Bahaeddin, Necati Lugal Armağanı, Ankara 1968, s. 781;  Ebu'l-Kâsım el-Buharî, er-Risaletü'l-Bahaiyye, vr. 13a; M. Emin Koç-Emre Polat, Nakşibendilik, s.150-151, İcmal Yay.
9- M. L. R. Choundhury, The Din-i İlahi or The Religion of Akbar, s. 150; Bedriye Reis, XVI-XVII Yüzyıllarda Hindistan'da Din-i İlahî Tartışmaları ve İmam Rabbanî, Tasavvuf Dergisi, Y. 7 (2006), sayı 16, s. 211;
10- Aziz Ahmed, Hindistan'da İslâm Kültürü Çalışmaları, (Çev.: L. Boyacı) İstanbul 1995., İnsan Yay.,  s. 240,248; Hikmet Bayur, Hindistan Tarihi, c. II, s. 110-111, Ank. 1987
11- Seyyid Ma'ruf Berzenci, Kadhu'z-Zend ve Kıdhu'r-Rend Fi Reddi Dalalati Ehl-i Serhend, Süleymaniye Kütb., Laleli 3744, Hamidiye 204, vr. 5b-18a; M. Emin Koç, Serhendli Rabbani'nin Dalaletini Red, s. 161 vd.
12- Bkz: http://www.dinihaberler.com/suleymanlilar-cia-nin-kontrolunde-mi-makale,4335.html
13- http://www.yenimesaj.com.tr/dunyadan/flas-itiraf-israil-barzani-icin-calisiyor-h13045455.html; http://www.yenimesaj.com.tr/israilin-bu-kurdistan-aski-nedir-makale,12020199.html
SELİM AYANOĞLU / AFYONKARAHİSAR
 

Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi

"Ölü Deniz" isimli stand-up gösterisindeki şakaları gerekçe gösterilerek 88 gündür "kuyu tipi" cezaevinde tutulan komedyen Deniz Göktaş, çıkarıldığı ilk duruşmada tahliye edildi. Mahkeme Göktaş'a toplam 1 yıl 7 ay hapis cezası verirken, hükümle birlikte serbest bırakılmasına hükmetti

28.09.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
Komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmada tahliye edildi
YouTube üzerinden yayımladığı "Ölü Deniz" adlı stand-up gösterisi nedeniyle hakkında soruşturma başlatılan ve 3 Temmuz'dan bu yana cezaevinde bulunan ünlü komedyen Deniz Göktaş, İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk kez hâkim karşısına çıktı. Hakkında 12 yıl 2 aya kadar hapis cezası talep edilen davanın ilk duruşmasında mahkeme, Göktaş hakkında tahliye kararı verdi.

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı ve salon yetersizliği nedeniyle İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmayı siyasi parti temsilcileri, çok sayıda gazeteci, avukat ve yurttaş takip etti.

İki suçtan ceza, bir suçtan beraat

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Deniz Göktaş'ı "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçundan 11 ay 20 gün, "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama" suçundan ise 7 ay 15 gün olmak üzere toplam 1 yıl 7 ay 5 gün hapis cezasına çarptırdı. "Daltonlar Çetesi" ile ilgili yaptığı espriler nedeniyle yöneltilen "suçu ve suçluyu övme" suçlamasından ise beraatine hükmedilen Göktaş, aldığı cezaların hükmüyle birlikte tahliye edildi.

"Cümle başına 22 gün hücrede kaldım"

Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda (kuyu tipi cezaevi) tek kişilik hücrede geçirdiği 88 günü anlatarak savunmasına başlayan Deniz Göktaş, mizahın suç sayılamayacağını vurguladı. Göktaş savunmasında şu ifadelere yer verdi:

"3 Temmuz'dan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim. Harbiye'de kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim. Yasalar değişmedi. Değişen ne? Şaka kaldıramayan, eleştiri kaldıramayan kırılgan yöneticiler."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik kullandığı "diktatör" ifadesinin hakaret değil, siyasi bir betimleme olduğunu savunan komedyen, "Bu coğrafyanın yüzlerce yıllık geleneği olan hicve açık olunmalıdır" dedi. İddianamedeki "oruç tutan canlı bombalar" ve "dalgıçlar (haşema)" şakalarının ise toplumsal gerginliklerin mizahi bir dille dışa vurumu olduğunu ekledi.

Adliyede yaşananları anlattı: "Zorla Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm"

Göktaş savunmasında, gözaltına alınma ve tutuklanma sürecindeki usulsüzlüklere de dikkat çekti. Yurt dışı tatilini kendi isteğiyle yarıda keserek Türkiye'ye döndüğünü belirten Göktaş, havalimanında ters kelepçeyle gözaltına alındığını söyledi. Göktaş, Çağlayan Adliyesi'nde yaşadığı ilginç bir anıyı da mahkeme salonunda paylaştı:

"Hâkimliğe çıkarılmayı beklerken bana üç kez 'Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmek istiyor musun?' diye soruldu. Görüşmek istemediğimi net bir şekilde söylememe rağmen emrivakiyle adliye koridorunda kendisiyle görüştürüldüm. Ters kelepçe yetmezmiş gibi bir de Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm. Kılıçdaroğlu bana 'Niye döndün, imkanım olsa bir dakika durmam burada' demeyen tek kişiydi."

88 günlük belirsiz bekleyişin ardından özgürlüğüne kavuşan Deniz Göktaş'ın tahliye kararı, adliye koridorlarında ve sosyal medyada büyük bir sevinçle karşılandı.

Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı

Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı

28.09.2026 14:27:00
İhlas Haber Ajansı
 
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ operasyonu: 5 gözaltı
Adıyaman'da DEAŞ terör örgütüne yönelik düzenlenen operasyonda yabancı uyruklu 5 şüpheli gözaltına alındı.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma çerçevesinde, İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerince DEAŞ'a yönelik operasyon gerçekleştirildi.



Jandarma ekipleri tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında yabancı uyruklu R.K.Q.B., W.K.Q.B., R.H.K.B., N.T.H.M. ve N.T.G. isimli şahısların adresleri tespit edildi.

Belirlenen adreslere Özel Harekat Timlerinin de katılımıyla eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı.

Şüpheliler, sağlık kontrollerinin ardından işlemleri yapılmak üzere İl Jandarma Komutanlığına götürüldü.

Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak

28.09.2026 13:35:00
AA
 
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Genel Kurulu, 51 günlük aranın ardından yasama çalışmalarına 1 Ekim'de başlayacak
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un katılımıyla, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla ilk olarak Meclis'teki Atatürk Anıtı'na saat 13.00'te çelenk konulacak, saygı duruşunda bulunulacak ve İstiklal Marşı okunacak.

Anıttaki törenin ardından TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanı Kurtulmuş başkanlığında saat 14.00'te açılacak.

Kurtulmuş, yapacağı sunuş konuşması sonrasında Genel Kurul'a Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı takdim edecek, ardından İstiklal Marşı okunacak. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Genel Kurul'a hitap edecek.

Meclis başkanlarının yasama yılı açılışı dolayısıyla geleneksel olarak verdiği resepsiyon, Kurtulmuş'un ev sahipliğinde TBMM Tören Salonu'nda saat 18.30'da gerçekleştirilecek.

Yasama yılının açılışında devlet protokolü ile davetiye gönderilen izleyiciler dışında TBMM'ye ziyaretçi kabul edilmeyecek.

Genel Kurul, yeni yasama yılının ilk mesaisini 6 Ekim'de yapacak.

Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Trabzon'da balıkçılar, tezgahlarında yerini alan palamudu tanesi 100 ile 125 lira arasında değişen fiyatlardan satışa sunuyor

 

28.09.2026 12:20:00
Anadolu Ajansı
 
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında
Trabzon'da palamut 100-125 lira arasında

Ortahisar ilçesindeki Moloz mevkisinde yer alan balıkçı tezgahlarında palamudun tanesi 100 ile 125 liradan satılırken, istavritin kilogramı 100, somon 200, çipura 500, levrek ise 600 liradan alıcı buluyor.

Balıkçı Ahmet Çoğalmış, AA muhabirine, vatandaşların bu sezon daha çok palamuda ilgi gösterdiğini söyledi.

Tezgahlardaki palamutların taze olduğunu belirten Çoğalmış, sıcak havanın balıkların görünümünü etkileyebildiğini ifade etti.

Çoğalmış, piyasadaki herkesin şu an taze balık sattığına dikkati çekerek, "Havalar sıcak gittiği için balıklar ezik gibi görünÜyor ama ezik değil. Havaların sıcaklığından dolayı biraz gevşek oluyor. Vatandaş bayat balık aldığını sanıyor ama öyle değil. Şu an piyasa herkes taze balık satıyor." diye konuştu.

Balıkçı Emin Avcı da bu sezon palamudun daha fazla, hamsinin ise daha az olmasını beklediklerini dile getirdi.

Hamsinin şu anda Marmara tarafından geldiğini aktaran Avcı, "Hamsi palamut gibi olmaz, az olur. Şu anda hamsi geliyor ama Marmara tarafından geliyor. Bizim yerli hamsi daha çıkmadı. Palamut olduğu zaman hamsi biraz daha az oluyor" dedi.

İBB davasının 88. duruşması başladı

İBB davasına ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması başladı

28.09.2026 12:09:00
Anadolu Ajansı
 
İBB davasının 88. duruşması başladı
İBB davasının 88. duruşması başladı

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.

Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

İddianameden

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İBB Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

İddianamede, 16 kişi "müşteki", 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaat ile sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğuna" ilişkin değerlendirme yapılıyor.

İddianamede yer alan örgüt şemasında, sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş, Adem Soytekin, Ertan Yıldız, Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor.

Şemada, 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu, kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma" ve "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un "rüşvet" ve 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Birleşen dosya

Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney'in de aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

İddianamede, sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan, Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8'er aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Birleşen ikinci dosya

Ağaç ve Peyzaj AŞ üzerinden usulsüzce kurgusal ihale sistematiği işletilerek ihalelere fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma tamamlanmış ve 29 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti.

Sanıklar Ekrem İmamoğlu, Fatih Keleş ve Ali Sukas'ın "ihaleye fesat karıştırma", "resmi belgede sahtecilik", "rüşvet alma ve verme" ile "rüşvete aracılık etme" suçlarından 62'şer yıldan 168'er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları, diğer 26 sanık hakkında ise aynı suçlardan 3 yıldan 168 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası isteniyor.

Yargılama sürecinde, birleşen dosyalarla birlikte 59 sanığın tahliye edilmesiyle davada 57 tutuklu sanık bulunuyor.

Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor

28.09.2026 11:30:00
Haber Merkezi
 
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
 Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor
Tutuklu komedyen Deniz Göktaş'ın bugün Çağlayan Adliyesi'nde ilk kez hakim karşısına çıkması bekleniyor.

"Ölü Deniz" isimli gösterisindeki sözleri nedeniyle tutuklanan komedyen Deniz Göktaş hakkında üç suçtan iki yıl iki aydan dokuz yıl sekiz aya kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianameye göre bu suçlamalar, "cumhurbaşkanına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama" ve "suçu ve suçluyu övme" olarak sıralanıyor.

Göktaş'ın X hesabından yapılan 27 Eylül'de yapılan bir paylaşımda komedyenin yeni bir mektubu yer aldı.

Duruşmayı hatırlatarak başlayan mektupta, "88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim? İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş" ifadeleri yer aldı.

32 yaşındaki Göktaş, "kuyu tipi" olarak adlandırılan Tekirdağ Karatepe Cezaevi'nde güneş görmeyen bir hücrede tutuluyor.

Gösterisindeki ifadeleri nedeniyle 29 Haziran'da hakkında soruşturma başlatılan Göktaş, yurtdışı tatili dönüşünde 2 Temmuz'da havalimanında gözaltına alınmış ve 3 Temmuz'da tutuklanmıştı.

28 Ağustos'ta komedyen hakkında "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "cumhurbaşkanına hakaret" suçlamalarından tahliye kararı verilmiş ancak cezaevinden çıkmadan "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla yeniden tutuklanmıştı.

Ancak savcılık Göktaş'ın tahliye kararının kaldırılarak üzerine atılı suçlardan yeniden tutuklanmasını talep etti ve komedyenin "halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ile "cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından ayrı ayrı tutuklanmasına oy birliğiyle karar verildi.

Daltonlar isimli suç örgütünün eylemlerini övme suçu işlediği iddiasıyla mahkemeye çıkarılan Göktaş, SEGBİS ile yaptığı savunmada suçlamayı reddetmişti.

Göktaş uzun süredir sergilediği gösteriyi 24 Haziran'da YouTube'a yüklemişti.

Video üç ayda 15 milyondan fazla izlendi.

İddianamede neler var?
İddianamede Göktaş'ın "Ölü Deniz" adlı gösterisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında kullandığı bazı ifadelerin eleştiri sınırlarını aştığı ve Cumhurbaşkanı'nın şeref ve saygınlığını zedelediği öne sürülüyor.

Savcılık ayrıca gösteride yer alan bazı bölümlerin, İslam dininin mensuplarını ve dini pratikleri konu alan ifadeler nedeniyle toplumun bir kesimini diğer kesimine karşı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği görüşünü dile getiriyor.

Bu bölümde özellikle oruç tutan canlı bombalar ve Kur'an konulu şakalar ile Göktaş'ın dalgıçlarla ilgili sözlerinin haşema giyen kadınlarla ilgili olduğu çıkarımı yer alıyor.

Bir diğer suçlama ise kamuoyunda "Daltonlar" olarak bilinen suç örgütüne ilişkin stand-up bölümüne dayanıyor.

Savcılık, bu bölümdeki ifadelerin suç örgütünün faaliyetlerini övücü ve meşrulaştırıcı nitelik taşıdığını savunarak "suçu ve suçluyu övme" suçunun oluştuğunu ileri sürüyor.

İddianamede, gösteriyle ilgili 500'den fazla CİMER başvurusu ve çok sayıda şikâyet dilekçesi verildiği belirtildi.

Söz konusu ifadelerin kamu düzeni açısından "açık ve yakın tehlike" oluşturduğu değerlendirmesi de yer aldı.

Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi

28.09.2026 10:08:00
Haber Merkezi
 
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı herkesin merak ettiği soruyu sordu
Fatih Altaylı, Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa iddialarını köşesine taşıdı. Altaylı, Kaya ve eşinin Tera üzerinden yaptığı öne sürülen işlemlerdeki yüksek getiriyi gündeme getirirken, soruşturmanın toplam büyüklüğü olarak dile getirilen 25 milyar dolara dikkat çekti: "Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak?"

Gazeteci Fatih Altaylı, AK Parti eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya hakkındaki borsa ve fon iddialarını köşesinde değerlendirdi.

Altaylı, Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre'nin Kaya hakkında ortaya attığı iddiaları ilk duyduğunda bunların gerçeği yansıtmayacağını düşündüğünü belirtti. Ancak daha sonra gündeme gelen rakamların dikkat çekici olduğunu ifade etti.

63 MİLYON TL'DEN 1,3 MİLYAR TL'YE

Altaylı'nın aktardığı iddiaya göre Kaya, nisan ayında Tera üzerinden yaklaşık 63 milyon TL tutarında yatırım yaptı. İddiaya göre bu para eylül ayında yaklaşık 1 milyar 344 milyon TL olarak geri çekildi.

Altaylı, söz konusu rakamları dolar üzerinden de hesaplayarak, yaklaşık 1 milyon 432 bin dolarlık yatırımın 5 ay içerisinde 28 milyon dolara ulaştığı iddiasını gündeme getirdi. Yazar, bunun dolar bazında yaklaşık yüzde 2 binlik artış anlamına geldiğini yazdı.

EŞİNE AİT İŞLEMLER DE GÜNDEMDE

Altaylı, Kaya'nın eşi İlyas Kaya hakkındaki iddiaları da yazısına taşıdı.

Buna göre İlyas Kaya'nın nisan ayında yaklaşık 99 milyon TL yatırdığı, eylül ayında ise yaklaşık 826 milyon TL ile çıktığı öne sürüldü.

Altaylı, bu rakamların dolar karşılığının yaklaşık 2 milyon 250 bin dolardan 17 milyon 210 bin dolara yükselmek anlamına geldiğini belirterek, işlemlerin fonun batmasından hemen önce gerçekleştiği iddiasına dikkat çekti.

"SADECE FATMA BETÜL SAYAN KAYA MI?"



Altaylı'nın yazısının odağındaki soru ise fon soruşturmasının tamamına ilişkin oldu.

Yazar, "Sadece Fatma Betül Sayan Kaya mı yapmıştır bu işi? Başka kimler böyle servet edindi?" sorusunu gündeme getirdi.

Altaylı, ardından soruşturmayla bağlantılı olarak dile getirilen 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğe dikkat çekerek şu soruyu sordu:

"Fatma Betül Kaya'dan 45 milyon doları çıktı. Gerisi nereden çıkacak! Çıkacak mı?"

ESKİ DOSYA: İBB'DEN 85 BİN 791 DOLARLIK EĞİTİM ÖDEMESİ

Kaya'nın adı daha önce de ABD'deki eğitimi nedeniyle İBB iştiraki İSBAK'tan aldığı öne sürülen ödemelerle gündeme gelmişti.

İBB'nin eski yönetimi döneminde, Kaya'nın 14 Kasım 2008'de İSBAK AŞ'de elektrik-elektronik mühendisi olarak işe başladığı, yaklaşık iki ay sonra da ABD'de eğitim için İBB bursuyla gönderildiği kamuoyuna yansıyan kayıtlarda yer aldı.

İSBAK tarafından Kaya'ya yurtdışı eğitim sözleşmesi kapsamında 85 bin 791 dolar ve 20 bin 289 TL ödeme yapıldığı belirtildi.

İBB PARAYI GERİ İSTEMİŞTİ

Konu 2021 yılında İBB Teftiş Kurulu'nun incelemesiyle yeniden gündeme geldi.

Dönemin İBB yönetimi, Kaya'dan ve kefil olan aile üyelerinden 85 bin 791 dolar ile 20 bin 289 TL'nin, masraflar ve yasal faiziyle birlikte geri ödenmesini talep etti. Ayrıca dönemin bazı İSBAK yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

İBB müfettişlerinin raporuna ilişkin haberlerde, yurtdışı eğitim sözleşmesindeki bazı hükümlerin ihlal edildiği iddiaları da yer aldı. Bunlar arasında eğitim sonrasında İSBAK'ta çalışma yükümlülüğü ve eğitim süresinin uzatılmasına ilişkin sözleşme hükümleri tartışma konusu oldu.

Ancak bu eski dosyada da önemli bir ayrım bulunuyor: Kaya hakkında 2021 sonunda işlem başlatıldığı, sonrasında takipsizlik kararlarının verildiği basına yansıdı. Ayrıca Kaya'nın başvurusu üzerine İBB bursuyla ilgili çok sayıda internet içeriğine 2024'te erişim engeli getirildi.

ALTAYLI'NIN VURGUSU NE?



Altaylı'nın yazısındaki temel vurgu, yalnızca Kaya hakkındaki iddialar değil. Yazar, Kaya üzerinden ortaya çıkan rakamların, eğer soruşturmadaki toplam para büyüklüğü iddiasıyla birlikte değerlendirilecekse, "başka kimlerin bu sistemden ne kadar kazanç sağladığı" sorusunu gündeme getirdiğini belirtiyor.

Dolayısıyla "25 milyar doların 45 milyonu eski Bakan'dan çıktı" ifadesi, 25 milyar dolarlık toplam büyüklüğün tamamının Kaya'ya ait olduğu anlamına gelmiyor. Altaylı, Kaya hakkında öne sürülen yaklaşık 45 milyon dolarlık tutarı, soruşturmada konuşulan 25 milyar dolarlık toplam rakamla karşılaştırarak geriye kalan miktarın akıbetini sorguluyor.

Kaya ise iddiaların ardından AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı ve diğer görevlerinden istifa etti. Hakkındaki borsa işlemlerine ilişkin iddiaların hukuki olarak kesinleşmiş bir suç veya mahkûmiyet anlamına gelmediği de ayrıca belirtilmeli.

İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

İstanbul'da, haftanın ilk iş günü sabah saatlerinde yağışın da etkisiyle bazı bölgelerde trafik yoğunluğu oluştu

28.09.2026 09:10:00 / Güncelleme: 28.09.2026 09:35:10
AA
 
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu
İstanbul'da yağışın da etkisiyle sabah saatlerinde trafik yoğunluğu

Anadolu Yakası'nda, D-100 kara yolunda Tuzla'da başlayan yoğunluk Avrasya Tüneli girişine kadar ulaşıyor.

TEM Otoyolu'nda Sultanbeyli'de yoğunlaşan trafik, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne kadar devam ediyor.

Otoyolda Fatih Sultan Mehmet Köprüsü istikametinde, Şile Otoyolu'nda ise Altunizade'den Ümraniye'ye kadar araçlar ağır seyrediyor.

Avrupa Yakası'nda D-100 kara yolunda Haliç Köprüsü, Halıcıoğlu, Edirnekapı ve Cevizlibağ çevresinde trafik yoğunluğu yaşanıyor.

Mecidiyeköy'de yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu çift yönlü etkili oluyor.

TEM Otoyolu Bahçeşehir, Saadetdere ve Beylikdüzü'nde trafik ağır seyrediyor.

Öte yandan tramvay, metro, otobüs ve metrobüs duraklarında yolcu yoğunluğu yaşanıyor.

Zincirlikuyu, Cevizlibağ, Uzunçayır ve Altunizade gibi aktarma merkezlerine gelen vatandaşlar araçlara binmek için sıra bekliyor.

Metro İstanbul'un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Hava muhalefeti nedeniyle TF1 Maçka-Taşkışla Teleferik Hattı'nda seferler yapılamamaktadır." ifadesi kullanıldı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre, kent genelindeki trafik yoğunluğu sabah saatlerinde yüzde 72'ye kadar çıktı.

Yoğunluk, Anadolu Yakası'nda yüzde 89, Avrupa Yakası'nda ise yüzde 58 olarak ölçüldü.
 

İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul'da etkili olan sağanak nedeniyle su basan Zincirlikuyu'daki alt geçit, araç trafiğine kapatıldı

28.09.2026 00:10:00
AA
 
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı
İstanbul'daki sağanak nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon Merkezinin (AKOM) uyarılarının ardından kentteki bazı bölgelerde sağanak etkisini gösterdi.

Yağış nedeniyle caddelerde su birikintileri oluştu, sürücüler ve yayalar zor anlar yaşadı.

Yoğun yağış nedeniyle Zincirlikuyu'daki alt geçidi su bastı. Alt geçidin araç trafiğine kapatılması nedeniyle bazı otobüsler seferlerini yapamadı.

Kağıthane'de de Güzeldere Caddesi'nde su birikintisi oluştu. Caddede ilerleyen araçlar güçlük çekti.

Beylikdüzü, Esenyurt ve Sultangazi'de de yağış aralıklarla etkisini sürdürüyor.

 

Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi

27.09.2026 21:00:00
Haber Merkezi
 
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Yeni Parti milletvekili Mustafa Erdem hakkında rüşvet soruşturması başlatıldı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattı. Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın ayrıntılarına yer verilmedi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Yeni Parti Antalya Milletvekili Mustafa Erdem hakkında "rüşvet" suçundan resen soruşturma başlattı. Başsavcılık açıklamasında, soruşturmanın TCK'nin 252. maddesi uyarınca yürütüldüğü belirtildi.

Soruşturmayı ekonomik suçlar bürosu yürütüyor
Açıklamaya göre dosya, Başsavcılığın Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülüyor. Soruşturma kapsamında elde edilen deliller üzerine resen işlem başlatıldığı bildirildi.

Başsavcılık ayrıntı paylaşmadı
Başsavcılığın kamuoyuna duyurduğu açıklamada, iddianın dayanağına, soruşturmanın kapsamına veya izlenecek adımlara ilişkin ek bilgi verilmedi.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.