logo
30 NİSAN 2026

Nasıl gizlediler?

13.11.2023 00:00:00 / Güncelleme: 13.11.2023 07:44:50

Bugün 30 yaşlarında olanlar o gün küçüktü. Hele bugün üniversite okuyanlar o günleri hiç bilmez. 

Aynen bugünkü gibi ekonominin bağımsız olmadığı anne-babaların ekmek peşinde koştuğu o günlerde ülkemizde planlı bir 28 Şubat süreci yaşanıyordu. 

Masum insanlarımıza kılık-kıyafet ve yaşam tarzı tercihleri üzerinden zulmedilirken bu masumlar üzerinden de birilerinin yıldızı parlatılıyordu.

O süreç Erbakan-Çiller hükümetinin sonunu getirdi. Yapılan seçimlerden sonra Bahçeli'nin ortak olduğu Ecevit koalisyonu kurulmuştu. 

Enkaz halindeki ekonominin üzerine bir de milletimiz iki büyük deprem afeti yaşadı. Bu afetler hem insanımızı, hem de ekonomimizi yıktı. 2001 krizi, diye tanımlanan bir döneme girmiştik. 

Çok halkçı Ecevit'imiz, çok milliyetçi Bahçeli'miz ve hep Amerikancı Mesut Beyimiz yerli ve milli kaynaklarımızı yine görmezden gelerek çare olarak kapitalizm menşeli Kemal Derviş'i getirdiler. IMF ile anlaştılar. Haliyle batık ekonomiyi iyice batırdılar.

Kemal Derviş 'sabrı' tavsiye ediyor, maaş ve vergi vurguları yapıyordu. Yani fatura aynen bugünkü gibi yine sana, bana, millete kesilmişti. Haliyle milletimiz yeni bir umut arayışına girmişti. 

Erdoğan, 'milli görüş' gömleğini çıkarmıştı ama başörtüsü, din, kitap hep elinde ve dilinde idi.

Dahası ise bugüne kadar gelen hükümetlerden daha çok AB'ye girmek istiyor daha çok Amerikan dostu olmak istiyordu.

İktidar oldular. AB'nin istediği imzaları da attılar. ABD ile 'kadim dostluk' ilan ettiler. Tam 21 yıl geçti ve o bahsedilen 2001 krizi hiç bitmedi. Tam aksine daha da büyüdü.

Ama Erdoğan yönetimi, krizin büyüklüğünü çok iyi sakladılar. Nasıl derseniz? Satarak, borçlanarak, peşkeş çekerek. Başörtüsü, ezan, derin devlet, dış güçler kavramlarına sığınarak.

Birde bankaları ve bankacılık sistemini devlet eliyle ayakta tutarak. Yani zenginden, sermayeden taraf olarak.

Bakın! Bu iktidar, cumhuriyetin kazanımlarını sattı. Madenlerimizi sattı. Yabancı sermaye çağrısı adı altında ülkemizin kaynaklarını devretti. Yetmedi! Devraldıkları dış borcu 3 kat arttırarak 475 milyar dolara çıkardı. Şimdi kalanları da satışa çıkardı. 

Hatırlayın! 2004 ile 2010 arasında bankalar sokaklarda stant kurup kredi kartı dağıtıyorlardı. Vatandaş krediye (faizli borca) öyle bir alıştırıldı ki artık evi, arabayı geç, tatile gitmek isteyen de, Hacca, Umreye gitmek isteyen, kurban kesmek isteyende bankalara koştu. 

Kriz döneminde (2002'de) bankalara 6 milyar borcu olan vatandaşımızın borcu bugün 3 trilyonu geçti ve bu tabloyu gelişmişlik, kalkınmışlık, refah, huzur diye sana evet, sana keklediler.

Benim gibi itirazı olanlara ise ya 'çıkar bakayım cebindeki telefonu' dediler, ya da 'herkesin arabası var, sokakları görmüyor musunuz, park edecek yer yok' örneği verdiler. 

Ama vatandaşın bankalara olan borçlarını nasıl ödediğini merak etmediler. 34 milyon kişinin bankalara borçlu olduğunu, 23 milyonu geçen haciz dosyaları hiç gündem etmediler. 

Açlık, yoksulluk sınırı araştırmalarını reddettiler. Bir ara enflasyona da 'dünya' kılıfı geçirmeye çalıştılar ama enflasyon onu da deldi, geçti. Şimdi enflasyonda 2026'da tek hane hedefi koydular. 

Saray iktidarı artık piyasayı kontrol edemiyor. Saray iktidarı bırak özel sektörü kamuda çalışanlar arasındaki gelir adaletini bile sağlayamıyor. 

Son ekonomi bakanı dolaylı olarak kur ve faiz üzerinden devletin nasıl soyulduğunu, sermaye sahiplerinin nasıl zenginleştirildiğini anlatıp, faturayı aynen Kemal Derviş gibi millete keseceklerini açıklıyor. 

Bir taraftan 'dünya lideri' profili ortaya konulurken diğer taraftan dünya liderinin kurmayları, devlet devlet gezerek borç para arıyor.

ABD'nin eski başkanlarından Kennedy ne demişti?

"3. Dünya ülkelerini kendinize borçlandırın ki istediğiniz gibi yönlendirebilesiniz".

Katil İsrail ile tek bir anlaşmayı iptal etmemelerinin sebebini anladınız mı?

İsveç'in, NATO üyeliğini neden imzaladığını anladınız mı?

Vatandaşın karşısında AB'ye efelenenlerin neden AB'ye attıkları imzayı geri çekemediklerini anladınız mı?

Emekliye tek seferlik verdikleri 5 bin TL ikramiyede bile çalışan-çalışmayan ayrımı yapmak zorunda kalan bir iktidarın şöyle büyüdük, geliştik gibi söylemlerine inanıyorsan … noktaları koyup yazıyı bitiriyorum. 

 
Akın Aydın / diğer yazıları
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.