logo
25 HAZİRAN 2026

NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu

New York Times (NYT) gazetesi muhabiri Nicholas Kristof tarafından yürütülen araştırma İsrailli askerlerin, Filistin topraklarını gasbedenlerin ve gardiyanların Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve çocuklara yönelik sistematik cinsel istismarını gözler önüne serdi

12.05.2026 16:36:00 / Güncelleme: 12.05.2026 16:41:50
AA
NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu
NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu

Kristof, İsrail tarafından Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve diğer cinsel şiddet olaylarına ilişkin araştırma yürüttü.

Araştırma kapsamında, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından cinsel saldırıya uğrayan 14 Filistinli kadın ve erkekle görüşen Kristof, mağdurların aileleri, yetkililer ve çeşitli kaynaklarla da bir araya geldi.

Kristof, araştırmasının sonuçlarını "Filistinlilere Yönelik Tecavüz Karşısında Sessizlik" başlıklı haberinde kaleme aldı.

Haberde, eski esirlerin gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde "tecavüz, darp, cinsel şiddet tehdidi ve aşağılayıcı muameleye" maruz kaldıklarına ilişkin ifadelerine yer verildi.

İddialara göre, bazı gardiyanlar erkekler, kadınlar ve çocuklara yönelik cinsel saldırı ve istismarda bulundu.

Filistinlilere yönelik cinsel saldırıların boyutunun kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Kristof, İsrailli yetkililerin cinsel şiddeti "sistematik ve İsrail'in standart operasyon prosedürlerinden biri haline getirdiğini" aktardı.

"Çok büyük acı çekiyordum. Ölmek için dua ediyordum"

Kristof'a yaşadıklarını anlatan 46 yaşındaki Sami el-Sai, 2024'te gözaltına alındıktan sonra cezaevine götürülürken bir grup gardiyanın saldırısına uğradığını söyledi.

El-Sai, "Hepsi bana vuruyordu. İçlerinden biri başıma ve boynuma bastırıyordu." şeklinde konuşarak, gardiyanların daha sonra pantolonunu ve iç çamaşırını çıkardığını anlattı.

Gardiyanlardan birinin, esirleri dövmekte kullanıldığı lastik copu rektumuna zorla sokmaya çalıştığını anlatan el-Sai, "Kendimi korumaya çalıştım ama başaramadım." dedi

Yaşadıklarının "son derece acı verici" olduğunu belirten el-Sai, gardiyanların kendisine güldüğünü, daha sonra "Havuçları getirin" şeklinde bir ses duyduğunu ve havuç kullanıldığını söyledi.

El-Sai, "Çok büyük acı çekiyordum. Ölmek için dua ediyordum." ifadelerini kullandı.

Olay sırasında kadın bir gardiyanın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu öne süren el-Sai, cinsel organının acıdan çığlık atana kadar sıkıldığını söyledi.

El-Sai, gardiyanlardan birinin yaşananları kameraya kaydetmeye çalıştığını, bu sırada İbranice konuşan kişilerden birinin "fotoğraf çekmeyin" dediğini duyduğunu aktardı.

Saldırının ardından kelepçeli halde yerde bırakıldığını aktaran el-Sai, ardından gardiyanların "sigara molası verdiklerini" kaydetti.

Daha sonra hücresine götürüldüğünü aktaran el-Sai, yerdeki kusmuk, kan ve kırık diş izleri nedeniyle hücresinin daha önce de benzer amaçlarla kullanıldığı anladığını kaydetti.

El-Sai ayrıca, kendisinden İsrail istihbaratı adına muhbirlik yapmasının istendiğini ancak bunu reddettiği bilgisini verdi.

Esirler sessiz kalmaları için uyarılmış

Kristof, serbest bırakılan Filistinlilerin ifadelerine göre bu ihlallerin araştırılmamasının bir nedeninin İsrail makamlarının tehditleri olduğunu belirterek, bu makamların serbest bırakılan esirleri düzenli aralıklarla "sessiz kalmaları" konusunda uyardıklarını kaydetti.

Filistinli mağdurların kendisine anlattığına göre bir diğer neden ise Arap toplumunun, esirlerin ailelerinin moralini bozma, Filistin anlatısını zayıflatma veya ileride yapılacak bir evliliğe engel olacağı korkusuyla bu konunun tartışılmasını istememesi.

'Üç kez tacize uğrayan Filistinli, İsrail iç istihbaratınca uyarılmış

Herhangi bir suçlama yöneltilmeden aylarca gözaltında tutulduktan sonra bu yıl başlarında serbest bırakılan çiftçinin mağduriyetine yer veren Kristof, makalesinde bu çiftçinin yaşadıklarını kendisine şu şekilde anlattığını belirtti:

"Altı kadar gardiyan, kollarını ve bacaklarını tutarak onu hareketsiz hale getirmiş, pantolonunu ve iç çamaşırını indirip metal bir copu rektumuna sokmuş. Tecavüzcüler gülüp tezahürat yapıyormuş. Birkaç saat sonra bayılmış ve cezaevi revirine götürülmüş. Uyandığında yine metal copla bir kez daha tecavüze uğramış."

Röportajda, olaydan sonra "yaralandığını, yıkıldığını ve ağladığını" anlatan mağdur Filistinli, hücresine geri götürüldükten sonra, tacize uğradığına dair şikayette bulunmak için bir gardiyandan kalem ve kağıt istediğini, talebinin reddedildiğini ve o akşam bir grup gardiyanın hücresini bastığını söyledi.

Bir gardiyanın "Şikayette bulunmak isteyen kim'" diye alay ettiğini ve diğerinin de dalga geçtiğini aktaran çiftçi, İsrailli gardiyanların o gün kendisine üçüncü kez copla tecavüz ettiklerini ve "Artık şikayetine ekleyecek daha çok şeyin var." şeklinde alay ettiklerini belirtti.

Kristof, çiftçinin röportajdan birkaç gün sonra kendisini arayıp haberde isminin geçmemesi talebinde bulunduğunu, İsrail iç istihbarat teşkilatı Shin Bet'in ise "az önce" onu ziyaret ederek "sorun çıkarmaması" konusunda uyardığını belirtti.

"Cezasızlık, ihlalciler için bir 'yeşil ışık' oluşturuyor"

İsrail asıllı ABD'li insan hakları avukatı ve İsrail İşkenceye Karşı Kamu Komitesi (PCATI) İcra Direktörü Sari Bashi, NYT gazetesine yaptığı açıklamada, Filistinli esirlere yönelik cinsel istismarı "bir gerçek" olarak nitelendirerek, bu durumun normalleştirildiğini belirtti.

Bashi, "Bunun emredildiğine dair bir delil görmüyorum. Ancak yetkililerin bunun yaşandığının farkında oldukları ve buna engel olmadıklarına dair sürekli kanıtlar var." şeklinde konuştu.

Kuruluşunun Filistinli esirlere yönelik korkunç ihlalleri ayrıntılı olarak anlatan yüzlerce şikayette bulunduğunu, ancak bunların hiçbirinin davayla sonuçlanmadığını belirten Bashi, "Cezasızlık, ihlalciler için bir 'yeşil ışık' oluşturuyor." diye konuştu.

Bashi, ayrıca Gazze'den alıkonulan Filistinli esire tecavüz görüntüleri ortaya çıkan İsrailli askerlerin yargılandığı Sde Teiman davasının 12 Mart'ta düşürülmesini "tecavüze izin vermek" olarak değerlendirdi.

İsrailli avukat Ben Marmarelli de temsil ettiği Filistinli esirlerin anlatımlarından yola çıkarak bu kişilere "nesnelerle tecavüzün" yaygın bir durum olduğunu söyledi.

'Filistinli esirlere yönelik cinsel şiddet

İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem de İsrail güvenlik güçlerinin Filistinli esirlere yönelik "ciddi cinsel şiddet" uyguladığını belgeledi.

Söz konusu belgelerde, işkencenin "kabul görmüş bir norm haline geldiği" eleştirilerek, Gazze'de alıkonulan Tamer Qarmut isimli bir Filistinlinin bir sopayla tecavüze uğradığına ilişkin ifadelerine yer verildi.

İsrail hapishanesi revirinde görev yapmış eski bir subay, Filistinlilere yönelik şiddete dikkati çeken "Breaking the Silence" adlı sivil toplum kuruluşuna verdiği demeçte, "Görüyorsunuz ki, sıradan, gayet normal insanlar, sorgulama ya da başka bir şey için bile değil, sırf kendi eğlenceleri için insanlara kötü davranacak bir noktaya geliyorlar. Eğlence olsun diye, arkadaşlara anlatacak bir şey olsun diye ya da intikam için." değerlendirmelerinde bulundu.

İsrailliler tarafından alıkonan ve ismini belirtmek istemeyen 23 yaşındaki Filistinli kadın, Kristof'a maruz kaldığı kötü muameleyi anlattı.

Kendisini gözaltına alan askerlerin ona, annesine ve küçük yeğenine tecavüz tehdidinde bulunduğunu belirten Filistinli kadın, sürecin kadın gardiyanlar tarafından yapılan bir üst aramasıyla başladığını "fakat sonrasında tamamen çıplakken bir erkek askerin geldiğini" söyledi.

Filistinli kadın, daha sonra alıkoyulduğu süre boyunca erkek ve kadın görevliler tarafından defalarca çıplak aramaya maruz bırakıldığını ve darp edildiğini söyledi.

Birkaç erkek ve kadın gardiyanın birlikte hücresine gelerek onu zorla soyup çıplak bıraktığını, ellerini arkasına kelepçelediğini ve onu belinden öne doğru eğdiğini anlatan kadın, bazen de kafasının zorla tuvalete sokulduğunu belirtti.

Filistinli kadın, bu pozisyonda dövüldüğünü ve her yerinden taciz edildiğini aktararak, "Ellerini vücudumun her yerine sürtüyorlardı." diye konuştu.

Dayaklar yüzünden ara sıra bilincini yitiren ve bu nedenle de tecavüze uğrayıp uğramadığını bilmediğini söyleyen Filistinli kadın, amacın, hem ruhunu incitmek hem de İsrailli erkeklerin çıplak bir Filistinli kadına cezasız şekilde cinsel tacizde bulunmasına imkan tanımak olduğunu ifade etti.

Filistinli kadın, "Günde birkaç kez soyulup dövülüyordum. Sanki beni orada çalışan herkese tanıtıyorlarmış gibiydiler. Her vardiyanın başında, erkekleri getirip beni soyduruyorlardı." ifadelerini kullandı.

Hapishaneden tahliye edilmek üzereyken altı görevlinin bulunduğu bir odaya çağrıldığını ve röportaj vermemesi konusunda uyarıldığını belirten kadın, "Eğer sesimi yükseltirsem bana tecavüz edeceklerini, beni ve babamı öldüreceklerini söylediler." dedi.

Gazzeli bir gazeteci de 2024'de İsrail tarafından alıkonduğunda yaşadığı istismarı yazarla paylaştı.

Kimsenin cinsel saldırılardan kurtulamadığını vurgulayan gazeteci, "Herkes tecavüze uğramadı diyebilirim ama herkes aşağılayıcı ve iğrenç cinsel saldırılara maruz kaldı." dedi.

Gazeteci, bir keresinde, gardiyanların saatlerce cinsel organını fermuarla sıkıştırıp dövdüklerini belirterek olaydan sonraki günler boyunca idrarından kan geldiğini söyledi.

Bir keresinde ise yerde, çıplak ve gözleri bağlıyken kelepçelendiğini ve bu haldeyken bir köpeğin getirildiğini anlatan gazeteci, İbranice konuşan bir görevlinin teşvikiyle köpeğin üzerine atladığını ifade etti.

Gazeteci, "Fotoğraf çekmek için kameralarını kullanıyorlardı ve kahkahalarını ve kıkırdamalarını duydum." dedi.

Serbest bırakıldığında bir İsrailli yetkilinin kendisini "Geri döndüğünde hayatta kalmak istiyorsan, basına konuşma." diye uyardığını aktaran gazeteci, "Bazı anlar var ki, hatırlamak dayanılmaz geliyor. Az önce size bunu anlatırken kalbim duracak gibi hissettim. Ama orada hala insanlar olduğunu biliyorum. O yüzden sesimi çıkarıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu topraklarda her gün savaş suçları işleniyor"

Ürdün Vadisi'nde bir köyde yaşayan 29 yaşındaki çiftçi Suhaib Abualkebash, yaklaşık 20 kişilik bir grup İsraillinin ailesinin evini talan ettiğini, yetişkin ve çocuk ayırt etmeksizin herkesi dövdüğünü, mücevherlerini ve 400 koyununu çaldıklarını anlattı.

İsraillilerin "av bıçağıyla kıyafetlerini kestiğini, cinsel organını sıkıca bağlayarak çektiğini" söyleyen Abualkebash, bu kişilerin "cinsel organını kesmelerinden korktuğunu" ifade etti.

Kristof, "Bazıları, Filistinlilerin İsrail'i karalamak için cinsel saldırı suçlamaları uydurup uydurmadığını merak edebilir. Bu, bana olası görünmüyor. Çünkü röportaj yaptığım hiç kimse, benim peşimden koşmadı ya da başka kimlerle konuştuğumu bilmiyordu. Üstelik konuşmaya pek de istekli değillerdi." ifadelerini kullandı.

İsraillilerin işlediği cinsel istismar suçlarının sıklaştığına ilişkin bazı kanıtlar olduğunu belirten Kristof, bu durumun bazı normları değiştirdiğini ve Filistinli mağdurları seslerini duyurmaya daha istekli hale getirdiğini kaydetti.

Filistinli yetkili Muhammed Matar da İsraillilerin üstünü çıkardığını ve cinsel saldırıda bulunduğunu belirterek "6 ay boyunca bu konuyu kimseyle, ailemle dahi konuşmadım." dedi.

Konu hakkında görüşleri sorulan eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert ise Filistinlilere yönelik cinsel şiddet hakkında fazla bir şey bilmediğini ancak duyduğu hikayelere şaşırmadığını belirterek "Bu topraklarda her gün savaş suçları işleniyor." ifadesini kullandı.

7 Ekim 2023'teki saldırılarla ilgili olarak da Kristof, o dönemde birçok siyasetçinin İsraillilere yönelik cinsel saldırıyı kınadığını hatırlatarak, "Hamas'ın insan haklarını ağır biçimde ihlal ettiğini" ancak İsrailli yetkililerin kendi ihlalleriyle de yüzleşmesi gerektiğini söyledi. 

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesindeki imha sahasında, Assan Grup isimli firmanın patlatma faaliyeti sırasında meydana gelen patlamada özel şirket çalışanı 2 personelin hayatını kaybettiği açıklandı

23.06.2026 16:59:00
Anadolu Ajansı
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü
Kırıkkale'de mühimmat patlaması: 2 ölü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde imha sahasında mühimmatın kazara patlaması sonucu 2 kişi yaşamını yitirdi.

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, saat 14.00 sıralarında Yahşihan ilçesi Bedesten mevkisindeki imha sahasında, gerçekleştirilen AR-GE faaliyetleri esnasında mühimmatın kazara patlaması sonucu özel şirket çalışanı 2 personelin vefat ettiği belirtildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Olayın ardından AFAD başta olmak üzere ilgili kurumlar süratle bölgeye sevk edilmiş, bölgede gerekli güvenlik tedbirleri alınmıştır. Meydana gelen olayla ilgili adli ve idari inceleme başlatılmış olup süreç ilgili makamlarca titizlikle takip edilmektedir. Vefat eden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve yakınlarına başsağlığı diliyoruz."

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

AVM'de racon kesenler enselendi


 
Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

23.06.2026 10:54:00
HABER MERKEZİ/AA
AVM'de racon kesenler enselendi
AVM'de racon kesenler enselendi

Afyonkarahisar'da bir alışveriş merkezinde (AVM) kendisini "Cumhur İttifakı Ocakları Genel Başkanı" olarak tanıtıp, denetim yaptığı görüntüler sosyal medyada yer alan şüpheli, beraberindeki 5 kişiyle yakalandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi" suçu kapsamında hakkında soruşturma başlatılan Ferhat A. ve 5 şüpheliyle ilgili gözaltı kararı, arama ve el koyma talimatı vermişti.

Bugün düzenlenen operasyonla Ferhat A, Ergin V, Seyit Ahmet A, Mustafa G, Eyüp V. ve Yusuf Y. gözaltına alındı.

Zanlılar, sağlık kontrolünün ardından emniyete götürüldü.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı

 

23.06.2026 10:13:00
Anadolu Ajansı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı
Erhan Karaal'ın kaçırılmasına ilişkin 6 şüpheli tutuklandı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal'ın, Maltepe'de kaçırılmasına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan 12 şüpheliden 6'sı tutuklandı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca Karaal'ın kaçırıldığı iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında adliyeye götürülen şüphelilerin buradaki işlemleri tamamlandı.

Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen zanlılardan 6'sının tutuklanmasına, 6'sının ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına hükmedildi.

Ne olmuştu?

Başsavcılık, Karaal'ın Maltepe'de kaçırıldığı iddiasına ilişkin soruşturma başlatmış, mağdurun bulunması ve şüphelilerin yakalanması için polise talimat vermişti.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerinin çalışmalarının ardından Tuzla'da bir inşaat alanında bulunan Karaal'ın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmişti.

Soruşturma kapsamında olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen toplam 12 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, Anadolu Adalet Sarayı'na sevk edilmişti. Savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden 6'sı tutuklama, 6'sı ise adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. 

logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.