logo
25 HAZİRAN 2026

NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu

New York Times (NYT) gazetesi muhabiri Nicholas Kristof tarafından yürütülen araştırma İsrailli askerlerin, Filistin topraklarını gasbedenlerin ve gardiyanların Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve çocuklara yönelik sistematik cinsel istismarını gözler önüne serdi

12.05.2026 16:36:00 / Güncelleme: 12.05.2026 16:41:50
AA
NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu
NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu

Kristof, İsrail tarafından Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve diğer cinsel şiddet olaylarına ilişkin araştırma yürüttü.

Araştırma kapsamında, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından cinsel saldırıya uğrayan 14 Filistinli kadın ve erkekle görüşen Kristof, mağdurların aileleri, yetkililer ve çeşitli kaynaklarla da bir araya geldi.

Kristof, araştırmasının sonuçlarını "Filistinlilere Yönelik Tecavüz Karşısında Sessizlik" başlıklı haberinde kaleme aldı.

Haberde, eski esirlerin gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde "tecavüz, darp, cinsel şiddet tehdidi ve aşağılayıcı muameleye" maruz kaldıklarına ilişkin ifadelerine yer verildi.

İddialara göre, bazı gardiyanlar erkekler, kadınlar ve çocuklara yönelik cinsel saldırı ve istismarda bulundu.

Filistinlilere yönelik cinsel saldırıların boyutunun kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Kristof, İsrailli yetkililerin cinsel şiddeti "sistematik ve İsrail'in standart operasyon prosedürlerinden biri haline getirdiğini" aktardı.

"Çok büyük acı çekiyordum. Ölmek için dua ediyordum"

Kristof'a yaşadıklarını anlatan 46 yaşındaki Sami el-Sai, 2024'te gözaltına alındıktan sonra cezaevine götürülürken bir grup gardiyanın saldırısına uğradığını söyledi.

El-Sai, "Hepsi bana vuruyordu. İçlerinden biri başıma ve boynuma bastırıyordu." şeklinde konuşarak, gardiyanların daha sonra pantolonunu ve iç çamaşırını çıkardığını anlattı.

Gardiyanlardan birinin, esirleri dövmekte kullanıldığı lastik copu rektumuna zorla sokmaya çalıştığını anlatan el-Sai, "Kendimi korumaya çalıştım ama başaramadım." dedi

Yaşadıklarının "son derece acı verici" olduğunu belirten el-Sai, gardiyanların kendisine güldüğünü, daha sonra "Havuçları getirin" şeklinde bir ses duyduğunu ve havuç kullanıldığını söyledi.

El-Sai, "Çok büyük acı çekiyordum. Ölmek için dua ediyordum." ifadelerini kullandı.

Olay sırasında kadın bir gardiyanın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu öne süren el-Sai, cinsel organının acıdan çığlık atana kadar sıkıldığını söyledi.

El-Sai, gardiyanlardan birinin yaşananları kameraya kaydetmeye çalıştığını, bu sırada İbranice konuşan kişilerden birinin "fotoğraf çekmeyin" dediğini duyduğunu aktardı.

Saldırının ardından kelepçeli halde yerde bırakıldığını aktaran el-Sai, ardından gardiyanların "sigara molası verdiklerini" kaydetti.

Daha sonra hücresine götürüldüğünü aktaran el-Sai, yerdeki kusmuk, kan ve kırık diş izleri nedeniyle hücresinin daha önce de benzer amaçlarla kullanıldığı anladığını kaydetti.

El-Sai ayrıca, kendisinden İsrail istihbaratı adına muhbirlik yapmasının istendiğini ancak bunu reddettiği bilgisini verdi.

Esirler sessiz kalmaları için uyarılmış

Kristof, serbest bırakılan Filistinlilerin ifadelerine göre bu ihlallerin araştırılmamasının bir nedeninin İsrail makamlarının tehditleri olduğunu belirterek, bu makamların serbest bırakılan esirleri düzenli aralıklarla "sessiz kalmaları" konusunda uyardıklarını kaydetti.

Filistinli mağdurların kendisine anlattığına göre bir diğer neden ise Arap toplumunun, esirlerin ailelerinin moralini bozma, Filistin anlatısını zayıflatma veya ileride yapılacak bir evliliğe engel olacağı korkusuyla bu konunun tartışılmasını istememesi.

'Üç kez tacize uğrayan Filistinli, İsrail iç istihbaratınca uyarılmış

Herhangi bir suçlama yöneltilmeden aylarca gözaltında tutulduktan sonra bu yıl başlarında serbest bırakılan çiftçinin mağduriyetine yer veren Kristof, makalesinde bu çiftçinin yaşadıklarını kendisine şu şekilde anlattığını belirtti:

"Altı kadar gardiyan, kollarını ve bacaklarını tutarak onu hareketsiz hale getirmiş, pantolonunu ve iç çamaşırını indirip metal bir copu rektumuna sokmuş. Tecavüzcüler gülüp tezahürat yapıyormuş. Birkaç saat sonra bayılmış ve cezaevi revirine götürülmüş. Uyandığında yine metal copla bir kez daha tecavüze uğramış."

Röportajda, olaydan sonra "yaralandığını, yıkıldığını ve ağladığını" anlatan mağdur Filistinli, hücresine geri götürüldükten sonra, tacize uğradığına dair şikayette bulunmak için bir gardiyandan kalem ve kağıt istediğini, talebinin reddedildiğini ve o akşam bir grup gardiyanın hücresini bastığını söyledi.

Bir gardiyanın "Şikayette bulunmak isteyen kim'" diye alay ettiğini ve diğerinin de dalga geçtiğini aktaran çiftçi, İsrailli gardiyanların o gün kendisine üçüncü kez copla tecavüz ettiklerini ve "Artık şikayetine ekleyecek daha çok şeyin var." şeklinde alay ettiklerini belirtti.

Kristof, çiftçinin röportajdan birkaç gün sonra kendisini arayıp haberde isminin geçmemesi talebinde bulunduğunu, İsrail iç istihbarat teşkilatı Shin Bet'in ise "az önce" onu ziyaret ederek "sorun çıkarmaması" konusunda uyardığını belirtti.

"Cezasızlık, ihlalciler için bir 'yeşil ışık' oluşturuyor"

İsrail asıllı ABD'li insan hakları avukatı ve İsrail İşkenceye Karşı Kamu Komitesi (PCATI) İcra Direktörü Sari Bashi, NYT gazetesine yaptığı açıklamada, Filistinli esirlere yönelik cinsel istismarı "bir gerçek" olarak nitelendirerek, bu durumun normalleştirildiğini belirtti.

Bashi, "Bunun emredildiğine dair bir delil görmüyorum. Ancak yetkililerin bunun yaşandığının farkında oldukları ve buna engel olmadıklarına dair sürekli kanıtlar var." şeklinde konuştu.

Kuruluşunun Filistinli esirlere yönelik korkunç ihlalleri ayrıntılı olarak anlatan yüzlerce şikayette bulunduğunu, ancak bunların hiçbirinin davayla sonuçlanmadığını belirten Bashi, "Cezasızlık, ihlalciler için bir 'yeşil ışık' oluşturuyor." diye konuştu.

Bashi, ayrıca Gazze'den alıkonulan Filistinli esire tecavüz görüntüleri ortaya çıkan İsrailli askerlerin yargılandığı Sde Teiman davasının 12 Mart'ta düşürülmesini "tecavüze izin vermek" olarak değerlendirdi.

İsrailli avukat Ben Marmarelli de temsil ettiği Filistinli esirlerin anlatımlarından yola çıkarak bu kişilere "nesnelerle tecavüzün" yaygın bir durum olduğunu söyledi.

'Filistinli esirlere yönelik cinsel şiddet

İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem de İsrail güvenlik güçlerinin Filistinli esirlere yönelik "ciddi cinsel şiddet" uyguladığını belgeledi.

Söz konusu belgelerde, işkencenin "kabul görmüş bir norm haline geldiği" eleştirilerek, Gazze'de alıkonulan Tamer Qarmut isimli bir Filistinlinin bir sopayla tecavüze uğradığına ilişkin ifadelerine yer verildi.

İsrail hapishanesi revirinde görev yapmış eski bir subay, Filistinlilere yönelik şiddete dikkati çeken "Breaking the Silence" adlı sivil toplum kuruluşuna verdiği demeçte, "Görüyorsunuz ki, sıradan, gayet normal insanlar, sorgulama ya da başka bir şey için bile değil, sırf kendi eğlenceleri için insanlara kötü davranacak bir noktaya geliyorlar. Eğlence olsun diye, arkadaşlara anlatacak bir şey olsun diye ya da intikam için." değerlendirmelerinde bulundu.

İsrailliler tarafından alıkonan ve ismini belirtmek istemeyen 23 yaşındaki Filistinli kadın, Kristof'a maruz kaldığı kötü muameleyi anlattı.

Kendisini gözaltına alan askerlerin ona, annesine ve küçük yeğenine tecavüz tehdidinde bulunduğunu belirten Filistinli kadın, sürecin kadın gardiyanlar tarafından yapılan bir üst aramasıyla başladığını "fakat sonrasında tamamen çıplakken bir erkek askerin geldiğini" söyledi.

Filistinli kadın, daha sonra alıkoyulduğu süre boyunca erkek ve kadın görevliler tarafından defalarca çıplak aramaya maruz bırakıldığını ve darp edildiğini söyledi.

Birkaç erkek ve kadın gardiyanın birlikte hücresine gelerek onu zorla soyup çıplak bıraktığını, ellerini arkasına kelepçelediğini ve onu belinden öne doğru eğdiğini anlatan kadın, bazen de kafasının zorla tuvalete sokulduğunu belirtti.

Filistinli kadın, bu pozisyonda dövüldüğünü ve her yerinden taciz edildiğini aktararak, "Ellerini vücudumun her yerine sürtüyorlardı." diye konuştu.

Dayaklar yüzünden ara sıra bilincini yitiren ve bu nedenle de tecavüze uğrayıp uğramadığını bilmediğini söyleyen Filistinli kadın, amacın, hem ruhunu incitmek hem de İsrailli erkeklerin çıplak bir Filistinli kadına cezasız şekilde cinsel tacizde bulunmasına imkan tanımak olduğunu ifade etti.

Filistinli kadın, "Günde birkaç kez soyulup dövülüyordum. Sanki beni orada çalışan herkese tanıtıyorlarmış gibiydiler. Her vardiyanın başında, erkekleri getirip beni soyduruyorlardı." ifadelerini kullandı.

Hapishaneden tahliye edilmek üzereyken altı görevlinin bulunduğu bir odaya çağrıldığını ve röportaj vermemesi konusunda uyarıldığını belirten kadın, "Eğer sesimi yükseltirsem bana tecavüz edeceklerini, beni ve babamı öldüreceklerini söylediler." dedi.

Gazzeli bir gazeteci de 2024'de İsrail tarafından alıkonduğunda yaşadığı istismarı yazarla paylaştı.

Kimsenin cinsel saldırılardan kurtulamadığını vurgulayan gazeteci, "Herkes tecavüze uğramadı diyebilirim ama herkes aşağılayıcı ve iğrenç cinsel saldırılara maruz kaldı." dedi.

Gazeteci, bir keresinde, gardiyanların saatlerce cinsel organını fermuarla sıkıştırıp dövdüklerini belirterek olaydan sonraki günler boyunca idrarından kan geldiğini söyledi.

Bir keresinde ise yerde, çıplak ve gözleri bağlıyken kelepçelendiğini ve bu haldeyken bir köpeğin getirildiğini anlatan gazeteci, İbranice konuşan bir görevlinin teşvikiyle köpeğin üzerine atladığını ifade etti.

Gazeteci, "Fotoğraf çekmek için kameralarını kullanıyorlardı ve kahkahalarını ve kıkırdamalarını duydum." dedi.

Serbest bırakıldığında bir İsrailli yetkilinin kendisini "Geri döndüğünde hayatta kalmak istiyorsan, basına konuşma." diye uyardığını aktaran gazeteci, "Bazı anlar var ki, hatırlamak dayanılmaz geliyor. Az önce size bunu anlatırken kalbim duracak gibi hissettim. Ama orada hala insanlar olduğunu biliyorum. O yüzden sesimi çıkarıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu topraklarda her gün savaş suçları işleniyor"

Ürdün Vadisi'nde bir köyde yaşayan 29 yaşındaki çiftçi Suhaib Abualkebash, yaklaşık 20 kişilik bir grup İsraillinin ailesinin evini talan ettiğini, yetişkin ve çocuk ayırt etmeksizin herkesi dövdüğünü, mücevherlerini ve 400 koyununu çaldıklarını anlattı.

İsraillilerin "av bıçağıyla kıyafetlerini kestiğini, cinsel organını sıkıca bağlayarak çektiğini" söyleyen Abualkebash, bu kişilerin "cinsel organını kesmelerinden korktuğunu" ifade etti.

Kristof, "Bazıları, Filistinlilerin İsrail'i karalamak için cinsel saldırı suçlamaları uydurup uydurmadığını merak edebilir. Bu, bana olası görünmüyor. Çünkü röportaj yaptığım hiç kimse, benim peşimden koşmadı ya da başka kimlerle konuştuğumu bilmiyordu. Üstelik konuşmaya pek de istekli değillerdi." ifadelerini kullandı.

İsraillilerin işlediği cinsel istismar suçlarının sıklaştığına ilişkin bazı kanıtlar olduğunu belirten Kristof, bu durumun bazı normları değiştirdiğini ve Filistinli mağdurları seslerini duyurmaya daha istekli hale getirdiğini kaydetti.

Filistinli yetkili Muhammed Matar da İsraillilerin üstünü çıkardığını ve cinsel saldırıda bulunduğunu belirterek "6 ay boyunca bu konuyu kimseyle, ailemle dahi konuşmadım." dedi.

Konu hakkında görüşleri sorulan eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert ise Filistinlilere yönelik cinsel şiddet hakkında fazla bir şey bilmediğini ancak duyduğu hikayelere şaşırmadığını belirterek "Bu topraklarda her gün savaş suçları işleniyor." ifadesini kullandı.

7 Ekim 2023'teki saldırılarla ilgili olarak da Kristof, o dönemde birçok siyasetçinin İsraillilere yönelik cinsel saldırıyı kınadığını hatırlatarak, "Hamas'ın insan haklarını ağır biçimde ihlal ettiğini" ancak İsrailli yetkililerin kendi ihlalleriyle de yüzleşmesi gerektiğini söyledi. 

Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı

Türkiye’ye göç edenler yüzde 25,2 artışla 393 bin 829 kişiye ulaşırken, en çok göç alan ve veren şehir İstanbul oldu, ülkeye gelen yabancı nüfusta ise ilk sırayı Türkmenistan vatandaşları aldı

24.06.2026 19:20:00
AA
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenler yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı

Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı

Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez


 
Modern yaşamın yol açtığı düzensiz uyku alışkanlıkları, sigara, yoğun stres, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, kronik hastalıklar ve aşırı kafein tüketimi gibi etkenler kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
 

23.06.2026 14:36:00
MURAT ÇORBACI
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez
Kalp çarpıntısında bu belirtiler ihmale gelmez

Özellikle son yıllarda giderek yaygınlaşan uykusuzluk sorunu, kalp ritminde bozulmalara ve çarpıntı şikayetlerine zemin hazırlayabiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, çoğu zaman önemsenmeyen uyku apnesi ve horlama problemlerinin de uzun vadede ciddi ritim bozukluklarına yol açabildiğini belirterek, "Kalp çarpıntısı, günümüzde yalnızca yetişkinlerde değil, gençlerde hatta çocuk yaş grubunda da daha sık görülüyor. Bilimsel çalışmalar; uyku düzenindeki bozuklukların, uyku apnesi ve horlama gibi sorunların kalp ritmini olumsuz etkileyebildiğini gösteriyor. Kalp çarpıntısı bazı durumlarda müdahale gerektiren önemli ritim bozukluklarının habercisi olabiliyor" dedi. Prof. Dr. Hayıroğlu, kalp çarpıntısında ihmale gelmez 8 sinyali anlattı.

Göğüs ağrısı

Kalp çarpıntısıyla birlikte göğüste baskı, sıkışma ya da ağrı hissedilmesi kalp-damar hastalıklarının habercisi olabiliyor. Özellikle ağrının kola, sırta veya çeneye yayılması riskli durumlara işaret edebiliyor.

Nefes darlığı

Çarpıntıyla birlikte nefes almakta zorlanılması, kalbin yeterince verimli çalışamadığını gösterebiliyor. Merdiven çıkarken ya da kısa yürüyüşlerde bile nefes nefese kalınması dikkat gerektiriyor.

Baş dönmesi ve bayılma hissi

Kalp ritmindeki bozukluklar beyne giden kan akışını etkileyebiliyor. Bu nedenle çarpıntıyla birlikte baş dönmesi, göz kararması ya da bayılma hissi yaşanması durumunda kardiyoloji uzmanına başvurmakta fayda var.

Soğuk terleme

Aniden başlayan yoğun terleme bazı kalp problemlerinde görülebiliyor. Özellikle çarpıntıyla birlikte gelişen soğuk terleme acil değerlendirme gerektirebiliyor.

Halsizlik ve aşırı yorgunluk

Kişinin kendini normalden çok daha yorgun hissetmesi, günlük aktivitelerde bile zorlanması kalbin düzensiz çalıştığını düşündürebiliyor. Bu nedenle herhangi bir aktivite olmadan ortaya çıkan halsizlik ve aşırı yorgunluk şikayetlerini ihmal etmemek gerekiyor.

Nabzın düzensiz hissedilmesi

Kalbin bazen çok hızlı, bazen de düzensiz atıyormuş gibi hissedilmesi ritim bozukluklarının işareti olabiliyor. Prof. Dr. Hayıroğlu, özellikle sık tekrar eden düzensizliklerde kontrolün şart olduğunu belirtiyor.

Çarpıntının uzun sürmesi

Birkaç saniyelik kısa çarpıntılar çoğu zaman geçici nedenlerden kaynaklanabiliyor. Ancak dakikalarca süren ya da sık sık tekrarlayan çarpıntılar ileri inceleme gerektirebiliyor.

Dinlenirken ortaya çıkması

Egzersiz ya da heyecan olmadan, özellikle istirahat halinde gelişen çarpıntıların, bazı kalp ritim bozukluklarına işaret edebildiğini belirten Prof. Dr. Hayıroğlu, bu durumda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini söylüyor.

Tedavisi kolaylaştı

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mert İlker Hayıroğlu, günümüzde teknoloji ve tıp alanındaki hızlı gelişmeler sayesinde kalp ritim bozukluklarına çok daha erken ve doğru şekilde tanı konulabildiğini belirtti.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.