logo
25 HAZİRAN 2026

NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu

New York Times (NYT) gazetesi muhabiri Nicholas Kristof tarafından yürütülen araştırma İsrailli askerlerin, Filistin topraklarını gasbedenlerin ve gardiyanların Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve çocuklara yönelik sistematik cinsel istismarını gözler önüne serdi

12.05.2026 16:36:00 / Güncelleme: 12.05.2026 16:41:50
AA
NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu
NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu

Kristof, İsrail tarafından Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve diğer cinsel şiddet olaylarına ilişkin araştırma yürüttü.

Araştırma kapsamında, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından cinsel saldırıya uğrayan 14 Filistinli kadın ve erkekle görüşen Kristof, mağdurların aileleri, yetkililer ve çeşitli kaynaklarla da bir araya geldi.

Kristof, araştırmasının sonuçlarını "Filistinlilere Yönelik Tecavüz Karşısında Sessizlik" başlıklı haberinde kaleme aldı.

Haberde, eski esirlerin gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde "tecavüz, darp, cinsel şiddet tehdidi ve aşağılayıcı muameleye" maruz kaldıklarına ilişkin ifadelerine yer verildi.

İddialara göre, bazı gardiyanlar erkekler, kadınlar ve çocuklara yönelik cinsel saldırı ve istismarda bulundu.

Filistinlilere yönelik cinsel saldırıların boyutunun kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Kristof, İsrailli yetkililerin cinsel şiddeti "sistematik ve İsrail'in standart operasyon prosedürlerinden biri haline getirdiğini" aktardı.

"Çok büyük acı çekiyordum. Ölmek için dua ediyordum"

Kristof'a yaşadıklarını anlatan 46 yaşındaki Sami el-Sai, 2024'te gözaltına alındıktan sonra cezaevine götürülürken bir grup gardiyanın saldırısına uğradığını söyledi.

El-Sai, "Hepsi bana vuruyordu. İçlerinden biri başıma ve boynuma bastırıyordu." şeklinde konuşarak, gardiyanların daha sonra pantolonunu ve iç çamaşırını çıkardığını anlattı.

Gardiyanlardan birinin, esirleri dövmekte kullanıldığı lastik copu rektumuna zorla sokmaya çalıştığını anlatan el-Sai, "Kendimi korumaya çalıştım ama başaramadım." dedi

Yaşadıklarının "son derece acı verici" olduğunu belirten el-Sai, gardiyanların kendisine güldüğünü, daha sonra "Havuçları getirin" şeklinde bir ses duyduğunu ve havuç kullanıldığını söyledi.

El-Sai, "Çok büyük acı çekiyordum. Ölmek için dua ediyordum." ifadelerini kullandı.

Olay sırasında kadın bir gardiyanın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu öne süren el-Sai, cinsel organının acıdan çığlık atana kadar sıkıldığını söyledi.

El-Sai, gardiyanlardan birinin yaşananları kameraya kaydetmeye çalıştığını, bu sırada İbranice konuşan kişilerden birinin "fotoğraf çekmeyin" dediğini duyduğunu aktardı.

Saldırının ardından kelepçeli halde yerde bırakıldığını aktaran el-Sai, ardından gardiyanların "sigara molası verdiklerini" kaydetti.

Daha sonra hücresine götürüldüğünü aktaran el-Sai, yerdeki kusmuk, kan ve kırık diş izleri nedeniyle hücresinin daha önce de benzer amaçlarla kullanıldığı anladığını kaydetti.

El-Sai ayrıca, kendisinden İsrail istihbaratı adına muhbirlik yapmasının istendiğini ancak bunu reddettiği bilgisini verdi.

Esirler sessiz kalmaları için uyarılmış

Kristof, serbest bırakılan Filistinlilerin ifadelerine göre bu ihlallerin araştırılmamasının bir nedeninin İsrail makamlarının tehditleri olduğunu belirterek, bu makamların serbest bırakılan esirleri düzenli aralıklarla "sessiz kalmaları" konusunda uyardıklarını kaydetti.

Filistinli mağdurların kendisine anlattığına göre bir diğer neden ise Arap toplumunun, esirlerin ailelerinin moralini bozma, Filistin anlatısını zayıflatma veya ileride yapılacak bir evliliğe engel olacağı korkusuyla bu konunun tartışılmasını istememesi.

'Üç kez tacize uğrayan Filistinli, İsrail iç istihbaratınca uyarılmış

Herhangi bir suçlama yöneltilmeden aylarca gözaltında tutulduktan sonra bu yıl başlarında serbest bırakılan çiftçinin mağduriyetine yer veren Kristof, makalesinde bu çiftçinin yaşadıklarını kendisine şu şekilde anlattığını belirtti:

"Altı kadar gardiyan, kollarını ve bacaklarını tutarak onu hareketsiz hale getirmiş, pantolonunu ve iç çamaşırını indirip metal bir copu rektumuna sokmuş. Tecavüzcüler gülüp tezahürat yapıyormuş. Birkaç saat sonra bayılmış ve cezaevi revirine götürülmüş. Uyandığında yine metal copla bir kez daha tecavüze uğramış."

Röportajda, olaydan sonra "yaralandığını, yıkıldığını ve ağladığını" anlatan mağdur Filistinli, hücresine geri götürüldükten sonra, tacize uğradığına dair şikayette bulunmak için bir gardiyandan kalem ve kağıt istediğini, talebinin reddedildiğini ve o akşam bir grup gardiyanın hücresini bastığını söyledi.

Bir gardiyanın "Şikayette bulunmak isteyen kim'" diye alay ettiğini ve diğerinin de dalga geçtiğini aktaran çiftçi, İsrailli gardiyanların o gün kendisine üçüncü kez copla tecavüz ettiklerini ve "Artık şikayetine ekleyecek daha çok şeyin var." şeklinde alay ettiklerini belirtti.

Kristof, çiftçinin röportajdan birkaç gün sonra kendisini arayıp haberde isminin geçmemesi talebinde bulunduğunu, İsrail iç istihbarat teşkilatı Shin Bet'in ise "az önce" onu ziyaret ederek "sorun çıkarmaması" konusunda uyardığını belirtti.

"Cezasızlık, ihlalciler için bir 'yeşil ışık' oluşturuyor"

İsrail asıllı ABD'li insan hakları avukatı ve İsrail İşkenceye Karşı Kamu Komitesi (PCATI) İcra Direktörü Sari Bashi, NYT gazetesine yaptığı açıklamada, Filistinli esirlere yönelik cinsel istismarı "bir gerçek" olarak nitelendirerek, bu durumun normalleştirildiğini belirtti.

Bashi, "Bunun emredildiğine dair bir delil görmüyorum. Ancak yetkililerin bunun yaşandığının farkında oldukları ve buna engel olmadıklarına dair sürekli kanıtlar var." şeklinde konuştu.

Kuruluşunun Filistinli esirlere yönelik korkunç ihlalleri ayrıntılı olarak anlatan yüzlerce şikayette bulunduğunu, ancak bunların hiçbirinin davayla sonuçlanmadığını belirten Bashi, "Cezasızlık, ihlalciler için bir 'yeşil ışık' oluşturuyor." diye konuştu.

Bashi, ayrıca Gazze'den alıkonulan Filistinli esire tecavüz görüntüleri ortaya çıkan İsrailli askerlerin yargılandığı Sde Teiman davasının 12 Mart'ta düşürülmesini "tecavüze izin vermek" olarak değerlendirdi.

İsrailli avukat Ben Marmarelli de temsil ettiği Filistinli esirlerin anlatımlarından yola çıkarak bu kişilere "nesnelerle tecavüzün" yaygın bir durum olduğunu söyledi.

'Filistinli esirlere yönelik cinsel şiddet

İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem de İsrail güvenlik güçlerinin Filistinli esirlere yönelik "ciddi cinsel şiddet" uyguladığını belgeledi.

Söz konusu belgelerde, işkencenin "kabul görmüş bir norm haline geldiği" eleştirilerek, Gazze'de alıkonulan Tamer Qarmut isimli bir Filistinlinin bir sopayla tecavüze uğradığına ilişkin ifadelerine yer verildi.

İsrail hapishanesi revirinde görev yapmış eski bir subay, Filistinlilere yönelik şiddete dikkati çeken "Breaking the Silence" adlı sivil toplum kuruluşuna verdiği demeçte, "Görüyorsunuz ki, sıradan, gayet normal insanlar, sorgulama ya da başka bir şey için bile değil, sırf kendi eğlenceleri için insanlara kötü davranacak bir noktaya geliyorlar. Eğlence olsun diye, arkadaşlara anlatacak bir şey olsun diye ya da intikam için." değerlendirmelerinde bulundu.

İsrailliler tarafından alıkonan ve ismini belirtmek istemeyen 23 yaşındaki Filistinli kadın, Kristof'a maruz kaldığı kötü muameleyi anlattı.

Kendisini gözaltına alan askerlerin ona, annesine ve küçük yeğenine tecavüz tehdidinde bulunduğunu belirten Filistinli kadın, sürecin kadın gardiyanlar tarafından yapılan bir üst aramasıyla başladığını "fakat sonrasında tamamen çıplakken bir erkek askerin geldiğini" söyledi.

Filistinli kadın, daha sonra alıkoyulduğu süre boyunca erkek ve kadın görevliler tarafından defalarca çıplak aramaya maruz bırakıldığını ve darp edildiğini söyledi.

Birkaç erkek ve kadın gardiyanın birlikte hücresine gelerek onu zorla soyup çıplak bıraktığını, ellerini arkasına kelepçelediğini ve onu belinden öne doğru eğdiğini anlatan kadın, bazen de kafasının zorla tuvalete sokulduğunu belirtti.

Filistinli kadın, bu pozisyonda dövüldüğünü ve her yerinden taciz edildiğini aktararak, "Ellerini vücudumun her yerine sürtüyorlardı." diye konuştu.

Dayaklar yüzünden ara sıra bilincini yitiren ve bu nedenle de tecavüze uğrayıp uğramadığını bilmediğini söyleyen Filistinli kadın, amacın, hem ruhunu incitmek hem de İsrailli erkeklerin çıplak bir Filistinli kadına cezasız şekilde cinsel tacizde bulunmasına imkan tanımak olduğunu ifade etti.

Filistinli kadın, "Günde birkaç kez soyulup dövülüyordum. Sanki beni orada çalışan herkese tanıtıyorlarmış gibiydiler. Her vardiyanın başında, erkekleri getirip beni soyduruyorlardı." ifadelerini kullandı.

Hapishaneden tahliye edilmek üzereyken altı görevlinin bulunduğu bir odaya çağrıldığını ve röportaj vermemesi konusunda uyarıldığını belirten kadın, "Eğer sesimi yükseltirsem bana tecavüz edeceklerini, beni ve babamı öldüreceklerini söylediler." dedi.

Gazzeli bir gazeteci de 2024'de İsrail tarafından alıkonduğunda yaşadığı istismarı yazarla paylaştı.

Kimsenin cinsel saldırılardan kurtulamadığını vurgulayan gazeteci, "Herkes tecavüze uğramadı diyebilirim ama herkes aşağılayıcı ve iğrenç cinsel saldırılara maruz kaldı." dedi.

Gazeteci, bir keresinde, gardiyanların saatlerce cinsel organını fermuarla sıkıştırıp dövdüklerini belirterek olaydan sonraki günler boyunca idrarından kan geldiğini söyledi.

Bir keresinde ise yerde, çıplak ve gözleri bağlıyken kelepçelendiğini ve bu haldeyken bir köpeğin getirildiğini anlatan gazeteci, İbranice konuşan bir görevlinin teşvikiyle köpeğin üzerine atladığını ifade etti.

Gazeteci, "Fotoğraf çekmek için kameralarını kullanıyorlardı ve kahkahalarını ve kıkırdamalarını duydum." dedi.

Serbest bırakıldığında bir İsrailli yetkilinin kendisini "Geri döndüğünde hayatta kalmak istiyorsan, basına konuşma." diye uyardığını aktaran gazeteci, "Bazı anlar var ki, hatırlamak dayanılmaz geliyor. Az önce size bunu anlatırken kalbim duracak gibi hissettim. Ama orada hala insanlar olduğunu biliyorum. O yüzden sesimi çıkarıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu topraklarda her gün savaş suçları işleniyor"

Ürdün Vadisi'nde bir köyde yaşayan 29 yaşındaki çiftçi Suhaib Abualkebash, yaklaşık 20 kişilik bir grup İsraillinin ailesinin evini talan ettiğini, yetişkin ve çocuk ayırt etmeksizin herkesi dövdüğünü, mücevherlerini ve 400 koyununu çaldıklarını anlattı.

İsraillilerin "av bıçağıyla kıyafetlerini kestiğini, cinsel organını sıkıca bağlayarak çektiğini" söyleyen Abualkebash, bu kişilerin "cinsel organını kesmelerinden korktuğunu" ifade etti.

Kristof, "Bazıları, Filistinlilerin İsrail'i karalamak için cinsel saldırı suçlamaları uydurup uydurmadığını merak edebilir. Bu, bana olası görünmüyor. Çünkü röportaj yaptığım hiç kimse, benim peşimden koşmadı ya da başka kimlerle konuştuğumu bilmiyordu. Üstelik konuşmaya pek de istekli değillerdi." ifadelerini kullandı.

İsraillilerin işlediği cinsel istismar suçlarının sıklaştığına ilişkin bazı kanıtlar olduğunu belirten Kristof, bu durumun bazı normları değiştirdiğini ve Filistinli mağdurları seslerini duyurmaya daha istekli hale getirdiğini kaydetti.

Filistinli yetkili Muhammed Matar da İsraillilerin üstünü çıkardığını ve cinsel saldırıda bulunduğunu belirterek "6 ay boyunca bu konuyu kimseyle, ailemle dahi konuşmadım." dedi.

Konu hakkında görüşleri sorulan eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert ise Filistinlilere yönelik cinsel şiddet hakkında fazla bir şey bilmediğini ancak duyduğu hikayelere şaşırmadığını belirterek "Bu topraklarda her gün savaş suçları işleniyor." ifadesini kullandı.

7 Ekim 2023'teki saldırılarla ilgili olarak da Kristof, o dönemde birçok siyasetçinin İsraillilere yönelik cinsel saldırıyı kınadığını hatırlatarak, "Hamas'ın insan haklarını ağır biçimde ihlal ettiğini" ancak İsrailli yetkililerin kendi ihlalleriyle de yüzleşmesi gerektiğini söyledi. 

Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir

Dünya Ekonomik Forumu’nun son raporuna göre, gün boyu otoparklarda atıl bekleyen milyonlarca elektrikli araç, enerji krizine karşı devasa birer mobil bataryaya dönüşüyor

24.06.2026 18:00:00
Eyüp Kabil
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Araçtan şebekeye (V2G) teknolojisi küresel enerji krizini çözebilir
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından Çin'de düzenlenen "Summer Davos" liderler zirvesinde yayımlanan güncel rapora göre, Araçtan Izgaraya (Vehicle-to-Grid / V2G) yani "Her Şeyden Şebekeye" enerji aktarım teknolojisi küresel enerji altyapısını kurtaracak en önemli hamlelerden biri olarak kabul edildi. Yapay zeka yazılımları ve gelişmiş akıllı şebeke altyapılarıyla desteklenen bu sistem, elektrikli araçların sadece enerji tüketen değil, aynı zamanda şebekeyi besleyen aktif birer güç istasyonu olmasını sağlıyor.

Dünya genelinde elektrik şebekelerinin aşırı yüklenme ve fosil yakıt bağımlılığıyla boğuştuğu bu dönemde, laboratuvardan çıkıp kitlesel üretime hazır hale gelen bu teknoloji, enerji yönetiminde tamamen merkezsiz bir dönemi başlatıyor.


Atıl duran araçlar enerji depolama merkezine dönüşüyor


İstatistiklere göre, dünyadaki binek araçlar ve ev tipi lityum piller günün ortalama yüzde 90'ından fazlasında otoparklarda veya garajlarda hiçbir işlev görmeden bekliyor. V2G teknolojisi, tam da bu atıl kapasiteyi küresel enerji arzını dengelemek üzere devreye sokuyor.

Çift Yönlü Şarj Akışı: Geliştirilen yeni nesil entegre altyapılar sayesinde, elektrikli araç sahipleri pillerini sadece doldurmakla kalmıyor; ihtiyaç anında bu enerjiyi evlerine ya da doğrudan şehir şebekesine geri satabiliyor.

Zirve Saatleri Yönetimi: Elektrik talebinin tavan yaptığı ve kesinti risklerinin arttığı akşam saatlerinde, sisteme bağlı binlerce araçtan şebekeye anlık enerji pompalanıyor.

Maliyet Avantajı: Tüketiciler elektriğin ucuz olduğu gece saatlerinde araçlarını şarj edip, enerjinin pahalı olduğu yoğun saatlerde sisteme geri satarak doğrudan gelir elde edebiliyor.


Yapay zeka ve yenilenebilir enerjinin entegrasyonu


Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının en büyük problemi, hava durumuna bağlı olarak sürekli dalgalanma göstermeleridir. Yapay zeka destekli V2G yazılımları, hava tahminlerini ve şehirlerin anlık enerji tüketim verilerini analiz ederek milyonlarca aracın ne zaman şarj olacağını, ne zaman şebekeyi besleyeceğini saniyeler içinde optimize ediyor.

Bu entegrasyon sayesinde yeşil enerji kaynaklarından üretilen fazla elektrik ziyan edilmeden milyonlarca aracın bataryasında depolanıyor. Elektrik üretiminin düştüğü anlarda ise bu piller devreye girerek fosil yakıtlı ek santrallerin çalıştırılması ihtiyacını tamamen ortadan kaldırıyor. Küresel çapta test edilen pilot bölgelerde, bu yöntemle karbon salınımında ciddi düşüşler kaydedildi.


Küresel devlerin altyapı yarışı başladı


Teknolojinin ticari olarak ölçeklenmesiyle birlikte hem otomotiv hem de enerji yazılımı şirketleri bu alana milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Enerji ve akıllı şebeke yönetimi üzerine çalışan yeni nesil teknoloji öncüleri, mevcut elektrik şebekelerinin "gizli" kapasitelerini açığa çıkarmak üzere dijital ikizler ve yeni nesil hibrit transformatörler üretiyor.

Apple, Google ve önde gelen küresel otomotiv üreticileri, araç içi yazılımlarını ve şarj ünitelerini bu çift yönlü enerji aktarım standardına uygun hale getirmeye başladı. Sadece batarya kalitesini koruyan değil, aynı zamanda şebekeyle mikro saniyeler düzeyinde güvenli iletişim kuran bu sistemler, geleceğin akıllı şehirlerinin ana omurgasını oluşturuyor.

Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet

Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

24.06.2026 13:50:00
AA
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN'la yapılan atışlarda tam isabet
Bayraktar KIZILELMA'dan ASELSAN'ın geliştirdiği Düşük Görünürlüklü Elektro-Optik Hedefleme Sistemi TOYGUN ile yapılan test atışlarında, milli güdüm kitleri TEBER-82 ve LGK-82 hedefi tam isabetle vurdu

Baykar'dan yapılan açıklamaya göre, Bayraktar KIZILELMA'nın gerçekleştirdiği test atışlarında, hedefleme ve işaretleme milli elektro-optik hedefleme sistemi TOYGUN tarafından yapıldı.

ASELSAN'ın LGK-82 ve ROKETSAN'ın TEBER-82 güdüm kitleriyle sabit kara hedefine yönelik gerçekleştirilen test atışı başarıyla tamamlandı.

ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Bayraktar KIZILELMA'nın keskin gözünün ASELSAN TOYGUN olduğunu belirterek, "Düşük görünürlük avantajını koruyarak hedefleme ve işaretleme, LGK ve TEBER ile vuruş. Bu başarı, milli mühendisliğimizin geldiği seviyenin ve güçlü işbirliğimizin somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm ekiplerimizi yürekten kutluyorum." ifadesini kullandı.

ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de KIZILELMA'dan yapılan test atışında TEBER-82 Güdüm Kiti'nin hedefi başarıyla vurduğunu aktararak, "Birlikte geliştirdiğimiz milli teknolojilerimizle gücümüze güç katmaya devam ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!

Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.
 

24.06.2026 13:40:00
AA
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
 Almanya vizesinde yeni dönem; başvurular tamamen dijital olacak!
Alman Seyahat Birliği (DRV) tarafından Türkiye'nin Berlin Büyükelçiliği ev sahipliğinde düzenlenen yaz resepsiyonu; siyaset, turizm, medya ve diplomasi dünyasından 300'e yakın önemli ismi bir araya getirdi.

Etkinlikte konuşan Almanya'nın Denizcilik Ekonomisi ve Turizmden Sorumlu Hükümet Koordinatörü Christoph Ploss, ağır işleyen vize işlemlerinin turistler ve iş dünyası önünde büyük bir bariyer oluşturduğuna dikkat çekerek, bu sorunu aşmak adına Ulusal Turizm Stratejisi kapsamında dijital vize dönemine geçileceğini duyurdu.

"Mesafe kat ettik"
Yoğun bürokrasinin pek çok kişiyi Almanya'ya seyahat etmekten alıkoyduğunu belirten Ploss, "Konuyu Dışişleri Bakanımızla şahsen görüştüm ve kendisinin de yakından ilgilenmesiyle ciddi mesafeler katettik. Bu yıl ve önümüzdeki yıl atacağımız adımlarla hayata geçecek dijital vize kolaylığının, Türk-Alman dostluğunu çok daha ileriye taşıyacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Yığılmalar engellenebilir
Söz konusu dijital dönüşüm; vize başvurularının tamamen çevrimiçi platformlara aktarılmasını, basılı etiketlerin kaldırılarak dijital vizelere geçilmesini ve sınır kontrollerinde biyometrik doğrulama teknolojilerinin kullanılmasını kapsıyor.

Bu yeni sistemle birlikte başvuru yığılmalarının engellenmesi, evrakta sahteciliğin önüne geçilmesi, sınır güvenliğinin artırılması ve seyahatlerin çok daha hızlı hale getirilmesi hedefleniyor.

Almanya'ya vize işlemleri
Almanya'ya vize işlemleri, kısa süreli ziyaretler için Schengen vizesi ve 90 günden uzun süreli kalışlar için ulusal vize olarak ikiye ayrılıyor.

Türk vatandaşları için Schengen vizesi, 90 gün içindeki seyahatler için gerekli. Uzun süreli ikamet (iş, aile birleşimi gibi) için ulusal vize başvurusu yapılıyor.

Başvurular, Almanya'nın Türkiye'deki dış temsilcilikleri aracılığıyla veya resmi randevu sistemiyle gerçekleştiriliyor. Gerekli belgeler arasında Schengen başvuru formu, seyahat amacına uygun evraklar ve finansal durum kanıtı bulunuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden sahte fatura ve hayali ihracat işlemlerinin yapıldığının tespit edilmesi üzerine düzenlenen operasyonda, 6 şirkete el konulduğunu, 10 şirkete kayyum atandığını, 27 zanlı hakkında adli işlem başlatıldığını bildirdi

23.06.2026 12:00:00
AA
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
6 şirkete el konuldu, 10 şirkete kayyum atandı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, NSosyal hesabından yaptığı açıklamada,  suç, kaçakçılık, vergi usulsüzlükleri ve kamu kurumlarını hedef alan nitelikli dolandırıcılıkla mücadeleyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, İçişleri, Hazine ve Maliye, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar bakanlıklarıyla eş güdüm içinde kararlılıkla sürdürdüklerini vurguladı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Jandarma Komutanlığı, Vergi Denetim Kurulu, MASAK, Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü, EPDK ve TMSF ile koordineli şekilde önemli bir operasyon gerçekleştirdiklerini belirten Gürlek, şunları kaydetti:

"Soruşturma kapsamında, akaryakıt sektöründe faaliyet gösteren bir şirket yapılanması üzerinden yıllık yaklaşık 350-400 bin ton LPG ithalatı gerçekleştirildiği, doğan ÖTV ve KDV yükümlülüklerinin sahte fatura organizasyonu ve hayali ihracat işlemleriyle bertaraf edilmeye çalışıldığı tespit edilmiştir. Bu kapsamda bu sabah İstanbul, Ankara, Bursa, Kırıkkale, Kırşehir, Mardin, Konya, Hatay ve Niğde illerinde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, toplam 6 şirkete el konulmuş, 10 şirkete kayyum atanmış, 27 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmıştır. Devletimizin vergi güvenliğini, ekonomik düzenini ve kamu kaynaklarını hedef alan hiçbir organize yapıya müsamaha göstermeyeceğiz. Suçtan elde edilen gelirlerin izini sürecek, sahte fatura ve hayali ihracat düzenekleriyle kamu zararına sebep olan yapılara karşı hukuki süreçleri kararlılıkla işleteceğiz."

Gürlek, soruşturma ve operasyon sürecinde görev alan kurum ve kamu görevlilerine teşekkür etti.

Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı

Ankara'da seyir halindeki Berşan Yücel idaresindeki 06 FFA 414 plakalı otomobil, akaryakıt istasyonunun önünde park halindeki 04 AAV 432 plakalı kamyona çarptı. Feci kazada 4 kişi hayatını kaybetti

23.06.2026 10:30:00
Haber Merkezi
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Feci kazanın görüntüleri ortaya çıktı
Ankara'nın Polatlı ilçesinde otomobilin kamyona çarpması sonucu 4 kişi hayatını kaybetti.  

Kaza, Polatlı ilçesi İstiklal Mahallesi Borsa Yolu üzerinde meydana geldi.

Seyir halindeki bir otomobil henüz bilinmeyen bir nedenle önünde bulunan kamyona çarptı. Çarpmanın etkisiyle otomobil hurdaya dönerken, araçta bulunan 4 kişiden Hasan Devran Kart (20), Berşan Yücel (24) ve Şükran Yanok (21) olay yerinde hayatını kaybetti. Kazada ağır yaralanan 1 kişi ise olay yerine sevk edilen sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı.

Araçtan ağır yaralı halde çıkarılan Raziye Yanok (21) ise kaldırıldığı hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı ve hayatını kaybetti.

İhbar üzerine bölgeye sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edilirken ekipler olay yerinde güvenlik önlemleri aldı. Hayatını kaybedenlerin cenazeleri yapılan incelemelerin ardından morga kaldırıldı.

Kaza anı güvenlik kamerasına da yansıdı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.