logo
25 HAZİRAN 2026

NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu

New York Times (NYT) gazetesi muhabiri Nicholas Kristof tarafından yürütülen araştırma İsrailli askerlerin, Filistin topraklarını gasbedenlerin ve gardiyanların Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve çocuklara yönelik sistematik cinsel istismarını gözler önüne serdi

12.05.2026 16:36:00 / Güncelleme: 12.05.2026 16:41:50
AA
NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu
NYT araştırması, İsrail'in Filistinli esirlere cinsel saldırılarını sistematik hale getirdiğini ortaya koydu

Kristof, İsrail tarafından Filistinli esirlere yönelik tecavüz ve diğer cinsel şiddet olaylarına ilişkin araştırma yürüttü.

Araştırma kapsamında, Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler tarafından cinsel saldırıya uğrayan 14 Filistinli kadın ve erkekle görüşen Kristof, mağdurların aileleri, yetkililer ve çeşitli kaynaklarla da bir araya geldi.

Kristof, araştırmasının sonuçlarını "Filistinlilere Yönelik Tecavüz Karşısında Sessizlik" başlıklı haberinde kaleme aldı.

Haberde, eski esirlerin gözaltı ve tutukluluk süreçlerinde "tecavüz, darp, cinsel şiddet tehdidi ve aşağılayıcı muameleye" maruz kaldıklarına ilişkin ifadelerine yer verildi.

İddialara göre, bazı gardiyanlar erkekler, kadınlar ve çocuklara yönelik cinsel saldırı ve istismarda bulundu.

Filistinlilere yönelik cinsel saldırıların boyutunun kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Kristof, İsrailli yetkililerin cinsel şiddeti "sistematik ve İsrail'in standart operasyon prosedürlerinden biri haline getirdiğini" aktardı.

"Çok büyük acı çekiyordum. Ölmek için dua ediyordum"

Kristof'a yaşadıklarını anlatan 46 yaşındaki Sami el-Sai, 2024'te gözaltına alındıktan sonra cezaevine götürülürken bir grup gardiyanın saldırısına uğradığını söyledi.

El-Sai, "Hepsi bana vuruyordu. İçlerinden biri başıma ve boynuma bastırıyordu." şeklinde konuşarak, gardiyanların daha sonra pantolonunu ve iç çamaşırını çıkardığını anlattı.

Gardiyanlardan birinin, esirleri dövmekte kullanıldığı lastik copu rektumuna zorla sokmaya çalıştığını anlatan el-Sai, "Kendimi korumaya çalıştım ama başaramadım." dedi

Yaşadıklarının "son derece acı verici" olduğunu belirten el-Sai, gardiyanların kendisine güldüğünü, daha sonra "Havuçları getirin" şeklinde bir ses duyduğunu ve havuç kullanıldığını söyledi.

El-Sai, "Çok büyük acı çekiyordum. Ölmek için dua ediyordum." ifadelerini kullandı.

Olay sırasında kadın bir gardiyanın kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu öne süren el-Sai, cinsel organının acıdan çığlık atana kadar sıkıldığını söyledi.

El-Sai, gardiyanlardan birinin yaşananları kameraya kaydetmeye çalıştığını, bu sırada İbranice konuşan kişilerden birinin "fotoğraf çekmeyin" dediğini duyduğunu aktardı.

Saldırının ardından kelepçeli halde yerde bırakıldığını aktaran el-Sai, ardından gardiyanların "sigara molası verdiklerini" kaydetti.

Daha sonra hücresine götürüldüğünü aktaran el-Sai, yerdeki kusmuk, kan ve kırık diş izleri nedeniyle hücresinin daha önce de benzer amaçlarla kullanıldığı anladığını kaydetti.

El-Sai ayrıca, kendisinden İsrail istihbaratı adına muhbirlik yapmasının istendiğini ancak bunu reddettiği bilgisini verdi.

Esirler sessiz kalmaları için uyarılmış

Kristof, serbest bırakılan Filistinlilerin ifadelerine göre bu ihlallerin araştırılmamasının bir nedeninin İsrail makamlarının tehditleri olduğunu belirterek, bu makamların serbest bırakılan esirleri düzenli aralıklarla "sessiz kalmaları" konusunda uyardıklarını kaydetti.

Filistinli mağdurların kendisine anlattığına göre bir diğer neden ise Arap toplumunun, esirlerin ailelerinin moralini bozma, Filistin anlatısını zayıflatma veya ileride yapılacak bir evliliğe engel olacağı korkusuyla bu konunun tartışılmasını istememesi.

'Üç kez tacize uğrayan Filistinli, İsrail iç istihbaratınca uyarılmış

Herhangi bir suçlama yöneltilmeden aylarca gözaltında tutulduktan sonra bu yıl başlarında serbest bırakılan çiftçinin mağduriyetine yer veren Kristof, makalesinde bu çiftçinin yaşadıklarını kendisine şu şekilde anlattığını belirtti:

"Altı kadar gardiyan, kollarını ve bacaklarını tutarak onu hareketsiz hale getirmiş, pantolonunu ve iç çamaşırını indirip metal bir copu rektumuna sokmuş. Tecavüzcüler gülüp tezahürat yapıyormuş. Birkaç saat sonra bayılmış ve cezaevi revirine götürülmüş. Uyandığında yine metal copla bir kez daha tecavüze uğramış."

Röportajda, olaydan sonra "yaralandığını, yıkıldığını ve ağladığını" anlatan mağdur Filistinli, hücresine geri götürüldükten sonra, tacize uğradığına dair şikayette bulunmak için bir gardiyandan kalem ve kağıt istediğini, talebinin reddedildiğini ve o akşam bir grup gardiyanın hücresini bastığını söyledi.

Bir gardiyanın "Şikayette bulunmak isteyen kim'" diye alay ettiğini ve diğerinin de dalga geçtiğini aktaran çiftçi, İsrailli gardiyanların o gün kendisine üçüncü kez copla tecavüz ettiklerini ve "Artık şikayetine ekleyecek daha çok şeyin var." şeklinde alay ettiklerini belirtti.

Kristof, çiftçinin röportajdan birkaç gün sonra kendisini arayıp haberde isminin geçmemesi talebinde bulunduğunu, İsrail iç istihbarat teşkilatı Shin Bet'in ise "az önce" onu ziyaret ederek "sorun çıkarmaması" konusunda uyardığını belirtti.

"Cezasızlık, ihlalciler için bir 'yeşil ışık' oluşturuyor"

İsrail asıllı ABD'li insan hakları avukatı ve İsrail İşkenceye Karşı Kamu Komitesi (PCATI) İcra Direktörü Sari Bashi, NYT gazetesine yaptığı açıklamada, Filistinli esirlere yönelik cinsel istismarı "bir gerçek" olarak nitelendirerek, bu durumun normalleştirildiğini belirtti.

Bashi, "Bunun emredildiğine dair bir delil görmüyorum. Ancak yetkililerin bunun yaşandığının farkında oldukları ve buna engel olmadıklarına dair sürekli kanıtlar var." şeklinde konuştu.

Kuruluşunun Filistinli esirlere yönelik korkunç ihlalleri ayrıntılı olarak anlatan yüzlerce şikayette bulunduğunu, ancak bunların hiçbirinin davayla sonuçlanmadığını belirten Bashi, "Cezasızlık, ihlalciler için bir 'yeşil ışık' oluşturuyor." diye konuştu.

Bashi, ayrıca Gazze'den alıkonulan Filistinli esire tecavüz görüntüleri ortaya çıkan İsrailli askerlerin yargılandığı Sde Teiman davasının 12 Mart'ta düşürülmesini "tecavüze izin vermek" olarak değerlendirdi.

İsrailli avukat Ben Marmarelli de temsil ettiği Filistinli esirlerin anlatımlarından yola çıkarak bu kişilere "nesnelerle tecavüzün" yaygın bir durum olduğunu söyledi.

'Filistinli esirlere yönelik cinsel şiddet

İsrail merkezli insan hakları örgütü B'Tselem de İsrail güvenlik güçlerinin Filistinli esirlere yönelik "ciddi cinsel şiddet" uyguladığını belgeledi.

Söz konusu belgelerde, işkencenin "kabul görmüş bir norm haline geldiği" eleştirilerek, Gazze'de alıkonulan Tamer Qarmut isimli bir Filistinlinin bir sopayla tecavüze uğradığına ilişkin ifadelerine yer verildi.

İsrail hapishanesi revirinde görev yapmış eski bir subay, Filistinlilere yönelik şiddete dikkati çeken "Breaking the Silence" adlı sivil toplum kuruluşuna verdiği demeçte, "Görüyorsunuz ki, sıradan, gayet normal insanlar, sorgulama ya da başka bir şey için bile değil, sırf kendi eğlenceleri için insanlara kötü davranacak bir noktaya geliyorlar. Eğlence olsun diye, arkadaşlara anlatacak bir şey olsun diye ya da intikam için." değerlendirmelerinde bulundu.

İsrailliler tarafından alıkonan ve ismini belirtmek istemeyen 23 yaşındaki Filistinli kadın, Kristof'a maruz kaldığı kötü muameleyi anlattı.

Kendisini gözaltına alan askerlerin ona, annesine ve küçük yeğenine tecavüz tehdidinde bulunduğunu belirten Filistinli kadın, sürecin kadın gardiyanlar tarafından yapılan bir üst aramasıyla başladığını "fakat sonrasında tamamen çıplakken bir erkek askerin geldiğini" söyledi.

Filistinli kadın, daha sonra alıkoyulduğu süre boyunca erkek ve kadın görevliler tarafından defalarca çıplak aramaya maruz bırakıldığını ve darp edildiğini söyledi.

Birkaç erkek ve kadın gardiyanın birlikte hücresine gelerek onu zorla soyup çıplak bıraktığını, ellerini arkasına kelepçelediğini ve onu belinden öne doğru eğdiğini anlatan kadın, bazen de kafasının zorla tuvalete sokulduğunu belirtti.

Filistinli kadın, bu pozisyonda dövüldüğünü ve her yerinden taciz edildiğini aktararak, "Ellerini vücudumun her yerine sürtüyorlardı." diye konuştu.

Dayaklar yüzünden ara sıra bilincini yitiren ve bu nedenle de tecavüze uğrayıp uğramadığını bilmediğini söyleyen Filistinli kadın, amacın, hem ruhunu incitmek hem de İsrailli erkeklerin çıplak bir Filistinli kadına cezasız şekilde cinsel tacizde bulunmasına imkan tanımak olduğunu ifade etti.

Filistinli kadın, "Günde birkaç kez soyulup dövülüyordum. Sanki beni orada çalışan herkese tanıtıyorlarmış gibiydiler. Her vardiyanın başında, erkekleri getirip beni soyduruyorlardı." ifadelerini kullandı.

Hapishaneden tahliye edilmek üzereyken altı görevlinin bulunduğu bir odaya çağrıldığını ve röportaj vermemesi konusunda uyarıldığını belirten kadın, "Eğer sesimi yükseltirsem bana tecavüz edeceklerini, beni ve babamı öldüreceklerini söylediler." dedi.

Gazzeli bir gazeteci de 2024'de İsrail tarafından alıkonduğunda yaşadığı istismarı yazarla paylaştı.

Kimsenin cinsel saldırılardan kurtulamadığını vurgulayan gazeteci, "Herkes tecavüze uğramadı diyebilirim ama herkes aşağılayıcı ve iğrenç cinsel saldırılara maruz kaldı." dedi.

Gazeteci, bir keresinde, gardiyanların saatlerce cinsel organını fermuarla sıkıştırıp dövdüklerini belirterek olaydan sonraki günler boyunca idrarından kan geldiğini söyledi.

Bir keresinde ise yerde, çıplak ve gözleri bağlıyken kelepçelendiğini ve bu haldeyken bir köpeğin getirildiğini anlatan gazeteci, İbranice konuşan bir görevlinin teşvikiyle köpeğin üzerine atladığını ifade etti.

Gazeteci, "Fotoğraf çekmek için kameralarını kullanıyorlardı ve kahkahalarını ve kıkırdamalarını duydum." dedi.

Serbest bırakıldığında bir İsrailli yetkilinin kendisini "Geri döndüğünde hayatta kalmak istiyorsan, basına konuşma." diye uyardığını aktaran gazeteci, "Bazı anlar var ki, hatırlamak dayanılmaz geliyor. Az önce size bunu anlatırken kalbim duracak gibi hissettim. Ama orada hala insanlar olduğunu biliyorum. O yüzden sesimi çıkarıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

"Bu topraklarda her gün savaş suçları işleniyor"

Ürdün Vadisi'nde bir köyde yaşayan 29 yaşındaki çiftçi Suhaib Abualkebash, yaklaşık 20 kişilik bir grup İsraillinin ailesinin evini talan ettiğini, yetişkin ve çocuk ayırt etmeksizin herkesi dövdüğünü, mücevherlerini ve 400 koyununu çaldıklarını anlattı.

İsraillilerin "av bıçağıyla kıyafetlerini kestiğini, cinsel organını sıkıca bağlayarak çektiğini" söyleyen Abualkebash, bu kişilerin "cinsel organını kesmelerinden korktuğunu" ifade etti.

Kristof, "Bazıları, Filistinlilerin İsrail'i karalamak için cinsel saldırı suçlamaları uydurup uydurmadığını merak edebilir. Bu, bana olası görünmüyor. Çünkü röportaj yaptığım hiç kimse, benim peşimden koşmadı ya da başka kimlerle konuştuğumu bilmiyordu. Üstelik konuşmaya pek de istekli değillerdi." ifadelerini kullandı.

İsraillilerin işlediği cinsel istismar suçlarının sıklaştığına ilişkin bazı kanıtlar olduğunu belirten Kristof, bu durumun bazı normları değiştirdiğini ve Filistinli mağdurları seslerini duyurmaya daha istekli hale getirdiğini kaydetti.

Filistinli yetkili Muhammed Matar da İsraillilerin üstünü çıkardığını ve cinsel saldırıda bulunduğunu belirterek "6 ay boyunca bu konuyu kimseyle, ailemle dahi konuşmadım." dedi.

Konu hakkında görüşleri sorulan eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert ise Filistinlilere yönelik cinsel şiddet hakkında fazla bir şey bilmediğini ancak duyduğu hikayelere şaşırmadığını belirterek "Bu topraklarda her gün savaş suçları işleniyor." ifadesini kullandı.

7 Ekim 2023'teki saldırılarla ilgili olarak da Kristof, o dönemde birçok siyasetçinin İsraillilere yönelik cinsel saldırıyı kınadığını hatırlatarak, "Hamas'ın insan haklarını ağır biçimde ihlal ettiğini" ancak İsrailli yetkililerin kendi ihlalleriyle de yüzleşmesi gerektiğini söyledi. 

Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşan NATO Liderler Zirvesi kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştireceğini açıkladı. Kritik zirvede küresel güvenlik ve ikili ilişkiler masaya yatırılacak

24.06.2026 18:20:00
Haber Merkezi
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Trump ile Erdoğan baş başa görüşecek
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamada NATO Liderler Zirvesi'ndeki diplomasi trafiğinin en önemli ayağını duyurdu. Erdoğan, zirve programı kapsamında ABD Başkanı Donald Trump ile baş başa bir araya geleceğini açıkladı. Bu görüşme, iki liderin küresel ve bölgesel gelişmeleri en üst düzeyde değerlendirmesi açısından stratejik bir önem taşıyor.

Masadaki kritik başlıklar

İki lider arasında gerçekleşecek baş başa görüşmenin ajandası oldukça yoğun. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgilere göre masada yer alacak öncelikli konular şunlar:

• NATO'nun Geleceği: İttifakın genişleme stratejileri ve savunma harcamaları.

• Bölgesel Güvenlik: Orta Doğu'daki son durum ve terörle mücadelede iş birliği.

• Ukrayna Krizi: Savaşın sonlandırılmasına yönelik barış girişimleri ve stratejik adımlar.

• Ekonomik İlişkiler: Türkiye ve ABD arasındaki ticaret hacmini artırma hedefleri.

Küresel siyasette gözler bu randevuda

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklaması, uluslararası kamuoyunda da geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, iki liderin yapacağı bu baş başa görüşmenin sadece Türkiye-ABD ilişkilerinin seyrini değil, NATO zirvesinden çıkacak ortak kararları da doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Zirve sürecinde iki liderin heyetler arası görüşmelerin yanı sıra bu özel formatta bir araya gelmesi, stratejik ortaklığın kritik başlıklarında doğrudan uzlaşı arayışı olarak yorumlanıyor.

Görüşmenin kesin saati ve yerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.

Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, sosyal medya üzerinden yaptığı Şeyh Said paylaşımları nedeniyle yargılandığı davada "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçundan adli para cezasına çarptırıldı. Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada Özdağ'a 87 gün karşılığı toplam 8 bin 700 TL adli para cezası verilirken, hükmün açıklanması 5 yıl süreyle ertelendi. Özdağ, kararın ardından sert açıklamalarda bulundu

24.06.2026 16:20:00
Haber Merkezi
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Mahkemeden Ümit Özdağ'a Şeyh Said cezası
Dava, Şeyh Said'in 3 yakınının şikayeti üzerine açılmıştı. Savunmasında "Vatan hainine vatan haini demenin hatıraya hakaret oluşturmayacağını" savunan Özdağ'ın bu talebi mahkeme heyeti tarafından kabul görmedi.

Erzurum Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi, paylaşımdaki ifadelerin kanunda yer alan "kişinin hatırasına alenen hakaret" suçunun unsurlarını oluşturduğuna hükmetti. Mahkeme, Özdağ'ı adli para cezasına çarptırırken sabıkasızlık durumunu gözeterek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararı uyguladı. Kararın ardından  konuşan Özdağ, davayı tamamen "siyasi bir süreç" olarak nitelendirdi ve avukatları aracılığıyla üst mahkemeye (istinafa) taşıyacaklarını duyurdu.

"Bu ceza Türkiye Cumhuriyeti'ne verilmiştir"

Adliye çıkışında karara oldukça sert tepki gösteren Zafer Partisi lideri, cezanın hukuki değil ideolojik bir alt metni olduğunu iddia etti. Özdağ, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

"Bu karar kabul edilebilir bir ceza değil. Çünkü mahkeme bu kararla Şeyh Said'in hakaret edilebilecek muteber bir hatırası olduğunu kabul ediyor. Biz bunu reddediyoruz. Bu ceza bana değil; esasen Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve o dönem bu kanlı ayaklanmayı bastıran Türk Silahlı Kuvvetleri'ne verilmiştir. Bu karar, yarın bebek katili terörist elebaşı Öcalan'a da aynı hakkı vermek demektir. Biz teröriste terörist, haine hain, salağa salak demekten asla vazgeçmeyeceğiz!"

Şeyh Said'i tarihte ait olduğu vatan hainliği yerinde değerlendirmeye devam edeceklerini vurgulayan Özdağ, Cumhuriyet değerlerini savunmaktan geri adım atmayacaklarını yineledi.

Hukuk tarihsel gerçeklerin neresinde?

Ümit Özdağ'a verilen bu ceza, hukuk sistemi ile tarihi/siyasi gerçekliklerin çarpışmasını bir kez daha gündeme taşıdı.

Şeyh Said, 1925 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı silahlı isyan başlatmış ve Şark İstiklal Mahkemesi tarafından "vatan hainliği" suçundan idam edilmiştir. Devletin resmi mahkemelerince tescillenmiş bir isyancı liderin "korunmaya değer bir hatırası" olup olmadığı tartışması, yargının kendi geçmişiyle çelişmesi olarak yorumlanıyor.

Siyasi parti liderlerinin tarihi figürler ve terör eylemleri hakkında yaptıkları sert tanımlamaların "hakaret" potasında eritilmesi, siyaset yapma ve ifade özgürlüğünün alanını daraltıyor.

Kararın ardından sosyal medyada, iktidara yakın bazı gazetecilerin Şeyh Said hakkında benzer veya daha sert ifadeler kullanmasına rağmen takipsizlik kararı aldığı, buna karşın muhalif bir parti liderine ceza kesilmesinin "düşman ceza hukuku" izlenimi yarattığı eleştirileri yükseliyor.

Sonuç olarak Hınıs Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı, teknik olarak hukuki bir sınır çizmiş gibi görünse de siyaset sahnesinde ve toplumsal hafızada Cumhuriyet'in kurucu değerleri üzerinden yeni bir kutuplaşma ve tartışma dalgası başlattı.

Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı

Yapay zekadan fiziksel dünyaya geçiş hızlanırken, bu yılın parlayan yıldızları kanser aşıları, kuantum simülasyonları ve sıfır elektrikle soğutma sağlayan malzemeler oldu

24.06.2026 16:00:00
Eyüp Kabil
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu 2026’nın en etkili 10 teknolojisini açıkladı
Dünya Ekonomik Forumu (WEF), her yıl merakla beklenen ve geleceği şekillendirecek olan "Top 10 Emerging Technologies" (2026'nın En Önemli 10 Gelişen Teknolojisi) raporunu yayımladı. Frontiers iş birliğiyle yapay zeka analizleri kullanılarak hazırlanan rapor, teknoloji yarışının artık sadece yazılım ve sohbet botlarından ibaret olmadığını; doğrudan sağlık, enerji, altyapı ve gıda gibi fiziksel alanlara kaydığını net bir şekilde ortaya koyuyor.

2026 yılı, laboratuvarda geliştirilen teorik buluşların küresel ölçekte ticari ve kitlesel üretime geçtiği kritik bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçiyor.


Sağlıkta devrim: Kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşıları


Raporda en çok dikkat çeken unsurların başında sağlık sektöründeki dönüşüm geliyor. Tek tip kanser tedavisi dönemi, yerini hastanın kendi tümör hücrelerine göre tasarlanan kişiselleştirilmiş mRNA kanser aşılarına bırakıyor.

Çalışma Prensibi: Hastanın tümör dokusu dizilenerek benzersiz mutasyonlar ve proteinler tespit ediliyor.

Bağışıklık Eğitimi: Tespit edilen bu işaretlere özel üretilen mRNA aşısı, hastanın kendi bağışıklık sistemine kanserli hücreleri bulup yok etmeyi öğretiyor.

Klinik Başarı: Güney Karolina'da gerçekleştirilen güncel bir melanom (cilt kanseri) klinik denemesinde, bu kişiselleştirilmiş aşıyı immünoterapi ile birlikte alan hastaların ölüm veya hastalığın nüksetme riskinde yüzde 40 ila yüzde 50 oranında azalma gözlendi.

İlaç keşif süreçlerinde ise Kuantum Simülasyonları devreye giriyor. Klinik denemelere giren her 10 ilaçtan 9'unun başarısız olduğu ilaç sektöründe, kuantum bilgisayarlar moleküllerin atomik seviyedeki davranışlarını simüle ederek milyarlarca kombinasyonu önceden test edebiliyor. IBM ve Moderna ortaklığında yürütülen protein katlanması simülasyonları, yeni ilaçların laboratuvar süreçlerini yıllardan günlere indirmeyi başardı.


İklim ve enerji: Elektriksiz soğutma ve çevre temizliği


2026 yılı küresel sıcaklık rekorlarıyla mücadele ederken, teknoloji dünyası enerji tüketmeyen alternatif çözümlere odaklanıyor. Pasif radyatif soğutma malzemeleri, üzerlerine gelen güneş ışığını doğrudan atmosferin dışına, uzay boşluğuna geri yansıtarak binaların hiç elektrik harcamadan serin kalmasını sağlıyor.

Enerji ve çevre başlıklarında öne çıkan diğer kritik teknolojiler ise şu şekilde devrim yaratıyor:

Doğrudan Lityum Çıkarımı (DLE): Geleneksel buharlaştırma havuzları yerine, tuz düzlüklerinden birkaç saat içinde batarya kalitesinde lityum üreterek elektrikli araç devrimini hızlandırıyor.

PFAS İmhası: Doğada asla yok olmadığı için "sonsuz kimyasallar" olarak bilinen PFAS maddelerini zararsız bileşenlere ayırarak içme sularını temizliyor.

Hassas Fermentasyon: Genetik olarak programlanmış mikroplar yardımıyla, hayvancılığa ihtiyaç duymadan tanklarda gıda bileşenleri ve ilaç ham maddeleri üretiyor.


Siber güvenlikte yeni çağ: Kafes Tabanlı Kriptografi


Yapay zeka ve kuantum bilgisayarların işlem gücü arttıkça, mevcut internet şifreleme yöntemlerinin siber korsanlar tarafından kırılma riski de büyüyor. WEF raporu, gelecekteki kuantum saldırılarına karşı dijital dünyayı koruyacak olan Kafes Tabanlı Kriptografi (Lattice-based cryptography) teknolojisini yılın en stratejik güvenlik hamlesi olarak ilan etti.

Verileri karmakarışık geometrik kafes yapıları içine gizleyen ve sistemin içine yapay "gürültüler" ekleyen bu yeni nesil matematiksel şifreleme, hem klasik hem de kuantum bilgisayarlarla yapılacak siber saldırıları imkansız hale getiriyor. Teknoloji halihazırda Apple'ın iMessage gibi küresel platformlarında aktif olarak kullanılmaya başlanmış durumda.


"Yazılımdan fiziksel dünyaya geçiş"


Frontiers Baş Editörü Frederick Fenter, bu yılki listeyi değerlendirirken yapay zekanın itici güç olmaya devam ettiğini ancak en büyük etkinin artık yazılım dünyasından fiziksel dünyaya (fabrikalara, hastanelere ve enerji şebekelerine) geçtiğini vurguluyor. 2026 yılı, insanlığın gıda güvensizliği, iklim değişikliği ve tedavisi olmayan hastalıklar karşısında teknolojiyi en somut şekilde sahaya sürdüğü yıl olarak tarihe geçmeye aday görünüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi

24.06.2026 13:27:00
AA
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
 Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye, bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır" dedi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 81 ilin yanı sıra, Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milleti başarıyla temsil eden bütün vatandaşlara selamlarını gönderdi.

"Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı, sevgilerimi yolluyorum." diyen Erdoğan, grup toplantısını her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştirdiklerini söyledi.

"Partimizi yeni katılımlarla büyütmeye devam edeceğiz"
Kelimelerin tarif etmekte yetersiz kaldığı içten sevdaları dolayısıyla katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün bir kez daha AK Parti'nin millete hizmet davasını omuzlayan tüm yol ve dava arkadaşlarıma, partimize, hareketimize yaptıkları katkılardan dolayı şükranlarımı sunuyor, Cenabıallah'a şahsıma böyle bir teşkilatla Türkiye'ye hizmet etme bahtiyarlığı bahşettiği için hamdediyorum. Kavganın, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde, kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz, devam edeceğiz."

Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi

Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi

24.06.2026 11:34:00
Haber Merkezi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de korkutan deprem: İstanbul'da da hissedildi
Düzce'de 3.2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem İstanbul'da da hissedildi.
AFAD verilerine göre, Düzce'de 3.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi.
Deprem saat 08.46'da meydana gelirken sarsıntı 11,32 kilometre derinlikte gerçekleşti.
Deprem Sakarya ve İstanbul'da da hissedildi.

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı

Türkiye'ye göç edenlerin sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak, 393 bin 829 kişi oldu

24.06.2026 11:15:00
AA
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te yüzde 25,2 arttı
Türkiye İstatistik Kurumu, 2025 yılına ilişkin "uluslararası göç istatistikleri"ni yayımladı.

Buna göre, Türkiye'ye göç edenlerin sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 25,2 artarak 393 bin 829 kişi oldu. Bunların yüzde 56,6'sını erkekler, yüzde 43,4'ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye'ye yurt dışından gelen nüfusun 91 bin 952'sini Türk vatandaşları, 301 bin 877'sini ise yabancı uyruklu nüfus olarak belirlendi.

Türkiye'den yurt dışına göç eden kişi sayısı ise geçen yıl 2024'e göre yüzde 5 azalarak, 403 bin 216 olarak kayıtlara geçti. Bu nüfusun yüzde 55,3'ünü erkekler, yüzde 44,7'sini ise kadınlardan oluştu. Türkiye'den yurt dışına giden nüfusun 155 bin 119'unu Türk vatandaşları, 248 bin 97'sini ise yabancı uyruklu olduğu görüldü.

Türkiye'ye 2025'te göç edenler yaş grubuna göre incelendiğinde, ilk sırada yüzde 16,3 ile 20-24 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,7 ile 25-29 ve yüzde 11,5 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye'den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 14,3 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 12,5 ile 20-24 ve yüzde 12 ile 30-34 yaş grubu takip etti.

En fazla göçü İstanbul aldı
Türkiye'ye 2025 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 42,2 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul'u yüzde 9,1 ile Antalya, yüzde 6,7 ile Ankara, yüzde 3,1 ile İzmir ve yüzde 2,9 ile Bursa takip etti.

Türkiye'den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 35,4 ile İstanbul en fazla göç veren il olarak kayıtlara geçti. İstanbul'u yüzde 8,7 ile Ankara, yüzde 6,5 ile Antalya, yüzde 4,3 ile Mersin ve yüzde 3,7 ile İzmir izledi.

En çok Türkmenistan'dan göç alındı
Ülkeye 2025'te gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı, yüzde 23,4 ile Türkmenistan vatandaşları aldı. Bu ülkeyi yüzde 8,3 ile Azerbaycan, yüzde 6,9 ile Özbekistan, yüzde 6,1 ile Mısır ve yüzde 5,8 ile Afganistan vatandaşları takip etti.

Türkiye'den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 15,7 ile Irak vatandaşları aldı. Bunu yüzde 11,2 ile Afganistan, yüzde 7,6 ile Rusya Federasyonu, yüzde 6,3 ile İran ve yüzde 5,7 ile Türkmenistan vatandaşları izledi.

Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi'ndeki Grand Kartal Otel'de 21 Ocak 2025'te çıkan yangında yakınlarını kaybedenler, Bolu Adliyesi önünde açıklama yaptı

23.06.2026 17:00:00
AA
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı
Kartalkaya'daki otel yangınında yakınlarını kaybedenler adliye önünde açıklama yaptı

Adliye önünde pankart açan aileler adına konuşan, olayda 8 yakınını kaybeden avukat Yüksel Gültekin, yangının üzerinden 17 ay 2 gün geçtiğini belirtti.

"Davada birinci derece kusurlu gösterilen Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeliyle ilgili maalesef bugüne kadar herhangi bir hukuki gelişme olmadı." diyen Gültekin, 40 yıllık avukat olarak ilgili personel hakkında iddianame düzenlenmemesini izah edemediğini söyledi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e kurulan komisyonla aydınlatılan cinayetler dolayısıyla bir vatandaş olarak teşekkür ettiğini belirten Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ayrıca 'Suç işleyen herkes yakasından tutulacak ve yargı önüne çıkarılacak.' sözünü de önemsiyorum ve güven duyuyorum. Sayın Adalet Bakanım, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 1. derece kusurlu olduğunu tespit etti. Netice itibarıyla Turizm Bakanı yargılama müsaadesi vermedi, buna rağmen Danıştay bu kararı kaldırarak, 'Yargılanmalılar, hesap vermeliler.' dedi. Sayın Bakanım, sizden 78 canımız adına rica ediyorum. Gecikmeden, mümkünse bugün, değilse yarın bu dosyanın iddianamesinin düzenlenmesi için talimat verin. Aksi halde bu sürecin ilerlemeyeceğini düşünüyoruz."

Devletine ve milletine bağlı insanlar olduklarını vurgulayan Gültekin, "17 aydır sabırla bekliyoruz ancak bu duyarsızlık karşısında sabrımız tükenmiştir. Savcılığa gidiyoruz, 'Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı personeli bekleniyor.' deniyor. Diğerlerinde beklenmezken burada neden bekleniyor'" ifadelerini kullandı.

Gültekin, ailelerin 17 ay 2 gündür uyumadıklarını dile getirerek, "Nefesimiz yettiği sürece bu davanın takipçisi olacağız. Evlatlarıma her gün söz veriyorum ve sözümü tutacağım. Bu olayda zerre kadar ihmali olan herkes yargı önüne çıkacak ve hesap verecek. Biz davamızdan vazgeçmeyiz." dedi.

"Gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır"

Yangında kardeşi ve iki yeğenini kaybeden Çiğdem Sarıtaş da "Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlileri hakkında soruşturma izni verilmiş olmasına rağmen neden hala iddianame hazırlanmadığını" sordu.

Sarıtaş, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlilerinin Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Aynı bilirkişi raporlarında aynı derecede sorumlu gösterilen bakanlık görevlileri için hukuk neden aynı şekilde işletilmemektedir' Bizim talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir. İl Özel İdaresi ve Belediye görevlileri için işletilen hukuk, Bakanlık görevlileri için de işletilmelidir. Birinci dosyada esas alınan sorumluluk tespitleri doğrultusunda Bakanlık görevlileri hakkında gecikmeksizin iddianame hazırlanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı görevlileri hakkındaki soruşturma izinleri derhal tamamlanmalıdır."

Sarıtaş, Bakanlık yetkililerinin önceki dosyayla paralel şekilde Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmalarının sağlanması gerektiğini söyledi. 

Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor

Özel sektörde çalışan eğitim emekçileri ile mülakat mağduru öğretmenlerin taban maaş, iş güvencesi ve atama hakkı talebiyle Ankara'da başlattığı süresiz açlık grevi eylemi kararlılıkla devam ediyor. Polis müdahalelerine ve fenalaşan arkadaşlarına rağmen geri adım atmayan öğretmenler, Çalışma Bakanlığı ile randevu masası kurulana kadar Başkent'i terk etmeyeceklerini duyurdu

23.06.2026 14:50:00
Haber Merkezi
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Öğretmenlerin Ankara direnişi sürüyor
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında bir araya gelen eğitimciler ile mülakat mağdurlarının 14 Haziran'da Ankara'da başlattığı eylemler kapsamında yürütülen süresiz açlık grevi devam ediyor.

Sendika genel merkez binası önünde devam eden grev boyunca bazı öğretmenler kan şekerinin düşmesi ve halsizlik nedeniyle ambulansla hastaneye kaldırıldı. Tedavileri tamamlanan eğitimciler, "Hakkımızı almadan eve dönüş yok" diyerek grev alanına yeniden geri döndü.

Masada iki net talep var

Direnişteki öğretmenler, eylemlerinin temel çıkış noktasını oluşturan iki hayati konunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.

2014 yılında kaldırılan taban maaş hakkının geri getirilmesini isteyen özel okul ve kurs öğretmenleri, kamudaki meslektaşlarıyla eşit ücret hakkı ve asgari ücrete mahkûm edilmeyecekleri yasal bir düzenleme talep ediyor.

2025 KPSS'de yüksek puan almalarına rağmen mülakat komisyonlarının kararları nedeniyle atama hakları ellerinden alınan 1611 öğretmenin haklarının iade edilmesi de isteniyor.

Görüşmeler tıkandı, Bakanlık önünde müdahale

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından kendilerine geçen yıl sözü verilen "Özel Okul Öğretmenlerinin Çalışma Hayatı" başlıklı toplantının, işveren derneklerinin ikna edilememesi gerekçesiyle bir yıldır ertelendiğini açıkladı.

Öğretmenlerin taleplerini iletmek ve muhatap bulabilmek amacıyla Çalışma Bakanlığı önüne yaptığı yürüyüş ve oturma eylemine ise emniyet güçleri sert müdahalede bulundu. Çıkan arbedede çok sayıda sendika üyesi ve destekçi eğitimci ters kelepçe yöntemiyle gözaltına alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Ülke genelinden destek yağıyor

Ankara'daki açlık grevi sürerken eyleme destek sesleri dalga dalga büyüyor. Eğitim-Sen ve Eğitim-İş sendikalarının yanı sıra İzmir, İstanbul, Bursa ve Mersin gibi pek çok şehirde öğretmenler sokağa çıkarak Ankara'daki meslektaşlarına yönelik polis müdahalelerini protesto etti. Siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları da yayımladıkları mesajlarla öğretmenlerin insanca yaşam ücreti ve iş güvencesi taleplerinin derhal yasalaştırılması çağrısında bulunuyor.

Öte yandan bugün, muhalefet milletvekillerinin mülakat mağdurları ve özel sektör öğretmenlerinin sorunlarını görüşmek üzere TBMM Milli Eğitim Komisyonu'nu olağanüstü toplama talebi resmen reddedildi. Komisyon Başkanı Ayşen Gürcan, içtüzük gereği komisyonların önlerinde havale edilmiş bir kanun teklifi olmadan toplanamayacağını gerekçe göstererek talebi geri çevirdi.

Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu tarafından yapılan ortak deklarasyonda; mülakatların tamamen kaldırılacağı sözünün bizzat hükümet yetkilileri tarafından verildiği hatırlatıldı. Öğretmenler, "Söz tutmak bizim kültürümüzde namustur. Bizi 'Gidin, durulun' diyerek uyutamayacaksınız. Hakkımızı alana kadar Ankara'da sokaklarda kalmaya ve açlık grevine destek vermeye devam edeceğiz" mesajını yineledi.

Van'da kahreden kaza: 1 şehit

Van-Erciş kara yolunda meydana gelen trafik kazasında 1 jandarma personeli şehit oldu, 5 kişi yaralandı

23.06.2026 14:00:00 / Güncelleme: 23.06.2026 14:02:45
Haber Merkezi
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'da kahreden kaza: 1 şehit
Van'ın Erciş ilçesinde Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğu trafik kazasında 3'ü jandarma personeli 5 kişi yaralandı.

Van-Erciş kara yolunda sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DJA 494 plakalı hafif ticari araç, jandarma personelinin bulunduğu araca arkadan çarptı.

Çevredekilerin haber vermesi üzerine kaza yerine 112 Acil Sağlık, polis, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 3 jandarma personeli ile hafif ticari araçta bulunan 2 kişi, ambulanslarla Erciş Şehit Rıdvan Çevik Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.

Bir süre trafiğe kapanan yol, araçların kaldırılması ve incelemelerin tamamlanmasının ardından geçişlere açıldı.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kazada Jandarma Uzman Çavuş Samet Karabulut'un şehit olduğunu açıkladı.

Şehit olan jandarma personelinin Adana nüfusuna kayıtlı olduğu öğrenildi.

Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son


 
Adalar Belediyesinde rüşvet karşılığı ruhsat iddialarına ilişkin gözaltına alınan 35 şüpheli tutuklandı. Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat da tutuklanan isismler arasında yer alıyor. 

23.06.2026 10:42:00
AA
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son
 Adalar Belediyesi operasyonunda beklenen son

İstanbul'un Adalar Belediyesinde sit alanı statüsündeki yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verilip usulsüzlük yapıldığı iddiasına yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan 42 zanlıdan, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'i tutuklandı. Nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edilen 39 şüpheliden Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 35'inin tutuklanmasına, 4'ünün ise adli kontrol tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verildi.

Ne olmuştu?

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Adalar Belediye Başkanı Akpolat, Belediye Başkan Yardımcıları Hüseyin Yılmaz ve Fırat Durak'la ilgili birim amirleri ve personelinin doğal ve arkeolojik sit alanı statüsünde bulunan Adalar bölgesinde usulsüz yerlere rüşvet karşılığı ruhsat verdikleri belirtilmişti.

Dosyaya yansıyan delillere göre, belediye yetkilileri ile iş sahiplerinin rüşvet konusunda pazarlık yaptıkları, rüşvete konu paranın belediye yetkililerine veya belediye yetkilileriyle irtibatlı kişilere elden tesliminin sağlandığının anlaşıldığı aktarılan açıklamada, bu aşamada tespit edilen 40 eylemde 47 şüphelinin suça karıştığının tespit edildiği ifade edilmişti.

Delillerin ele geçirilmesi ve şüphelilerin yakalanması amacıyla 19 Haziran'da İstanbul ve 3 ilde 90 adrese eş zamanlı yapılan operasyonda, Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat'ın da aralarında bulunduğu 42 şüpheli gözaltına alınmıştı. Öte yandan, eski Adalar Meclis Üyesi olan müteahhit M.Ö'nün ikametinde yapılan aramada bulunan 258 bin dolar ve 13 bileziğe el konulmuştu.


logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.