Oval Ofis'te gerçekleşen "100 dakikalık" Başbakan Erdoğan- Bush görüşmesinin, her yönüyle Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt paşanın konuşmasının gölgesinde kaldığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu 100 dakikada nelerin konuşulduğu ve ne tür sözlerin verildiğine dair ayrıntılara tam anlamıyla vâkıf olmamakla birlikte, Bush-Erdoğan ortak basın açıklaması ve sonrasında Erdoğan-Gül basın açıklamasında söylenenlerden hareketle bazı çıkarımlar yapabiliriz.Öncelikle, yapılan görüşmenin ana eksenini, Türk kamuoyunun beklediği üzere PKK terörüyle mücadele, Irak'taki kırmızı çizgilerimiz ve Kıbrıs konuları oluşturmadı. Hatta, bu konuların görüşmede birkaç cümle dışında gündeme gelmediğini bile ifade edebiliriz.Bunun ötesinde, Bush'un, basın toplantısında ısrarla ve uzun bir süre Darfur meselesi üzerinde durması ve yapılan görüşmede bu konu üzerinde uzun uzun durulduğunu aktarması, yapılan görüşmenin, Türkiye'nin sorunları nokta-i nazarından pek de ciddiye alınmayacak bir lakaytlıkta cereyan ettiğine delalet edebilir. Öte yandan, Erdoğan'ın yapılan görüşmeye dair yaptığı açıklamalardaki "belirsiz" açıklamaları, elle tutulur, somut hiçbir konunun gündeme gelmediği intibaını da verdi. Bunları söylerken, özellikle İran ve Suriye konularında verilen söz ve taahhütleri istisna olarak bir kenarda tutuyoruz. Çünkü Başbakan Erdoğan'ın bu konuyla ilgili sorulara verdiği - daha doğrusu veremediği- cevaplar kafa karıştıracak cinsten.Bush'un, PKK konusunda hiçbir somut cümle kurmadığını ve hatta sadece Başbakanı dinlemekle yetindiğini, basın açıklamasında Kıbrıs gibi PKK konusunu da zikretmemiş olmasından rahatlıkla çıkarabiliriz. Erdoğan'ın da "şark kurnazlığı"na yatıp, açıklamalarında "terör", "küresel terör" gibi, ABD jargonlarına sarılıp, sonra da, "PKK ismini bilerek kullanmıyorum ki, reklamı olmasın" gibi ciddiyetten uzak bir bahaneye başvurması kafamızdaki soru işaretlerini çoğalttı.Bush'un, PKK konusunda hiçbir söz vermediği gibi, atanmış olan koordinatörle muhatap olunması yönünde bir tavır sergilendiğinden şüphe yok.Erdoğan'ın da, böyle vasat bir ortamda, Bush'un vücut diline yapışıp, "bakışlarından" kararlılığını okuması ve 3 Kasım sonrasında icazet için geldiği zaman ki, "kararlılıktan" bahsetmesi şüphelerimizdeki haklılığımızı bir kez daha teyit etmiş oldu. Çünkü Erdoğan'a göre, Bush o gün de çok samimi ve kararlıydı. Ama o günden bu yana Türkiye'de terörün "sıfır noktasından" nerelere yükseldiğini yaşayarak hep birlikte görüyoruz. Demek ki bundan sonrası için durum daha da vahim?Bush nokta-i nazarından bakacak olursak, bu görüşmenin tek bir hedefi vardı: İran ve Suriye operasyonlarına Türkiye'yi dahil etmek!Bu konuda Bush'un amacına ulaştığını, Erdoğan'ın yaptığı "neredeyse bütün konularda mutabık kaldık" açıklamasından çıkarabiliriz. Özellikle İran konusunda Bush, Erdoğan'ın açıklama ve"desteğinden" oldukça memnundu. Erdoğan'ın BOP sevdası ve İran, Suriye ve Lübnan'da gönüllü İsrail-ABD elçiliği misyonunu beklenenden fazla sahiplenmesi Bush'u ziyadesiyle memnun eden diğer gelişmelerdi.Mayıs 2007 öncesinde kendisi adına kritik bir önem taşıyan ve Erdoğan'ın koparabilmek için epey uğraştığı bu görüşme, bölgesel ilişkiler, Ortadoğu'daki yeni dengeler ve Türk dış politikası adına, verilen sözler bağlamında oldukça talihsizdi. PKK, Kuzey Irak ve Kıbrıs konularında eli boş dönen Başbakan, İran, Suriye ve Lübnan konularında verdiği sözlerin ağırlığının umarız farkındadır?
Alperen Polat / diğer yazıları
- Sadaka sosyalizmi / 17.04.2013
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012
- Namusumuza dokunan yanar / 14.04.2013
- MHP'nin misyonu / 26.03.2013
- Tarihe şahitlik ettim / 04.03.2013
- Teröre teslim olduk / 15.01.2013
- Atatürk’e sahip çıkana sahip çıkmak / 12.01.2013
- Talabani miadını doldurdu, sıradaki gelsin! / 21.12.2012
- Arınç misyonu / 20.12.2012
- 1962’den 2012’ye ‘satılık müttefik’ Türkiye! / 19.12.2012
- ‘NATO toprağı Türkiye’den dünya savaşının fitilini ateşlemek / 18.12.2012


























































